Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/11599
2025/199
3 Şubat 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11599
Karar No : 2025/199
DAVACI : ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği, cezaların şahsiliği, kanuni idare ilkelerinin, özel hayatın ve aile hayatının korunması, mahkemeye erişim, adil yargılanma haklarının, ifade hürriyetinin, ayrımcılık yasağının, masumiyet karinesinin, Anayasanın 8., 10., 15., 20., 38/1-4., 91. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2., 7., 8., 14. maddelerinin ihlal edildiği, FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadığı ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2022 tarih ve E:2017/2226, K:2022/5231 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2024 tarih ve E:2022/3629, K:2024/534 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaliyle , bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır..
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemin iptaline , davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine özlük haklarının iadesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2024 tarih ve E:2022/3629 ; K:2024/534 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği ; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali , davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi , özlük haklarının iadesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 21/06/2022 tarih ve E:2017/2226, K:2022/5231 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2024 tarih ve E:2022/3629, K:2024/534 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 21/06/2022 tarih ve E:2017/2226, K:2022/5231 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2024 tarih ve E:2022/3629, K:2024/534 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üyelik suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 24/12/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 21/06/2022 tarih ve E:2017/2226, K:2022/5231 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2024 tarih ve E:2022/3629, K:2024/534 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 21/06/2022 tarih ve E:2017/2226, K:2022/5231 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2024 tarih ve E:2022/3629, K:2024/534 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2024 tarih ve E:2022/3629, K:2024/534 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Öte yandan, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üyelik suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 21/06/2022 tarih ve E:2017/2226, K:2022/5231 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanık ifadelerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı,
Dijital materyaller yönünden, 27/10/2016 tarihli Dijital Materyal İnceleme Tutanağı incelendiğinde, "klasör içerisinde 15 Temmuz 2016 günü FETO/PDY terör örgütü tarafından yapılmaya çalışılan darbe girişimiyle alakalı darbe sonrasına ilişkin planlamalarında 'İL SIKIYÖNETİM KOMUTANLARI' adıyla hazırladıkları atama listesinin çekilmiş fotoğraflarının telefonun Resimler kısmında ve Whatsapp dosyaları kısmında bulunması" yönündeki tespitin davacıya ait dijital materyaller üzerinde yapılan incelemeler sonucu elde edildiği görülmekte ise de, davacı tarafından "İL SIKIYÖNETİM KOMUTANLARI" adıyla hazırlanan listenin, 16/07/2016 tarihinde hakimler ve savcılar grubunda o dönem HSK üyesi olan T.A. tarafından "darbe başarılı olsaydı görev alacak darbeciler listesi" başlığı altında whatsapp grubuna gönderilen liste olduğunun beyan edildiği dikkate alındığında, 27/10/2016 tarihli Dijital Materyal İnceleme Tutanağında yer alan tespitler davalı idarece başka delillerle desteklenmediğinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacının (eski) eşi S.T.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması yönünden, davacının (eski) eşi S.T. hakkındaki tespitlerde ve S.T.'nin açtığı Dairelerinin E:... sayısına kayıtlı dava dosyasına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği gibi, davacının (eski) eşi S.T.'nin Dairelerinin E:... sayısına kayıtlı olarak açtığı davada da dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği anlaşıldığından, davacının (eski) eşi S.T.'nin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Takipsizlik kararındaki tespitler yönünden, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince verilen 04/10/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 21/02/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 04/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından,dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve maaş haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin 21/06/2022 tarih ve E:2017/2226, K:2022/5231 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2024 tarih ve E:2022/3629, K:2024/534 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; ... sicil numarasıyla ve Hakim unvanıyla görev yapan davacının, 30/04/2014-21/06/2016 tarihleri arasında Zile Hakimi olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır.
Cumhuriyet Başsavcısı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan İ.C.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişlerince düzenlenen 16/03/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; “... 2014 yılı yaz kararnamesi ile Zile Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandım, burada yaklaşık 2 yıl görev yaptım. U.A. Cumhuriyet savcısı, ... hâkim olarak 2014 yılı yaz kararnamesi ile Zile Adliyesine atanmışlardı. Kendilerini öncesinde tanımam, Zile Adliyesine atandıktan sonra kendilerini tanıdım. 2 yıl süreyle Zile Adliyesinde birlikte çalıştım. U.A., 2014 yılı HSYK seçimi döneminde seçim ile ilgili yorum yapmıyordu, sessiz kalıyordu. T.G., seçim döneminde bir gün Zile Komisyon Başkanı olup 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten çıkarılan M.G.'yi sabah saat 9 civarında arayıp, Zile'ye geleceğini söylemiş. Benim bu olaydan aynı gün saat 15 gibi haberim oldu. Bu haber üzerine adliyede bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcılarına T.G.'nin toplantısına katılmamaları gerektiğini söyledim. Özelikle Cumhuriyet savcılarını telefonla arayarak bizzat söyledim. U.A., telefonla geri dönüş yaparak, M.G.'ye söz verdiğini ve bu nedenle toplantıya katılacağını söyledi. Bunun üzerine bundan haberdar olan T.G. beni telefonla arayarak adliyeye geleceğimi söyledi. ben de vaktin geç olması nedeni ile adliyede toplantı yapılamayacağını söyledim. Onlar da Zile'de bulunan Gül Konağı isimli işletmede toplantılarını gerçekleştirmişler. Yapılan toplantıya ..., S.T., N.C., G.A., M.G., Y.Y. ile birlikte U.A. da katıldı. U.A., seçim döneminde genellikle sessiz kalıyordu. Adliye ortamında da kendilerinde bylock tespit edilen M.G., N.C., ve Ö.Y. ile sürekli birlikte hareket ediyordu. Bağımsız görünümlü FETÖ adaylarını destekleyen tavırlar sergiliyordu. Şöyle ki, seçim çalışmaları döneminde HSYK Teftiş Kurulu Başkanı S.Y., Ankara Bölge Adliye Başsavcısı ve o dönemki Samsun Cumhuriyet Başsavcısı, Zile Adliyesine seçim çalışmaları kapsamında gelmişlerdi. Cumhuriyet savcılarına ziyarete geleceğimizi söyledim. Cumhuriyet savcılarının odalarını dolaştığımızda U.A. ile Ö.Y. bize tepki olarak odalarını düzensiz bir halde tutmuşlardı, gelen kişileri önemsememişlerdi ve hatta gelen kişiler bu duruma tepki göstermişlerdi. U.A.'dan YBP adaylarına oy vermesini istediğimizde genelde sessiz kalıyordu, bazen de düşüneceğini söylüyordu. Ancak yapılan seçimlerde U.A.'nın FETÖ adaylarına oy verdiğini değerlendirdik. Kendisi, FETÖ adaylarını destekleyen ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra meslekten ihraç edilen hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile samimi idi. Onlarla birlikte hareket ediyordu. İhraç edildikten sonra bana mektup yazarak, 2014 yılı HSYK seçimlerinde, 5 oy bağımsız görünümlü FETÖ adaylarına, 6 oy da YBP adaylarına oy verdiğini belirtmişti. ..., Zile Asliye Ceza Hâkimi olarak görev yapıyordu. Genellikle adliye içerisinde M.G. ve onun gibi FETÖ adaylarını destekleyen hâkim ve Cumhuriyet savcılarına yakın duruyordu. Onlarla birlikte hareket ediyordu. Adliye lojmanında bulunan lokalde Cumhuriyet savcıları Y.E. ve R.Y. ile birlikte bulundukları bir sırada FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik söz söylendiğinde, buna sinirli bir şekilde tepki göstererek "paralel lafı etmeyin" dediğini yukarıda isimlerini zikrettiğim Cumhuriyet savcılarından duydum. Ayrıca bu kişinin, kamuoyunda MİT tırları olarak bilinen olayla ilgili devletin de hukuka uygun davranması gerektiğini, MİT tırları soruşturmasını yapan Cumhuriyet savcılarının yerinde bir soruşturma yaptıklarını söylediğini bizzat duydum. Seçimden önce yanına YBP adaylarına oy vermesi için gittiğimizde genellikle sessiz kalıp, tercihini kişi bazlı yapacağını, tanımadığı kişiye oy vermeyeceğini söylüyordu. Yine Zile Adliyesinde hakim olarak görev yapan eşi S.T.'nin yanına seçim çalışması kapsamında gittiğimde A.N.G. ve şu an isimlerini hatırlayamadığım FETÖ adaylarından iki kişiye daha kesin oy vereceğini ancak kalan kişiler yönünden kişi bazlı değerlendirme yapacağını söylemişti. Ayrıca adliye içerisinde ...'nin devlet yöneticilerine yönelik ağza alınmayacak şekilde küfürler ettiğini duyuyordum. Adliyede güvenlik amacı ile görev yapan ismini şu an hatırlayamadığım polis memuru ile ..., ailecek görüşüyorlardı. Polis memuru, bir keresinde bana ...'nin evine geldiğinde televizyondaki FETÖ kanallarını silmesi nedeni ile kendisine tepki gösterdiğini söylemişti. Hatta bu olay üzerine polis memuru, ...'nin paralel yapıya mensup oluğuna dair yorum yapmıştı. Seçim çalışmaları döneminde Erzincan'da Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan ve Zile'ye FETÖ/PDY adaylarına oy istemeye gelen ismini hatırlayamadığım kişinin ...'nin evinde kaldığını hatırlıyorum. Özellikle belirtmek isterim ki yukarıda da anlattığım üzere T.G. seçim çalışması kapsamında Zile'ye Cuma günü gelmişti. ... ve Eşi S.T. o gün Sivas ilinde olmalarına rağmen, sırf T.G.'nin toplantısına iştirak etmek amacı ile Zile'ye gelmişlerdi. ...” ;
Yargı mensubu olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan M.G.'ye ait, Zile Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; “... daha önceki beyanımda Komisyon Başkanı M.G.'nin cemaat mensuplarını sürekli toplantıya çağırdığı yönünde beyanda bulunmuş isem de, burada anlatmak istediğim M.G.'nin arasının iyi olduğu bazı hakimler ile çok sık aralıklarla odasında toplanmak suretiyle sohbet etmeleriydi, toplantıdan kastım bu şekilde bir araya gelmiş olmalarıdır, aralarında herhangi bir cemaat bağı ya da bu sohbetlerinde cemaat ile ilgili bir mevzu geçip geçmediğini ben bilmiyorum, zaten benim yanımda böyle bir konuları da konuşmaları da mümkün değildir, sadece Hakim Y.Y.'nin bu muhabbet içine girmek istemediği yönünde serzenişte bulunduğunu biliyorum, işin mahiyeti gereği Sulh Ceza evrakları nedeniyle gün boyu çok fazla odasına girip çıktığım için bir çok kez bu duruma şahit oldum, Hakime Hanım yanlarına gitmek istemiyordu, yine Hakime Hanım'dan da bu görüşmelerin cemaatin toplantısı olabileceğine dair herhangi bir söz de duymadım, kimin cemaatci olup olmadığını bilmemekle beraber M.G.'nin odasında Hakim N.C. ve Hakim G.A. bulunuyordu, M.G.'nin bu hakimlerle arası iyiydi, ancak ben ne konuştuklarını bilmiyorum, yine adliye içerisinde çeşitli ortamlarda M.G., N.C., G.A., S.T. ve ...'nin cemaat yanlısı olduğu şeklinde sözler duydum, ancak bu konuda herhangi bir görgüm ya da şahit olduğum bir durum olmadı, kendi çalışmış olduğum Hakim dışında bu kişilerin herhangi bir siyasi konuşmasına şahit olmadım, sadece G.A. ile aralarının iyi olduğunu ve ağır ceza üyeliğinden alınmasına karşı çıktığını duydum, M.G.'nin Cumhuriyet Savcılarıyla arasının iyi olup olmadığını net olarak bilmiyorum, benim olay hakkındaki bilgim ve görgüm bundan ibarettir, ekleyecek başkaca bir husus yoktur ...” ;
Yargı mensubu olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan R.Y.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 22/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "... Ben ... ve U.A. ile birlikte Zile’de görev yapmıştım. Zile’de 2014 ile 2016 yılları arasında birlikte çalışmıştık. ... beyin ikinci ismini ... diye hatırlıyorum sanırım ... değildi. U.A. C.Savcısı olarak görev yapıyordu. Çalışmış olduğum süre zarfında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğuna dair somut bir bilgim yoktur. HSYK seçimleri döneminde Başsavcımız İ.C. Yargıda Birliği destekliyordu, U.A. bey bu süreçte Başsavcımıza yakın durmadı Başsavcımız da bunu dile getiriyordu. Bana bağımsızlara oy verelim ya da başkaca gruplara oy verelim şeklinde herhangi bir talebi olmadı. Benden oy istemedi. Ben ve arkadaşım Savcı Y.E. zaten Yargıda Birliği destekleyeceğimizi açıkça dile getirmiştik. Adliyede de Y.E. ve benim Yargıda Birlik Platformunu desteklediğimiz biliniyordu. ... adliyede Hakim olarak görev yapıyordu. FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı olduğuna dair somut bir bilgim yoktur ancak tam tarihini hatırlamamakla birlikte Savcı Y.E., ben ve ...’nin lojmanın lokalinde olduğumuz bir günde Y.A. ve ben paralel yapıdan bahsederken kendisi Y. ve bana hitaben “paralel deyip durmayın” demişti. Seçim sürecinde de Başsavcımız İ.C.'ye yakın durmadı. ...’de seçim sürecinde benden herhangi bir gruba oy istemedi. Başsavcımız İ.C. seçim sürecinde samimiyetle ve özveriyle Yargıda Birlik Platformu lehine açıkça oy istemişti ve adliyedekilere de bu hususu dile getirdi. Ben ve Y. bey’de açıkça desteğimizi herkese söylemiştik. ...”;
Yargı mensubu olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan Y.E.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 13/04/2018 tarihli tanık ifade tutanağı "... Ben 2013 yılı yaz kararnamesi ile gelip 2016 yılı yaz kararnamesi ile ayrıldığım tarihe kadar Tokat İli Zile İlçesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptım. Bu süre içerisinde aynı yerde hâkim olarak görev yapan ... ile Cumhuriyet Savcısı U.A.'nın Zile’ye geldikleri 2014 yılı yaz kararnamesi ile ayrıldıkları 2016 yılı yaz kararnamesine kadar adı geçenlerle birlikte aynı yerde görev yapmam nedeniyle kendilerini tanıma fırsatım oldu. 2016 yılı yaz kararnamesinde her üçümüz de tayin gördüğümüz için ben tayinen Nevşehir Cumhuriyet Savcılığına Hâkim ... Van Hâkimliğine, Cumhuriyet Savcısı U.A. da Amasya Cumhuriyet Savcılığına tayin olmamız nedeniyle Zile’deki görevlerimizden ayrılmış olduk. Yukarıda belirttiğim gibi Birlikte görev yaptığımız süre zarfında Cumhuriyet Savcısı U.A. 2014 yılı yaz kararnamesi ile Tokat ili Zile İlçesine Cumhuriyet Savcısı olarak atanmıştı. Kendisi ilk geldiğinde Zile Cumhuriyet Başsavcısı İ.C. tarafından adı geçene HSK seçimlerinde ne düşündüğünü hangi adayları destekleyeceğini sorduğunda o da "adaylar belli oldu mu" şeklinde cevap vererek soruyu geçiştirmişti. Cumhuriyet Savcısı U.A. ilerleyen süreçte HSK seçimleri boyunca sessizliğini korudu. Ben ve Cumhuriyet Savcısı R.Y. açıkça Yargıda Birlik Derneği Adaylarını destekleyeceğimizi açık açık söylediğimiz halde birlikte görev yaptığımız Cumhuriyet Savcısı U.A. bu konuda herhangi bir şekilde yorum yapmaksızın hep sessiz kalıyordu. Ayrıca o dönem açık şekilde HSK seçimleri için FETÖ’nün adaylarına oy toplayan ve bizden de bu adaylara oy isteyen Zile önceki Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı M.G.'den bizler uzak durmaya çalışırken, Cumhuriyet Savcısı U.A. ise Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı M.G.'nin yanında olmaktan, sık sık onun odasına gidip gelmekten imtina etmezdi. Yine o dönem her ortamda hükümeti eleştirmekten geri durmayan ve daha sonra ByLock kullanıcısı olduğunu öğrendiğim Cumhuriyet Savcısı Ö.Y. ile de Cumhuriyet Savcısı U.A.'nın çok sıkı muhabbet içerisinde olduğunu, lojmandan adliyeye sık sık birlikte gelip gittiklerini görüyordum. HSK seçimleri öncesinde FETÖ örgütünün adaylarından olan T.G.'nin Zile’de düzenlemiş olduğu seçim kampanyasına ilişkin yemeğe Cumhuriyet Savcısı U.A.'nın da katılacağını kendi aralarında yapmış olduğu konuşmalardan duydum. Ancak bu yemeğe kendim bizzat katılmadığım için Cumhuriyet Savcısı U.A.'nın da bahsi geçen yemeğe fiilen katılıp katılmadığını bilmiyorum. Son olarak bu konuda söylemek istediğim husus Cumhuriyet Savcısı U.A., Zile önceki Cumhuriyet Başsavcısı İ.C.'nin bütün uyarı, ısrar ve uğraşlarına rağmen Yargıda Birlik Derneği yanında yer almamıştır. HSK seçimlerinin ardından Cumhuriyet Savcısı U.A.'nın çevrede "ben oylarımı ikiye böldüm, bir kısmını bağımsızlara verdim, bir kısmını da Yargıda Birlik Demeği adaylarına verdim" şeklinde söylemlerde bulunduğunu hatırlıyorum. Bana sorulan Zile önceki Cumhuriyet Savcısı U.A.'ya ilişkin olarak gerek FETÖ/PDY terör örgütünü ve liderini övdüğüne ve gerekse bu örgüte yakın HSYK adaylarına oy topladığına ilişkin herhangi bir bilgim, görgüm ve duyumum yoktur. Yine yukarıda belirttiğim gibi Birlikte görev yaptığımız süre zarfında Hâkim ... 2014 yılı yaz kararnamesi ile Tokat ili Zile İlçesine Hâkim olarak atanmıştı. O dönem ki Zile Cumhuriyet Başsavcısı İ.C., HSYK seçimlerinde ne düşündüğünü Hâkim ...’ye sorduğunda o da kaçamak bir şekilde "adaylar belli olsun bakarız" şeklinde cevap vermişti. Daha sonra adaylar belli olmasına rağmen bu aşamadan sonra Hâkim ... bu konudaki tutum ve davranışını gizler vaziyette herhangi bir yorum yapmaksızın sessizliğe büründü. Ancak kendisi bulunduğu her ortamda Cumhurbaşkanı R.T.E.'yi ve hükümeti ciddi şekilde eleştirirdi. Aynı şekilde Cumhurbaşkanını ve hükümeti sürekli eleştirmekten geri durmayan ve daha sonra ByLock kullanıcısı olduğunu öğrendiğim Cumhuriyet Savcısı Ö.Y. ile de Hâkim ... çok sık ve samimi şekilde görüşürdü. Ayrıca Hâkim ... o dönem bir araya geldiğimizde yapmış olduğumuz konuşmalarda bizler birileri hakkında "bu kişi paralelciymiş" şeklinde konuşup değerlendirme yaptığımızda, kendisi bizim bu söylediğimiz yorumdan duyduğu rahatsızlık üzerine "birbirinize paralel deyip durmayın." şeklinde bizlere karşı çıkışıp, bizim bu yorumlarımızdan rahatsız olduğunu, gocunduğunu açıkça belli ederdi. HSYK seçimleri öncesinde FETÖ örgütünün adaylarından olan T.G.'nin Zile de düzenlemiş olduğu seçim kampanyasına ilişkin yemeğe Hâkim ...'nin de katıldığını hatta o gün, günlerden Cuma günü olması sebebi ile adı geçen hafta sonu tatili için Sivas’a gitmekte iken yoldan geriye dönerek FETÖ terör örgütünün adayı olduğu konusunda çevreden yaygın kanaat bulunan T.G.'nin yemeğine katıldığını bizzat Zile önceki Cumhuriyet Başsavcısı İ.C.'den duydum. Bir dönem sosyal medyada faaliyette bulunan "..." adıyla yayın yapan twitter hesabında o dönem Zile'de görev yapan bir kısım hâkim ve Cumhuriyet savcıların isimlerinin FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olarak yazılmasının ardından bu Twitter hesabında kendi adı yazılmamış olmasına rağmen Hâkim ... sanki bu konuda bizden şüphelendiğini ima eder tarzda herhangi bir siyasi konuşma geçtiğinde "ben artık bu konularda konuşmayacağım, yorum yapmayacağım" şeklinde beyanlarda bulunuyordu. Gerçekten de ‘’...’ isimli Twitter hesabında daha önce görev yaptığımız Zile Adliyesinde çalışan bir kısım hâkim ve Cumhuriyet Savcılarının FETÖ üyesi oldukları iddiasıyla isimlerinin yazılmasından sonra Hâkim ... kendi isminin de bu şekilde afişe olacağından çekinerek artık ulu orta siyasi konularda eleştiri yapmaktan görüş beyan etmekten vazgeçti. Son olarak söylemek istediğim husus, Zile önceki Cumhuriyet Başsavcısı İ.C.'nin bütün ısrar ve uğraşlarına rağmen Zile önceki Hâkimi ... ile Yargıda Birlik Derneği yanında yer almamıştır. Yargıda Birlik Derneği adaylarını desteklememiştir. Ayrıca HSYK seçimlerinin ardından kendisinin kime oy verdiğini hiç bir zaman bizlere söylememiştir. Bana sorulan Zile önceki Hâkimi ...’ye ilişkin olarak gerek FETÖ/PDY terör örgütünü ve liderini övdüğüne ve gerekse bu örgüte yakın HSYK adaylarına oy topladığına ilişkin herhangi bir bilgim, görgüm ve duyumum yoktur. .." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Tanık beyanlarından ve davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden; tanıklar ile davacının aynı tarihlerde (ve 2014 HSK seçimleri döneminde) Zile Adliyesinde görev yaptıkları, davacı hakkındaki beyanlarının da birbirini destekler mahiyette ve örgüt için çok önemli olan 2014 HSK seçimlerine ilişkin olduğu görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli olmadığı şeklinde yorumlanmış ise de, tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde 2014 HSK seçimleri öncesinde adliyede hakim ve savcılar arasında bir ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı; FETÖ'nün adaylarından T.G.'nin davacının görev yaptığı Zile ilçesinde seçim çalışması kapsamında yaptığı toplantıya Zile Cumhuriyet Başsavcısı İ.C. tarafından toplantıya katılmaması yönünde uyarılmasına rağmen, (eski) eşi S.T. ve FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı diğer hakim ve savcılar ile toplantıya katıldığı; söylemlerinde FETÖ'ye müzahir bir dil kullandığı şeklinde birbiriyle örtüşen beyanlara yer verildiği görülmekte olup, bu tanık ifadelerinde yer alan bilgilerden davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
...Sonuç olarak
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2024 tarih ve E:2022/3629, K:2024/534 sayılı bozma kararında; tanık ifadelerinde, 2014 HSK seçimleri öncesinde adliyede hakim ve savcılar arasında bir ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı; FETÖ'nün adaylarından T.G.'nin davacının görev yaptığı Zile ilçesinde seçim çalışması kapsamında yaptığı toplantıya Zile Cumhuriyet Başsavcısı İ.C. tarafından toplantıya katılmaması yönünde uyarılmasına rağmen, (eski) eşi S.T. ve FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı diğer hakim ve savcılar ile katıldığı; söylemlerinde FETÖ'ye müzahir bir dil kullandığı şeklinde birbiriyle örtüşen davacı hakkındaki tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan maaş ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan posta giderinden ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan 100,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.