SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/3835

Karar No

2025/4430

Karar Tarihi

10 Eylül 2025

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/3835 E. , 2025/4430 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/3835
Karar No : 2025/4430

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Batman ili, Binatlı köyünde Batman 76. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında yapılan ... tarih ve ... sayılı toplulaştırma işleminin ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlıkta; Bölge İdare Mahkemesinin kaldırma kararındaki gerekçe dikkate alınarak Mahkemelerinin 27/05/2024 tarihli ara kararıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, 05/06/2024 tarihli yazı ile keşif harcı ile bilirkişi avansının davacı vekilinden istenildiği ve bedelin yatırılmaması halinde dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceğinin davacı vekiline bildirildiği, ancak verilen bir haftalık kesin süre içinde söz konusu harç ve avansın davacı tarafından yatırılmadığı, 10/06/2024 tarihinde kayda alınan beyan dilekçesiyle parselde girintili çıkıntıların düzeltildiği bu nedenle davanın konusunun kalmadığının beyan edildiğinin görüldüğü, ancak toplulaştırma işleminin sadece sınır çizimine ilişkin olmaması nedeniyle, davacının davanın konusunun kalmadığı beyanına itibar edilmediği, bu durumda; 6100 sayılı Kanun'un 325. maddesinin gerekçesi göz önüne alındığında, uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir dava olarak da değerlendirilmesinin mümkün olmaması ve davacı tarafından keşif harcı ile bilirkişi avansının yatırılmaması nedenleri ile dosyada mevcut bilgi ve belgeler ışığında dava konusu işlemin hukuka aykırılığı ortaya konulamadığından bu aşamada davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; davacı tarafından İdare Mahkemesine sunulan 12/06/2024 havale tarihli ek beyan dilekçesinde davalı idare tarafından dava konusu işlemin düzeltildiği, toplulaştırma işleminde davaya konu taşınmaza ilişkin düzgün olmayan girintili çıkıntılı parsel sınır hattının düzeltildiği, dolayısıyla söz konusu parselde yapılan düzeltme ile davanın konusunun kaldığının belirtildiği, Dairelerince yapılan 24/04/2025 tarihli ara karar ile toplulaştırma işleminden sonra davacıya ait parselde yeni bir işlem tesis edilip edilmediğinin sorulduğu, davalı idare tarafından sunulan 20/05/2025 havale tarihli ara karar cevabı ve ekinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden ise, ... İdare Mahkemesi'nin E:..., K:...sayılı iptal kararı üzerine dava konusu edilen ... parselde yeni bir işlemin tesis edildiği ve söz konusu ada parseldeki girintili çıkıntılı sınır hattının düzeltilerek parselin ... olarak yeniden tescil edildiğinin belirtildiği, görülmekle, iş bu davanın konusuz kaldığı açık olup, davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken imkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu ... parselin 09/01/2017 tarihinde tescil edildiği, bu işlemin yapılan ilk toplulaştırma işlemi olduğu, bu tescil işleminden sonra söz konusu parsellerde herhangi bir arazi toplulaştırma işlemi yapılmadığı, bilirkişi raporunda belirtilen kısmi toplulaştırma yapıldığı iddialarının asılsız olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu parselin sınırlarında ve bitişiğinde sabit tesislerin olduğu, bu sabit tesisin neden olduğu kırıklığın toplulaştırma yönünden hata olarak görüldüğü, söz konusu parselin sabit tesisler dikkate alınarak toplulaştırıldığı belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Batman ili, Binatlı köyünde Batman 76. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında yapılan ...tarih ve ... sayılı toplulaştırma işleminin ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yapılan yargılama sonucunda ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, davalı idarece istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... ve K:... sayılı kararı ile Mahkeme kararının kaldırıldığı, dava dosyasının Mahkemesine gönderildiği, çelişkiler barındıran bilirkişi raporlarının bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı ve oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle yapılacak keşif neticesinde davacı iddiaları ile davalı idare beyanlarının da göz önünde bulundurulması suretiyle uyuşmazlığı tüm yönleriyle aydınlatacak bir raporun tanzim edilmesinin akabinde uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesine dayanıldığı, anılan kaldırma kararındaki gerekçe dikkate alınarak Mahkemelerinin 27/05/2024 tarihli ara kararıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, 05/06/2024 tarihli yazı ile keşif harcı ile bilirkişi avansının davacı vekilinden istenildiği ve bedelin yatırılmaması halinde dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceğinin davacı vekiline bildirildiği, ancak verilen bir haftalık kesin süre içinde söz konusu harç ve avansın davacı tarafından yatırılmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 325. maddesinin gerekçesi göz önüne alındığında, uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir dava olarak da değerlendirilmesinin mümkün olmaması ve davacı tarafından keşif harcı ile bilirkişi avansının yatırılmaması nedenleri ile dosyada mevcut bilgi ve belgeler ışığında dava konusu işlemin hukuka aykırılığı ortaya konulamadığından davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, davacı tarafından İdare Mahkemesine sunulan 12/06/2024 havale tarihli ek beyan dilekçesinde davalı idare tarafından davaya konu taşınmaza ilişkin düzgün olmayan girintili çıkıntılı parsel sınır hattının düzeltildiği, dolayısıyla söz konusu parselde yapılan düzeltme ile davanın konusunun kaldığının belirtilmesi üzerine Dairelerince yapılan 24/04/2025 tarihli ara karar ile toplulaştırma işleminden sonra davacıya ait parselde yeni bir işlem tesis edilip edilmediğinin sorulduğu, davalı idare tarafından sunulan 20/05/2025 havale tarihli ara karar cevabı ve ekinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden ise, ... İdare Mahkemesinin ...tarih E:..., K:... sayılı iptal kararı üzerine dava konusu edilen... parselde yeni bir işlemin tesis edildiği ve söz konusu ada parseldeki girintili çıkıntılı sınır hattının düzeltilerek parselin ... olarak yeniden tescil edildiğinin belirtildiği, bu durumda, dava konusu edilen kısmi toplulaştırma işleminin (davacının maliki olduğu eski ..., yeni ...parsel yönünden) davalı idare tarafından, 19/10/2023 tarih ve 3919719 sayılı Genel Müdürlük Olur'u doğrultusunda kısmi toplulaştırma çalışmaları yapılarak parseldeki girintili çıkıntılı sınır hattının düzeltildiği ve ...parselin işlem sonucu ... parsel olduğu anlaşılmakla, iş bu davanın konusuz kaldığı ve davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varıldığı görülmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 138. maddesinin 4. fıkrasında "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmüne yer verilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinde de "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. " hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, ... İdare Mahkemesinin ...tarih E:...K:... sayılı iptal kararı üzerine, bahsi geçen Mahkeme kararının uygulanmasına yönelik tesis edilen işlemler gerekçe gösterilerek konusu bulunmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargı mercileri tarafından, idarenin Mahkeme kararını uygulama zorunluluğu dışında kendiliğinden harekete geçmek suretiyle işlem tesis etmesi durumunda davanın konusuz kaldığından bahsedilebilecek ise de, temyize konu dava dosyasında olduğu gibi Mahkeme kararının uygulanması niteliğinde tesis edilen işlem üzerine davanın konusuz kaldığı yönünde Mahkemece verilen karar davacının hak kaybına uğramasına neden olabilecektir.
Bu durumda, İdare Dava Dairesince işin esasına girilmek suretiyle bir değerlendirme yapılması gerekirken, Mahkeme kararının uygulanması amacıyla tesis edilen işlemler üzerine davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Temyiz isteminin kabulüne,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının usulde üye ...'nin, esasta ise Başkan ..., Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 10/09/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.


(X) KARŞI OY :

Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden; temyiz istemlerinin reddi ile İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.


(XX) KARŞI OY:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmüne, 4. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir.", 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesice bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir" hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesini değiştiren 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 19. maddesiyle yapılan değişiklikle, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinde "itiraz usulü" kaldırılarak, "istinaf" kanun yolu getirilmiştir. İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemelerinin kesinleşmemiş nihai kararlarının maddi ve hukuki yönden denetlenerek, hukuka aykırılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenmiştir.
Yukarıda yazılı mevzuatın değerlendirilmesinden, Bölge İdare Mahkemelerince, ilk derece mahkemelerinin ilk inceleme üzerine verdikleri kararlara karşı yapılan istinaf başvurularının haklı bulunması durumunda ya da davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hallerinde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın ilgili mahkemesine gönderileceği, belirtilenlerin dışındaki sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulunmadığı durumlarda ise istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak işin esası hakkında karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Bu durumda, yukarıda da belirtildiği üzere, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesinin ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulunmadığı durumlarda, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararını kaldırmasıyla, anılan Mahkeme kararı hukuk aleminde varlığını kaybettiğinden, artık bu aşamada Bölge İdare Mahkemesince uyuşmazlığı sona erdirecek nitelikte işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dosyanın yeniden incelenmek üzere Mahkemesine gönderilmesi kararı üzerine Mahkemesince dava konusu işlem hakkında yeniden verilen kararın, geçerli ve sonuç doğurabilir nitelikte bir ilk derece Mahkemesi kararı olduğu kabul edilerek verilen temyize konu kararda hukuki isabet olmadığından, esas yönünden Daire kararına katılmakla birlikte, usul yönünden bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim