Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/465
2025/2272
14 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/465
Karar No : 2025/2272
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 28/04/2011 tarih ve 27918 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 07/04/2011 tarih ve 2011/1677 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listenin değiştirilmesine ilişkin 19/11/2015 tarih ve 29537 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 09/11/2015 tarih ve 2015/8220 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, Aksu Çayı Taşkın Koruma Projesi kapsamında, Antalya ili, Aksu ilçesi, ... Mahallesi'nde yer alan ve davacının hissedarı olduğu ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden; davalı idarenin, toplulaştırma işleminin yürütülmesine yönelik mevzuatı sırasına göre uyguladığı, parsel indeks değerlerini belirledikten sonra yeniden dağıtımda, bu indeks değerleri doğrultusunda arazi dağıtım miktarlarını doğru yaptığı, uygulamada katılım payını %4,4178 oranında uygulayarak mevzuatta belirtilen katılım payını aşmadığı, dosya içerinde bulunan sabit tesis tutanakları incelendiğinde, parselin geneli için sabit tesis tutanaklarının düzenlenmiş olduğu, parselde hissedar olanlar için ayrı ayrı ve detaylı bir sabit tesis tutanağı düzenlenmediği, bu nedenle kişi kişi kullanım tespiti yapılmadığı, davacıya uygulama sonunda gerek paylı mülkiyet gerekse iştirak halinde (elbirliği) mülkiyet hisseleri 4 ayrı yerden verildiği, parsellerdeki sabit tesislerin kullanımı ile ilgili kişisel kullanım tespiti yapılmadığı için davacının kullanımında olan ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki nar bahçesinin de hisselendirildiği, nar bahçesi olarak kullanılan alanın yaklaşık 8.600,00 m² olarak ölçüldüğü, keşif esnasında yapılan görüşmede, nar bahçesinin tamamının davacı tarafından kullanıldığının beyan edildiği, davacının uygulama sonrasında verilen parsellerde, paylı mülkiyet olarak 2.363,64 m², iştirak halinde (elbirliği) mülkiyet olarak 17.300,06 m² olmak üzere toplam 19.663,70 m² arazi varlığı olduğunun anlaşıldığı, davalı idarenin, uygulama yaparken, sabit tesis kullanımını kişi kişi belirlemediği için sabit tesisin üzerinde olduğu parseli, kullanıcısına vermeyip hisselendirdiği ve iştirak halindeki (elbirliği) mülkiyet olan hisseleri paylı mülkiyete dönüştürmeyip iştirak halinde mülkiyet olarak bırakarak, bu hisselere düşen arazileri sabit tesis (nar bahçesi) etrafında tek parsel olarak toplama imkanı varken bu işlemleri yapmadığından dolayı Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliğinin 16. maddesinin (a) ve (c) bentleri ile 7. maddesinin 2. ve 3. bentlerine uygun işlem yapmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin anılan parsellere ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacıya ait hisse miktarları ile iştirak halinde olan hisselerin hesabında hata yapıldığı, raporun bu haliyle yanıltıcı olduğu, ek rapor alınması gerekirken davanın kabulüne karar verildiği, bilirkişi raporuna yapılan itirazların dikkate alınmadığı, toplulaştırma işlemi yapıldığı zaman yürürlükte bulunan mevzuata göre elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesine ilişkin bir düzenleme ve uygulamanın bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 17. maddesinde; "Arazinin rasyonel kullanımını sağlamak amacıyla parsel büyüklüklerinin optimum ölçülerde oluşması için, arazinin yarısından çoğuna malik bulunan ve sayıca maliklerin yarısından fazlasını oluşturanların muvafakati üzerine isteğe bağlı, Bakanlığın veya kurulların talebi üzerine kamu yararı gözetilerek isteğe bağlı olmaksızın, Bakanlar Kurulu kararı ile arazi toplulaştırma proje sahası belirlenir ve uygulanır. Bakanlar Kurulunun bu kararı toplulaştırma ve diğer işlemler yönünden kamu yararı kararı sayılır. Bu karar sonucu isteğe bağlı olarak veya maliklerin muvafakati aranmaksızın proje bazında arazi toplulaştırması, köy gelişim ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile kırsal alan düzenlemesi Bakanlık tarafından yapılır veya yaptırılır. Uygulamada isteğe bağlı toplulaştırmalara öncelik tanınır." hükmüne yer verilmiştir.
6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'un Ek 9. Maddesinde, (Ek: 19/4/2018-7139/7 md.) arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ve bu parsellerin arazi özellikleri ve alanı değerlendirilerek kullanım şekillerinin belirlenmesi ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması maksadıyla arazi toplulaştırmasının yapılacağı, arazi toplulaştırması projesinin uygulanacağı sınırlar içinde kalan alanın arazi toplulaştırması proje sahası olarak belirleneceği; bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların DSİ’nin bağlı olduğu Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır.
İşlem tarihinde yürürlükte bulunan 09/12/2017 tarih ve 30265 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Arazi Toplulaştırma Uygulama Yönetmeliği'nin "Parsellerin yeniden düzenlenmesi" başlıklı 16. maddesinde; "c) Maliklere ait şerhli ve takyitli, parçalı ve hisseli araziler, bu halleriyle yeni parsellere taşınarak toplulaştırılır. ç) Sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesisler eski maliklerine verilecek şekilde parsel planlaması yapılır. Ancak mal sahibinin birden fazla bu özellikte sabit tesisi var ise malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteği dikkate alınır." hükümlerine yer verilmiştir.
Arazi Toplulaştırma Teknik Talimatının 19. maddesinde, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirileceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 07/04/2011 tarih ve 2011/1677 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listenin değiştirilmesine ilişkin 09/11/2015 tarih ve 2015/8220 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca davacının taşınmazlarının bulunduğu alanda yapılan toplulaştırma işlemlerinin 06/08/2018 tarihinde tamamlanarak tescil için tapu müdürlüğüne gönderildiği, bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin ise toplulaştırma işlemleri tamamlandıktan sonra 07/02/2019 tarihli ve 30679 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği'ne göre yapıldığı, toplulaştırmanın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 2017 tarihli yönetmelik hükümlerinde elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilebileceğine ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığı, aksine maliklere ait hisseli arazilerin bu halleriyle yeni parsellere taşınarak toplulaştırılacağının düzenlendiği görülmüştür.
Ayrıca, bilirkişi raporunda davacının kök parsellerden gelen toplam hak ediş miktarının 19.663,70 m², nar bahçesi alanının ise 8.600,00 m² olduğu, nar bahçesinin müstakilen davacıya tahsis edilmesinin mümkün olduğu ve bu şekilde tahsis yapılmamasının uygun olmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de, UYAP TAKBİS mal varlığı sorgulama verilerine göre işlem tarihindeki davacının veraseten iştiraka ve diğer paylarına ilişkin toplam hak ediş miktarının yaklaşık 4.100 m² olduğu; bilirkişi kurulunun hak ediş miktarı hesabını veraset grubuna düşen kişilerin hisselerinin bütününü, sadece davacı hissesiymiş gibi değerlendirdiği, böylece davacı hak edişini 19.663,70 m² olarak yanlış hesapladığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre davacının hissesinin içinde bulunduğu verasette iştirak grubundan ayrılamayacağı ve verasette iştirak grubu dışında kalan hissesinin düzenleme ortaklık payı kesintisi sonrası 2.363 m² olduğu, davacının kullanımında olan nar bahçesinin yüz ölçümünün 8.600 m² olduğu dikkate alındığında, 2.363 m² davacı hissesinin, davacının kullanımında olan nar bahçesinin büyüklüğünün altında olduğundan müstakil parsel olarak verilmesinin mümkün olmadığı, davacıya hisseli parsel tahsis edilmesinin teknik ve hukukî zorunluluktan kaynaklandığı anlaşıldığından dava konusu işlemin anılan taşınmazlara ilişkin kısmında hukuka aykırılık, aksi yöndeki İdare Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 14/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı ...'ın ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlarda verasette iştirak şeklinde malik olduğu anlaşılmıştır.
Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda davanın elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmında, bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle kısmen ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararın anılan kısmında hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, Dairemiz çoğunluk kararına kısmen gerekçe yönünden katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.