Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/15604
2025/1699
18 Şubat 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/15604
Karar No : 2025/1699
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu karar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, ölçülülük ilkesinin, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kararın tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararın gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/04/2022 tarih ve E:2017/4410, K:2022/1660 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/12, K:2024/979 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay 5. Dairesinin 01/04/2022 tarih ve E:2017/4410, K:2022/1660 sayılı kararıyla, "davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise ortaya koyacak yeterlilikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarihli ve E:2023/12,K:2024/979 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 01/04/2022 tarih ve E:2017/4410, K:2022/1660 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/12, K:2024/979 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/4410, K:2022/1660 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/12, K:2024/979 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı sayılı kararıyla esastan reddedildiği, söz konusu istinaf kararının Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığı ve davacı hakkında verilmiş olan beraat kararının 25/05/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/4410, K:2022/1660 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/12, K:2024/979 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/4410, K:2022/1660 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/12, K:2024/979 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/12, K:2024/979 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 01/04/2022 tarih ve E:2017/4410, K:2022/1660 sayılı kararda;
Tanık beyanları yönünden, A.D. ve H.Ç. isimli tanıkların; davacının FETÖ/PDY terör örgüt üyeliğinden ihraç edilen kişilerle samimiyetinin olduğu, örgüt tarafından okutulduğu ve örgütün yargı yapılanmasına dahil olduğu yönündeki beyanlarının somut bir veriye dayanmaması,E.Ç. isimli tanığın; davacının FETÖ/PDY örgüt üyeliğinden ihraç edilen M.D. isimli savcı ile samimiyetinin olduğu yönündeki beyanlarının somut bir veriye dayanmaması; savcılık ve ceza yargılaması aşamalarında verdiği ifadelerin birbiriyle çelişmesi nedeniyle, davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
HTS kayıtları yönünden, davacının cep telefonuna ait HTS kayıtları, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan düzenlenen iddianamede yer alan tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock isimli programı kullanan kişilerle görüşmelerinin örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği somut verilerle ispatlanamadığından, bahse konu görüşmelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan ve 24/08/2020 tarihli ek beyan dilekçesi ekinde sunulan Rapor incelendiğinde, büfe/ankesörden yapılan aramaların "yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra arama (ardışık arama)" veya "farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde arama (periyodik arama)" şeklinde olmayan tekil aramalar olduğu, bu haliyle söz konusu aramaların Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığının anlaşıldığı, netice itibarıyla, anılan Rapor değerlendirildiğinde, davacının kendisi üzerine kayıtlı olan GSM hattının ankesör/sabit hattan aynı tarihte birer dakika aralıklarla iki kez aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davalı idarece dava konusu işlemlerin dayanaklarından birisi olarak olarak davacı hakkındaki sosyal çevre bilgilerinin gösterildiği anlaşıldığından, Dairelerinin 20/10/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 21/12/2021 tarihli cevapta davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğu belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığı, netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde verilen ara kararına davalı idare tarafından verilen 21/12/2021 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 20/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/4410, K:2022/1660 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/12, K:2024/979 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.D.'ye ait, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 26/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında;"… ilerleyen aşamalarda MİT tırları kapsamında hakkında soruşturma bulunan Y.K. benim bulunduğum dönem içerisinde görevdeydi. Y.K.'nun etrafında grup oluşturulmuş şekilde her zaman hep birlikte olmasa da ikişer üçer kişilik gruplar halinde çok samimi ilişkiler içerisinde T.A., M.A., B.D., ..., H.K., S.S., Ö.G, M.Y. bulunmakta idi… görev yapmış olduğum süre içerisinde şahsen tanıdığım .........paralel yapılanma içerisinde olduklarını düşünüyorum...";
A.D., davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği beyanda ise; "...MİT Tırları kapsamında ihraç edilen Y.K.'nun yukarıda saydığı kişiler üzerinde gözle görülür bir etkinliği vardı, meslekten ihraç edilmiş olmasına rağmen adliyeye gelip gitmekte olan Y.K. bu kişilerle çoğu zaman birlikteydi ve kendisine sanki görevdeki bir Cumhuriyet Savcısı gibi davranılmaktaydı, o dönemin Cumhuriyet Savcısı ...'un FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün yargısal yapılanması dahilinde olduğunu gözlemledim..." şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Yargı mensubu olarak görev yapan H.Ç.'nin, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği beyanda; "...... ... 15 Temmuz darbe girişiminden sonra tamamına yakını meslekten ihraç edilen Aksaray eski hakim ve savcılarının çoğu ile samimiydi... 15 Temmuz 2016 darbe girişimiden 2 ya da 3 ay önce olabilir tam hatırlamıyorum ancak 2016 yılı içerisinde olduğundan eminim kendisine Fethullah Gülen yapılanmasının yurtdışında okullar açtığını, Türkçe'yi oradaki insanlara öğrettiğini, Doğu Anadolu'da fakir ve kimsesiz çocukları PKK'nın kucağından aldığını, bu gibi olumlu faaliyetler yapmışken neden devlete ve hükümete karşı bu şekilde düşmanca davrandığını anlayamadığımı kendisine ifade ettiğimde kendisinin bana ''Bunlar beni okuttu.'' şeklinde bir sözü oldu ancak bu sözden sonra başka herhangi bir şey söylemedi, ben bu sözü ağzından kaçırdığını anladım...2014 yılı HSK seçimleri sürecinde......'un benden söz konusu FETÖ ile irtibatlı olduğu tespit edilen bağımsız adaylar grubuna oy vermem yönünde herhangi bir talebi olmadı ancak kendisinin akademi döneminde akademi başkanı olan A.N.G.'den olumlu bahsettiğini hatırlıyorum ayrıca 2014 yılı HSK seçimlerinden bir gün önce Cumhuriyet Başsavcısı G. Bey, bütün Cumhuriyet Savcılarını cep telefonuyla aramış ve Yargıda Birlik Platformu'nun adaylarına oy vermesini istemişti, beni de aramıştı, ...'u da aramış, ... seçim gününden sonraki günlerde G. Başsavcı'nın bu telefonla aramasını yadırgamış ve bundan duyduğu rahatsızlığı bana iletmişti, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Zabıt katibi olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan E.Ç.'ye ait, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/08/2016 tarihli tarihli tanık ifade tutanağında; "2015 yılı Şubat yada Mart ayından itibaren Savcı M.D. ile birlikte çalıştım... ben kendisinin odasında genellikle çalıştığım için odasına kimlerin gelip gittiğini aşağı yukarı biliyorum, Savcı M.D.'in odasında savcılar...... ve ... sık gelen isimlerdi. Bu yukarıda isimlerini saydığım savcılar M.D.'e gelerek kendilerinin baktığı soruşturma dosyalarının bazılarını özellikle önemli gördüklerini M.D.'e sayın başmüfettişim diyerek ne yapmaları gerektiği noktasında danışıyorlardı. ...kendisinin odasına geldiğini söylediğim yukarıdaki savcılar kendisine bazen başmüfettişim diye bazen de abi şeklinde hitap ederlerdi. M Savcının onlar üzerindeki etkisi büyüktü diyebilirim.";
Zabıt katibi E.Ç., davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği beyanda, "ben sanığın Fetö anlamında herhangi bir beyanına veya eylemine şahit olmadım... ...'un ara ara savcı M.D. ile görüştüğünü biliyorum ancak bu görüşmeleri Fetö anlamında olduğunu düşünmüyorum... Fetö anlamında herhangi bir beyanı veya faaliyete şahitlik etmedim, Sanık ...'un ara sıra M.D.'in yanına geldiğini biliyorum, bu buluşmalar genelde iş anlamında olurdu..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirmesine gelince;
Tanık A.D.'nin ifadesinin değerlendirilmesinden, davacının, Aksaray adliyesindeki çalışma ortamı içerisinde, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen ve "devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etme" suçundan 4 yıl 6 ay, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 10 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen Y.K. ile yakın ilişki içerisinde olduğu, A.D. tarafından savcılık huzurunda verdiği ifadesinde davacının FETÖ yapılanması içerisinde olduğunu düşündüğünü belirtmekle birlikte, davacının yargılandığı ceza davasında tanık sıfatıyla verdiği beyanda davacının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün yargısal yapılanması dahilinde olduğunu gözlemlediğini açıkça beyan ettiği, diğer tanık H.Ç.'nin ise, davacının FETÖ iltisakı yahut irtibatı sebebiyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen meslektaşı yargı mensuplarının çoğuyla samimi olduğunu, 2014 HSK seçimleri sürecinde örgüt adına sözde bağımsız aday olan A.N.G.'den olumlu bahsettiğini hatırladığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, A.D. ve H.Ç.'nin yukarıda yer verilen beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, söz konusu beyanların birbirini teyit eder nitelikte ve uyumlu olduğu ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/12, K:2024/979 sayılı bozma kararında; A.D. ve H.Ç.'nin yukarıda yer verilen beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, söz konusu beyanların birbirini teyit eder nitelikte ve uyumlu olduğu ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.