Danıştay danistay 2025/3876 E. 2025/5066 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/3876
2025/5066
7 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/3876
Karar No : 2025/5066
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Tekirdağ İli, Çorlu İlçesi, ... Mahallesi, ... Evleri, ... ada, ...parsel sayılı taşınmazda ... tarafından yapılması planlanan ... ruhsat numaralı IV grup kuvars kumu ocağı, eleme tesisi kapasite artışı ve ilave yıkama tesisi projesine ilişkin olarak Tekirdağ Valiliğince verilen ... tarih ve E... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, maden mühendisi ve biyolog bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; öncelikle projenin 25 hektarın altında (24,96 hektar) olduğu, bu itibarla da Yönetmelik gereği proje hakkında proje tanıtım dosyası hazırlandığı, ancak ruhsatlı sahanın 354,89 ha olduğu ve bunun 74,63 ha'lık kısmı için işletme izni düzenlendiği, buna göre faaliyetin 74,63 ha'lık bir alanda gerçekleşeceğinin kabulü gerektiğinden ÇED raporu hazırlanması ve ÇED Olumlu Kararı alınması gerektiği, işin esasına ilişkin olarak ise; yapılması planlanan faaliyetin çevreye (çevre ve çevre özelinde doğa, toprak, hava, su ve su kaynakları ile bitki örtüsü açısından) ve insan sağlığına vereceği/verebileceği zararların ne düzeyde olabileceği sorusuna verilen cevapta; dava konusu faaliyette ortaya çıkabilecek etkiler hakkında proje tanıtım dosyasında olası riskler ve bunlara karşı “önleyici/azaltıcı tedbir”lerin neler olduğuna dair açıklamalara yer verildiği, bu kapsamda özellikle toz ve gürültü hakkında alınacak tedbirlerin açıklandığı, projede patlatma olmayacağının belirtildiği, ancak konu hakkında herhangi bir tedbire dair açıklamaya yer verilmediği, Tablo 56’da “toz oluşumu” hakkında verilmiş açıklamadan, “toz oluşumuna sebep olacak kaynakların kapalı ortam içerisine alınacağı, torbalı filtre sisteminin kurulacağı”nın belirtildiği, ancak, proje tanıtım dosyasında (sayfa 161) toz kirlenmesine ilişkin alınacak tedbirler arasında bu şekilde bir tedbire yer verilmediği, aynı şekilde Ek-8 Çevre İzleme Planı içerisinde (sayfa 2) verilmiş çizelgede toz emisyonu hakkında “Arazi Hazırlık/İşletme Döneminde Alınacak Önlemlerin detayları” başlığında verilmiş tedbirler içerisinde Tablo-56’da verilmiş açıklamaya benzer bir tedbirin yer almadığı, dolayısıyla proje tanıtım dosyasında toz kontrolü hakkında verilmiş bilgilerin tutarsızlık gösterdiği, yeraltı ve yerüstü sulara etkiler hakkında proje tanıtım dosyası içerisinde taahhütler verildiği, açılacak gözlem kuyularından alınacak yeraltı suyu numunelerinde analizi yapılacak parametrelerin uygulama projesinde yer alacağının belirtildiği, proje tanıtım dosyası eklerinden Ek 9.3’te Çevresel ve Sosyal Yönetim Planı içerisinde yeraltı suyu kalitesi başlıklı bölümde “Proje kapsamında yeraltı suyu kalitesine etki edecek bir faaliyet söz konusu değildir” denildiği, PTD içerisinde ise yeraltı suyunun korunmasına yönelik tüm mer-i mevzuata uyulacağı, proje etki alanında bulunan tüm yeraltı suyu yapılarında, periyodik olarak seviye, debi, bulanıklık, pH vb. gözlemleri yapılarak, su kaynakları, su sondaj kuyuları, çeşme, kaptaj vb. yapılara yönelik herhangi bir olumsuzluk durumunda ve yeraltı suyu ile karşılaşılması halinde işletme faaliyetlerinin durdurulacağı ifadesine yer verildiği, bu durumun çelişki oluşturduğu, yine proje tanıtım dosyasında gözlem kuyuları hakkında herhangi bir bilgiye de rastlanılmadığı belirtilmiş, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı, proje sahibince alınacak önlemlerin yeterli olup olmadığı, alınacak önlemler yetersiz ise hangi yönleriyle önlem veya taahhüdün yetersiz olduğu sorusuna verilen cevapta; projenin toz tutulmasına ilişkin çelişkili bilgiler içerdiği, hava analiz sonuçlarına ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığı, hava kalitesi dağılım modelleme raporunda yapılmış hesaplamanın bir anlamının olmadığı, proje tanıtım dosyasında verilmiş bilgilerin konu hakkında sağlıklı değerlendirme yapılmasına imkan vermediği belirtilmiş, projenin, çevreye (hava, toprak, su) ve insan sağlığına muhtemel zararları var ise bu zararların neler olabileceğinin somut ve bilimsel veriler açısından değerlendirilmesi başlığında; madencilik faaliyetlerinde ortaya çıkan en önemli kirletici parametrenin tozlanma olduğu, ayrıca su kirlenmesinin de dikkatle takip edilmesi gereken konuların başında geldiği, herhangi bir faaliyetin çevre bileşenlerine ve insan sağlığına zarar verip vermeyeceğinin somut ve bilimsel esaslara göre değerlendirilebilmesi için, söz konusu alana ait ölçülmüş verilere ihtiyaç olduğu, ancak bölgedeki resmi birimlerin, şimdiye kadar izin verilmiş benzer faaliyetlerin etrafında çevre ve canlılar üzerindeki etkilerinin bilimsel olarak araştırılmış ve elde edilen sonuçların yayımlanmış olması gerektiği, ancak, ülkemizde, sağlık sektörü içindeki çalışmalar dışında, şimdiye kadar bu anlamda yapılmış bir çalışmanın olduğu bilinmediği belirtilmiş, dava konusu tesisin kurulması planlanan bölgedeki hâkim rüzgarların esme yönü, şiddeti, aralığı vb. özellikler belirtilerek, söz konusu tesisten yayılacak olan toz, duman, patlama vb. gözetilerek çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilen düzeylerde olup olmadığı, proje sahibince alınacak önlemlerin yeterli olup olmadığı, yetersiz ise hangi yönleriyle önlem veya taahhüdün yetersiz olduğu sorusuna verilen cevapta; yukarıda da belirtiliği üzere projenin toz tutulmasına ilişkin çelişkili bilgiler içerdiği, hava analiz sonuçlarına ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığı, hava kalitesi dağılım modelleme raporunda yapılmış hesaplamanın bir anlamının olmadığı, proje tanıtım dosyasında verilmiş bilgilerin konu hakkında sağlıklı değerlendirme yapılmasına imkan vermediği belirtilmiş, IV grup kuvars kumu ocağı, eleme tesisi kapasite artışı ve ilave yıkama tesisinde ortaya çıkabilecek kimyasal atık ve zehirli gazların çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı, proje sahibince alınacak önlemlerin yeterli olup olmadığı, yetersiz ise hangi yönleriyle önlem veya taahhüdün yetersiz olduğu sorusuna verilen cevapta; dava konusu faaliyet kapsamında pasa malzemenin depolanması sırasında ortaya çıkacağı anlaşılan atıklar hakkında, halihazırda herhangi bir analiz sonucu olmadığı belirtilerek, taahhüt verildiği, alınacak önlemlerin de, analiz sonuçlarına göre belirleneceğinin anlaşıldığı, herhangi bir analiz sonucu olmadığından, bu aşamada, alınacağı belirtilen tedbirlerin de kabul edilebilir ve yeterli düzeylerde olup olmadığı hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş, IV grup kuvars kumu ocağı, eleme tesisi kapasite artışı ve ilave yıkama tesisi’nin etki alanında kalan tarım arazisine, diğer bitki örtüsüne, su kaynaklarına, yeraltı sularına muhtemel zararları varsa, bu zararların neler olabileceğinin somut ve bilimsel veriler açısından değerlendirilmesi, bu zararların alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilen düzeylerde olup olmadığı, proje sahibince alınacak önlemlerin yeterli olup olmadığı, yetersiz ise hangi yönleriyle önlem veya taahhüdün yetersiz olduğu sorusuna verilen cevapta; ziraat mühendisi ve biyolog tarafından, PTD’de verilen önlemlerin biyolojik açıdan yeterli ve uygulanabilir olmadığı, proje sahibince verilen taahhütlerin çoğunun ölçülemeyen ve denetlenemeyen nitelikte olduğu, özellikle toz kontrolü ve su kalitesi izleme konularında eksiklik ve çelişkiler bulunduğu, bu haliyle projenin tarım alanları, su kaynakları ve doğal ekosistemler üzerinde ciddi zarar riski taşıdığı, alınan önlemlerin, bilimsel esaslara ve çevre mevzuatına göre zararları önlemede yetersiz kaldığı belirtilmiş, davaya konu "ÇED Gerekli Değildir" kararının, proje hakkında ÇED yönetmeliği kapsamında gerçekleştirilen karar verme süreci değerlendirilmek suretiyle, yapılan inceleme, hesaplama ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde, bilgi ve belgeye dayandırılıp dayandırılmadığı sorusuna verilen cevapta; ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, maden mühendisi ve biyolog tarafından, dava konusu kararının verildiği sürecin; biyolojik çevreye etkiler yönünden yeterli teknik incelemeye dayanmadan yapıldığı, flora, fauna, ekosistem dinamikleri ve habitatlar üzerine etkiler bakımından eksik, yüzeysel ve genel ifadelerle sürecin geçiştirildiği, bu haliyle kararın bilgi, belge ve bilimsel analiz açısından yetersiz olduğu, (biyoloji uzmanlığı yönünden) projeye ilişkin PTD’de verilen bilgilerin, biyolojik çevre üzerindeki etkilerin önlenmesi ya da en aza indirilmesi bakımından yetersiz ve çelişkili olduğu, ÇED Gerekli Değildir kararının dayanağı olan dosya, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hassasiyetlerini değerlendirmede bilimsel geçerlilik taşımadığı, mevcut haliyle projenin uygulanmasının yerel biyoçeşitlilik ve ekolojik denge üzerinde geri döndürülemez olumsuz etkiler yaratma riski taşıdığı belirtilmiş, sonuç itibarıyla; dava konusu kararın uygun olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmesi üzerine, bilirkişi raporu esas alınarak temyize konu karar ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare ve idare yanında müdahil tarafından; öncelikle faaliyetin 74,63 ha'lık alanda yapılacağına ilişkin tespitin mesnetsiz hukuki olmayan varsayıma dayandığı, dava konusu maden ocağı kuvars kumu maden ocağı hakkında 2007 yılında, eleme tesisi hakkında ise 2009 yılında ÇED Gerekli Değildir kararı verildiği, projede açık işletme yöntemi kullanılacağı, patlamanın söz konusu olmayacağı, alanda iş makineleri ile söküm gerçekleşmeden önce bitkisel toprağın sıyrılıp alınacağı ve uygun şekilde depolanacağı, depo alanına ise su sızmaması için etrafının kanallarla çevrileceği, işletme alanında 8 m yükseklikte basamaklar oluşturulacağı ve basamakların iş makinelerinin rahat hareket etmesi için 10 m genişliğinde olacağı, her bir basamağın şev açışı 75 derece, ocağın genel şev açısı ise 45-60 derece olacağı, sahadan alınacak ilk malzemenin yıkama eleme tesisinde işleme tabi tutulacağı, yıkıma işleminde su kullanılacağı, kullanılacak suyun ise sızdırmaz çökeltim havuzunda biriktirileceği, çöken malzemenin ayrıştırılan suyun tekrar kullanılacağı, bütün bu işlemler sırasında herhangi bir kimyasal kullanılmayacağı, çökeltim havuzundan yeraltı suyu ve Çiftlik Deresine sızıntıları önlemek için hazırlanacak projenin hem ilgili Müdürlüğe hem de Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğüne sunulacağı, proje kapsamında civarda yer alan dere ve kuru dere yataklarına ise herhangi bir deşarj olmayacağı, yıkama havuzunda oluşan çamurun ise yüzeysel su kaynaklarından uzak bir alanda depo edileceği, yapılacak analiz sonucu tehlikesiz olduğunun tespit edilmesi üzerine rehabilitasyonda kullanılacağı, çıkacak malzemenin yıkanması sırasında herhangi bir toz oluşmayacağı, eleme tesisinin ise kapalı olacağı, bunun dışında toz oluşturabilecek kırma, taşıma gibi faaliyetler sırasında ise yolların sulanması, taşıma araçlarının kasalarının branda ile kapatılması gibi mevzuatın gerektirdiği önlemlerin alınacağı, bütün bu taahhüt ve önlemler sonucu proje tanıtım dosyasında da belirtildiği üzere projeden kaynaklı toz oluşumunun mevzuatın öngördüğü sınır değerin altında kaldığı, yine proje kapsamında yeraltı suyunu etkileyecek herhangi bir faaliyetin söz konusu olmayacağı, konu ile ilgili tüm tedbir ve taahhütlere proje tanıtım dosyasında yer verildiği ve ilgili kurumlar tarafından da uygun bulunduğu, öte yandan davacı Belediye Başkanlığı tarafından proje için ÇED süreci içerisinde olumlu görüş verildiği, ancak projenin iptali için sonradan dava açılarak projenin çevreye olumsuz etkilerinin olacağının iddia edilmesinin çelişkili ve mesnetsiz bir durum oluşturduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen, ÇED alanının 25 hektarın altında olduğu, ancak ruhsatlı sahanın 354,89 ha olduğu ve bunun 74,63 ha'lık kısmı için işletme izni düzenlendiği, buna göre faaliyetin 74,63 ha'lık bir alanda gerçekleşeceğinin kabulü gerektiğinden ÇED raporu hazırlanması ve ÇED Olumlu Kararı alınması gerektiği yolundaki görüş Mahkeme kararı gerekçesinden çıkartılmak suretiyle onama kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY : Tekirdağ İli, Çorlu İlçesi, ... Mahallesi,... Çiftlikleri Küme Evleri, ... ada,... parsel sayılı taşınmazda ... tarafından yapılması planlanan ... ruhsat numaralı IV grup kuvars kumu ocağı, eleme tesisi kapasite artışı ve ilave yıkama tesisi projesine ilişkin olarak Tekirdağ Valiliğince... tarih ve E... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının tesis edilmesi üzerine, bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde (işlem tarihindeki haliyle); "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." kuralına, 15. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2’deki listede yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-2’deki listede belirtilen projeler için proje tanıtım dosyası hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-3 bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları, Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi, tarihi çevreler ve sit bölgelerini etkileyecek su tabanı değişiklikleri (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri, Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Projenin iklim üzerindeki etkisi (sera gazı emisyonlarının niteliği ve büyüklüğü) ve projenin iklim değişikliğinden nasıl etkileneceği, iklim değişikliğine bağlı projeyle ilgili afet ve kaza riski, projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, Bölüm VII: Notlar, Kaynaklar ve Ekler; Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, proje için seçilen yerin koordinatları, proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri... şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1.fıkrasının (e) bendinde; 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, (i) bendinde ise; Danıştay'ın evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görmesi veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar vereceği, aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar vereceği, ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri göndereceği, temyiz üzerine verilen kararların kesin olduğu, hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi" başlıklı 282. maddesinde ise, "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca, hakimin bilirkişi raporu doğrultusunda karar verme zorunluluğu bulunmadığından, sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, verilen bilirkişi raporunun teknik açıdan yeterli görülmesi halinde, gerekçelerini ortaya koymak suretiyle bilirkişi raporunun aksine karar verilebileceği de açıktır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, projenin 25 hektarın altında (24,96 hektar) olduğu, bu itibarla da Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği gereğince proje hakkında proje tanıtım dosyası hazırlandığı, ancak ruhsatlı sahanın 354,89 ha olduğu ve bunun 74,63 ha'lık kısmı için işletme izni düzenlendiği, buna göre faaliyetin 74,63 ha'lık bir alanda gerçekleşeceğinin kabulü gerektiğinden ÇED raporu hazırlanması ve ÇED Olumlu Kararı alınması gerektiği yolunda görüş bildirilmiş ise de; davanın ÇED Gerekli Değildir kararının iptali istemiyle açıldığı ve işletme izninin ise ÇED kararının alınmasından sonra verilebileceği dikkate alındığında, ÇED kararına dayalı olarak verilen işletme izni alanının ÇED alanından farklı olması hususunun işletme izninin iptali istemiyle açılacak davada değerlendirilebileceği, dolayısıyla bu davadaki yargılamanın ÇED süreci kapsamında yapılması gerektiği, ÇED alanı olarak ifade edilen alanın fiilen çalışılan alan olduğu, dolayısıyla madencilik faaliyetinin 24,96 ha'lık alanda yapılacağı, bu alanın ise ÇED Yönetmeliğinde öngörülen sınır değer olan 25 ha altında kalması nedeniyle proje hakkında ÇED Gerekli Değildir kararı verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda; projeden kaynaklı toz emisyonu hesabı, projenin su kaynaklarına olan etkisi, üretim ocakları hakkında proje tanıtım dosyasında yeterli veri bulunmaması, proje tanıtım dosyasının biyolojik çeşitliliğinin değerlendirilmesi hususunda yetersiz olduğu eleştirilmiş ise de; projeden kaynaklanacak partiküler madde (PM) ve çöken toz emisyonlarına ait hava kirlenmesine katkı değerleri sonuçları ve grafiklerine proje tanıtım dosyasında yer verildiği, yapılan hesaplamalar ile elde edilen sonuçların Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği, Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğinde yer alan sınır değerler ile karşılaştırıldığı, ocak alanlarında toz oluşumunun meydana geleceği her aşamada, tozlanmaya karşı gerekli bütün önlemlerin ise savurma yapılmadan, yükleme ve boşaltma işlemlerinin yavaş yavaş yapılması, nakliye esnasında hız kurallarına riayet edilmesine dikkat edilmesi, kamyonların üstünün branda ile örtülmesi, ayrıca yolların sürekli sulanması gibi taahhütlerin verildiği, temyiz dilekçesinde ise; bilirkişi raporunda toz emisyonu hesabına dayanak alındığı belirtilen 1,06 ton/saat üretimin bitkisel toprağın sıyrılması işlemi sırasında oluşacak tozlanma olduğu, oysaki ocak üretimi esnasında oluşacak toz emisyonunun 150 ton/saat olarak hesaplandığı, buna göre yapılan değerlendirmenin ise Yönetmelikte belirtilen sınır değerlerin altında kaldığı belirtilmiştir.
Proje tanıtım dosyasında; çalışma alanı civarında kaynak, çeşme gibi su yapıları ile akar ve mevsimsel derelerin belirtildiği, çalışma alanı içerisinde çeşme ve havuz gibi su yapılarının bulunmadığı, proje kapsamında gerçekleştirilecek inşaat aşaması kazı çalışmaları esnasında kuru dere yataklarına herhangi bir müdahalenin yapılmayacağı, derelerin akış yönlerinin değiştirilmeyeceği, üretim işlemleri sırasında hiçbir şekilde sıvı, katı ve hafriyat atığının derelere ve etrafa bırakılmayacağı, faaliyetler sırasında ilgili mevzuat hükümlerine uyulacağı taahhüt edilmiş, planlama alanının en önemli ekolojik değerlerini oluşturan yeraltı suyu rezervlerinin kirlilik durumları, ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından takip edilerek, bu kaynakların sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için alınması gerekli önlemler rapor edilerek, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, ilgili belediye ve Valiliğe bildirileceği belirtilmiştir.
Yine proje tanıtım dosyasında; işletme basamaklarının 8 m yükseklikte oluşacağı, basamak genişliğinin ise kullanılacak iş makinelerinin manevra yapabileceği ve dönüşlerde rahat ve emniyetli bir şekilde hareket edebileceği şekilde 10 m olacağı, bir basamağın şev açısının 75 derece, ocağın genel şev açısının 45-60 derece olacağı belirtilmiş, flora ve fauna hakkında ise; proje alanı ve çevresinin, flora ve faunasının tespiti amacıyla Biyolog T.Y. tarafından 2024 yılı içerisinde arazi çalışması yapıldığı, ayrıca çeşitli literatürler ile alanda daha önce yapılmış çalışmaların yayınlarının tarandığı ve civarda yaşayan kişiler ile görüşülerek yaşayan türler hakkında bilgi toplandığı, bu doğrultuda, bölgedeki çeşitliliğin yurdumuzda dar ve sınırlı yayılış gösteren türler olmayıp geniş dağılımlar gösterdiği ve nesli/türü tehlike altında olan bir fauna ve floraya rastlanılmadığı belirtilmiştir.
Ziraat mühendisi tarafından da proje hakkında olumsuz görüş bildirilmiş ise de, idare tarafından sunulan temyiz dilekçesinde; faaliyet alanının tamamının orman vasfından ibaret araziden oluştuğu, bölgedeki tarım ve hayvancılık işlerini kısıtlayıcı bir faaliyet yapılmadığı, tarım idaresi tarafından da bölgede arıcılık faaliyeti yapılmadığı yönünde cevap verildiği belirtilmiştir.
Bu durumda; her ne kadar bilirkişiler tarafından dava konusu kararın uygun olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmesi üzerine, söz konusu rapor esas alınarak temyize konu karar ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, proje tanıtım dosyasında projenin inşaat, işletme ve işletme sonrası aşamalarda çevresel etkilerine yer verildiği, çevresel etkilerin önlenmesi veya çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirmek için alınabilecek önlemlerin belirlendiği, alınan önlemlerin, projenin bütünlüğü, seçilen yer ile teknoloji alternatifleri birlikte değerlendirildiğinde, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu, dolayısıyla projenin gerçekleştirilmesinde sakınca olmadığı, projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin ise kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Bu durumda; söz konusu projeyle ilgili verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye... ile Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3.Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4\. Aşağıda ayrıntıları gösterilen ... TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Keşif ve posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine,
7\. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
8.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 07/10/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Tekirdağ İli, Çorlu İlçesi, ... Mahallesi, ... Çiftlikleri Küme Evleri, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda ... tarafından yapılması planlanan ... ruhsat numaralı IV grup kuvars kumu ocağı, eleme tesisi kapasite artışı ve ilave yıkama tesisi projesine ilişkin olarak Tekirdağ Valiliği tarafından... tarih ve E... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının tesis edilmesi üzerine açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; anılan projenin ruhsat alanı büyüklüğünün 354,89 hektar, işletme izni alanının 74,63 hektar ve ÇED alanının ise 24,96 hektar olduğu, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak verilen Mahkeme kararında ise; projenin 25 hektarın altında (24,96 hektar) olduğu, bu itibarla da Yönetmelik gereği proje hakkında proje tanıtım dosyası hazırlandığı, ancak ruhsatlı sahanın 354,89 ha olduğu ve bunun 74,63 ha'lık kısmı için işletme izni düzenlendiği, buna göre faaliyetin 74,63 ha'lık bir alanda gerçekleşeceğinin kabulü gerektiğinden ÇED raporu hazırlanması ve ÇED Olumlu Kararı alınması gerektiği, işin esasına ilişkin olarak ise, başta tozlanmanın önlenmesi için öngörülen tedbirlerin yetersiz olduğu, yeraltı suları hakkında yeterli incelemenin yapılmadığı, etraftaki biyolojik çeşitlilik hakkında yapılan inceleme ile üretim esnasında çıkacak olan pasanın depolanması hakkında verilen bilgilerin yetersiz olduğu, bu haliyle projenin tarım alanları, su kaynakları ve doğal ekosistemler üzerinde ciddi zarar riski taşıdığı, alınan önlemlerin, bilimsel esaslara ve çevre mevzuatına göre zararları önlemede yetersiz kaldığı gerekçeleri ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere; anılan projenin ruhsat alanı büyüklüğünün 354,89 hektar, işletme izni alanının 74,63 hektar ve ÇED alanının ise 24,96 hektar olduğu, dava konusu proje açık işletme yöntemiyle madenlerin çıkarılmasına yönelik projeler kapsamında olduğundan "yüzey alanı" büyüklüğünün, projenin ÇED mevzuatı açısından EK-1 listesine mi yoksa Ek-2 listesine mi girdiğini belirleyeceği, dava konusu işleme esas projenin gerçekleştirileceği alana ilişkin olarak düzenlenen maden işletme izninin 74,63 hektarlık alana ilişkin olduğu, dolayısıyla madencilik faaliyetinin fiilen gerçekleştirileceği faaliyet konusu maden işletme projesinin kapsadığı alan olan 'işletme izni verilen alan'daki faaliyet konusunun ÇED Yönetmeliği'ne ekli EK-I kapsamında 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığından, ÇED sürecine tabi olduğu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi raporu hazırlanarak işlem yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta; dava konusu işleme esas projenin gerçekleştirileceği alana ilişkin düzenlenen maden işletme izninin 74,63 hektarlık alanı kapsadığı, dolayısıyla madencilik faaliyetinin fiilen gerçekleştirileceği maden işletme projesinin kapsadığı alan olan işletme izni verilen alandaki faaliyet konusunun, ÇED Yönetmeliği'ne ekli EK-I kapsamında 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığı, dava konusu projenin ÇED sürecine tabi olması ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'ne ekli EK-1 Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi kapsamında Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanarak işlem yapılması gerekirken, ÇED alanının 25 hektardan küçük gösterilmek suretiyle "ÇED Gerekli Değildir" yönünde tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde öncelikle bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı gibi, projenin tarım alanları, su kaynakları ve doğal ekosistemler üzerinde ciddi zarar riski taşıdığı, alınan önlemlerin, bilimsel esaslara ve çevre mevzuatına göre zararları önlemede yetersiz kaldığı da bilirkişi raporuyla ortaya koyulmuştur.
Bu durumda; dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla, bozma-davanın reddi yolundaki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.