Danıştay danistay 2024/16029 E. 2024/17299 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/16029
2024/17299
7 Kasım 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16029
Karar No : 2024/17299
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve...sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük hakların iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların; disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadığı, masumiyet karinesinin, suç ve cezada kanunilik ilkesinin, hakimlik teminatı ilkesinin ihlal edildiği, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/02/2022 tarih ve E:2016/58725, K:2022/118 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2024 tarih ve E:2022/3065, K:2024/836 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük hakların iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemin iptaline , davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle ödenmesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2024 tarih ve E:2022/3065 ; K:2024/836 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği ; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür .
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 02/02/2022 tarih ve E:2016/58725, K:2022/118 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2024 tarih ve E:2022/3065, K:2024/836 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 02/02/2022 tarih ve E:2016/58725, K:2022/118 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2024 tarih ve E:2022/3065, K:2024/836 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük hakların iadesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 02/02/2022 tarih ve E:2016/58725, K:2022/118 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2024 tarih ve E:2022/3065, K:2024/836 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 02/02/2022 tarih ve E:2016/58725, K:2022/118 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2024 tarih ve E:2022/3065, K:2024/836 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan
"1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2024 tarih ve E:2022/3065, K:2024/836 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 02/02/2022 tarih ve E:2016/58725, K:2022/118 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacı hakkında somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan Gizli Tanık 1'in beyanının, başka delillerle de desteklenmediğinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının kendi beyanı yönünden, davacının eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiği, barınma amacıyla kalmış olduğu FETÖ/PDY yapılanmasına ait yurttan bir kaç ay sonra ayrıldığına dair beyanlarının, bir başka ifadeyle barınma ya da eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Ayrıca, davalı idare tarafından davacının örgütle irtibat/iltisaklı olabilecek kişilerle ilgili beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, davacının ifadesinde belirttiği H.Ö.Ö. isimli kişiyle mahiyeti ve yoğunluğu belli olmayan ilişkide olduğu ve H.Ö.Ö. isiml herhangi bir bilginin dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Öte yandan, davalı idare tarafından, davacının 2014 HSK seçimleri sırasında bir kısım sözde bağımsız FETÖ/PDY adayına oy verdiğine yönelik beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, davacının Yargıda Birlik Platformu adayları lehine de oy kullandığı yönünde beyanlarının aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının kullandığı GSM hattının ByLock listesinde yer alması yönünden, davacı tarafından, adına kayıtlı ... nolu GSM hattı ile ByLock uygulamasının kullanılmadığının tespit edilmesi nedeniyle davalı idarece bu konuya ilişkin ileri sürülen hususun, davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, E:2016/54090 sayılı dosyada, E:2016/58725 sayısına kayıtlı olarak açılmış olan işbu davaya da esas olmak üzere yapılan ara kararına cevaben davalı idare tarafından E:... sayılı dosyasına sunulan ... tarihli beyanda, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin...esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Diğer taraftan, davacının eşinin dosyalarına sunulmuş belgelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyada yapılan ve E:... sayısına kayıtlı olarak açılmış olan işbu davaya da esas olan 08/04/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacı hakkında düzenlenen iddianamede; "...... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından... sayılı soruşturma evrakı ile ilgili olarak alınan 30.07.2016 tarihli Gizli Tanık 1 ifadesinde özetle; 4-5 yıl kadar önce ... İlköğretim Okulu’ nda öğretmenlik yapan ve ... ilçesinde memurların öğretmen sorumlusu olarak örgütsel anlamda çalışmalar yapan, sohbet toplantıları düzenleyen ve kendisini de sohbete davet eden H.G. ile konuştuğu dönemde ...'de savcılık yapan, esmer, elinde sürekli Zaman gazetesi taşıyan, daha sonra ...' ya müfettiş olarak giden, gözlüklü, 2012-2013 yılları arası kaldığını düşündüğü, ismini bilmediği bir savcının da olduğunu bildirdiği, Yapılan soruşturmada, şüpheli...’nun 02.07.2013–15.05.2014 tarihleri arasında ... Cumhuriyet savcısı, 15.05.2014–23.12.2014 tarihleri arasında da HSYK Kurul Müfettişi olarak görev yaptığı ve gizli tanık ifadesinde bildirilen savcı olduğu tespit olunmuştur..." şeklinde tespit yer almaktadır.
Davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "18/07/2016 tarihinde yürütülen soruşturma kapsamında ifade vermiştim, halen ... Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu olarak bulunmaktayım, ... Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğimi, ek ifade vereceğimi beyan etmiştim, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istiyorum.İkokul 2.sınıfta iken 29 Ekim 1988'de ...'dan ...'ya taşındık, babam bankacı, annem ise ilkokul öğretmeni idi, ortaokul 2.sınıftan 3.sınıfa geçtiğim sene 1994 ya da 1995 yılında ....Caddedeki Bahçelievler Camii Kuran Kursuna yazıldım, ancak bu kursta bizimle ilgilenen caminin hocası ya da imamı değildi, ... Üniversitesi Fizik Bölümü öğrencisi olduğunu bildiğim H. isimli daha sonradan Ö.Ö. ya da H.Ö.Ö olarak ismini öğrendiğim şahıs ilgileniyordu, fakat bu dönemde kuran öğretme dışında başka bir faaliyet yürütmedi, top oynama, güreş gibi aktivitelerde yapıyorduk.Bu kuran kursundan ayrıldıktan sonra ben ... Tusso Bloklarında bulunan H. isimli şahsın kaldığı eve bize ders çalıştıracağını söylediği için 1 ay kadar gittim, burada da yine ders çalışma dışında başka bir faaliyet yürütmedik, ancak evdeki Fetullah Gülen kitaplarından ben bu evin cemaate ait ev olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum, bu ev ...'in mezarı ile öğretmenevinin çaprazında ...Cadde girişinde idi.Burada çalışırken H. isimli şahıs bize askeri lise ve fen liselerine hazırlayabileceğini, bu sınavlara girmemizi istedi, ancak benim not ortalamam düşük olduğu için ... ... Lisesine devam ettim, bu sıralar annem... İlkokulunda öğretmendi, babam ise ... Bank'dan emekli olmuştu.Lisede izci grubuna girmiştim, bu gruptakiler daha çok Atatürkçü, laik, demokrat çizgide arkadaşlar ve aile gruplarından geliyorlardı, dolayısıyla benimde düşüncem bu yönde gelişti, lise döneminde cemaatle hiçbir bağlantım olmadı.Lise son sınıfta üniversiteye ... Dershanesinde hazırlandım, 1998 yılındaki ilk sınavı kazanamadım, bu dershane zaten cemaate ait bir dershane değildi, 2.yıl dershane arayışına başladım, bu sırada H. isimli şahıs bana gelip "bir dershane açacağını, istersem benimde bu dershaneye devam edebileceğimi" söyledi, başlangıçta ... bulvarında, sonrasında ... metrosu çıkışında bir binanın 2.katında (şimdi ciğerci olarak hizmet vermektedir) etüt merkezi olarak adlandırılan bu yere devam ettim, benimle birlikte tahminen 10 arkadaş vardı.Daha sonra 2.dönemde ... isimli şahıs ... Dershanesini kurunca bizler ... Dershanesine geçtik, hatta bu şahıs dershaneler kapatılınca ... Kolejinide kurdu, ... Dershanesi ise birçok şube açtı, ben gerek etüt merkezinde gerek dershanede paramı vererek ders aldım, zaten bana yönelik cemaatle ilgili herhangi bir faaliyet yürütülmedi...... Dershanesindeki çalışmamdan sonra 1999 yılında ... Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım, o sene deprem olduğu için yakınlarını kaybedenlere öncelik verildiğinden bana İstanbul'da yurt çıkmadı, akrabamda olmadığı için H. isimli şahıstan yardım istedim, çünkü H. beni ve S. isimli arkadaşı üniversite sınavından önce ...a gezmeye götürmüştü,...'u istediğimi biliyordu, yardım isteyince önce eve çıkmamı teklif etti, ben kabul etmeyince ... mahallesi ... Erkek Öğrenci Yurdu'nu ayarladı, bu yurdun müdürü A. isimli bir şahıstı, 28 Şubat süreci sonrası olduğu için yurtta cemaat yurdu olduğundan yurtta kalmaktan çekindim, yurt müdürü A. "sizin kaydınız yok sıkıntı olmaz” dediği için yurtta kaldım, yurtta hukuk ve teknik eğitim öğrencileri kalıyordu.Yaklaşık 2 ay sonra yurttan en son Danıştay Tetkik Hakimi olduğunu bildiğim H.A. ve Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu üyeliği yapan Av.S.Ö. ile Acıbadem'de bir eve çıktık, ancak bu ev cemaatin evi değildi, tüm masraflarını biz karşılıyorduk, bu arkadaşlarında benim gibi esasen cemaatle ilgileri yoktu.Ben S.Ö. ile anlaşamayınca bu evi dağıttık, okuldan arkadaşlarım olan T.T.Ö., E.G., Y.K. ve Ö.C. ile bir ev tuttuk, bu arkadaşlarında cemaat ile hiçbir ilgileri yoktu, hatta benim yurt geçmişimide bilmiyorlardı, ilk üç arkadaş halen avukatlık yapmakta, ... ise spor akademisi mezunudur.Özellikle size yurtta kalan ya da yurttan cemaat evine çıkan ve yurtta belletmenlik yapan şahıslardan hatırladıklarımın ismini vermek istiyorum.Yurttan cemaat evine geçtiğini bildiğim U.K.(en son ... Cumhuriyet savcısı idi) yurtta kalanları ve cemaat evine geçenleri en iyi bilebilecek durumdadır, bildiğim kadarıyla evleri alt dönemler, üst dönemler, hukukçular, idareciler şeklinde ayırıyorlardı.Yine yurtta kalıp sonradan benim gibi ayrılan ve bir süre beraber kaldığımız H.A. (en son Danıştay Tetkik Hakimi idi), E. isimli idari yargıda olduğunu bildiğim bir arkadaş, Av.H.F.E. (... Üniversitesinde Yard.Doç. ya da Doçenttir), Av.E.G.A. (17-25 Aralık sonrası tutuklanan polislerin avukatlığını yapan), Av.U.E., Av.Ç.K., Av.A.D., Av.Z.E.Y., Av.F.Ö. ya da Öz. (... Hukuk Derneği kurucusu)'i hatırlıyorum, bunlardan H.A. ile H.F.E. benden sonra aynı evde kaldılar, ancak kaldıkları evin cemaat evi olmadığını biliyorum, yukarıda saydığım kişilerde yine cemaate ait değil, kendi imkanları ile kiraladıkları evlerde kalıyorlardı...Bu şahısların dışında bunlar vasıtası ile tanıştığım, U.K.ya da diğerlerinin yanında gördüğüm, nerede kaldıklarını bilmediğim B.C. (en son HSYK Tetkik Hakimi iken sanırım ...'a atandı) ve Ü.Ü. (en son ... Cumhuriyet savcısı idi) vardı.Bu arada U.K. bu gruptaki en faal kişiydi, gerek 2010 gerek 2014 HSYK seçimlerindede faal çalışmıştı, U.K.'nin evine üniversite 2. ya da 3.sınıfta bir kez yemek davetine gitmiştim, sadece kaldığımız yurttan arkadaşlar katılmıştı.Bu yemektede cemaatle ilgili sohbet olmamıştı, sadece yemek yemiştik.Ayrıca U.E. isimli arkadaş biz yurtta iken yurtta kalanları...'ya geziye götürmüştü,...'da cemaate ait bir yurtta yemek yemiştik.Okul bitince doğrudan Ankara'ya döndüm, bu yapıyla hiçbir irtibatım olmadı, Av.Z.C.D.'ın yanında staj yaptım, daha sonra Av.F.S. ile ortak büro açtık, askere gidip geldim, avukatlık olarak işler yolunda gitmeyince 2005 yılında kazanamadığım hakimlik sınavına 2006 Nisan ayında yine girdim, 73 puan aldım, hakimlik sınavına kendi imkanlarımla hazırlandım, kimseden soru almadım, dershaneye gitmedim, gerek staj yaptığım avukatın gerek ortağımın bu yapıyla hiçbir ilgisi yoktur.Hakimlik mülakatı için Yargıtay üyeliğinden emekli olan A.İ.'ye babam vasıtası ile gittim, zira bankacı olan babam onun eşi ile ...'da çalışmışlar, o sırada A.İ. ... Cumhuriyet savcısı imiş, ben onun referansı ile mülakatı kazandım, ... hakimlik sınavına başladım. Staj döneminde anaokulu öğretmeni olan E. isimli kızarkadaşımdan sırf cemaat sohbetlerine katılıyorum dediği için ayrıldım, bu dönemde akademide eşim A. ile tanıştım, eşim gerek kendisi gerek ailesi itibariyle cemaatle ve bu düşüncelerle ilgisi olmayan birisidir, eşime daha önceki yurt geçmişimden, etüt ve yurt dönemimden bahsetmedim, zira bu yapıyla irtibatım yoktu ve böyle anılmak istemiyordum.Akademi dönemindede cemaat mensubu bir kimse ile irtibatım olmadı, zaten akademide cemaat mevzusu da konuşulmuyordu.Eşimle kura ile ...'ya atandık, 2010 HSYK seçimlerinde oradaydık, U.K. isimli yukarıda bahsettiğim arkadaş İ.O. listesi olarak adlandırılan listeye oy istedi, hatta elinde bir liste vardı ve Türkiye'yi geziyordu, ben kendisine listedekiler dışında başkalarınada oy vereceğimi söyleyince 7 isim söyleyip, H.K., H.T., C.A. ve bir üyeyi daha (ismini hatırlamıyorum) çizebileceğimi söyledi, bende karışık bir şekilde oyumu kullandım, hatta H.T. ile C.A.'ya da oy verdim.Eşim ise zaten doğum iznindeydi, ancak seçimde oy kullandı, o da bildiğim kadarıyla karışık bir listeye oy verdi....'dan beklemediğimiz şekilde 2011 yılında ... ...'e tayin olduk, 2.5 yıl orada kaldık, bu dönemdeki tetkik hakimliği ve müfettişlik taleplerimiz reddedildi, eşimle aramda birtakım sorunlar vardı, ...'ya gidip ayrı evlerde kalmak suretiyle sorunlarımızı aşabiliriz düşüncesindeydik, ancak buna imkan verilmedi. Öte yandan U.K. seçimler sonrası ... Başsavcısı, B.C. HSYK Tetkik Hakimi, Ü.Ü. ... Başsavcısı oldu.Daha sonra ...'ye tayin edildik, orada iken de müfettişlik ve tetkik hakimliği taleplerimiz kabul edilmedi, 18 Aralık 2013 yılında yapılan müfettişlik mülhakatını kazanamadım.Mart 2014 yılında müfettişlik ve tetkik hakimliği başvurusunda yeniden bulundum, bu kez o tarihte ... Sulh Ceza Hakimi olan ve daha önce ...'da çalıştığım F.Y. ile görüştüm, bana "müfettişliği, tetkik hakimliğini bırak, Yargıda Birlik Platformu kuruldu seni ... temsilcisi yapalım” dedi, ancak ben eşimle olan sorunlarıda gözeterek...'yı istediğimi söyledim, bunun üzerine F.Y.'ın yanına gittim, beni ... Başsavcısı A.Ç.'nin yanma götürdü, oradan Ş.K.'ya gönderdiler, Ş.K. bir üyenin sorun çıkardığını söyleyince ben bu durumu A.Ç.'ye ilettim, bunun üzerine A.Ç. R.A ile görüştü, hatta ben bunlarlada yetinmeyip yine A.İ.'den yardım istedim, neticede 30 Nisan 2014 tarihli mülhakatı kazandım, 15 Mayıs 2014 yılında göreve başladım, bu arada ... Valisi C.G. vasıtası ile HSYK üyesi İ.A.'ya da ulaştım, yine HSYK üyesi A.G.'ye üniversiteden tanıdığım için ulaştım, gerek F.Y. gerek A.Ç., gerekse A.İ. ve diğerleri benim cemaat yurdunda kaldığımı, etüt ve dershanelerine gittiğimi bilmiyorlardı.2014 yılında HSYK seçimleri öncesi U.K. beni arayarak yine oy istedi, bu kez bağımsız adayları kastederek onlara oy istedi,ayrıca ...'de iken ... Başsavcısı olan F.S. ile HSYK Tetkik Hakimi İ.B.'de oy istediler, F.S. sonradan kendisinin çekildiğini söyleyip L.U. ve M.K. için oy istedi, her biri bunların bağımsız aday olduğunu söylüyorlardı, cemaatten bahsetmediler, sadece F.S. bağımsız adayları kastedip birlikte hareket ettiklerini söylemişti. Seçimlerden sonra HSYK Tetkik Hakimi B.C. bağımsızlar listesini eski HSYK Genel Sekreteri M.A.'nın hazırladığını söylemişti.Ben bu dönemde müfettiş olduğum için bize seçimlerle ilgili taraf olmamamız yönünde Teftiş Kurulunun uyarılarınıda dikkate alarak faal görev yapmadım, kimse için oy toplamadım, ... denetimine gittim, ...'da 2 kez Yargıda Birlik yemeğine katıldım, nakdi yardım yaptım, oyumu daha çok Yargıda Birlik Platformu adayları için kullandım, bağımsızlardan da İ.Ç., O.G., İ.B., A.B. ve M.A.'ya verdim, eşim ise bildiğim kadarıyla tamamen Yargıda Birlik adaylarına oy verdi, zaten o dönemde ayrı yaşıyorduk, sonuç itibariyle ne bağımsızlara ne de Yargıda Birlik adaylarına hayır diyememiş oldum.Müfettiş olarak 33 kişi alınmıştık, ben ve A.A., H.S.K., E.G. 2014 HSYK seçiminden sonra teftişten gönderildik, zaten 3 kişinin listeyi deldiği,bunların kripto olduğu sürekli konuşuluyordu, A.A.'da bildiğim kadarı ile teftişte yaşadığı konuşma nedeni ile gönderildi.Benim dışımdaki diğer kişilerin listeyi deldiği düşünülen kişilerden olup olmadıklarını bilmiyorum.Bunun dışında örgüt içerisinde herhangi bir görev almadım, bu yönde tarafıma bir talimat verilmedi, örgütün yargı imamının kim olduğunu, yıllar itibariyle değişiklik olup olmadığını, sohbet gruplarında kimlerin yer aldığını bilmiyorum, menfi takip havuzu, dava takip havuzu, istişare heyeti kavramlarını duymadım, örgütün kriptolu haberleşme için kullandığı uygulamaları kurmadım, kullanmadım.Örgüte herhangi bir yardımda bulunmadım, aidat ödemedim, kurban bağışlarını Diyanet İşleri ve LÖSEV'e yaptım, bu arada yukarıda bahsettiğim H.Ö.Ö. ile 2013 yılındaki buluşmamızda bana kurban bağışları için Afrika'da bir ülkeye gittiğini söylemişti.Esasen benim bu şahısla sık irtibatım yoktur, ancak telefonlarımız birbirimizde vardı, 2005 ve 2013 yıllarında birer kez olmak üzere iki kez dışarıda yemek yemek üzere Ankara'da görüştük, bunun dışında cemaat mensubu olduğunu bildiğim meslek dışından herhangi biriyle görüşmem olmamıştır.Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istiyorum, zaten suç işleme kastım da yoktur, tutuklu kaldığım süre, atılı suçun vasıf ve mahiyeti gözetilerek tahliyemi istiyorum, dedi."
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, Gizli Tanık 1'in, ... ilçesinde memurların öğretmen sorumlusu olarak örgütsel anlamda çalışmalar yapan, sohbet toplantıları düzenleyen ve kendisini de sohbete davet eden H.G. ile konuştuğu dönemde ...'de savcılık yapan, esmer, gözlüklü, elinde sürekli Zaman Gazetesi taşıyan, daha sonra ...'ya müfettiş olarak giden, 2012-2013 yılları arası kaldığını düşündüğü, ismini bilmediği bir savcının da olduğu yönündeki ifadesi; davacının ceza yargılaması aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini beyan ederek örgütle irtibat/iltisaklı olabilecek bir kısım kişilere dair bilgiler vermesi ve 2014 HSYK seçimlerinde FETÖ/PDY terör örgütünce desteklenen bağımsız görünümlü adaylardan bir kısmına oy verdiği, üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiği, üniversite döneminde iki ay süreyle anılan yapının yurdunda kaldığına ve diğer hususlara yönelik kendi beyanının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2024 tarih ve E:2022/3065, K:2024/836 sayılı bozma kararında; Gizli Tanık 1'in, ... ilçesinde memurların öğretmen sorumlusu olarak örgütsel anlamda çalışmalar yapan, sohbet toplantıları düzenleyen ve kendisini de sohbete davet eden H.G. ile konuştuğu dönemde ...'de savcılık yapan, esmer, gözlüklü, elinde sürekli Zaman Gazetesi taşıyan, daha sonra ...'ya müfettiş olarak giden, 2012-2013 yılları arası kaldığını düşündüğü, ismini bilmediği bir savcının da olduğu yönündeki ifadesi; davacının ceza yargılaması aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini beyan ederek örgütle irtibat/iltisaklı olabilecek bir kısım kişilere dair bilgiler vermesi ve 2014 HSYK seçimlerinde FETÖ/PDY terör örgütünce desteklenen bağımsız görünümlü adaylardan bir kısmına oy verdiği, üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiği, üniversite döneminde iki ay süreyle anılan yapının yurdunda kaldığına ve diğer hususlara yönelik kendi beyanının bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun... tarih ve... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.