SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/11608

Karar No

2025/4286

Karar Tarihi

17 Nisan 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/11608 E. , 2025/4286 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11608
Karar No : 2025/4286

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI :... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu karar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların kanuniliği, şahsiliği ve geriye yürümezliği ilkelerinin, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin, adil yargılanma, lekelenmeme, etkili başvuru haklarının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, kararın tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, kanun hükmünde kararnameler ile yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenleme yapılabileceği ve bu düzenlemelerin yalnızca o dönem için geçerli olabileceği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 11/03/2022 tarih ve E:2018/2146, K:2022/896 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/3229, K:2024/557 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kalınan mali haklarının ödenmesi gereken günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemin iptaline , davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle ödenmesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/3229 ; K:2024/557 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 11/03/2022 tarih ve E:2018/2146, K:2022/896 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/3229, K:2024/557 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 11/03/2022 tarih ve E:2018/2146, K:2022/896 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/3229, K:2024/557 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının 22/02/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 11/03/2022 tarih ve E:2018/2146, K:2022/896 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/3229, K:2024/557 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 11/03/2022 tarih ve E:2018/2146, K:2022/896 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/3229, K:2024/557 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/3229, K:2024/557 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 11/03/2022 tarih ve E:2018/2146, K:2022/896 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, R.B.'nin ifadesinde, davacının örgüte ait hakimlik savcılık sınavı çalışma evlerinde kısa bir süre kaldığı yönünde beyanda bulunduğu görülmüş ise de, R.B.'nin anılan beyanının, davacının buna karşı beyanları ile Ceza Mahkemesince ve kararın "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler" başlıklı kısmında örgütün hakimlik savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin olarak Dairelerince yapılan tespit ve değerlendirmelerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının hakimlik savcılık sınavına örgüt evlerinde hazırlandığını şüpheye yer bırakmayacak nitelikte kesin ve somut verilere dayalı olarak ortaya koymaya yeterli bir delil niteliğinde olmadığı gibi, dava dosyasında davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakimlik savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlandığına ilişkin somut bir tespit, başkaca tanık beyanı ya da bilgi ve belge de bulunmadığı anlaşıldığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki ankesör/büfe sorgu raporu yönünden, davacı hakkındaki ankesörlü telefon görüşmesi kaydının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Davacının A.K. isimli kişi ile arasında para transferinin bulunması yönünden, davalı idare tarafından, davacının örgütle iltisaklı/irtibatlı olduğundan bahisle hakkında soruşturma yürütülen A.K. isimli kişiyle para transfer ilişkisinin bulunduğunun MASAK tarafından düzenlenen Raporla tespit edilmiş olmasının, davacının örgütle irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, söz konusu Rapor dosyaya sunulmadığı gibi, kararda yer verilen Ceza Mahkemesi kararında yer alan tespit ve değerlendirmeler de dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında, dava dosyasına, davacı tarafından gerçekleştiren para transferinin örgütsel saiklerle ya da örgüte yardım amacıyla yapıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belge de sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 23/06/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen ve Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına 26/11/2021 tarihinde giren 19/11/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, bu soruşturma kapsamında incelenen davacının FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu iddiasının yer aldığı kararda yer verilen şikayet dilekçesinin de, bu şikayet üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, ayrıca davacı hakkındaki diğer iddialar hakkında şikayetin işleme konulmamasına karar verilmiş olması karşısında, söz konusu iddialara ilişkin şikayet bilgilerinin de davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Davacı hakkında kamu davası açılmış olması, iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında kamu davası açılmış olmasının, iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan hususların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Örgüt tarafından düzenlenen yemeğe katılmış olması yönünden, davalı idarece dava dosyasına söz konusu yemeğin örgütsel mahiyette bir organizasyon olduğunu ve davacının bu yemeğe örgütsel saiklerle katıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi veya belge sunulmadığı görüldüğünden, davacının iddiaları ile Ceza Mahkemesi kararında yer alan tespitler de dikkate alındığında, belirtilen hususun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve davacının ikametgahının aranmasında ele geçirilen kitaplar yönünden, her ne kadar davalı idare tarafından, davacının dijital materyallerinin incelenmesi sonucunda Fethullah Gülen’in açıklamalarının ve videolarının yayınlandığı "Herkul.org" alan adlı internet sitesinin adının ve Fetullah Gülen isminin geçtiği video dosyalarına ait izlerin tespit edilmiş olması ile ikametgahında yapılan aramada, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olması nedeniyle yasaklanan Işık, Ufuk ve Gülyurdu yayınlarına ait 7 adet kitap ele geçirilmesi hususlarının, davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, bahsi geçen hususların başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 23/06/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 11/03/2022 tarih ve E:2018/2146, K:2022/896 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/3229, K:2024/557 sayılı kararıyla; "...
Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan R.B.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 12/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; “...2010 yılında fakülteden mezun olduktan sonra ... kod ismini kullanan Danıştay tetkik hâkimi olduğunu bildiğim bir kişi beni aradı. ...'da hâkim ve savcılık sınavlarına hazırlanmak için oluşturulan FETÖ/PDY’ye ait evler olduğunu, bu evlerde çalışabileceğimi söyledi. Ben de dayım A.B.'ye durumu anlatıp onun da onayını aldıktan sonra ... Semtinde bulunan FETÖ/PDY bağlantılı hâkim ve savcı sınavlarına hazırlık evinde 2010 yılı Ağustos-Aralık aylarında kaldım. Bu evlerde sadece ders çalışılıyordu. Çevrede FETÖ/PDY bağlantılı başka çalışma evleri de vardı. Piyasadan temin ettiğim kitaplar vasıtasıyla sınava hazırlandım. Zaman zaman ... isimli kişi önceki sınavlarda çıkmış soruları fotokopi halinde getiriyordu. Ayrıca sınav soruları önceden kesinlikle bana verilmedi. 2010 yılı Kasım ayında girdiğim İdari Yargı hâkim adaylığı sınavını kazanamadım. 2010 yılı Aralık ayındaki Adli Yargı hâkimlik sınavında başarılı oldum. Sınavı kazandıktan sonra ... kod isimli hâkim mülakat için referans bulmamı bana söyledi. Zaten böyle bir şey demese de ben referans bulacaktım. FETÖ/PDY ile bağlantısı olmayan referanslarım vasıtasıyla mülakatı geçtim. Referanslarıma kişisel çevrem vasıtasıyla ulaşmıştım. ... ...: ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. ...'da bulunan FETÖ/PDY tarafından hâkim ve savcılık sınavları için özel olarak oluşturulan çalışma evlerinde benimle birlikte kalmıştır. Evde kısa bir süre kaldı. Halen adli yargıda halen hâkim-savcı olarak görev yaptığını biliyorum.” şeklindedir.
Aynı şahsın davacının ceza yargılamasında alınan 26/12/2018 tarihli beyanı da; "Ben sanığı A.P. şahıs aracılığıyla tanıdım, A.P. de meslekten ihraç edilmiştir, ben sanık ile çok samimi değildim, daha sonra hakimlik sınavını kazandığını öğrendim, staj yaptığım dönemde ... ilinde Adalet Akademisinde de beraber aynı dönemde bulunduk, kendisi başka bir sınıfta idi, kısa bir süre fetö PDY kapsamındaki çalışma evlerinde kaldığını biliyorum, bunun haricinde fetö PDY kapsamında ne tür eylemlerde bulunduğuna dair görgüye dayalı bilgim yoktur, çalışma evleri denilen yerlerde hakimlik sınavlarına hazırlık amaçlı bulunulmakta olduğunu biliyorum, benim sanık ile ilgili olarak bildiklerim bundan ibarettir." şeklindedir.
Davacıya ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/10/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "(...) A.P.'yi tanırım. Kendisi benim üniversiteden arkadaşım olur. Kendisi ile fakülteden sonra nadirende olsa görüşüyordum. Staja başladığımda birinci akedemi dönemi veya ikinci akademi döneminde yurt çıkmadığı için ...i arayarak bana kalacak yer konusunda yardımcı olmasını söylemiştim. Oda bana arkadaşlarının kabul etmediğini söyledi. Ben ...in yanında geçici olarak bir yada iki gün kaldım. Bu dönemde kalacak hiç bir yer bulamadığım için ve zor durumda olduğum için ...in yanında kaldım. ...in diğer ev arkadaşlarını tanımıyorum. Daha sonra da ben kalacak yer ayarlayarak ...in yanından ayrıldım. S.B. isimli şahsı tanımıyorum. M.Ş. isimli şahsı tanımıyorum. R.B. isimli şahsı tanımıyorum. Ancak ismi yabancı gelmiyor. Bizim dönem olabilir. İ.A. isimli şahsı ismen tanıyorum. Hatırladığım kadarıyla akademide bizim sınıftaydı. ..." beyanlarına yer verilmiştir.
Davacıya ait dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen 27/06/2018 ve 02/07/2018 tarihli Bilirkişi Raporlarında, davacıya ait ... seri numaralı 1 TB kapasiteli ve ... seri numaralı 128 GB kapasiteli disk imajları üzerinde yapılan analizler sonucunda, "..." alan adlı internet sitesinin adının geçtiği dosyaların ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fetullah Gülen'in isminin geçtiği video dosyalarına ait izlerin bulunduğu; bununla birlikte davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 23/10/2018 tarihli İddianamede, davacının ikametinde yapılan aramada FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olması nedeniyle yasaklanan Işık, Ufuk ve Gülyurdu yayınlarına ait yedi adet kitap ele geçirildiği belirtilmiş; davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yapılan yargılama sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında, ".(..) sanığın örgüte ait internet sitelerini takip etmesi ve örgüte müzahir yayınlara ait kitapları bulundurması şeklindeki eyleminin, (...) sempati boyutunda kaldığının kabul edilmesi gerektiğinin açık olduğu anlaşılmıştır. (...)" değerlendirmesine yer verilmiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının kısa bir süre anılan yapılanmaya ait hakimlik savcılık sınavı çalışma evinde kaldığına yönelik tanık beyanı ve tanıkça aynı evde kaldığı beyan edilen A.P.'yi tanıdığına ve staj döneminde A.P.'nin yanında bir ya da iki gün kaldığına yönelik davacının kendi beyanı, dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında yer alan, materyallerinde, "herkul.org" alan adlı internet sitesinin adının ve örgüt lideri Fetullah Gülen adının geçtiği video dosyalarına ait izlerin bulunduğuna yönelik tespitler ve evinde yapılan aramada yasaklı yayınevlerine ait kitapların ele geçirilmesi hususlarının birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve yoksun kalınan mali haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/03/2024 tarih ve E:2022/3229, K:2024/557 sayılı bozma kararında; davacının kısa bir süre anılan yapılanmaya ait hakimlik savcılık sınavı çalışma evinde kaldığına yönelik tanık beyanı ve tanıkça aynı evde kaldığı beyan edilen A.P.'yi tanıdığına ve staj döneminde A.P.'nin yanında bir ya da iki gün kaldığına yönelik davacının kendi beyanı, dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında yer alan, materyallerinde, "herkul.org" alan adlı internet sitesinin adının ve örgüt lideri Fetullah Gülen adının geçtiği video dosyalarına ait izlerin bulunduğuna yönelik tespitler ve evinde yapılan aramada yasaklı yayınevlerine ait kitapların ele geçirilmesi hususlarının birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3.Davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ...TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim