SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/16034 E. 2024/20915 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/16034

Karar No

2024/20915

Karar Tarihi

11 Aralık 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/16034 E. , 2024/20915 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16034
Karar No : 2024/20915

DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve...ayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun...tarih ve... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların kanuniliği ve şahsiliği, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, hâkimlik teminatının ihlal edildiği, kararların tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararlarda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, dava konusu kararların dayanağı kanun hükmünde kararnamenin yasal süre içerisinde meclis onayına sunulmamış olması nedeniyle yok hükmünde olduğu ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/02/2022 tarih ve E:2017/8285, K:2022/522 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/255, K:2024/1328 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 16/02/2022 tarih ve E:2017/8285, K:2022/522 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/255, K:2024/1328 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 16/02/2022 tarih ve E:2017/8285, K:2022/522 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/255, K:2024/1328 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, yüzlerce asker, polis ve sivil vatandaşın şehit, binlercesinin de yaralanarak gazi olmasına neden olan bu hain darbe teşebbüsü Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ...tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, anılan beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile karar sonucunun "sanığın[davacının] üzerine atılı suçu işlemediği sabit olduğundan CMK'nın 223/2-b maddesince beraatine" şeklinde düzeltilmek suretiyle esastan reddine karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 16/02/2022 tarih ve E:2017/8285, K:2022/522 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/255, K:2024/1328 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:

1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 16/02/2022 tarih ve E:2017/8285, K:2022/522 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/255, K:2024/1328 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/255, K:2024/1328 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:2... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, anılan beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile karar sonucunun "sanığın[davacının] üzerine atılı suçu işlemediği sabit olduğundan CMK'nın 223/2-b maddesince beraatine" şeklinde düzeltilmek suretiyle esastan reddine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 16/02/2022 tarih ve E:2017/8285, K:2022/522 sayılı kararda;
Tanık beyanları yönünden, davacının FETÖ terör örgütüyle bağlantısına dair somut herhangi bir bilgiye yer verilmeyen tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
HTS kayıtları yönünden, davacının cep telefonuna ait HTS kayıtları, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında düzenlenen iddianamede yer alan tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock isimli programı kullanan kişilerle görüşmelerinin örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği somut verilerle ispatlanamadığından, bahse konu görüşmeler davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının adının geçtiği ByLock yazışması yönünden, davacının ad ve soyadının geçtiği ByLock yazışma içeriğinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, davacı hakkında düzenlenen iddianamede yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine giriş yaptığına ilişkin dijital kalıntılar bulunduğuna ilişkin tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, 29/09/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 29/11/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakına ve/veya irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve/veya irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının kardeşine yönelik tespitlerde ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında verilen beraat kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan diğer delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 29/09/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline ve davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

Dairemizin 16/02/2022 tarih ve E:2017/8285, K:2022/522 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/255, K:2024/1328 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; 150928 sicil numarasıyla ve Cumhuriyet Savcısı unvanıyla görev yapan davacının, 04/06/2013-20/06/2016 tarihleri arasında Adana Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır.
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan N.B.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 31/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "......'in 2014 yılı HSYK seçiminin yapıldığı akşam sandık başında oylar sayılırken kamera çekimi yapılsın diye şu an Adana Asliye Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yapan S.M.T ile kavga etme durumuna gelmişler. S.M.T., kamera çekimi yapılmasına karşı çıktığı için aralarında tartışma yaşanmış. Eşi Z.Y’nin seçimle alakalı YBP lehine oy vermesi için kendisiyle konuşanlara 'gidin kocamı ikna edin' dediğini bana ilettiler. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.Y.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 31/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "... Z.Y. ile bir kaç kez görüştüm. YBP adaylarının bir kısmına destek verebileceğini ancak eşi ...’in YBP adaylarına karşı ön yargılı olduğunu, onunla da konuşulup ikna edilmesini zira birlikte karar alacaklarını söyledi. ... 2014 yılı HSYK seçimlerinin olduğu gün seçim sonrasında oy tasnifi yapılırken ... ve eşi Z.Y. oradalardı. Seçim sonuçlarını takip ediyorlardı. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan F.Y.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 31/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "... 2014 yılı HSYK seçim günü oyların sayım işlemleri yapılacakken o dönem bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen ve daha sonrasında FETÖ/PDY irtibatları nedeni ile HSYK tarafından meslekten çıkarılmalarına karar verilen A.B. ve A.Ş. ile birlikteydi. Oyların sayımına geçileceği esnada bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen hakim ve Cumhuriyet savcılarından şu an hatırlayamadığım biri sayım işlemlerini kamera ila kayda alınması gerektiğini söyledi. Biz buna karşı çıktık. ..., orada kamera ile kayıt işlemi yapılmasını savunarak 'kameraya çekilmesi gerekir' şeklinde sözler söyledi. Adıyaman Cumhuriyet savcısı olup önceden Adana Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan T.G.'nin bana söylediğine göre, ..., Adana Cumhuriyet Savcısı olan M.Ç.'ye, 'ben, üç gün önce ihraç listelerinde olmadığımı öğrendim' şeklinde bir söz söylemiş. ...''
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.S.T.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 31/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "......, Adana Adliyesinde çalıştığı dönem içerisinde 2014 yılı HSYK seçim sürecinde bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen hakim ve Cumhuriyet savcıları ile gezerdi. 2014 yılı HSYK seçimleri öncesinde HSYK’dan gelen bürokratlar ile akşam bir yemek organizasyonu yapılmıştı. ... de bu yemeğe katıldı. Orada YBP ile alakalı bana 'YBP oluşumunun yanlış olduğunu, yargının içerisinde böyle bir yapılanmanın doğru olmadığını, yargının siyasetin güdümüne gireceğini' söyleyerek YBP’yi ağır şekilde eleştirmişti. Bu konuşmayı o esnada yanımda oturan o tarihte Adana Aile Mahkemesi hakimi olup halen Yargıtay üyesi olan E.Ş. de duymuştur. 2014 yılı HSYK seçimlerinin olduğu gün oyların sayım işleri esnasında o dönem bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen bir kısım hakim ve Cumhuriyet savcısı oy sayım işleminin kamera ile kaydedilmesini istedi. Bu talebe ben dahil birçok hakim ve Cumhuriyet savcısı karşı çıktık ve daha sonra da hatırladığım kadarı ile Ankara İl Seçim Kurulu tarafından alınan görüntü kaydı yapılamayacağına ilişkin karar elimize ulaşınca tartışma bitti. Bu tartışma esnasında ..., bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen hakim ve Cumhuriyet savcıları içerisinde yer alıyordu ve bize hitaben 'çekim yapılsa kime ne zararı olur' dedi. Aramızda tartışma yaşandı.”
Temyize konu Daire kararındaki tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde 2014 HSK seçimleri öncesinde adliyede hakim ve savcılar arasında bir ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı, tanıkların birbiri ile uyumlu ve somut tespitler içeren ifadelerinden anlaşılmaktadır.
Tanık beyanlarından ve davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden; tanıklar ile davacının aynı tarihlerde (ve 2014 HSK seçimleri döneminde) Adana Adliyesinde görev yaptıkları, davacı hakkındaki beyanlarının da birbirini destekler mahiyette ve örgütün yoğun propaganda çalışması yaptığı 2014 HSK seçimlerine ilişkin olduğu görülmüştür.
Öte yandan, davalı idarece dosyaya sunulan ... ID numaralı, kullanıcı adı 'numanduman' olan ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinin incelenmesinden; ... ID numaralı ByLock kullanıcısı tarafından ... ID numaralı ByLock kullanıcısına 20/11/2015 tarihinde saat 23:53:57'de gönderilen mesajda, "Bazı savcı arkadaşları kastederek açıkça defterlerini d[ü]rmek lâzım [lazım] diye konuşuyorlar. ismi gecen savcılar İ.A., M.F.T., ..., M.T." şeklinde yazışmanın yer aldığı anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında düzenlenen iddianamede; '...şüpheliden ele geçirilen Samsung marka cep telefonu imajı içerisinde 'Rotahaber Aktifhaber' gibi FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir haber sitelerine ait uygulamalarının yüklü olduğu, şüpheliden ele geçirilen Asus marka dizüstü bilgisayar içerisinden çıkarılan hard disk imajı içerisinde 'aktifhaber.com, rotahaber.com, taraf.com, zaman.com, bankasya.com' gibi örgüte müzahir internet haber siteleri ve finans kuruluşuna ait kalıntılara rastlanıldığı...' şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.
Davacının kardeşi R.K.'nin kamu görevinden çıkarıldığı ve anılan işleme karşı açılan davanın ... İdare Mahkemesi'nin E:...ve K:... sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve davanın temyiz aşamasında olduğu görülmüştür.
Her ne kadar davacı tarafından savunmaya cevap dilekçesi, ek beyan dilekçeleri ve temyize cevap dilekçesinde 2014 HS(Y)K seçimlerinde kamera ile çekim yapılması ile ilgili olarak tartışmaya karışmadığı, olaylarda ismi savcı ... olarak geçen kişinin daha önce meslekten ihraç edilen M.F.T. isimli bir cumhuriyet savcısı olduğu, isim benzerliği nedeniyle olaya kendi adının karıştığı iddia edilmiş ise de, dava dosyasında yer alan diğer deliller davacının fetö/pdy ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu hususunda yeterli görüldüğünden, davacının söz konusu iddiası dava konusu işlemleri sakatlar nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli olmadığı şeklinde yorumlanmış ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.

Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/06/2024 tarih ve E:2023/255, K:2024/1328 sayılı bozma kararında; dava dosyasında yer alan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim