Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/594
2025/3356
26 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/594
Karar No : 2025/3356
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : .. Madencilik İnşaat Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Trabzon İli, Maçka İlçesinde ... Mad. İnş. Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan ... Er No II-A Grubu Patlatmalı Andezit Taş Ocağı ve Kırma Eleme tesisi projesi ile ilgili olarak Trabzon Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen ... tarihli ... sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu arazinin aktif heyelan sahası içerisinde olmadığı, proje kapsamında tarım arazilerinin doğal durumuna müdahale edilmeden önce gerekli önlemlerin alınacağı taahhüt edildiğinden arazide yapılacak çalışmaların tarımsal faaliyetler üzerinde kayda değer bir olumsuz etki oluşturmayacağı, Patlatma Kaynaklı Titreşimlere Yönelik Jeolojik- Jeoteknik Rapor'da değinilen hesaplamalara uyularak sağlık koruma bandı mesafesi bırakılacağı ve kaya düşme riski olan alanlara riayet edileceği taahhüt edildiğinden yapılan patlatmaların yapılara ve karayoluna etki etmeyeceği, proje için ilgili bütün kurumlardan olumlu ve şartlı olumlu görüş alındığı, projenin çevreye karşı oluşturacağı olumsuz etkiler önceden belirlenmeye çalışılarak çözümü için gerekli önlemlerin alınmaya çalışıldığı, faaliyet sahibi tarafından gerekli taahhütlerin verildiği, proje hazırlanma sürecinde asgari gerekliliklerin sağlandığı, ekonomik olarak il genelinde böyle bir ocak alanına ihtiyaç olduğu ve sosyal refah getireceği de dikkate alındığında tedbirlerin alınması kaydıyla söz konusu tesisin ülke ekonomisine sağlayacağı katkı ile ekolojik yapıya verebileceği zarar arasında kamu yararı açısından adil bir denge bulunduğu ve bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu anlaşıldığından dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında Çevre Kanunu ve ilgili Yönetmeliğine dolayısıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dosyada mevcut 09.12.2025 tarihli hakimin reddine ilişkin dilekçeleri yokmuş gibi davranıldığı, olumlu veya olumsuz hiçbir karar alınmadan, gerekçeli kararda da bu taleplerinden bahsedilmediği, davaya konu projenin, gerek insan sağlığı ve güvenliği, gerekse de çevre üzerindeki etkileri yönünden oldukça riskli olduğu, geri dönülmez tahribatlar doğurmasının kuvvetle muhtemel olduğu, bilirkişi raporundaki gerçeğe ve hukuka aykırı tespitlere yönelik itirazlarının karşılanmadığı, bilirkişi raporundaki bazı tespitler ile raporun sonuç bölümündeki ÇED Gerekli Değildir kararının uygun olduğu şeklindeki kanaatin taban tabana zıt olduğu, kaya düşmesi riskinin bu denli fazla olduğu, geçmişte de trajik kaya düşmesi ve heyelan olaylarının meydana geldiği bu bölgede yapılacak taş ocağı kırma faaliyetinin, nasıl olup da çevresel etki değerlendirmesi gerektirmediğini anlamanın mümkün olmadığı, yine projenin orman ve bitki örtüsünde kalıcı ve geri dönülemez tahribatlara yol açma, su kaynaklarını, tarım ve hayvancılığı olumsuz etkileme risklerinin de başlı başına çevresel etki değerlendirmesini gerekli kıldığı, vahim heyelan olaylarının yaşandığı çevrenin aktif heyelan bölgesi olmadığı, yahut şirketçe verilen taahhütlerin insan sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri giderebileceği şeklindeki subjektif, bilimsellikten uzak hatta gerçek dışı tespitlere katılmalarının mümkün olmadığı, dilekçeleri ekinde sundukları KATÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden Prof. Dr. ...'un dava konusu proje hakkında hazırladığı raporda, dava dosyasındaki mevcut raporlardan çok farklı tespitler yapıldığı, söz konusu rapora göre, ÇED sahasının 375 m batısında, Sındıran Mahallesi'ne ulaşan toprak yolun heme alt kotlarında, 100m genişliğinde ve 100m uzunluğunda aktif bir heyelan bulunduğu, bu aktif heyelanın patlatmalardan kaynaklanacak titreşimlerden etkilenme olasılığı mevcut olduğu, Maçka Deresi güney kesiminde bulunan heyelanın topuğunun ruhsat sahası içinde kalmış olduğu, altta bulunan asfalt yol ve üst kotta bulunan yerleşimler için risk teşkil ettiği, ruhsat sahasının içinde, ÇED sahasının yaklaşık 120 m güneydoğusunda bulunan heyelanın patlatmalı üretim faaliyetinden etkilenme olasılığının yüksek olduğu, ruhsat sahası içinde Harmancık Mahallesi'ne giden toprak yol için risk oluşturabilecek sığ akmalara rastlandığı, ÇED sahası içinde de sığ kayma ve akma bölgelerinin olduğu görüldüğü, ruhsat sahası içinde birçok lokasyonda kaya düşme riski olduğu, işletme faaliyetleri sırasında güvenli bir ortam sağlamanın, kaya yapısı nedeniyle son derece zor olduğu, dava dosyasındaki mevcut raporda, ruhsat alanı ve ÇED alanının çevresindeki heyelan riski yönünden eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığı, bu denli mühim bir hususta yapılan yüzeysel değerlendirmenin, kabul edilemez nitelikte olduğu, dosyada mevcut Trabzon İçmesuyu ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün ... sayılı yazısında, yapılacak patlatmalardan içme suyu kaynaklarının olumsuz etkilenebileceğinin belirtildiği, proje alanının, çok sayıda komşu köyün ana içme suyu kaynaklarından olan Maçka Deresi'nin kenarında kurulmakta olduğu, içme suyunun kirlenmesine ve tahribata yol açacağı bu husustaki muhtemel tehlikenin Mahkeme tarafından nazara alınmadığı, ÇED yapılmadan projeye başlanılmasının, geri dönülemez nitelikte tahribat ve tehlikelere yol açacağı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
1-Davalı tarafından; PTD'de gerekli incelemelerin yapıldığı, gerekli tedbirlerin alınacağının PTD'de açıkça belirtildiği, bilirkişi raporunda tezat ve çelişkiye sebebiyet verebilecek herhangi bir durumun olmadığı, PTD'de heyelan potansiyeli konusunda tedbirler belirtildiği, patlatmaların çevresel etkilerinin yeterince incelendiği, PTD Ek-2.14 Patlatma Değerlendirme Raporu'nda ve Ek-2.19'da yer alan KATÜ Mühendislik Fakültesi Öğretim Görevlileri Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan Patlatma Kaynaklı Titreşimlere Yönelik Jeolojik-Jeoteknik Rapor'da konunun ayrıntılı şekilde değerlendirildiği, gerekli tedbirlere ve diğer hususlara yer verildiği, herhangi bir projeye ÇED Gerekli Değildir kararı verilmesinin o projenin yeterince incelenmediği ya da olası çevresel etkilerinin sorgulanmadığı anlamını taşımadığı, tüm kurumlardan olumlu görüş alındığı, TİSKİ görüşünde de faaliyetin yapılmasında herhangi bir sakınca olmadığının belirtildiği, temyiz dilekçesinde bahsedilen TİSKİ görüşünün, PTD değerlendirme sürecinde verdiği görüşle çelişmesinin ayrıca sorgulanması gerektiği belirtilerek, davacının temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
2-Davalı yanında müdahil tarafından; projenin tüm çevresel etkilerinin incelendiği, proje alanı içinde aktif veya eski heyelan alanı bulunmadığı, toz oluşumunun önlemlerle en az seviyeye indirileceği, ilgili tüm yönetmeliklere uyulacağının taahhüt edildiği, ilgili kurumlardan olumlu görüş alındığı, bilirkişi heyeti raporu ile ÇED Gerekli Değildir kararının uygun olduğunun tespit edildiği, hakimin reddi isteminin mesnetsiz olduğu, TİSKİ'nin 06.06.2022 tarihli kurum görüşünde su kaynakları yönünden sakınca olmadığının belirtildiği, proje ile bölgenin ihtiyacı olan kaliteli hammadde üretilerek, yeni yollar, projeler ve depreme dayanıklı olmayan konut ve binaların yenilenmesi, güçlendirilmesi çalışmalarında olmazsa olmaz kaliteli hammadde üretimi sağlanacağı, kaliteli yapı malzemelerinin üretilmesinde kamu yararı olacağı açık olduğu belirtilerek, davacının temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler, aynı konuya ilişkin olarak açılan Dairemizin E:2025/383 sayılı dosyası ile birlikte incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Trabzon İli, Maçka İlçesinde ... Mad. İnş. Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan ... Er No II-A Grubu Patlatmalı Andezit Taş Ocağı ve Kırma Eleme tesisi projesi ile ilgili olarak Trabzon Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen ... tarihli ... sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 17. maddesinde ise; "Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur." düzenlemesine yer verilmiştir. EK-IV bölümünde, Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1- Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2- Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek-5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için Orman Mühendisi, Çevre Mühendisi, Maden Mühendisi Jeoloji Mühendisi ve Ziraat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 08.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; proje sahasında maksimum topografik eğimin % 70, ortalama topografik eğimin ise % 45 civarında olduğu, arazi sınırlarını etkileyebilecek, yer değiştirmesine neden olabilecek aktif heyelan sahası içerisinde olmadığı, proje sahasında yapılan gözlemlerde kaya düşmesine duyarlı alanların mevcut olduğu, yüksek eğimin olduğu kuru dere vadi kesimlerinde sığ yamaç molozu akmalarının olduğu, proje sahasındaki Şahit Kayalar büyük blok oluşturabilecek özellikte olup, tehlikeli kaya için ciddi bir kaynak oluşturduğu, arazinin dik ve eğimli olması nedeniyle alt kotlarda yapılan patlatmalarla düşme ihtimali yükselen bu kayaların öncelikli olarak ıslah edilmesi gerektiği, her ne kadar proje sahasının yakınında konut olmasa da işletme sırasında bu kaya düşmelerinin sahanın hemen alt kısmından geçen il yoluna gelebileceği, mevcut dere yatağının korunması, yol trafik ve can güvenliğinin tesis edilmesi için askıdaki blokların temizlenmesi, Şahit kayaların kontrollü veya serbest kaya kırım yöntemleriyle ıslahının yapılması gerektiği, bu uygulamada farklı teknikler ile riskli bloklara patlayıcı veya kimyasallar yerleştirilerek kırılması sağlandığı, PTD raporunda belirtilen önlemlerin alınmasının ve gerekli izlemelerin yapılmasının önemli olduğu, dava konusu nihai ÇED raporunda; proje kapsamında kullanılması planlanan tarım arazilerinin doğal durumuna müdahale edilmeden önce 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” kapsamında gerekli önlemlerin alınacak olması taahhüt edildiği, bütün bu önlemlerin alınacak olmasının, tarımsal faaliyet açısından oluşacak olumsuzlukların ortadan kaldırılmasında etkili olacağı ve dolayısıyla dava konusu arazide yapılacak olan çalışmaların tarımsal faaliyetler üzerinde kayda değer bir olumsuz etki oluşturmayacağı, Patlatma Kaynaklı Titreşimlere Yönelik Jeolojik-Jeoteknik Rapor'da değinilen tüm bilgi ve hesaplamalara uyulacağı, dava konusu taş ocağı için hazırlanan Proje Tanıtım Dosyasının incelenmesi neticesinde yeteri kadar uzman görüşü tarafından ele alındığı, çevreye karşı oluşturacağı olumsuz etkilerin önceden belirlenmeye çalışılarak çözümleri için gerekli önlemlerin alınmaya çalışıldığı, gerekli taahhütlerin faaliyet sahibi tarafından verildiği, projenin hazırlanma sürecinde asgari gereklilikleri sağladığı, taş ocağının faaliyette olması durumunda ise ekonomik olarak il genelinde böyle bir ocak alanına ihtiyaç olduğu ve sosyal refah getireceği, sonuç olarak; Trabzon İli, Maçka İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan “... Erişim Nolu II-(4) Grubu Patlatmalı Taş (Andezit) Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi” ile ilgili olarak verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararının uygun bir karar olduğu yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu Jeoloji Mühendisliği yönünden değerlendirdiğinde, raporun 5. sayfasında mevcut dere yatağının korunması, yol, trafik ve can güvenliğinin tesis edilmesi için askıdaki blokların temizlenmesi, şahit kayaların kontrollü veya serbest kaya kırım yöntemleriyle ıslahının yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen, sonuç kısmında bahsi geçen tespitler ile çelişir biçimde ÇED Gerekli Değildir Kararının uygun olduğu yönünde tespitte bulunulduğu, yine 17. sayfada, verilen taahhütlerin mevzuatlar açısından yeterli olduğu alınan önlemlerin fiiliyatta tesis çalışmaya başladığında görülebileceği değerlendirmesinde bulunulmakla yetinildiği, ancak PTD ve eki Jeolojik-Jeoteknik Raporda belirtilen tespitlerin, önlemlerin ve verilen taahhütlerin uygulanabilir ve yeterli olup olmayacağı hususlarının Jeoloji Mühendisliği disiplini yönünden ayrıntılı teknik değerlendirmelerinin yapılmadığı; Orman Mühendisliği yönünden değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunun 18. sayfasında oluşacak tahribatın kalıcı olacağının değerlendirildiği, fauna elemanlarının yapım ve işletme süreçlerinden mutlaka etkileneceği ve bu etkinin gelecekte ne boyutta olacağının tahmin edilebilir bir süreç olmaması nedeniyle değerlendirilebilmesi için ekolojik sistemin tüm süreçlerinin bilinmesi gerektiği, ekolojik tahribatın kalıcılığı ise söz konusu alanın ekosistem sağlığının asgari ölçüde korunması ile bertaraf edilebileceği unutulmaması gerektiği, PTD'de belirtilen tedbirlerin eksiksiz olarak alınması ile belirtilen etkilerin azaltılamayacağının değerlendirildiği belirtilmesine rağmen, sonuç kısmında bahsi geçen tespitler ile çelişir biçimde ÇED Gerekli Değildir Kararının uygun olduğu yönünde tespitte bulunulduğu, ayrıca proje alanının flora ve fauna, ekosistem yönlerinden değerlendirmesini yapabilecek uzmanlığa haiz flora ve fauna uzmanlarının bilirkişi heyetinde bulunmadığı; yine proje alanının Maçka deresine yakınlığı da dikkate alındığında, projenin gerek yer altı, gerekse de yer üstü su kaynakları üzerindeki muhtemel etkilerinin ve PTD'de taahhüt edilen önlemlerin yeterli olup olmadığının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekliliği büyük önem arz etmekle birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlarda ayrıntılı teknik analizlerin yapılmadığı, bu değerlendirmeleri yapabilecek uzmanlığa haiz bir hidrojeoloji mühendisinin bilirkişi heyetinde bulunmadığı, neticede karara esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin, proje alanına ilişkin ayrıntılı somut teknik detaylar içermediği, projeye ilişkin PTD'de ve eki olan diğer raporlardaki çevresel etkilere ilişkin çalışmaların, raporlamaların ve verilen taahhütlerin, projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin tespiti ile bu çevresel etkilerin en aza indirilmesi için yeterli olup olmayacağı hususunun belirlenmesi konusunda kapsamlı teknik ve bilimsel veriler içermediği anlaşılmaktadır.
Ayrıca; projenin yapılacağı alanın jeolojik yapısı sebebiyle, başta heyelan tehlikesi olmak üzere, projeden kaynaklanacak tüm çevresel etkilerin, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanacak bir bilirkişi heyeti raporu ile belirlenmesi gerekliliği dikkate alınarak, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler ile davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ve KATÜ Mühendislik Fakültesi Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan raporlarda yer alan teknik tespit ve değerlendirmelerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi sonucunda, davaya konu projenin çevreye olan etkilerinin daha kapsamlı teknik ve bilimsel veriler içerir şekilde akademisyenlerden oluşan yeni bir bilirkişi heyeti tarafından tereddüte mahal vermeyecek şekilde daha detaylı olarak incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı, çelişkili tespitler içerdiği anlaşılmakta olup, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, tarafların tüm iddia ve savunmaları, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen rapordaki tespitler, PTD'yi hazırlayanların uzmanlık alanları ile bölgenin ve projenin özelliği ile kümülatif etkileri de dikkate alınarak, dava konusu projenin tüm çevresel etkilerinin ve bu etkilerin en aza indirilmesi için alınması gereken önlemlerin PTD'de yeterli şekilde değerlendirilip değerlendirilmediğinin, bu doğrultuda verilen taahhütlerin ve alınan önlemlerin teknik ve bilimsel açıdan yeterli olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla, seçilecek bilirkişiler arasında çevre mühendisi, hidrojeolog ve flora/fauna uzmanları da olmak üzere, tarafların iddia ve savunmalarında belirtilen ve açıklığa kavuşturulması gereken hususlar göz önüne alınarak, üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Temyiz isteminin kabulüne,
2\. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.