Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/16039
2025/200
3 Şubat 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16039
Karar No : 2025/200
DAVACI : ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların savunma hakkı tanınmadan ve disiplin soruşturması yapılmadan tesis edildiği, masumiyet karinesinin, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin, adil yargılanma hakkının, Anayasanın 19/2. ve 159/9. maddelerinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5/1. maddesinin ihlal edildiği, FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadığı ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'ne dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2016/58971, K:2022/730 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/260, K:2024/1326 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay 5. Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2016/58971, K:2022/730 sayılı kararıyla; " davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2024 tarihli ve E:2023/260,K:2024/1326 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 02/03/2022 tarih ve E:2016/58971, K:2022/730 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/260, K:2024/1326 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2016/58971, K:2022/730 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/260, K:2024/1326 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter derecede, kuvvette, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın 03/05/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2016/58971, K:2022/730 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/260, K:2024/1326 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2016/58971, K:2022/730 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/260, K:2024/1326 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/260, K:2024/1326 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter derecede, kuvvette, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 02/03/2022 tarih ve E:2016/58971, K:2022/730 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, tanık ifadelerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı,
Davacının kendi beyanı yönünden; davacının beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Asya Katılım Bankası hesabı yönünden; davacının Asya Katılım Bankası hesabına ilişkin dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının Asya Katılım Bankası hesabının açılması ve söz konusu hesapta FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönem de dahil olmak üzere ciddi bir hesap hareketliliğinin tespit edilmemiş olması karşısında, davacının yalnızca Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının bulunmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler yönünden; 05/07/2017 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince verilen 15/10/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacıyla ilgili sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
HTS raporundaki tespitler yönünden, davacıya ait HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında işlem yapılan veya ByLock kullanıcısı olan bir kısım kişilerle telefon görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Kız kardeşi S.A.'nın Bank Asya'da hesabının olduğuna ilişkin tespit yönünden, davacının kardeşine yönelik olan söz konusu iddianın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacı hakkındaki beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında verilen beraat kararı içeriğinde yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan diğer delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 15/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu kararların davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2016/58971, K:2022/730 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/260, K:2024/1326 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; ... sicil numarasıyla ve Cumhuriyet Savcısı unvanıyla görev yapan davacının, 2014-2016 yılları arasında Zile Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır.
Cumhuriyet Başsavcısı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan İ.C.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişlerince düzenlenen 16/03/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; “... 2014 yılı yaz kararnamesi ile Zile Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandım, burada yaklaşık 2 yıl görev yaptım. ... Cumhuriyet savcısı, B.U.T. hâkim olarak 2014 yılı yaz kararnamesi ile Zile Adliyesine atanmışlardı. Kendilerini öncesinde tanımam, Zile Adliyesine atandıktan sonra kendilerini tanıdım. 2 yıl süreyle Zile Adliyesinde birlikte çalıştım. ..., 2014 yılı HSYK seçimi döneminde seçim ile ilgili yorum yapmıyordu, sessiz kalıyordu. T.G., seçim döneminde bir gün Zile Komisyon Başkanı olup 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten çıkarılan M.G.'yi sabah saat 9 civarında arayıp, Zile'ye geleceğini söylemiş. Benim bu olaydan aynı gün saat 15 gibi haberim oldu. Bu haber üzerine adliyede bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcılarına T.G.'nin toplantısına katılmamaları gerektiğini söyledim. Özelikle Cumhuriyet savcılarını telefonla arayarak bizzat söyledim. ..., telefonla geri dönüş yaparak, M.G.'ye söz verdiğini ve bu nedenle toplantıya katılacağını söyledi. Bunun üzerine bundan haberdar olan T.G. beni telefonla arayarak adliyeye geleceğini söyledi, ben de vaktin geç olması nedeni ile adliyede toplantı yapılamayacağını söyledim. Onlar da Zile'de bulunan ... isimli işletmede toplantılarını gerçekleştirmişler. Yapılan toplantıya B.U.T., S.T., N.C., G.A., M.G., Y.Y. ile birlikte ... da katıldı. ..., seçim döneminde genellikle sessiz kalıyordu. Adliye ortamında da kendilerinde bylock tespit edilen M.G., N.C., ve Ö.Y. ile sürekli birlikte hareket ediyordu. Bağımsız görünümlü FETÖ adaylarını destekleyen tavırlar sergiliyordu. Şöyle ki, seçim çalışmaları döneminde HSYK Teftiş Kurulu Başkanı S.Y., Ankara Bölge Adliye Başsavcısı ve o dönemki Samsun Cumhuriyet Başsavcısı, Zile Adliyesine seçim çalışmaları kapsamında gelmişlerdi. Cumhuriyet savcılarına ziyarete geleceğimizi söyledim. Cumhuriyet savcılarının odalarını dolaştığımızda ... ile Ö.Y. bize tepki olarak odalarını düzensiz bir halde tutmuşlardı, gelen kişileri önemsememişlerdi ve hatta gelen kişiler bu duruma tepki göstermişlerdi. ...'dan YBP adaylarına oy vermesini istediğimizde genelde sessiz kalıyordu, bazen de düşüneceğini söylüyordu. Ancak yapılan seçimlerde ...'ın FETÖ adaylarına oy verdiğini değerlendirdik. Kendisi, FETÖ adaylarını destekleyen ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra meslekten ihraç edilen hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile samimi idi. Onlarla birlikte hareket ediyordu. İhraç edildikten sonra bana mektup yazarak, 2014 yılı HSYK seçimlerinde, 5 oy bağımsız görünümlü FETÖ adaylarına, 6 oy da YBP adaylarına oy verdiğini belirtmişti. ...” ;
Yargı mensubu olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan R.Y.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 22/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "... Ben B.U.T. ve ... ile birlikte Zile’de görev yapmıştım. Zile’de 2014 ile 2016 yılları arasında birlikte çalışmıştık. ... C.Savcısı olarak görev yapıyordu. Çalışmış olduğum süre zarfında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğuna dair somut bir bilgim yoktur. HSYK seçimleri döneminde Başsavcımız İ.C. Yargıda Birliği destekliyordu, ... bey bu süreçte Başsavcımıza yakın durmadı Başsavcımız da bunu dile getiriyordu. Bana bağımsızlara oy verelim ya da başkaca gruplara oy verelim şeklinde herhangi bir talebi olmadı. Benden oy istemedi. Ben ve arkadaşım Savcı Y.E. zaten Yargıda Birliği destekleyeceğimizi açıkça dile getirmiştik. Adliyede de Y.E. ve benim Yargıda Birlik Platformunu desteklediğimiz biliniyordu. B.U.T. adliyede Hakim olarak görev yapıyordu. FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı olduğuna dair somut bir bilgim yoktur ancak tam tarihini hatırlamamakla birlikte Savcı Y.E., ben ve B.T.T.’nin lojmanın lokalinde olduğumuz bir günde Y.A. ve ben paralel yapıdan bahsederken kendisi Y. ve bana hitaben “paralel deyip durmayın” demişti. Seçim sürecinde de Başsavcımız İ.C.'ye yakın durmadı. B.U.T.de seçim sürecinde benden herhangi bir gruba oy istemedi. Başsavcımız İ.C. seçim sürecinde samimiyetle ve özveriyle Yargıda Birlik Platformu lehine açıkça oy istemişti ve adliyedekilere de bu hususu dile getirdi. Ben ve Y. bey’de açıkça desteğimizi herkese söylemiştik. ...”;
Yargı mensubu olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan Y.E.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 13/04/2018 tarihli tanık ifade tutanağında "... Ben 2013 yılı yaz kararnamesi ile gelip 2016 yılı yaz kararnamesi ile ayrıldığım tarihe kadar Tokat İli Zile İlçesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptım. Bu süre içerisinde aynı yerde hâkim olarak görev yapan B.T.T. ve Cumhuriyet Savcısı ...'ın Zile’ye geldikleri 2014 yılı yaz kararnamesi ile ayrıldıkları 2016 yılı yaz kararnamesine kadar adı geçenlerle birlikte aynı yerde görev yapmam nedeniyle kendilerini tanıma fırsatım oldu. 2016 yılı yaz kararnamesinde her üçümüz de tayin gördüğümüz için ben tayinen Nevşehir Cumhuriyet Savcılığına Hâkim B.T.T. Van Hâkimliğine, Cumhuriyet Savcısı ... da Amasya Cumhuriyet Savcılığına tayin olmamız nedeniyle Zile’deki görevlerimizden ayrılmış olduk. Yukarıda belirttiğim gibi Birlikte görev yaptığımız süre zarfında Cumhuriyet Savcısı ... 2014 yılı yaz kararnamesi ile Tokat ili Zile İlçesine Cumhuriyet Savcısı olarak atanmıştı. Kendisi ilk geldiğinde Zile Cumhuriyet Başsavcısı İ.C. tarafından adı geçene HSK seçimlerinde ne düşündüğünü hangi adayları destekleyeceğini sorduğunda o da "adaylar belli oldu mu" şeklinde cevap vererek soruyu geçiştirmişti. Cumhuriyet Savcısı ... ilerleyen süreçte HSK seçimleri boyunca sessizliğini korudu. Ben ve Cumhuriyet Savcısı R.Y. açıkça Yargıda Birlik Derneği Adaylarını destekleyeceğimizi açık açık söylediğimiz halde birlikte görev yaptığımız Cumhuriyet Savcısı ... bu konuda herhangi bir şekilde yorum yapmaksızın hep sessiz kalıyordu. Ayrıca o dönem açık şekilde HSK seçimleri için FETÖ’nün adaylarına oy toplayan ve bizden de bu adaylara oy isteyen Zile önceki Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı M.G.'den bizler uzak durmaya çalışırken, Cumhuriyet Savcısı ... ise Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı M.G.'nin yanında olmaktan, sık sık onun odasına gidip gelmekten imtina etmezdi. Yine o dönem her ortamda hükümeti eleştirmekten geri durmayan ve daha sonra ByLock kullanıcısı olduğunu öğrendiğim Cumhuriyet Savcısı Ö.Y. ile de Cumhuriyet Savcısı ...'ın çok sıkı muhabbet içerisinde olduğunu, lojmandan adliyeye sık sık birlikte gelip gittiklerini görüyordum. HSK seçimleri öncesinde FETÖ örgütünün adaylarından olan T.G.'nin Zile’de düzenlemiş olduğu seçim kampanyasına ilişkin yemeğe Cumhuriyet Savcısı ...'nın da katılacağını kendi aralarında yapmış olduğu konuşmalardan duydum. Ancak bu yemeğe kendim bizzat katılmadığım için Cumhuriyet Savcısı ...'ın da bahsi geçen yemeğe fiilen katılıp katılmadığını bilmiyorum. Son olarak bu konuda söylemek istediğim husus Cumhuriyet Savcısı ..., Zile önceki Cumhuriyet Başsavcısı İ.C.'nin bütün uyarı, ısrar ve uğraşlarına rağmen Yargıda Birlik Derneği yanında yer almamıştır. HSK seçimlerinin ardından Cumhuriyet Savcısı ...'ın çevrede "ben oylarımı ikiye böldüm, bir kısmını bağımsızlara verdim, bir kısmını da Yargıda Birlik Derneği adaylarına verdim" şeklinde söylemlerde bulunduğunu hatırlıyorum. Bana sorulan Zile önceki Cumhuriyet Savcısı ...'a ilişkin olarak gerek FETÖ/PDY terör örgütünü ve liderini övdüğüne ve gerekse bu örgüte yakın HSYK adaylarına oy topladığına ilişkin herhangi bir bilgim, görgüm ve duyumum yoktur..." ,
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan F.G. isimli şahsın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 12/12/2016 tarihli dilekçesinde davacı ile ilgili olarak; "... Üniversite sonunda Ankara Hukuk Fakültesini kazandım. O tarihte yaşım küçük olduğundan (16 yaş) ve daha önce Ankara'ya hiç gitmediğimden kayıt için babamla beraber gittik. .... Okul kaydını yaptırıp kampüsten çıktığımızda özel yurt tanıtımı yapan ve broşür dağıtanlar vardı. ... Bize yurdun tanıtımını yaptılar önce, daha sonra da biraz konuştuktan sonra istersek öğrenci evlerinin de olduğunu, daha uygun fiyata orada da kalabileceğimi, hem okula daha yakın ve aynı okula gidenlerle kalabileceğim için derslere de yardım edebileceklerini söylemeleri üzerine babam bir görelim kafamıza yatmazsa yine yurda kaydını yaptırırız dedi. ... Ben de gerek ataerkil bir toplumda yetişmiş olmam nedeniyle babama karşı gelemeyeceğimden hem de 7 yıl boyunca yatılı yurtta kalmam nedeniyle yurt hayatından bıktığımdan tamam dedim. Ancak bu tarihe kadar ne ben ne de babam kalacağım bu evin Fetullah Gülen cemaatine ait bir ev olduğunu bilmiyorduk. ... Tarihini hatırlamadığım bir zamanda o evden başka eve gönderdiler o şekilde 3-4 tane ev değiştirdim. ... Cebecide birçok evleri vardı. Ancak ben hepsini bilmiyorum. ... Dikimevi metrosu karşısında da önceki anlattıklarım dışında bir ev daha vardı. Bu evde de daha sonra aynı yerde çalıştığım A.P. kalıyordu. Kimin nerde kaldığını tam olarak hatırlamıyorum. Zira sık sık kaldığım yerler değiştiriliyordu. Ama biraz sonra sayacaklarımın tümü bu evlerde kaldı. Bunlar M.Ş., M.G., ......, H.G., soyisimlerini hatırlayamadığım Elazığlı İ., kısa boylu kel kafalı N. isimli biri..."
Aynı şahsın davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında talimat yoluyla alınan ifadesinde; Ben 2001-2005 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okumuştum. Sanık da aynı okulda eğitim görmekte idi. Ben üniversite okuduğum dönem içerisinde bu yapıya ait evlerde bir süre kalmıştım. Sanığın da aynı benim gibi bir süre bu evlerde kaldığını sonrasında ayrılarak kendisi eve çıktığını biliyorum. Benim sanıkla ilgili başka bir bilgim yoktur. Fetö/Pdy terör örgütü ile iltisaklı olabilecek başkaca bir davranışına şahit olmadım." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Temyize konu Daire kararındaki tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde 2014 HSK seçimleri öncesinde adliyede hakim ve savcılar arasında bir ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı; FETÖ'nün adaylarından T.G.'nin davacının görev yaptığı Zile ilçesinde seçim çalışması kapsamında yaptığı toplantıya Zile Cumhuriyet Başsavcısı İ.C. tarafından toplantıya katılmaması yönünde uyarılmasına rağmen, FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı diğer hakim ve savcılar ile toplantıya katıldığı anlaşılmaktadır.
Tanık beyanlarından ve davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden; tanıklar ile davacının aynı tarihlerde (ve 2014 HSK seçimleri döneminde) Zile Adliyesinde görev yaptıkları, davacı hakkındaki beyanlarının da birbirini destekler mahiyette ve örgütün yoğun propaganda çalışması yaptığı 2014 HSK seçimlerine ilişkin olduğu görülmüştür.
Öte yandan davacı tarafından, Amasya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli sorgulama tutanağında örgüte ait dershaneye gittiği, 2013 yılında Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.'de ev kredisi kullandığı, aynı bankadan bireysel emeklilik başlattığı, HS(Y)K seçimlerinde örgüt adaylarına da oy verdiği ve organizasyonlara katıldığına yönelik; savunmaya cevap ve temyize cevap dilekçelerinde ise üniversite öğrencisi iken 2002 yılında geçici olarak bütünleme sınavlarına katılacağı dönemde örgüt evlerinde kaldığı, dokuz tane bütünleme dersine kalması
nedeniyle böyle bir zaruretin oluştuğuna yönelik beyanlarda bulunulmuştur.
Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. İflas İdaresinin 28/12/2021 tarihli yazısı ve ekinin incelenmesinden; davacının Asya Katılım Bankası A.Ş.'de ... müşteri numarası ile hesabının olduğunun belirtildiği, söz konusu cevabın eki CD içeriğindeki bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının 2014 yılında anılan bankada hesap açtığı ve ödemelerini bu banka üzerinden yaptığı, aktif kredi kartı kullanımının bulunduğu görülmüştür.
Davacıya ait dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen 05/07/2017 tarihli Bilirkişi Raporunda; davacıya ait cep telefonu imajı üzerinde yapılan teknik çalışmalarda; www.samanyoluhaber.com, www.bankasya.com.tr isimli internet siteleri ile ASYABES, ASYAMOBİL isimli uygulamalara ve Bank Asya'ya ait bireysel emeklilik hesabına erişim sağlandığı, Bank Asya'dan SMS alındığı ve "KakaoTalk" ile ilgili bilgiye rastlandığı belirtilmiştir.
Davacının kız kardeşi S.A.'nın 2014 yılı sonrasında FETÖ/PDY 'ye müzahir Bank Asya 'da hesap açtığına ilişkin tespit olduğu görülmüştür.
... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ..." sanığın 17-25 Aralık sürecinden önce örgüte müzahir dershanede 1 yıl eğitim görmek, üniversite öğrencisi iken örgüte ait evlerde kalmak, örgüt propagandası yapan sitelere erişim sağlamak şeklindeki eylemlerinin sempati ve iltisak boyutunu aşmayan davranışlar olduğu" yönünde tespitlere yer verildiği görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli olmadığı şeklinde yorumlanmış ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen başta tanık ifadesi ve kendi beyanı ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
...Sonuç olarak
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/260, K:2024/1326 sayılı bozma kararında; tanık ifadelerinde 2014 HSK seçimleri öncesinde adliyede hakim ve savcılar arasında bir ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı; FETÖ'nün adaylarından T.G.'nin davacının görev yaptığı Zile ilçesinde seçim çalışması kapsamında yaptığı toplantıya Zile Cumhuriyet Başsavcısı İ.C. tarafından toplantıya katılmaması yönünde uyarılmasına rağmen, FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı diğer hakim ve savcılar ile toplantıya katıldığı, davacının Amasya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli sorgulama tutanağında örgüte ait dershaneye gittiği, 2013 yılında Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.'de ev kredisi kullandığı, aynı bankadan bireysel emeklilik başlattığı, HS(Y)K seçimlerinde örgüt adaylarına da oy verdiği ve organizasyonlara katıldığına yönelik; savunmaya cevap ve temyize cevap dilekçelerinde ise üniversite öğrencisi iken 2002 yılında geçici olarak bütünleme sınavlarına katılacağı dönemde örgüt evlerinde kaldığı, dokuz tane bütünleme dersine kalması
nedeniyle böyle bir zaruretin oluştuğuna yönelik beyanları, Asya Katılım Bankası A.Ş.'de ... müşteri numarası ile hesabının olduğu, 2014 yılında bankada hesap açtığı ve ödemelerini bu banka üzerinden yaptığı, aktif kredi kartı kullanımının bulunduğu, davacıya ait cep telefonu imajı üzerinde, www.samanyoluhaber.com, www.bankasya.com.tr isimli internet siteleri ile ASYABES, ASYAMOBİL isimli uygulamalara ve Bank Asya'ya ait bireysel emeklilik hesabına erişim sağlandığı, Bank Asya'dan SMS alındığı ve "KakaoTalk" ile ilgili bilgiye rastlandığı, davacının kız kardeşi S.A.'nın 2014 yılı sonrasında FETÖ/PDY 'ye müzahir Bank Asya 'da hesap açtığına ilişkin tespit olduğu, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ..." sanığın 17-25 Aralık sürecinden önce örgüte müzahir dershanede 1 yıl eğitim görmek, üniversite öğrencisi iken örgüte ait evlerde kalmak, örgüt propagandası yapan sitelere erişim sağlamak şeklindeki eylemlerinin sempati ve iltisak boyutunu aşmayan davranışlar olduğu" yönünde tespitlere yer verildiği yolundaki hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan posta giderinden ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.