Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/11250
2025/5235
7 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11250
Karar No : 2025/5235
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden incelenme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğu, hakkındaki eyleme ilişkin ceza yargılamasında beraatine karar verildiği, kendisinin de ...'tan daire satın alan ve mağdur olan kişilerden olduğu, mesleki kimliğini kullanarak menfaat temin etmeye çalışması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, menfaat temin ettiğine dair birkaç kişinin soyut beyanı dışında hiçbir delil bulunmadığı, daireleri satın alan kişilerin daha fazla mağdur olmaması için dairelerin temiz hale getirilip sahiplerine iadesi için çabaladığı, dava konusu kararın ölçülülük ve orantılılık ilkelerine aykırılık teşkil ettiği, savunma hakkının kısıtlandığı, dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Danıştay içtihatları gereğince davacı hakkında beraat kararı verilmesinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca işlem tesis edilmesine engel teşkil etmediği, davacının savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki iddiasının gerçek dışı olduğu, dava konusu kararda davacının eyleminin nasıl ve ne şekilde sübuta erdiğinin ayrıntılarıyla açıklandığı, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının soyut nitelikteki iddialarına itibar edilemeyeceği, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının Mardin Cumhuriyet Savcısı iken 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:... K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair aynı Dairenin ... tarihli ve E:... K:... sayılı kararının itirazen reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir
Dosyanın incelenmesinden: dava konusu işlemin dayanağını oluşturan soruşturma kapsamında yapılan incelemelerle: davacının ; İstanbul'da ticaretle uğraşan ve Ankara'nın Yenimahalle İlçesinde müteahhitliğini ... isimli şahsın yaptığı inşaat projesine dahil olan şikâyetçi ...'ın, ... ve onun ölümünden sonra mirasçılarına toplamda 5 milyon 100 bin TL para göndermesine müteakip, ...'in mirasçılarıyla yaşadığı problem nedeniyle ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden bahsedilen mirasçılara takip başlatıp haciz koydurduğu ve ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ise ... A.Ş. ve yine ...'in mirasçılarına yönelik ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı olayla ilgili olarak usul ve yasaya aykırı davrandığı, bu kapsamda davacının ; 1) Cumhuriyet Savcısının kendisini soruşturduğunu öğrenen ve soruşturulmasının nedenini öğrenmek için ... A.Ş yetkilisi ... (...) isimli şahıstan aldığı telefon numarasını arayan şikâyetçiyle yaptığı telefon görüşmesinde, "...'in mirasçılarına ve ... A.Ş. aleyhine başlattığın takiplerden vazgeç." şeklinde sözler sarf edip, üstü kapalı biçimde şikâyetçiyi tehdit ettiği ve takip yapmasının yasal hakkı olduğunu dile getiren şikâyetçiyi, ... numaralı telefonu kullanan ve İstanbul'da bulunan ... (...) isimli şahısla görüştürmek istediği 2) 12.03.2019 tarihinde, şikâyetçinin gayri resmi ortağı olduğu Ankara'nın Yenimahalle İlçesindeki şantiyeye, kamera kayıtlarıyla ispatlanabilir şekilde yanında 1-2 müteahhit ile birlikte gittiği ve savcılık makamının verdiği manevi baskıyı kullanıp, kendisinin ve ... A.Ş. sahibi ...'in mirasçılarının istediği müteahhit ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmaları yönünde arsa sahipleri üzerinde baskı kurmaya çalışarak, kendisiyle ilgili olmayan ticari konulardan menfaat temin etmek istediği, yine davacı hakkında bu dosya ile birleştirilmesine karar verilen Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin E:... sayılı dosyasında yapılan soruşturmayla; 1) Şikayetçi ...’ın İstanbul İli Pendik İlçesi ... Mahallesinde inşa edilecek sitede ... blok ... kat ... nolu daire hakkında ... sahibi ... ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıp, tüm yükümlülüklerini yerine getirdikten sonra dairenin bir başkasına tapuda devredildiğini öğrenmesi üzerine ... Tüketici Mahkemesine muvazaalı satışın iptali davası açtığı sırada, dava konusu taşınmazı muvazaalı şekilde üzerine alan kişiden vekalet alarak, dava konusu taşınmazı ... adındaki şahsa 31/08/2018 tarihinde intikal ettirdiği, 2) Telefon ile görüştüğü şikâyetçiye, "...’ın yarattığı mağduriyeti gidermek için yardımcı olup tapuları adınıza geçireceğim, bunun için metre kare başına bir miktar masraf çıkar. İntikal vergisini ödemen halinde üzerine alabilirsin." şeklinde sözler sarf edip, şikâyetçide bazı şüphelerin oluşmasına sebebiyet verecek şekilde ... sahibi ... ile ilişki içinde bulunduğu 3) 29.09.2018 tarihinde, İstanbul İli Kartal İlçesinde bulunan ... isimli iş yerinde, ... ile aralarında anlaşmazlık bulunan kişilerin katıldığı ve ...'nin aralarında şikâyetçinin de bulunduğu kişilerden yüksek miktarda para istemesi nedeniyle tartışmanın yaşandığı toplantıya iştirak ettiği iddialarının soruşturulması sonucunda düzenlenen 20.11.2020 ve 15.12.2020 tarihli soruşturma raporları Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesince değerlendirildirilerek ; hakkındaki ... Esas sayılı dosya ile birleşen ... Esas sayılı iki soruşturma dosyası bütün olarak incelenmek suretiyle : İstanbul Pendik Tapu Müdürlüğünün 30.04.2020 ve 30.10.2020 tarihli cevabi yazıları içeriğinden; Ankara 51. Noterliğinde 15.08.2018 tarihinde düzenlenen vekâletname ile ... mirasçıları olan ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in kendilerine intikal eden taşınmazları dilediği kişilere devredebilmesi amacıyla ilgili Cumhuriyet Savcısı ...'ı vekil tayin ettikleri, bu çerçevede ...'ın belirtilen vekâletnameye istinaden 31.08.2018 tarihinde İstanbul ili Pendik İlçesi ... Mahallesinde ... parselde bulunan arsa üzerindeki ... no.lu, ... kat, ... no.lu (Müşteki ...’ın kendisine ait olduğunu ifade ettiği daire), ... numaralı olmak üzere toplamda 30 adet konutu ...'ye devrettiği, söz konusu bağımsız bölümler üzerinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takipleri şerhleri ile ipotekler bulunduğu ; ...'ın eşi ...’ın da Zonguldak Alaplı Noterliğinde 28.08.2018 tarihinde düzenlenen vekâletname ile dilediği yerden dilediği bedelle taşınmaz almak üzere ..., ... ve ... isimli kişileri vekil tayin ettiğine dair vekâletname örneğinin gönderildiği, satış evraklarına göre; İstanbul ili Pendik İlçesi ... Mahallesinde ... pafta, ... parselde bulunan arsa üzerindeki ... Blok, ... kat, ... no.lu konutun tamamının ilgili Cumhuriyet Savcısı ...'ın eşi ...’a 31.08.2018 tarihinde 26.950 TL bedelle devredildiği, bu devrin vekâletname yoluyla olduğu bu çerçevede; ... adına vekâletname ile alıcı olarak işlem yapan kişinin ... olduğu, ... mirasçıları adına vekâletname ile satış yapan kişinin alıcının eşi Cumhuriyet Savcısı ... olduğunun anlaşıldığı ; yine Müşteki ...’ın İstanbul (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığı Talimat Bürosu tarafından ifadesi ekinde gönderilen müştekinin cep telefonundan tespit edilen görüntülere dair CD’nin incelenmesinde; 54 saniyelik görüntüde Cumhuriyet Savcısı ... olduğu anlaşılan kişinin araç trafiğinin yoğun olduğu bir caddede yol kenarındaki bazı araçların park etmiş olduğu alanda bir aracın yanında başka bir şahısla konuşmakta olduğu, konuşmaların duyulamaması nedeniyle konuşma içeriğinin anlaşılmadığı, o anda iki kişinin de yanlarına doğru geldiği, ilgilinin kısa bir süre sonra ... plakalı beyaz renkli ... aracına doğru yönelerek aracın şoför mahalline geçtiği, bu esnada bir kişinin aracın yanına doğru giderek “Gitmeyin savcı bey bekleyin." şeklinde seslendiği, görüntülerin burada son bulduğu ; tanık beyanları, temin edilen resmi kayıtlar, dosyaya sunulmuş mesajlaşma içerikleri ve video görüntüsü içeriğinden; her ne kadar tanık ... ilgilinin ... esas sayılı dosyanın müştekisi gibi ... firmasından haricen daire satın aldığını ve üzerine devri için firma ile görüşmeye geldiğini ifade etmişse de ilgilinin aşamalarda sunduğu savunmalarda bu durumdan bahsetmediği gibi bu duruma ilişkin herhangi bir sözleşme, ödeme kaydı veya mal bildirimi bulunmadığı; ilgilinin kurduğu tüm ilişkilerde Cumhuriyet savcısı kimliğinin karşı tarafça bilindiği, ... firması ile görüşmesinde, müşteki ... ile iletişiminde, ... ile vekaletname almak üzere irtibatında, ipotekler sebebiyle daireleri devir alamayan mağdurlar ile yapılan toplantıda, bu kişilerin vekili olduğu anlaşılan Av. ... ile yaptığı yazışmaların hepsinde mesleki kimliğini ortaya koyduğu, kişilerde bu sıfatının sağladığı güven ile birtakım işlemleri yapması konusunda kendisine izin verildiği tanık beyanlarından anlaşıldığı ; ilgili ağabey olarak gördüğü ...'in mirasçılarına yardım etmek amacıyla dairelerin vekaletname ile satış işlemini yaptığını ifade etse de işleri takip eden mirasçı ...'e dairelerin ipoteklerden temizlenerek kendilerine devredileceği ... tarafından ifade edildiği, ilerleyen aşamada ...'ın kendisine "...'ın kendilerini dolandırdığını, tapuları vermediği" açıklaması yaptığını beyanında ifade ettiği ; yapılan devir işlemlerinin incelenmesinde; ilgilinin ... mirasçılarında güven oluşturarak aldığı vekaletname ile 30 daireyi ... adında bir kişiye devrettiği, 1 daireyi ise eşinin ... isimli kişiye verdiği vekaletname ile eşi adına devir ettiği kayıtlar içeriğinden anlaşıldığı , dosyada mevcut bilgilerden, ... ve ... isimli kişilerin yurt içinde bulunmaları mümkün olmayan, yurt dışında olabilecekleri tahmin edilen kişiler olduğu, ilgilinin ... ile mesajlaşmasında kendisi yerine İstanbul'da görüşebileceği kişi olarak ifade ettiği şahsın ... olduğu, Av. ... ile yazışmasında ise vekaletname verilmesini istediği kişiler arasında ...'nin adının geçtiği ve ilgilinin bu kişiden "... dayım zaten yanımdaydı" şeklinde bahsettiği, bu haliyle ilgilinin adı geçen kişiler ile birlikte hareket ederek ne sebebe dayandığı açıklanamayan ve nihayetinde ilgilinin eşi adına İstanbul'da bir daire almasını sağlayan devir işlemlerinde yer aldığının dosya kapsamı ile sabit olduğu , bu haliyle; ilgilinin, bir hakim ve Cumhuriyet savcısından beklenen davranış tarzına hiç uygun olmayan nitelikte olay ve ilişkilerin içerisine girdiği gibi bu süreçlerin tamamında mesleki kimliğini kullanmaktan çekinmediği, iletişim kurduğu kişilerde sahip olduğu mesleği kullanarak haksız menfaat temin etmeye yönelik dolandırıcılık niteliğinde işler yaptığı duygusunun oluşmasına sebep olduğu, hakkındaki iddiaların teeyyüt ettiği, her iki soruşturma maddesi içeriğindeki eylemler bütün olarak değerlendirildiğinde sabit görülen ilgilinin bu eylemleri ile hâkimlik savcılık sıfatının gerektirdiği vasıflarla bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunduğu değerlendirilerek ; davacı hakkındaki her iki soruşturma dosyası (... ve ...) içeriğindeki eylemler bütün olarak dikkate alınmak suretiyle ; İlgilinin sabit görülen eylemleri ile hâkimlik savcılık sıfatının gerektirdiği vasıflarla bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunduğu, isnat olunan fiil suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü gerekçesiyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, karara karşı yapılan yeniden inceleme ve itiraz talebinin de reddedilerek anılan kararın 14.02.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerle ,dava dilekçesinde yer verilen iddialar ile davalı idarece verilen savunmada yer verilen bilgilerin birlikte incelenerek değerlendirilmesinden ; usulüne uygun olarak yapılan soruşturma ile tespit edilmiş olan eylemlerinin sabit olduğu , davacının eylemlerinin niteliği ile mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında ,mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu değerlendirilerek 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca “meslekten çıkarma” cezasıyla cezalandırılması yönünde verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 07/05/2025 tarihinde, davacı ... ile vekili Av. ...'nin ve davalı idare vekili Av. ...'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, gelen taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında soruşturma yapmak üzere soruşturma izni verilmesi teklifinde bulunulmuştur.
Anılan soruşturma izni verilmesi teklifine Kurul Başkanı tarafından 12/03/2020 tarihinde "Olur" verilmesi üzerine, davacı hakkında, "İstanbul'da ticaretle uğraşan ve Ankara'nın Yenimahalle İlçesinde müteahhitliğini Y.C. isimli şahsın yaptığı inşaat projesine dahil olan şikâyetçi Ö.C.'nin, Y.C. ve onun ölümünden sonra mirasçılarına toplamda 5 milyon 100 bin TL para göndermesine müteakip, Y.C.'nin mirasçılarıyla yaşadığı problem nedeniyle ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden bahsedilen mirasçılara takip başlatıp haciz koydurduğu ve ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ise ... A.Ş. ve yine Y.C.'nin mirasçılarına yönelik ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı olayla ilgili olarak usul ve yasaya aykırı davrandığı,
Bu cümleden olarak;
1) Cumhuriyet Savcısının kendisini soruşturduğunu öğrenen ve soruşturulmasının nedenini öğrenmek için ... A.Ş yetkilisi G.A.Ü. isimli şahıstan aldığı telefon numarasını arayan şikâyetçiyle yaptığı telefon görüşmesinde, 'Y.C.'nin mirasçılarına ve ... A.Ş. aleyhine başlattığın takiplerden vazgeç.' şeklinde sözler sarf edip, üstü kapalı biçimde şikâyetçiyi tehdit ettiği ve takip yapmasının yasal hakkı olduğunu dile getiren şikâyetçiyi, ... numaralı telefonu kullanan ve İstanbul'da bulunan S.Y. isimli şahısla görüştürmek istediği,
2) 12/03/2019 tarihinde, şikâyetçinin gayri resmi ortağı olduğu Ankara'nın Yenimahalle İlçesindeki şantiyeye, kamera kayıtlarıyla ispatlanabilir şekilde yanında 1-2 müteahhit ile birlikte gittiği ve savcılık makamının verdiği manevi baskıyı kullanıp, kendisinin ve ... A.Ş. sahibi Y.C.'nin mirasçılarının istediği müteahhit ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmaları yönünde arsa sahipleri üzerinde baskı kurmaya çalışarak, kendisiyle ilgili olmayan ticari konulardan menfaat temin etmek istediği" şeklindeki iddialar nedeniyle soruşturma başlatıldığı, yine Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında soruşturma yapmak üzere soruşturma izni verilmesi teklifinde bulunulduğu, anılan soruşturma izni verilmesi teklifine Kurul Başkanı tarafından "Olur" verilmesi üzerine, davacı hakkında, "1) Şikâyetçi M.Y.'nin İstanbul İli Pendik İlçesi ... Mahallesinde inşa edilecek sitede ... blok ... kat ... nolu daire hakkında ... sahibi A.Ü. ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıp, tüm yükümlülüklerini yerine getirdikten sonra dairenin bir başkasına tapuda devredildiğini öğrenmesi üzerine ... Tüketici Mahkemesine muvazaalı satışın iptali davası açtığı sırada, dava konusu taşınmazı muvazaalı şekilde üzerine alan kişiden vekalet alarak, dava konusu taşınmazı M.B. adındaki şahsa 31/08/2018 tarihinde intikal ettirdiği,
2) Telefon ile görüştüğü şikâyetçiye, 'A.Ü.'nün yarattığı mağduriyeti gidermek için yardımcı olup tapuları adınıza geçireceğim, bunun için metre kare başına bir miktar masraf çıkar. İntikal vergisini ödemen halinde üzerine alabilirsin.' şeklinde sözler sarf edip, şikâyetçide bazı şüphelerin oluşmasına sebebiyet verecek şekilde ... sahibi A.Ü. ile ilişki içinde bulunduğu,
3) 29/09/2018 tarihinde, İstanbul İli Kartal İlçesinde bulunan ... isimli iş yerinde, M.B. ile aralarında anlaşmazlık bulunan kişilerin katıldığı ve M.B.'nin aralarında şikâyetçinin de bulunduğu kişilerden yüksek miktarda para istemesi nedeniyle tartışmanın yaşandığı toplantıya iştirak ettiği" şeklindeki iddialar nedeniyle soruşturma başlatıldığı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile davacı hakkındaki soruşturmaya konu iddialar ile Dairelerinin E:... sayılı soruşturma dosyasındaki iddialar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşıldığından, bu soruşturma dosyasının Dairelerinin E:... sayılı disiplin soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, davacıya isnat olunan eylemlere ilişkin yapılan soruşturmalar sonucunda düzenlenen 20/11/2020 ve 15/12/2020 tarihli soruşturma raporları ve soruşturma dosyalarının incelenmesi sonucunda Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "... Tüm dosya kapsamı, tanık beyanları, temin edilen resmi kayıtlar, dosyaya sunulmuş mesajlaşma içerikleri ve video görüntüsü içeriğinden; her ne kadar tanık G.Ü. ilgilinin ... esas sayılı dosyanın müştekisi gibi ... firmasından haricen daire satın aldığını ve üzerine devri için firma ile görüşmeye geldiğini ifade etmişse de ilgilinin aşamalarda sunduğu savunmalarda bu durumdan bahsetmediği gibi bu duruma ilişkin herhangi bir sözleşme, ödeme kaydı veya mal bildirimi bulunmamaktadır. İlgilinin kurduğu tüm ilişkilerde Cumhuriyet savcısı kimliğinin karşı tarafça bilindiği, ... firması ile görüşmesinde, müşteki Ö.C. ile iletişiminde, E.K.C. ile vekaletname almak üzere irtibatında, ipotekler sebebiyle daireleri devir alamayan mağdurlar ile yapılan toplantıda, bu kişilerin vekili olduğu anlaşılan Av. G.Ö. ile yaptığı yazışmaların hepsinde mesleki kimliğini ortaya koyduğu, kişilerde bu sıfatının sağladığı güven ile bir takım işlemleri yapması konusunda kendisine izin verildiği tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. İlgili ağabey olarak gördüğü Y.C.'nin mirasçılarına yardım etmek amacıyla dairelerin vekaletname ile satış işlemini yaptığını ifade etse de işleri takip eden mirasçı E.K.C.'ye ait dairelerin ipoteklerden temizlenerek kendilerine devredileceği G.Ü. tarafından ifade edildiği, ilerleyen aşamada G.Ü.'nün kendisine '...'ın kendilerini dolandırdığını, tapuları vermediği' açıklaması yaptığını beyanında ifade etmiştir.
Yapılan devir işlemlerinin incelenmesinde; ilgilinin Y.C.'nin miraşçılarında güven oluşturarak aldığı vekaletname ile 30 daireyi M.B. adında bir kişiye devrettiği, 1 daireyi ise eşinin S.Y. isimli kişiye verdiği vekaletname ile eşi adına devir ettiği kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Dosyaya yansıyan bilgilerden, M.B. ve S.Y. isimli kişilerin yurt içinde bulunmaları mümkün olmayan, yurt dışında olabilecekleri tahmin edilen kişiler olduğu, ilgilinin Ö.C. ile mesajlaşmasında kendisi yerine İstanbul'da görüşebileceği kişi olarak ifade ettiği şahsın S.Y. olduğu, Av. G.Ö. ile yazışmasında ise vekaletname verilmesini istediği kişiler arasında M.B.'nin adının geçtiği ve ilgilinin bu kişiden '... dayım zaten yanımdaydı' şeklinde bahsettiği, bu haliyle ilgilinin adı geçen kişiler ile birlikte hareket ederek ne sebebe dayandığı açıklanamayan ve nihayetinde ilgilinin eşi adına İstanbul'da bir daire olmasını sağlayan devir işlemlerinde yer aldığı dosya kapsamı ile sabittir.
Bu haliyle; ilgilinin, bir hakim ve Cumhuriyet savcısından beklenen davranış tarzına hiç uygun olmayan nitelikte olay ve ilişkilerin içerisine girdiği gibi bu süreçlerin tamamında mesleki kimliğini kullanmaktan çekinmediği, iletişim kurduğu kişilerde sahip olduğu mesleği kullanarak haksız menfaat temin etmeye yönelik dolandırıcılık niteliğinde işler yaptığı duygusunun oluşmasına sebep olduğu, hakkındaki iddiaların teeyyüt ettiği, her iki soruşturma maddesi içeriğindeki eylemler bütün olarak değerlendirildiğinde sabit görülen ilgilinin bu eylemleri ile hâkimlik savcılık sıfatının gerektirdiği vasıflarla bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunduğu değerlendirilmekle; ilgiliye isnat olunan fiil suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü..." şeklindeki gerekçe ile davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... kararı ile reddedildiği, bu karara karşı yapılan itirazın ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği görülmüştür.
Bunun üzerine itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
UYAP ortamında yapılan incelemede davacı hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle yürütülen ceza yargılaması neticesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-(a) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, anılan kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
" hükmüne yer verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporları ve eklerinin bir bütün olarak incelenmesinden; davacının, müşteki Ö.C. ile olan yazışma içeriğinde kendisi yerine İstanbul'da görüşebileceği kişi olarak ifade ettiği şahsın S.Y. olduğu, Av. G.Ö. ile yazışmasında ise vekaletname verilmesini istediği kişiler arasında M.B.'nin adının geçtiği ve ilgilinin bu kişiden 'M. dayım zaten yanımdaydı' şeklinde bahsettiği, bu haliyle davacının bu kişiler ile birlikte hareket ederek ne sebebe dayandığı açıklanamayan ve nihayetinde davacının eşi adına İstanbul'da bir daire almasını sağlayan devir işlemlerinde yer aldığı, tanık Y.D.'nin beyanına göre, 29/09/2018 tarihinde İstanbul'da ... isimli işyerinde yapılan toplantıda, tanığın davacıya "Sen bir savcısın neden bu işlerle uğraşıyorsun?" diye sorduğu, onun da cevaben; "Abi ben hakemlik yapıyorum." diyerek elindeki masraflarına dair makbuzları gösterdiği, bu haliyle davacının, bir yargı mensubundan beklenen davranış tarzına uygun düşmeyecek nitelikte olay ve ilişkilerin içerisine girdiği, bu süreçlerde mesleki kimliğini kullanmaktan imtina etmediği, iletişim kurduğu kişilerde mesleğini kullanarak haksız menfaat temin etmeye yönelik dolandırıcılık niteliğinde işler yaptığı duygusunun oluşmasına sebep olduğu, dolayısıyla davacının mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte eylemlerde bulunduğunun sübuta erdiği anlaşılmıştır.
Bu durumda; davacının eylemleri, "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğundan, eylemine uyan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin dava konusu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.