Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/438
2025/878
10 Şubat 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/438
Karar No : 2025/878
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ...
VEKİLLERİ : Av....
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 28/04/2011 tarih ve 27918 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 07/04/2011 tarih ve 2011/1677 sayılı Bakanlar Kurulu kararının eki listenin değiştirilmesine ilişkin 19/11/2015 tarih ve 29537 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 09/11/2015 tarih ve 2015/8220 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, ... Çayı Taşkın Koruma Projesi kapsamında, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi'nde yer alan ve davacıların hissedarı olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundaki tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, toplulaştırma işlemi sırasında mevzuatta belirtilen hususlar doğrultusunda işlem tesis edildiği, mevzuatta belirtilen %10'luk katılım payının aşılmadığı, davacının tarım arazisinin, toplulaştırma işlemi sonrası geçimini sağlamaya ve iş gücünü değerlendirmeye yeterli olacak şekilde tesis edildiği, Arazi Toplulaştırması Ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Parsellerin yeniden düzenlenmesi" başlıklı 16.maddesinin 16/c maddesinde belirtilen “Sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesisler mümkün olduğunca eski maliklerine verilecek şekilde parselasyon planlaması yapılır. Ancak mal sahibinin birden fazla bu özellikte sabit tesisi var ise malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteği dikkate alınır.” maddesine uygun olarak sabit tesislerin davacılara bırakılarak parselasyon işleminin yapıldığı, 16/d maddesinde ”Dikili tarım arazileri ile örtü altı tarımı yapılan araziler gerektiğinde kendi içinde toplulaştırmaya konu olur. Bu yerlerde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında belirlenen parsel büyüklükleri esas alınır.” hükmü uyarınca işlem tesis edildiği, toplulaştırma projesi kapsamında oluşturulan blok alanları, kadastro parsel sınırları, tahsis alanları gibi mühendislik hesaplamaları göz önüne alındığında yapılan toplulaştırma projesi kapsamında oluşturulan yeni ... ada ... parsel tahsisi geldisi olan ... ada ... parsel ile aynı yerden yapıldığı, davalı idarenin bu alanlarda yaptığı uygulamalarda hata olmadığı, sabit tesis olarak değerlendirilen alanları doğru bir şekilde yerinde ve parsel malikine bırakıldığı, bu nedenle dava konusu toplulaştırma işleminin mevzuat hükümlerine ve arazi toplulaştırma ilkelerine aykırı olmadığının somut olarak saptanması karşısında dava konusu işlemin anılan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dosyadaki bilgi ve belgeler ile ek bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacıların toplulaştırma öncesi hissedar oldukları ve birbirine komşu durumda bulunan ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz ile ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazdaki hisselerinin mevzuatta yer alan maliklere tek bir parselde yer verilmeye çalışılır ilkesi uyarınca birleştirilerek tek bir parselden tahsis yapılması mümkün olmasına rağmen yapılmadığı anlaşıldığından, toplulaştırma işleminin bu davanın konusu olan ... ada ... parsele ilişkin kısmında hukuka uygunluk, aksi yöndeki ilk derece Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İlk bilirkişi raporunda toplulaştırmanın mevzuata uygun olarak yapıldığının tespit edildiği, ek bilirkişi raporunda ise, davacılara tek parselden hisse verilmesinin teknik olarak mümkün olduğunun belirtildiği, iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, ... ada ... parsel sayılı taşınmazda 15 hissedar, ... ada ... parsel sayılı taşınmazda ise 12 hissedar bulunduğu, maliklerin talepleri olmadan hisse sahiplerinin hangilerinin birbiri ile aynı parselde kalmak istedikleri, hangilerinin ayrı ayrı müstakil olmak istediklerinin idarece tespit edilmesinin mümkün olmadığı, toplulaştırma işleminin mülakat ve askı süreçlerini takip etmeyen ve taleplerini idareye bildirmeyen davacılar açısından mevzuata uygun olarak yapıldığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Amaç" başlıklı .... maddesinde, "Bu Kanunun amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemektir." hükmüne, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan "Arazi toplulaştırması ve dağıtımı" başlıklı 17. maddesi, .... fıkrasında, "Arazinin rasyonel kullanımını sağlamak amacıyla parsel büyüklüklerinin optimum ölçülerde oluşması için, arazinin yarısından çoğuna malik bulunan ve sayıca maliklerin yarısından fazlasını oluşturanların muvafakati üzerine isteğe bağlı, Bakanlığın veya kurulların talebi üzerine kamu yararı gözetilerek isteğe bağlı olmaksızın, Bakanlar Kurulu kararı ile arazi toplulaştırma proje sahası belirlenir ve uygulanır." hükmüne; son fıkrasında ise, "Toplulaştırma çalışmaları ile ilgili usul ve esaslar tüzükle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hüküm uyarınca yürürlüğe konulan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Arazi Toplulaştırmasına İlişkin Tüzük'ün "Parsellerin Yeniden Düzenlenmesi" başlıklı 26. maddesinde, "Proje idaresi tarafından çevre ve doğanın korunması ve iyileştirilmesi dikkate alınarak proje alanının yeniden düzenlenmesi aşağıda belirtilen hususlara uygun olarak yapılır veya yaptırılır:
a) Yeni blokların oluşturulmasında, yerleşim birimleri arasındaki mevcut veya yeni düzenlenecek kadastral sınır, mevcut yol, kanal, tesis ve projeleri ile topoğrafik yapı dikkate alınır.
b) Maliklerin istekleri de dikkate alınarak parsellerin arazi derecelendirmedeki hakedişlerden azami yüzde on ortak katılım payı düşüldükten sonra kalan miktarın toplamına eşit değerdeki alan, mümkünse tek parsel olarak tercih sırasına göre verilir.
c) Maliklere ait şerhli ve takyitli, parçalı ve hisseli araziler, bu halleriyle yeni parsellere taşınarak toplulaştırılır.
ç) Sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesisler eski maliklerine verilecek şekilde parsel planlaması yapılır. Ancak mal sahibinin birden fazla bu özellikte sabit tesisi var ise malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteği dikkate alınır.
d) Proje alanında birden fazla yerleşim birimleri arasındaki alan değişikliklerine ilişkin kadastral sınır değişiklikleri, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır.
e) Dikili tarım arazileri ile seraların olduğu alanlar gerektiğinde kendi içinde toplulaştırmaya konu olur. Bu yerlerde parsel büyüklükleri yörenin ihtiyaçlarına göre belirlenir.
f) Kamu kuruluşlarınca tesis edilmiş olan irtifak hakları, uygulama sonucu oluşacak yeni parsellere maliklerin muvafakatı alınmadan ve bedel ödenmeden aktarılır.
g) Çayır ve meralar, toplulaştırmaya dahil edilerek mümkün olduğunca sulama, tahliye ve yol sisteminden faydalandırılır.
ğ) Proje sahasındaki sabit tesislerin tescilleri yapılmış olsun ya da olmasın tüm dokümanları ilgili kişi ve kuruluşlardan temin edilerek bunlardan yerleri değiştirilemeyecek olanların mevcut durumları korunur." kuralları yer almıştır.
7 Şubat 2019'da 30679 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Arazi Toplulaştırması Ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Parsellerin yeniden düzenlenmesi" başlıklı 16.maddesinde; "a) Maliklerin istekleri de dikkate alınarak parsel değer sayılarından azami yüzde on ortak tesislere katılım payı düşüldükten sonra kalan miktarın toplamına eşit değerdeki alan, mümkünse tek parsel olarak tercih sırasına göre verilmeye çalışılır. c) Sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesisler mümkün olduğunca eski maliklerine verilecek şekilde parselasyon planlaması yapılır. Ancak mal sahibinin birden fazla bu özellikte sabit tesisi var ise malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteği dikkate alınır. d) Dikili tarım arazileri ile örtü altı tarımı yapılan araziler gerektiğinde kendi içinde toplulaştırmaya konu olur. Bu yerlerde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında belirlenen parsel büyüklükleri esas alınır." hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi'nde yer alan ve davacıların hissedarı olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; dava konusu arazi toplulaştırma işleminin dağıtım ilke ve esasları ile kamu yararına uygun olup olmadığının tespiti amacıyla mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "Dava konusu ... ada ... no’lu parselin kök parseli ... ada ... no’lu parseldir. Davacı ...’ın ... ada ... no’lu parselde 13/55 hissesi hisseye karşılık 31.778,20 m² yeri vardır. Davacı Ünal Manavuşak’ın ... ada ... no’lu parselde diğer ortağı ile veraset iştirak halinde 53758348/236500000 hissesi hisseye karşılık 3.056,07 m² yeri vardır. Davacı ...’ın hissesine düşen 31.778,20 m² lik alan parsel indeksi 0,65 olarak alınan kök parselden, blok indeks değerinin de 0,65 olarak alındığı ve %5.... katılım payı kesilerek 30158/125547 hissesi hisseye karşılık 30.157,51 m²’si ... ada ... parselde Davacı ... adına hisseli olarak tescil edilmiştir. Davacı ...’ın veraset iştirak halinde diğer ortağı ile beraber hissesine düşen 3.056,07m² lik alan parsel indeksi 0,65 olarak alınan kök parselden, blok indeks değerinin de 0,65 olarak alındığı ve %5.... katılım payı kesilerek veraset iştirak halinde diğer ortağı ile beraber ... ada ... parseldeki hisseleri birleştirmek sureti ile 3756/125547 hissesi hisseye karşılık 3.756,12 m²’si ... ada ... parselde veraset iştirak halinde diğer ortağı ile beraber adlarına hisseli olarak tescil edilmiştir. Davacı ...’nin hissesine düşen 16.744,67 m² lik alan parsel indeksi 0,65 olarak alınan kök parselden, blok indeks değerinin de 0,65 olarak alındığı ve %5.... katılım payı kesilerek 15891/125547 hissesi hisseye karşılık 15.890,69 m²’si ... ada ... parselde adına hisseli olarak tescil edilmiştir. Dosya içerisindeki AT tabloları hesapları incelenmesi sonucunda geldi parseldeki dava dışı ...’un geldi parseldeki hissesine isabet eden 3056.07m²’lik alan DOP payı düşüleşerek 2.900,21 m² olarak ... ada ... parsele tahsisinin yapılmıştır. Buna göre ... ada ... parselin tahsis alanı –... Hissesi+... veraset iştirak halinde diğer ortağı ile beraber hissesi =127.589,46 m²-2.900,21 m²+855,90 m² = 125.545,15 m² tapu alanını vermektedir. Davacıların adına tescil edilen ... ada 2 parselin Uyguluma Yönetmeliğinin Parselin Yeniden Düzenlenmesi başlıklı 16/a maddesinde yer alan “Maliklerin istekleri de dikkate alınarak parsel değer sayılarından azami yüzde on ortak tesislere katılım payı düşüldükten sonra kalan miktarın toplamına eşit değerdeki alan, mümkünse tek parsel olarak tercih sırasına göre verilmeye çalışılır.“, 16/c maddesinde belirtilen “Sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesisler mümkün olduğunca eski maliklerine verilecek şekilde parselasyon planlaması yapılır. Ancak mal sahibinin birden fazla bu özellikte sabit tesisi var ise malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteği dikkate alınır.”, 16/d maddesinde belirtilen ”Dikili tarım arazileri ile örtü altı tarımı yapılan araziler gerektiğinde kendi içinde toplulaştırmaya konu olur. Bu yerlerde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında belirlenen parsel büyüklükleri esas alınır.” ilkelerine uygun olarak yapıldığı tespit edilmiştir. Dava konusu toplulaştırma işlemi incelendiğinde 05/03/2015 - 06/03/2015 tarihleri arasında mahallinde mülakatlar yapılmış, 11/07/2016- 26/07/2016 tarihinde .... Askı Parselasyon Planı mahalle meydanında 15 gün süre ile askıya çıkmış ve tutanak altına alınmış, 12/04/2017 - 27/04/2017 tarihinde 2. Askı Parselasyon Planı 15 gün süre ile askıya çıkmış ve tutanak altına alınmış,12/04/2019 - 27/04/2019 tarihinde bilgilendirme askıya çıkmış ve tutanak altına alınmış, ... tarih ... yevmiye ile tapuda tescili yapılmıştır. Toplulaştırma projesi kapsamında oluşturulan nblok alanları, kadastro parsel sınırları, tahsis alanları gibi mühendislik hesaplamaları göz önüne alındığında yapılan toplulaştırma projesi kapsamında oluşturulan yeni ... ada 2 parsel tahsisinin geldisi ola ... ada ... parsel ile aynı yerden yapıldığı anlaşılmıştır. Toplulaştırmayı yapan davalı idarenin uygulamayı, dava konusu ... ada ... parsel, yeni ... ada 2 parsel yönünden Arazi Toplulaştırma kuralları, 3083 ve 5403 sayılı kanun ile Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme İşlemleri Uygulama Yönetmeliği’ne uygun olarak yaptığı" kanaatinin belirtildiği görülmektedir.
İdare Dava Dairesinin ara kararı üzerine bilirkişi heyeti tarafından hazırlanarak dosyaya sunulan ek bilirkişi raporunda ise; "dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, eski ... ada ... nolu parselde davacı ...'ın hissesine düşen 31.778,20 m² alan parsel indeksi 0,65 olarak alınan kök parselden blok indeks değerinin de 0,65 olarak alındığı ve %5,... katılım payı kesilerek 30158/125547 hisseye karşılık 30.157,51 m²'si ... ada 2 parselde adı geçen davacı adına hisseli olarak tescil edildiği, söz konusu parselde davacı ...'ın veraset iştirak halinde diğer ortağı ile beraber hissesine düşen 3.056,07 m² lik alan parsel indeksi 0,65 olarak alınan kök parselden blok indeks değerinin de 0,65 olarak alındığı ve %5,... katılım payı kesilerek veraset iştirak halinde diğer ortağı ile beraber ... ada, 4 parseldeki hisseleri ile birleştirilmek suretiyle 3756/125547 hisseye karşılık 3.756,12 m²'si ... ada ... parselde adı geçen davacının veraset iştirak halinde diğer ortağı birlikte adlarına hisseli olarak tescil edildiği, davacı ...'nin hissesine düşen 16.744,67 m² alan parsel indeksi 0,65 olarak alınan kök parselden blok indeks değerinin de 0,65 olarak alındığı ve %5,... katılım payı kesilerek 15891/125547 hisseye karşılık 15.890,69 m²'si ... ada ... parselde adı geçen davacı adına hisseli olarak tescil edildiği, davacıların ... ada, ... nolu parselde toplam 30.157,51m² + 3.756,12 m² + 15.890,69 m² = 49.804,32 m² alana sahip olduğu, davacıların ... 4. İdare Mahkemesi'nde açtığı E:2020/903 sayılı davanın konusu ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, eski ... ada, ... nolu parselde ise, davacı ...'ın hissesine düşen 9.378,58 m² alan parsel indeksi 0,65 olarak alınan kök parselden blok indeks değerinin de 0,65 olarak alındığı ve %5,... katılım payı kesilerek 8900/39698 hisseye karşılık 8.900,27 m²'si ... ada 3 parselde adı geçen davacı adına hisseli olarak tescil edildiği, söz konusu parselde davacı ...'nin hissesine düşen 3.607,15 m² alan parsel indeksi 0,65 olarak alınan kök parselden blok indeks değerinin de 0,65 olarak alındığı ve %5,... katılım payı kesilerek 3423/39698 hisseye karşılık 3.423,18m²'si ... ada ... parselde adı geçen davacı adına hisseli olarak tescil edildiği, davacıların ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parselde toplam 12.323,45 m² + 49.804,32 m² = 62.127,77 m² alanının olduğu, davacılara ait söz konusu alanın tek bir parselden hisseli olarak verilmesinin ... ili, ... ilçesi için Kanun ile belirlenen yeterli gelirli tarım arazi büyüklüklerinde belirtilen sulu arazi için 60 da dan büyük olacağından tek bir parselden tahsis yapılmasının teknik olarak mümkün olacağı, davacıların her iki parseldeki hisselerinin toplanması sonucu oluşacak yeni parselde ...'ın 3905778/6212777 hisse sahibi, ...'nin ... hisse sahibi, ...'ın 375612/6212777 hisse sahibi ve ...'ın 342318/6212777 hisse sahibi olacağı, davacıların ... ada, ...nolu parseldeki toplam 12.323,45 m² alanın iptali ile ... ada, ... nolu parselin yeni yüzölçümünün 27.375,86 m² olacağı, dava dışı maliklerin hisse oranlarının ise değişmeyeceği, davacıların ... ada, ... nolu parseldeki toplam 49804,32 m² alanın iptali ile ... ada, ... parselin yeni yüzölçümünün 75.740,83 m² olacağı, dava dışı maliklerin hisse oranın değişmeyeceği" kanaati belirtilmiştir.
Bu durumda, İdare Dava Dairesince her ne kadar davacıların toplulaştırma öncesi hissedar oldukları ve birbirine komşu durumda bulunan ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde yer alan ... ada ... parsel sayılı taşınmaz ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki hisselerinin mevzuatta yer alan "maliklere tek bir parselde yer verilmeye çalışılır" ilkesi uyarınca birleştirilerek tek bir parselden tahsis yapılması mümkün olmasına rağmen yapılmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, davacı ...'ın her iki parselde toplam 39.057,78 m², ...'nin ise 19.313,87 m², ...'ın ise veraseten iştirak halinde 3.756,12 m² hissesinin olduğu, bu arazi miktarların da ... ili, ... ilçesi için Kanun ile belirlenen yeterli gelirli tarım arazi büyüklüklerinde belirtilen sulu arazi için 60 da dan küçük olduğu dikkate alındığında, bu haliyle davacılara tek tek müstakil olarak tahsisin mümkün olmadığı, davacıların hisselerinin birleştirilerek verilmesi yönünden ise toplulaştırma işlemi sırasında herhangi bir itiraz ve talepte bulunulmadığından davalı idarece kimin kiminle hissedar olmak istediği bilinemeyeceğinden ve toplulaştırmanın diğer yönleriyle de mevzuata uygun yapıldığı anlaşıldığından yapılan toplulaştırma işleminin anılan parsele ilişkin kısmında hukuka aykırılık, aksi yöndeki İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 10/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacılardan ...'ın bir kişi ile birlikte dava konusu taşınmazda verasette iştirak şeklinde malik olduğu anlaşılmıştır.
Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda ... yönünden elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu bakılan davada, ...'ın iştirak halinde malik olduğu hissesi yönünden diğer hissedar ile birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarın muvafakatının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer malikin açılan işbu davada muvafakatının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ... açısından kısmen ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda ... yönünden hukuki isabet bulunmadığından belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın anılan kısmına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.