SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/11607 E. 2024/17636 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/11607

Karar No

2024/17636

Karar Tarihi

12 Kasım 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/11607 E. , 2024/17636 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11607
Karar No : 2024/17636


DAVACI : ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Hakkında meslekten çıkarma kararı verilirken 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda öngörülen usule riayet edilmediği, savunmasının alınmadığı, ceza soruşturması sonucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, sosyal ve siyasal özelliklerinin anılan terör örgütü ile taban tabana zıt olduğu, örgütle doğrudan ya da dolaylı hiçbir bağlantısının olmadığı, hakkındaki suçlamaya ilişkin somut bir delil bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/11/2021 tarih ve E:2017/4284, K:2021/4003 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2024 tarih ve E:2022/1657, K:2024/507 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine göre Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması mecburi olduğundan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2024 tarih ve E:2022/1657, K:2024/507 sayılı kararında belirtilen gerekçeyle bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 24/11/2021 tarih ve E:2017/4284, K:2021/4003 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2024 tarih ve E:2022/1657, K:2024/507 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Dairemizin 24/11/2021 tarih ve E:2017/4284, K:2021/4003 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2024 tarih ve E:2022/1657, K:2024/507 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından dolayı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve anılan kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 24/11/2021 tarih ve E:2017/4284, K:2021/4003 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2024 tarih ve E:2022/1657, K:2024/507 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 24/11/2021 tarih ve E:2017/4284, K:2021/4003 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2024 tarih ve E:2022/1657, K:2024/507 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2024 tarih ve E:2022/1657, K:2024/507 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 24/11/2021 tarih ve E:2017/4284, K:2021/4003 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir içeriğe sahip olmadığı anlaşılan tanık beyanları, başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında verilen ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararında yer alan 23/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen tespitler yönünden, davalı idarece başka delillerle desteklenmediğinden davacının raporda sözü edilen internet sitelerine giriş yapmış olmasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyacak yeterlilikte tespitler olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki ankesör/büfe sorgu raporu yönünden, davacının kullanımında olan GSM hattına ilişkin olarak tekil aranma kaydı bulunmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacıyla ilgili sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Diğer husus yönünden, davalı idare tarafından, davacı hakkında düzenlenmiş olan 17/07/2016 tarihli ''İş Yeri Arama Tutanağı''nda, davacının Osmaniye Adliyesindeki makam odasında yapılan aramada ele geçirilmiş olan Sürat kargoya ait bir adet kartvizitin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürüldüğü, davacı hakkındaki bu tespitin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 27/04/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 24/11/2021 tarih ve E:2017/4284, K:2021/4003 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2024 tarih ve E:2022/1657, K:2024/507 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.E.O.'a ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/09/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; ''2014 yılı HSYK seçimlerinden sonra Osmaniye Cumhuriyet Savcısı olarak atanmıştı. Bildiğim kadarıyla İ.O. ile bir samimiyeti vardı, sürekli birlikte geziyorlardı. Cemaatle bir bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum. M.T.'den kendisiyle ilgili herhangi bir şey duymadım. Fakat kendisi ilk atandığı dönemde hatırladığım kadarıyla Ramazan ayıydı E.Ş.'in evine iftara davetli idim aynı iftara İ.O. da davetli idi. İ.O. iftara gelirken ...'ı da getirmişti, kendisi o zaman Polatlı’dan tayin olduğunu söylüyordu. O gün birlikte ev aradıklarını söylediler. İ.O. ile samimiyetlerinin nereden geldiğini bilmiyorum.''
İfadesine başvurulan K.A.'ya ait, Maçka Polis Merkezi Amirliğince düzenlenen 11/10/2016 tarihli bilgi alma tutanağında; ''2007/2012 yılları arasında F.A. isimli şahısla evliydim. Yaklaşık 4 yıl önce kendisinden boşandım. 2007 yılında kendisiyle evlendik ve 2008 yılında Bitlis’in Ahlat ilçesine Hakim olarak atandı. Evli bulunduğumuz dönemlerde bana anlattığı şekliyle kendilerini Hakim ve Savcı olarak bildiğim, 3-4 kişi evimize gelirlerdi. Biz o zamanlar lojmanda ikamet ediyorduk. Bize geldiklerinde araçlarını dikkat çekmesin diye lojmandan biraz uzakta park edip eve gelirlerdi. Yanlarında Laptop diye tabir edilen bilgisayar ve hardisk diye tabir edilen depolama aygıtıyla gelirlerdi. Eve geldiklerinde bir odaya geçer, yanlarındaki cep telefonlarını odanın dışına bırakırlardı. Hatta bir ara cep telefonlarına baktığımda tamamen kapatmışlardı. Sebebini sorduğumda, “Sonuçta hepimizin telefonları Hakim ve savcı olduğum için dinleniyor” dedi. Ben de kendisine ne alakası var bildiğim kadarıyla telefonda konuşurken seni dinlerler dedim. O da bana “Telefonların android işletim sistemli olmasından dolayı uzaktan yüklenen bir program vasıtasıyla dinlenebileceğini, biz Allah rızası için birşeyler yapıyoruz, Hakimlik yaptığımızdan dolayı adımızın irticacı olarak anılmasını istemeyiz.” dedi. Çay ve pasta tarzı ikramları da kendisi gelip hallederdi. Benim odaya girmeme izin vermezdi. Bunun sebebini kendisine sorduğumda, “Sonuçta içerde erkekler var, namaz da kılıyoruz, ayrıca çocuk odaya girer, gerek yok ben hallederim” derdi. 2007 yılında evlenip bir arada yaşamaya başladıktan sonra, bana başımı açmamı ve giyimimi muhafazakar biri olarak görünmemek için değiştirmemi istedi. Sebebini sorduğumda, “mesleği gereği sağcı veya solcu olduğunu belli etmemesi gerektiğini ve daha önce bir savcının eşinin başı kapalı diye kademe ilerlemesinin yapılmadığını ve 1. Sınıf olamadığından” bahsetti. Bana işyerinde de kesinlikle namaz kılmamam gerektiğini söyledi. Ben de onu dinleyerek başımı açtım ve artık işyerinde namaz kılmıyordum. Ardından 2010 yılında Ordu’nun Akkuş ilçesine tayinimiz çıktı. Orada lojman olmadığından kirada oturmaya başladık. Bizimle tayin olduktan yanımıza Hakim Ü.Ş. gelip ilgilenmeye başladı. Hafta sonları da Ordu Merkezde idari Hakim olarak görev yaptığını bildiğim abi dediği biriyle gidip Ordu Merkezde 1 gece kalıyorlardı. Eski eşim de Ü... Hakimi okul yıllarından ve Ankara-Etimesgut ilçesinde kaldığı cemaat evinden tanıdığını biliyorum. Hatta düğünümüze birkaç hakim arkadaşıyla beraber gelmişlerdi. Düğünde de toplu resim çektirdik. Düğün sonrası kimin ne kadar altın taktığını cd’den izlerken arkadaşlarının tek tek isimlerini sordum. O da bana, aklımda kaldığı kadar, E.A., S.Ş., H.Ü., F.S., C.K., E.Ö., ..., D.S. isimlerini söyledi. Daha sonra 15 Temmuz 2016 yılında yaşanan elim hadiselerden sonra, hakim ve savcıların ihraç edildiği listelerde isimlerini gördüm.''
İfadesine başvurulan M.S.'a ait, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; ''Ben FETÖ/PDY terör örgütü ve darbe girişimi soruşturması neticesinde tutuklanan S.T.D. isimli Cumhuriyet Savcısının Ağustos 2013 yılından tutuklandığı tarihe kadar katipliğini yaptım. Ben kendisinin söz konusu terör örgütüne üye olduğuna dair bilgi sahibi değilim. Fakat bu kapsamda açığa alınan ve tutuklanan hakim savcılardan E.Ş., ..., F.E., M.T., İ.O., H.T.D., Y.K. isimli hakim savcılar çok sık gelirdi, Bunun dışında R.K., Y.B., F.B. isimli savcılar da dönem dönem gelirlerdi. Genelde bu isimlerle birlikte gezerlerdi, pikniklere giderlerdi. Çoğunlukla bu isimlerle hareket ederlerdi. Bu hakim savcılar geldiğinde ben odadan çıkardım, çünkü S.T. savcım daha çok başlarda bana hakim savcı meslektaşlar gelince sen odadan çık, kaleme in diye uyarıda bulunmuştu. Ben de her seferinde bu talimatını uyguluyordum.''
Yargı mensubu olarak davacıyla aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan S.U.'a ait, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; ''Türkiye genelinde ve adliyemizde yürütülmekte olan FETÖ/PDY soruşturması kapsamında adiiyemizde görev yapan bazı hakim ve savcıların, açığa alındığını, haklarında tutuklama ve adli kontrol kararları verildiğini duydum, soruşturma kapsamında bulunan S.T.D., T.T.D., F.E., S.A.E., F.B., A.A.B., H.T.D., E.Ş., F.Ş., İ.O., E.S.O., ..., N.B., Y.K., Y.B. isimli hakim ve savcılar genellikle birlikte gezerlerdi, ben bu şahısların örgüt üyesi olup olmadıklarını bilmiyorum, hatta bu meslektaşlar birlikte dışarılarda bazı aktivitelerde bulunuyorlardı, hatta bir defasında Hatay gezisi düzenlemişlerdi, beni de çağırmışlardı, fakat ben gitmedim, yine bu meslektaşlarım kendi aralarında, kendi içlerinden gidenler için veda yemeği de düzenlediklerini duydum, ben bunu darbe girişiminin olduğu tarihten sonra duydum...''
İfadesine başvurulan F.A.'ya ait, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; ''Ben FETÖ/PDY terör örgütü ve darbe girişimi soruşturması neticesinde hakkında adli kontrol kararı verilen F.B. isimli Cumhuriyet Savcısının yaklaşık iki yıldan bu yana katipliğini yaptım. Ben F... savcımın FETÖ/PDY isimli terör örgütü üyesi olup olmadığını bilmem. Fakat genelde bu soruşturma kapsamında açığa alınan veya tutuklanan hakim savcılardan Y.K., Y.B., S.T.D., ..., İ.O., E.Ş., F.E., M.T., M.B. isimli hakim savcılar sık sık veya bazıları dönem dönem odaya gelirlerdi. Ben kalabalık bir grup odaya geldiği zaman genelde savcımın söylemesi üzerine odadan çıkardım. Ben aşağıya inip çalışmaya kalemde devam ederdim. Bir kaç defa savcımı imza ya da başkaca bir iş için aradığımda M.B. isimli hakimin odasında bulurdum.'' şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
K.A. hariç tanıkların, davacıyla aynı yerlerde görev yaptıkları ve davacı hakkındaki beyanlarının birbirini destekler mahiyette olduğu görülmüştür. Davacı, dosyada mevcut hizmet cetveline göre, örgütün önem atfettiği 2014 HSK seçimlerinden sonra, 08/07/2015 tarihinde ... Cumhuriyet Savcılığı görevine atanmıştır.
Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden, davacının, Osmaniye adliyesindeki çalışma ortamı içerisinde, haklarında FETÖ/PDY üyeliği suçlamasıyla adli işlem yapılan veya bu örgütle iltisakı yahut irtibatı sebebiyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen meslektaşı yargı mensuplarıyla samimi olarak, sosyal birliktelik içinde olduğu, bu kişilerin işyeri dışında da birlikte çeşitli sosyal aktivite ve organizasyonlar düzenlediği anlaşılmaktadır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen tanık beyanları ve aktarılan hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ...
...Sonuç olarak
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/03/2024 tarih ve E:2022/1657, K:2024/507 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden, davacının, Osmaniye adliyesindeki çalışma ortamı içerisinde, haklarında FETÖ/PDY üyeliği suçlamasıyla adli işlem yapılan veya bu örgütle iltisakı yahut irtibatı sebebiyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen meslektaşı yargı mensuplarıyla samimi olarak, sosyal birliktelik içinde olduğu, bu kişilerin işyeri dışında da birlikte çeşitli sosyal aktivite ve organizasyonlar düzenlediği; davacı hakkındaki tanık beyanları ve aktarılan hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili Tahsil Dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim