Danıştay danistay 2022/16355 E. 2025/4987 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/16355
2025/4987
30 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/16355
Karar No : 2025/4987
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının Bank Asya'da ... müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 67.920,72-TL iken; mezkur hesaba 02/01/2014 tarihinde 1.000,00-TL, 21/01/2014 tarihinde 2.000,00-TL, 03/09/2014 tarihinde 2.000,00-TL, ayrıca aynı hesaba muhtelif tarihlerde toplam 16.600,00-TL daha para yatırdığı ve ilerleyen tarihlerde söz konusu tutarların 31 gün vadeli katılım hesabına para gönderdiği, davacının Bank Asya'da 16/04/2014 tarihinde 2.500,00-TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı bilgisine yer verilerek bu durum davacı bakımından örgütle irtibat ve iltisak nedeni sayılmış ise de, banka hesap hareketlerinin bir bütün olarak incelenmesinden, örgütün talimatı öncesindeki aylık hesap bakiyelerinde talimat sonrasına göre daha yüksek miktarlar olduğu dönemler bulunduğu, hesapta yekunen bulunan paralara göre talimat dönemindeki artışın düşük miktarlı olduğu, davacının 2009, 2011, 2012, 2013 ve 2015 yıllarında da yeni hesaplar açtığı, talimat dönemi dışında 11 yeni hesap açılırken, talimat döneminde 1 adet katılım hesabı açıldığı, açılan katılım hesabının bankada bulunan 82.000,00-TL'den çok küçük bir miktar olan 2.000-TL olduğu, talimat sonrasındaki artışın talimattan önceki dönemdeki artış miktarına ulaşamadığı, talimat sonrası artışın her ay düzenli ve düşük miktarlı olduğu, bunun da davacının kendisinin ve ailesinin birikimini (ceza mahkemesinde eşinin kafesinden elde ettiği paraları işyerine yakın olması nedeni ile) yatırdığına yönelik açıklaması ile uyumlu olduğu, Bankanın TMSF'ye devri tarihi olan 2015-Mayıs ayından sonrada bankaya para yatırılmaya devam edildiği, bu hali ile davacının Bankasyaya örgüt liderinin talimatı üzerine bu talimatla uyumlu para yatırdığının söylenemeyeceği ve örgütün talimatından çok önce başlayıp bankaya el konulmasından sonrada devam eden para yatırma/çekme/harcama şeklindeki işlemlerinin rutin bankacılık işlemi olarak kabul edilmesi gerektiği ve örgütle irtibat ve iltisak nedeni olarak değerlendirilemeyeceği, nitekim, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... K:... sayılı beraat hükmünde de, Bankasya konusunda davacının örgütsel çağrıya cevap verme kastı ile hareket ettiğinin belirlenemediği sonucuna varıldığı, dava konusu işlemde davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikası'na üyeliğinin bulunduğu tespitine yer verilmiş ise de, davacının anılan sendikaya Mart 2014-Ağustos 2014 tarihleri arasında ve Ocak 2015-Kasım 2015 tarihleri arasında üye olduğu, 16/11/2015 tarihinde de sendikadan ayrıldığı, sendikaya üye olmasından hemen sonra doğum ve ücretsiz iznine ayrıldığı, hiçbir sendika faaliyetine katılmadığı, göreve döndüğünde herkesin istifa ettiğini görünce kendisinin de sendikada istifa ettiği açıklaması karşısında, davacının örgütsel saikle sendikaya üye olduğu hususunda tam bir kanaat oluşmadığı ve bu durumun başlıbaşına FETÖ/PDY'ye ile iltisak ve irtibat gerekçesi olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu işlemde, davacının Kimse Yok Mu Derneği'ne SMS ile para gönderdiği belirtilmiş ise de, davacının, yasal izinle kurulmuş Kimse Yok Mu Derneği'ne SMS göndermesinin başlı başına örgütle irtibat ve iltisak nedeni saymanın ve kamu görevine dönmesi talebinin reddine gerekçe yapılmasının ölçülü ve hakkaniyete uygun olmayacağı, ayrıca 08/02/2022 tarihli ara kararlarına rağmen davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını gösteren başkaca delil ve tespitin dava dosyasına sunulmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı esasında yapılan yargılamada; davacının beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmış olup anılan yargılamanın da dikkate alınarak davacının kamu görevinden çıkarılma nedeni olan irtibat ve iltisak hallerinin var olup olmadığının işbu davada ortaya konulması gerektiği, davacının Bank Asya'da ... müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31/1/.2013 tarihinde 67.920,72-TL iken; mezkur hesaba 02/01/2014 tarihinde 1.000,00-TL, 21/01/2014 tarihinde 2.000,00-TL, 03/09/2014 tarihinde 2.000,00-TL, ayrıca aynı hesaba muhtelif tarihlerde toplam 16.600,00-TL daha para yatırdığı ve ilerleyen tarihlerde söz konusu tutarların 31 gün vadeli katılım hesabına para gönderildiği, davacının Bank Asya'da 16/04/2014 tarihinde 2.500,00-TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığının tespit edildiği, Aktif Eğitim Sendikasına Mart 2014-Ağustos 2014 tarihleri arasında ve Ocak 2015-Kasım 2015 tarihleri arasında üye olduğu, 16/11/2015 tarihinde de sendikadan çekilme bildirimi verdiği, Kimse Yok Mu Derneği'ne 01/05/2014-29/09/2014 tarihleri arasında SMS ile para gönderdiği tespitlerine yer verildiği, uyuşmazlıkta davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında beraat ettiği, terör örgütü üyeliği suçunu işlemediği açık olmakla birlikte, yukarıda ayrıntılı olarak gösterildiği üzere, davacının müzahir bankada talimat döneminde hesap artışında bulunması, müzahir sendikaya üye olması ve müzahir derneğe SMS yoluyla para göndermesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğu, kamu görevinden çıkarılmasına karşı yapmış olduğu başvurusunun reddine dair OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu işleminde hukuka aykırılık, söz konusu işlemin iptali yönünde verilen istinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bölge İdare Mahkemesince hiçbir gerekçe ve bireysel belirleme ortaya konulmadan şablon bir kararla davanın reddine karar verildiği, 672 sayılı KHK ile Anayasa ve yasalarda yer alan kamu görevinden çıkarılmaya ilişkin tüm prensiplere aykırı olarak, hiçbir somut sebep ve bu sebebi doğrular bilgi ve belge ortaya konulmadan binlerce kamu görevlisine karşı yürütme organınca gerçekleştirilen tasfiye sürecinde ilişiğinin kesildiği, yürütme organının kendisini hem yasama hem de yargı erki yerine koyduğu, en temel hukuki prensiplere aykırı olarak işlem tesis edildiği, OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği, faizsiz bankacılığı tercih ettiği için aile birikimlerini 22/10/2009 tarihinde Bank Asya'ya yatırdığı, düzenli bir şekilde her ay bu şekilde birikim yapmaya devam ettiği, 2013 Aralık ayında birikiminin 4 yıl sonunda 67.000,00-TL'ye ulaştığı, 2014 yılı Ocak ayında meydana gelen artışın hesabının altın kuru olması ve katılım hesabı olmasından kaynaklandığı, sadece söz konusu bankada hesabının bulunmadığı, bankanın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısı olduğunu bilmiş olsaydı bu bankaya para yatırmayacağı, en sonunda da tüm birikimleri ile ev aldığı, bankayı tercih etme sebebinin tamamen finansal bir karar olduğu ve bankanın konumunun da etkili olduğu, Devletin vermiş olduğu izin ile açılan bir bankadan hizmet almasının suç olarak gösterildiği ve karara dayanak yapıldığı, örgüt liderinin talimatıyla bankayı kurtarmak amacıyla hareket ettiğine dair somut kanıt bulunmadığı, bahsi geçen tarihlerde birçok kurumun söz konusu bankayla çalıştığı, rutin bankacılık faaliyetleri yürütmesinin ileride soruşturma geçirmesine sebebiyet verecek olmasını bilmesinin mümkün olmadığı, hesap hareketlerinin makul ve açıklanabilir olduğu, örgütsel çağrı üzerine para yatırdığına ilişkin delil bulunmadığı, Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü'nün okula göndermiş olduğu duyuru ile Aktif Eğitimciler Sendikası'ndan haberdar olduğu, demokratik ve Anayasal hakkını kullanmak amacıyla üye olduğu, hiçbir etkinliğe katılmadığı, 28/03/2014 tarihinde doğum yaptığı için ücretsiz izin ve doğum iznini kullandığı, göreve geri döndüğü tarihte görev yaptığı okulda bu sendikaya üye olarak bir tek kendisinin bulunduğunu görünce 16/11/2015 tarihinde bu sendikadan istifa ettiği, bahsi geçen sendikanın FETÖ/PDY ile ilişkisi olduğunu bilmediği, sendika aidatının maaşından kesilerek Devlet tarafından yatırıldığı, sendika üyeliğinin Anayasa ve AİHS kapsamında koruma altında olduğu, mevzuata uygun olarak kurulan ilgili kurumlar tarafından onaylanan ve denetlenen bir sendikaya mesleki hak ve menfaatlerini daha iyi koruyabilmek amacıyla üye olmasının suç olarak nitelendirilemeyeceği, Kimse Yok Mu Derneği'ne gönderildiği belirtilen SMS'lerin kesin olarak ortaya konulması gerektiği, kaldı ki Devletin izni ve onayı ile açılan ve faaliyet yürüten bir derneğe SMS gönderilmesinin herhangi bir terör örgütüyle iltisak ve irtibat içerisinde olduğuna kanıt olarak ileri sürülemeyeceği, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, herhangi bir terör örgütüne üye olmadığının bu mahkeme kararı ile sabit bulunduğu, yine herhangi bir örgütle irtibatının ya da iltisakının söz konusu olmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliğinin bulunduğu tespitine yer verilmiştir.
6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı KHK ile de kapatılmıştır.
Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ...Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wifi üzerinden erişim sağladığı bylock programı aracılığı ile diğer bylock kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin arızi durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır.
Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, belirtilen tarihten önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliğini sonlandıran kişiler yönünden irtibat ve iltisaka ilişkin başkaca bir somut bilgi ve belge yoksa salt sendika üyeliğinin tek başına irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir.
Davacının, Aktif Eğitimciler Sendikasına Mart 2014-Ağustos 2014 tarihleri arasında ve Ocak 2015-Kasım 2015 tarihleri arasında üyeliği bulunmakta ise de, 16/11/2015 tarihinde istifa etmesi karşısında, anılan Sendikaya kesintili ve sürekli olmayan üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve Sendikanın miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında, salt Sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Kimse Yok Mu Derneğine örgüte destek amacıyla para gönderdiğine ilişkin herhangi bir delil veya tespitin bulunmaması karşısında anılan derneğe SMS yoluyla para göndermesinin de davacı aleyhine örgütle irtibatına veya iltisakına ilişkin bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır.
Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankada ... müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31/1/.2013 tarihinde 67.920,72-TL iken; mezkur hesaba 02/01/2014 tarihinde 1.000,00-TL, 21/01/2014 tarihinde 2.000,00-TL, 03/09/2014 tarihinde 2.000,00-TL, ayrıca aynı hesaba muhtelif tarihlerde toplam 16.600,00-TL daha para yatırdığı ve ilerleyen tarihlerde söz konusu tutarların 31 gün vadeli katılım hesabına para gönderildiği ve davacının Bank Asya'da 16/04/2014 tarihinde 2.500,00-TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı, talimat döneminde hesap artışında bulunduğu tespitine yer verilmiş ise de; İdare Mahkemesince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığına yapılan ara karar ile davacının hesap hareketlerinin istendiği, ilgili kurumdan gelen cevabi yazı ekinde bulunan CDnin incelenmesinden, davacı tarafından; söz konusu bankada ilki 22/10/2009 tarihli olmak üzere 12 farklı hesap açıldığı, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemde olmak üzere 23/12/2015 tarihinde de yeni hesap açılışının bulunduğu, yıllara sari olarak toplam 16 defa katılım hesabı açıldığı ve bu hesapların çoğunlukla temdit edildiği, bahsi geçen 16 katılım hesabından 14'nün örgüt lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden önce açıldığı, birer tane de Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden önce ve sonra olmak üzere açıldığı, davacı tarafından 2014 yılı öncesinde kasadan para yatırma ve hesaptan para çekme, otomatik ödeme, katılım hesabı açma ve katılım hesabını temdit etme, döviz satış gibi işlemler gerçekleştirerek banka ile çalıştığı ve Bankanın TMSF'ye devri sonrası da benzer nitelikte işlemler gerçekleştirdiği, aylık hesap özeti bakiyelerinin 2013 Ocak ayında 120.744,57-TL olduğu, bu bakiyenin kimi aylar düştüğü, kimi aylar ise arttığı ve 2013 Aralık ayında 67.920,72-TL olduğu, 2014 yılı Ocak ayında 76.190,36-TL olan hesap bakiyesinin kısmen artış göstererek yıl sonunda 88.639,5-TL olduğu, bu tarihten sonra da kısmen artışlar göstererek 2015 yılı Mayıs ayında 106.451,94-TL'ye yükseldiği, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemde ise Haziran ayında 106.523,82-TL, Temmuz ayında 103.957,56-TL ve aylık olarak en yüksek artışın da gerçekleştiği Ağustos ayında 114.931,77-TL, Eylül ayında 119.435,19-TL ve Ekim ayında 118.751,1-TL olduğu görülmüştür.
Bununla birlikte davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ve kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında, "...Bankasya kayıtlarının incelenmesinde; Eskişehir Şubesi'nin ... nolu müşterisi olduğu, bankasya kayıtlarının delil olarak kullanılabilmesi için sanığın okul taksidi, kart ödemeleri vs adı altında yatırdığı ve bir süre sonra hesaptan çıkan paralar hariç olmak üzere, örgütsel çağrı öncesi olan 2013 yılı döneminde ve TMSF'nin elkoyduğu Mayıs 2015 tarihinden sonra hesapta tutmak üzere hiç para yatırmaması, sadece 2014 yılı başı ile Mayıs 2015 tarihi arasında para yatırmalarının olmasının gerektiği, sanığın örgütsel çağrı'nın ilk kez yapıldığı 25 Aralık 2013 tarihinden önceki dönemlerde ek 1 nolu hesabına 04.09.2013 tarihinde 900,00 TL, 02.10.2013 tarihinde 2.300,00 TL, 19.11.2013 tarihinde 3.000,00 TL yatırıp katılım hesabına aktarıldığı, örgütsel çağrı sonrasında da para yatırmalarının devam ettiği görülmekte ise de; sanığın örgütsel çağrı öncesi katılım hesaplarına aktarılmak üzere para yatırmalarının bulunması nedeniyle 2014 yılında salt örgütsel çağrıya cevap vermek kastı ile hareket ettiği belirlenememiş. .." yönünde tespitlerde bulunulmuştur.
Anılan Ceza Mahkemesi kararındaki tespitler ile davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderince talimat verildiği tarihten önce ve Bankanın TMSF'ye devri gerçekleştirildiği tarihten sonra da kasadan para yatırma ve hesaptan para çekme, otomatik ödeme, katılım hesabı açma ve katılım hesabını temdit etme, döviz satış gibi rutin bankacılık işlemleri olduğu anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2\. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/04/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.