Danıştay danistay 2021/8429 E. 2025/5028 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/8429
2025/5028
30 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/8429
Karar No : 2025/5028
TEMYİZ EDENLER : 1- (Davacı) ...
VEKİLİ : Av. ...
2- (Davalı) ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden davacı tarafından, dava konusu işlemin iptali ile yargılama giderlerine ilişkin kısım yönünden davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının ... Merkezi Komutanlığı emrinde Astsubay Kıdemli Başçavuş olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 9.500,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, davacının babasının 12.09.2014 tarihinde Bank Asya'da hesap açtığı ve Aralık 2014 tarihi itibariyle hesabında 35.706,24 TL bulunmakta iken bu miktarın Aralık 2015'te 57.630,03 TL'ye yükseldiği, annesinin 29/01/2014 tarihinde Bank Asya'da hesap açtığı ve Ocak-Ağustos 2014 tarihleri arasında hesabında 10.000,00-20.596,58 TL arasında değişen meblağların bulunduğu, kız kardeşinin 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kamu görevinden çıkarıldığı ve Bylock kullanıcısı olduğu hususlarının tespit edildiği, bu haliyle davacının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtabat ve iltisakının bulunduğunun görüldüğü, somut olay ve mevzuat hükmü birlikte değerlendirildiğinde, terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulu'nca devletin güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya guruplar ile hakkında kamu görevinden çıkarma kararı verilen personel arasındaki bağın "sübut" derecesinde ortaya konulmasının aranmadığı, böyle bir bağın birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amir tarafından değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü, buradaki değerlendirmenin birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirde oluşacak bir kanaati ifade ettiği, bu kanaatin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kamu görevinde kalmasının uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibaret olduğu, davacının birinci dereceden yakınlarının FETÖ/PDY ile ilişkili olduğunun tespit edildiği, davalı idarenin ifa ettiği görevin kamu güvenliği açısından haiz olduğu önem derecesi göz önüne alındığında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin davacının anne, baba ve kız kardeşleri hakkında yer verilen bilgilere istinaden tesis edildiği, davalı idarece verilen bilgi ve belgelerde doğrudan davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde bir bilginin bulunmadığı, işlemin dayanağı olarak gösterilen şahıslar ile davacı arasındaki akrabalık ilişkisinden kaynaklı bağlantının tek başına doğrudan davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılması sonucunu doğurmayacağı, davacının anne, babası ve kardeşlerinin, davacıyı etkilediği veya örgütsel faaliyetlere katkıda bulunmasını sağladığına yönelik herhangi bir bilginin de dava dosyasında yer almadığının görülmesi karşısında, evli olan ve çekirdek ailesi ile farklı ilde ikamet eden davacının anne, babası ve kız kardeşleri hakkında yapılan tespitlerin tek başına davacının, FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu sonucunu doğurmayacağı sonucuna varıldığı, davacının tazminat istemine gelince, davacının hukuka aykırı işlem nedeniyle uğradığı zarara karşılık 232.080,10 TL'nin yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, OYAK kesintisinin ise davacıya ödenmesi gereken tutar içinde bulunmadığı, bu tutarın Kurumunca OYAK'a yatırılacağı, sonucuna varıldığı, manevi tazminat istemi yönünden ise, dava konusu kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka aykırı bulunarak iptal edildiği ve anılan işlem nedeniyle davacının uğradığı maddi zararların yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, bu şekilde davacının uğradığı maddi zararın giderildiği, dava konusu işlemin yasal dayanağı ve idareye tanınan takdir yetkisi dikkate alındığında, tüm bunların davacı açısından yeterli bir tazmin aracı olduğu, dava konusu işlemin iptal edilmesinin tek başına davacıya manevi tazminat ödenmesini gerektirmediği kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline, maddi tazminat isteminin kabulüne, 232.080,10- TL maddi tazminatın tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu işlemin iptal edilmesinin dava konusu işlem ile davacının idare ile ilişiğinin kesildiği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu izlenimine sebep olunduğu, bu kapsamda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin kaydına giren 27/01/2023 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden harçlar ve yargılama giderlerine ait talepleri hariç olmak üzere feragat ettikleri bildirilmiş ve feragat hükümleri uyarınca karar verilmesi istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından,savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden bozulması, davalı idarenin temyiz isteminin idari işlemin iptali yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı, yargılama giderleri yönünden temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, ... Merkezi Komutanlığı emrinde Astsubay Kıdemli Başçavuş olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca Milli Savunma Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmış olup, söz konusu işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 9.500,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davalı idarenin 27/01/2023 tarihli dilekçesinde temyiz konu kararın, harçlar ve yargılama giderlerine ilişkin kısmı hariç iptal ve kabul kısmının temyizinden feragat edildiği belirtilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu kurala bağlanmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. (Anayasa Mahkemesi, E:2011/42, K:2013/60, K.T. :09/05/2013)
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlâl eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu hâlde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, başvurma hakkında feragat başlıklı 349/2. maddesinde; "Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur", 366. maddesinde de "bu Kanun'un istinaf yolu ile ilgili 343 ila 349 ve 352. maddeleri hükümleri temyizde de kıyas yoluyla uygulanır" hükümlerine yer verilmiştir.
MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN REDDİNE HÜKMEDİLMESİ YÖNÜNDEN DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka aykırı bulunarak iptal edildiği ve anılan işlem nedeniyle davacının uğradığı maddi zararların yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, bu şekilde davacının uğradığı maddi zararın giderildiği, dava konusu işlemin yasal dayanağı ve idareye tanınan takdir yetkisi dikkate alındığında, tüm bunların davacı açısından yeterli bir tazmin aracı olduğu, dava konusu işlemin iptal edilmesinin tek başına davacıya manevi tazminat ödenmesini gerektirmediği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanan hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
İdare hukukunun bilinen ilkeleri arasında yer alan ve idarenin tazmin sorumluluğunun türlerinden birisi olan kusurlu sorumluluk, hizmet kusuru kavramı ile açıklanmaktadır. Buradaki kusur kavramı ise özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik gibi öznel unsurlar ile tanımlanmamakta, idare tarafından yürütülen bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işletilmesindeki bozukluk ve aksaklık şeklinde nesnel bir tanımlama yapılarak, (kişiselleştirilebilen bir kusurun varlığı aranmaksızın) hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi hallerden doğan zararların tazmininde idarenin kusurlu sorumluluğu ilke ve esasları uygulanmaktadır.
İdarenin hizmet kusuru oluşturacak hukuka aykırı işlemlerinden ilgililer için doğan zararların işlemi tesis eden idare tarafından karşılanması, Anayasa'nın 125. maddesinde yer alan kuralın ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Nitekim idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinin hizmet kusuru oluşturacağı ve bu işlem ve eylemlerden doğan zararların, idare tarafından kusurlu sorumluluk esaslarına göre tazmin edileceği, Danıştay'ın öteden beri istikrarlı biçimde uygulanagelen içtihadıdır.
Bu bağlamda, bir olayda idarenin kusurlu sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, öncelikle ortada hizmet kusuru teşkil eden bir durumun varlığı gerekmektedir. İdari işlemlerden doğan zararların tazmin edilmesi amacıyla açılan tam yargı davalarında, idari işlemin hukuka aykırı olması ve bundan dolayı idari yargı yerince iptal edilmesi, idarenin hizmet kusurunun varlığını ortaya koymaktadır. Ancak hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk koşullarının da somut olayda gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu koşullar ise, idari bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idari davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetidir.
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir.
İlgililerin uğradıkları manevi zararların telafisi amacıyla hükmedilen manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği, takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıstırabı giderecek bir oranda olması ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Somut olayda; davacının davalı idarece tesis edilen ve Bölge İdare Mahkemesi kararıyla iptaline karar verilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlem nedeniyle duyduğu elem ve ıstıraptan kaynaklı olarak manevi yönden zarara uğradığı dikkate alındığında, söz konusu elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak, manevi tazminat isteminin reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
1-) Davalı idarenin temyize konu kararın harçlar ve yargılama giderlerine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi yönünden;
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu kararın, harçlar ve yargılama giderlerine ilişkin kısmı, hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2-) Davalı idarenin temyize konu kararın harçlar ve yargılama giderleri dışında kalan kısmına yönelik temyiz istemi yönünden;
Davalı idare tarafından sunulan ve ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin kayıtlarına giren 27/01/2023 tarihli dilekçede, 6100 sayılı Kanun'un 349. maddesi kapsamında harçlar ve yargılama giderlerine ilişkin talepler hariç olmak üzere temyiz kanun yoluna başvuru yönündeki taleplerinden feragat edildiği bildirildiğinden, bu kısım için temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin kabulüne, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
2\. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen REDDİNE, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; hüküm fıkrasının harçlar ve yargılama giderleri dışında kalan kısmına yönelik davalı idarenin temyiz istemi hakkında FERAGAT NEDENİYLE KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, harçlar ve yargılama giderlerine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3\. Bozulan hüküm fıkrası yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/04/2025 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.