SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/13528 E. 2024/19383 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/13528

Karar No

2024/19383

Karar Tarihi

25 Kasım 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13528 E. , 2024/19383 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/13528
Karar No : 2024/19383

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ise de, mesleğe hazırlandığı dönem, mesleğe başladığı dönem ve sonrasında bu örgüt ile irtibatı ve iltisakı olmadığı, bu yapı ile üniversite sınavına hazırlanmak için gittiği dersanede tanıştığı, yaşadığı yerde sadece bir dersanenin bulunduğu, üniversitede okuduğu sürede maddi imkansızlık ve barınma amacıyla yapının evlerinde kaldığı, 2014 HSK seçimlerinde bağımsız adaylara yardımda bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/02/2022 tarih ve E:2017/6633, K:2022/351 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/2412, K:2024/554 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaliyle , bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemin iptaline , davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/2412 ; K:2024/554 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği ; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen 09/02/2022 tarih ve E:2017/6633, K:2022/351 sayılı kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/2412, K:2024/554 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 09/02/2022 tarih ve E:2017/6633, K:2022/351 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/2412, K:2024/554 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 21/12/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 09/02/2022 tarih ve E:2017/5137, K:2022/350 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/2529, K:2024/553 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:

1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 09/02/2022 tarih ve E:2017/6633, K:2022/351 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/2412, K:2024/554 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/2412, K:2024/554 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 09/02/2022 tarih ve E:2017/6633, K:2022/351 sayılı kararda;
Davacı hakkında ifade veren B.K.'nin beyanı yönünden; yargı mensubu olarak görev yapan B.K. isimli şahsın Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca ve HSK Müfettişlerince alınan ifadesinde; davacının 2014 HSK seçimleri öncesinde örgütün desteklediği adaylardan bir kısmına oy vereceği yönünde söylemde bulunduğunu beyan ettiği görülmüşse de, anılan beyanda davacının tüm meslektaşları ile meslektaşlık ilişkisi içerisinde ilişkiler kurduğu, görevden uzaklaştırılan meslektaşları ile normal meslektaşlık ilişkisi dışında aşırı bir birlikteliğine şahit olmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğu yönünde herhangi bir tavır, davranış ve faaliyetine de şahit olmadığı, çalıştığı dönem içerisinde davacı hakkındaki kanaatinin FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir irtibatının olmadığı yönünde ifade edildiği görülmüş, netice itibarıyla, davacının örgütün sözde bağımsız adayları için seçim çalışması yaptığna ya da onlara oy istediğine ilişkin bir tespit içermeyen ve davacı lehine de ifadeler içeren B.K. isimli tanığın beyanı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyacak nitelikte ve yeterlilikte görülmediği,
Davacı hakkında ifade veren H.H.Y.'nin beyanı yönünden, yargı mensubu olarak görev yapan H.H.Y. isimli şahsın Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca ve HSK Müfettişlerince alınan ifadesinde; davacının Yargıda Birlik Platformu için çalışmadığı, ancak FETÖ/PDY üyeleri için de çalıştığı hususunda bilgisi olmadığını ve davacıyı fazla tanımadığını beyan ettiği görülmüş, davacıyı örgütle ilişkilendirebilecek herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan H.H.Y. isimli tanığın beyanları, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında ifade veren M.Y.'nin ve A.A.'nın beyanları yönünden, üniversite döneminde örgüte ait evde kısa bir süre için kaldığı ve sonrasında bu evden ayrıldığını davacının kendilerine söylediğinin beyan edildiği görülmüşse de, davacının barınma ya da eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, tanık M.Y.'nin davacının Akademi son döneminde yoğun bir şekilde ders çalışarak vakit geçirdiğini, Akademi bitirme sınavına çalıştığını, Akademinin yapmış olduğu gezi ve faaliyetlere pek iştirak etmediğini, Fetö yapılanmasına yakın olan kişilerle Akademideki dersler haricinde zaman geçirdiğine tanık olmadığını, hakimlik stajı döneminde Antalya ilinde kendisine ait bir evde tek başına yaşadığını, kendi halinde bir yaşantısı olduğunu, 2014 HSYK seçimlerinde bağımsız adaylara oy verilmesi konusunda bir propaganda yaptığına ya da bağımsızlara oy vereceği konusunda bir söylemine şahit olmadığını, tanık A.A.'nın ise, davacının FETÖ terör örgütü ile alakasının olmadığını beyan ettiği görülmüş, netice itibarıyla, M.Y. ve A.A. isimli tanıkların davacı hakkında verdiği beyanların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyacak nitelikte ve yeterlilikte bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacı hakkında ifade veren N.Ç.'nin beyanı yönünden, yargı mensubu olarak görev yapmış olan N.Ç. isimli şahsın ... Sulh Ceza Hakimliğince alınan ifadesinde; 2014 HSK seçimlerinde bağımsız adaylara oy istemek için davacıyı aradığını ve davacının yapıyla ilgisinin olmadığını düşündüğünü beyan ettiği görülmüş ve davacıyı örgütle ilişkilendirilecek herhangi bir ifadeye yer verilmediği,
Davacının şüpheli sıfatı ile verdiği beyanı yönünden; davacının üniversiteye hazırlık döneminde eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiği, maddi imkansızlıkları nedeniyle barınma amacıyla iki yıl süreyle kalmış olduğu FETÖ/PDY yapılanmasına ait evden sonraki aşamada ayrıldığına ve bu süreçten sonra herhangi bir irtibatının bulunmadığına dair beyanlarının, bir başka ifadeyle barınma ya da eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden davacının anılan beyanları örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde ara kararına davalı idare tarafından verilen 06/04/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu... Dairesinin ...esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen kardeşinin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacı hakkındaki HTS raporu yönünden; davacıya ait cep telefonuna ait HTS kayıtları ve davacının kardeşine ait tespitler, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli tespitler olarak değerlendirilmediği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyada yapılan 05/03/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi karar verilmiştir.
Dairemizin 09/02/2022 tarih ve E:2017/6633, K:2022/351 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/2412, K:2024/554 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan B.K.'ya ait, Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08/12/2016 tarihli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...Ben 2014 yılı Yaz Kararnamesi ile Rize Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atandım. Temmuz ayı içerisinde Rize 'deki görevime başladım. Ben göreve başladığımda Hakim ... Rize Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi olarak görev yapıyordu. Tayin kararnamesinden sonra çıkan yetki kararnamesi ile ... Asliye Ceza Mahkemesinde yetkilendirildi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yıllık izin kullanmak üzere görevimden ayrıldım. Eylül ayının başlarında babamın vefatı nedeniyle izin bitimi görevime başlayamayarak rapor kullandım. Eylül ayının sonlarına doğru görevime tekrar başladım. Dolayısıyla bu tarihe kadar Hakime hanımı fazla tanıma şansım olmadı. HSYK seçimleri olacağından göreve başladıktan sonra Adliyemizde görev yapan Hakim ve Savcı arkadaşları fazla tanımadığım için onlarla daha fazla mesaisi olan o zamanki Başsavcımız H.H.Y. ve birkaç diğer arkadaşla seçimler konusunda istişarelerde bulunduk. İstişareler sonucunda Rize Merkez ve Mülhakat Adliyelerinde yanlış hatırlamıyorsam 17 yada 18 meslektaşım Yargıda Birlik adaylarını destekleyeceği, diğer meslektaşlarımın ise Bağımsız adayları destekleyebileceği yönünde kanaat edindim. Yargıda Birlik adaylarını destekleyecekler arasında Hakime Hanımında olduğu yönünde kanaat edindim. Yapılan seçimler sonucunda yanlış hatırlamıyorsam 15 arkadaşın Yargıda Birlik adaylarına blok olarak oy kullandığı, iki yada üç kişininde hem Yargıda Birlik adaylarına hemde bağımsız adaylara oy kullandığı, diğer meslektaşların ise Bağımsız adaylara oy kullandığı ortaya çıktı. Seçimden sonra Hakim ...'ın parçalı oy kullandığını yani hem Yargıda Birlik üyelerine hem de Bağımsız Adaylara oy verdiğini, meslektaşlar arasındaki konuşmalardan duydum..."
Aynı şahsın, HSK müfettişlerince düzenlenen 10/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir; "Halen ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapmaktayım. Daha önce 2014-2017 yılları arasında ... Adalet Komisyonu Başkanı ve Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptım. 2014 yılında Rize Adliyesine atamam yapıldığında ...'da Rize adliyesinde Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olarak görev yapıyordu ancak 2014 yılı yaz kararnamesi ile yetkisi ...Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi olarak değişti. Kendisi ile birlikte çalışmadım. ...'ın Rize Adliyesinde tanıdım, daha önce tanımıyordum, geçmişini bilmiyorum. 2016 yılında da Hakkari Hakimi olarak ataması yapıldı. Paralel yapı ile irtibatı ve iltisakl noktasında herhangi bir davranışına veya söylemine şahit olmadım. Adliyede de bu şekilde bir konuşmaya şahit olmadım. 2014 yılı HSYK seçimlerinden önce odasına gittiğimde "oyunu parçalı olarak 3-4 oyu tanıdığı bağımsız adaylara, diğerlerini de Yargıda Birlik Platformu adaylarına vereceğini” söylemişti, seçimlerde nasıl oy kullandığını bilmiyorum..."
Yargı mensubu olarak görev yapan H.H.Y.'nin davacı hakkında verilen ... Cumhuriyet Başsavcılığının...8 tarih ve Sor. No:..., K:...sayılı kararında yer alan beyanında davacıyla ilgili olarak şu ifadelere yer verilmiştir; "...Yanlış hatırlamıyorsam göreve başladığım tarihlerde kura ile Rize iline atanmış idi. Bildiğim kadarı ile kendi halinde, sessiz birisi olup, kurayla atanmış olması dolayısı ile yaşının oldukça genç olması, Hakim olarak görev yapması ve bayan olması sebebiyle mesleki nezaket çerçevesinde gerçekleşen birkaç görüşmemiz dışında kendisi ile bir görüşmemiz olmadı. Kendisi HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu için çalışmadı, ancak FETÖ/PDY üyeleri için çalıştığı hususunda da bilgim bulunmamaktadır...."
Davacı hakkında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "Kardeşim Aktif - Sen'e üye olmuş darbeden de 9 ay önce Aktifsenden çıkmış ve bu işlemi nedeniyle adli soruşturma geçirmese de öğretmenlik mesleğinden ihraç edildi. Benim de başıma bu işin bundan geldiğini düşünüyorum. Ben imam hatip lisesi mezunuyum. Uzun yıllar katsayıdan dolayı mağduriyet yaşadım. Üniversite hayatından önce 2 yıl adalet meslek yüksekokulu okudum. Dokuz Eylül Üniversitesinde Buca'da iki yıl kadar cemaat evinde kaldım. Daha sonra cemaat evinden ayrıldım. Dikey geçiş ile hukuk fakültesine geçtim. Cemaatten ayrılmamın sebebi beni dışladıklarını hissettim. Ben onlara çok uymuyordum. Cemaatin evinde kaldığım yıllar 2004-2006 yılları arasıdır. 2002-2003 yılı ve 2003-2004 yılları arasında da cemaat dershanelerine gittim. 2006 yılından sonra cemaatle herhangi bir bağlantım olmadı. Hakimlik sınavında Burdur'da köyümüzdeki evimizde çalıştım. Köydeki komşularımızı dahi şahit gösteririm. Hukuk fakültesine dikey geçiş ile geçtikten sonra FETÖ/PDY denen örgütle hiçbir bağlantım kalmamıştı. Bunu da o dönemdeki arkadaşlarım biliyorlar. Arkadaşlarımın bu hususta dinlenmesini istiyorum. M.Y. isimli arkadaşım benim dışlandığımı bilenlerdendir. Telefonu da ... . Kendisi halen Şırnak Adliyesinde hakim olarak görev yapar. Ben ona beraber hakim savcılık stajı esnasında akademide dışlandığım hususunu uzun uzun anlatmıştım. Stajda da evime giren çıkan bir arkadaştır. FETÖ/PDY ile bir bağlantım olup olmadığını bilen bir arkadaştır. Antalyada stajer hakim iken evime gelip giden Antalya stajeri olan hakim A.A.'da beni iyi tanımaktadır. Kendisinin telefon numarası da...'dir. Mersin ilinde şu an hakimlik yapmaktadır. Oda dinlendiği taktirde benim nasıl biri olduğumu, FETÖ/PDY ile bağlantımın olmadığını söyleyecektir. Ben stajdayken kimlerle ilişkim olduğunu bu arkadaş bilmektedir. Antalya 'da stajdayken kaldığım ev akrabamın evidir. Babamdan telefon numarasını alıp size bildirebilrim. Yukarıda isimlerini verdiğim tanıkların dinlenmesini istiyorum. Rize'de çalıştım dönemde adliyemizde çalışan bayanların çoğunluğu FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğunu düşünüyordum. İster istemez aynı ortamda olduğumuz için gidip görüşüyorduk. Onlar tarz olarak ta insanla çok ilgileniyorlar. Benim dönemden olan hakimlerimizde vardı. Bana ilgi gösteriyorlardı. Mecburen arkadaşlık yapıyorduk. Daha öncesinden bu kadar zararlı bir örgüt olduğunu bilmiyordum. Hsyk seçimi döneminde Rize ilindeydim. O dönemdeki Başsavcımız şu anki ... Başsavcımız H.Y.'dir. Adalet Komisyonu Başkanının ismi ise B.K.'dir. Ben seçim döneminde hem Yargıda Birlik hem de bağımsızlara oy verdim. Bağımsız denen grubun inanın FETÖ/PDY üyesi olduklarını inanın anlamamıştım. Kime daha çok oy verdiğim hatırlamıyorum. Kime oy verdiğimi de hatırlamıyorum. Hatta bir ara boş oy vereyim mi diye düşündüm. Etrafımdaki insanların talepleri doğrultusunda seçimde oy kullandım. FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin kullandığı Bylock, eagle, kakao talk gibi programları duydunuzmu telefonunuzda yüklü mü? Ben bu 15 temmuz darbe girişiminden sonra bu programları duydum. Kesinlikle telefonumda yüklü değil ve kullanmadım. Rize de FETÖ/PDY olduğunu düşündüğüm hakimler görüştüğümüz dönemde cemaatçi olduklarına dair hiç bir belirti vermediler. Herhangi bir evde FETÖ/PDY toplantısı yapmadık. Rize'de görev yaptığım Adalet Komisyonu Başkanı ve Başsavcı beyin benim ile ilgili dinlenmesini istiyorum. FETÖ/PDY üyesi olmadığım daha iyi anlaşılacaktır. Rize'de yine görev yaptığım esnada FETÖ/PDY üyesi olmadığını bildiğim hakim R.Ö.'nün dinlenmesini istiyorum. Seçim döneminde hakime hanıma benim bunlarla ilgim olmadığını söyledim. Hatta Yargıda Birliğin bir kısmını desteklediğimi söyledim. Karışık bir oylama yapacağımı ona da söylemiştim. Rize de FETÖ/PDY olduğunu düşündüğüm hakimlerin hepsi meslekten ihraç edildi. Tahmin ettiğim isimler S.B., M.B., N.A., F.A.'ydı. Bunlar benim odama gelip gidiyorlardı. Ben kimse ile kötü olmayan bir insanım. O zaman net bir tavır gösteremediğimin farkındaydım. Ama bugün ki aklım olsa net tavır gösterirdim. Ancak ben kesinlikle FETÖ/PDY üyesi değilim. Ben FETÖ/PDY üyesi olsam şu ana kadar bekar kalmazdım. Onlar zaten kendi örgüt üyeleri ile katalog evliliği yaptırırlar. Bence yukarıda isimlerin saydığım Rize'deki hakim savcıların evliliği de o şekildeydi. Bizim dönemde oldukça FETÖ/PDY üyesi vardı. Bunların çoğu ihraç oldu. Ben zaten imam hatip lisesi mezunu olduğum için mağduriyetimden dolayı Tayyip Erdoğan'a ve Ak Partiye karşı ailece ekstra bir sempati duyuyorduk. Yukarıda isimlerini belirttiğim kişiler sürekli Ak parti ve özellikle Tayyip Erdoğan'a eleştirel yaklaşıyorlardı. Benim hakimlik savcılık mesleğine girerken referansım Danıştay savcısı olan A.P.'ydi. Kendisi Burdur'ludur. Referanslarıma bakıldığı taktirde FETÖ/PDY üyesi kimse yoktu. Birde Ak Parti milletvekili B. isimli soyadını hatırlamadığım vekildi. Ben mesleğe ikinci kez girdiğimde kazandım. 2011 yılı Nisan ayında kazandım. Ben 2011 yılı Nisan ayında sınavı kazandığımda 71.900 puan aldım ve sınırda yazılıyı geçtim. Bana sorular verilmiş olsa çok daha iyi alırdım. Kaldı ki ikinci kez girdiğimde yazılıyı geçtim. Köyde evde çalışarak kazandığımı bütün köyümüz bilmektedir. Ben 17-25 Aralık sonrası yapılan bütün seçimlerde oyumu Ak Partiye vermiş birisiyim. Kardeşimin de Aktif Sen'e üye olduğundan 15 Temmuz sonrası haberim oldu. Utandığım için Adliyeden kimseye bundan bahsetmedim. Ama ben bu FETÖ/PDY örgütünün üniversite döneminde evlerinde kaldığımı N.Ş. isimli hakime hanıma bahsettim. Bu bahsetmeyi de 15 Temmuz sonrası yaptım diye hatırlıyorum.Kimse Yokmu Derneğine para yatırdınız mı? Ben onun cemaat derneği olduğunu uzun süreler bilmiyordum. SMS ile yardım yapıp yapmadığımdan emin değilim. Ara ara depremlerden sonra, maden göçüğünden sonra bu derneklerden SMS geldiğinde yardım yapıyordum. Ama Kimse yokmu derneğine yardım yaptığımı hatırlamıyorum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, diyeceklerim bundan ibarettir dedi."
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının 2014 HSYK seçimlerinde FETÖ/PDY terör örgütünce desteklenen bağımsız görünümlü adaylardan bir kısmına oy verdiği, üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiği, üniversite döneminde iki yıl süreyle anılan yapılanmaya ait evde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık beyanları ve davacının kendi beyanının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.

Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/2412, K:2024/551 sayılı bozma kararında; davacının 2014 HSYK seçimlerinde FETÖ/PDY terör örgütünce desteklenen bağımsız görünümlü adaylardan bir kısmına oy verdiği, üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiği, üniversite döneminde iki yıl süreyle anılan yapılanmaya ait evde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık beyanları ve davacının kendi beyanını bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hakimler Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere
, 25/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim