SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/11602 E. 2024/18372 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/11602

Karar No

2024/18372

Karar Tarihi

18 Kasım 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/11602 E. , 2024/18372 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11602
Karar No : 2024/18372

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağlantısının bulunmadığı, dava konusu meslekten çıkarma kararının tesisinde AİHS'de ve Anayasa'da güvence altına alınmış adil yargılanma hakkının ve bu kapsamda değerlendirilebilecek "kanunsuz suç ve ceza olmaz", "silahların eşitliği" gibi hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiği, savunma hakkı tanınmadan karar verildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ya da iltisaklı olduğu değerlendirilebilecek kriterlerden hiçbirinin şahsında gerçekleşmediği, mesleğini tarafsız ve bağımsız şekilde yaptığı, işleme dayanak yapılan suçun ne olduğu, yeri, zamanı, kime karşı işlenmiş olduğunun kendisine bildirilmediği, dava konusu kararların içeriğinde kişiselleştirme yapılmadığı, tesis edilen kararların hiçbir somut bilgiye ve hukuki delile dayanmadığı, tüm bu nedenlerle şekil, amaç, sebep ve konu bakımından hukuka aykırılıklar taşıyan dava konusu kararların iptal edilmesi gerektiği iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/05/2022 gün ve 2017/4348, 2022/3085 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 gün ve E:2022/3644, 2024/590 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI DANIŞTAY SAVCISI...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişki kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin 16/05/2022 gün ve 2017/4348, 2022/3085 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 gün ve E:2022/3644, 2024/590 sayılı kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolundaki 16/05/2022 tarih ve E:2017/4348, K:2022/3085 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3644, K:2024/590 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü;

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Dairemizin 16/05/2022 gün ve 2017/4348, 2022/3085 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3644, K:2024/590 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, davacı tarafından bu bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ...Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile "yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle CMK'nın 223/2-b maddesi" şeklinde temyiz isteminin düzeltilerek reddine karar verildiği ve söz konusu kararın 23/11/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 16/05/2022 gün ve 2017/4348, 2022/3085 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3644, K:2024/590 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:

1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 16/05/2022 gün ve 2017/4348, 2022/3085 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3644, K:2024/590 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.

2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3644, K:2024/590 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.

Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 16/05/2022 gün ve 2017/4348, 2022/3085 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık Y.S.'nin beyanları yönünden, yargı mensubu olarak görev yapan Y.S. isimli şahsın HSK Müfettişlerince yargı mensubu iken meslekten çıkarılan K.K. hakkında alınan 17/01/2018 tarihli ifadesinde; FETÖ yanlısı hakim ve savcıların davacı ile birlikte hareket ettiği, davacının bu grubun abisi konumunda olduğu, grubun davacının etrafında toplandığı, davacıya abartılı saygı gösterdikleri, davacının grubun abisi olduğunun dışarıdan bakıldığında açıkça belli olduğu, HS(Y)K seçim döneminde davacının Yargıda Birliği destekleyenlerin karşısında yer alan cemaat yanlısı kişilerle birlikte hareket ettiği hususlarının belirtildiği görülmüş, tanık Y.S.'nin ifadesi değerlendirildiğinde, tanık tarafından davacının örgütle bağlantısına yönelik olasılığa dayalı yorum ve varsayımlardan hareketle çıkarımda bulunulduğu, davacının örgütle bağlantısı nedeniyle belirli şekilde davrandığına, aynı adliyede görev yaptığı meslektaşlarıyla örgütsel amaçlarla görüştüğüne ve birlikte hareket ettiğine ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği, bu konuda şahsi düşüncesi ile gözlemlerden hareketle çıkarımda bulunulmaya çalışıldığı, davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit bulunmadığı belirtilerek, Y.S. isimli tanığın beyanı, başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki tanık O.M.'nin beyanları yönünden, tanık tarafından, davacının örgütle bağlantısına yönelik olasılığa dayalı yorum ve varsayım ile duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulduğu, davacının örgütle bağlantısı nedeniyle belirli şekilde davrandığına, aynı adliyede görev yaptığı meslektaşlarıyla örgütsel amaçlarla görüştüğüne ve birlikte hareket ettiğine ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği, bu konuda şahsi düşüncesi ve duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulmaya çalışıldığı, davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit bulunmadığı belirtilerek, O.M. isimli tanığın beyanı, başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki tanık S.T.'nin beyanları yönünden,tanığın, davacının örgütle bağlantısına yönelik olasılığa dayalı duyumlarını aktardığı, tanığın bu bilgileri duyduğunu belirttiği E.A.'nın bu konuda bir bilgisinin bulunmadığına yönelik açık beyanının yanında, tanığın davacının örgütle bağlantısı nedeniyle belirli şekilde davrandığına ve cemaate yakın olduğuna ilişkin iddiasının somut bilgilerle desteklenmediği, davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit bulunmadığı belirtilerek, S.T. isimli tanığın beyanı, başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının unvanlı görev bilgisi yönünden, davacının 13/06/2012 tarihli onay ile Sinop Boyabat Ağır Ceza Mahkemesi, 08/07/2014 tarihli onay ile de Aydın Söke Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı,
Davacıya teftiş notu olarak yüksek puan verilmesi yönünden, davalı idare tarafından, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı ve HS(Y)K'da etkin oldukları dönemde sicil notu olarak yüksek puan verilmiş olması hususu belirtilmekte ise de, dava dosyasına davacının teftiş notuna ilişkin bir bilgi ya da belge ibraz edilmediği, ayrıca davacıya o dönemde yüksek not verilmiş ise anılan notun örgütsel saiklerle verdiğini ispatlar nitelikte de herhangi bir bilgi veya belge sunulmadığı belirtilerek, davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle teftişinde yüksek not verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili ihbar ve şikayet bilgisi yönünden, davacı hakkında B.B.O isimli şahıs tarafından verilen dilekçenin, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve Dosya No:..., Karar No: ...sayılı kararı ile öne sürülen iddianın yargılama faaliyetine ilişkin olduğu, hâkimin yargı yetkisi ve takdir hakkı kapsamında kaldığı, bu hak ve yetkinin ilgili hâkim tarafından herhangi bir şekilde kötüye kullanıldığına dair somut delil gösterilmediği gibi, kanun yollarına başvuru sırasında öne sürülebilecek hususların şikâyete konu edildiği, ilgili hâkimin yaptığı iş veya davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırdığına, yargı yetkisi ve takdir hakkını FETÖ/PDY lehine kötüye kullandığına ya da karşı taraf lehine taraflı davrandığına dair somut delil ileri sürülmediği gerekçesiyle davacı hakkındaki şikayetin işleme konulmamasına karar verildiği anlaşıldığından ve davacı hakkındaki diğer ihbar ve şikayet dilekçeleri üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığından, davacı hakkındaki ihbar ve şikayet bilgileri davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairemizce davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 17/12/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 21/03/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasında; Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarılma kararının bulunduğu ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarihli ve ... sayılı kararı ile yeniden "Karar verilmesine Yer Olmadığına" karar verildiği, mezkur karar içeriğinde belirtilen meslekten çıkarma kararının ise iş bu davanın konusu olduğu anlaşıldığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairemizin 17/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun... tarih ve...sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline ve davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Dairemizin 16/05/2022 gün ve 2017/4348, 2022/3085 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3644, K:2024/590 sayılı kararıyla;
"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan Y.S.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 17/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "...Yukarıda verdiğim açık kimlik bilgilerim doğrudur ve bana aittir. 2014 yılı yaz kararnamesi ile Gebze’den... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve Komisyon Başkanı olarak atandım. Sormuş olduğunuz K.K. ben atandığımda orada hatırladığım kadarıyla Kadastro Hâkimi olarak görev yapıyordu. ...Ağır Ceza Mahkemesinin Başkanı ... idi. O dönem paralel yapı/cemaat adı ile anılan FETÖ yanlısı olan hâkim ve savcılar ... ile birlikte hareket ediyorlardı. ... adeta grubun abisi pozisyonundaydı. Toplam 29 hâkim ve savcı bulunuyordu. Yaklaşık 21 kişisi karşı grup ile birlikte hareket ediyordu. K.K. da bu grup içerisindeydi. Yargıda Birliği destekleyenler ise bizimle hareket ediyorlardı. Cuma namazlarına gittiğimiz Tayem Camiinde dahi Yargıda Birliği destekleyen hâkimler benimle birlikte, o dönemki adıyla paralel yapıyı destekleyen hâkim ve savcılar ... ile birlikte gidiyorlardı. K.K.'nın birkaç kez ... ile Cuma namazına geldiğini hatırlıyorum. Seçim öncesinde bağımsız adı altında aday olan N.Ö. Söke Adliyesine ziyarete geldi. Kendisinin K.K.'yı ziyaret ettiğini bizzat görmedim, ancak personelden duydum. Yargıda Birlik adaylarından B.B. ve M.Y. Beyler de adliyemize ziyarette bulundular, Yargıda Birliği destekleyen hâkim/ve savcılar olarak kendilerini karşıladık. Bahsettiğim karşı grupta yer alan kişiler ve K.K. karşılayanlar içeresinde yoktu. Savcıları Başsavcı Bey hâkimleri ise benimle birlikte dolaştılar. K.K. misafirleri odasına kabul etmekte tereddüt yaşadı, benim ısrarımla odasına kabul etti, ayaküstü bir konuşma ile kendisinden oy talep edildi. Ancak olumlu ya da olumsuz bir cevap vermedi. Ben de kendisinden değişik zamanlarda birkaç kez Yargıda Birlik adına oy istedim. Bana da olumlu ya da olumsuz bir cevap vermedi. Kişilik yapısı olarak içine kapanık bir yapısı vardı, bahsettiğim grupta yer alan kişiler içerisinde aktif olanlardan değildi. Seçim günü oylarımızı Aydın il merkezinde kullandık. Sabahında ayrım olmasın diyerek tüm hâkim ve savcıları kapsar şeklide ailelerle birlikte kahvaltı düzenledik. Kahvaltıda dahi K.K.'nın da içerisinde bulunduğu grup ... etrafında toplanarak ayrı oturdular. Bahsettiğim grubun ...’e abartılı bir saygı gösterisi vardı. O ayağa kalktığında adeta hepsi ayağa kalkıyordu. ...’in grubun abisi görüntüsü dışarıdan bakıldığında da açıkça belli oluyordu. Seçim sonuçları sayılırken K.K. salonda bekleyenler arasında yoktu. Seçimden sonraki günlerde bahsettiğim karşı grupta büyük bir moral bozukluğunun olduğu görülüyordu. Yaptığımız kutlamaya davet ettiğimiz halde hiçbiri katılmadı. K.K. da davetimize icabet etmedi. Ben sadece Söke’de görev yaptığımız dönem itibariyle kendisini tanıdığım için K.K.’nın ne şekilde okuduğu, nerelerde kaldığı hususlarında bilgi sahibi değilim. FETÖ Örgütü bünyesindeki okul, dershane, yurt, gazete, dergi, fınans kuruluşu ile bağlantısı olduğu hususunda bilgim yoktur. Söyleyeceklerim bundan ibarettir. Dedi...",
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan O.M.'nin Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; "...Yine hakkında işlem yapılan şahıslardan bu yapıya dahil olduğundan şüphelendiğim şahıslar ise, ağır ceza mahkemesi başkanlığından alınarak Adana hakimliğine gönderilen ..., M.A.K., E.G. ile yine Adana Hakimliğine gelen K.K., Adana Cumhuriyet Savcılığına atanan M.G. ve M.A. isimli şahıslar vardı...Ben yukarıda belirttiğim kanaatlerime adliye içerisindeki tavır ve davranışları, birlikte görüntü vermeleri ve meslektaşlardan yaptığım duyumlar sonucunda ulaştım. Bunun haricinde somut olarak şu eylemi gerçekleştirdiler şeklinde bir olay söyleyemem....",
Öte yandan aynı tanığın davacının yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan ifadesinde; ''Ben sanık ...'in 17-25 aralık operasyonları sonrasında o dönemki HSYK tarafından AĞCM başkanlığından alınarak Adana Hakimliğine gönderilmesi nedeniyle FETÖ PDY'ye dahil olabileceğini düşünüyorum, başkaca özel bilgim ve gözlemim yoktur. Sanığın FETÖ PDY kapsamında bir eylemine şahit olmadım.",
Öğretmen olarak görev yapan ve örgüt içerisinde hiyerarşik yapı içerisinde olduğu anlaşılan S.T.'nin Boyabat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/08/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında yer alan ve Boyabat Adliyesine ilişkin olarak örgütün bu adliyeden sorumlu kıldığı örgüt militanları ve bu örgüt mensuplarına bağlı hakim ve savcılara yönelik sorulara istinaden vermiş olduğu cevabında, " .... E.'nin görevi Adliye içerisindeki personel ve hakim savcıların durumu, cemaate yakınlıkları veya cemaat aleyhine çalışmaları hakkında bilgi toplamak ve bunu yukarıya aktarmaktı. Bu hususta doğrudan kontak kurduğu kişi ben değilim...
... Önceki hakim savcılar ile alakalı reis ya da başsavcı sıfatını taşıyanlar genelde takip ediliyordu. Önceki reislerden ... isimli bir reisin cemaate yakın olduğunu duymuştum. Bunu E.'den mi duydum yoksa başkanından mı duydum hatırlamıyorum. Hakim savcılar ile alakalı başka bildiğim yoktur." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; 2014 HSK seçimleri sürecinde hakim ve savcılar arasında Adliyede belirgin bir şekilde ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile iltisaklı ve irtibatlı olan grubun abisi konumda bulunduğu ve bu gruba öncülük ettiği, yine 2014 seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediği yönünde birbirini destekleyen beyanlarda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığı ve Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde, 13/06/2012 tarihli onay ile Sinop Boyabat Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak 19/07/2012-27/06/2014 tarihleri arasında, 08/07/2014 tarihli onay ile de Aydın Söke Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak 14/07/2014-26/06/2015 tarihler arasında görev yaptığı, HSK'da FETÖ/PDY etkisinin kırılmasından sonra ise 13/01/2015 tarihli onay ile tarihinde Adana'ya hakim olarak atandığı görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanları ve diğer delillerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.

Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/03/2024 tarih ve E:2022/3644, K:2024/590 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanları ve diğer delillerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,

1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve...sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL'nin davacıdan tahsili için ilgili Tahsil Dairesine müzekkere yazılmasına, davalı idare tarafından yapılan... TL posta giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim