SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/11609 E. 2024/13996 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/11609

Karar No

2024/13996

Karar Tarihi

2 Ekim 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/11609 E. , 2024/13996 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11609
Karar No : 2024/13996

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlarda FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibatına dair somut gerekçe, tespit ve eyleme yer verilmediği, meslekten çıkarma kararı tesis edilirken disiplin hukukuna ilişkin yöntemlerin hiçbirisine uyulmadığı, delil sunma ve savunma hakkı tanınmadığı, dava konusu işlemlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, Anayasa'ya ve 2802 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, adil yargılanma hakkının ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiği, anılan örgüt ile hiçbir bağının bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından, Y.Ö. ve Y.S. isimli şahısların beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.
Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan Y.S.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 17/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "O dönem paralel yapı/cemaat adı ile anılan FETÖ yanlısı olan hakim ve savcılar A.T.T. ile birlikte hareket ediyorlardı. A.T.T. adeta grubun abisi pozisyonundaydı. Toplam 29 hakim ve savcı bulunuyordu. Yaklaşık 21 kişisi karşı grup ile birlikte hareket ediyordu. ... da bu grup içerisindeydi... Seçim öncesinde bağımsız adı altında aday olan N.Ö. Söke Adliyesine ziyarete geldi. Kendisinin ...'u ziyaret ettiğini bizzat görmedim, ancak personelden duydum... Yargıda Birlik adaylarından B.B. ve M.Y. adliyemizi ziyarette bulundular, Yargıda Birlik'i destekleyen hakim ve savcılar olarak kendilerini karşıladık. Karşılayanlar içerisinde ... yoktu. Savcıları başsavcı Bey, hakimleri ise benimle birlikte dolaştılar. O sırada ... duruşma yapıyordu... Israrım üzerine 1-2 dakikalığına odasında ayaküstü misafirleri kabul etti. Zaten çok soğuk davrandı. Kendisinden oy talep edildi. Ancak olumlu ya da olumsuz cevap vermedi... Seçimden sonraki günlerde bahsettiğim karşı grupta büyük bir moral bozukluğunun olduğu görülüyordu. Yaptığımız kutlamaya davet ettiğimiz halde hiçbiri katılmadı. ... da davetimize icabet etmedi." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Y.S. isimli tanık ifadesinde özetle; 2014 HSYK seçimi sürecinde o dönem paralel yapı/cemaat olarak bilinen organizasyonun adayı N.Ö.'nün davacıyı odasında ziyaret ettiğini duyduğunu, davacının Yargıda Birlik Platformu adaylarına soğuk davrandığını, bununla birlikte davacının paralel yapı mensuplarıyla birlikte hareket ettiğini ifade etmiştir. Y.S. isimli tanığın FETÖ yanlısı olarak belirttiği "grubun abisi olarak tanımladığı A.T.T. dahil olmak üzere" hakkında beyanda bulunduğu hakim ve savcıların dairemizde açmış olduğu davalarda, Dairemizce yapılan incelemeler neticesinde iptal kararı verilerek anılan şahısların aklanarak göreve başladığı anlaşılmıştır. Verdiği beyanların hedef saptırma amacı taşıyıp/taşımadığını tespit etmek ve hakikate ulaşmak saikiyle UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankası'ndan halen hakim olarak görev yapmakta olan "Y.S." isimli şahıs hakkında verilen ifadelere bakılmıştır.
Bu kapsamda, yargı mensubu olarak görev yapmış olan A.Ö. isimli şahıs ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/12/2016 tarihli sorgulama tutanağında " 2014 Ekim ayında yapılan HSYK seçimlerinden bir kaç ay önce tekrar aday olan N.Ö. için İstanbul Hakim Evinde bir kahvaltı organizasyonu yapıldı, bu kahvaltı organizasyonunda N.Ö.'nün en yakınındaki kişiler Hakim A.E., Hakim Y.S., Savcı C.K. ve Hakim C.A. idi. Bunun dışında üç beş kişi daha vardı, ancak şuanda isimlerini hatırlayamıyorum." ifadesine yer verilmiştir.
2014 HSYK seçimlerinde FETÖ/PDY'nin bağımsız adayları da, Yargıda Birlik Platformunun adayları da tüm hakim savcıları ziyaret etmekte, hakim ve savcılar nezaketen kabul ekmekteydi. Bununla birlikte FETÖ/PDY'nin adayları, kahvaltı/yemek organizasyonlarında paralel yapı mensupları ile bir araya gelmekteydi. Bu nedenle Dairemizce, 2014 HSYK seçimleri sürecinde FETÖ/PDY'nin bağımsız adaylarının adliyedeki hakim/savcıları ziyareti tek başına irtibat ve iltisak nedeni sayılmazken, örgüt toplantıları tek başına FETÖ/PDY irtibat ve iltisak nedeni sayılmıştır.
FETÖ/PDY'nin bağımsız adayı N.Ö. İle kahvaltı organizasyonuna katılan ve halen hakim olarak görev yapmakta olan Y.S.'nin soyut beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği izahtan varestedir.
Cumhuriyet Başsavcısı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan Y.Ö.'nün HSK müfettişlerince düzenlenen 18/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "... ...'un Fetöcü olarak bilinen şahıslar ile takıldığını, Yargıda Birlik seçim çalışması kapsamında adliyeye gelen Yargıda Birlik adaylarını gönülsüz olarak kabul ettiğini öğrendiğini, bunun haricinde ... normal günlük çalışma ortamında da genelde daha sonra kararname ile ihraç edilen ve o yapıdan olduğunu düşündüğümüz şahıslarla birlikte takılırlardı. Platformu destekleyen diğer hakim ve savcılar tarafından ... ile alakalı genel kanaat seçimlerde FETÖ üyelerini desteklediği şeklindeydi... Ancak FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı olduğuna dair somut bir bilgim yoktur."
Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Y.Ö. isimli şahsın, aynı adliyede Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yapan Y.S. isimli şahıstan bir gün sonra HSK müfettişlerine tanık olarak verdiği, beyanlarının önemli bir kısmının duyuma dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı olduğuna dair somut bir bilgisinin olmadığını da ifade ettiği görüldüğünden söz konusu beyan, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olduğuna ilişkin yeterli bir delil görülmemiştir.
Bununla birlikte davacı lehine ifade veren hakim- savcıların ifadesi şu şekildedir.
Yargı mensubu olarak görev yapan M.T.'nin ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; "... ... cemaat ve benzeri yapılanmalara genel olarak karşı olduğunu söylerdi... HSYK seçimleri döneminde Söke'deydi, o dönemde de Yargıda Birlik Platformu aleyhine hiç bir söylemini duymadım. Ben bağımsız adaylara oy vermediğini düşünüyorum, ancak bu konuda aramızda bir konuşma geçmedi. Genel olarak bu konularda hakim bey konuşmazdı. Ben hakim beyin FETÖ/PDY terör örgütüne üye olduğunu ya da bir bağlantısının olduğunu düşünmüyorum."
Yargı mensubu olarak görev yapan E.K.'nın ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; "... Ben üniversite hayatım boyunca arkadaşlık ettiğim ...'un FETÖ ile irtibatlı olduğuna dair bilgi ve görgü sahibi değilim. Böyle bir şeyden de hiç şüphelenmedim ve buna ihtimal de vermiyorum..." beyanları ile tanık Y.Ö. ve Y.S.'nin ifadelerini desteklemedikleri anlaşılmıştır.
Tüm bu veriler ışığında ve Dairemizin 26/05/2021 tarihinde yaptığı ara kararı ile, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu'na, Emniyet Genel Müdürlüğüne, TMSF'ye, Milli Eğitim bakanlığı'na, MASAK'a, İçişleri Bakanlığı'na, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne, ve Krea İçerik Hizmetleri ve Projeksiyon Anonim Şirketi'ne davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak hususunda verilerinin gönderilmesini istemiş, verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılınca, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar da dikkate alınarak ... tarihinde yapılan duruşmanın ardından E:...,K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemlerin iptaline karar verilerek, davacı görevine iade edilmiştir. Davalı Hakimler Savcılar Kurulu 11/11/2022 tarihinde anılan kararımızı temyiz etmiştir.
OHAL sürecinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından yaklaşık olarak 4600 hakim ve savcının görevine son verilmiştir. İlk etapta söz konusu işlemlere karşı yargı yolu kapalı iken devam eden süreçte Sayın Cumhurbaşkanımız “at izi it izine karıştı” söyleminde bulunmuş, 23/01/2017 tarihinde Resmî Gazete yayımlanan 685 sayılı KHK ile hakim ve savcıların meslekten çıkarılmasına ilişkin davalara karşı yargı yolu açılmış ve bu davalarda ilk derece mahkemesi olarak Dairemiz görevli kılınmıştır. Bu kapsamda görevine son verilen hakim ve savcılar tarafından Dairemize 4359 dava açılmıştır. Hakkında mahkumiyet kararı olan 3234 dosyada davaların reddine karar verilmiştir. Bu şahısların göreve iade istemleri reddedilmiştir.
Hakkında takipsizlik ya da beraat kararı bulunan 1125 hakim ve savcının 397’sinin göreve iade istemi kabul edilmiştir. 728 dosyada ise davacılar hakkında yürütülen ceza yargılaması beraat veya takipsizlik kararıyla sonuçlanmasına rağmen; davacıların meslekten çıkarılmalarına gerekçe olarak gösterilen bilgi ve belgelerin, iltisak ve irtibat için yeterli olduğu kanaatine ulaşıldığından anılan davaların reddine karar verilmiştir.
İş bu davada olduğu gibi, Dairemiz tarafından verilen iptal kararları neticesinde yargı kararıyla aklanmış Hakim ve Savcılar, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından göreve başlatılmış; ancak "Fetöcü hakimler iade edildi", Danıştay'dan Skandal karar" gibi haberlerle bazı medya kuruluşları tarafından, bağımsız yargı köşeye sıkıştırılmak istenilmiştir. Bir zamanlar FETÖ/PDY'nin yayın organı olan "Taraf" gazetesinin başvurduğu yöntemler kullanılmış, gerçek saptırılarak kamuoyunda infial uyandırılmıştır. Bu bağlamda, TCK 288. maddesinde adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu olarak nitelendirilen ve şikayete bağlı olmayan bu suç kapsamında, yargı bağımsızlığını ve hakimlik teminatını etkileyecek nitelikte yapılan söz konusu haberlerin faillerine yönelik Cumhuriyet Savcılıklarının re'sen ve derhal harekete geçmesi gerektiği açıktır. Aksi halde adalet mekanizmasının işleyişinde aksaklıklar zuhur edebilecektir.
Menfur darbe girişimi sonrasında hukuk literatüründe ilk kez karşılaştığımız irtibat ve iltisak kavramını yorumlarken KHK'nın amacının da dikkate alınması gerektiği, söz konusu KHK'nın, kamuda görev yapan kişilerin terör örgütlerine iradesini teslim etme düzeyinde ilişkisi olmasa bile, çeşitlilik ve süreklilik arz eden ilişkisi bulunanların sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, devletin güvenliği için açık ve yakın tehlike oluşturacak kişilerin kamudan tasfiye amacını taşıdığı açıktır.
Kişiden kişiye, kuruldan kurula değişik şekillerde yorumlanan irtibat ve iltisak kavramının hiç bir delile dayandırılmaksızın ele alınması, somut kriterler belirlenmemesi, devletimize karşı şirk koşan ve Cumhuriyetimizi tehdit eden oluşumların kamudan tasfiyesi için gerekli olan "irtibat ve iltisak" kavramlarının içinin boşaltılmasına yol açacağı gibi, yargı yetkisinin keyfi kullanıldığına ilişkin eleştirilere sebep olabilecektir.
Bu bağlamda davacının duruşmadaki hal, hareket ve davranışları, FETÖ/PDY'ye yönelik tutumu ve kendisini ifade etme şekli de göz önünde bulundurularak, davacının FETÖ/PDY ile ilişkisinin olmadığı yönünde hakim ve savcıların tanık olarak vermiş olduğu ifadeler de dikkate alınarak, Dairemiz tarafından davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, dairemizin vermiş olduğu iptal kararını 18/03/2024 tarihinde bozmuştur.
Türk Milleti adına karar veren yargı organları, hakkaniyet ve vicdanları doğrultusunda karar vermekle yükümlüdür. Ancak yasanın çizdiği çerçevenin dışına çıkması hukuken mümkün değildir. FETÖ/PDY'nin bağımsız adayı N.Ö. İle birlikte 2014 HSYK seçimlerine ilişkin örgüt organizasyonuna katılan ve halen hakim olarak görev yapmakta olan Y.S.'nin davacı hakkında kanaatten öteye ulaşmayan soyut ifadesinin ve davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı hakkında somut bilgisinin olmadığını açıkça ifade eden Y.Ö.'nün ifadesinin delil niteliğinin bulunmadığı, bunların haricinde davacı ile ilişkilendirilebilecek hiç bir delil ya da veri bulunmadığı gibi Hakim ve Savcıların davacı lehine vermiş olduğu ifadeler ile dosya muhteviyatı davacı hakkında tereddütsüz, net bir kanaat oluşmasını sağlamakta ise de; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde İDDK'nın bozma kararlarına karşı Dairelere ısrar olanağı tanınmadığından, bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmesi, bununla birlikte gerçek dışı haberlerle kamuoyunda infial uyandıran, adaletin tesisinde tehlikeli sonuçlara yol açan ve yargı bağımsızlığına açıkça müdahale niteliğindeki haberlere yönelik adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine göre Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması mecburi olduğundan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3716, K:2024/593 sayılı kararında belirtilen gerekçeyle bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 22/06/2022 tarih ve E:2017/3050, K:2022/5314 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3716, K:2024/593 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hakimin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 22/06/2022 tarih ve E:2017/3050, K:2022/5314 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3716, K:2024/593 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 04/10/2016 tarih ve 2016/430 sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve anılan karar 22/11/2018 tarihinde kesinleşmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 22/06/2022 tarih ve E:2017/3050, K:2022/5314 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3716, K:2024/593 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 22/06/2022 tarih ve E:2017/3050, K:2022/5314 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3716, K:2024/593 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3716, K:2024/593 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında açılan ceza davasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 22/11/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüş ise de, davacı hakkında terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 22/06/2022 tarih ve E:2017/3050, K:2022/5314 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığını ve 2014 yılı HS(Y)K seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğini ve örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğini ortaya koyacak nitelikte olmadığı anlaşılan tanıkların beyanları başka delillerle de desteklenmediğinden, bu beyanların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu iddiasına yönelik şikayetlerin bulunduğu, bu şikayetlerin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve Dosya No:..., K:... sayılı kararıyla, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde Dairelerince yapılan 26/05/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta davacı hakkında yürütülmekte olan disiplin soruşturması bulunduğu belirtilmiş ise de, bu soruşturma kapsamında varsa elde edilen davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı ve davacının örgütle bağlantısının araştırılmasının istenildiği şikayet dilekçesinin de davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı ile ilgili 15/05/2018 tarihli tutanakta yer alan otel kayıt bilgileri yönünden, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan savunma dilekçesi eki bilgi ve belgelerde yer alan ... Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz edilen 15/05/2018 tarihli Tutanağın incelenmesinden, davacının konakladığı tesis bilgilerine yer verildiğinin görüldüğü, davacı ile aynı tarih aralığında bu tesislerde konaklama yapan ve Polnet kayıtlarında FETÖ/PDY şerhi bulunan kişilerin bu tutanakta tablo halinde gösterildiği, ancak davacının konaklama kayıtlarına ilişkin 15/05/2018 tarihli tutanakta yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Diğer hususlar yönünden, davalı idare tarafından; davacı hakkındaki "sosyal çevre bilgilerinin" davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı idarece bakılmakta olan dosyada, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 26/05/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 22/06/2022 tarih ve E:2017/3050, K:2022/5314 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3716, K:2024/593 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Cumhuriyet Başsavcısı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan Y.Ö.'nün HSK müfettişlerince düzenlenen 18/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "... ...'un Fetöcü olarak bilinen şahıslar ile takıldığını, Yargıda Birlik seçim çalışması kapsamında adliyeye gelen Yargıda Birlik adaylarını gönülsüz olarak kabul ettiğini öğrendiğini, bunun haricinde ... normal günlük çalışma ortamında da genelde daha sonra kararname ile ihraç edilen ve o yapıdan olduğunu düşündüğümüz şahıslarla birlikte takılırlardı. Platformu destekleyen diğer hakim ve savcılar tarafından ... ile alakalı genel kanaat seçimlerde FETÖ üyelerini desteklediği şeklindeydi... Ancak FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı olduğuna dair somut bir bilgim yoktur." ,
Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan Y.S.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 17/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "O dönem paralel yapı/cemaat adı ile anılan FETÖ yanlısı olan hakim ve savcılar A.T.T. ile birlikte hareket ediyorlardı. A.T.T. adeta grubun abisi pozisyonundaydı. Toplam 29 hakim ve savcı bulunuyordu. Yaklaşık 21 kişisi karşı grup ile birlikte hareket ediyordu. ... da bu grup içerisindeydi... Seçim öncesinde bağımsız adı altında aday olan N.Ö. Söke Adliyesine ziyarete geldi. Kendisinin ...'u ziyaret ettiğini bizzat görmedim, ancak personelden duydum... Yargıda Birlik adaylarından B.B. ve M.Y. adliyemizi ziyarette bulundular, Yargıda Birlik'i destekleyen hakim ve savcılar olarak kendilerini karşıladık. Karşılayanlar içerisinde ... yoktu. Savcıları başsavcı Bey, hakimleri ise benimle birlikte dolaştılar. O sırada ... duruşma yapıyordu... Israrım üzerine 1-2 dakikalığına odasında ayaküstü misafirleri kabul etti. Zaten çok soğuk davrandı. Kendisinden oy talep edildi. Ancak olumlu ya da olumsuz cevap vermedi... Seçimden sonraki günlerde bahsettiğim karşı grupta büyük bir moral bozukluğunun olduğu görülüyordu. Yaptığımız kutlamaya davet ettiğimiz halde hiçbiri katılmadı. ... da davetimize icabet etmedi." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Tanık beyanlarından ve davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden; tanıklar ile davacının aynı tarihlerde (ve 2014 HSK seçimleri döneminde) Aydın/Söke Adliyesinde görev yaptıkları, davacı hakkındaki beyanlarının da birbirini destekler mahiyette ve örgüt için çok önemli olan 2014 HSK seçimlerine ilişkin olduğu görülmüştür.
Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde 2014 HSK seçimleri sürecinde hakim ve savcılar arasında Adliyede belirgin bir şekilde ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı ve 2014 seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğine yönelik birbiriyle örtüşen beyanlara yer verildiği anlaşılmaktadır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3716, K:2024/593 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; tanık ifadelerinde 2014 HSK seçimleri sürecinde hakim ve savcılar arasında Adliyede belirgin bir şekilde ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı ve 2014 seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğine yönelik birbiriyle örtüşen beyanlara yer verildiği görüldüğünden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işleri için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim