Danıştay danistay 2024/13526 E. 2024/18294 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/13526
2024/18294
14 Kasım 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/13526
Karar No : 2024/18294
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların işlem tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük hakların iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların kanuniliği ve şahsiliği, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, hâkimlik teminatının ihlal edildiği, kararların tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararlarda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, kanun hükmünde kararnameler ile yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenleme yapılabileceği ve bu düzenlemelerin yalnızca o dönem için geçerli olabileceği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan davacı tarafından, dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/04/2022 tarih ve E:2017/6264, K:2022/1665 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3225, K:2024/703 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişki kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin 1/04/2022 gün ve 2017/6264, 2022/1665 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 gün ve E:2022/3225 2024/703 sayılı kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 01/04/2022 tarih ve E:2017/6264, K:2022/1665 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3225, K:2024/703 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/6264, K:2022/1665 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3225, K:2024/703 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedilerek kararın 15/09/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/6264, K:2022/1665 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3225, K:2024/703 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/6264, K:2022/1665 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3225, K:2024/703 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3225, K:2024/703 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 01/04/2022 tarih ve E:2017/6264, K:2022/1665 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, M.F.Ç.'nin Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişlerince düzenlenen 17/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağındaki beyanları ile ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesi birlikte incelendiğinde; 2014 yılı HSK seçimlerinde davacının ve davacıyla ilişkisi iyi olup meslekten ihraç edilmiş olan E.B.'nin Yargıda Birlik Platformuna kesinlikle oy vermeyeceklerini söyledikleri yönünde bir olay yaşadığını anlattığı, ancak davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığına ve örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğine ilişkin bir beyanda bulunmadığı gibi, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğini ve onlara oy vereceğini ortaya koyacak nitelikte bir beyanda da bulunmadığı, ayrıca dava dosyasında davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığına, örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğine ve 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğine ve onlara oy vereceğine ilişkin somut bir tespit, tanık beyanı ya da başka bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı anlaşıldığından, M.F.Ç.'nin Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişlerine verdiği anılan beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının kendi beyanı yönünden, sadece 1999 yıllında üniversiteye hazırlık amacıyla örgüte müzahir dershaneye gittiğini ve bu dershanenin FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğunu bilmediğini beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle örgüte müzahir dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik 18/07/2016 tarihli ifadesinde yer alan beyanlarının, örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal medya paylaşımları yönünden, davacının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlarda FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de yer almadığından, söz konusu paylaşımların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla soruşturma yürütülmesi ve bu soruşturma sonucunda davacı hakkında düzenlenen iddianamede yer alan 03/06/2017 tarihli raporda bulunan tespitler yönünden, bu hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, 20/10/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen ve Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına 10/12/2021 tarihinde giren cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Diğer taraftan, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacının babasına ait Bank Asya hesabı yönünden, davacının babası hakkındaki söz konusu tespitte, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının babasına ilişkin tespitin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacının evinde yapılan aramada ele geçirilen kitap yönünden, FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fetullah Gülen'e ait Dua Mecmuası isimli kitabın davacının evinde bulunması hususunun, davacının anılan örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 20/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/6264, K:2022/1665 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3225, K:2024/703 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan M.F.Ç., Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişlerince düzenlenen 17/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "Bana sormuş olduğunuz meslekten ihraç edilen ... (...) ile Kırıkhan’da çalışmam nedeniyle tanıştım.... Bu kişi sosyal bir kişi olmayıp genellikle odasına kapanır ve çoğu kişi ile irtibatı yoktu. Bu gene Kırıkhan’da çalışan ve meslekten ihraç edilen Asliye Ceza Hâkimi E.B. ile ilişkileri iyiydi. Benim bu kişiyle çok samimiyetim olmadığı için sadece seçim sürecindeki davranışını biliyorum, davranması da bir gün odama belirttiğim hâkimle birlikte ziyarete geldiklerinde HSYK seçimlerine ilişkin olarak seçimlerde oy vereceğiniz bir kişiyi düşünüp düşünmediklerini sorduğumda, 'henüz karar vermedik, aklımızda birileri yok' dediler. Bende Yargıda Birlik Platformunu desteklediğimi ve meslektaşları ile başsavcıları olarak kendilerinden platforma destek çıkmalarını ve oy vermelerini istedim. Onlarda Yargıda Birlik Platformunu eleştirdiklerini kesinlikle oy vermeyeceklerini söylediler. Bende en azından Kırıkhan’lı olması nedeniyle M.D.’ye oy vermelerini istediğim onlarda bakalım diyerek çekimser davrandılar ve geçiştirerek odadan ayrıldılar." yönünde beyanda bulunmuştur.
Davacının, Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli sorgulama tutanağında; "...fethullahçı terör örgütü ile herhangi bir bağlantım yoktur sadece 1999 yılında üniversiteye hazırlık için bir dershaneye gitmiştim ancak o yıllarda bu dershanenin böyle bir örgüte ait olduğunu bilmiyordum..." şeklinde; yine ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve Değişik İş No:.... sayılı tutuklama kararında yer alan savunmasında; "...HSYK seçimlerinde benden oy istendi ancak ben kesinlikle hiçbir grup için çalışmadım, bu listeye yazılmam için aklıma hiçbir şey gelmiyor, çok samimi olduğum bir arkadaşım vardı, Kırıkhan'da odaların sayısı yetersiz olduğu için aynı odayı hakim arkadaşla paylaşıyordum, seçim dönemi sadece onun çok iyi diyerek övdüğü bir iki kişiye ve ayrıca yargıda birlik platform üyelerine de oy verdim, sadece bu sebepten adım bu listeye girmiş olabilir, ancak kesinlikle bu örgütle bir ilgim yoktur, bağlantım yoktur, buna da yemin ederim." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davacıya ait sosyal medya paylaşımlarına ilişkin olarak dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden; davacının, bir sosyal medya platformunda, ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmakta iken MİT'e ait tırların durdurulması olayı ile ilgili olarak hakkında soruşturma açılan ve meslekten uzaklaştırma kararı verilen Y.K.'nın uzaklaştırma kararına ilişkin olarak yapmış olduğu paylaşımın altına "geçmiş olsun" yönünde paylaşımda bulunduğu, Twitter'ın kapatılması olayı hakkında yapılan bir paylaşımın altına, "Ülke ne hale geldi! Yasaklar ülkesi! Yazık!..." şeklinde bir paylaşımda bulunduğu, HSK üye seçimi sonrası yeni oluşturulan HSK'nın yapmış olduğu atamaları eleştiren bir paylaşımın altına ise gül resmi koyduğu anlaşılmıştır.
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarih ve Soruşturma No:..., E:..., İddianame No:... sayılı iddianamede; ''HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 03.06.2017 tarihli raporda; şüphelinin kullandığı telefon ile; haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğunun ... şüphelinin iltisaklı olan kimse yok mu derneğiyle 63 kez görüşmesinin olduğunun belirtildiği" tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan 28/07/2016 tarihli tutanakta; davacının evinde yapılan aramada "Dua Mecmuası - M. Fetullah Gülen" isimli 284 sayfalık kitap ele geçirildiği belirtilmiş olup, bu husus, ... Ağır Ceza Mahkemesince ... tarih ve E:..., K:... sayılı davacı hakkındaki beraat kararında; "... yapılan aramada örgüt liderine ait kitabın bulunmasının da sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği..." şeklinde değerlendirilmiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının, 2014 yılı HSYK üye seçimi dönemindeki hal ve hareketlerine ilişkin tanık beyanı ve karışık şekilde oy kullandığına, FETÖ/PDY örgütüne müzahir dershaneye gittiğine yönelik davacının kendi beyanı; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin organize şekilde hareket etmek suretiyle sosyal medya aracılığıyla paylaşım yaparak kamuoyunda algı oluşturma amacına hizmet eden ve örgüt mensuplarını destekler mahiyette olduğu anlaşılan sosyal medya paylaşımları; haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin ve Kimse Yok Mu Derneği ile 63 kez görüşmesinin bulunduğuna, evinde yapılan aramada örgüt elebaşı olan Fetullah Gülen'in isminin yer aldığı kitap ele geçirildiğine yönelik tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
...Sonuç olarak
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir."
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3225, K:2024/703 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; davacının, 2014 yılı HSYK üye seçimi dönemindeki hal ve hareketlerine ilişkin tanık beyanı ve karışık şekilde oy kullandığına, FETÖ/PDY örgütüne müzahir dershaneye gittiğine yönelik davacının kendi beyanı; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin organize şekilde hareket etmek suretiyle sosyal medya aracılığıyla paylaşım yaparak kamuoyunda algı oluşturma amacına hizmet eden ve örgüt mensuplarını destekler mahiyette olduğu anlaşılan sosyal medya paylaşımları; haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin ve Kimse Yok Mu Derneği ile 63 kez görüşmesinin bulunduğuna, evinde yapılan aramada örgüt elebaşı olan Fetullah Gülen'in isminin yer aldığı kitap ele geçirildiğine yönelik tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun söz konusu bozma kararında belirtildiği üzere; dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususu, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelendiğinde, söz konusu müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği sonucuna varılmıştır.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışında tahsil edilemeyen ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.