SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/13961 E. 2024/19640 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/13961

Karar No

2024/19640

Karar Tarihi

27 Kasım 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13961 E. , 2024/19640 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/13961
Karar No : 2024/19640

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Kurumu Başkanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...

2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) :...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Rekabet Kurumu Başkanlığında memur olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Ticaret Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle uğradığı zararının tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasından beraat ettiği, anılan yargılama sürecinde ve idarenin soruşturması kapsamında davacı hakkında özetle; kurumda çalışan ... isimli 689 sayılı KHK ile görevinden ihraç edilen kişi aracılığıyla eşi ile evlendiği, eşinin BDDK da çalışırken ihraç olduğu, aynı soruşturma kapsamında kendisiyle gözaltına alınan isimler sorulduğunda N.A. (davalı idare personeli iken 689 sayılı KHK ile ihraç edildiği ve bylock kullanıcısı olduğu kapsamında yürütülen yargılamada 7 yıl 6 ay hapis cezası aldığı) yı tanıdığını, kendisinin üniversiteden arkadaşı olduğu ve birlikte çalıştıkları kuruma girdikleri, Y.Ö. isimli şahıs sorulduğunda tanımadığını beyan etmesi üzerine kendisiyle çekilen fotoğraflarının gösterildiği, şahsın soy ismini bilmediği için tanımadığını beyan ettiğini, bu kişinin yaşam koçu olduğu ve bu nedenle görüştüğünü belirttiği, Y.Ö.'in FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının deşifre olmaması adına kontörlü, büfe ve restoran telefonlarından diğer örgüt üyelerini aramak suretiyle irtibat kurup toplantılar düzenlediği, onlara maddi yardımda bulunduğu ve bu şekilde örgütün devamlılığını sağladığı, Tokat Cumhhuriyet Başsavcılığında ifadesi alınanların beyanlarına göre adı geçenin Tokat Bayan Yapılanmasında bölgeci olduğunun belirtildiği.., yönünde tespitlere yer verildiği, her ne kadar davacı hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlamasıyla ceza yargılaması yapılarak beraat kararı verilmiş ise de; davacı hakkında mahkemelerince yapılan incelemenin terör örgütü üyeliği olmayıp iltisak ve irtibat incelemesi olduğu, bu hususta da kişinin kamu görevinden çıkarılmasının haklı bir nedene dayanıp dayanmadığının ortaya konulması gerektiği, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile yukarıda belirtilen tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olduğunun değerlendirildiği, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu olayda, ilgili kurumlara yapılan ara karar cevabı ve ekleri ile Mahkemelerince UYAP ortamı üzerinden ve dosyada mevcut belgelerde yapılan incelemede, davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla yargılandığı ve beraat ettiği, ceza yargılamasındaki tespitler ile davacının savunmaları ve dosya içinde bulunan diğer bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, davacının silahlı örgütle bağlantısı bulunan ve mahkumiyeti olan Y.Ö. ile cafelerde buluşmasının ve birlikte görülmesinin FETÖ/PDY örgütü ile bağlantısını oraya koymadığı, örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyacak başkaca bir delilin bulunmaması karşısında terör örgütü ve Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı yönünde başkaca bir bilgi ve belge delil bulunmadığının anlaşıldığı, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, anılan işlem sebebiyle uğradığı zararlarının davacıya ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusu kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlemin iptaline, anılan işlem sebebiyle uğradığı zararlarının davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN (... BAŞKANLIĞI'NIN İDDİALARI) : Davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olduğunun değerlendirildiği, Y.Ö. isimli şahsın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının deşifre olmaması adına kontörlü, büfe ve restoran telefonlarından diğer örgüt üyelerini aramak suretiyle irtibat kurup toplantılar düzenlediği, onlara maddi yardımda bulunduğu ve bu şekilde örgütün devamlılığını sağladığı, Tokat Cumhhuriyet Başsavcılığında ifadesi alınanların beyanlarına göre adı geçenin Tokat Bayan Yapılanmasında bölgeci olduğunun belirtildiği, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, idareleri tarafından hazırlanan soruşturma raporu ve ceza yargılamasında elde edilen delil ve tespitler birlikte değerlendirildiğinde dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği savunulmaktadır.

TEMYİZ EDENİN (... BAKANLIĞI'NIN İDDİALARI) : Dava konusu işlemin hukuka ve usule uygun olarak tesis edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği savunulmaktadır.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı Rekabet Kurumu Başkanlığı'nın yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, yüzlerce asker, polis ve sivil vatandaşın şehit, binlercesinin de yaralanarak gazi olmasına neden olan bu hain darbe teşebbüsü Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137 K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan"...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
Davacı, Rekabet Kurumu Başkanlığında memur olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanunla 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca Ticaret Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğradığı zararının tazminine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararının verildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtayda temyiz incelemesinin devam ettiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında, "...Y.Ö.'nün örgüt mensuplarının deşifre olmaması adına örgüt üyelerini aradığı, onlara maddi yardımlarda bulunduğu ve bu şekilde örgütün yeniden yapılanması kapsamında devamlılığını sağladığı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü suçlarından haklarında soruşturma ve yargılama yapılan bir çok şüpheli veya sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün çözülmesine ve deşifre edilmesine yönelik bilgiler vermelerine engel olmak saiki ile faaliyetlerde bulunduğu, bu yönde hakkında soruşturma ya da kovuşturma bulunan kişiler ile eşleri ile irtibat kurmaya çalıştığı, sanık ...'ın Y.Ö. ile birlikte örgütsel saikle hareket ettiğine, söz konusu buluşmanın örgütsel amaçla yapıldığına ve sanığın örgütsel faaliyette bulunduğuna dair dosya kapsamında sanık savunmasının aksine kesin bir delilin olmadığı, sanık hakkında düzenlenen havuz sorgu tutanağında fetö/pdy kapsamında herhangi bir tespitin bulunmadığı, UYAP sisteminde yapılan sorgulamada sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başka bir soruşturma - kovuşturma bulunmadığı, UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasından yapılan araştırmada sanık hakkında herhangi suç unsurunun da belirlenemediği, sanıktan ele geçirilen dijital materyallerde fetö /pdy kapsamında herhangi bir veriye rastlanılmadığı, sanığın, Y.Ö. ile irtibatlı olduğuna, onunla örgütsel saikle hareket ettiğine, söz konusu buluşmanın örgütsel amaçla yapıldığına ve sanığın örgütsel faaliyette bulunduğuna ve FETÖ / PDY silahlı terör örgütüne üye olmakla birlikte örgütün yeniden yapılanmasına yönelik eylemlerde bulunduğuna dair dosya kapsamında kesin bir delilin bulunmadığı, ayrıca sanığın örgüte insan kazandırma faaliyetlerinde veya maddi katkıda bulunduğuna, örgütün organizasyonlarına dahil olduğuna, örgütün gizli haberleşme programlarını kullandığına, örgüte müzahir dernek veya sendikaya üye olduğuna, örgüt içerisinde görev üstlendiğine, örgüt amacını benimseyerek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk ettiğine, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katıldığına, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin hakkında bir delil veya tespit bulunmadığı, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan 'in dubio pro reo' ilkesine göre kuşkudan sanığın yararlandırılması gerektiği, sanığın cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçu yönünden, toplanan delilere göre sanığın savunmasının aksine, isnad edilen suçu işlediği konusunda, kesin, mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan 'kuşkudan sanık yararlanır' ilkesi uyarınca sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar vermek gerekmiştir..." tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Diğer taraftan, teknik takip ve izleme sonucu yukarıda yer verilen mahkeme kararında adı geçen ve davacı ile kafelerde buluşarak resimlerinin çekildiği tespit edilen Y. Ö. hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı mahkumiyet kararında; "... Dosya içerisinde yer alan fiziki takip tutanakları, arama el koyma tutanakları, hts analiz raporları tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanık Y.Ö.'nün FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının deşifre olmaması adına ankesörlü/sabit hatlardan işbu dava dosyasından tefrik edilen diğer sanıkları aramak suretiyle irtibat kurup onlarla görüşmeler gerçekleştirdiği, onlara maddi yardımlarda bulunduğu ve bu şekilde örgütün yeniden yapılanması kapsamında devamlılığını sağladığı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü suçlarından haklarında soruşturma ve yargılama yapılan bir çok şüpheli veya sanığın 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün çözülmesine ve deşifre dilmesine yönelik bilgiler verdikleri ve teşhis işlemleri yaptıklarının bilinmesi gerçeği karşısında sanığın da buna engel olmak ve örgütteki çözülmeyi ve etkin pişmanlıktan yararlanacak kişilere engel olmak saiki ile faaliyetlerde bulunduğu, nitekim sanığın ankesörlü sabit hatlardan iletişime geçip görüştüğü bayan şahısların eşlerinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan soruşturması veya yargılaması olduğu, bir kısmının da aynı soruşturma kapsamında ceza evinde bulunan kişiler olduğunun anlaşılmasının da bu hususu doğruladığı, nitekim sanığın yaptığı aramaların bir kısmının ardışık nitelikte arama olduğu, sanığın alınan savunmalarında her ne kadar yaşam koçluğu seminerlerine katıldığı ve yaşam koçu sertifikası aldığını ve bu kapsamında AVM veya halka açık yerlerde tanışmış olduğu kişilerle bu doğrultuda görüşmeler yaptığı, onlara yardımcı olduğu ve bu seanslardan ücret aldığını ileri sürmüş ise de bu savunmasının da gerçeklerden uzak olduğu, şöyle ki sanık Yasemin'in gerek soruşturma aşamasında gerekse de yargılama aşamasında yaşam koçluğu sertifikasını nereden aldığını ispatlayamadığı ve ibraz edemediği, nitekim yapılan ev aramasında da yaşam koçluğu adı altında herhangi bir sertifikaya ya da belgeye rastlanmadığı anlaşılmakla sanığın, örgütün çözülmesine engel olmak ve örgütü ayakta tutabilmek adına FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü suçundan soruşturması veya yargılaması olan kişilerle yapmış olduğu görüşmeleri yaşam koçluğu kisvesi adı altında yaptığı görüşmeler olarak açıklamasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik açıklamalar olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Sanığın mahkememizdeki savunmasında Ankara'da olduğu sürece kendisine ait bir cep telefonunun olmadığını ve maddi sebeplerden kaynaklı olarak bir süre cep telefonu kullanamadığını, bu nedenle tüm telefon görüşmelerini büfe ve benzeri yerlerden yaptığını savunsa da yakalandığında yapılan üst aramasında 2 adet cep telefonunun ve ev aramasında ele geçirilen yüklü miktarlarda döviz ve Türk lirasının olduğu ve günümüzde hemen hemen her yetişkin insanın bir cep telefonu kullanıcısı olduğu da düşünüldüğünde sanığın bu savunmalarının da doğru olmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalardan sonra; sanık Y.Ö.'nün kendi adına kayıtlı ... numaralı GSM hattı ve kardeşi H.A. adına kayıtlı olan ... numaralı GSM hattında (... ID numarası) örgütün kriptolu haberleşme programı olan ByLock programını kullandığının tespit edildiği,..." şeklinde tespitlere yer verildiği görülmektedir.
FETÖ tarafından Devleti ele geçirme ve yeni bir düzen kurma yönündeki örgütsel amaçlarına ulaşmak ve örgüt mahremiyetini ileri seviyede korumak için, mensuplarının evliliklerinin ve aile yaşamlarının örgüt menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmesi yönünde faaliyetlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda katalog evliliği olarak adlandırılan yöntemle örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmeleri yasaklanmış ve kendi aralarındaki evlenmeleri de örgütün yönlendirmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu suretle şüpheye yer bırakılmayacak şekilde örgüte sadakatin sağlanması amaçlanmış ve örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmelerinin engellenmesi için telkin, baskı, dışlama veya tehdit gibi yöntemlere başvurulmuştur. Örgütün evlilikle ilgili anılan uygulamaları kapsamında evlendirme sorumlusu olarak belirlenen kişiler ile bunlara yardımcı olan örgüt mensupları aracılığıyla katalog evlilikler gerçekleştirilmiş, bu evliliklerin genellikle meslektaşlar arasında gerçekleştirilmesine özen gösterilmiş, eşlerin ikamet edeceği yere örgüt tarafından karar verilmesi, örgüt lideri Fetullah Gülen'den evlilik sonrası doğan çocuklara isim koymasının istenmesi, çocukların eğitimi ile ilgilenilmesi gibi uygulamalara başvurulmuş, örgütün sohbet toplantılarına veya gruplarına eşlerle birlikte katılım sağlanmasına önem verilmiş, bu toplantıların erkek ve bayanlar için ayrı ayrı gruplarda/odalarda gerçekleştirilmesi ve eşlerden her birinin bu gruplardan birinin sorumlusu olması gibi uygulamalara gidilmiş, ByLock uygulamasının kimi durumlarda eşin telefonuna yüklenmesi yöntemi izlenmiş ve örgütten alınan talimatlar doğrultusunda izlenen her türlü tutum ve davranış ile gerçekleştirilen faaliyete eşin de katılımına önem verilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerle UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, davacının 24/02/2019 tarihinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde verdiği ifadesinde; kurumda göreve başladıktan sonra aynı kurumda çalışan ... isimli kişi aracılığıyla eşi Ş.A. ile evlendiği, evliliklerine aracılık eden ... isimli şahsın kamu görevinden ihraç edildiği beyanlarına yer verildiği, davacının eşi Ş.A.'nın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nda bankacılık uzman yardımcısı olarak görev yapmakta iken, 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı, göreve iade talebiyle yaptığı başvurunun OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddedildiği, söz konusu işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, istinaf başvurusunun ise ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27/12/2021 tarih ve E:2019/3374, K:2021/4826 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmüştür.
Yine, davacının eşi Ş.A. hakkında FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, adı geçenin ByLock kullandığı gerekçesine yer verilerek 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtayda derdest olduğu görülmüştür.
Dava dosyasının, yukarıda yer verilen tespit ve açıklamalar ışığında incelenmesinden; FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ile aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin ByLock programını kullandığı, davacının anılan örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi yukarıda yer verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtildiği üzere, Y.Ö.'nün örgütün çözülmesine engel olmak ve örgütü ayakta tutabilmek adına FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü suçundan soruşturması veya yargılaması olan kişilerle yapmış olduğu görüşmeleri yaşam koçluğu kisvesi adı altında yaptığı, örgütteki çözülmeyi ve etkin pişmanlıktan yararlanacak kişilere engel olmak saiki ile faaliyetlerde bulunduğu, davacının da Y.Ö. isimli şahısla farklı zaman dilimlerinde iki kez fiziki olarak görüştüğü dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddine yönelik verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabul edilerek, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğradığı zararlarının ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarelerin temyiz isteminin kabulüne;
2\. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabul edilerek Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğradığı zararlarının ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.





10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim