Danıştay danistay 2024/11606 E. 2024/18293 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/11606
2024/18293
14 Kasım 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11606
Karar No : 2024/18293
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın, savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, FETÖ ile iltisak ve irtibatı konusunda kişiselleştirme yapılmadığı, ölçülülük ilkesi ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, adil yargılanma hakkının, etkin başvuru hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği, kararlarda bahsedilen soruşturmalarla şahsının hiçbir ilgisi bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi veya mensubu olmadığı gibi iltisakı ve irtibatının da bulunmadığı ileri sürülerek hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/03/2022 tarih ve E:2017/3922, K:2022/1633 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/2572, K:2024/388 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay 5. Dairesinin 29/03/2022 tarih ve E:2017/3922, K:2022/1633 sayılı kararıyla; Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararı iptal edilmiş olup, anılan karar temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/2572, K:2024/388 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 29/03/2022 tarih ve E:2017/3922, K:2022/1633 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/2572, K:2024/388 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 29/03/2022 tarih ve E:2017/3922, K:2022/1633 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/2572, K:2024/388 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üyelik suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 29/03/2022 tarih ve E:2017/3922, K:2022/1633 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/2572, K:2024/388 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 29/03/2022 tarih ve E:2017/3922, K:2022/1633 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/2572, K:2024/388 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/2572, K:2024/388 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından açılan ceza soruşturması sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 29/03/2022 tarih ve E:2017/3922, K:2022/1633 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı yönünden, davalı idarece; davacının eşinin 2007-2014 yılları arasında örgüte müzahir üniversitede akademisyen olarak çalıştığına, eşinin Fatih Üniversitesinde çalıştığı dönemde Zaman Gazetesi abonesi olduğuna, anılan Üniversitenin maaş ödemesini Bank Asya üzerinden alması nedeniyle anılan Bankada eşinin hesabı ve kredi kartının bulunduğuna yönelik beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, eşinin geçimini temin amacıyla söz konusu üniversitede çalıştığını ve örgütle irtibat ve iltisakının bulunmadığını, 17/25 Aralık 2013 sürecinin akabinde anılan üniversiteden ayrılarak Üsküdar Üniversitesine geçtiğini, eşinin maaş ödemesi için başka banka seçme imkanının bulunmadığını, eşinin gazete aboneliğinin üniversite idaresinin emri vaki uygulaması olduğunu, söz konusu gazetenin evlerinden içeri girmediğini ve bina girişinde kaldığını, çocuğu sınava giren komşuları tarafından soru çözmek için anılan gazetenin alındığını beyan eden davacının, bu beyanlarının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, anılan beyanın davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında M..... isimli şahsın şikayeti yönünden, davacının terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğuna ilişkin somut veriler içermeyen söz konusu şikayetin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında C.Ş.E. isimli şahsın şikayeti yönünden, davacının terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğuna ilişkin somut veriler içermeyen söz konusu şikayetin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında S.H.Ö. isimli şahsın şikayeti yönünden; davacının terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğuna ilişkin somut veriler içermeyen söz konusu şikayetin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında H.Ö. isimli şahsın şikayeti yönünden; davacının terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğuna ilişkin somut veriler içermeyen söz konusu şikayetin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, 24/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine giriş yaptığına ilişkin dijital kalıntılar bulunduğuna ilişkin tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Arama ve el koyma tutanağı yönünden, uyuşmazlıkta davacının evinde Bank Asya antetli ihbarname ve Bank Asya Y.Ç. adına düzenlenmiş kartvizit bulunması hususunun davacının örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,
Soruşturma bilgisi yönünden, 05/11/2020 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 19/02/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 05/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 25/03/2020 tarihli ikinci savunmaya cevap dilekçesinde dava konusu karar nedeniyle yoksun kalınan tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme olanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 29/03/2022 tarih ve E:2017/3922, K:2022/1633 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/2572, K:2024/388 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/08/2016 tarihli şüpheli (davacının) ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...8 yaşında olan çocuğum ana sınıfını Florya'da ki Burç Kolejinde okudu, nedeni de eşimin okulda verilecek yemekler konusundaki titizliğiydi, İlkokul 1,2 ve 3.sınıfları da Bakırköy Adliyesinin hemen karşısındaki Fatih Kolejinde okumuştur. Bunun nedeni de sık ateşlenmesi nedeniyle yakın olma isteğimdi. 3.sınıfta buradan almak istedik ancak eşim nasıl olsa buraya devlet el koyar, gerek yok deyince burada kaldı. 2016 Ocak ayında kaydını erken kayıt döneminde Florya'daki Doğa Kolejine aldırdık, bu sene yani 4.sınıfı orada okuyacaktır...o tarihte stajdan tanıdığım ve 18 yıldır görüşmediğim özel yetkili savcılıktan Bakırköy'e atanan H.A. adliyemize gelmişti. Kendisi 20.Dönem Hakim Savcılar olarak bir takım geziler ve yemekler düzenledi, ben 1 yıl süresince 4-5 defa ailece bu gezilere katıldım. Başka dönemlerden ya da adliyelerden de katılan olmaktaydı. Kendisi çok fazla gezi tertip ettiği için ben belirttiğim bu sayıda katıldım. Diğerlerine gitmedim, nihayetinde, sanırım 2014 yılı sonbaharında ve HSYK seçimleri öncesinde yine aynı kişi ... Sofrasında bir kahvaltı düzenledi, ailece gittiğim bu ortamda .... ve ona çok yakın olan ... ve eşi .... ile Anayasa Mahkemesinden 1 raportör ve bağımsız aday olan Niğde Başsavcısı ....'yi burada görünce rahatsız oldum, çünkü belirttiğim kişilerin Fettullah Gülen Cemaatine mensup olduklarını düşünüyorum. Bu kahvaltıda seçimle ilgili tekbir konuşma duymadım,o kişileri görünce erken ayrıldım...2007 yılında İstanbul Fatih Üniversitesinden akademisyen bir arkadaşı anılan bir üniversiteye gelmesini teklif etti, üniversitenin cemaate ait olduğunu bildiği için tereddüte düştü ve 6 ay boyunca düşündü, sonuçta bir basamak olur düşüncesiyle orada çalışmak istedi, başvurusundan sonra bu defa bu üniversite eşimin alevi kökenli olması nedeniyle 6 ay boyunca evrakını bekletti, 2007 yılı Mart ayında Rektör eşimi arayarak başlamasını istedi, sanıyorum mesleki geçmişine ve kariyerine bakınca çalıştırmaya karar verdiler. Çalıştığı 6 yıl boyunca da eşime orada dış kapının mandalı muamelesi yapıp dışladılar, cemaat sohbetlerine gitmemesini sorun ettiler. 17-25 Aralık sonrası oradan ayrılmak istedi ve 2014 yılı Haziran'ında Üsküdar üniversitesine başvurdu, aynı yılın Kasım ayında da orada çalışmaya başladı...orada çalıştığı dönemde Fatih Üniversitesi sormadan kendisini Zaman gazetesine abone yapmış, gazete oturduğumuz binaya gönderilmekteydi, ancak biz posta kutusundan almıyorduk... Eşim Fatih Üniversitesi'nde çalıştığı dönemde maaşları Bank Asya'da ödenmekteydi. İşlem kolaylığı babında eşim o bankanın sadece kredi kartını kullanmıştı. Fatih Üniversitesinden ayrıldıktan sonra da iptal ettirmişti."
Dava dosyasında yer alan 24/07/2018 tarihli Bilirkişi Raporunda; davacının bilgisayar ve cep telefonundan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılan/kayyum atanan veya erişimi engellenen "Samanyolu Haber" ve "www.cihan.com.tr"isimli sitelere erişim sağlandığına dair dijital kalıntıların bulunduğuna dair tespitte bulunulduğu görülmüştür.
Yine, dava dosyasında yer alan 11/08/2016 tarihli Arama Tutanağında; davacının Adliyedeki odasında yapılan aramada 26/10/2011 tarihli Bank Asya antetli H.R.Ö.'ye hitaben yazılmış bir ihbarname ile Bank Asya Y.Ş. adına düzenlenmiş bir adet kartvizit bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı hakkındaki şikayet bilgileri yönünden; M....., C.Ş.E., S.H.Ö. ve H.Ö. tarafından davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu yolunda yapılan şikâyetler olduğu, söz konusu şikâyetlerin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı dosyası) sayılı soruşturma dosyasına kaydedildiği, ancak davacı hakkında daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarılma kararının bulunması ve bu kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "Karar Verilmesine Yer Olmadığına" karar verildiği anlaşılmıştır.
Dava hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının yukarıda yer verilen beyanından, 2014 HSK seçimleri döneminde 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen H.U.'nun düzenlediği ve örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarından .... ve .... ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekten çıkarılmasına karar verilen ... ve ....'nün katıldığı propaganda amaçlı kahvaltı organizasyonuna katıldığının sabit olduğu, anılan hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu gösterdiği, davacının beyanında yer alan diğer hususlar ile diğer bilgi ve belgelerin de destekleyici ve birbiriyle uyumlu mahiyette olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
...Sonuç olarak
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir."
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/2572, K:2024/388 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; davacının yukarıda yer verilen beyanından, 2014 HSK seçimleri döneminde 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen H.U.'nun düzenlediği ve örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarından .... ve .... ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekten çıkarılmasına karar verilen ... ve ....'nün katıldığı propaganda amaçlı kahvaltı organizasyonuna katıldığının sabit olduğu, davacının beyanında yer alan diğer hususlar ile diğer bilgi ve belgelerin de destekleyici ve birbiriyle uyumlu mahiyette olduğu, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun söz konusu bozma kararında belirtildiği üzere; dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususu, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelendiğinde, söz konusu müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği sonucuna varılmıştır.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.