Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/4053
2025/5227
14 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/4053
Karar No : 2025/5227
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI)
... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2-...
3- ... 4- ...
5- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; İzmir ili, Torbalı ilçesi, ... Mahallesi Mevkinde yer alan ... San Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan Kırma Eleme Tesisi Kapasite Artışı ve Pasa Değerlendirme Projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 14. maddesi gereğince tesis edilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dairemiz bozma kararı üzerine İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyadaki bilgiler ve bilirkişi raporundaki tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanı çevresindeki 3 km sınırı içinde kalan daha düşük seviyede bulunan tarım alanları ve zeytinlik alanların üzerinde birikim göstereceği, mermer ocak alanı içinde orta bölümde kurulması planlanan dava konusu kırma eleme tesisine getirilen pasa malzemelerinin ocak alanı içinden taşındığından ocak alanının orta bölümünde bulunan kırma eleme tesisinin daha önceden izin verilmiş maden alanının zeytinlik alanlara mesafesi ile dava konusu kırma-eleme tesisi kapasite artışı projesi kapsamında kurulması planlanan kırma eleme tesisinin zeytinlik alanlar mesafe olarak aynı mesafede olduğu, dava konusu yapılması planlanan kırma eleme tesisinin doğu ve batısındaki zeytinlik ve badem ağacı dikili alanların olduğu, batı yönündeki karayolu ile ekili tarım alanları arasında yol boyunca uzanan en yakın zeytinlik alanların 70 ile 150 metre uzaklıklarda başladığı, doğu yönündeki badem dikili alanların 220 metre uzaklıkta olduğu, yine doğu yönündeki zeytinlik alanların ise 350 ve 400 metre uzaklıklarda başladığı, mevcutta olan toz ve gürültü etkisine ilave olarak dava konusu yapılmak istenilen kırma eleme tesisinin günde 16 saat ve yılın 12 ayında çalışılacağı göz önünde alındığında, mevcutta mermer işletmesinden kaynaklanacak olan toz etkisinin artacağının kesin olduğu, açık ocak madenciliğinin hemen hemen her aşamasında toz oluşumunun meydana geldiği, toz emisyonunun kazı, yükleme, boşaltma, depolama, kırma-eleme ve nakliye gibi yüzeyde gerçekleştirilen her türlü faaliyetler sonucu parçacıkların mekanik olarak aşınması ve rüzgar etkisi ile serbest bir şekilde atmosfere yayılmasıyla oluştuğu, toz emisyonunun en çok stok alanındaki ekipman ve nakliye sürecinde araçların hareketi sürecinde oluştuğu, bunu boşaltma ve rüzgar erozyonunun izlediği, maden işletme sürecinin uzunluğu ve yıl içindeki çalışma süresi dikkate alındığında toz etkisinin devamlı ve etkili olacağı, tarım alanları ile kırma-eleme tesisi alanı ile pasa döküm alanlarının çok yakın konumda olması nedeniyle ve bu alanların ortasında bir ada şeklinde tepelik alan halinde olan maden sahasının tüm yönlerden esen hafif rüzgarlardan bile etkileneceği, maden sahasına tarım alanlarının 70 metre mesafede başladığı, toz etkisini önleyebilecek doğal eşik özelliğindeki yükseltilerin bulunmadığı, dava konusu kırma-eleme tesisinin tozdan daha düşük yükseklikteki tarım arazilerinin ve yerleşim yerlerinin doğrudan etkileneceği, bu yönü ile ÇED dosyasının yetersiz/eksik hazırlanıldığı, proje alanında ve yapılacak yeni yollar ile kullanılan yolların güzergahlarının ve uzunluğunun belirlenmediği, yeni yolların yapımı ve kullanılan yolların ihyası sırasında kaç ağacın kesileceği, cinsi ve yaşları ile sahanın işletme süreci boyunca ağaçların artım miktarı kaybı hesaplanmadığı, güzergahın belirlenmesinde ormanların entansif ormancılığın yapılabileceğinden daha küçük parçalara bölünmemesinin dikkate alınmadığı, Bern Sözleşmesi EK.II listesinde olan sürüngen ve kuş türlerinin nasıl korunacağının açıklanmadığı, bu bilgiler doğrultusunda yapılan değerlendirmeler neticesinde; dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının uygun bulunmadığı, bu durumda, yukarıda kısmen yer verilen hususlarla ilgili ÇED dosyasının yetersiz/eksik olarak hazırlandığı, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanının 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlarına olan etkisinin değerlendirilmediği, bu yönde bir tedbir alınmadığı, tozun zeytinlik alanlara zarar vereceği, zeytinlerin gelişmesine olumsuz etkisi olacağı görüldüğünden söz konusu proje ile ilgili olarak verilen "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1- Davalı idare tarafından; dava konusu projenin yeni bir ocak faaliyetine ilişkin olmayıp ÇED süreci proje kapsamında daha önce planlanıp ÇED Gereklidir Kararı verilen sürecin devamı niteliğinde olduğu, proje alanında, faaliyet sahibi tarafından alınan ÇED Gerekli Değildir Kararından önce ocak üretim çalışmalarının yürütüldüğü, üretim aşamasında oluşan pasa malzemesinin ocak alanı içerisinde depolandığı, mevcut olan pasa malzemesinin kırma-eleme tesisinde işlem görmesi hedeflendiği, ek bilirkişi raporunda projenin maden, jeoloji ve çevre mühendisliği bakımından uygun görüldüğü, toz oluşumunun sınır değerler altında olduğu, zeytin ağaçlarının vejetatif ve generatif gelişimini etkileyecek düzeyde toz oluşumunun beklenmeyeceğinin açıkça belirtilmesine rağmen iptal kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir
2- Davalı idare yanında Müdahil tarafından; ek bilirkişi raporunda projenin gerçekleşmesi halinde zeytinliklerin vegetatif ve generatif gelişimine mani olacak düzeyde toz oluşumunun beklenmediği, projenin çevre üzerindeki muhtemlel olumsuz etkilerinin , alınacak önlemlerle mevzuata göre kabul edilebilir düzeyde olacağı belirtilmesine rağmen verilen iptal kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay Dördüncü Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2023/12410, K:2023/5915 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin 31/10/2024 tarih ve E:2024/3550, K:2024/6013 sayılı kararı ile bozulması üzerine, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... kararı hakkında işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
İzmir ili, Torbalı ilçesi, ... Mahallesi Mevkinde yer alan ... San Tic.Ltd.Şti. tarafından yapılması planlanan Kırma Eleme Tesisi Kapasite Artışı ve Pasa Değerlendirme Projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 14. maddesi gereğince ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı tesis edilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde; "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. (Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/99 md.) Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının %10’unu geçemez." hükmü yer almaktadır.
03/04/1996 tarih ve 22600 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Zeytinciliğin Islahı Yabanilerin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesinde "Zeytinlik Saha: Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antepfıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız çeşitleri veya şahıs arazisi olan tapuda bu şekilde kayıtlı sahalar ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli makilik ve fundalıklardan oluşan en az 25 dekarlık alan" olarak tanımlanmış; (03/04/2012 tarih ve 28253 sayılı Resmî Gazete'de Yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) "Zeytinlik Sahalarda Sanayi Tesisi Kurulmasının Önlenmesi" başlıklı 23'üncü maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde "Zeytinlik sahaları içerisinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinyağı fabrikası hariç, zeytinin vegetatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak, "Çevresel Etki Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler... (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelere hiçbir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez...' kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Jeoloji Yüksek Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Çevre Mühendisi, Maden Mühendisi ve Orman Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, hazırlanan kök bilirkişi raporunda özetle; projenin maden mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda; davaya konu kırma-eleme tesisinde değerlendirilmesinin, güvenlik, çevre ve görsel açılardan uygun olacağı, jeoloji mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda; önlemlerin alınması ve belirtilen taahhütlere uyulması durumunda söz konusu etkinliğin jeolojik ve hidrojeolojik açıdan olumsuz etkisinin olmayacağı düşünüldüğünden, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının Jeoloji Mühendisliği açısından uygun olduğu, çevre mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda; ÇED raporunda verilen iş kapasitelerine ve toz emisyonunun önlenmesine yönelik taahhütlere uyulması durumunda, madencilik faaliyetinin ilgili yönetmeliklerde verilen sınır değerleri sağlaması yönüyle çevresel etkilerinin kabul edilebilir düzeyde kalacağı kanaatine varıldığı, dolayısıyla "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının uygun görüldüğü, orman mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda; kurulması planlanan kırma-eleme tesisinde yapılacak üretim çalışmaları, mermer ocağı işletmeciliğinde oluşacak pasanın değerlendirilmesine yönelik olup üretim aşamasında ayrıca bir pasa malzemenin oluşmayacağı, pasa malzemesi oluşmamasının faaliyet sahibinin taahhüdü altında olduğu ve bu doğrultuda herhangi yeni bir pasa depolama alanının da oluşturulmadığı, kırma-eleme tesisinden çıkacak bypass malzemesinin de aynı doğrultuda satışının gerçekleştirileceği, proje alanında yapılacak yeni yollar ile kullanılan yolların güzergahlarının ve uzunluğunun belirlenmediği, yeni yolların yapımı ve kullanılan yolların ihyası sırasında kaç ağacın kesileceği, cinsi ve yaşları ile sahanın işletme süreci boyunca ağaçların artım miktarı kaybının hesaplanmadığı, güzergahın belirlenmesinde; ormanların, entansif ormancılığın yapılabileceğinden daha küçük parçalara bölünmemesinin dikkate alınmadığı, Bern Sözleşmesi ek.II listesinde yer alan sürüngen ve kuş türlerinin nasıl korunacağının açıklanmadığı, bu nedenlerle, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının uygun olmadığı, ziraat mühendisliği açısından değerlendirilmesi sonucunda ise; dava konusu projenin yapılmak istenildiği alanın 3 km çevresindeki tüm yönlerde yoğun kapama şeklinde dikimi yapılmış bakımlı, oldukça yaşlı zeytinlik alanların bulunduğu, yapılmak istenilen bu proje ile özellikle pasa döküm alanlarının hemen yanında (70 m gibi) bulunan zeytinlik alanlardan başlamak üzere 3 km içinde çok yoğun olarak bulunan zeytin ağaçlarının büyük bir bölümünün toz etkisinde kalabileceği kanaatine varıldığı, yapılması planlanan kırma eleme tesisinin çalışması, pasanın dışarıdan veya maden içinde mermer pasasının taşınmasından kaynaklanabilecek tozların çok yakın konumdaki ekili, dikili ve 3 km uzaklık içinde bulunan alandaki zeytin ağaçlarının vegatatif ve generatif gelişmesine olumsuz etkisi olacağı yönünde görüş bildirilmiş tüm bu değerlendirmeler neticesinde dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ve yapılan temiz incelemesi neticesinde, Dairemizce verilen bozma kararı ile uyuşmazlık konusu faaliyetin, ocağın zeytinliklere mesafesinin ölçümünün yapılarak, daha önceden izin verilmiş alanın zeytinlik alanlara mesafesinin tespiti ile dava konusu kırma-eleme tesisi kapasite artışı projesi kapsamında zeytinlik alanlara mesafe olarak ne kadar yaklaşıldığının tespit edilerek, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak şekilde kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığı hususu ile projenin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının açıklığa kavuşturulması istenilmiştir.
Bozma kararı üzerine İdare Mahkemesince, bilirkişilere dosya üzerinde yeniden inceleme yaptırılmış ve ek bilirkişi raporu düzenlenmiş olup işbu raporda ise özetle; kurulacak kırma eleme tesisinin fabrika tipi olacağı ve tamamen kapalı sistem olacağı, tesis içinde toz kaynağı olan her bir ünitenin (bunker, kırıcılar, elekler, bantlar) kapalı ortam içerisine alınacağı ve kapalı ortam içerisine alınan ünitelere toz indirgeme sistemi (torbalı filtre) kurulacağı ve emisyonun baca yolu ile atılacağının belirtildiği, açık ocak madenciliğinin hemen hemen her aşamasında toz oluşumunun meydana geldiği, toz emisyonunun kazı, yükleme, boşaltma, depolama, kırma-eleme ve nakliye gibi yüzeyde gerçekleştirilen her türlü faaliyetler sonucu parçacıkların mekanik olarak aşınması ve rüzgar etkisi ile serbest bir şekilde atmosfere yayılmasıyla oluştuğu, toz emisyonunun en çok stok alanındaki ekipman ve nakliye sürecinde araçların hareketi sürecinde oluştuğu, bunu boşaltma ve rüzgar erozyonunun izlediği, ÇED raporunda; toz emisyonu hesaplamalarında, 0,9 hektar alanda depolanan 300.000 ton/yıl pasa malzemesinin kırılması için stok sahası ile kırma eleme tesisi arası yaklaşık mesafe gidiş-dönüş 250 m, ocak alanı ile kırma eleme tesisi arasındaki mesafe gidiş-dönüş 600 m, kırma eleme tesisinden ürün stok alanına mesafesi gidiş-dönüş 100 m, nihai nakliye süreci asfalt yola kadar 800 m kabul edildiği, bu mesafelerin farklılık göstermesinin emisyon sonuçlarını değiştireceği, proje sahibinin, en kötü senaryoya göre en uzak mesafelere göre ocak alanında bir güzergâh belirlediğini kabul edersek belirlenen mesafelerin uygun kabul edilebileceği, ancak ÇED raporunda verilen emisyon dağılım grafiklerinden de görüleceği üzere, tarım alanlarının toz emisyonu etki alanında kaldığı, bu tarım alanlarının değişen konsantrasyonda toz emisyonlarına maruz kalacağı, yapılmak istenilen bu proje ile özellikle pasa döküm alanlarının hemen yanında (70 m-400 metre arasında) bulunan zeytinlik alanlardan başlamak üzere 3 km içinde zeytin ağaçlarının büyük bir bölümünün sınır değerlerin altında da olsa toz etkisinde kalabileceği, özellikle maden alanının doğu, batı ve kuzeyindeki tüm arazilerin verimli, mutlak tarım arazisi şeklinde verimli ekili tarım arazileri ile zeytin dikili alanlar şeklinde tarım arazisi olduğu ve Maden Ocağının 70 metre batısında ve 400 metre doğusunda bağlayan bir bahçe düzeni şeklinde dikilmiş kapama zeytinlik alanlar ve diğer ağaç dikili alanlar ile 150 metre batısında ise mutlak tarım arazisi vasfındaki ekili alanlar şeklinde arazilerin olduğu, maden ocağının ve kırma eleme tesisinin ekili ve zeytinlik alanlardan daha yüksek konumda bulunduğu, kırma eleme tesis alanının özellikle güneyindeki zeytin dikili alanlarına 70-400m arasında başlayan uzaklıklarda bulunduğu," değerlendirmelerine yer verilmiş ve dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; ilgili ÇED dosyasının yetersiz/eksik olarak hazırlandığı, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanının 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlarına olan etkisinin değerlendirilmediği, bu yönde bir tedbir alınmadığı, tozun zeytinlik alanlara zarar vereceği, zeytinlerin gelişmesine olumsuz etkisi olacağı gerekçeleriyle dava konusu "ÇED Olumlu" kararının iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının gerekçeleri arasında her ne kadar, ÇED dosyasının yetersiz/eksik olarak hazırlandığı, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanının 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlarına olan etkisinin değerlendirilmediği, bu yönde bir tedbir alınmadığı, tozun zeytinlik alanlara zarar vereceği, zeytinlerin gelişmesine olumsuz etkisi olacağı görüldüğü sonucuna yer verilmişse de; dosyada bulunan dava konusu işleme dayanak oluşturan İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün projeye dair olumlu görüşünün bulunduğu, bu görüş yazısında ise ''konuyla ilgili olarak yeni bir alanda izin verilmesine gerek olmadığı, aynı sahada mermer ocağı çalışmaları yürütülürken ortaya çıkan pasanın ortadan kaldırılması amacıyla ve İzmir Valiliği Mahalli Çevre Kurulunun 10/03/020 tarihli kararının 6. maddesinde 'madencilik faaliyetleri kapsamında kurulması planlanan yeni kırma eleme tesislerinin kalıcı malzemelerle tamamen kapalı ortam içerisine alınması, kapalı ortam içinde ve dışında ilgili mevzuat gereğince toz indirgeme sistemlerinin kurulması ve gerekli tedbirlerin alınması' çerçevesinde ... (6 derecelik) ... - ... ... X ... ... ... ...-... koordinatları arasında kalan önceden izin verilmiş alan içerisindeki 0,15 ha alanda ilgili tesisin yapılmasının uygun mütaala edildiğinin görüldüğü, öte yandan düzenlenen ek bilirkişi raporunda da; yapılmak istenen bu proje ile özellikle pasa döküm alanlarının hemen yanında bulunan zeytinlik alanlardan başlamak üzere 3 km içinde zeytin ağaçlarının büyük bir bölümünün sınır değerlerin altında da olsa toz etkisinde kalacağı, başka bir deyişle zeytinlik alanlarda 'sınır değerlerin altında toz oluşumunun görüldüğü'nün belirtildiği, buna göre, dava konusu edilen 'ÇED Olumlu Kararı'nın zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak şekilde etkilerinin olmayacağı ve projenin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemlerle giderilebileceği, projenin, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Dolayısıyla; bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren bilirkişilerin görüşleri, yukarıda belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davalı idare ve müdahilin temyiz isteminin kabulüne,
2\. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ... ile Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2 (i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3\. Aşağıda dökümü gösterilen ve davacı tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan ...-TL yargılama gideri ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine,
4\. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemlerii halinde davacılara iadesine,
5\. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara ve müdahile iadesine,
6\. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
7\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 14/10/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; İzmir ili, Torbalı ilçesi, ... Mahallesi Mevkinde yer alan ... San Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan Kırma Eleme Tesisi Kapasite Artışı ve Pasa Değerlendirme Projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 14. maddesi gereğince tesis edilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Temyize konu Mahkeme kararına esas alınan kök ve ek bilirkişi raporları incelendiğinde; dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının maden, çevre ve jeoloji mühendisliği açısından uygun bulunduğu, ziraat mühendisliği ve orman mühendisliği açısından ise proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanı çevresindeki 3 km sınırı içinde kalan daha düşük seviyede bulunan tarım alanları ve zeytinlik alanların üzerinde birikim göstereceği, dava konusu ÇED dosyasının incelenmesinden maden işletme sürecinin uzunluğu ve yıl içindeki çalışma süresi dikkate alındığında toz etkisinin devamlı ve etkili olacağı, projenin bulunduğu alan ve çevresinin 3 km sınırı içinde bulunan ova-yamaç şeklindeki fizyografyadaki alanların bölgede zeytin ağacı tarımının yapıldığı en eski tarım alanlarından biri olması, kırma-eleme tesisinin 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlara olası etkileri ile ilgili hususların ve alınacak önlemlerin yeterince açıklanmadığı, bu yönü ile ÇED dosyasının yetersiz/eksik hazırlanıldığı, proje alanında ve yapılacak yeni yollar ile kullanılan yolların güzergahlarının ve uzunluğunun belirlenmediği, yeni yolların yapımı ve kullanılan yolların ihyası sırasında kaç ağacın kesileceği, cinsi ve yaşları ile sahanın işletme süreci boyunca ağaçların artım miktarı kaybı hesaplanmadığı, güzergahın belirlenmesinde ormanların entansif ormancılığın yapılabileceğinden daha küçük parçalara bölünemeyeceği hususunun dikkate alınmadığı, Bern sözleşmesi EK-II listesinde olan sürüngen ve kuş türlerinin nasıl korunacağı açıklanmadığı, ÇED dosyasının yetersiz/eksik olarak hazırlandığı, proje ile işletilmesi planlanan kırma-eleme tesisinin işletilmesi sürecinde oluşabilecek tozun doğrudan işletme alanının 3 km çapında yoğun olarak bulunan kapama bahçe şeklindeki zeytinlik alanlarına olan etkisinin değerlendirilmediği, bu yönde bir tedbir alınmadığı, tozun zeytinlik alanlara zarar vereceği, zeytinlerin gelişmesine olumsuz etkisinin olacağı tespit edilmiş olup, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.