SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/13274

Karar No

2024/22724

Karar Tarihi

25 Aralık 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13274 E. , 2024/22724 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/13274
Karar No : 2024/22724


TEMYİZ EDENLER : 1- (Davalı) ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : ...

2- (Davacı) ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 27/07/2016 tarihli Bakanlık oluru ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; davacının 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle de kamu görevinden çıkarıldığı, dava konusu işlemin anılan KHK hükmü ile aynı sonucu doğuruyor olması nedeniyle, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Anılan kararın temyiz kanun yolu aşamasında Danıştay Beşinci Dairesinin 30/05/2023 tarih ve E:2019/1028, K:2023/7077 sayılı kararıyla bozulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince (... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı yetki ret, gönderme kararı bulunmaktadır) bozma kararına uyularak verilen ...tarih ve E:... sayılı ara kararı ile dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelenerek, ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararla; davacının istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların hak ediş tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla irtibatlı veya iltisaklı olanların kamu görevinden çıkarılacağı, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu hususunun sabit olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davacı tarafından; avukat ile temsil edilmesine rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediği iddia edilmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idarenin savunması alınmamıştır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği; davacının temyiz isteminin ise süre aşımı nedeniyle incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
İlgili Mevzuat:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır." hükmü; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, bölge idare mahkemelerinin aynı maddede sayma suretiyle belirlenen davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği hükmü; aynı Kanun'un "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştaya veya 4 üncü maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer." hükmü yer almaktadır.

Hukuki Değerlendirme:
Aktarılan mevzuata göre, temyiz kanun yoluna başvurmak isteyen tarafın, temyize konu kararın tebliğinden itibaren 30 gün süre içinde başvuru yapması gerektiği hususu yasa koyucu tarafından düzenlenmekle birlikte; süresi içerisinde temyiz isteminde bulunmamış tarafın, temyiz isteminde bulunan taraf dilekçesine cevap verme süresi içerisinde de temyiz başvurusu yapılabileceği ayrıca düzenlenmiştir. Bu hakkın kullanılmasında yasa koyucu tarafından getirilen süre sınırının da diğer tarafın temyiz dilekçesinin tebliğinden itibaren 30 gün olduğu; ayrıca, Kanun'da belirlenen sürelerin bitiminin çalışmaya ara verme (20 Temmuzdan 31 Ağustosa kadar) gününe rastlaması halinde ara vermenin bitimi tarihinden itibaren 7 gün uzayacağı görülmektedir.
Bakılan olayda; Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı vekiline 29/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı idarece yapılan temyiz başvurusuna ait dilekçenin ise davacı vekiline 05/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından 02/07/2024 tarihinde temyiz dilekçesine cevap verilmekle birlikte, 09/09/2024 tarihinde verilen cevap dilekçesi ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesi kararının tebliği üzerine 30 günlük süre içerisinde temyiz başvuru hakkını kullanmayan davacı tarafın, davalı idarenin temyiz başvurusu neticesinde elde ettiği cevap dilekçesi yoluyla temyiz hakkını ise, davalı idare temyiz dilekçesinin kendisine tebliğ edildiği 05/08/2024 tarihinden itibaren 30 günlük süre içinde en geç 04/09/2024 tarihine kadar kullanabileceği; bu sürenin sona erdiği günün çalışmaya ara verme süresi içerisinde olmaması nedeniyle 2577 sayılı Kanun'un 8. maddesinin üçüncü fıkrası hükmünden yararlanma hakkı olmayan davacı tarafın, temyiz dilekçesine 30 gün içerisinde cevap verme süresi geçtikten sonra 09/09/2024 tarihinde yaptığı temyiz başvurusunun, süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.

DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.

MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.
Uludağ Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünde muayene memuru olarak görev yapan davacı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığının 27/07/2016 tarihli işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işleminin iptaline ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Öte yandan; davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında yürütülen ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-(e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir. Anılan kararına karşı yapılan istinaf başvurusu, ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedilmiş, temyiz kanun yolu incelemesi devam eden kararın kesinleşmediği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
667 sayılı KHK'nın 4. maddesinin öngördüğü üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin "meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir" hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.
Dava dosyasının incelenmesinden; 667 sayılı KHK hükmü uyarınca Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirme neticesinde kamu görevinden çıkarılan davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem iletişim kurmak amacıyla kullandığı ByLock uygulamasını kullandığı yolunda tespit olduğu; Bursa Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünce dosyaya sunulan 22/01/2024 tarihli yazı ekinde yer alan Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre, "..." kullanıcı adı, "..." hesap şifresi ile "..." ID numaralı ByLock hesabının davacıya ait olduğu görülmektedir.
Ayrıca; davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında yürütülen ceza davacı neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; "sanığın bylock ağına giriş yaptığı tarih, sanığın kişi listesinde herhangi bir kişinin bulunmaması, yazışma içeriklerinin bulunmaması, log kayıtlarına göre 14 saniye bylock ağına giriş yapmış olması, sanığın söz konusu programı uygulama marketi üzerinden indirdiği yönündeki savunmasının alınan bilirkişi raporu ile destekleniyor olması, sanığın örgüt üyesi olduğu yönünde başkaca herhangi bir delil bulunmaması bu haliyle sanığın örgüt talimatıyla bylock ağına dahil olduğu ve örgüt içi haberleşmede kullandığı hususunun somut, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulama"dığı gerekçesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, ByLock uygulamasının, niteliğinin bilinmediği bir dönemde google playstore ortamında telefonuna yüklendiği, yararlı olmadığının anlaşılması üzerine telefonundan silindiği, ceza mahkemesinin beraat kararında da belirtildiği üzere, uygulamanın, özelliği bilinerek ve örgütsel haberleşme amacıyla kullanılmadığı beyan edilmektedir.
Olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabileceği, anılan kamu görevlisi hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Her ne kadar, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının kullanımında olan cep telefonuna yüklendiği tespit edilen ByLock programının, örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda aktif olarak kullanılmadığı, log kayıtlarında davacının yaptığı hiçbir görüşmenin tespit edilemediği, bu durumun, ceza mahkemelerince de tartışıldığı ve sonucun davacı lehine değerlendirildiği anlaşıldığından, ByLock programının indirilmiş olmasının, davacının terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya kayacak nitelikte, somut ve objektif bilgi ve belge niteliğinde olmadığı gerekçesine yer verilerek dava konusu işlem hukuka aykırı bulunmuşsa da; dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile ceza davası esnasında tespit edilen verilere göre, davacının kendi kullanımında olan cep telefonuna FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından gizli iletişim amacıyla kullanılan ByLock uygulamasının "..." ID numaralı hesap üzerinden yüklendiği ve davacı tarafından kullanıcı adı ve şifre oluşturulduğu hususunun sabit olduğu; uygulamanın örgüt üyeleri ile iletişim amacıyla aktif olarak kullanılıp kullanılmadığı, örgüt üyeliğine ilişkin yürütülen ceza yargılaması aşamasında gözetilen bir kriter olmakla birlikte, uygulamanın iradi olarak kamu görevlileri tarafından cep telefonlarına yüklendiğine ve kullanıcı hesabı oluşturulduğuna yönelik tespitin, uygulamanın örgütsel faaliyetler için aktif olarak kullanılıp kullanılmadığından bağımsız olarak, idari yargı yerlerince yapılacak irtibat ve iltisak değerlendirmesi bakımından yeterli olduğu değerlendirilmektedir.

Bu itibarla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün münhasıran iletişim aracı olarak kullandığı ByLock uygulamasını cep telefonuna yüklediği sabit olan davacının, silahlı terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu yolunda yapılan değerlendirmede dava dosyasında bulunan ve ceza yargılaması aşamasında elde edilen veriler, irtibat veya iltisak noktasında idari yargı yerince ayrıca değerlendirmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, ceza yargılaması aşamasında örgüt üyeliğine ilişkin yapılan değerlendirmeler referans alınarak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine,
2\. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
3\. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların hak ediş tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim