SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/16031

Karar No

2025/2685

Karar Tarihi

3 Mart 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/16031 E. , 2025/2685 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16031
Karar No : 2025/2685

DAVACI : ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakına dair herhangi bir somut ve hukuki delil gösterilmediği, hiçbir gerekçeye yer verilmediği, hakkındaki isnadın açık, net ve ayrıntılı şekilde kendisine bildirilmediği, disiplin soruşturması yapılmadığı, savunma hakkı tanınmadığı, bireysel değerlendirme yapılmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, FETÖ/PDY örgütüne ait okullarda okumadığı, dershanelerine gitmediği, evlerinde ve yurtlarında kalmadığı, herhangi bir iletişim programını kullanmadığı, bankalarına hesap açtırmadığı, para yatırmadığı, herhangi bir vakıf, dernek vb. oluşumlarına üye olmadığı, 2014 yılı HSK seçim sürecinde örgüt lehine çalışma yapmadığı, gazete, dergi vs. medya organlarına üye ya da abone olmadığı, görevi süresince herhangi bir idari görevde bulunmadığı, yurt dışı görevi olmadığı, yurt dışı gezisine ve yabancı dil eğitimlerine katılmadığı, sosyal medya paylaşımının bulunmadığı, bu örgütle bağlantılı görülebilecek hiçbir davranışının olmadığı, dava konusu kararlar tesis edilirken FETÖ/PDY örgütü ile ne surette mensubiyetinin olduğunun belirtilmediği, dava konusu kararların gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2018/1795, K:2022/7167 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/05/2024 tarih ve E:2023/510, K:2024/1053 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemlerin iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/05/2024 tarih ve E:2023/510; K:2024/1053 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali ile bu işlemler nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının kabulü yolunda verilen 18/10/2022 tarih ve E:2018/1795, K:2022/7167 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/05/2024 tarih ve E:2023/510, K:2024/1053 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 18/10/2022 tarih ve E:2018/1795, K:2022/7167 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/05/2024 tarih ve E:2023/510, K:2024/1053 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf isteminin ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddine karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 18/10/2022 tarih ve E:2018/1795, K:2022/7167 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/05/2024 tarih ve E:2023/510, K:2024/1053 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 18/10/2022 tarih ve E:2018/1795, K:2022/7167 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/05/2024 tarih ve E:2023/510, K:2024/1053 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/05/2024 tarih ve E:2023/510, K:2024/1053 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 18/10/2022 tarih ve E:2018/1795, K:2022/7167 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığını, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğini, örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle görüştüğünü, birlikte hareket ettiğini ve örgütsel faaliyetlerde bulunduğunu ortaya koyacak nitelikte olmadığı anlaşılan tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı ve davacının eşi A.Y.'ye ait dijital materyallerin incelenmesi neticesinde düzenlenen 15/12/2017 tarihli bilirkişi raporu yönünden, söz konusu bilirkişi raporundaki tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
HTS Raporları yönünden, davacı ve davacının eşi A.Y. hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 21/12/2017 ve 09/04/2018 tarihli raporlarda, davacının cep telefonuna ait HTS kayıtlarında belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın yalnızca haklarında FETÖ/PDY terör örgütüyle ilgili soruşturma yürütülen kişilerle görüşmelerinin bulunması hususunun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili ihbar/şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu iddiasına yönelik şikayetlerin bulunduğu, H.K. isimli şahıs tarafından bila tarihli şikayeti üzerine, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu iddiasına yönelik şikayetin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine; diğer iddialara yönelik şikayet hakkında ise şikayetin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiğinin görüldüğü, soruşturma bilgisi yönünden ise; Dairemizce yapılan 03/11/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 08/02/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı dosyası kapsamında verilen soruşturma iznine istinaden Teftiş Kurulu Başkanlığınca tamamlanan soruşturma evrakının ikmalen Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesine gönderildiği, ... Daire tarafından da Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesine gönderilerek burada ... esasa kaydediliği ve halen Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca inceleme aşamasında olduğu, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma ve davacı hakkındaki ihbar/şikayet dilekçesi davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacı hakkında kamu davası açılmış olması, iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında kamu davası açılmış olmasının, iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacının eşi A.Y.'nin FETÖ/PDY Terör Örgütü ile iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ve Daireleri nezdinde açtığı dava dosyasında mevcut deliller yönünden, davacının eşi A.Y. hakkındaki tespitlerde ve A.Y.'nin açtığı Dairelerinin E:... sayısına kayıtlı dava dosyasına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği gibi, davacının eşi A.Y.'nin Dairelerinin E:... sayısına kayıtlı olarak açtığı davada da dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği anlaşıldığından, davacının eşi A.Y.'nin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyada yapılan 03/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulununn ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.

Dairemizin 18/10/2022 tarih ve E:2018/1795, K:2022/7167 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/05/2024 tarih ve E:2023/510, K:2024/1053 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan H.T.'ye ait HSK müfettişlerince düzenlenen 25/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "...FETÖ/PDY irtibatı nedeni ile HSYK tarafından meslekten çıkarılmalarına karar verilen ... ve A.Y.'yi Çanakkale Adliyesinin mülhakatı olan Ezine Adliyesinde 2014-2016 yılları arasında görev yapmış olmaları nedeni ile tanırım. 2014 yılı HSYK seçimlerinde tavırlarını net olarak belli etmemekle birlikte o dönem Ezine Adliyesinde kıdemli Cumhuriyet savcısı olan daha sonrasında FETÖ/PDY irtibatı nedeni ile meslekten çıkarılmasına karar verilen F.D.'nin gölgesi ve yönlendirmesi altında kaldıkları izlenimi vermekteydiler. Seçim dönemi F.D. ile birlikte hareket ettikleri intibaı edindik. Ancak ... ve A.Y., HSYK seçimlerinden önce odama gelerek bana 'Başsavcım biz devletimizin yanındayız, YBP adaylarını destekliyoruz.' demişlerdi. Zannedersem Bayramiç Adliyesinde çalışan hakim ve Cumhuriyet savcılarından, ... ve A.Y.'nin çalıştığı Ezine Adliyesinde, HSYK seçimlerinde bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarının tam olarak desteklendiği şeklinde sözler de duymuştum. Ancak bunun ne kadar doğru olduğunu bilemiyorum. 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden sonra A.Y. ile ilgili FETÖ/PDY bağlantılı olmayabileceğini, F.D. ile aralarının göründüğü gibi iyi olmadığını Ezine kaymakamı bana söylemişti. Ayrıca, 15 Temmuz günü A.Y.'nin, devletin yanında yer aldığını Ezin kaymakamından duymuştum. .... Benim bu konuda bütün bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir." şeklinde beyanlara yer verilmiştir.
Aynı şahsın, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında tanık olarak verdiği beyan; "Sanıkların (davacı ve davacının eşi A.Y.'nin) FETÖ/PDY üyesi olduklarına ilişkin her hangi bir söz veya davranışlarına şahit olmadıklarını, sanıkların (davacı ve davacının eşi A.Y.'nin) seçimden bir iki hafta önce makamına geldiklerini, Yargıda Birlik Platformunu destekleyeceklerini kendisine söylediklerini beyan etmiştir. " şeklinde özetlenmiştir.
Yargı mensubu olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan A.İ.H.'ye ait, HSK müfettişlerince düzenlenen 16/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "...Ben 2012-2015 yılları arasında Bayramiç Adliyesinde görev yaptım. Ezine Adliyesi bize yakın olduğu için oradaki hakim ve savcılarla görüşürdük. FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten çıkartılan ... ve A.Y.'yi Ezine Adliyesinde görev yapmış olmalarından dolayı tanırım. 2014 yılı HSYK seçimlerinden önce ben onları ara sıra ziyaret ederdim. Onlar da benim ziyaretime gelirdi. Seçim döneminde YBP adaylarına destek olmalarını istemek amacıyla Ezine Adliyesinde görev yapan hakim ve savcıları ziyaret ettim. İçlerinde ... ve A.Y.'nin de bulunduğu Ezine Adliyesi hakim ve cumhuriyet savcıları ile konuştum. ... ve A.Y. seçimlerde hangi adaylara oy vereceklerini açıkça söylemediler. Ancak daha sonra ... ve A.Y.'nin bağımsız görünümlü olup akabinde HSYK tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeni ile meslekten çıkarılmalarına karar verilen adaylar için etkin bir şekilde çalıştıklarını öğrendim. Benimle olan tüm irtibatlarını kestiler. Bayramiç Adliyesine geldiklerinde sadece bağımsız görünümlü olup akabinde HSYK tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeni ile meslekten çıkarılmalarına karar verilen adayları destekleyen ve sonrasında FETÖ/PDY iltibatı nedeni ile meslekten çıkarılınalarına karar verilen soy ismini hatırlayamadığım H. isimli hakim, hakim E.T. ve Cumhuriyet savcısı M.Y.'yi ziyaret ediyorlardı. YBP'yi destekleyen bana, diğer savcılar S.O. ve Ö.A.K.'ya kesinlikle uğramıyorlardı. Şu hususu özellikle belirtmek isterim ki; Ezine Adliyesinde 2014 yılı HSYK seçimi döneminde görev yapan bütün hakim ve savcılar için yukarıda anlattığım hususlar geçerlidir. Keza seçim sonuçları açıklandığında yoğunlukla bağımsız görünümlü paralel adayların destekleyenlerin kullandığı Çanakkale'nin dinamikleri isimleri whatssap grubunda Ezine'deki hakim ve savcıların '6-0' şeklinde paylaşımda bulunduklarını öğrendim. Ezine Adliyesindeki hakim ve savcılar hep birlikte hareket ettiklerinden dolayı ... ve A.Y. de bu gruba dahildi. Bu konudaki söyleyeceklerim bundan ibarettir."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.N.A.'ya ait, HSK müfettişlerince düzenlenen 18/08/2017 tarihli tanık ifade tutanağında,"...2014 yılı yaz kararnamesi ile Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak atanmış, Temmuz ya da Ağustos aylarında göreve başlamıştım. Ben Çanakkale'de göreve başladığımda tarafıma sormuş olduğunuz Hakim ... ile Cumhuriyet Savcısı A.Y. mülhakatımız olan Ezine adliyesinde görev yapıyorlardı. Ben Çanakkale'de göreve başladıktan hemen sonra HSYK seçimleri için Yargıda Birlik Platformu adına çalışmalar yapmıştık. Çanakkale Cumhuriyet Başsavcısı H.T. ile birlikte bütün mülhakat adliyeleri ziyaret etmeye çalışmıştık. Ancak vakit kalmadığı için Ezine ve Gökçeada adliyelerine gidememiştik. ... ve A.Y.'nin evveliyatlarını bilemiyorum. 2014 yılında yapılan HSYK seçimleri öncesinde sözde bağımsız görünen FETÖ'cü adaylara destek olmak amacıyla Çanakkale ilinde ve mülhakatlarında görev yapan hakim-savcıların dahil olduğu 'Çanakkale'nin Dinamikleri' İsimli bir Whatsapp grubu kurulmuş. Bu grubu hatırladığım kadarıyla H.İ. isimli Çanakkaleli olan bir Yargıtay savcısı kurmuş. Ancak bu gruba üye olanlar içerisinde benim bildiğim Bayramiç Hakimi A.İ.H. ve Biga Cumhuriyet Savcısı C.Ş. de vardı. Bu arkadaşlar Yargıda Birlik Platformu'nu destekleyen meslektaşlarımızdı. ... ve A.Y. de bu Whatsapp grubuna üyelermiş. HSYK seçimleri öncesinde Yargıda Birlik Platformu adına Ezine adliyesine ziyarette bulunulmuş. Bu ziyaretin üzerine adı geçen Whatsapp grubunda Ezine adliyesinde çalışan hakim-savcıların yazışmaları olmuş. Duyduğumuza göre ziyarete gelen kişileri alaya almışlar. Gelen kişilerin yürütmenin temsilcisi oldukları yönünde mesajlar yazmışlar. Aynı zamanda Ezine'deki seçim sonucunun tamamının sözde bağımsız görünen FETÖ'cü adayların kazanacağına işaret eden 'Ezine 6-0' şeklinde mesajlar yazılmış. Bu hususu bana eski Biga savcısı C.Ş. iletti, ben de kendisinden söz konusu Whatsapp mesajlarını ekran görüntüsü şeklinde fotoğraf haline dönüştürüp bana göndermesini istedim. Bu şekilde gelen fotoğraflara baktığımda A.Y. ve ...'ın da gruba dahil olduklarını gördüm. Keza C.Ş.'nin bahsettiği şekilde mesajlar olduğunu gördüm. Ancak söz konusu mesajları muhafaza etmediğim için şu anda tarafınıza sunamıyorum. Söz konusu yazışmaları yapan kişiler arasında ... ve A.Y.'nin olup olmadığını bilmiyorum. Sadece bu kişilerin söz konusu gruba üye olduklarını biliyorum. Ben bu bilgileri Hakim A.İ.H. ve Savcı C.Ş.'den öğrenmiştim. ......HSYK seçimleri öncesinde mülhakatımız olan Bayramiç adliyesinde görev yapan Hakim A.İ.H. ile Savcı Ö.A.K. Yargıda Birlik Platformu'nun yanında yer almışlardı. Kendileri ile sürekli görüşüyorduk. Bayramiç adliyesinde görev yapan Cumhuriyet Savcısı M.Y. ile Hakim E.T. ise sözde bağımsız görünen FETÖ'cü adaylara destek veriyorlardı. M.Y. ile E.T. isimli arkadaşlar Ezine adliyesinde görev yapan hakim-savcılar ile çok sık görüşüyorlarmış. Ezine adliyesinde çalışan ... ve A.Y.'nin de dahil olduğu tam hakim-savcılar Bayramiç adliyesine ziyarete geldiklerinde Yargıda Birlik Platformunu destekledikleri bilinen A.İ.H. ve Ö.A.K.'yi adeta dışlayarak onları ziyaret etmeyip onlarla görüşmeyip doğrudan Cumhuriyet Savcısı M.Y ve E.T.'yi ziyaret edip sadece onlarla görüşüyorlarmış. Ben bu bilgileri Bayramiç Hakimi A.İ.H.'den öğrenmiştim. Ayrıca Yargıda Birlik Platformu adaylarından A.Ç. ve M.Y. Çanakkale adliyesini ziyarete geldiklerinde Truva otelde tüm meslektaşlarında davet edildiği bir yemek düzenlemiştik. Bu yemeğe ... ve A.Y.'nin gelmediklerini hatırlıyorum. Seçimler öncesinde söz konusu Whatsapp grubunu kuran Yargıtay Cumhuriyet Savcısı H.İ., eski HSYK Genel Sekreteri M.K., İzmir eski Başsavcısı H.B. ve Çanakkale eski Başsavcısı S.Ç.'nin katıldıkları birden fazla yemek organizasyonu yapılmış. Ben hiçbirine davet edilmedim. Ancak bu davete katılan arkadaşların anlattıkları kadarıyla ilçelerde görev yapan genç meslektaşların yoğun bir katılımı olmuş. Tarafıma sormuş olduğunuz A.Y. ve ...'ın bu organizasyonlara katılıp katılmadıklarını bilmiyorum. Ancak eski Bayramiç hakimi A.İ.H. bilebilir diye düşünüyorum. Tüm bu anlattığım hususlar nedeniyle A.Y. ile ...'ın HSYK seçimlerinde sözde bağımsız görünen FETÖ/PDY irtibatlı adaylara destek verdiklerini düşünüyorum. Yukarıda anlattıklarım haricinde ilgililerin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduklarını ya da olmadıklarını gösterecek başkaca bir bilgim yoktur. ...." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Davacı ve eşine ait dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen 15/12/2017 tarihli Bilirkişi Raporunda; davacı ve davacının eşi A.Y.'ye ait dijital materyaller vasıtasıyla örgüte ait "zaman.com.tr, sinav.zaman.com.tr, todayszaman.com, aktifhaber.com ve fgulen.com" isimli internet sitelerine erişim sağlandığı ve ayrıca "maklube, maklube-0, maklube-1" olarak isimlendirilmiş JPG uzantılı kalıntılara rastlanıldığı tespit edilmiştir.
Yine davacı ve eşi A.Y. hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarih ve Soruşturma No:..., Esas No:..., İddianame No:... sayılı iddianamede; davacı ve eşi hakkında HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 21/12/2017 ve 09/04/2018 tarihli raporlarda, davacı ve eşinin kullandığı telefon ile FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu kapsamında işlem yapılan bir kısım kişilerle görüşmelerinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Son olarak davacının eşi A.Y.'nin, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilerek kesinleştiği görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen başta tanık ifadeleri ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ...
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/05/2024 tarih ve E:2023/510, K:2024/1053 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık ifadeleri, HTS kayıtları ve davacının eşi A.Y.'nin meslekten ihracına karar verilmiş olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim