Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/537
2025/3256
22 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/537
Karar No : 2025/3256
TEMYİZ EDEN TARAFLAR: 1- (DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; İşlettiği dükkanda, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunları (iddia) bayiliğinin 18 yaşından küçüklere oyun oynatıldığının tespit edildiğinden bahisle bayilik ruhsatının iptali ile oyun terminalinin alınmasına ilişkin davalı idare işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi neticesinde, bayilik faaliyeti gerçekleştiremediği 04/02/2013-24/05/2016 tarihleri arasında mahrum kaldığı gelire karşılık olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 350.000,00-TL maddi ve bu süreçte yaşadığı manevi acılara karşılık olarak 100.000,00-TL manevi tazminatın idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; maddi tazminat talebi bakımından, Anayasanın 125 inci maddesinin son fıkrasına göre, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, işlemin iptali nedeniyle ilgilinin uğradığı zararların idare tarafından tazmin edilmesinin hukuk devleti ilkesinin bir sonucu olduğu, bilirkişi raporu uyarınca davacının bayilik faaliyeti gerçekleştiremediği 04/02/2013-24/05/2016 tarihleri arasında mahrum kaldığı gelirin 256.045,20-TL olduğunun tespit edildiğinden bu miktarın davacıya ödenmesi gerektiği, manevi tazminat talebi bakımından, olayda, hukuka aykırılığı Mahkeme kararı ile sabit olan işlem nedeniyle idarenin hizmet kusuru ve tazmin sorumluluğunun bulunduğu, manevi zararın işlemle bağlantılı olduğu; bu nedene davacının bu süreçte yıprandığı ve manevi yönden üzüntü duyduğu birlikte değerlendirildiğinde; davacı lehine zenginleşmeye yol açmayacak şekilde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden bahisle maddi tazminat talebi bakımından davanın kısmen kabulüne, 256.045,20-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 25/02/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebi bakımından davanın kısmen kabulüne, 15.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 25/02/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; idarenin her hukuka aykırı ya da hatalı veya eksik her işleminin tazminat sonucunu doğurmayacağı, subjektif olayın durumuna göre belli bir ağırlıkta hak ihlalinin olması gerektiği açık olup, olayda Mahkeme kararı ile tespit edilen hukuka aykırı işlemden dolayı davacının ağır bir elem ve üzüntü duymadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler kapsamında, davacının manevi tazminat talebini haklı kılacak ağır hizmet kusurunun bulunduğundan bahsedilemeyeceği ve manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı belirtilerek, İdare Mahkemesi'nce verilen kararın maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile kısmen reddi yolunda verilen karara ilişkin tarafların istinaf başvurularının reddi ile kararın, manevi tazminata ilişkin tazminat isteminin kabul edilen kısmı yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile manevi tazminatın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, davayı ikame ettiği uyuşmazlık mahkemesi kararından önceki ilk dava tarihinden (08/02/2013) itibaren faiz işletilmesi gerektiği ve manevi tazminatın kaldırılmasının hatalı olduğu, yapılan bilirkişi incelemesinde emsal bayilerin gelir durumunun dikkate alınmadığı ve bayilik iptalinden sonra elde edilen kazanç oranının düşmesinin göz önünde bulundurulmadığı ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından; bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın hatalı olduğu, davacının kazanç kaybının müşterilerin dağılmasından kaynaklanmadığı, sanal bayilerin yaygınlaşmasından kaynaklandığı, davacı lehine tazminata hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacının bayiliğinin iptal edilmesinde idarenin kusuru bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Tarafların maddi tazminata ilişkin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması, davacının manevi tazminat istemi yönünden manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacı ve Davalı İdarenin Temyiz İsteminin İncelenmesi:
Bölge İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Davacı ve davalı idare tarafından ileri sürülen hususlar, Bölge İdare Mahkemesinin davacı ve davalı idarenin bilirkişi raporu uyarınca davacının uğradığı kazanç kaybına karşılık 256.045,20 TL maddi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin talebin reddine ilişkin karara yapılan istinaf başvurularının reddi ile manevi tazminata ilişkin tazminat isteminin kabul edilen kısmı yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile manevi tazminatın kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının, hüküm altına alınan maddi tazminata yargı kararıyla iptal edilen idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğine yönelik temyiz istemine gelince:
Anayasa'nın 125. maddesinde, ''İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.... İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.'' kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralı yer almıştır.
Yukarıda açık metnine yer verilen 12. madde ile idari işlemden doğan zararın karşılanması istemiyle açılan tam yargı davalarında izlenmesi gereken yöntem belirlenmiş ve tam yargı davası açılmasının usul ve esasları kurala bağlanmıştır.
Anılan maddeye göre, işlemden doğan zarara ilişkin tam yargı davalarının üç ayrı şekilde açılması mümkündür. Bunlardan birincisi, işlemden doğan zararın ödenmesi istemiyle doğrudan tam yargı açılması; ikincisi, zararı doğuran işlemin iptali istemine yönelik olarak iptal davası ile birlikte tam yargı davasının açılmasıdır. Üçüncüsü ise; zararı doğuran işlemin önce iptal davasına konu edilmesi, bu davada verilecek karar üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğinden itibaren dava açma süresi içinde tam yargı davası açılmasıdır.
Uyuşmazlığa konu dava, işlemden doğan zarara ilişkin tam yargı davalarının üçüncü hali olan iptale dayalı tam yargı davası olup, maddi zararı doğuran davacıya ait iddia bayilik ruhsatının iptali üzerine oyun terminalinin alınması işleminin sonrasında yargı kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi üzerine tam yargı istemiyle açıldığına göre, iş bu uyuşmazlık davacının hukuka aykırı işlem nedeniyle uğradığı maddi tazminat tutarına, yargı kararıyla iptal edilen işlem hukuk aleminden hiç doğmamış gibi tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacağından, iptal edilen idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi hukuki sonucunu doğurmaktadır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince, davanın açıldığı 25/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine şeklinde karar verildiği görülmekle, kararın yasal faizin başlangıcı açısından verilen kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Ancak, bu husus, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, kararın hüküm fıkrasının faize ilişkin kısmının "maddi tazminatın 08/02/2013 tarihinden (davanın ilk açılış tarihi) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine'' şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların temyiz istemlerinin reddine
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacının uğradığı kazanç kaybına karşılık ... TL maddi tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesi ile fazlaya ilişkin kısmının ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmının Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3\. Kararın faize ilişkin kısmının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA oybirliğiyle,
4\. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/05/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava, davacı ile davalı idare arasında mevcut bayilik sözleşmesine istinaden davacının büfecilik ve bakkaliye faaliyeti de yürüttüğü dükkanda spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunları (iddia) bayiliği de yaptığı; 18 yaşından küçüklere oyun oynattığının tespit edildiğinden bahisle bayilik ruhsatının 30/01/2013 tarihinde davalı idarece iptal edildiği; oyun terminalinin ise 04/02/2013 tarihinde geri alındığı; söz konusu işlemin, açılan dava neticesinde Mahkeme kararıyla iptal edilmesi ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmesi sonucunda davacının bayilik ruhsatının ve oyun terminalinin geri verildiği; davacı tarafından, bayilik faaliyeti gerçekleştiremediği 04/02/2013-24/05/2016 tarihleri arasında mahrum kaldığı gelire karşılık olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 350.000,00-TL maddi ve bu süreçte yaşadığı manevi acılara karşılık olarak 100.000,00-TL manevi tazminatın idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istemiyle işbu dava açılmıştır.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte olup; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Olayda, hukuka aykırılığı Mahkeme kararı ile sabit olan işlem nedeniyle idarenin hizmet kusuru ve tazmin sorumluluğunun bulunduğu, manevi zararın işlemle bağlantılı olduğu; davacının bu işlemle iş yaşamının olumsuz etkilendiği, ticari itibarının zedelendiği ve bu durumun elem ve üzüntü verici nitelikte olduğu, davacının bu süreçte yıprandığı ve manevi yönden üzüntü duyduğu birlikte değerlendirildiğinde; davacı lehine zenginleşmeye yol açmayacak şekilde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacının bayilik ruhsatının iptali nedeniyle durdurulmasının toplum içerisinde davacı üzerinde baskı oluşturduğu, davacının bu bu süreçte manevi yönden zarara uğradığı gözetilerek davacının uğradığı manevi zararın karşılığı olarak manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın manevi tazminat yönünden bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.