SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/12071

Karar No

2024/21351

Karar Tarihi

16 Aralık 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/12071 E. , 2024/21351 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/12071
Karar No : 2024/21351


TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Müdürlüğü / ...
2- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:......, K...... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dosyada bulunan veri inceleme raporunda davacının kodlamasının, emniyet içerisinde FETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensubu tarafından kazanılmaya çalışılan kişileri ifade ettiği tespit edilmiş ise de, idarece tespit olunan hususlar ile ceza soruşturması ve kovuşturmasında tespit olunan diğer hususlar yönünden yapılan değerlendirmede, davacının farklı mekanlardaki (cami, kolej gibi) toplantılara düzenli olarak giderek bu toplantılara telefonunu dışarda bırakmak suretiyle katıldığı, bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğu, nihai olarak davacının terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu anlaşıldığından, davacı hakkında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesi uyarınca tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, soyut tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan hakkında yürütülen ceza yargılamasında beraat kararı verildiği, ... kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen dijital materyalde yer alan değerlendirmelerin lehine olduğu, dosyada bulunan veri inceleme raporuna göre FETÖ/PDY yapılanmasının etki alanı dışındaki kişilerden olduğu hususunun sabit olduğu, örgütle iltisakı veya irtibatı gösteren kriterlerden hiçbirinin şahsında bulunmadığı, benzer dosyalarda farklı kararlar verildiği, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin ihlal edildiği, örgütle iltisakı veya irtibatı bulunduğunu gösteren somut hiçbir delil bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratik hukuk düzenini ortadan kaldırmayı amaçlayan ve bu amacı gerçekleştirmek üzere, özellikle Devletin Mülkiye, Adliye, Emniyet Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde kadrolaşmaya giden FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin "kamu görevinde çıkarılmasına ilişkin tedbirler" kapsamında olağanüstü hal döneminde birçok kanun hükmünde kararname yürürlüğe konulmuştur.
Olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra, 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararı ile) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır" kuralı getirilmiştir. Ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
Polis memuru olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca İçişleri Bakanlığının 20/06/2022 tarih ve 2022/13 sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen yargılama neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın 29/11/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu kararın dayanağı olan 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesindeki düzenleme ile terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı tespit edilen kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
"İltisak" ve "irtibat" kavramlarının nasıl tanımlandığı hususuna gelince, Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında, iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', "irtibatlı" kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Aynı kararda, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği, irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bunların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, hukuki nitelikleri ve objektif anlamlarının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceği ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi; olağanüstü hâlin ilanına neden olan tehdit ve tehlikeler gözetilerek olağanüstü hâl döneminde terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı bulunulup bulunulmadığının tespiti bakımından, terör örgütleriyle bağın varlığı konusunda yapılacak değerlendirmenin olağan dönemde yapılacak değerlendirmeden farklı olabileceğini; olağanüstü dönemde iltisak ve irtibat tespitine dayalı olarak kamu görevinden çıkarılma kararı verilirken söz konusu bağın “sübut” derecesinde ortaya konulmasının aranmadığını, bu yönde bir "değerlendirme" yapılarak "kanaat" oluşturulmasının yeterli görüldüğünü, belirli bir tür delile dayanma zorunluluğu öngörülmemiş olmakla birlikte bu yönde bir kanaate varılırken keyfilikten uzak durulması gerektiğini belirtmiştir. (AYM Genel Kurul Kararı: E:2016/6 (Değişik işler), K:2016/12, 04/08/2016, p.85-88; AYM Kararı: E:2018/89, K:2019/84, 14/11/2019, p-30-33)
Bu çerçevede, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde;
İdare Mahkemesi kararında, davacı hakkında örgütün toplantılarına katıldığına yönelik tanık beyanları bulunduğu hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak;
Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; Özel Toros Güven Kolejindeki hiçbir toplantıya katılmadığı, ... ilçesinde Toplum Destekli Büro Amirliğinde görev yaparken ilçede bulunan tüm okullara giderek okul idareleri ve öğretmenleri ile görevi gereği görüştüğü, bu nedenle anılan okula gitmiş olabileceği, ancak kendisinin bu okula gidip gitmediğini hatırlamadığı, kızı N.S.'nin Özel Toros Güven Kolejinin düzenlediği bursluluk sınavına kendisini denemek ve sınav tecrübesi kazanmak amacıya bir defa girdiği, anılan kolejdeki görevlilerin kendisinden herhangi bir talepte bulunmadığı, kendileri ile hiçbir zaman böyle bir münasebetinin olmadığı, ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde Polis Merkezi Amirliğinde görevli iken Toplum Destekli Polislik Büro Amirliğinin henüz kurulmadığı, bu görevi Polis Merkezindeki görevlilerin yerine getirdiği, bu görev için personele kurs verildiği zaman kendisinin gönüllü ve istekli olduğu, daha sonra Toplum Destekli Polislik görevini yürüten arkadaşlarının başka görevlere verilirken onların yerine yine kendisinin gönüllü olduğu, o tarihte hangi Polis Merkezi Amirinin kim olduğunu hatırlamadığı, bir süre sonra da ilçede bulunan Toplum Destekli Polislik Büro Amirliğinin kurulduğu ve asaleten bu büroda görev yaparken ikiz görevlendirme ile de Polis Merkezi Amirliğinde görevli olduğu, büronun da zaten Polis Merkezi Amirliği binası içinde olduğu, ... ilçesinde görevli olduğu süre zarfında sadece haftada bir defa cuma namazı için ... Camine gittiği, bu namazları da genelde caminin dışında kıldığı, camiye giderek hiçbir toplantıya katılmadığı ve kimseden talimat almadığı, FETÖ/PDY mensubu tanıdığı hiç kimsenin olmadığı, 2004 yılından beri görev yaptığı ... ilçesinde birlikte çalıştığı komiser S.Ç. ile hem Polis Merkez Amiri hem de Toplum Destekli Polislik Büro Amiri olması nedeniyle sık sık görüştükleri, bu görüşmelerin görev nedeniyle olduğu, özel bir görüşmelerinin olmadığı, kamu görevinden çıkarılan polis memuru B.E.'nin bir defasında kendisine “Senin kızın akıllı, daha iyi bir eğilim alsın" diyerek çocuğunu Özel Toros Güven Kolejine göndermesini tavsiye ettiği, ancak kendisinin devlet okulunun yeterli olduğunu söylediği ve tavsiyesine uymadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir ilişkisinin olmadığı ileri sürülmüştür.
Dava dosyasında bulunan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen ...tarih ve ... sayılı araştırma raporunda yer alan davacı hakkındaki tanık beyanlarının incelenmesinden; M.Y.'nin beyanında, "... İlçesinde göreve başladığında o dönemde gülen cemaati olarak bilinen yapıya yakınlığı olduğunu sonradan fark ettiği bazı polislerin olduğunu, B.E. isimli Polis Memurunun da bu polislerin başında geldiğini, B.E.'ın o dönem İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli iken ilçeye yeni gelen ve araştırıp kendisine yakın hissettiği bazı polis memurlarına yakınlık gösterip onlarla iletişime geçtiğini, hatta kendisine yakın hissettiği polis memurlarının evlerine ziyarete gittiği şeklinde duyumlar aldığını, 2010 yıllarında B.E.'ın kayını olan Komiser Yardımcısı S.Ç.'in tayininin ... İlçesine çıkmasında etkili olduğunu, gün geçtikçe çalışmalarına devam ettiklerinden dolayı güçlü bir duruma geldiklerini, ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde önemli ve halkın üzerinde etkili olan bürolara B.E.'a yakın olan Polis Memurlarının gözeylendirildiğini ve halk üzerinde etkili olup taraftar kazandıklarını, çalıştıkları büroların konumu itibariyle (Terör, Güvenlik, Yabancılar, Pasaport, Kimlik Bildirimi, Trafik Denetleme, Silah, Ruhsat, Personel Büro ile Mukayyitlik görevi ve gurup amirliği görevi) halkla yakın ilişkiler kurduklarından maddi durumu iyi olan vatandaşların çocuklarını...'de bulunan FETÖ'ye ait ... Özel Toros Güven Kolejine yönlendirdiklerini, böylece FETÖ okullarına maddi destek sağladıklarını, kendi çocuklarını da burs kazanmış gibi gösterip bu okulda parasız okuttuklarını,... Polis Memuru ...'ın 2005 yılında kendisi ... İlçesine gittiğinde Polis Merkezinde çalıştığını, daha sonra Toplum Destekli Polislik Bürosunda görevlendirildiğini, ...'ın B.E. ve onun samimi olduğu kişilerle samimiyetinin olduğunu, ancak bizzat FETÖ'yü övücü herhangi bir söylemini duymadığını, görmediğini, FETÖ Terör Örgütü ile ilgili herhangi bir anlatımda ve söylemde bulunmadığını, Y.Ö., V.A. ve ... hakkında aktif olarak FETÖ'ye yönelik herhangi bir hareketlerini ya da konuşmalarını görmediğini, duymadığını, bu anlattıklarının aynı yerde çalıştıkları için duyumların ve mesleki tecrübelerinden ibaret olduğunu...", A.A.'nın beyanında, "...Polis Memuru ...'ın 2005 yılında ... İlçesine gittiğinde Polis Merkezinde çalıştığını, herhangi bir becerisi ve meziyeti olmamasına rağmen Komiser Yardımcısı S.Ç. tarafından Toplum Destekli Polislik Bürosunda görevlendirildiğini, cemaat yapılanmasına mensup olmayanları almayacakları bir büroda görevlendirilmesi onlara yakınlığını ve birlikte hareket ettiklerini gösterdiğini, asosyal bir yapıya sahip olmasına rağmen cemaat mensubu oldukları bilinen memur ve amirler ile ilişkin içerisinde olduğunu ancak kendisine FETÖ Terör Örgütü ile ilgili herhangi bir anlatımda bulunmadığını...", M.A.'nın beyanında, "...15 Temmuz 2016 tarihinden 20-25 gün önce ... Camiinde bu emniyet personellerinin ikindi namazını kılmak için camiye girdiği esnada imam odasında fotoğraflardan teşhis ettiği şahısların diğer teşhis ettiği emniyet personelleri ile birlikte konuştuklarını gördüğünü, namaz kıldığı süreç içerisinde bu şahısların imam odasında toplantı tertip ettiklerini, Teşhis tutanağında söylediği 8 emniyet mensubunun da orada bulunduğunu, kendi görebildiği kısmı ile içeriye girenlerin birisinden talimat aldıklarını, ancak talimatı vereni görecek cephede olmadığını, dolayısıyla içerideki asıl talimatları verdiğini tahmin ettiği şahsı görmediğini, ancak içeriye ..., V.A. ve Y.Ö.'in de girdiğini gördüğünü,......'ın aynı şekilde okuldaki emniyet biriminin toplantılarına katıldığı, yemek ve davetlerinde yer aldığı, yine okulun emniyet ile ilgili işleri olduğunda bu şahsa yönlendirildiği, kendisi ile birebir hiçbir görüşme ve temasının olmadığını ancak telefonlarının dinlenmesi sonucunda çalıştığı yere gelerek adres sorma bahanesiyle gözdağı veren bu polis memuru olduğu, aynı şekilde ... Camiindeki toplantıya katıldığı...." yolunda ifadelerin bulunduğu görülmüştür.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının yargılandığı ceza davasında beyanına başvurulan tanık M.Y.'nin, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan beyanında, davacı hakkında, "Ben şuanda huzurda bulunan sanıkların daha önce ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde çalıştıkları için tanıyorum. Ben halen ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde çalışıyorum. Bazı sanıkların açığa alındığını, bazı sanıkların da ihraç edildiğini biliyorum. Ben sanıkların herhangi bir örgütsel faaliyetlerini fiilen görmedim." şeklinde beyanda bulunduğu; anılan yargılamada beyanına başvurulan tanık A.A.'nın "Ben O.S., V.A., Y.Ö. ve ...'ı ...'de polis olarak görev yaptığım dönemden tanırım. Kendilerinin FETÖ üyesi olduklarına dair somut bir görgüm yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu; anılan yargılamada beyanına başvurulan tanık Ö.M.K.'nin, "Benim iddianamede ismi geçen O.S., ..., V.A., Y.Ö.'in Fetö/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduklarına dair görgüye dayalı bilgim yoktur." şeklinde beyanda bulunduğu; anılan yargılamada beyanına başvurulan tanık M.A.'nın, "Ben duruşma salonunda bulunan sanıklardan O.S.'yı tanımıyorum. Diğerlerini tanıyorum. Ben 2010-2013 30 Temmuz arası ...'de Güven Kolejinde teknik eleman olarak çalıştım. Daha sonra beni işten çıkardılar. Bu çalıştığım dönem içerisinde haftalık okulda toplantı yapılırdı. Bu toplantının içeriğini ben bilmiyorum çünkü içeriye girmezdik. Bu sanıklardan O.S. hariç diğerlerinin bu toplantılara geldiklerini görürdüm. Ben isimlerini hatırlamıyorum ancak şuanda Segbis vasıtasıyla ekrandan gördüğüm sanıklardan Y.Ö., ..., V.A. olarak gösterdiğiniz sanıklar bu toplantılara gelirdi. Bu toplantılar 7-8'er kişilik gruplar halinde yapılırdı. Ben içeriğini bilmiyorum. Ben 2013 yılı Temmuz ayında okuldan ayrıldım, o tarihten sonra bu kişilerin o toplantılara gelip gelmediklerini bilmiyorum. Sanıklara ilişkin başkaca bir bilgim, görgüm yoktur. Bu kişiler salona geçerken telefonlarını dışarıya bırakıyorlardı. Okulda başkaca gruplarında haftalık toplantıları oluyordu. Esnafın, polislerin, öğretmenlerin bu şekil haftalık toplantıları olurdu. Ben emniyette ayrıntılı ifade verdim, o ifademde geçerlidir. Sanıklara ilişkin bilgim bu kadardır." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Öte yandan, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan ... tarih ve ... sayılı soruşturma kapsamında ele geçirilen ve dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki 10/08/2022 tarihli veri inceleme raporunun incelenmesinden, davacının örgüt tarafından, veri inceleme raporunun "2015/MART ALAN" kısmında "DİL" olarak, "ALAN" kısmında "AD" olarak, "AD" kısmında ise "SML" olarak kodlandığı, aynı raporda "DİL" kodunun emniyet içerisindeki FETÖ mensubu olmayan, ancak FETÖ mensubu tarafından kazanılmaya çalışılan kişileri ifade ettiği, "AD" kodunun "Emniyet içindeki FETÖ yapılanmasının etki alanı dışındaki kişileri tanımlar" şeklinde, "SML" kodunun ise "FETÖ mensubu olmayan potansiyel ilgilenilecek kişileri ifade ettiği" şeklinde tanımlandığı görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda yer verilen tespitler ile davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı hakkındaki ... tarih ve ... sayılı araştırma raporunda yer alan tanıklardan M.Y. ve A.A.'nın beyanlarının duyuma ve kanaate dayalı olduğu, nitekim anılan kişilerin davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında vermiş oldukları ifadelerinde, davacının FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğuna dair görgüye dayalı bir bilgilerinin olmadığını beyan ettiği, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında beyanına başvurulan tanık Ö.M.K.'nın da davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısına dair herhangi bir bilgisinin olmadığını beyan ettiği, öte yandan, davacı hakkındaki 10/08/2022 tarihli veri inceleme raporununda, davacının örgüt tarafından Emniyet içindeki FETÖ/PDY terör örgütü yapılanmasının etki alanı dışındaki kişi/FETÖ mensubu olmayan potansiyel ilgilenilecek kişi şeklinde tanımlandığı da görüldüğünden, tanık M.A.'nın davacının örgütün toplantılarına katıldığı yolundaki beyanının, başkaca somut veriler veya somut nitelikteki başkaca tanık beyanlarıyla desteklenmeksizin, salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2\. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/12/2024 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim