SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/11591 E. 2024/18136 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/11591

Karar No

2024/18136

Karar Tarihi

13 Kasım 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/11591 E. , 2024/18136 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11591
Karar No : 2024/18136

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ...Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU :Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Masumiyet karinesinin, savunma hakkının, gerekçeli karar hakkının, özel hayatın korunması hakkının, güvenlik hakkının, hakimlik teminatının, ayrımcılık yasağının, çalışma hürriyetinin, suçların ve cezaların şahsiliği, kanunların geriye yürümezliği ve "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkelerinin ihlal edildiği, hakkında herhangi bir somut belge ve gerekçeye yer verilmediği, kararların tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, dava konusu kararların Anayasa'da düzenlenen temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunduğu, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi ile meslekten çıkarma kararı verilemeyeceği, 667 sayılı OHAL KHK'sı TBMM tarafından süresinde onaylanmaması nedeniyle kanunlaşmadığından bu KHK'ya dayanılarak tesis edilen dava konusu kararın yok hükmünde olduğu, meslekten çıkarma kararının disiplin hukuku ilkelerine uyulmadan verildiği iddia edilerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.Öte yandan, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2016/58733, K:2022/1725 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/04/2024 tarih ve E:2022/3754, K:2024/872 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 05/04/2022 tarih ve E:2016/58733, K:2022/1725 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/04/2024 tarih ve E:2022/3754, K:2024/872 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2016/58733, K:2022/1725 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/04/2024 tarih ve E:2022/3754, K:2024/872 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, davacı tarafından bu bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun ... tarih ve...sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir. UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının istinaf edilmeksizin 16/07/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2016/58733, K:2022/1725 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/04/2024 tarih ve E:2022/3754, K:2024/872 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:

1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2016/58733, K:2022/1725 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/04/2024 tarih ve E:2022/3754, K:2024/872 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/04/2024 tarih ve E:2022/3754, K:2024/872 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 05/04/2022 tarih ve E:2016/58733, K:2022/1725 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, O.A. isimli tanığın beyanlarının, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, örgütü ve örgütsel faaliyetleri övdüğüne, örgütsel saiklerle yurt dışına gönderildiğine ilişkin somut verilere dayanmaması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının kendi beyanları yönünden, davacının 1993-1994 eğitim öğretim yılında üniversiteye hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve çocuklarını FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ile bağlantılı okula gönderdiğine dair kendi beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen 06/02/2018 tarihli bilirkişi raporu yönünden, söz konusu raporda davacının kullanımında olan telefondan örgüte ait Kimse Yok Mu isimli dernekten ve Fatih Ortaokulundan mesajlar alındığı, yine FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğundan bahisle kapatılan/kayyum atanan veya erişimi engellenen “samanyolu haber, zaman ve onyediyirmibes” gibi sitelere farklı tarihlerde erişim sağlandığına dair dijital kalıntılara ilişkin tespitler ile davacı ve eşi arasında geçen yazışmalara ilişkin tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliler olarak değerlendirilmediği,
Teftişte yüksek not verilmesi yönünden; davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle 2012 yılı teftişinde 81 puan verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal Medya paylaşımı yönünden, anılan paylaşımda davacının, Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu eski Üyesi T.G. tarafından yapılan paylaşıma destek verdiği ve seçim çalışması kapsamında düzenlenen yemeğe katıldığına yer verildiği, ancak davacı tarafından yapılan sosyal medya paylaşımında bahsedilen yemeğin örgütsel mahiyette bir organizasyon olduğunu ve davacının bu yemeğe örgütsel saiklerle katıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi veya belge sunulmadığı gibi Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu eski Üyesi T.G. tarafından yapılan paylaşıma davacının örgütsel dayanışma içerisinde ve örgütsel saiklerle hareket ederek cevap verdiğine yönelik olarak dosya muhteviyatında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, davacının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 09/12/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 21/02/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakına ve/veya irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve/veya irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacı hakkında düzenlenen iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında düzenlenen iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan hususların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacının eşi E.A.'nın FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ve buna ilişkin tespitler yönünden, davacının eşi E.A. hakkındaki tespitlerde ve E.A.'nın açtığı Dairenin E:... sayısına kayıtlı dava dosyasına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği, davacının eşi E.A.'nın meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Diğer hususlar yönünden, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden, davacının sosyal çevresinin temelini oluşturan bireylerden olan kardeşi A.A.A.’nın Emniyet Amiri olarak görev yapmakta iken kamu görevine son verildiğinin anlaşıldığı görülmekle birlikte, davacının kardeşi hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının kardeşine yönelik tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyasında yapılan 09/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ...tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2016/58733, K:2022/1725 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/04/2024 tarih ve E:2022/3754, K:2024/872 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev davacı ile aynı yerde görev yapmış olan O.A. İsimli tanığın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/11/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "...21- ... : Kendisini Kırklareli Cumhuriyet Savcılığından tanırım. Eski Fetöcü HSYK tarafından gerek kendisi gerek eşi yurt dışı gezilerine talepleri dahi olmadan gönderilmektelerdi. Bu yapılanmaya dahil olduklarını düşünüyorum..."
Aynı şahsa ait, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/12/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "...Yine daha önceki ifademde ismen belirttiğim ... ben Kırklareli Başsavcısı iken cezaevinden sorumlu Cumhuriyet Savcısı idi. Aynı zamanda cezaevi ile ilgili hazırlık soruşturmalarını da yürütmekteydi. Görevim gereği adliyedeki soruşturma dosyalarını denetlerken özellikle cezaevi ile ilgili adli soruşturmalara önem verdiğim için öncelikle bu dosyaları denetlerdim. Dönemin Cumhuriyet Savcısı ...'nın cezaevi ile ilgili yürüttüğü bir adli soruşturmada dönemin Ceza ve Tevkif Evleri Daire başkanı B.E.'nin adına kayıtlı olan 505'li telefon hattına cezaevine gelen tüm aramalar B.E.'ye geliyormuş gibi hts kayıtları üzerinde dönemin emniyet istihbarat şube müdürlüğüne yaptırdığını analiz sonucunda bir örgüt şeması çıkarıp ceza ve tevkif evleri genel müdürlüğünde daire başkanı olarak görev yapan B.E.'nin de geçtiğini gördüm. Ancak rapor imzalı değil, istihbari mahiyette bir rapordu. Cumhuriyet Savcısı ...'yı makamıma çağırıp B.E. ismini tanıyıp tanımadığını sorduğumda bir cezaevi savcısının tanımaması mümkün olmayan kişiyle ilgili olarak tanımadığını söyledi. Ben de durumu kendisine anlatıp cezaevi müdürünü aradığımda cezaevine ait bütün 505'li hatların dönemin CTE Daire Başkanı B.E. üzerine kaydedildiğini öğrenir öğrenmez B.E.'yi telefonla arayarak durumu ve anlattım ve cezaevindeki telefonların kendisi adına kayıtlı olduğunu söyledim. B. Bey daha sonra durumu araştırmış ve daire başkanı olduğu dönemde cezaevlerindeki 505'li hatların yanlışlıkla kendi ismi üzerine kaydedildiğini öğrenip durumu düzeltmiş. Bana teşekkür etti. Şayet durumu öğrenip denetleme görevimi yaptığım sırada müdahale etmeseydim bir ceza evi savcısının ismini bilmemesi mümkün olmayan CTE Daire Başkanı olan B.E. usulsüz dinlemeye tabi olacaktı. Buna bizzat denetim görevimi bihakkın yaparak hukuk sınırları içinde ben engel oldum. B.E. bugün Adalet Bakanlığı CTE Genel Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcısıdır. Kendisinin bilgisine başvurulduğunda olay kendisi tarafından da doğrulanacaktır..."
Aynı şahıs tarafından, HSK Genel Sekreterliğine hitaben yazılmış olan 13/03/2017 tarihli dilekçede; "...Yine Kırklareli hakim ve savcıları E.V.T.Ç., İ.Ç. ve ..., Komisyon başkanının etrafında pervane oluyor, HSYK dahil, fırsat buldukları her yerde benim ve eşimin dedikodusunu yapıyorlardı. Bu sırada eşim hakim F.A.'nın yurtdışı ziyaretlerine ilişkin tüm talepleri reddedilirken, E.A. ve ... talepleri olmaksızın yurtdışına gönderiliyordu..."
Aynı tanığın, davacının silahlı terör üyeliği suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı gerekçeli kararında yer verilen ifadesinde; "Sanık E.A. ve ...'yı 2011-2013 yılları arasında Kırklareli Başsavcılığı yaptığım dönemden tanırım, eski HSYK döneminde yurt dışı gezilerine gitmişlerdi, ancak hangi gerekçe ve ilişkilerle gönderildikleri konusunda somut bir bilgim yoktur, 2011 yılı şartlarında eski HSYK yapılanması ve bu HSYK'nın faaliyetlerini destekleyen söylemleri mevcuttu, ben fetö üyesi olmadığım için bu örgütle doğrudan organik bir bağları olmadığını bilmiyorum, ancak meslektaşlar arasında o tarihlerde sonradan terör örgütü olduğu artaya çıkan yapılanmaya yakın oldukları yönünde bir kanaat vardı, kendilerinin söylemleri de bu kanaatin aksine değildi, benim başkaca bir bilgim yoktur..." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Davacı, hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında: "Ben 1994 yılında Rize Sağlık Meslek Lisesi'nden mezun oldum. Yatılı okudum. Yatılı okuduğum sırada son sınıftayken Rize’de en iyi dersane olarak bilinen Zafer Fen Dersanesi'ne burs kazanarak gittim. Dersanenin Fetullah hoca cemaatine ait dersane olduğunu biliyordum. Ancak dersanenin düzenlediği hiçbir eğitim kampına katılmadım. ... İki çocuğum vardır. Birisi 8 yaşındadır. 3. sınıftan 4. sınıfa geçmiştir. Şuanda Başakşehir'deki bir devlet okulunda okumaktadır. Ancak ilk iki yılını Fetullah cemaatinin okulu olan Kırklareli'nde bulunan Fatih Koleji ile Erzurum'daki Aziziye Kolejinde okudu. İstanbul'a gelince cemaat hakkındaki söylentileri de öğrendikten sonra devlet okuluna vermeyi uygun buldum. Son 1 yıldır devlet okulunda okumuştur. Ancak büyük oğlum TEOG sınavına girecek diye eğitim hayatının sekteye uğramasından korktuğum için okulunu Erzurum'da Aziziye Kolejinde bir yıl okuduktan sonra son bir yıl da Başakşehir'de adliye lojmanının hemen yanında olan Fatih kolejine verdim. Bu okulun cemaatin okulu olduğunu biliyordum. Ancak burada %70 burslu okuduğu için tercih etmeme neden olmuştur. Ancak cemaatlerin ne olduğunu bildiğim için okul dışındaki hiçbir sosyal faaliyete katılmasına müsade etmedim. Ben de o okuldaki hiçbir törene katılmadım. Şuanda büyük oğlum 8. sınıfa geçmiştir. Sürecin gidişatı da hoşuma gitmediği için okuldan almaya karar verdim. Akşemsettin Ortaokulu'na karar kıldık. Hatta giderek okuldaki müdürlerle görüşerek okulun durumunu öğrendik. Ancak bana şuanda erken dendiği için henüz kaydını aktaramadık ve işlem yaptırmadık..." yönünde beyanlarda bulunulmuştur.
Davacıya ait dijital materyaller üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrasında tanzim edilen 06/02/2018 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; davacının kullanımında olan cep telefonuna gelen-giden mesaj kayıtları içerisinde örgüte ait Kimse Yok Mu Derneği ve Fatih Ortaokulundan çok sayıda SMS geldiği, yine FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğundan bahisle kapatılan/kayyum atanan veya erişimi engellenen “samanyolu haber, zaman ve onyediyirmibes” gibi sitelere farklı tarihlerde erişim sağlandığına dair dijital kalıntılara ilişkin tespitlerin yer aldığı, son olarak da davacı ile eşi E.A. arasında evdeki kitapların yok edilmesi/saklanması ve saklı bilgisayarın depodan çıkartılması konusu ile alakalı WhatsApp programı üzerinden yapılan yazışmalarına yer verildiği görülmüştür.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı yargı mensuplarının HS(Y)K'da etkin oldukları dönemde davacıya yüksek teftiş notu (2012 yılında-81 puan) verildiği anlaşılmıştır.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü adına 2010 seçimlerinde HS(Y)K üyesi seçilen ve 2014 seçimlerinde de sözde bağımsız olarak yine örgüt adayı olarak seçilen ve darbe girişimi sonrası ihraç edilen T.G.'nin sosyal medyada 2014 seçim süreci adaylığı döneminde bir sosyal medya platformunda paylaşımda bulunduğu, davacının ise bu paylaşımın altına, "bahsekonu yemeğe katılanlardan birisi olarak kurul üyemizin ağzından ne yarsav ne de diğer yargı gruplarının isminin bir kere bile çıkmadığını belirtmem gerekiyor.bütün kesimlere eşit mesafede duran ve bu şekilde de tanınan bir kişi olarak yapılan haberin kurul üyemize büyük haksızlık olduğunu değerlendirdim bu nedenle de bu açıklamayı yapma gereği duydum." şeklinde bir açıklama yaptığı, yine davacının başka bir sosyal medya platformunda "Ben T. beyi dinleyenlerdenim. Kendisinin ağzından yarsav kelimesi birkere bile çıkmadı. Bir gazete haberine bakarak herşeyi bitirmişsiniz." şeklinde yorum yaptığı görülmüştür.
Davacının eşi E.A'nın yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Kurulun ...tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilerek kesinleştiği görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen başta tanık ifadesi ve kendi beyanları ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.

Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/04/2024 tarih ve E:2022/3754, K:2024/872 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; davacı hakkında başta tanık ifadesi ve kendi beyanları ile diğer hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve...sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının adli yardımdan yararlanması nedeniyle alınmayan ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim