SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/13581 E. 2024/18135 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/13581

Karar No

2024/18135

Karar Tarihi

13 Kasım 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13581 E. , 2024/18135 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/13581
Karar No : 2024/18135

DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...,
Av. ...

DAVALI : ...Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu karar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kararın tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararın gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/10/2022 tarih ve E:2017/2040, K:2022/7419 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2024 tarih ve E:2023/812, K:2024/648 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ... 'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişki kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin 21/10/2022 gün ve 2017/2040, 2022/7419 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2024 gün ve E:2023/812, 2024/648 sayılı kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi yolunda verilen 21/10/2022 tarih ve E:2017/2040, K:2022/7419 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2024 tarih ve E:2023/812, K:2024/648 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, bozma kararı öncesinde Dairemizce duruşma yapıldığından, yeniden duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Dairemizin 21/10/2022 tarih ve E:2017/2040, K:2022/7419 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2024 tarih ve E:2023/812, K:2024/648 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca müsnet suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter derecede, kuvvette, kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği ve suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesinin... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı hükmün onanmasına karar verildiği ve davacı hakkındaki beraat kararının 26/11/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 21/10/2022 tarih ve E:2017/2040, K:2022/7419 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2024 tarih ve E:2023/812, K:2024/648 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:

1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 21/10/2022 tarih ve E:2017/2040, K:2022/7419 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2024 tarih ve E:2023/812, K:2024/648 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.

2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2024 tarih ve E:2023/812, K:2024/648 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.

Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 21/10/2022 tarih ve E:2017/2040, K:2022/7419 sayılı kararda;
Davacının unvanlı göreve atanmasına ilişkin tanık beyanları yönünden, davacının Adalet Bakanlığında tetkik hakimi olarak FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla görevlendirildiğine ilişkin somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının Adalet Bakanlığında tetkik hakimi olarak görevlendirilmesinin ve yer verilen tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Y.E. isimli şahsın beyanı yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması nedeniyle FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
T.A. ve M.G. isimli şahısların beyanları yönünden, davacının örgütle bağlantısına yönelik gözleme dayalı yorum ile duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulduğu, davacının aynı adliyede görev yaptığı meslektaşlarıyla örgütsel amaçlarla görüştüğüne ve birlikte hareket ettiğine ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan tanık beyanlarında yer alan iddiaları destekleyebilecek başkaca tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacı hakkında anılan tanık beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıya ait dijital materyallerin incelenmesi neticesinde düzenlenen inceleme raporu yönünden, söz konusu raporda yer alan hususların davacının örgütle bağlantısının göstergesi olduğunu ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı, ceza mahkemesi kararındaki tespitler de dikkate alındığında, 16/08/2016 tarihli inceleme raporunda yer alan tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında düzenlenen iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, FETÖ ile iltisak ve irtibatı noktasında incelendiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının göstergesi olabilecek herhangi bir delil ya da bilgi ve belgenin bulunmadığı, bunların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, anılan rapor değerlendirildiğinde, davacının kendi adına kayıtlı olan GSM hattının iki ayrı tarihte ankesör/sabit hattan aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,

Davacının eşi B.A.Y.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması yönünden, davacının eşi hakkındaki tespitlerde ve B.A.Y.'nin açtığı Dairelerinin E:... ve E:... sayısına kayıtlı dava dosyalarına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği gibi, davacının eşinin Dairelerinin E:... sayısına kayıtlı olarak açtığı davada da dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşıldığından, davacının eşinin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkındaki şikayetle ilgili olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararı ile "soruşturma izni verilmesine yer olmadığına" karar verildiği, soruşturmada ise yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiğinden, bunların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:2017/2040 sayılı dosyada yapılan 01/04/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine, karar verilmiştir.
Dairemizin 21/10/2022 tarih ve E:2017/2040, K:2022/7419 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2024 tarih ve E:2023/812, K:2024/648 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan B.B.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 22/06/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "Ben Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütürken tarafıma sorulan Hâkim ... o tarihlerde Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünde Tetkik Hâkimi olarak görev yapıyordu. Kendisini bu vesile ile tanırım. 2012 yılı sonunda Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün sınav komisyonunda Hâkim... ile birlikte üye olarak çalışmıştık. ... Bey sınav komisyonuna Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünü temsilen görevlendirilmişti. Elazığlı olduğunu ve milliyetçi imajı verdiğini hatırlıyorum. Fakat Adalet Bakanlığında ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünde herkes ...'i Paralel yapı mensubu olarak biliyordu. Anlattıklarım haricinde ilgilinin FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibatlı olduğunu ya da olmadığını gösterecek başkaca bir bilgim bulunmamaktadır.",
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.T.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 08/06/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "......’i Adalet Bakanlığında Hukuk İşleri Genel Müdürü olarak görev yapmakta iken hakim ihtiyacımız olduğunda birlikte çalıştığımız arkadaşların tamamına bizde çalışabilecek yetenekli yetkin hakimler varsa bildirmelerini istedim. Bildirilen isimlerin arasında o dönem Bala hakimi olan ...’in de ismi vardı, bu hakimler arasında hal kağıtları ve terfileri iyi olan 5-6 kişinin ismini personel genel müdürlüğüne hukuk işlerinde görevlendirilmeleri için bildirdim, bildirdiğim isimler içerisinden ... ile bir tetkik hakiminin dışında personel genel müdürlüğünün kendi belirlediği iki tetkik hakimini genel müdürlüğümüzde görevlendirildik. Birlikte çalıştığımız dönem içerisinde ...’in herhangi bir cemaatle doğrudan irtibatlı olduğuna ilişkin bir gözlemim ve bilgim olmadı. O dönemde gruplar arasında belirgin bir ayrışma da söz konusu değildi. 2013 yılında Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü görevinden ayrılmama yakın bir dönemde bakanlıkta ayrışma süreci belirginleşmişti, genel müdürlüğümüzdeki başka bir iki hakimde olduğu gibi ... ile de ilgili olarak adı geçen paralel yapı ile irtibatlı olduğu konusunda söylemler oluyordu, ancak kendisi gerek kendiliğinden gerekse sorduğum zaman bu yapıyla hiçbir ilgisinin olmadığını, kendisinin ve ailesinin milliyetçi kökenli olduklarını ifade etti. Ben emekli olduğum tarihte kendisi hala Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünde çalışmaktaydı. Daha sonra bakanlıktaki yetkisinin kaldırılarak önceki görev yeri olan Bala hakimliğine oradan da Adıyaman hakimliğine atandığını biliyorum. Kendisi Adıyaman hakimi iken de yanıma geldiğinde yine anılan yapı ile ilgisi olmadığını tekrarladı. 2014 yılındaki HSYK seçimi döneminde bakanlıktaki bazı hakimlerin etkin olarak sözde bağımsız görünen paralel yapı adayları lehine çalıştıklarını sohbet ortamlarından biliyorum. O döneme ilişkin adı geçenin bu yönde belirgin bir faaliyetinden de haberdar değilim. Kendisi açığa alındıktan sonra Elazığ'lı hemşerim olmasından dolayı kardeşi ve eşi birkaç kez benimle görüşmek istediler. Ancak onlarla herhangi bir görüşmem olmadı. Kendisi tahliye olduktan sonra bana geldi ve anılan yapı ile hiçbir bağlantısı olmadığını tekrarladı. Söz konusu yapının özelliği nedeniyle kimin doğrudan ilişkili olduğunu o dönem bilebilmek mümkün olmadığı için, ben de bu kişinin kesin olarak belirtilen yapıya dahil olup olmadığı hususunda net bilgiye sahip değilim.",
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan Y.E.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 28/03/2018 tarihli tanık ifade tutanağında, "... B. Hanımın eşi olan ve meslekten ihraç da edilen Hakim ...’in kripto FETÖ’cü olduğunu çok net şekilde biliyorum ancak B.Y.’nin FETÖ/PDY ile bağlantılı olup olmadığını bilmiyorum ancak Akhisar savcısı D.S.’nin bu konuda fikir sahibi olacağını düşünüyorum, dinlenmesi bu kişi bakımından faydalıdır...",
Kaymakam olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan T.A.'ya ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 17/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "...HSYK Genel Kurulu’nun FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verdiği ...’i Elbistan Adliyesinde hakim olarak görev yapmış olması nedeniyle tanırım, Yaklaşık 1 ya da 1,5 yıl kadar Elbistan Adliyesinde çalıştıktan sonra Afyonkarahisar’a ya da bir ilçesine tayinen gitmişti. ... Elbistan Adliyesine atanıp göreve başladığında benim ilçede olmadığım bir gün Kaymakamlığı telefon ile aramış ve beni ziyarete gelmek istediğini söylemiş. Bunu personelim bana aktarınca akabinde bir ya da iki gün sonra kendisine dönüş yaptık ve randevu verdik. Bu şekilde kendisi bir kez beni ziyarete gelmiştir. Elazığlı olduğunu da bu şekilde öğrendim. Hatta bu gelişinde kendisine ilçede ev bulma konusunda yardımcı olup olamayacağımı da sordu, bunun üzerine ben de personelime hakim beye yardımcı olmaları konusunda talimatta bulunmuştum. Sonraki süreçte ise ...’in bana mesafeli durduğunu gözlemliyordum. ... sürekli olarak gerek mesai arasında gerekse mesai sonrasında 4-5 hakim ve savcı ile birlikte vakit geçiriyordu, zaman zaman bu 4-5 hakim ve savcı ile birlikte Polisevinde bir araya geldikleri bilgisi bana geliyordu. ...’in adliyede görev yaptığı süre içerisinde haftalık bir ya da iki kez bu 4-5 hakim ve savcı ile bir araya geldiklerini duyuyordum. Bir kez de yine bu 4-5 hakim ve savcı ile birlikte kendilerini lokantada görmüştüm. 15 Temmuz 2016 süreci akabinde ...’in rutin olarak bir araya geldiği bu hakim ve savcıların tamamının HSYK Genel Kurulunca meslekten çıkarılmasına karar verildiğini öğrendim. ...’in birlikte olduğu bu hakim ve savcıların paralel yapıya müzahir oldukları bilgisi bana ...’in adliyede göreve başladığı tarihten bir ay sonrasında gelmişti, bu nedenle ben bu bilginin bana geldiği tarihten itibaren kendisine karşı mesafeli duruyordum. ...’in bir arada olduğu diğer hakim ve savcılara karşı da mesafeli idim. Ayrıca ...’in bir arada olduğu 4-5 hakim ve savcının bir araya gelmesinde organizenin ... tarafından yapıldığı paralel yapıya müzahir olmayan hakim ve savcılar tarafından ifade ediliyordu. ..., Elbistan Adliyesinde görev yaptığı sürece kendisini 3-4 kez görmüşlüğüm vardır, gözlemlerim ve duyumlarımı da yukarıda aktardım, Elbistan Adliyesinde ...’in görev yaptığı dönemde paralel yapıya müzahir olmayan diğer hakim ve savcılarda ...’in paralel yapı ile irtibatlı olduğu kanaati vardı ve bunu bana da ifade ederlerdi. Ayrıca yine bu yapıya müzahir olmayan hakim ve savcılarla görüştüğümde, hakim ve savcılar arasındaki konuşmalarda paralel yapı mevzuu açıldığında bu konularda ...’in ketum olduğu ve herhangi bir yorum yapmadığını söylerlerdi...",
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.G.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 24/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "...HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen ...’i üniversiteden tanırım. ... Elazığlıdır. 1994 yılında Dokuz Eylül Hukuk Fakültesini kazanıp İzmir'e gittiğimde ilk altı ay Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı İnciraltı yurdunda kaldım. Burası okula uzak olduğu için okula yakın olması nedeniyle talebim üzerine yine Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı olan Ahmet Yesevi Yurduna geçtiğimde birinci sınıfın ikinci döneminde odasında boş yer olan ... ile aynı odada kaldık, yurda ilk gittiğimde bana gerçekten çok yakınlık gösterdi. Hatırladığım kadarıyla aynı odada kaldığımızda ... 3. sınıfta idi. İkinci sınıfta samimi arkadaşlarımla yurtta başka bir odada kalmak için ben o odadan ayrıldım. ...'in dünya görüşü hakkında net bir şey söyleyemem, çünkü yurtta çok farklı siyasi görüşlerin, etnik yapıya sahip grupların içerisine girer, onlarla sohbet eder, fakat hangisinden olduğu yönünde pek renk vermezdi. Öğrencilik zamanında vakit namazları, hatta cuma namazına da gidip gitmediğini bilmiyorum, beraber namaza gittiğimizi hatırlamıyorum. Arkadaşlar arasında bazen ... hakkında net bir kanaate sahip olamadığımız için şakayla karışık bu adam MİT elemanı mı diye söylediğimizde olurdu. Kendisi hakkında hiçbir zaman net bir kanaate sahip olamadık. Ben üniversiteden mezun olduktan sonra birkaç defa Elazığ'da karşılaştık. En son 2016 yılı yaz kararnamesinden önce Kurula geldiğinde benim odama da uğramıştı. Tayin ile ilgili kurulla görüşmeye gelmişti, bana paralel yapı hakkında olumsuz şeyler söyledi. Kendisini mağdur ettiklerini, hakkında soruşturma yaptıklarını söyledi. Elbistan'da görev yaptığını o sırada öğrendim. Elbistan Kaymakamı ile Ula Savcısı olarak görev yaptığım sırada yaklaşık bir yıl çalışmıştık. Kendisine T.A.'yı tanıyor musun o da Elazığlıdır diye sorduğumda yüzündeki ifadeden aralarının çok iyi olmadığını anladım, yine de kendisine selam söylemesini söyledim. 2016 yılında Ramazan Bayramında Elazığ'a gittiğimde T.A.'nın annesinin vefat ettiğini öğrenince Baskil'e arkadaşlarımla birlikte taziye ziyaretine gittiğimde Elbistan Hâkimi olarak da görev yapan ...'le sana selam gönderdim. Söyledi mi? diye Kaymakam Bey'e sorduğumda, bana direk cemaate yakın olan hakim ... mi diye cevap verdi. Cemaat ile kastettiği paralel yapı idi. Ben de ciddi misin diye sorduğumda ...’in Elbistandaki cemaate bağlı olan hakim savcılar ile birlikte hareket ettiğini, onlarla beraber pastaneye ve restorana gittiklerini ve birlikte oturup kalktıklarını söyledi. Bu hususları, Adliyede görev yapan hakim ve savcıların da bildiğini ifade etti. Bu anlattıkları üzerine hemşehri olmalarına rağmen mesafeli olmalarının nedenini anladım. Bunun üzerine bu söylediğini Y. de biliyor mu diye sordum. Y.E. teftişten Elbistan'a Başsavcı olarak atanan arkadaştır. Onun da bilgisi var diyince o zaman ben ona da bir sorayım sonra izin dönüşünde Ankara'da ilgili tetkik hakimi arkadaşlara bu kişi hakkında bilgi vereyim dedim. Henüz ben izindeyken darbe girişimi oldu ve ilk açığa alma listesinde ...’in de ismini görünce ... beyin anlattıkları demek ki doğruymuş diye düşündüm. ..., ilk önce hatırladığım kadarıyla Antalya İlinde Final Dersanesinde Türkçe öğretmenliği yaptı, sonra Genel Kurmay Başkanlığında çalıştığını duydum, bir ara bir bakanlıkta çalıştı. En son hakim olduğunu duydum. Bu kadar farklı ve önemli görevlerde bulunması bana garip gelmişti ancak o zamanlar bunu anlamlandıramamıştım, bir defasında kendisine şakayla karışık “memlekette işsizlik var diyorlar senin yapmadığım iş kalmadı” demiştim. Az önce bahsettiğim ... bey ile konuşmamıza kadar cemaatle bağlantılı olduğu çok aklıma gelmemişti. Ancak üniversite yıllarındaki tavır ve davranışları ile cemaate mensup olanlar hakkında sonradan edindiğim bilgileri biraraya getirdiğimde kendisinin cemaate mensup olabileceği, kendisini gizlemek için o şekilde davranmış olabileceği düşüncesi oluştu. Ancak meslek hayatım boyunca kendisiyle aynı ya da yakın yerde çalışmadım, bu nedenle çalıştığı döneme ilişkin net bir bilgi sahibi değilim..." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Öte yandan, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında, beyanı alınan tanık Y.E.'nin, "Ben sanığı 2015-2017 yılları arasında Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmış olduğum Elbistan Adliyesinde Hakim olarak görev yapması sebebiyle tanırım. 2015 yılında Ankara'dan Elbistan'a tayinim çıktığında 17/25 Aralık sürecinden sonra bir kısım yargı mensuplarının da görev yerleri değiştirilmişti. Ben tayin olurken yanlış hatırlamamakla birlikte bu tasarrufta bulunan genel müdürlerimiz ve HSYK üyelerimiz tayinimin çıktığı yerde, Adalet Bakanlığından Elbistan Adliyesine gönderilen ve FETÖ mensubu olduklarını düşündükleri ... isimli bir Hakim olduğunu söylemişlerdi. Ben göreve başladığımda Hakim ...'in tavır ve davranışlarını gizleyerek örgüt mensupları ile birlikte hareket ettiğine şahit oldum. Onların bulunduğu ortamlarda onları destekler mahiyette yorumlarına şahit oldum. Onların beraber olmak için birlikte yaptığı ancak benim FETÖ mensubu olmaları sebebiyle iştirak etmediğim ve ısrarla yapılmasını istemediğim sosyal görünümlü ancak örgüt birlikteliği ve dayanışması için yapıldığını düşündüğüm bir proğrama da bunu bilmesine rağmen kendisi beni davet etmiştir. Ben sanığın 17 - 25 Aralık sürecinden sonra o dönem FETÖ mensubu Hakim Savcılar ile bu şekildeki birlik ve beraberliklerine şahit oldum" şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
Davacının ceza yargılamasında tanık T.A., "Ben 2013 yılı Ağustos ayından bu yana Elbistan kaymakamı olarak görev yapmaktayım. Sanık ...'i bir dönem Elbistan Adliyesinde hakim olarak görev yapması nedeniyle tanıyorum. Sanık Elbistan adliyesine atandıktan sonra Elazığ'lı olduğunu ifade ederek görüşme talep etmişti. Personelim tarafından bu durum bana bildirilince kendisine randevu verdik. Sanık ... görüşmeye geldiğinde kendisini ilk defa gördüm ve bu şekilde tanıştık. Bundan sonra kendisiyle herhangi bir görüşmemiz olmadı. Sanık göreve başladıktan bir süre sonra o dönemde Elbistan adliyesinde görev yapan FETÖ/PDY'ye müzahir olmayan Hakim ve Savcılar ile Başsavcı bey görüşmelerimizde sanık ... hakkında onun FETÖ/PDY'ye müzahir olduğunu söylüyorlardı. Ben de sanık hakkında bu şekilde bilgi sahibi oldum ve kendisine mesafeli durdum. Sonraki süreçte sanık hakkındaki duyumlarımı doğrular şekilde sanığın yine FETÖ/PDY'ye müzahir olduğu söylenen 4-5 hakim savcı ile birlikte sürekli vakit geçirdiğini gözlemledim. Zaten o dönemde adliyede görev yapan hakim savcılar arasında FETÖ/PDY'ye müzahir olan ve olmayanlar arasında gözle görülür bir ayrışma vardı. Sanık ...'in Elbistan'da görev yaptığı süre boyunca savcı A.A.A., hakim M.Y., A.Y. ile isimlerini bilmediğim ancak hakim savcı olduklarını bildiğim birkaç kişi ile beraber gezdiklerini görüyordum. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünden sonra bu kişelerin ihraç olduklarını öğrendim. Ben sanık ... ile bu kişileri genellikle öğlen mesai arasında Adliyeden beraber çıkarken, restorantta ve bazen de akşamları polisevinde görüyordum. Benim sanık ... hakkındaki bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Aynı tanık tarafından, yine ceza yargılamasında, "Ben 2013-2018 yılları arasında Elbistan Kaymakamı olarak görev yaptım. Sanık ... darbeden yaklaşık bir yada bir buçuk yıl kadar önce kararnameyle Elbistan Hakimi olarak göreve başladı, görevlendirildiği mahkeme hakkında bilgi sahibi değilim. Sanık hakim ...'le görev yaptığım süre boyunca bir kaç defa farklı sebeplerle karşılaştık, sanıkla çok fazla dialoğumuz yoktu, sanığın o dönem paralele yapı olarak adlandırılan örgüte müzahir 4 yada 5 kişi olduğunu hatırladığım, hakim ve savcılarla görüştüğünü o dönem yine adliyede görev yapan ancak örgüt ile irtibatı bulunmayan hakim ve savcılardan duymuştum. Ayrıca sanık Elbistan adliyesinde görev yapmaya başladıktan yaklaşık bir yada bir buçuk ay sonra yine adliyede görev yapan Hakim ve Savcıların olduğu bir ortamda şuan kim tarafından söylendiğini hatırlayamadığım kişice sanığın Fetö örgütüne uzak olmadığı, ayrıca görüştüğü adliyede görev yapan Hakim ve Savcılara dair organizyonun sanık tarafından düzenlendiği şeklinde konuşmalar geçmişti, sanığı tanımıyordum bu konuşmalar sonrasında bende sanığa karşı mesafeli durdum, sanıkla herhangi bir dialogumuz gelişmedi. Bu sohbet ortamı dışında sanığı dair herhangi bir duyumum olmadı, ayrıca sanığın örgüt üyesi olup olmadığına dair görgüye dair bir bilgim bulunmamaktadır. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Yine, davacının ceza yargılamasında tanık M.G.'nin, "... ... Bey'in annesi vefat etmişti. 2-3 arkadaş bayramda Baskil'e taziyeye gittik. Orada kendisine Elbistan'da görev yapan ... isimli Hakim ile kendisine selam gönderdiğimi söyleyince ... Hakim'in Fetöcü Hakim ve Savcılarla yakınlığının olduğunu hatta zaman zaman onların toplanmasında organizasyonu yapan kişi olduğunu söyleyince ben şaşırdım ve emin misin diye sordum. Emin olduğunu ve Elbistan'da bunu herkesin bildiğini söyledi hatta eski Kurul Müfettişi olan Elbistan Başsavcısı Y.E.'nin de bunu bildiğini söyledi. ..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
Dosyada mevcut hizmet cetveline göre davacı, 15/10/2014-11/07/2016 tarihleri arasında Elbistan hakimi olarak görev yapmıştır.
Tanık ifadelerinin tümünün birlikte değerlendirilmesinden, ifadelerin birbirleriyle uyum gösterdiği ve birbirini desteklediği; davacının Adalet Bakanlığında çalıştığı dönemde, söz konusu örgütle irtibatlı olduğuna dair genel bir kanı mevcut olduğu; 2013 yılından itibaren örgüt mensuplarının ayrışması sürecinin belirginleştiği dönemde kendisi ile ilgili olarak örgüt ile irtibatlı olduğu konusunda söylemler bulunduğu; tanık Y.E.'nin ceza yargılamasındaki beyanına göre, bunların, Elbistan'a Cumhuriyet Başsavcısı olarak tayin edildiği dönemde, 2015 yılında tanık Y.E.'ye de iletildiği; tanık Y.E.'nin beyanlarında davacının kripto FETÖ’cü olduğunu çok net şekilde bildiğini belirttiği; diğer taraftan tanıklar T.A. ile Y.E.'nin ceza yargılamasındaki beyanlarında, birbirleriyle örtüşür şekilde, davacının Elbistan'da görev yaptığı dönemde, örgütle iltisak ve irtibatı bulunan yargı mensuplarıyla sosyal birliktelik içinde olduğu, birlikte sosyal organizasyonlar düzenledikleri, bu sosyal çevre ile birlikte ve beraber hareket ettikleri, onların da bulunduğu ortamlarda onları destekler mahiyette yorumlarına şahit olunduğu şeklinde, somutlaştırılmış ve görgüye dayalı beyanlar bulunduğu; tanık M.G.'nin beyanının da bunları destekler mahiyette olduğu anlaşılmaktadır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen tanık beyanları ve aktarılan hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.....
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.

Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2024 tarih ve E:2023/812, K:2024/648 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; davacı hakkındaki tanık beyanları ile aktarılan hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim