SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2025/4476 E. 2025/5044 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/4476

Karar No

2025/5044

Karar Tarihi

7 Ekim 2025

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/4476 E. , 2025/5044 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/4476
Karar No : 2025/5044


TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Maden İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. ...

MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA): 1- ... Derneği
2- ...
VEKİLLERİ : Av....

3- ... İdaresi Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av....

İSTEMİN KONUSU: ...İdare Mahkemesinin ...... tarih ve E..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Ankara ili, Beypazarı ilçesi, ... Mahallesinde bulunan RN:... nolu II-A grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesinin, ASKİ Genel Müdürlüğünün ...... tarih ve E... sayılı olumsuz görüş yazısı dolayısıyla ÇED Yönetmeliğinin 6/4. maddesi uyarınca ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirilmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün .../.../... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Dairemizin 06/11/2024 tarih ve 2024/2447, K:2024/6159 sayılı kararı ile bozulması üzerine, anılan bozma kararına uyularak verilen 10/01/2025 tarihli ara kararıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan ek bilirkişi heyeti raporunun incelenmesi sonrasında İdare Mahkemesince verilen kararda; Ankara ili Beypazarı ilçesi ... Mahallesinde ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan "87185 Nolu II-A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi" projesi ile ilgili olarak, alanın jeolojisi, topoğrafyası ve hidrojeolojik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, ocağın işletilmesi halinde bölgedeki ekosistem üzerinde kalıcı bozulmalar meydana gelebileceği, buna göre, sahada yapılması düşünülen "II-A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma- Eleme Tesisi" projesinin faaliyete geçmesinin uygun bulunmaması nedeniyle projeye ait Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Projenin yer seçimi ve hukuki statüsünün mevzuata uygun olduğu, proje sahasının herhangi bir özel koruma statüsüne sahip alan içerisinde olmadığı, proje için alınmış olan maden ruhsatının halen geçerli olduğu, proje alanı bakımından çevre ve madencilik mevzuatına aykırılık teşkil eden bir durum olmadığı, proje alanında ve yakın çevresinde kapsamlı hidrojeolojik incelemeler yapıldığı ve önemli bir içme suyu kaynağı tespit edilemediği, proje alanı mansabındaki su kaynaklarının debilerinin çok düşük ve mevsimsel olduğu, en yakın kaynak noktasının, proje sahasının yaklaşık 1,1 km güneyindeki mesire alanında yer alan küçük bir doğal kaynak olduğu, kaynak suyunun beslendiği havzanın önemli bir kısmının proje sahasının dışında geniş bir alanı kapsadığı, proje faaliyetlerinin bu kaynağı besleyen yer altı suyu sistemine etkisinin sınırlı ve dolaylı olabileceği, projenin su dengesi üzerindeki olası etkilerini minimize etmek için somut taahhütlerde bulunulduğu, DSİ'nin öngördüğü tüm tedbirlerin aynen proje planına dahil edildiği, su kaynaklarının büyük kısmının mevsimsel karakterli olduğu ve proje alanında devamlı bir içme - kullanma suyu tesisatı bulunmadığı, hidrojeolojik raporun, yer altı suyu akiferinin üstünde çalışılacağı ve kirletici unsurların sızdırmaz tedbirlerle depolanacağı gibi güvenceler sağladığı, su varlıklarının korunması amacı, ÇED sürecinin devam ettirilerek gerekli şartların belirlenmesiyle daha etkin şekilde sağlanabilecekken, sürecin tamamen sonlandırılmasının ölçüsüz bir idari tasarruf olduğu, hidrojeoloji raporundaki eksikliklerin ÇED sürecinin sonlandırılmasını gerektirmediği, bu eksikliklerin ÇED süreci içinde yapılacak kapsamlı bilimsel çalışmalarla giderilebileceği, ASKİ'nin öne sürdüğü risklerin somut verilere değil, genel ihtimallere dayandığı, hidrojeolojik raporun hem kavramsal hem kantitatif açıdan yeterli olduğu, hidrojeolojik risklerin yönetilebilir düzeyde olduğu, hidrojeolojik raporda ve proje taahhütlerinde, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'ne uyulacağı, faaliyet süresince düzenli yer altı ve yüzey suyu izlemesi yapılacağının belirtildiği, patlatma sonucu oluşacak sismik titreşimlerin yer altı su tablasını veya akiferdeki su akışını bozmayacağı, jeolojik olarak su taşıyan birimlerin, yüzeyin altında ve derinde kaldığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
1-Davalı tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
2-Davalı yanında müdahil ASKİ tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
3-Davalı yanında müdahiller ... Derneği ve ... tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket tarafından yapılması planlanan ''ER:... No'lu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi'' projesi için Ankara Valiliği tarafından verilen... tarihli ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının iptali istemiyle açılan davada,.... İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay Altıncı Dairesi'nin 06/10/2022 tarih ve E:2022/3328, K:2022/8463 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, sonrasında davacı şirket tarafından yapılması planlanan RN:... Nolu ''II-a Grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi'' projesinin Ankara Valiliği'ne sunulduğu, ASKİ'nin 06.07.2023 tarihli olumsuz görüşüne istinaden ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'nün... tarih ve ... sayılı yazısı ile ÇED sürecinin sonlandırıldığı;
Ankara ili, Beypazarı ilçesi, ... Mahallesinde bulunan RN:... nolu II-A grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesinin, ASKİ Genel Müdürlüğünün ...tarih ve E... sayılı olumsuz görüş yazısı dolayısıyla ÇED Yönetmeliğinin 6/4. maddesi uyarınca ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirilmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; hükmüne, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2024 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyonca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri nedeniyle gerçekleştirilmesinde çevre açısından sakınca görüldüğünü belirten Bakanlık kararı'' olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır. 14. maddesinde; ''(3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz kararını on (10) iş günü içinde verir...'' denilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesinin gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç olduğu açık olmakla birlikte, bu kapsamda verilen ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin kararların iptali istemiyle açılan davalarda, projenin yapılmasının mevzuat bakımından uygun bulunmama durumunun, bu durum özelinde somut bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davaya konu işleme sebebiyet veren ASKİ'nin olumsuz görüşünün, projenin, çevresindeki yer altı ve yüzey su kaynaklarına olabilecek olası menfi etkileri hususu ile sınırlı olduğu görüldüğünden, davanın çözümünün, projenin hidrojeolojik etkileri yönünden yapılan tespitler çerçevesinde yapılması gerekmekte olup, hükme esas alınan, 05.05.2025 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, "... Su Kaynakları (Hidroloji/Hidrojeoloji) açısından Proje Etki Alanının işletmenin mansabındaki su kaynaklarına etkilerinin değerlendirilebileceği şekilde Mesire Yeri Kaynaklarını kapsayacak şekilde tanımlanması, İşletme alanındaki faaliyetlerin işletmenin yaklaşık 1130 metre mansabındaki su kaynaklarına, yüzeysel akışa etkiler, alüvyonaltı akışa etkiler ve yeraltısuyu akışına etkiler şeklinde değerlendirilebilecek şekilde ortaya konması, bu kapsamda, proje alanı ve etki alanındaki hidrojeolojik karakterizasyon ve kavramsallaştırma çalışması yapılmalıdır. Bu konudaki eksiklik, gerek ÇED Raporunda gerekse ÇED Raporuna temel oluşturan Hidrojeoloji Raporunda işletmeye konu litolojik birim olan Soğucak Formasyonunun aynı zamanda alanda yeraltısuyu içeren birimlerden biri olduğu belirtilmekte, bu birimin “bölgesel ölçekte düşük su geçirgenliği olan bir akifer olarak hizmet verebildiği, ancak üst kesimlerindeki kil ve marn ardalanmalı birimler daha iyi hidrojeolojik özelliklere sahip olabildiği ve daha yüksek su depolama kapasitesi sağlayabildiği; bununla birlikte, kesin bir değerlendirme yapmak için daha fazla yerel araştırma ve veri toplama gerekli” olduğu şeklinde açıkça belirtilmektedir. Mesire yerindeki kaynakları başta olmak üzere, işletme mansabında bulunan ve yöre halkı tarafından çeşitli amaçlarla kullanılan çeşme-kaynakların oluşum ve boşalım mekanizmalarının hidrojeolojik kesitlerle gösterilerek beslenme alanlarının belirlenmesi, Mesire yerinde boşalan su noktalarında akım ölçümleri yapılarak bu su noktalarının kökeni, beslenme alanları ve su kaynağı olarak potansiyelinin ortaya konmasına yönelik hidrolojik bütçe hesaplamalarının yapılması, işletme faaliyetlerinin gerçekleşmesi durumunda hidrolojik bütçe bileşenlerinde oluşabilecek değişimlerin bu su kaynaklarına etki olarak nasıl yansıyacağı ortaya konmalıdır. Bu kapsamda, Çatın Deresinin su toplama havzasının yaklaşık % 20'sinden fazla bir kesimde oluşan yüzeysel akış ocak tarafından kesilerek Çatın deresi yatağına, buradan da olasılıkla Mesire Yeri su kaynaklarına ulaşamama durumu araştırılması, bu bilgiler ışığında, faaliyetlerin olumsuz etkilerinin önlenmesi veya en aza indirilmesi için gerekli taahhüt ve tedbirlerin, ilgili yönetmeliklere uyulacağı gibi genel ve somutlaştırılmamış taahhütler yerine, yapılan teknik çalışmalardan alınan sonuçların gerektirdiği şekilde somut önerilerle verilmesi raporlanması, olmak üzere, proje sahası ve sahanın içinde bulunduğu hidrolojik havza ve hidrojeolojik sistemin hidrolojik ve hidrojeolojik karakterizasyonunu ve kavramsal modelini ortaya koyacak şekilde yeniden yapılarak tekrarlanması gerekmektedir.(...) Birinci bilirkişi raporunda davacı kalker ocağının madencilik, kırma eleme ve stoklama gibi bütün faaliyetlerinin ve tesislerinin dere yatağı içinde yer aldığı belirtilmiştir. Bu durum mevzuata uygun değildir. Bu bağlamda da kalker işletmesi mevzuata ayrı bir başvuru yapmaktadır. Keşif sırasında başka su ihtiyacına ve yönetimine yönelik gözlemler yapılmıştır: Madencilik faaliyetinin yapılacağı alanın su temini amaçlı kullanıldığı bu su hattının köye kadar devam ettiği görülmüştür. Dosyada bölgedeki kayıtlı hayvancılık faaliyetinin sınırlı olduğu ifade edilmektedir. Bölgede hayvancılığın endüstriyel boyutta olmaması hayvancılık için gerekli su ihtiyacının göz ardı edilmesi gerektirmez. Keşif sırasında gözlenen bir diğer durum, bölgeye ulaşımı sağlayan tek asfalt yol büyük tonajlı araçların geçişi için genişlik ve yol sağlamlığı olarak uygun değildir. Bölgedeki ulaşım için kullanılan yolun durumu. Yol yapımı sırasında gerekli olan altyapı hazırlanmadan asfalt döküldüğü görülmektedir. (...) SONUÇ: Bilirkişi heyeti T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ASKİ'nin görüşünü dikkate alarak ÇED sürecini sonlandırmasını yürürlükte olan mevzuata göre doğru işlem olarak değerlendirmektedir. Mevcut hukuki tanımlamalar su hakkı önceliğini insani kullanıma vermektedir. Dere yatağı içine tesis kurmak, kalker stoklamak, nakliyat sağlama yönetmeliklere uygun değildir. Bölgenin geçmiş yıllarda yaşadığı taşkın olduğu bölge topoğrafyasının taşkın oluşmasına uygun olduğu da dosyada vurgulanmaktadır. Keşif sırasında yapılan gözlemler ve değerlendirmeler, mevcut su kullanımının dikkate alınması, kapsamlı hidrojeolojik değerlendirme, ekosistem hassasiyeti, olası arkeolojik varlıklar, taşıma faaliyetleri, toz gürültü gibi ÇED sürecinde dikkate alınması gereken ve süreci etkileyecek ilave konuların olduğunu ortaya koymaktadır. Bunlar yerüstü ve yeraltı su kalitesini olumsuz etkileyecek faaliyetlerdir. Bilirkişi raporunda yapılacağı söylenen taş ocağı faaliyeti madencilik teknikleri açısından uygun planlanmıştır. Öte yandan su havzası içinde bulunmasından bağımsız olarak dosyada yer verilen raporlardan daha kapsamlı jeolojik ve hidrojeolojik hazırlık gerektiği kanısına varılmıştır. Bilirkişi heyeti, bakanlık tarafından ASKİ görüşüne referansla, mevzuata uygun olarak, durdurulan ÇED raporu hazırlanma sürecine etki edecek unsurlara da dosya bilgisi ve keşif sonuçları üzerinden vurgu yapmıştır. Bu durumun bilirkişi görüşlerinde çelişki oluşturmadığı yeniden yapılan değerlendirmede mütalaa edilmiştir." yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, temyize konu kararda da bilirkişi heyeti raporunda yapılan tespitler değerlendirilerek, projenin faaliyete geçmesinin uygun bulunmaması nedeniyle projeye ait Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; temyize konu karara esas alınan bilirkişi heyeti ek raporundaki su kaynaklarına dair tespitler incelendiğinde, tespit ve değerlendirmelerin yer altı ve yüzey su kaynakları yönünden, projeye ilişkin ÇED Raporundaki tespitlerin eksik ve yetersiz olması, projeye dair faaliyetlerin çevreye olan olumsuz etkilerinin önlenmesi veya en aza indirilmesi için gerekli taahhüt ve tedbirlere ÇED Raporunda yer verilmemesi hususlarında yoğunlaştığı, söz konusu ek raporda; projenin belirtilen alanda yapılmasının uygun olmadığına ilişkin net bir değerlendirmede bulunulmadığı, yer seçim kriterlerinin doğru uygulanıp uygulanmadığının, proje faaliyetlerinin, proje alanı ve etki alanında bulunan su kaynaklarına olumsuz yönde etki etmeyeceğini ortaya koyması gerektiği, Hidrojeoloji Raporunda, projenin su kaynaklarını olumsuz yönde etkilemeyeceği yönünde herhangi bir veri ve teknik değerlendirme bulunmadığı tespitinde bulunulduğu görülmektedir.
Bu durumda; temyize konu kararda, davaya konu projenin, bilirkişi heyeti tarafından belirlenen eksikliklerin giderildiği, çevresel etkilerin kabul edilebilir seviyelere indirilmesine yönelik uygulanabilir tedbirleri içeren bir ÇED Raporu hazırlanmak suretiyle yapılıp yapılamayacağı hususunun tereddüde mahal vermeyecek şekilde ortaya konulmamış olduğu anlaşıldığından, Dairemizce yapılan değerlendirme sonucunda, temyize konu Mahkeme kararı gerekçesindeki söz konusu belirsizliğin giderilmesini teminen, kararın hüküm kısmında yer alan ''...projesinin faaliyete geçmesinin uygun bulunmaması nedeniyle'' ifadesinin karar metninden çıkarılması ve ''...projeye...'' ifadesinin ''...projesi...'' olarak değiştirilmesi, yine karar metnine hüküm paragrafından önce gelmek üzere ''Öte yandan; davacı tarafından, bu dosyada yapılan yargılama kapsamında düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda projeye ilişkin eksik ve yetersiz olduğu tespit edilen hususların giderildiği, çevresel etkilerin kabul edilebilir seviyelere indirilmesine yönelik uygulanabilir tedbirleri içeren bir ÇED Raporu hazırlanmak suretiyle projeye ilişkin yeniden ÇED sürecinin işletilmesi yönünde başvuruda bulunabileceği tabiidir.'' ifadesinin eklenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde GEREKÇESİ DEĞİŞTİRİLEREK ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 07/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim