Danıştay danistay 2022/16412 E. 2025/5008 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/16412
2025/5008
30 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/16412
Karar No : 2025/5008
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve .../... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte Bank Asya'ya para yatırdığının, davacı tarafından 16/04/2014 tarihinde 2.000,00-TL tutarlı 31 günlük ve 23/06/2014 tarihinde 46.000,00-TL 31 günlük katılım hesabı açıldığının tespit edildiği, Yargıtay .... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:...; ... tarih ve E:..., K:...; ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararları ile onanarak kesinleşen ceza mahkemesi kararlarında, Asya Katılım Bankası'nın (Bankasya) FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt gelirlerinin elde edilmesi, himmet adı altında toplanan örgüt gelirinin bankacılık sisteminde aklanması, bankanın FETÖ/PDY ile irtibatlı kuruluşlara yüksek miktarda kredi kullandırması, banka ortaklık yapısında bulunan kişilerin FETÖ/PDY ile irtibatlı olması, örgüt lideri Fetullah Gülen'in 17/25 Aralık 2013 sürecinde örgüt üyelerine, zor durumda olan Bank Asyayı Uhud harbindeki 'Okçular Tepesi' olarak nitelendirerek terk edilmemesi gerektiğini belirtip para yatırmaları yönünde talimat vermesi, bu talimatı alan örgüt mensuplarının 06/01/2014-29/05/2015 tarihleri arasında hayatın olağan akışına aykırı olarak anılan bankada hesap açtırması ve mevduat artışı sağlamasına yönelik hususların kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak değerlendirileceğinin karara bağlandığı anlaşıldığından, 17/25 Aralık 2013 süreci ve devamında, Bank Asya isimli banka hesabında mevduat artışına giden davacının, bu eylemi sebebiyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğu, Aktif Eğitimciler Sendikasına Ocak 2013-Nisan 2013 ve Şubat 2014-Temmuz 2016 arasında 34 ay süreyle üye olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Ufuk Nil Özel Eğitim ve Yurt İşletmeciliği İnş. A.Ş.'ye 27/09/2014-01/06/2016 tarihleri arasında ödeme bilgisinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 17/01/2014-22/02/2016 tarihleri arasında ödeme bilgisinin bulunduğu, yukarıda açıklanan söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma nolu dosyasında hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda kullanımında olan GSM hatlarından, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülen veya yargılanması süren şahıslarla telefon görüşmesi kayıtlarının bulunduğu, bu durumda, davacının durumunun değerlendirilmesinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu ve davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bank Asya'yı örgütle alakasını bilmeden, birtakım bankacılık işlemlerinde ve banka hizmetlerinde diğer bankalardan daha avantajlı olduğu için ve sadece maddi çıkarları için tercih ettiği, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunda bahsi geçen tarihlerdeki birikimlerinin bu bankada olmasının en önemli sebebinin ise 31 günlük katılım hesabı ile para kazanmak amaçlı yatırım olduğu, 16/04/2014 tarihli 2.000,00-TL'nin ve 23/06/20214 tarihli 46.000,00-TL 'nin de bu amaçla yatırıldığı, bahsi geçen 46.000,00-TL'lik katılım hesabından 45.000,00-TL'yi 31 günlük süre dolmadan 15/07/2014 tarihinde otomobil alması nedeniyle çektiği ve bu meblağı araç satın aldığı şahsa gönderdiği, ilgili katılım hesabında kalan 1.000,00-TL ile diğer katılım hesabında mevcut olan 2.000,00-TL'yi ise kar payı ile birlikte çekerek 18/08/2014 tarihinde hesabı kapattığı, bu tarihten sonra ilgili bankaya hiçbir para yatırmadığı, herhangi bir örgüt liderinin talimatına uyarak bahse konu bankaya para yatırdığı iddiasının hiçbir somut delile dayanmadığı, talimat doğrultusunda para yatırdığını gösteren en küçük bir kanıtın da mevcut olmadığı, Aktif Eğitimciler Sendikasına örgüt ile ilişkisini bilmeden üye olduğu, bu sendika öncesi başka bir sendikada üyeliğinin bulunduğu, önceden üyesi olduğu sendikanın hak ve çıkarlarına hizmet etmediğine kanaat getirmesi nedeniyle bu sendika üyeliğinden ayrıldığı, bir süre sonra Aktif Eğitimciler Sendikasından temsilcilerinin gelip projelerini anlatması sonrası ikna olduğu ve denemek istediği, aynı zamanda sendika kesintisinin Devlet tarafından ödeniyor olmasının da bu üyeliğinde etkili olduğu, bahsi geçen Aktif Eğitimciler Sendikasına olan üyeliğinin farkına varmadan 2016 yılının 6. Ayının ilk haftasına kadar sürdüğü, işin ciddiyetine varınca istifa ettiği, istifasının gecikmesinde okul, aile ve hayat şartlarının getirdiği meşguliyetin ve ihmalkarlığının etkisi olduğu, yasal dayanaktan yoksun olan bu müdahalenin örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği, Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye gerçekleştirilen ödemenin kısa süreli gazete aboneliği olduğu, çocuğunun erken kayıt avantajını da kullanarak kayıt olduğu dershaneye gittiği süreçte gazetenin aylık verdiği üniversite deneme sınav soru ekinden ücretsiz olarak yararlanabilmesi için örgütle alakasını bilmeden, dershane yönetiminin de dayatması ile çocuğunun ilgili gazeteyi alma mecburiyetinin doğmasından kaynaklandığı, gerçekleştirilen ödemelerin uzun vadelere yayılmış kredi kartıyla ödenen taksitler olduğu, bu hususun gerekçe olarak alınmasının ifade özgürlüğüne ve basın özgürlüğüne müdahale oluşturduğu, bahsi geçen şirketin yasal bir şirket olduğu, müzahir kuruma ödeme bilgisinin ise çocuğunun üniversite sınavına hazırlık için gitmiş olduğu dershanenin ücretine ilişkin olduğu, arkadaşlarının da aynı dershaneye gitmesi, bu dershanenin Erzurum'un en iyi ve başarılı dershanesi olarak görülmesinin de tercih nedenleri arasında olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısını bilmediği, kaldı ki dönem itibariyle böyle bir terör örgütünün de bulunmadığı, gerçekleştirdiği görünen işlemleri hiçbir şekilde kötü niyet, bölücülük ve bilhassa da talimatla gerçekleştirmediği, hiçbir cemaat, oluşum veya terör örgütünün üyesi veya destekçisi olmadığı, söz konusu faaliyetlerinin tamamının işlendikleri tarihte yasal faaliyetler olduğu, hiçbir soruşturma yapılmadan ve savunması alınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin Devlet Memurları Disiplin Kurulları Yönetmeliğine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa, Danıştay kararlarına, Anayasa Mahkemesinin kazanılmış hakları hüküm altına alan kararlarına, AİHM'in adil yargılanma ve hak ihlali yönündeki kararlarına aykırılık oluşturduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personeline İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun ...... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K.No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunan .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında "...Davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte Bank Asya'ya para yatırdığının, 16/04/2014 tarihinde 2.000,00-TL tutarlı 31 günlük ve 23/06/2014 tarihinde 46.000,00-TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığının tespit edildiği...17/25 Aralık 2013 süreci ve devamında, Bank Asya isimli banka hesabında mevduat artışına giden davacının, bu eylemi sebebiyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğu..." hususu belirtilmiş ise de, davacı tarafından bu iddiaya yönelik olarak, Bank Asya'yı örgütle alakasını bilmeden, birtakım bankacılık işlemlerinde ve banka hizmetlerinde diğer bankalardan daha avantajlı olduğu için ve sadece maddi çıkarları için tercih ettiği, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunda bahsi geçen tarihlerdeki birikimlerinin bu bankada olmasının en önemli sebebinin ise 31 günlük katılım hesabı ile para kazanmak amaçlı yatırım olduğu, 16/04/2014 tarihli 2.000,00-TL'nin ve 23/06/20214 tarihli 46.000,00-TL 'nin de bu amaçla yatırıldığı, bahsi geçen 46.000,00-TL'lik katılım hesabından 45.000,00-TL'yi 31 günlük süre dolmadan 15/07/2014 tarihinde otomobil alması nedeniyle çektiği ve bu meblağı araç satın aldığı şahsa gönderdiği, ilgili katılım hesabında kalan 1.000,00-TL ile diğer katılım hesabında mevcut olan 2.000,00-TL'yi ise kar payı ile birlikte çekerek 18/08/2014 tarihinde hesabı kapattığı, bu tarihten sonra ilgili bankaya hiçbir para yatırmadığı, herhangi bir örgüt liderinin talimatına uyarak bahse konu bankaya para yatırdığı iddiasının hiçbir somut delile dayanmadığı, talimat doğrultusunda para yatırdığını gösteren en küçük bir kanıtın da mevcut olmadığı şeklinde beyanda bulunulduğu ve hem Bölge İdare Mahkemesince hem de İdare Mahkemesince anılan iddialara yönelik herhangi bir araştırma yapılmadığı görüldüğünden, davacının bu beyanları ile davacının Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin araştırma yapılarak, FETÖ/PDY lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğine yönelik bir inceleme yapılması ve bu hususta elde edilecek bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler dikkate alınarak, öncelikle; davalı idarece dava dosyasına sunulan davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin değerlendirilmesi, gerek görülmesi halinde yeniden sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için;
"Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının ve eşinin, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine,
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine,
Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine,
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,
Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,
Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken var ise davacı hakkında ceza soruşturmasındaki veya ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir.
Diğer yandan, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında "...... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma nolu dosyasında hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda kullanımında olan GSM hatlarından, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülen veya yargılanması süren şahıslarla telefon görüşmesi kayıtlarının bulunduğu..." şeklinde tespite yer verildiği görüldüğünden, bahsi geçen şahısların kim olduğu, bu şahıslar hakkında gerçekleştirildiği bahsedilen adli işlem sonucunda açılmış bir ceza soruşturması ve/veya kovuşturması bulunup bulunmadığı, eğer bulunuyor ise bu soruşturma ve/veya kovuşturmadaki tespitler ile belirtilen aşamalarda davacı hakkında herhangi bir tespit bulunup bulunmadığına dair hususların araştırılarak bu hususta elde edilecek bilgi ve belgelerin de değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2\. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/04/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.