Danıştay danistay 2024/11678 E. 2024/18137 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/11678
2024/18137
13 Kasım 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11678
Karar No : 2024/18137
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun... tarih ve ...sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın savunma hakkına, adil yargılanma hakkına, hakimlik ve savcılık teminatına, Anayasa'ya, uluslararası anlaşmalara, 2802 sayılı Kanun'a aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/12/2021 tarih ve E:2016/56975, K:2021/4221 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2024 tarih ve E:2022/2170, K:2024/759 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkinn Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ...tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay 5. Dairesinin 01/12/2021 tarih ve E:2016/56975, K:2021/4221 sayılı kararıyla; Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararı iptal edilmiş olup, anılan karar temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2024 tarih ve E:2022/2170, K:2024/759 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 01/12/2021 tarih ve E:2016/56975, K:2021/4221 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2024 tarih ve E:2022/2170, K:2024/759 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, Dairemizce bozma kararı öncesinde duruşma yapıldığından, yeniden duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2016/56975, K:2021/4221 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2024 tarih ve E:2022/2170, K:2024/759 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, davacı tarafından bu bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurularının ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla esastan reddedildiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2016/56975, K:2021/4221 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2024 tarih ve E:2022/2170, K:2024/759 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2016/56975, K:2021/4221 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2024 tarih ve E:2022/2170, K:2024/759 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2024 tarih ve E:2022/2170, K:2024/759 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 01/12/2021 tarih ve E:2016/56975, K:2021/4221 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacı hakkındaki tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince, davacı hakkında yapılan 26/02/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta davacı hakkında yürütülmekte olan disiplin soruşturması bulunduğu belirtilmiş ise de, bu soruşturma kapsamında elde edilen davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının kardeşine yönelik tespitlerin, sosyal çevre bilgilerinin ve mahkemedeki odasında 1 Dolar bulunması hususunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyada yapılan 26/02/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2016/56975, K:2021/4221 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2024 tarih ve E:2022/2170, K:2024/759 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan H.O.'ya ait Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli ifade tutanağında; "2 yıldır İstanbuldayım. ... İdari Mahkemesi Üyesi olarak görev yaparım. R.B.'in medyadan tanırım. Cemaatçi olduğu söylenir. Y.K., A.K., ..., S.D., Ö.T., M.Y., M.G., S.G., S.M. ve S.Z.'nin cemaate yakın olduğu adliyede söylenir. A.K. cemaat fanatiklerindendir. İ.G. biz atandığımızda TİB'de görevlendirilmesi oldu, sonra geri geldi. Fetullahçı olduğu söylenir. Olayla ilgili bilgi ve görgüm bundan ibarettir ...";
Yargı mensubu olarak görev yapan ve davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesince ifadesine başvurulan H.Y.'ye ait ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı gerekçeli kararında yer alan ifadede; "...'ü İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nde aynı dönemde birlikte çalışmış olmaktan ötürü tanırım. İdari Yargı hakimliğine avukatlıktan geçenlerin birinci dönemindendi ve kendi dönem arkaşları olan H.O., B.S., Y.K. ve O.A.'dan, ...'ün Fetö'nün önemli bir elamanı olduğunu defaatle duydum, Esasen H.O. ...'ün dönem arkadaşı olduğu için daha iyi tanıyordu ve Muhattar Özlük'ün Fetö'nün önde giden bir elemanı olduğunu da ilk önce H.O.'dan ve H.O.'nun çevresindeki diğer dönem arkaşlarından duymuştuk. Zaten H.O.'nun bir hakim olarak savcılıkta kendi iradesi ile vermiş ve imzalamış olduğu ifadesinde de bu hususu açıkça belirtmiştir. Ayrıca 2014 HSYK seçimlerinde, sözde bağımsız diye kendini adlandıran Fetö'cü adaylara karşı Yargıda Birlik Platformu oluşturulmuştu ve bizlerde bir çok yargı mensubu arkadaşımızla bu oluşumda aktif rol almıştık. ... bize ciddi mesafeli olduğu gibi, Fetö adına açıktan veya tavırları ile destek olanlara oldukça yakındı. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'nde Fetö'cü diye adlandırılanların en başında gelen isimlerden biriydi.";
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan Z.A.'ya ait Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli ifade tutanağında; "Ben 5 İstanbuldayım. Şu an İstanbul 1. İdari Mahkemesi Üyesi olarak görev yaparım. R.B. cemaatçidir. Y.K., A.D., A.K., T.K., H.M., R.B., E.Ö.G., B.Ç., A.K., M.K., M.C.F., ..., S.D., Ö.T., A.G., P.B.G., M.G., H.K., Ş.S., M.F.A., İ.Ç., S.G., S.M., İ.G. cemaatçidir. M.Y. hem cemaatçidir hem de organizatördür. Olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir...";
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.B.'ye ait Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli ifade tutanağında; "6 yıldır İstanbuldayım. 1 yıldır İdare Mahkemesi Başkanı olarak görev yaparım. R.B.’nin cemaat mensubu olduklarına dair duyumlarım oldu. H.M.'nin de hakkında cemaat sempatizanı olduğu söylenir. R.B., M.C.F.,..., S.D., P.B.G., A.G., M.Y., K.T., S.C.K., M.F.A., İ.Ç., S.M. cemaate yakınlıklarıyla bilinir. Olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir ...";
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan Z.O.'ya ait Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli ifade tutanağında; "Yaklaşık 15 yıldır İstanbuldayım. Şu an ... Vergi Mahkemesi Başkanı olarak görev yaparım. R.B. iyi bir cemaat mensubudur. Y.K., S.Z., A.K., E.Ö.Ç., ..., M.G., H.K., M.F.A., İ.Ç., S.M. cemaat ile yakınlıklarıyla bilinir. Yargı içerisinde Fetullah Cemaatinden bir kısım Hakim ve Cumhuriyet Savcısı olduğunu biliyoruz. Yargı İçerisinde birçok sıkıntılara ve haksızlıklara neden oldular. Taraflı davranıp, adaletsiz davrandılar. Devlet içerisinde bir cunta meydana getirdiler. Olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir...";
Yargı mensubu olarak görev yapan ve davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesince ifadesine başvurulan N.K.'ye ait ... Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2018 tarih ve E:2017/50, K:...sayılı gerekçeli kararında yer alan ifadede; "Yine HSYK seçimleri sırasında Mutahhar Özlüğün cemaat üyesi olduğu ve cemaatin adaylarını desteklediği yönünde duyumlarım oldu ayrıca kendi çalışmış olduğum mahkeme başkanı C.K.'den Fetö yada cemaat üyesi olduğu yönünde duyumlarım oldu bunun dışında başkaca bir bilgim görgüm bulunmamaktadır. Duyumlarım HSYK'nın seçimleri sırasında işte kim hangi adaya oy vereceği yönünde binada çalışmalar yapılıyordu o çalışmalar sonucunda herhalde liste olduğu söyleniyordu, kimin hangi tarafa oy vereceği yönünde liste olduğu işte bağımsız adaylara oy verecekler şunlar şunlardır, şeklinde yazılıda bir listenin olduğu söyleniyordu işte konuşmalar arasında bu tip şeyler geçiyordu bende o esnada duydum yani. Bunun dışında ... ile ilgili bir bilgim yok." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde davacının adliyede FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yakınlığıyla bilindiği, 2014 HSYK seçimleri döneminde FETÖ ile iltisakı ve irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan hakimlere yakın durduğu ve örgüt adaylarını desteklediği şeklinde birbiriyle örtüşen beyanlara yer verildiği anlaşılmaktadır.
Yine davacının mahkemedeki çalışma odasının boşaltılması ve kişisel eşyalarının ve evrakların tutanağa bağlanması amacıyla Vergi Mahkemesi Başkanlığınca düzenlenen 26/08/2016 tarihli tutanakta; davacıya ait çalışma masasının sağ alt kısmında bulunan üçlü etajerin üst çekmecesinde ... seri numaralı 1 Amerikan Doları banknotun bulunduğunun belirtildiği görülmektedir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanları ile dosyadaki diğer bilgilerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2024 tarih ve E:2022/2170, K:2024/759 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık beyanları ile dosyadaki diğer bilgiler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ...sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden davanın açılması sırasında alınmayan ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.