SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/16037

Karar No

2024/22999

Karar Tarihi

30 Aralık 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/16037 E. , 2024/22999 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16037
Karar No : 2024/22999

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlarda FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibatına dair somut gerekçe, tespit ve eyleme yer verilmediği, meslekten çıkarma kararı tesis edilirken disiplin hukukuna ilişkin yöntemlerin hiçbirisine uyulmadığı, delil sunma ve savunma hakkı tanınmadığı, orantılılık ve ölçülülük ilkesinin, adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği, disiplin soruşturması yapılmadan meslekten çıkarılmasına karar verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, Anayasa'ya ve 2802 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, adil yargılanma hakkının, cezaların kanuniliği ilkesinin ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiği, anılan örgüt ile hiçbir bağının bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/02/2022 tarih ve E:2017/5868, K:2022/594 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2024 tarih ve E:2023/4, K:2024/812 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali ile bu işlemler nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının kabulü, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen 21/02/2022 tarih ve E:2017/5868, K:2022/594 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2024 tarih ve E:2023/4, K:2024/812 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 21/02/2022 tarih ve E:2017/5868, K:2022/594 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2024 tarih ve E:2023/4, K:2024/812 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 21/02/2022 tarih ve E:2017/5868, K:2022/594 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2024 tarih ve E:2023/4, K:2024/812 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:

1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 21/02/2022 tarih ve E:2017/5868, K:2022/594 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2024 tarih ve E:2023/4, K:2024/812 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.

2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2024 tarih ve E:2023/4, K:2024/812 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve yüklenen suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.

Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 21/02/2022 tarih ve E:2017/5868, K:2022/594 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanıkların davacının FETÖ ile irtibatına dair somut olarak ortaya konulan herhangi bir beyanlarının olmadığının, bir kısım ifadelerin ise duyuma dayalı olduğunun görüldüğü, diğer taraftan tanık M.K.'nın davacının Kurul seçimlerinde FETÖ adayını Kayseri adliyesinde oda oda gezdirdiği şeklindeki beyanını destekler mahiyette aynı adliyede görevli hakim ve savcı beyanı bulunmadığı, tanığın kendisine ceza yargılaması sırasında ulaşılamadığı ve dönemin Kayseri Cumhuriyet Başsavcısı olan O.U.'nun davacının Kurul seçimlerinde herhangi bir fikir beyan etmediği şeklindeki beyanı ile birlikte değerlendirildiğinde; anılan tanık beyanının itibar edilebilir nitelikte görülmediği, netice itibarıyla FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısını ortaya koyacak nitelikte bulunmadığı anlaşılan tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,

Davacının çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesi yönünden, 2008-2012 yılları arasında davacının eğitim saiki dışında örgütsel tavır ve destek amacıyla çocuğunu örgüte müzahir okula gönderdiği yönünde davalı idarece dosyaya sunulmuş bir tespitin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
HTS Raporu yönünden, davacının cep telefonuna ait HTS kayıtlarında belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın yalnızca haklarında FETÖ/PDY terör örgütüyle ilgili soruşturma yürütülen kişilerle görüşmelerinin bulunması hususunun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Ankesörlü/Sabit Hat Telefon Görüşmesi Kaydı yönünden, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan ve İdare tarafından 27/11/2020 tarihli savcı düşüncesine cevap dilekçesi ekinde sunulan Rapor ile Dairelerinin ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 27/10/2021 tarihli cevap birlikte değerlendirildiğinde; davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının iki farklı tarihte iki farklı ankesör/sabit hattan aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, karar verilen tarih itibariyle Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak veya irtibatı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen şikayet dilekçelerinde ileri sürülen davacının FETÖ/PDY silahlı silahlı terör örgütü üyesi olduğu yönündeki iddiaların dışındaki diğer iddialara dair şikayetlerin işleme konulmamasına, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu yönündeki iddiaya ilişkin kısmın Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği, ancak belirtilen bu hususa ilişkin olarak ise davacı hakkında herhangi bir işlem yapıldığına dair dava dosyasına bilgi ve belge sunulmadığından söz konusu şikayetlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:2017/5868 sayılı dosyada yapılan 27/09/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın davacının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 21/02/2022 tarih ve E:2017/5868, K:2022/594 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2024 tarih ve E:2023/4, K:2024/812 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; 35056 sicil numarasıyla ve Cumhuriyet Savcısı unvanıyla görev yapan davacının, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve ... sayılı adli yargı kararnamesiyle Kırıkkale Cumhuriyet Savcılığından Kayseri Cumhuriyet Savcılığına atandığı ve 02/07/2012-29/11/2016 tarihleri arasında Kayseri Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır.
Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan D.B.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 17/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "... L.K.'ın eşi ... Kayseri Cumhuriyet Savcısı idi. Fetöcü olduğu çok açık olan kimselerle, örneğin Avukat E.H. ile diyalogu vardı. Hatta Fetöcülerle birlikte kooperatif işleri vardı. Kırıkkale'den tayinen gelmişti. Oradan da Fetö ile irtibatı olduğu yönünde kanaat bildirilmişti. ...'ın Fetöcülerle bağlantısı biliniyordu. Hatta Y.A. Kayseri'ye gelince seçim çalışması kapsamında adliyede kendisini gezdirdiği de söylenmişti. Bu nedenle L.K.'ı eşinden dolayı ihraç edildiği yönünde bende kanaat oluşmuştu. Hatta adliyede görevli arkadaşların ekserisindeki kanaat bu yöndeydi. Eşi ...'ın bu duruşu nedeniyle HSK seçimleri zamanında oy istemek için L.K. ile görüşmedim. ";
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.K. isimli şahsa ait, Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/12/2016 tarihli sorgulama tutanağında;"3- İfadesine başvurulan M.K.'ya ait, Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağı; ''3- Kayseri Cumhuriyet Savcısı ... HSYK seçimleri esnasında soy ismini hatırlayamadığım eczacı Yaşar (lakabı) isminde fetöcülerin adayı olan şahsı Kayseri Adliyesinde oda oda gezdirip oy istemişti. Bu nedenle bu şahsın FETÖ cü olduğunu düşünüyorum.'" şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Danıştay Beşinci Dairesince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı olup olmadığının sorularak, var ise söz konusu kaydın tespitine ilişkin belge ve raporların gönderilmesinin istenilmesi yönünde yapılan 27/09/2021 tarihli ara kararına Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen 06/11/2021 tarihli cevabın incelenmesinden; davacının, O.K. isimli çocuğunu, 2008-2012 tarihleri arasında (23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki liste ile) kapatılan Özel Kızılırmak İlkokulu'na gönderdiği anlaşılmıştır.
Temyize konu kararda, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de; tanık D.B.'nin davacının FETÖ/PDY mensubu kişilerle bağlantısı olduğunun bilindiği ve 2014 HSK seçimlerinde sözde bağımsızların adayı olan Y.A.'yı seçim çalışması kapsamında adliyede gezdirdiğinin söylendiği yolundaki beyanları ile M.K.'nin davacının HSYK seçimleri esnasında eczacı Y. olarak anılan sözde bağımsızların adayı olan şahsı Adliyede oda oda gezdirip oy istediği yolundaki beyanlarının birbiriyle uyumlu olduğu ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
...Sonuç olarak
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir."
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2024 tarih ve E:2023/4, K:2024/812 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; üzere; davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık ifadeleri ile dosyadaki diğer bilgiler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun söz konusu bozma kararında belirtildiği üzere; dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususu, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelendiğinde, söz konusu müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği sonucuna varılmıştır.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve ... TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesine yönelik istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Davacının manevi tazminat isteminin de reddedilmesi nedeniyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/4 maddesi uyarınca ... TL vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
7\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim