Danıştay danistay 2022/7288 E. 2025/7082 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/7288
2025/7082
16 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/7288
Karar No : 2025/7082
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Enstitüsü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankada bulunan hesabındaki mevduatı 2014 yılından itibaren arttırdığı, 06/09/2014 tarihinde 5.000,00-TL tutarlı 91 günlük, 12/09/2014 tarihinde 5.550,00-TL tutarlı 91 günlük katılım hesabı açtığı, Maliye Bakanlığından temin edinilen belgelerden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 2014 yılından sonra muhtelif ödemelerde bulunduğu, örgüte müzahir özel eğitim kurumunda veli kaydı olduğu belirtilmiş ve davacının bu eylemlerinin FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyduğu, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böyle bir durumda Anayasayla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan ve Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği anlaşılan davacının Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılması üzerine kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İstinaf incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olarak hukuka uygun bulunduğu, söz konusu kararda yer alan azlık oyunda yer alan tespitlerin temyiz incelemesinde değerlendirilmesi gereken hukuka uygun bir şerh olduğu, davanın reddine yönelik kararın hiçbir dayanağının olmadığı, delile dayanmadığı, hakkında sübjektif ve keyfi bir biçimde kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edildiğinin davalı idarenin cevap dilekçesinde ikrar edildiği, işlemediği bir suçtan dolayı terör örgütü üyeliği ile veya bağlantılı olmakla suçlandığı, iddia edilen fillin tarafınca ne suretle ve ne zaman işlendiğine ilişkin tek bir kelime dahi edilmediği, yargılama aşamasında hakkında verilen kararların matbu kararlar olduğu, Bank Asya hesabını 2000 yılında açtığı, talimat dönemlerinde hesabına hiçbir şekilde para yatırmadığı, en büyük nakit akışının 2013 yılının Temmuz ayında olduğu, eşinin sağlık sorunları nedeniyle evde sürekli birilerinin bulunması ihtiyacının doğduğu ve bu nedenle çocuklarını evine en yakın olan okula gönderdiği, ayrıca okulun bir fen lisesi olduğu ve sınav sonucu almış oldukları puanlarla tercih haklarını kullanmaları neticesinde burslu olarak yerleştikleri, dava konusu işlemin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin yayımı tarihinde yürürlüğe giren ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (Anayasa Mahkemesinin 31/05/2023 tarihli ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararıyla, 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının, Bank Asya isimli bankada bulunan hesabındaki mevduatı 2014 yılından itibaren arttırdığı (OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında hesap bakiyesinin 31/12/2013 tarihinde 0,00-TL iken 03/09/2014 tarihinde 10.000,00-TL, 16/10/2014 tarihinde 3.000,00-TL ve 10/04/2015 tarihinde 3.200,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu), 06/09/2014 tarihinde 5.000,00-TL tutarlı 91 günlük, 12/09/2014 tarihinde 5.550,00-TL tutarlı 91 günlük katılım hesabı açtığı tespitine yer verilmiş ise de; Bölge İdare Mahkemesince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığına yapılan ara karar ile davacının hesap hareketlerinin istendiği, ilgili kurumdan gelen cevabi yazı ekinde bulunan CDnin incelenmesinden, davacı tarafından; söz konusu bankada ilki 14/04/2000 tarihlinde olmak üzere 33 farklı hesabın açıldığı, ilgili hesaplardan 21 tanesinin örgüt lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden önce ve 2 tanesinin ilgili talimat ile Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihi aralığında kapatıldığı, 10 hesabın ise kapatılmadığı, aktif kredi kartı kullanımının bulunduğu, davacı tarafından 03/09/2014 tarihinde yatırılan 10.000,00-TL'nin 5.000,00-TL'si ile 06/09/2014 tarihinde 91 günlük katılım hesabı açıldığı, söz konusu katılım hesabının vade dolumu olan 08/12/2014 tarihinde 09/03/2015 tarihinde vadesi dolacak şekilde temdit ettirildiği ancak Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden ve vadesinden önce 01/03/2015 tarihinde kapatıldığı, 10.000,00-TL olarak yatırılan ilgili bakiyeden katılım hesabı açılışı için kullanılan 5.000,00-TL'den arta kalan 5.000,00-TL'nin ise otomatik ödeme işlemleri, para çekme, proje geri ödeme, kredi kartı borç ödeme, okul taksit tahsilatı, kontor yükleme ve eft gibi işlemlerde kullanıldığı, 16/10/2014 tarihinde yatırılan 3.000,00-TL'nin de otomatik ödeme işlemleri ve kart borcu ödeme işlemleri için 21/10/2014 tarihine kadar kullanıldığı, 10/04/2015 tarihinde yatırılan 3.200,00-TL'nin de benzer nitelikteki işlemler için 21/04/2015 tarihine kadar kullanıldığı, davacı tarafından örgüt lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden önce 06/09/2007 tarihinde 44.500,00-TL, 06/04/2009 tarihinde 30.000,00-TL, 05/02/2010 tarihinde 10.000,00-TL ve 16/08/2011 tarihinde 120.000,00-TL tutarlı katılım hesaplarının açıldığı, 06/09/2014 tarihinde 5.000,00-TL 91 günlük katılım hesabının vade dolumu olan 08/12/2014 tarihinde 09/03/2015 tarihinde vadesi dolacak şekilde temdit ettirildiği ancak Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden ve vadesinden önce 01/03/2015 tarihinde kapatıldığı, 12/09/2014 tarihinde 5.500,00-TL 91 günlük katılım hesabının vade dolumu olan 15/12/2014 tarihinde 16/03/2015 tarihinde vadesi dolacak şekilde temdit ettirildiği ancak Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden ve vadesinden önce 25/12/2014 tarihinde kapatıldığı, ayrıca davacı tarafından 2014 yılı öncesinde kasadan para yatıma, ATM'den para çekme, döviz alış ve satış, havale, eft, virman, vergi tahsilatı, kredi kartı borç ödeme, fatura tahsilatı, proje geri ödeme, otomatik ödeme, katılım hesabı açma ve katılım hesabını temdit etme, okul taksit tahsilatı gibi işlemler gerçekleştirerek banka ile çalıştığı ve Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemlerde de kart borcu ödeme, otomatik ödeme, havale, proje geri ödeme, eft, döviz alış ve satış, proje geri ödeme, virman, para çekme, okul taksit tahsilatı gibi benzer nitelikte işlemler gerçekleştirdiği görülmüştür.
Bununla birlikte UYAP ortamında yapılan incelemede, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme veya üye olma suçundan yürütülen bir ceza kovuşturmasının ya da açılan bir ceza soruşturmasının da bulunmadığı görülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;her ne kadar davacı tarafından talimat tarihinden sonraki bir tarihte Bank Asya'daki hesap bakiyesinde artışa gidilmiş ve katılım hesapları açılmış ise de; bahse konu para girişlerinin otomatik ödeme işlemleri, kredi kartı borç ödemesi, okul taksit tahsilatı gibi bankacılık işlemlerinde kullanıldığı, davacı tarafından örgüt lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden önce 06/09/2007, 06/04/2009, 05/02/2010 ve 16/08/2011 tarihlerinde de katılım hesapları açılışı bulunduğu, aynı zamanda bahse konu 5.000,00 ve 5.500,00-TL katılım hesaplarının örgüt liderinin talimatından sonra ancak henüz Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden önce kapatıldığı, davacı tarafından bahsi geçen bankada açılan ilk hesabın eski tarihli olması ve Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemlerde de kapatılmayan hesapların bulunduğu davacının Bank Asya'daki hesap hareketlerinin terör örgütü liderince talimat verildiği tarihten önce ve Bankanın TMSF'ye devri gerçekleştirildiği tarihten sonra da e kart borcu ödeme, otomatik ödeme, havale, proje geri ödeme, eft, döviz alış ve satış, proje geri ödeme, virman, para çekme, okul taksit tahsilatı gibi benzer nitelikte rutin bankacılık işlemleri kapsamında olduğu, davacı hakkında açılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunmadığı, davacı tarafından Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının çocuklarının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumları arasında yer alan Özel ... Lisesinde 2014-2015 ve 2015-2016 eğitim-öğretim döneminde kaydının bulunduğu tespitine yer verilmiş ise de; davacı tarafından eşinin sağlık sorunları nedeniyle evde sürekli birilerinin bulunması ihtiyacının doğduğu ve bu nedenle çocuklarını evine en yakın olan okula göndermeyi tercih ettiği ve de aynı zamanda bahsi geçen okula sınav puanına ve tercihe dayalı olarak burslu kayıt yaptırmak suretiyle çocuklarını bu okula gönderdiğinin ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacının çocuklarını bahsi geçen bu okula gönderirken eğitim saiki dışında örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında yer almadığı anlaşıldığından, anılan hususun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye gerçekleştirilen ödemenin örgüte destek amacıyla yapıldığına ilişkin herhangi bir delil veya tespitin bulunmaması karşısında bu tespitlerin de davacı aleyhine örgütle irtibatına veya iltisakına ilişkin bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır.
Öte yandan, her ne kadar temyize konu kararda hükme esas alınmamış ise de; davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemde; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine 18/06/2015 tarihinde para gönderdiği, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı'ndan temin edilen bilgilerde ise; Temmuz 2014-Mayıs 2015 dönemleri arasında SMS yolu ile para gönderdiği hususu ile Özel ... Eğitim Hiz. A.Ş'ye; 20/01/2014-15/06/2016 tarihleri arasında toplam 18.992,00-TL, ... Özel Eğitim Hiz. San. Tic. A.Ş.'ye; 16/01/2014-20/11/2014 tarihleri arasında toplam 1.344,96-TL ödeme bilgisi bulunduğu tespitlerine yer verilmiş ise de, Kimse Yok Mu Derneği'ne gönderilen paraların insani duygularla bağış amacı dışında örgüte mali destek sağlamak amacıyla yapıldığına dair dava dosyasında herhangi bir somut tespit bulunmadığı, bununla birlikte Bölge İdare Mahkemesince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığına yapılan ara karar ile davacının Bank Asya hesap hareketlerinin istendiği, ilgili kurumdan gelen cevabi yazı ekinde bulunan CDnin incelenmesinden, ilki 13/10/2005 tarihli olmak üzere birden çok defa bağış vb. açıklamalarıyla para gönderimin mevcut olduğu; bahsi geçen şirketlere gerçekleştirilen ödemelerin de örgütsel saik barındırdığına ilişkin herhangi bir verinin dava dosyasında bulunmadığı salt bu haliyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna ilişkin başkaca somut bilgi ve belge ile desteklenmedikçe anılan örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan nitelikte bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2\. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.