Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/13589
2025/2441
25 Şubat 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/13589
Karar No : 2025/2441
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ...sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı 31/08/2016-29/11/2016 tarihleri arasındaki döneme ait maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın 2802 sayılı Kanun hükümleri uyarınca disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, üzerine atılı suçlamalar ile aleyhine olan deliller bireyselleştirilip irtibatlandırılmadığı, FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadığı, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararla ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2022 tarih ve E:2016/13387, K:2022/4479 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/06/2024 tarih ve E:2023/144, K:2024/1406 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 01/12/2021 tarih ve E:2017/4357, K:2021/4219 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/03/2024 tarih ve E:202/3088, K:2024/456 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2017/4357, K:2021/4219 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/03/2024 tarih ve E:202/3088, K:2024/456 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından... tarih ve ...sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı 31/08/2016-29/11/2016 tarihleri arasındaki döneme ait maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve anılan karar 12/11/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2017/4357, K:2021/4219 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/03/2024 tarih ve E:202/3088, K:2024/456 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2017/4357, K:2021/4219 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/03/2024 tarih ve E:202/3088, K:2024/456 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/03/2024 tarih ve E:2022/3088, K:2024/456 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 01/12/2021 tarih ve E:2017/4357, K:2021/4219 sayılı kararda;
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren M.E.O. isimli şahsın beyanı yönünden; davacı hakkında duyum şeklinde somut herhangi bir bilgiye dayanmayan ve davacı lehine söylemleri de bulunan M.E.O. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren S.U. isimli şahsın beyanı yönünden, davacının örgütle iltisak ve irtibatlı olduğu yönünde bir tespit içermeyen S.U. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren A.Ş.D. isimli şahsın beyanı yönünden, tanık A.Ş.D. tarafından yalnızca davacının birlikte görüştüğü meslektaşlarının isim isim sayıldığı, birlikte hareket ettikleri hatta 2014 yılı HSK üye seçimleri sürecinde de birlikte gezdikleri ve YBP üyelerine oy vermediklerini düşündüğü belirtilmiş ancak davacının somut bir şekilde 2014 yılı HSK üye seçimlerinde bağımsızlar lehine hareket ettiğini, seçim süreciyle ilgili görev aldığı gibi ifadesini destekleyen, davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi somut bir ifadeye yer verilmediği; sonuç olarak A.Ş.D. isimli tanığın beyanı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren F.A. isimli şahsın beyanı yönünden, tanık F.A. tarafından yalnızca davacının birlikte gezdiği meslektaşların isim isim sayıldığı davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye yer verilmediği; bu sebeple F.A. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren M.S. isimli şahsın beyanı yönünden, tanık M.S. tarafından yalnızca davacının görüştüğü meslektaşların isim isim sayıldığı davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye yer verilmediği ; bu sebeple M.S. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren M.D. isimli şahsın beyanı yönünden, tanık M.D. tarafından yalnızca davacının birlikte hareket ettiği meslektaşların isim isim sayıldığı ve davacının örgüt üyesi olup olmadığını yönelik bilgi ve görgüsünün olmadığının belirtildiği ve bunlar dışında ayrıca davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye yer verilmediği; bu sebeple M.D. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının kendi beyanı yönünden, davacı tarafından her ne kadar 2014 yılı HSK üye seçim sürecinde karışık oy verdiği belirtilmişse de seçim sürecine ilişkin aktif görev aldığına, açık bir şekilde bağımsız adayları desteklediğine ve seçim faaliyetlerine katıldığına yönelik herhangi bir beyanı ya da buna yönelik bir tanık beyanı dosyada bulunmadığından bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının Bank Asya'da hesabının bulunması yönünden, davacının Asya Katılım Bankası hesabının 2007 yılında açılması ve söz konusu hesapta FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönem de dahil olmak üzere herhangi bir hesap hareketliliğinin bulunmadığı gibi dolar ve euro hesabının 02/08/2012 tarihinde, Türk lirası hesabının ise 12/05/2014 tarihinde kapatıldığı hususları dikkate alındığında davacının Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının bulunmasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkındaki soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacıyla ilgili sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacının eşi ile yaptığı Whatsapp görüşme kaydı yönünden, davacının eşi ile Whatsapp üzerinden yapılan konuşmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacının Ü.C. isimli şahısla irtibat bilgisi yönünden, söz konusu irtibata yönelik davalı idare tarafından 24/11/2020 tarihli ek beyan dilekçesinde yapılan açıklama dışında, görüşmenin hangi tarihte ve ne kadar sürdüğüne ilişkin Dairelerinin 27/04/2021 tarihli ara kararına ilgili kurumlar ve davalı idare tarafından davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyabilecek nitelikte herhangi bir bilgi ve belge de gönderilmediği anlaşıldığından, bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:2017/4357 sayılı dosyasında yapılan 27/04/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2017/4357, K:2021/4219 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/03/2024 tarih ve E:202/3088, K:2024/456 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.E.O.'a ait, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/09/2017 tarihli tanık ifade tutanağında;"(...) Seçimlerden sonra da S.Ç. benim cemaatçiler içerisinden ayrılmam onlarla birlikte gezmemem konusunda uyarmıştı. Bu durumun detayı zaten 25 sayfalık dilekçemde mevcuttur. Akabinde M.T. ile kimlerin nereye oy vereceğini sordum. ... ve S.E.'nin nereye oy vereceğini sordum. Cevaben bana S.T.D. onlarla görüşüyor, onlarda herhangi bir sıkıntı yok 11 de 11 aldık dedi. Akabinde E. ve F.Ş.'yi sorduğumda aynı şekilde cevap verdi. Yine M.T. bana Y.K., F.B., H.K., H.T.D. ve R.Y.'in bağımsızlara 11 de 11 oy verdiğini söylemişti. (...) S.T.D.: Bu kişiyle doğrudan cemaate ilişkin bir muhabbetim olmadı. Ancak M.T.'den duyduğum kadarıyla cemaat içerisinde yer alan birisiydi. Seçim döneminde ... ve S.E.'yi bizzat etkilediğini ve cemaate oy vermelerini sağladığını biliyorum. Seçimden sonra da aynı kişilerle ilgilendi..."
Yargı mensubu olarak davacıyla aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan S.U.'a ait, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; ''Türkiye genelinde ve adliyemizde yürütülmekte olan FETÖ/PDY soruşturması kapsamında adiiyemizde görev yapan bazı hakim ve savcıların, açığa alındığını, haklarında tutuklama ve adli kontrol kararları verildiğini duydum, soruşturma kapsamında bulunan S.T.D., T.T.D., ..., S.A.E., F.B., A.A.B., H.T.D., E.Ş., F.Ş., İ.O., E.S.O., F.B., N.B., Y.K., Y.B. isimli hakim ve savcılar genellikle birlikte gezerlerdi, ben bu şahısların örgüt üyesi olup olmadıklarını bilmiyorum, hatta bu meslektaşlar birlikte dışarılarda bazı aktivitelerde bulunuyorlardı, hatta bir defasında Hatay gezisi düzenlemişlerdi, beni de çağırmışlardı, fakat ben gitmedim, yine bu meslektaşlarım kendi aralarında, kendi içlerinden gidenler için veda yemeği de düzenlediklerini duydum, ben bunu darbe girişiminin olduğu tarihten sonra duydum."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.Ş.D.'ye ait, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 29/08/2017 tarihli tanık ifade tutanağında;""... Ben Mayıs 2013 yılından beri Osmaniye Adliyesinde Hakim olarak görev yapmaktayım. FETÖ/PDY terör örgütü soruşturması kapsamında adliyemizde de görev yapan bazı hakim ve Cumhuriyet Savcılarının açığa alındığını, tutuklandığını ya da haklarında adli kontrol kararı verildiğini duyduk. Soruşturmalar kapsamında isimlerinin geçtiğini duyduğum S.T.D., T.T.D., .... S.A.E., F.B. A.A.B., M.T., R.Y., Y.B., E.Ş., F.Ş., İ.O., E.S.O., F.B., H.T.D., A.T., Y.K. isimli hakim savcılar adliyemizde genelde birlikte hareket ederlerdi, hatta bu kişilerin tayin dönemlerinde adliyeden bağımsız kendi aralarında veda yemekleri düzenlediklerini duyduk. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun 2014 yılında yapılan seçimlerde de S.T.D., T.T.D. ..., S.A.E., F.B., A.A.B., M.T., R.Y., Y.B., E.Ş., F.Ş., H.T.D., A.T., Y.K. isimli hakim ve savcıların seçim döneminde birlikte hareket ettiklerini gördük. Hatta bahsettiğim hakim ve savcıların seçimlerden sonra da birliktelikleri devam etti. Seçimde de Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy vermediklerini düşünüyorum. Ayrıca seçim sonucu oylar sayılırken bu gruptan bir kişinin oy sayımını kameraya aldığını duymuştum. Ama oy sayımı esnasında orada olmadığım için kim olduğunu görmedim."
İfadesine başvurulan F.A.'ya ait, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; "Ben ... savcımın FETÖ/PDY isimli terör örgütü üyesi olup olmadığını bilmem. Fakat genelde bu soruşturma kapsamında açığa alınan veya tutuklanan hakim savcılardan Y.K., Y.B., S.T.D., F.B., İ.O., E.Ş., ..., M.T., M.B. isimli hakim savcılar sık sık veya bazıları dönem dönem odaya gelirlerdi. Ben kalabalık bir grup odaya geldiği zaman genelde savcımın söylemesi üzerine odadan çıkardım. Ben aşağıya inip çalışmaya kalemde devam ederdim...Bu bahsettiğim isimlerden çoğu ile birlikte yemeğe giderler, birlikte gezerlerdi, fakat bunların dışında başkaca birşeylerini görmedim. Benim savcı beyin söz konusu örgütle ilişkili olduğuna dair kendimce yaptığım bir tespit ya da saptama yoktur. Geçmişini bilmiyorum. Bizim yanımızda genelde bu mevzulardan hiç konuşulmazdı. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Dedi."
İfadesine başvurulan M.S.'ye ait, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 17/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında;"Ben FETÖ/PDY terör örgütü ve darbe girişimi soruşturması neticesinde tutuklanan S.T.D. isimli Cumhuriyet Savcısının Ağustos 2013 yılından tutuklandığı tarihe kadar katipliğini yaptım. Ben kendisinin söz konusu terör örgütüne üye olduğuna dair bilgi sahibi değilim. Fakat bu kapsamda açığa alınan ve tutuklanan hakim savcılardan E.Ş. F.B., ..., M.T., İ.O., H.T.D., Y.K. isimli hakim savcılar çok sık gelirdi, Bunun dışında R.K., Y.B., F.B. isimli savcılar da dönem dönem gelirlerdi. Genelde bu isimlerle birlikte gezerlerdi, pikniklere giderlerdi. Çoğunlukla bu isimlerle hareket ederlerdi. Bu hakim savcılar geldiğinde ben odadan çıkardım, çünkü S.T. savcım daha çok başlarda bana hakim savcı meslektaşlar gelince sen odadan çık, kaleme in diye uyarıda bulunmuştu. Ben de her seferinde bu talimatını uyguluyordum. Bahsettiğim isimli savcı hakimler odada bulundukları esnada ben odaya girmişssem genelde odada bir sessizlik oluşur ya da ben girdikten sonra konuyu değiştirirlerdi. Ne konuştuklarını bu şekilde olduğu için bilmiyorum. Bir dönem özellikle kurul seçimlerinin olacağı dönemde Kuşçubaşı Eşref isimli tvvitter hesabından S. savcımın Fethullahçı olduğu yönünde yazılar yazıldığını duymuştum. O dönem bu olaya ilişkin S. savcım şikayette bulunmuştu. Yine bu mevzuyu yukarıda belirttiğim isimli hakim savcılardan bazıları ile bunları konuşuyorlardı. Fakat ayrıntılı olarak ne konuştuklarına hiçbir zaman şahit olmadım, çünkü ben odaya girince sessizlik olurdu. Benim bilgim bundan ibarettir."
İfadesine başvurulan M.D.'ye ait, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 17/08/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "... isimli Cumhuriyet Savcısının Haziran ya da Temmuz 2013 yılında hakkında soruşturma başlatıldığı tarihe kadar katipliğini yaptığını, ... Savcısının örgüt üyesi olduğuna dair doğrudan bilgi ve görgüsünün olmadığını, ancak soruşturma kapsamında açığa alınan S.T.D., Y.K., Y.B., M.B., İ.O. ve E.Ş. ile birlikte hareket ettiğini," şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Davacının Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan 02/08/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında:"HSYK üyeliği düşürülen 5 kişiden hiçbiriyle İrtibatım yoktur, HSYK seçim döneminde dahi hiçbir görüşmem olmamıştır, ben kendilerini HSYK üyeleri olması nedeniyle bütüm hakim savcılar gibi ismen tanırım, Herhangi bir irtibatım, ne telefon nede yüz yüze görşümem olmamıştır. 2014 yılı HSYK seçimlerinde aday olan hakim ve savcılarımıza karışık şekilde oy vermiştim, bunu her zaman da İfade etmiştim. Olayın bu FETÖ/PDY mensuplarının bağımsız aday olarak tanıtıp kişisel ilişkilerini kullanarak oy verme sürecinde irademizin yanlış yöne sevk ettiklerini seçimlerden sonra anladık ve sonraki süreçte destekleyecek hiçbir görüş veya paylaşımda bulunmadım." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacının Asya Katılım bankası nezdinde 2007 yılında açılmış dolar, euro ve Türk lirası hesabının bulunduğu, dolar ve euro hesabının 02/08/2012 tarihinde, Türk lirası hesabının 12/05/2014 tarihinde kapatıldığı anlaşılmıştır.
Davacının eşi ile yaptığı Whatsapp görüşme kaydında;" seçilim arabadan 16 bi, borcumuz?, evden 125 bin borcum va, en kötü senaryo bu olu, ev 250 araba 85 yapsa 335 bi, ne korkucam be, daha sonrasi zaten allah keri, allah kimseye zulmetmeyi bana nasip etmesin allah kimsenin hakkina girmeyi bana nasip etmesi, satsak ikisini de borçlari kapatsak elimizde yine 200 civari para kalı, Amin bitane, Aynen öyl, gideriz aydina kaliriz bir müddet babanla yapariz avukatlık ayda 2 3 kazaniriz herhalde kenardaki parayla en az 5 yıl rahat rahat geçiniriz " şeklindeki meslekten ihraç edilecekleri yönündeki kanaatlerini içeren yazışma yer almaktadır.
Ayrıca, davacının "Adli ve İdari Yargı Sınavına Hazırlık Evi, Staj Evi, Mülakat Hazırlık Evi Sorumlusu" olarak adı geçen Ü.C. isimli kişi ile olan irtibatına ilişkin tespite dair Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve...sayılı yazısı ekinde gönderilen 18/02/2022 tarihli Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'nün araştırma tutanağının ilgili kısımlarının incelenmesinden; davacıyla anılan kişinin 29/06/2012 tarihinde 62 saniye süren görüşmesinin olduğu ve aynı kişi tarafından 16/10/2013 tarihinde bir kez aranmış olduğu görülmektedir.
Davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yukarıda ifadelerine yer verilen tanıkların, davacıyla aynı yerde görev yaptıkları ve davacı hakkındaki beyanlarının birbirini destekler mahiyette olduğu; davacının, Osmaniye Adliyesindeki çalışma ortamı içerisinde, örgütün önem verdiği ve yoğun propaganda çalışmaları yaptığı, 2014 HSYK seçim sürecinde haklarında FETÖ/PDY üyeliği suçlamasıyla adli işlem yapılan veya bu örgütle iltisakı yahut irtibatı sebebiyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen meslektaşı yargı mensuplarıyla samimi olarak, sosyal birliktelik içinde olduğu, bu kişilerin işyeri dışında düzenlediği çeşitli sosyal aktivite ve organizasyonlara katıldığı anlaşılmıştır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/03/2024 tarih ve E:202/3088, K:2024/456 sayılı bozma kararında; davacı hakkında yukarıda belirtilen tanık beyanları ve 2014 yılı HSYK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarına oy verdiği yönündeki davacının kendi beyanının birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu, davacıyla ilgili aktarılan diğer bilgi ve belgelerin de bu durumu destekleyici mahiyette olduğu, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve ...sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı 31/08/016-29/11/2016 tarihleri arasındaki parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.