Danıştay danistay 2022/16568 E. 2025/6229 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/16568
2025/6229
28 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/16568
Karar No : 2025/6229
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı dönemde Bank Asya'ya para yatırdığı, Banka Asya'da ... müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, mezkur hesaba 17/01/2014 tarihinde 2.000,00-TL, 17/02/2014 tarihinde 450,00-TL, 18/09/2019 tarihinde 450,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu, ayrıca Bank Asya'da 22/01/2014 tarihli 3.157,16-TL tutarlı 35 günlük katılım hesabı açtığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına Ağustos 2012-Nisan 2013 ve Mayıs 2014-Haziran 2016 tarihleri arasında 35 ay süreyle üye olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumunda çocuğunun 2014-2016 ve 2015-2016 yılları arasında öğrenim kaydının olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine 09/05/2014 tarihinde ve 20/02/2014-10/10/2014 tarihleri arasında ödeme bilgisinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Anafen Eğitim Öğretim Hizmetleri A.Ş.'ye 09/11/2014-20/08/2015 tarihleri arasında 1.700,00-TL, Battalgazi Özel Eğitim Hiz. Tic. Ve San. A.Ş'ye 05/01/2014-10/05/2016 tarihleri arasında 16.620,00-TL ödeme bilgisinin bulunduğunun tespit edildiği, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 20/06/2014-27/04/2015 tarihleri arasında 911,30-TL ödeme bilgisinin bulunduğu, yukarıda açıklanan söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, idari yargı yerinin ceza yargılamasında verilen nihai karardan bağımsız olarak, ceza mahkemesince tespit edilen olgu ve delilleri de dosyadaki diğer delillerle birlikte davacının terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirebileceği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan davacının beraatine karar verildiğinin anlaşıldığı, dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, davacının hesap hareketleri incelendiğinde Bank Asya hesap hareketlerinin de dosyada bulunan diğer tespitlerle birlikte işlemin irtibat ve iltisak unsuru yönünden hükme esas alınabileceği, bu durumda, davacının durumunun değerlendirilmesinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu anlaşıldığından, başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, söz konusu kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan hakların ihlal edildiği, hiç kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği, Bank Asya'da talimat doğrultusunda hesap açtırmadığı ve örgüte destek olmak amacıyla bu Bankaya para yatırmadığı, Bank Asya hesap açılış tarihinin 2001 olduğu ve bu tarihten itibaren ihtiyaç duyduğu zamanlarda bankacılık işlemlerini burada gerçekleştirdiği, 2013 yılından önceki tarihlerde de birikimlerini bu Bankada faizsiz katılım hesabıyla değerlendirdiği, 2013 yılı eylül ayında evini sattığı ve aldığı paranın bir kısmını peşinat olarak vererek kooperatiften iki adet hisse aldığı, elinde kalan meblağ ile dolar aldığı ve bu parayı evde muhafaza etmesi güvenli olmadığı için Bank Asya'ya yatırdığı, Bank Asya'nın kredi kartını kullanmasından dolayı her ay kredi kartı borç ödemesinin bulunması ve üyesi olduğu kooperatifin bu banka aracılığıyla aidatları toplaması nedeniyle talimat tarihinden önce 2013 yılı aralık ayında söz konusu parasını bu bankaya yatırdığı, takip eden aylarda gerek kooperatif taksitlerini yatırarak gerekse de kredi kartı ödemesi yaparak hesabındaki parayı azalttığı, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği tarihten sonrada hesabını kullanmaya devam ettiği, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde banka hesap hareketlerinin rutin bankacılık faaliyeti olarak değerlendirildiği, sendikaya talimatla üye olmadığı, öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik faaliyetleri nedeniyle söz konusu sendikaya üye olduğu, devam eden süreçte herhangi bir etkinliğini görmediği için sendikadan istifa ettiği, sendika aidatlarının Hazine tarafından ödendiği, Devletin izin ve gözetiminde faaliyet gösteren bir sendikaya üye olmanın kamu görevinden çıkarma işlemine gerekçe olarak gösterilemeyeceği, Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödemenin çocuklarının kırtasiye ve doküman giderine ilişkin olduğu, kapatılan okullara çocuğunu göndermiş olmasının ve aldığı eğitim hizmetlerinin karşılığı olarak ödemede bulunmasının aleyhine delil olarak değerlendirilemeyeceği, Kimse Yok Mu Derneğine tamamen insani duygularla sms yolu ile para gönderdiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliği anılan örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmiştir.
6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre ise üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmüştür. Akabinde, Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştır.
Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarih ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasından; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, 17/02/2016 tarih ve 29627 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında" konulu 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin; ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, milli güvenliğini ve kamu düzenini tehdit eden, Devlet otoritesini zaafa uğratmayı amaçlayan, iç ve dış güvenliği bozmaya çalışan, vatandaşlarımızın temel hak ve hürriyetlerini yok etmeye yönelik eylem ve saldırılarda bulunan terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla mücadelesini hukuki zeminde etkin bir şekilde yürütmekte olduğu, Anayasal bir hakkın kullanımı sonucu kamu hizmetine giren ve Devlet adına millete hizmetle yükümlü olan kamu çalışanlarının (İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerinde çalışanlar dahil) en önemli vasıflarının, dürüstlük, tarafsızlık ve Anayasa ile kanunlara bağlılık olduğu, Devletin ve ülkenin menfaatlerini korumakla yükümlü olan kamu çalışanlarının; Anayasaya ve kanunlara sadakatle hareket etmeleri, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak, davranışlarıyla kendilerine duyulan güveni zedelememeleri gerektiği, bu çerçevede kamu çalışanlarının, kanunların suç saydığı eylemleri işlemek amacıyla kurulan örgüt veya yapılarla hiçbir şekilde ilişki içine giremeyeceği; bu yönde faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamayacağı ya da bunlara yardım ve yataklık edemeyeceği; kamu çalışanlarının, ilgili mevzuatında belirtilen esaslar çerçevesinde yalnız hiyerarşik amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü olduğu, bu görevlerin ilgili mevzuata göre yürütülmesinden yalnız amirlerine karşı sorumlu oldukları, amirlerin ise maiyetlerinde çalışanların görevlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirip getirmediğini takip ve kontrol etmekle yükümlü oldukları, ... bu itibarla, terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birliği içerisinde olan, bu örgüt ve yapıların emir ve talimatıyla hareket eden, bu örgüt ve yapılara yardım eden, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgüt veya yapıları desteklemeye yönelik kullanan veya kullandıran, bu örgüt veya yapılarla mücadeleyi engelleyen, bu örgüt veya yapıların propagandasını yapan kamu çalışanları hakkında ilgili mevzuatı çerçevesinde idari nitelikteki işlemlerin yetkili amirler tarafından ivedilikle yapılacağı, suç teşkil eden fiiller yönünden ise durumun ivedilikle adli mercilere bildirileceği belirtilmiştir.
Tüm bu tespit ve açıklamalar uyarınca; Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak yönünden delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu değerlendirmenin; davacının Sendikanın yukarıda yer verilen birinci ve ikinci kuruluş dönemlerindeki üyelik ve Sendikadan istifa bilgileri, Sendikada kuruculuk, yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunma, Sendikanın organlarında görev alma ve faaliyetlerine katılma bilgileri ile 17/25 Aralık 2013 süreci sonrasında, 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nin Resmi Gazete'de yayımı ya da Kurumu tarafından kendisine tebliği sonrasında ya da FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce darbe teşebbüsünde bulunulan 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde Sendikadan istifa ettiğine ilişkin iddiaları ile somut olayın özellikleri bağlamındaki diğer iddiaları dikkate alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir.
Davacı tarafından, dosya kapsamında Sendika üyeliği ile ilgili olarak; sendikaya talimatla üye olmadığı, öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik faaliyetleri nedeniyle söz konusu sendikaya üye olduğu, devam eden süreçte herhangi bir etkinliğini görmediği için sendikadan istifa ettiği, sendika aidatlarının Hazine tarafından ödendiği, Devletin izin ve gözetiminde faaliyet gösteren bir sendikaya üye olmanın kamu görevinden çıkarma işlemine gerekçe olarak gösterilemeyeceği iddia edilmiştir.
Yukarıdaki bilgiler ile davacının iddiaları incelendiğinde; davacının Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinden 23/06/2016 tarihinde istifa ettiği, Sendikaya üye olduğu süre zarfında, üyelik dışında Sendikada yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunduğuna ve Sendikanın faaliyetlerine, miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmadığı anlaşıldığından, 23/06/2016 tarihinde istifa edene kadar olan dönemdeki Sendika üyeliğinin salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, İdare Mahkemesi kararında; Davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı dönemde Bank Asya'ya para yatırdığı, Banka Asya'da 171546 müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, mezkur hesaba 17/01/2014 tarihinde 2.000,00-TL, 17/02/2014 tarihinde 450,00-TL, 18/09/2019 tarihinde 450,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu, ayrıca Bank Asya'da 22/01/2014 tarihli 3.157,16-TL tutarlı 35 günlük katılım hesabı açtığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı belirtilmiş ve bu eylemi sebebiyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak; Bank Asya'da talimat doğrultusunda hesap açtırmadığı ve örgüte destek olmak amacıyla bu Bankaya para yatırmadığı, Bank Asya hesap açılış tarihinin 2001 olduğu ve bu tarihten itibaren ihtiyaç duyduğu zamanlarda bankacılık işlemlerini burada gerçekleştirdiği, 2013 yılından önceki tarihlerde de birikimlerini bu Bankada faizsiz katılım hesabıyla değerlendirdiği, 2013 yılı eylül ayında evini sattığı ve aldığı paranın bir kısmını peşinat olarak vererek kooperatiften iki adet hisse aldığı, elinde kalan meblağ ile dolar aldığı ve bu parayı evde muhafaza etmesi güvenli olmadığı için Bank Asya'ya yatırdığı, Bank Asya'nın kredi kartını kullanmasından dolayı her ay kredi kartı borç ödemesinin bulunması ve üyesi olduğu kooperatifin bu banka aracılığıyla aidatları toplaması nedeniyle talimat tarihinden önce 2013 yılı aralık ayında söz konusu parasını bu bankaya yatırdığı, takip eden aylarda gerek kooperatif taksitlerini yatırarak gerekse de kredi kartı ödemesi yaparak hesabındaki parayı azalttığı, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği tarihten sonrada hesabını kullanmaya devam ettiği, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde banka hesap hareketlerinin rutin bankacılık faaliyeti olarak değerlendirildiği ileri sürülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının Bank Asya hesabının 2001 yılında açıldığı, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında söz konusu hesapta genel olarak eft virman, kart borcu ödeme, döviz alış, TL hesaba kasadan para yatırma, atm para yatırma ve çekme, katılım hesabı açma ve katılım hesabını temdit etme gibi işlemler gerçekleştirildiği, Banka yönetiminin tamamının TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemde de anılan hesabı benzer işlemler gerçekleştirmek suretiyle kullanmaya devam ettiği, ayrıca, davacı hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında "...Sanığın örgütle bağlantılı Bank Asya adlı katılım bankasındaki hesabın 28/02/2001 tarihinde açılmış olduğu, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü liderinin anılan bankaya destek olunmasına yönelik talimat ve çağrısının yayınlandığı 14/01/2014 tarihinde vuku bulmasına karşın, sanığın anılan tarihten önce 27/12/2013 tarihinde hesabına 11.000 ABD doları yatırdığı, dolayısıyla anılan hesaba örgüt liderinin çağrısından önce mevduat girişi yapıldığı, 2014 yılı Ocak ayında yatırılan mevduatın sadece 1.000 ABD doları olduğu, söz konusu hesaptan 25/02/2014, 24/04/2014, 29/08/2014, 30/10/2014, 13/02/2015 tarihlerinde yüklü mevduat çıkışı olduğu, bu suretle bankada mevduatın bankayı desteklemeye yönelik olarak tutulmadığı, rutin bankacılık işlemleri kapsamında giriş ve çıkışların olduğu, nitekim bankanın TMSF'ye devrinden yani Mayıs 2015 tarihinden sonra da söz konusu hesaba mevduat girişinin olduğu, sanığın savunmasını destekler kooperatif ve tapu sicil kayıtlarından sanığın söz konusu mevduatı ev satışına ve kooperatif hissesine ilişkin olduğunun anlaşıldığı..." tespitlerine yer verildiği görülmüş olup, Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş. ile FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Anafen Eğitim Öğretim Hizmetleri A.Ş. ve Battalgazi Özel Eğitim Hiz. Tic. ve San. A.Ş.'ne ödeme bilgisinin bulunduğu tespiti ile ilgili olarak; davacı tarafından yapılan ödemelerin mahiyetinin bilinmediği, devamlılığı konusunda da dosyada herhangi veri bulunmadığı ve bu ödemelerin örgüte yardım amacıyla yapıldığına yönelik somut bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu ödemelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumunda çocuğunun öğrenim kaydının bulunduğu ve Kimse Yok Mu Derneğine ödeme bilgisinin bulunduğu hususları İdare Mahkemesi kararında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakı noktasında hükme esas alınmış ise de; söz konusu öğrenim kaydının örgütsel saikle gerçekleştirildiğine ve Kimse Yok Mu Derneğine yapılan ödemenin insani duygularla bağış amacı dışında örgüte mali destek sağlamak amacıyla yapıldığına dair dava dosyasında herhangi bir somut tespit bulunmadığı anlaşıldığından, anılan hususların davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, dosyanın incelenmesinden, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin de sunulmadığı görülmüştür.
Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2\. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 28/05/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.