Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/11967
2025/1731
18 Şubat 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11967
Karar No : 2025/1731
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, davalı idare bünyesinde Sözleşmeli Avukat kadrosunda görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 9. bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçu kapsamında yapılan yargılamada, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nce kovuşturma aşamasına geçildiği, ... tarih ve E..., K... sayılı karar ile etkin pişmanlıkta bulunduğu anlaşılmakla 5237 sayılı Kanunun 221/4-1 ve 5271 sayılı Kanunun 223/4-a maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesine karar verildiği, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmaması üzerine 28.05.2021 tarihinde kesinleştiği, söz konusu yargılamanın davacının adı geçen terör örgütüne üyeliğine yönelik olarak yapıldığı, oysa bakılan davanın davacının bahse konu örgütle irtibat ve iltisakının tespitine ilişkin olduğu, kaldı ki anılan beraat kararının gerekçesine bakıldığında özetle, davacının hakim savcı çalışma evlerinde bulunan kişiler arasında adının geçtiği, HTS analiz raporuna göre davacının ankesörlü hatlar üzerinden gizliliğe riayet edilerek gerçekleşen aramaların örgütsel saikle gerçekleştirildiğinin kolluk tarafından tespiti ile tartışmasız olduğu, ancak etkin pişmanlıkta bulunduğu gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiği dikkate alındığında, bu beraat kararının davacının adı geçen silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisakını ortadan kaldırmayacağı, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma kapsamında davacının etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı hususu, mezkûr ceza yargılaması ve bu yargılamanın nihayetinde verilen beraat kararı içeriği dikkate alınarak davacı hakkında yürütülen idari soruşturma neticesinde davacının söz konusu eylemleri nedeniyle FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat veya iltisakının bulunduğu şeklinde yapılan değerlendirmenin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinde düzenlenen kararın kaldırılması sebeplerinin bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; hakkındaki ceza yargılaması neticesinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesinde bahsi geçen iddialara dayalı olarak kamu görevinden çıkarıldığı, İstinaf Mahkemesince gerekçeli karar hakkı ve adil yargılanma hakkı ihlal edilmek suretiyle karar verildiği, dava konusu işlemin şekil unsuru yönünden açıkça hukuka aykırı olduğu, Bakanlıkta oluşturulan Kurul tarafından önce memuriyetten çıkarma kararı alınıp daha sonra şeklen savunmasının istendiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu yönündeki bilgi ve belgelerin Bakanlığın savunma istek yazısında somut olarak belirtilmediği, değerlendirmenin neye göre yapılacağı ve değerlendirmeye hangi fiil ve davranışlarının esas alınacağı bildirilmediğinden etkin ve etkili bir savunma verme hakkının kısıtlandığı, savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği, 17-25 Aralık 2013 öncesi suç teşkil etmeyen eylemleri dolayısıyla cezalandırıldığı, Hâkim ve Savcılık Ders Çalışma Evi olarak bilinen evlerde sadece ders çalışmak ve maddi imkânsızlıklar sebebiyle barınma amaçlı olarak kaldığı, 17-25 Aralık 2013 tarihinden bir süre sonra söz konusu yapıyla tüm bağını kopardığı, ardışık veya periyodik arandığıma dair hakkında düzenlenmiş herhangi bir bilirkişi raporu olmamasına rağmen sadece HTS kayıtlarından yola çıkılarak sabit hatlardan arandığı gerekçesiyle FETÖ terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı sayılamayacağı, söz konusu aramaların Yargıtay’ın örgütsel arama kriterlerini taşımadığı, HTS kayıtlarında görülen sabit hat aramalarının bu yapıdan kurtulmaya çalıştığı tarihlere denk geldiği ve örgütsel nitelikte olmadığı, FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisaka ilişkin kriterlerin şahsında mevcut olmadığı ve bu durumun Mahkemece yapılan ara karar neticesinde gelen yazılarla ortaya konulduğu, hiçbir organın kaynağını Anayasadan almadığı bir Devlet yetkisini kullanamayacağı, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, hukuki belirlilik ilkesi, ölçülülük ilkesi, yaşama hakkı, maddi ve manevi varlığın bütünlüğünün dokunulmazlığı hakkı, çalışma hakkı, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleri gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davalı idare bünyesinde Sözleşmeli Avukat kadrosunda görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 9. bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında; herkesin davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; (...) 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. (...)" kuralı yer almıştır.
Anılan maddenin son fıkrasında ise, "Bu maddenin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verilir. Verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında meslekten veya kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilecek olan personele kurumu tarafından 7 günden az olmamak kaydıyla uygun vasıtalarla savunma hakkı verilmesi, anılan maddede öngörülen yasal bir zorunluluk olup, aksi durumun, kamu görevinden çıkarma işlemini hukuka aykırı hale getireceği açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, dava dilekçesi ve devam eden yargılama sürecinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kurul Kararı ile kamu görevinden çıkarılması teklifinde bulunulduktan sonra kendisine savunma hakkı verildiği iddiasında bulunduğu, davalı idarece söz konusu iddiaya yönelik herhangi bir savunmada bulunulmadığı görülmüştür.
Uyuşmazlıkta; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı Kurul Karalı ile davacının kamu görevinden çıkarılmasının teklif edildiği, sonrasında davalı idare tarafından ... tarih ve ... sayılı savunma istem yazısı ile davacının savunmasının istenildiği ve davacıya savunmasını vermesi için tebliğ tarihinden itibaren 7 (yedi) gün süre verildiği, dava dosyasına sunulan Tebliğ ve Teslim Belgesine göre bahse konu savunma istem yazısının davacıya 26/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından 02/12/2021 tarihinde savunma verildiği, ... tarih ve ... sayılı Kurul Kararının Bakan Olur'una sunulması suretiyle ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının savunması istenilmeden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kurul Kararı ile kamu görevinden çıkarılması teklifinde bulunulması sonrasında tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, bu kararın doğrudan davacının yeniden göreve başlatılması sonucunu doğurmayacağı, idarece savunması alınıp yeniden işlem tesis edileceği de açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2\. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dairemizce, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kurul Kararı ile kamu görevinden çıkarılması teklifinde bulunulduktan sonra savunma hakkı tanınması halini, işlemin özelliğine, yargılama safhalarına bakmaksızın doğrudan iptal sebebi olarak değerlendirilmek suretiyle bozma kararı verilmiştir.
Oysa 2577 sayılı idari yargılama usulü kanunun 49. Maddesinde temyiz incelemesinde Danıştay tarafından verilecek karar çeşitleri sınırlı olarak sayma suretiyle belirlenmiş olup, maddenin 2.fıkrası c) bendinde “usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklerinin bulunması” halinde bozma kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Bu değerlendirme yapılmaksızın verilen bozma kararı iş bu açık düzenlemeye aykırılık teşkil etmektedir. Şöyle ki;
Haklar toplumsal barış ve düzeni sağlama amacıyla bireysel haklar ile kamusal haklar arasındaki dengenin gözetilmesi ile var olup yasalarca korunmaktadır. Bu bağlamda somut olay düzleminde Savunma hakkı kavramı idare hukuku açısından değerlendirildiğinde tek yanlı işlem tesis etme yetkisine sahip idarelerin davacıdan kaynaklanan bir sebep ile aleyhe bir işlem tesis etmeden önce bilgisine başvurma(savunma) veya iddialara karşı haklı sebeplerin varlığının ileri sürülerek bu beyanların değerlendirilmesi ile idarenin işlem tesisinden vazgeçmesi ihtimalinin idarece değerlendirilmesinin sağlanması amacını taşımaktadır.
Savunma hakkı geniş anlamda değerlendirildiğinde, kamu görevlisi aleyhine idare tarafından işlem tesis edilmesi halinde bu eylem ve işlemlere karşı kendisini korumak için yasal yollara başvurması veya yasal imkânlardan faydalanması da bu hak kapsamındadır. Diğer bir anlatımla idareye itirazda bulunma, yargı yoluna başvurmak, yargılama safhasında usul hükümleri doğrultusunda cevap verme açıklamalar yapma, duruşma talep vs işlemlerle gerçekleştirilmek suretiyle kullanılabilmektedir.
Zaman bakımından işlemden önce alınması gerekli olan savunmanın yargılama safhasında giderilmek suretiyle beklenen hukuki koruma ve faydanın gerçekleşmesi de mümkün olmakla, sonradan giderilebilecek eksiklik niteliğindedir.
Bu bağlamda davacının işlem tesisinden önce savunmasının alınması gerekli ise de alınmaması bizatihi işlemi sakatlayan bir unsur olarak değerlendirilemeyecektir. Zira idare dava dilekçesinin kendisine tebliği ile işlemi geri alma, iptal etme hak ve yetkisine sahip olmakla dar anlamda savunmayı değerlendirmiş olacaktır. Diğer durumlarda yargılamanın usul hükümleri doğrultusunda gelişen sürecinde işleme yönelik her türlü savunma yani maddi olayın gerçekliğine veya hukuka uygunluğuna dair iddia ve deliller taraflarca sunulabileceği gibi idari yargılama usulü kanunun resen araştırma ilkesi olarak tanımlanan 20. madde düzenlemesinde; "Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilir" hükümleri doğrultusunda yargı yerlerince işlemin hukuka uygunluğu denetleneceğinden savunma ile sınırlı olmayan inceleme sonucu karar verilecektir.
Diğer yandan, kamu hizmetlerinin devamlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmek zorunluluğu karşısında kamu menfaati ile kişi haklarının dengelenmesi adaletin gereği olmakla savunma hakkının bizatihi belli bir zaman diliminde kullandırılmamış olması sebebiyle işlemin iptal edilmesi durumunda kamu hizmet ve güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi sonucunu doğuracak bir karar ortaya çıkacak olması kamu hak ve güvenliğinin korunmaması sonucunu doğuracaktır. Zira her hak gibi savunma hakkı da, kamu haklarının ve güvenliğinin korunmasıyla dengelenmesi ile tarafsız yargılamanın bir gereğidir. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin uygulanmasında da işlemlerin tesisi ve yargı safhaları bütün olarak değerlendirilmek suretiyle usule aykırılıkların yargılamanın ileri aşamalarında giderilip giderilmediğinin gözetilmesi gerektiği yönündedir. (AİHM, bir aşamadaki kusurun sonraki bir aşamada telafi edilebileceğini belirtmektedir. )
Dava konusu olayda, davacıya savunma istem yazısının 26/11/2021'de tebliğ edildiği, 02/12/2021'de savunmasını verdiği, ihraç işleminin ise davacıya 14/12/2021'de (kendi beyanı) tebliğ edildiği görüldüğünden savunmasının alınmadığından da bahsedilemeyecektir. Diğer taraftan davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı dosyasında terör örgütü üyeliği ile yargılandığı etkin pişmanlıktan faydalanmakla “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacının terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı olduğu ceza yargılamasında kabul edilmiş ve kesinleşmiştir. Bu aşamada savunma hakkının kullandırılmamış olmasının hukuki bir sonuç doğurmayacağı zaman ve ekonomik açıdan zarar doğuracağı sarih olmakla çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.