SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/11249

Karar No

2025/5234

Karar Tarihi

7 Mayıs 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/11249 E. , 2025/5234 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11249
Karar No : 2025/5234

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, ... olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden incelenme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : 26/11/2019 tarihinde hakkındaki ceza yargılamasının neticesinin beklenmesine karar verilmişken yeni bir hukuki durum oluşmadığı halde yargılama sonucu beklenmeden tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde öngörülen zamanaşımı sürelerinin dolduğu, hakkındaki ceza yargılaması neticesinde üzerine atılı suçlardan beraat edeceğinin kuvvetle muhtemel olduğu, savunma hakkının kısıtlandığı, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın ölçülü olmadığı, araç ya da ev alırken mesleğini kötüye kullandığına dair hiçbir somut delilin bulunmadığı, gerçek dışı iddialarda işlem tesis edildiği, dava konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Yargı mensuplarının mesleğe yaraşır şekilde davranmaları gerektiği, davacının zamanaşımı süresinin dolduğu yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığı, davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan ceza davasının devam ettiği, davacının savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki iddiasına itibar edilemeyeceği, dava konusu kararda davacının eyleminin nasıl ve ne şekilde sübuta erdiğinin ayrıntılarıyla açıklandığı, davacının eylemleriyle toplumdaki hakim ve savcıya olan güven ve adalet duygusunu zedelediği, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, ... eski hâlen ... iken meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararına itirazının reddine yönelik Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir
Dosyanın incelenmesinden : Davacı hakkında ; A) Ukrayna uyruklu şüpheli ...'un 06.03.2017 tarihinde Kapıkule Gümrük Sahasına girişte yanında getirdiği ve el konulan 853.031 Dolarların Merkez Bankası'na gönderilerek orijinal olduğu tespit edilmesine rağmen şikâyetçi Av. ...'nın iade talebini reddettiği ve dosyanın araştırılması için Ankara KOM Şube Müdürlüğüne gönderildiğini söylettiği; 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanunun 7. maddesinin 1. ve 6. fıkraları gereğince elkonulan doların iadesi yönünde 10.04.2017 ve 13.07.2017 tarihlerinde dilekçe veren şikâyetçiye "Elkonulan paranın çok büyük miktarda olduğu ve bu nedenle dosya ile ilgili biraz daha düşünmesi gerektiği" yönünde beyanda bulunarak dosyayı sürüncemede bıraktığı; dosyada gizlilik kararı olduğu söylenmesine ve şikâyetçi avukatın dosyayı incelemesine izin verilmemesine rağmen dosya içeriği ile şüphelinin telefonlarının dosyaya taraf olmayan kişilerce öğrenilmesine ve şüphelinin "Sizin işinizi biz hallederiz.", "O avukatları aradan çıkaralım.", "Yoksa sizin işiniz olmaz." şeklinde tehdit ve telkinlere maruz kalmasına neden olduğu; 23.04.2017 tarihinde Pazar günü Edirne İl Emniyet Müdürlüğünce şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakının bulunmadığına ilişkin düzenlenen rapor üzerine 24.04.2017 tarihinde el koyma kararını kaldırarak şikâyetçi avukata haber vermeden şüpheliye suça konu doları iade ettiği ; soruşturmayı ilgisi olmamasına rağmen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak şüphesi ile genişlettiği, şüphelinin 06.03.2017 tarihinde ifadesi alınmış olmasına rağmen, 21.03.2017 tarihinde Edirne TEM Şube Müdürlüğünce "bilgi alma tutanağı" şeklinde yeniden ifadesinin alınmasını sağladığı, 20
... soruşturma dosyası kapsamındaki 853.031 Doların iadesi talebinde bulunan Av. ... ve Av. ...'ın bu yöndeki taleplerini reddettiği hâlde, avukatı yanında olmayan şahsa el konulan paraların iade edilmesini sağladığı : B) Edirne İli Merkez İlçe ... ada ... parselde bulunan ... den 400 bin TL değerindeki evi annesi ... adına satın aldığı; ayrıca yapılan bilirkişi incelemesinde kaynağının soruşturulması gerektiği belirtilen; ... Bankası A.Ş. 21.01.2016 işlem tarihli, 72.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen ..., alıcı ..., açıklama olarak vekili ...; T.C. ... Bankası 03.03.2015 işlem tarihli, 10.000,00 ve 15.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen ..., alıcı ...; ... A.Ş. 16.06.2015 işlem tarihli, 10.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen ..., alıcı ... ; ... A.Ş. 29.06.2015 işlem tarihli, 13.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen ..., alıcı ...; ... A.Ş. 25.06.2014 işlem tarihli, 32.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen ..., alıcı ...; ... Bankası A.Ş. 19.02.2016 işlem tarihli, 10.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen ..., alıcı ... ; ... Bankası A.Ş. 22.09.2017 işlem tarihli, 20.666,50 TL işlem tutarlı, gönderen ..., alıcı ...; ... Bankası A.Ş. 06.11.2014 işlem tarihli, 20.912,00 TL işlem tutarlı, gönderen ..., alıcı ...; ... Bankası A.Ş. 18.08.2017 işlem tarihli, 150.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen ... olan hesap hareketleri ile 2013-2017 yılları arasında toplam 179.500,00TL tutarında aylık gelirinin büyük çoğunluğunu kapsayan şekilde beş farklı kredi kullandığı iddialarının soruşturulması sonucu , Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesince; isnat olunan eylemlere ilişkin yapılan soruşturmaların sonucunda düzenlenen soruşturma raporu ve dosya içerisindeki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek : soruşturmanın birinci maddesi içeriğindeki eylem bakımından yapılan incelemede; ilgili tarafından yapılan işlemlerin içeriği değerlendirildiğinde müştekinin müvekkili hakkında herhangi bir belirti veya şüphe bulunmadan benzer dosyalarda yapılmayan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yönelik araştırmaya ihtiyaç duyulması, bu araştırma içeriğinde amaca yönelik esaslı hiç bir işlem yapılmadığı gibi Emniyet tarafından evrakın gereksiz yere bekletildiği, istenilen araştırma konusunda kişilerin şüpheli olarak dahi ifadelerinin alınmadığı gibi tercüman ihtiyacı duyulan bu kişilerin bir tanesinin vekaletname sunmuş vekilinin süreçlerin dışında tutulduğu, bir "pazar" günü Emniyet görevlilerince tutulan tutanak sonrası hemen ertesi gün kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi ve aynı gün paranın iadesi için Emanet Memurluğuna yazı yazılmış olması hususları göz önünde bulundurulduğunda müşteki tarafın müvekkillerine paranın ancak vekillerini devreden çıkarması halinde teslim edileceği yönünde bildirim yapıldığı konusundaki şikayetinin haklı olduğu kanaatinin oluştuğu : soruşturmanın ikinci maddesi içeriğinde belirtilen ilgilinin hesap hareketlerinin ve annesi adına sahip olunan taşınmazın rayiç değerinin çok altında edinilmesi, maddi hareket ve ilişkileri bakımından dikkatli ve temkinli olması beklenen bir hakim veya Cumhuriyet savcısının yapmayacağı kadar çok araç alım satımı, kredi kullanımı, yakın aile ilişkisi olmadığı anlaşılan bir takım kişilerle borç alma ve verme ilişkilerinin varlığı sabit görülerek, eylemlerinin bütün olarak değerlendirilmesi sonucu , hâkimlik savcılık sıfatının gerektirdiği vasıflarla bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunduğu sonucuna varılarak ; ilgiliye isnat olunan fiil suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülmek suretiyle, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği , karara karşı yapılan yeniden inceleme ve itiraz talebinin de reddedilerek anılan kararın 14.02.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerle ,dava dilekçesinde yer verilen iddialar ile davalı idarece verilen savunmada yer verilen bilgilerin birlikte incelenerek değerlendirilmesinden ; usulüne uygun olarak yapılan soruşturma ile tespit edilmiş olan eylemlerinin sabit olduğu , davacının eylemlerinin niteliği ile mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında , mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu değerlendirilerek 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca “meslekten çıkarma” cezasıyla cezalandırılması yönünde verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 07/05/2025 tarihinde, davacı ... ile vekili Av. ...'nin ve davalı idare vekili Av. ...'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, gelen taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde öngörülen zamanaşımı sürelerinin dolduğu iddia edilmiş ise de, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP üzerinde davacı hakkında yürütülen ceza davalarına ilişkin yapılan inceleme sonucunda, Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesince davacının disiplin soruşturmasına konu eylemleri nedeniyle kovuşturma izni verilmesi üzerine soruşturma evrakının Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, "Görevi Kötüye Kullanma" ve "3628 sayılı Kanun'a Muhalefet" suçlarından davacı hakkında açılan kamu davasının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayıtlı olarak devam ettiği görüldüğünden, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinin son fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca davacının iddiaları yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında Edirne Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle soruşturma yapmak üzere soruşturma izni verilmesi teklifinde bulunulmuştur.
Anılan soruşturma izni verilmesi teklifine Kurul Başkanı tarafından 27/12/2018 tarihinde "Olur" verilmesi üzerine, davacı hakkında; " A) Ukrayna uyruklu şüpheli A.G.'nin 06.03.2017 tarihinde Kapıkule Gümrük Sahasına girişte yanında getirdiği ve el konulan 853.031 Dolarların Merkez Bankası'na gönderilerek orijinal olduğu tespit edilmesine rağmen şikâyetçi Av. C.M.'nin iade talebini reddettiği ve dosyanın araştırılması için Ankara KOM Şube Müdürlüğüne gönderildiğini söylettiği,
6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun'un 7. maddesinin 1. ve 6. fıkraları gereğince elkonulan doların iadesi yönünde 10.04.2017 ve 13.07.2017 tarihlerinde dilekçe veren şikâyetçiye 'Elkonulan paranın çok büyük miktarda olduğu ve bu nedenle dosya ile ilgili biraz daha düşünmesi gerektiği' yönünde beyanda bulunarak dosyayı sürüncemede bıraktığı,
Dosyada gizlilik kararı olduğu söylenmesine ve şikâyetçi avukatın dosyayı incelemesine izin verilmemesine rağmen dosya içeriği ile şüphelinin telefonlarının dosyaya taraf olmayan kişilerce öğrenilmesine ve şüphelinin 'Sizin işinizi biz hallederiz.', 'O avukatları aradan çıkaralım.', 'Yoksa sizin işiniz olmaz.' şeklinde tehdit ve telkinlere maruz kalmasına neden olduğu,
23.04.2017 tarihinde Pazar günü Edirne İl Emniyet Müdürlüğünce şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakının bulunmadığına ilişkin düzenlenen rapor üzerine 24.04.2017 tarihinde el koyma kararını kaldırarak şikâyetçi avukata haber vermeden şüpheliye suça konu doları iade ettiği,
Soruşturmayı ilgisi olmamasına rağmen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak şüphesi ile genişlettiği,
Şüphelinin 06.03.2017 tarihinde ifadesi alınmış olmasına rağmen, 21.03.2017 tarihinde Edirne TEM Şube Müdürlüğünce "bilgi alma tutanağı" şeklinde yeniden ifadesinin alınmasını sağladığı,
2017/2374 soruşturma dosyası kapsamındaki 853.031 Doların iadesi talebinde bulunan Av. C.M. ve Av. B.İ.'nin bu yöndeki taleplerini reddettiği hâlde, avukatı yanında olmayan şahsa el konulan paraların iade edilmesini sağladığı,
B) Edirne İli Merkez İlçe ... ada ... parselde bulunan ... den 400 bin TL değerindeki evi annesi ... adına satın aldığı,
Ayrıca yapılan bilirkişi incelemesinde kaynağının soruşturulması gerektiği belirtilen;
... Bankası A.Ş. 21.01.2016 işlem tarihli, 72.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen ..., alıcı ..., açıklama olarak vekili ...,
T.C. Ziraat Bankası 03.03.2015 işlem tarihli, 10.000,00 ve 15.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen Y.I., alıcı A.A.,
... A.Ş. 16.06.2015 işlem tarihli, 10.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen Y.O., alıcı ...,
... A.Ş. 29.06.2015 işlem tarihli, 13.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen Y.O., alıcı ...,
... A.Ş. 25.06.2014 işlem tarihli, 32.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen Y.O., alıcı ...,
... Bankası A.Ş. 19.02.2016 işlem tarihli, 10.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen ..., alıcı N.Ş.,
... Bankası A.Ş. 22.09.2017 işlem tarihli, 20.666,50 TL işlem tutarlı, gönderen H.B., alıcı ...,
... Bankası A.Ş. 06.11.2014 işlem tarihli, 20.912,00 TL işlem tutarlı, gönderen E.H., alıcı ...,
... Bankası A.Ş. 18.08.2017 işlem tarihli, 150.000,00 TL işlem tutarlı, gönderen ... olan hesap hareketleri ile 2013-2017 yılları arasında toplam 179.500,00TL tutarında aylık gelirinin büyük çoğunluğunu kapsayan şekilde 5 farklı kredi kullandığı" şeklindeki iddialar nedeniyle soruşturma başlatıldığı, davacıya isnat olunan eylemlere ilişkin Kurul Başmüfettişi ve Müfettişi tarafından yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 01/04/2019 tarihli soruşturma raporu ve soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "... ilgili tarafından yapılan işlemler içeriği değerlendirildiğinde müştekinin müvekkili hakkında herhangi bir belirti veya şüphe bulunmadan benzer dosyalarda yapılmayan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yönelik araştırmaya ihtiyaç duyulması, bu araştırma içeriğinde amaca yönelik esaslı hiçbir işlem yapılmadığı gibi Emniyet tarafından evrakın gereksiz yere bekletildiği, istenilen araştırma konusunda kişilerin şüpheli olarak dahi ifadelerinin alınmadığı gibi tercüman ihtiyacı duyulan bu kişilerin bir tanesinin vekaletname sunmuş vekilinin süreçlerin dışında tutulduğu, bir 'pazar' günü Emniyet görevlilerince tutulan tutanak sonrası hemen ertesi gün kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi ve aynı gün paranın iadesi için Emanet Memurluğuna yazı yazılmış olması hususları göz önünde bulundurulduğunda müşteki tarafın müvekkillerine paranın ancak vekillerini devreden çıkarması halinde teslim edileceği yönünde bildirim yapıldığı konusundaki şikayetinin haklı olduğu kanaatinin oluştuğu,
Diğer taraftan soruşturmanın ikinci maddesi içeriğinde belirtilen ilgilinin hesap hareketleri, annesi adına sahip olunan taşınmazın rayiç değerinin çok altında elde edinilmesi, maddi hareket ve ilişkileri bakımından hep dikkatli ve temkinli olması gereken bir hakim veya Cumhuriyet savcısının yapmayacağı kadar çok araç alım satımı, kredi kullanımı, yakın aile ilişkisi olmadığı anlaşılan bir takım kişilerle borç alma ve verme ilişkilerinin varlığı sübut olmakla,
Her iki soruşturma maddesi içeriğindeki eylemler bütün olarak değerlendirildiğinde sabit görülen ilgilinin bu eylemleri ile hâkimlik savcılık sıfatının gerektirdiği vasıflarla bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunduğu değerlendirilmekle; ilgiliye isnat olunan fiil suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü..." şeklindeki gerekçe ile davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara karşı yapılan itirazın ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği görülmüştür.
Bunun üzerine itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
UYAP ortamında yapılan incelemede davacı hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle "Görevi Kötüye Kullanma" ve "3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'na Muhalefet" suçlarından açılan ceza davasının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayıtlı dosyasında devam ettiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
" hükmüne yer verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu ve eklerinin bir bütün olarak incelenmesinden; davacının ... olarak görev yaptığı dönemde, Ukrayna uyruklu şüpheli A.G.'nin 06/03/2017 tarihinde Kapıkule Gümrük Sahasına girişte yanında getirdiği ve el konulan 853.031 Doların Merkez Bankasına gönderilerek orijinal olduğu tespit edilmesine rağmen şikâyetçi Av. C.M.'nin iade talebini reddettiği ve şüpheli hakkında herhangi bir şüphe bulunmadığı halde benzer dosyalarda yapılmayan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik araştırmaya giderek soruşturma dosyasını sürüncemede bıraktığı, bu araştırma içeriğinde amaca yönelik esaslı hiçbir işlem yapmadığı, bu süreçte Av. C.M. ve Av. B.İ.'nin 853.031 Doların iadesi yönündeki taleplerini reddettiği, pazar günü Emniyet görevlilerince tutulan tutanak sonrası hemen ertesi gün kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği ve aynı gün paranın şüpheli A.G.'ye iadesi için Emanet Memurluğuna yazı yazdığı, yine davacının annesi adına sahip olunan taşınmazı rayiç değerinin çok altında elde ettiği, bir hakim veya Cumhuriyet savcısının yapmayacağı kadar çok araç alım satımı, kredi kullanımı, yakın aile ilişkisi olmadığı anlaşılan bir takım kişilerle borç alma ve verme ilişkilerinde bulunduğu, dolayısıyla davacının mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte eylemlerde bulunduğunun sübuta erdiği anlaşılmıştır.
Bu durumda; davacının eylemleri, "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğundan, eylemine uyan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin dava konusu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


(X) KARŞI OY :
Dava; davacı tarafından, ... olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden incelenme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanacak mevzuat hükmünün ortaya konulması ve dava konusu işlemin bu mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir.
26/02/1983 tarih ve 17971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un 63. maddesinde "uyarma", 64. maddesinde "aylıktan kesme", 65. maddesinde "kınama", 66. maddesinde "kademe ilerlemesini durdurma", 67. maddesinde "derece yükselmesini durdurma" ve 68. maddesinde "yer değiştirme" cezasını gerektiren fiil ve hallere ayrı ayrı ve açıkça yer verilerek hangi hallerde hangi disiplin cezasının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinde ise;
"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun Hâkim ve Savcılar için meslekten çıkarma cezasını diğer disiplin cezalarından farklı olarak düzenlediği, diğer disiplin cezalarında disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallere açıkça yer verirken meslekten çıkarma cezası için bu yönde bir düzenleme yapmadığı görülmektedir.
Buna göre 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar şu şekilde sıralanmıştır;
1) 69. maddenin ikinci fıkrasına göre;
\- 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası alınmış olması ve,
\- Taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar olarak düzenlenmiştir.
Buna göre, taksirli suçlar hariç altı aydan fazla hapis cezası, bir başka deyişle kasten işlenmiş bir suçtan dolayı altı aydan fazla hapis cezası alınması veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan (Kanun'un 8'inci maddesinin (h) bendinde yazılı suçlar ise; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları olarak belirtilmiştir.) biri ile kesin hüküm giyilmiş olması meslekten çıkarma sebebidir.
Diğer yandan, ikinci fıkranın ikinci cümlesinde, Türk Ceza Kanunu'na göre verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması, cezanın ertelenmiş olması, Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde ilgili hâkime meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan yer değiştirme cezası verileceği öngörülmüş, dolayısıyla bu durumlarda meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, 69. maddenin üçüncü fıkrasında "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.’’ denilmek suretiyle söz konusu durumlarda artık meslekten çıkarma cezasının verilemeyeceği, suçun niteliğine Kanun'un anılan maddelerinde belirtilen aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, derece yükselmesinin durdurulması veya yer değiştirme cezalarından birisinin verileceği kurala bağlanmıştır.
2) 69. maddenin dördüncü fıkrasına göre; Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Bu fıkra hükmüne göre, mahkûmiyet hükmüne konu suçun, "mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte" bir suç olarak görülmesi ve Kanun'da daha alt bir disiplin cezası öngörülmemiş olması durumunda, verilen cezanın miktarına ya da diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilgili hâkim veya savcıya meslekten çıkarma cezası verilebilecektir.
3) 69. maddenin beşinci ve son fıkrasına göre ise; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezası verilir.
Buna göre ilgili hakim ve savcının eylemi herhangi bir suç teşkil etmese bile hâkimlik mesleğinin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde ilgiliye meslekten çıkarma cezası verilebilir.
Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından meslekten çıkarma cezasının hakim ve savcılar hakkında verilecek diğer disiplin cezalarından farklı şekilde düzenlendiği, meslekten çıkarma cezasını gerektirir belirli bir fiil ve hale (belli sayıda yer değiştirme ve derece yükselmesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü haller hariç) yer verilmediği, buna karşın ilgili hakim ve savcı hakkında açılacak kamu davası ve yürütülecek ceza yargılaması sonucunda verilecek karara göre (suçun niteliği, hükümlülüğü gerektirip gerektirmediği, verilen hapis cezasının süresi, cezanın ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak) meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektiren ve gerektirmeyen durumların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir.
Gelinen bu aşamada, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, hâkim ve savcıların işledikleri fiiller nedeniyle meslekten çıkartılmaları hususunda iki halin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Birinci hâl; konusu suç teşkil etmeyen fiiller nedeniyle 69. maddenin son fıkrası uyarınca meslekten çıkartılma hali, ikici hâl ise; konusu suç teşkil eden fiiller nedeniyle meslekten çıkartılma halidir.
Disiplin cezasına konu fiilin suç teşkil etmediği hallerde söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması durumunda her zaman meslekten çıkarma cezası verilebilmesi mümkün iken, konusu suç teşkil eden fiillerde ise ancak ilgili hakkında bu hususta bir ceza yargılaması yapıldıktan sonra verilecek karara göre fiilin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılabileceği anlaşılmaktadır.
Nitekim, 69. maddenin dördüncü fıkrasında "hükümlülüğü gerektiren suç" ibaresi ile hüküm giymiş olma, anılan maddenin son fıkrasında "hükümlülüğü gerektirmese bile" ibaresi ile ise beraat etmiş olma haline vurgu yapıldığı, bu haliyle işlenen fiilin meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiil olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle bir ceza yargılamasının yapılmış olmasının ve bu yargılama neticesinde verilecek karara göre bir değerlendirme yapılacağının öngörüldüğü sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde yer alan "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmü ile 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin bir arada irdelenmesinden; yasa koyucunun, yaptıkları görev gereği verdikleri kararlardan etkilenen tarafların haksız isnatlarına maruz kalma ihtimali bulunan hakim ve savcıların haklarında disiplin yönünden işlem tesis edilmeden önce maddi gerçeğin ceza yargılaması sonucu ortaya çıkmasını amaçladığı ve yargılamanın sonucuna göre mevcut delil durumu dikkate alınarak eylem aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozup bozmadığı yolundaki değerlendirmenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirttiği anlaşılmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile anılan Kanun'un disipline ilişkin diğer maddeleri bir bütün olarak ele alındığında da, kanunun sistematiğinin yasa koyucunun bu amacını doğrular nitelikte olduğu görülmektedir.
Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda disiplin cezası verme zamanaşımı ile ilişkili olarak konusu suç teşkil eden fiiller hakkında ceza zamanaşımı süresine yer verilmezken, 2802 sayılı Kanun'da disiplin cezası verme zamanaşımı süresi ceza yargılaması ile ilişkilendirilmiştir (2802 sayılı Kanun md.72/3). Dolayısıyla, 2802 sayılı Kanun'un zamanaşımı hususunu düzenleyen 72. maddesi ile meslekten çıkarma cezasını düzenleyen 69. maddesi bir arada incelendiğinde de, yasa koyucunun, konusu suç teşkil eden fiillerde ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesini öngörmesi nedeniyle bu düzenlemeye paralel olarak disiplin cezası verme zamanaşımı süresini ceza yargılamasında yer alan süreler kadar genişlettiği anlaşılmaktadır.
Bu değerlendirmeler ışığında, davalı idarenin, hakkında disiplin soruşturması yapılan ilgili hakim veya savcıyı 69. maddenin son fıkrası uyarınca doğrudan ve derhal meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırması, ilgilinin konusu suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında mümkün olup, 69. maddenin uygulanması hususunda davalı idarece önce kişinin eyleminin suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi, konusu suç eden eylemler ile ilgili olarak kovuşturma izni verilerek açılacak ceza soruşturması/kovuşturmasının sonucunun beklenmesi ve ceza yargılaması neticesinde verilecek hükme göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Aksi halde, bir başka deyişle, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi halinde davalı idarece 69. maddenin son fıkrası uyarınca disiplin cezası verilerek ilgilinin doğrudan meslekten çıkarılması, suç işleyen hakim/savcının adli yönden cezasız kalması sonucuna yol açabileceği gibi, hakkında isnatta bulunulan hakim/savcının ceza mahkemesi önünde kendini aklama hakkının da elinden alınması sonucunu doğurabilecektir. Bunun yanında, davalı idarece doğrudan 69. maddenin son fıkrası uyarınca bir karar verilmesi durumunda, anılan maddenin diğer fıkraları işlevsiz hale gelecek ve söz konusu fıkraların konuluş amacına aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Ayrıca, idarece bu yönde doğrudan verilecek bir meslekten çıkarma kararından sonra ilgili hakkında ceza mahkûmiyetine karar verilmesi veya mahkûmiyetinin ertelenmesi veya diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olması durumunda diğer fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelecek ve bu durum da ilgilinin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında konusu suç teşkil ettiği anlaşılan disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayıtlı dosyada, "Görevi Kötüye Kullanma" ve "3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'na Muhalefet" suçlarından yargılamanın devam ettiğinin anlaşıldığı, buna karşın davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesince davacı hakkında yürümekte olan ceza davasının sonucu beklenmeden ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla doğrudan, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, olayda, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunca öncelikle hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle ceza kovuşturması yürütülen davacının, bu yargılamasının sonucunun beklenmesi ve kovuşturma neticesinde verilecek karara göre 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın anılan maddenin son fıkrası uyarınca davacının doğrudan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı ve anılan kararın iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim