Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/3778
2025/5252
14 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/3778
Karar No : 2025/5252
TEMYİZ EDENLER : 1- (Davalı) ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- (Davalı Yanında Müdahil) ... Sanayi Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla İli, Milas İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Sanayi Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "..." projesi ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarihli, ... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12011, K:2023/5779 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile işbu dava konusu işlemin iptali istemiyle başka davacılar tarafından ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada Mahkemece mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu işlemin ilişkin olduğu projenin gerçekleştirilmesi halinde çevreye olumsuz etkilerinin olacağının anlaşıldığı, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, ÇED sürecinin mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, proje alanı içinde herhangi bir koruma alanı bulunmadığı, yat limanının tüm kısımlarında yüzer iskeleler kullanılacağından liman iç sahasındaki deniz çayırları üzerinde olumsuz bir etki beklenmediği, proje sahasının akdeniz foku yaşama ve üreme alanları içinde yer almadığı, seyir emniyetine ilişkin gerekli tedbirlerin öngörüldüğü ve yatırımcı tarafından taahhüt edildiği, dava konusu işlemin ilişkin olduğu projenin entegre proje olarak hazırlandığı ve değerlendirildiği, projenin ... olarak hazırlandığı, ilgili idarelerce projeye ilişkin olumlu görüş bildirildiği, hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarının Mahkeme kararına esas alınabilir yeterlilikte olmadığı ileri sürülmüştür.
2-Davalı Yanında Müdahil tarafından, Danıştay bozma kararının gereğinin yerine getirilmediği, projenin gerçekleştirilmesindeki kamu yararının Mahkemece dikkate alınmadığı, bilirkişilerin yalnızca davacı tarafın iddiaları doğrultusunda inceleme yaptığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki kanaatlerin tahminlere dayalı olduğu ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ :Temyize konu Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Muğla İli, Milas İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Sanayi Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "..." projesi ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, ... tarihli, ... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve başvuru tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
04/04/2014 tarihli, 28962 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Tampon bölge; "Sulak alan havzasının coğrafi durumu, topoğrafik özellikleri ve arazinin mevcut kullanım durumuna göre; sulak alan ekosistemini korumak maksadı ile tanımlanan ve sulak alanın su toplama sınırını geçmeyen veya topoğrafik, coğrafik olarak bir sınır değeri bulunmayan düz alanlarda ise varsa sürdürülebilir kullanım bölgesi, yoksa hassas koruma bölgesi sınırından itibaren en az 2500 metre mesafeden geçen bölge" olarak tanımlanmış, "Tampon Bölge Uygulama Easları" başlıklı 24. maddenin (b) bendinde de "Ek-2’de belirtilen faaliyetlerin yapımı ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün, mahalli öneme haiz sulak alanlarda ise ilgili Bölge Müdürlüğünün iznine tabidir. Bu listede yer alan faaliyetler için Bakanlıkça belirlenecek başvuru formu çerçevesinde, bu Yönetmelik kapsamındaki alanlar için gerekli ekosistem değerlendirme raporu ile birlikte Bölge Müdürlüğüne müracaat edilir, müracaat başvuru tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde sonuçlandırılır. Ek-2 listesinde yer alan faaliyetlerin hangilerinden ekosistem değerlendirme raporu isteneceğine faaliyetin alana ve ekosisteme olan etkisi dikkate alınarak Bakanlıkça karar verilir. ÇED süreci kapsamında Ekosistem Değerlendirme Raporu hazırlanan faaliyetlerden tekrar rapor hazırlanması istenmez. Ekosistem değerlendirme raporunda telafi edici ve önleyici tedbirlerin yeterli görülmesi halinde başvuru sahibine izin belgesi verilir. Bu faaliyetler için verilecek izin belgeleri beş yıl süre ile geçerli olup, süre bitiminde Bakanlıkça belirlenen şartlara uyulduğunun tespitini müteakip yenilenir. Gerektiğinde ilave tedbirlerin alınması sağlanır ya da faaliyete son verilir. İzin belgelerinde belirtilen şartlara uyulmaması halinde Bakanlık verilen belgeleri iptal yetkisine sahiptir. Mevcut izinli tesislere yapılacak ilave tesisler için izin belgesinin yenilenmesi gerekmektedir. Faaliyetin uzun süreli bir yatırım olması halinde, faaliyet sahibi tarafından, Bakanlıkça belirlenecek ilave tedbirlerin alınacağı taahhüt edildikten sonra faaliyete izin verilir. " düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevresel etki değerlendirmesi süreci ile gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Dairemizin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12011, K:2023/5779 sayılı kararıyla, Mahkeme kararına dayanak olan ve işbu davada iptali istenilen işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve yine aynı işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Dairemizin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12010, K:2023/5774 ve 26/10/2023 tarih ve E:2023/11994, K:2023/5773 sayılı kararlarıyla; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, anılan dosyalarda yapılacak yargılama neticesinde yeniden verilecek kararlar da göz önünde bulundurulmak suretiyle, oluşan yeni hukuki duruma göre, bakılmakta olan davada işin esasına girilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, Mahkemece bozma kararına uyularak, işbu dava konusu işlemin iptali için ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında (Dairemizin E:2025/2504 sayılı dosyası) başka davacı tarafından açılan davada Jeoloji Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Deniz İşletme Ulaştırma Mühendisi, Biyolog, Hidrobiyolog, Su Ürünleri Mühendisi, Çevre Mühendisi, Meteoroloji Mühendisi ve Ziraat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 18/10/2024 havale tarihli bilirkişi raporu ile 20/01/2025 havale tarihli ek bilirkişi raporları esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
A) BİLİRKİŞİ RAPORUNUN İNCELENMESİ
Jeoloji Mühendisi tarafından; dava konusu projeyle ilgili hazırlanan ÇED raporu kapsamında “1/1.000 Ölçekli Uygulama İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporu”, ayrıca kapsamlı jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmeler içeren “Ekosistem Değerlendirme Raporları (2017 ve 2020) ile “Hidrografik ve Oşinografik Etüt Raporu” (2017) konulu raporların yer aldığı, söz konusu raporlarda proje alanında yer alan jeolojik birimlerin genel jeolojik, jeofiziksel ve jeoteknik özellikleri ile alanın depremselliği, yeraltı suyu, yüzey suyu, doğal afet durumları vb. konuların değerlendirilerek söz konusu etkinliğin jeolojik, hidrojeolojik ve jeoteknik açıdan çevreye etkilerinin irdelendiği, projenin yat yapımı ve çekek yeri olarak kullanılacak olan kesimi Güllük Deltası Taslak Sulak Alan Koruma Bölgeleri sınırlarına göre tampon bölge içerisinde yer almakla birlikte Güllük Deltası Sulak Alanı ekosistemine ve deltanın denize bağlantısında su sirkülasyonuna olabilecek olası hidrojeolojik, jeolojik ve hidrolojik etkilerin değerlendirildiği, jeolojik-hidrojeolojik değerlendirmelerin yeterli düzeyde bilimsel ve saha gerçekleriyle uyumlu olarak açıklanmış olduğu, etkinliğin olası çevresel etkilerinin, alınması gerekli önlemlerin ve taahhütlerin belirtildiği, dava konusu işlemin Jeoloji Mühendisliği yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği; İnşaat Mühendisi tarafından, bilirkişi kök raporunda, 5 çapalı yat limanı ve çekek yerinde yapılması planlanan ünitelerin tüm inşai faaliyetleri ve bunların yapımında kullanılacak malzemeler yönünden herhangi bir olumsuz durum bulunmadığı, çekek yeri için denize müdahalenin küçük bir alanda olacağı ve bunun da kazıklı veya yüzer iskele şeklinde yapılacağı, olumsuz bir durum oluşturmayacağı, çekek yerinde herhangi bir dolgu işlemi yapılmayacağı, çekme işleminin vinçler yardımıyla yapılacağı ve karadaki teknelerin beşikler üzerinde park edeceği için bunun da olumsuz bir durum oluşturmayacağı, dava konusu işlemin İnşaat Mühendisliği yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, bilirkişi ek raporunda; sadece liman alanının kara tarafında ve çekek yeri üzerinde yer alacak ünitelerden kaynaklı hafriyat ve inşaat işlemleri gerçekleştirileceği, toplam hafriyat miktarının 8.000 m3 diğer bir ifadeyle 12.800 ton olarak hesaplanmış olduğu, hafriyat malzemesinin tamamının proje kapsamında topoğrafik yapının engebeli olmasından ötürü arazi dolgusunda, çevre ve peyzaj işleri düzenlemesinde kullanılacağı, çevre ve peyzaj işleri düzenlemesinde kullanılacak hafriyat malzemesi direkt arazide dolgu yapılacak alanlara sevk edileceğinden yapılan hafriyat çalışmalarının proje alanı içerisinde gerçekleştirileceği, proje kapsamında toz emisyonunun sadece inşaat aşamasında meydana geleceği, toz emisyon miktarı hesabının kontrollü ve kontrolsüz olarak yapıldığı, projenin inşaat çalışmaları kapsamındaki tüm aşamalarda, toz emisyonunun minimum seviyede tutulması için çalışmaların kontrollü olarak yapılacağının ve inşaat aşamasında tozumayı önlemek için proje alanında ve yollarda arazözle sulama yapılacağının, projenin işletme aşamasında toz emisyonu oluşturacak herhangi bir faaliyetin söz konusu olmadığının ÇED raporunda belirtildiği, yapılan hesaplamalar sonucu tespit edilen toz emisyon oranı değerinin 0,635 kg/saat olarak bulunduğu, bunun da 1,000 kg/saat sınır değerinin altında olmasından dolayı zeytinliklere ve çevreye olan etkisinin sınırlı olacağı yönünde görüş ve kanaate yer verildiği, Deniz İşletme Ulaştırma Mühendisi tarafından; proje kapsamında alınan seyir emniyeti ve deniz güvenliği tedbirlerinin genel anlamda uygun bulunduğu, projenin, ulusal ve uluslararası denizcilik mevzuatına uyumlu olarak tasarlanmış olduğu, denizcilik operasyonlarının güvenli ve emniyetli bir şekilde yürütülmesi için gerekli düzenlemeleri içerdiği, ÇED raporunda yer alan seyir emniyeti ile ilgili taahhütlerin, liman giriş ve çıkışlarındaki işaretleme sistemlerinin doğru ve uluslararası denizcilik kurallarıyla uyumlu şekilde işletilmesi ve yat limanı içerisindeki acil müdahale tedbirlerinin uygulanması açısından önemli olduğu, liman girişindeki fenerlerin ve yüzer iskelelerdeki sabit fenerlerin seyir emniyetini sağlama yönünde kritik bir rol oynadığı, aynı şekilde karasal işaretleme düzenlemelerinin de ergonomik bir şekilde planlandığı, liman içi işaretlemelerin, yatçıların liman hizmetlerine kolay erişimini sağlamak amacıyla doğru yerlerde konumlandırıldığı ve gündüz-gece koşullarında rahat algılanabilir olacağı, denizcilik faaliyetleri sırasında palamar hizmetlerinin, yatçıların güvenli manevralar yapabilmesi ve arıza veya kaza yapmış teknelerin güvenli bir şekilde marinaya yedeklenmesi konularında gerekli teçhizatla donatılacağı, bu hizmetlerin deniz güvenliği açısından önemli katkı sağlayacağı, aynı zamanda palamar hizmetleri verecek botların donanım ve kabiliyetlerinin yeterli olduğu, ancak bu botların personelinin de gerekli eğitimlerden geçirilerek operasyonel yetkinliklerinin sağlanması gerektiği, ancak, ÇED raporunda belirtilen kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri ile ilgili bazı hususların yat limanı operasyonları için uygun olmadığı, yat limanlarında kılavuzluk hizmetinin alışılmadık bir uygulama olduğu, genellikle ticari limanlarda veya büyük gemilere yönelik olarak uygulandığı, yat limanlarındaki mevcut deniz trafiği ve gemi boyutları dikkate alındığında, kılavuzluk hizmetinin gereksiz bir uygulama olduğu, liman operasyonlarının bu hizmete ihtiyaç duymadan da emniyetli bir şekilde yürütülebileceği, ayrıca, ÇED raporunda önerilen 12 metre boy ve 4 metre enindeki palamar botlarının yat limanı için aşırı büyük olduğu, bu tür büyük botların yat limanı içindeki manevra kabiliyetini olumsuz etkileyebileceği, risk yaratabileceği ve liman trafiğini zorlaştırabileceği, palamar botlarının ülkemizde ve Akdenizde hizmet veren yabancı yat limanlarında olduğu gibi daha küçük (genellikle 3.5m – 5m arası) ve çevik olması gerektiği, yat limanı koşullarında daha uygun olacağı, römorkaj hizmetinin de yat limanlarında genellikle gerekli olmayan bir uygulama olduğu, bu tür bir hizmetin yat limanı içinde kullanılmasının deniz trafiğini olumsuz etkileyebileceği, dava konusu işlemin belirtilen nedenlerle uygun olmadığı yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, Biyolog tarafından, bilirkişi kök raporunda; ÇED raporunun kapsamında yer alan Ekosistem Değerlendirme Raporlarında, projenin inşaat ve işletme aşamalarında ortaya çıkacak olası çevresel etkilerine ve alınması gereken önlemlere yer verildiği, bu önlemlerin karasal ve sucul ekosistemler için ayrı ayrı detaylandırıldığı, projenin olası çevresel etkileri ve bu etkilerine karşı alınacak önlemlere ilişkin çalışmaların yeterli bulunduğu, proje çalışmalarının bilhassa inşaat öncesi ve inşaat aşamasında olası olumsuz etkilerinin iyi etüt edilmiş olduğu ve bu etkilere karşı alınacak önlemlerin güncel ve bilimsel olduğu, bununla birlikte, projenin önemli bir doğa alanı ve sulak alanda yer almasının çevresel etkilerinin tahmin edilenden daha fazla olacağı anlamına geldiği, özellikle işletme aşamasında limana gelecek ve limanda bulunacak deniz taşıtlarının (atıklar dışında) çevresel etkilerinden bahsedilmediği; ÇED raporunda, projeden kaynaklanan çevresel etkilerin denizel ortamlarda 2 yıl izleneceğinden bahsedildiği ancak karasal ortamlar ile ilgili herhangi bir izlemeye yer verilmediği; ÇED raporunda, karasal omurgasız türlerine yer verilmediği, gündüz kelebekleri ile tozlayıcılar (arılar) hakkında hiçbir bilginin bulunmadığı, sürüngen, kuş ve memeli tür listelerinin bazı eksikliler barındırdığı, projenin gerçekleştirilmesi halinde Güllük Deltasının denize en yakın kıyısında yapılaşma olacağı, sulak alanın bir kısmının taranarak çekek yerine dönüştürüleceği ve sonuçta geriye kalan sulak alanın da bundan olumsuz etkileneceği, alanın zarar görmesinin ilk olarak ekosistem ve ekosistemdeki flamingoların besini durumundaki omurgasız hayvanları olumsuz etkileyeceği, sonuç olarak alanda gruplar halinde yaşayan flamingo popülasyonunun azalacağı, buna bağlı olarak alandaki Artemia–Flamingo simbiyotik ilişkisinin yok olacağı, bu durumun deltadaki ve bölgedeki balık stoklarının azalmasına neden olacağı, proje alanının önemli bir biyoçeşitlilik alanı olduğu, bu alanda herhangi bir yapılaşma olmasının hem alana hem de bölgeye balıkçılık ve biyoçeşitlilik açısından önemli zararlar vereceği, dava konusu işlemin biyoloji (fauna, ornitoloji ve ekoloji) disiplini yönünden uygun olmadığı yönünde tespit ve kanaate yer verildiği, bilirkişi ek raporunda; Güllük Deltasına yapılacak ekosistem dışı bir etkinin buradaki dinamik yapının ve doğal dengenin bozulmasına neden olacağı, türlerin canlı ve cansız çevresi ile birlikte yani türün doğal ekosistemi ile birlikte korunması gerektiği, projenin gerçekleştirilmesi halinde kıyıda bir yapılaşmanın kaçınılmaz olduğu, sulak alanın bir kısmının taranarak çekek yerine dönüştürülecek olmasının canlıların yaşadığı habitatların daralmasına, bozulmasına ve nihayetinde yok olmasına neden olacağı, bu durumun sulak alanda yaşayan kuşları bilhassa alanın önemli kuş türlerinden biri olan flamingoları etkileyeceği, flamingoların, habitatlarının daralması veya bozulması sonucunda uygun beslenme, barınma ve üreme alanı bulamayacakları ve alandan uzaklaşacakları, dip tarama ve dolgu işlemleri gibi faaliyetlerin hem yaşam alanlarının derinleştirilmesine hem de flamingoların beslendiği omurgasız hayvanların yok olmasına neden olacağı, bu durumda sığ sularda beslenen bir kuş türü olan flamingoların yeterince beslenemeyecekleri ve alandan uzaklaşacakları, flamingoların uzaklaşmasının artemia-filamingo simbiyotik ilişkisinin ortadan kalkmasına yol açacağı, tüm bu etkilerin uzun dönemli bir sonucu olarak deltadaki ve bölgedeki balık stoklarının olumsuz yönde etkilenip azalmasına neden olacağı yönünde tespit ve kanaate yer verildiği, Hidrobiyolog ve Su Ürünleri Mühendisi tarafından (aynı başlık altında değerlendirmede bulunmuşlardır), bilirkişi kök raporunda; sulak alanın biyolojik çeşitliliğinin de tüm inceleme alanına dahil edilmesi ve başlangıçtaki durumunun net olarak ortaya konulması gerektiği, Ekosistem Değerlendirme Raporunda, bölgedeki biyolojik incelemeler için seçilen 2 istasyonun yat limanın yapılacağı bölgeden seçildiği, çekek bölgesinden ise inceleme istasyonu belirlenmediği, seçilen 2 istasyonda yapılan değerlendirmelerin sulak alan için yeterli olmadığı, ÇED raporu kapsamındaki Ekolojik Değerlendirme Raporunda, Posidonia Oceanica türünün varlığına ilişkin farklı ifadeler kullanıldığı, dolayısıyla anılan raporun türün bölgedeki varlığını net olarak ortaya koyamadığı, yat limanına bağlanacak 500 teknenin bentik bölgede yaşayan canlılar için gerekli olan ışığı engelleyeceği, Posidonia Oceanica türünün de bundan olumsuz etkileneceği, ÇED raporunda yabancı tür taşınımına ilişkin değerlendirmenin bulunmadığı, dava konusu işlemin Hidrobiyoloji ve Su Ürünleri Mühendisliği yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, hidrobiyolog tarafından bilirkişi ek raporunda; dip tarama çalışmalarının Cymodoccea nodosa ve Posidonia oceanica türleri üzerindeki etkileri ve yasaklanma gerekliliği başlığı altında bir takım genel değerlendirmelere yer verilerek bu türlerin bulunduğu yerlerde dip tarama faaliyetinin yasaklanması gerekliliğinden bahsedildiği, Çevre Mühendisi tarafından; ÇED raporunda yer ve teknoloji alternatiflerine ilişkin bir değerlendirmenin yapılmadığı, ÇED raporunda proje etki alanının, doğrudan etkiler ve dolaylı etkilerin tam ele alınarak belirlenmediği, proje alanı için en uygulanabilir su temin yolu olarak değerlendirebilecek deniz suyundan ters ozmos yöntemi ile su üretiminin çevresel etkilerinin değerlendirilmediği, ÇED raporunda atık depolamanın hangi atık türleri için yapılacağının net olarak belirtilmediği, geçici atık depo alanında organik atıklardan kaynaklanabilecek sızıntı sularının kontrolü için alınacak önlemlerin belirtilmediği, yeşil alan sulamasında kullanılacak su miktarının arıtılmış suyu tam olarak bertaraf etmeye yetmemesi durumunda uygulanacak net bir bertaraf yönteminin belirtilmediği, “Çekek yerinde” oluşabilecek atıksuların miktarının hangi düzeyde olacağı, oluşacak atıksuların hangi düzeyde ağır metal, kalıcı organik bileşikler veya toksisiteye sahip olacağı ve bu atıksuların nasıl kontrol altına alıp bertaraf edileceği hususlarının ÇED raporunda değerlendirilmediği, atık kabul tesisine ait hiçbir teknik detayın (kapasite, konum, vb.) sunulmadığı, dip tarama projesine ait proje tanıtım dosyasının ayrı sunulmasının, projenin bütünlüğü bozduğu ve projenin kümülatif çevresel etkilerinin (çevre üzerindeki toplam etki / yükü hesaplama) tam olarak değerlendirilmemesine yol açtığı, dava konusu işlemin çevre mühendisliği yönünden uygun olmadığı kanaatine yer verildiği, Meteoroloji Mühendisi tarafından; bilirkişi kök raporunda, meteorolojik parametrelerin, gerçekleştirilmesi planlanan projeye etkilerinin değerlendirilmemiş olduğu, ÇED raporunda Muğla Meteoroloji İstasyonu verilerinin, üstelik hiçbir indirgeme dahi yapılmadan, tesis rakımına taşınmadan kullanılmasının ciddi riskleri de beraberinde getireceği, ÇED raporunu hazırlayan çalışma grubunda meteoroloji mühendisinin de bulunması gerektiği, dava konusu işlemin meteoroloji mühendisliği yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, bilirkişi ek raporunda; ÇED raporu ve eklerindeki birçok analiz ve değerlendirmede önemli bir girdi olan rüzgâr ve sıcaklık başta olmak üzere meteorolojik verilerin, proje yerine 5 km mesafe ve 11 metre rakımlı Milas-Bodrum Havalimanı Meteoroloji istasyonu verilerine göre revize edilip sonuçlarının ÇED raporunda tartışılması gerektiği, planlanan kıyı yapıları için uzun dönemli en azından mevsimsel değişimler içeren gözlem verileri ile akıntı sirkülasyon sediment taşınma modellerinin kurulması ve denizel bölgenin bu simülasyon çerçevesinde ilgili disiplinlerce yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönünde kanaat bildirildiği, Ziraat Mühendisi tarafından; proje sahasının işlemeli tarıma uygun olmayan alanlardan oluştuğu, proje sahasının çevresindeki alanların doğal zeytin yetişme alanı olduğu, ÇED raporunda proje alanı içinde bulunan zeytin ağaçlarının taşınıp taşınmayacağına ya da kesilip kesilip kesilmeyeceğine dair bilginin bulunmadığı, inşaat faaliyetlerinden kaynaklanacak toz etkisine ilişkin toz modellemesinin yapılmadığı, oluşacak tozun 3 km mesafedeki zeytinliklere etkisinin değerlendirilmediği, çekek yerinin Güllük Deltası Sulak Alanı tampon bölge içerisinde kaldığı, çekek yerinin yapılması esnasında kara bölümünde yapılacak inşai faaliyetlerin, çekek yerinin koy yapısının çıkış ağzında bulunan sucul bitkiler ile sulak alan özelliğindeki habitat özelliği içeren birçok doğal flora ve fauna yapısının, beslenme, yuva ve üreme ortamı olan kum bandı ve sucul bitkilerin ortadan kaldırılmasına, sulak alanın bir bütünü şeklindeki korunması gereken bu doğal yapının tamamen yok olmasına yol açacağı, projenin yapılacağı yerin çok büyük bir sulak alan yapısı ile komşu olması nedeni ile uygun olmadığı, başka alternatif alan arayışına girilmediği, sadece projenin yapılmasına odaklanıldığı ve proje alanı ve çevresindeki tarım alanları ile çevreye etkisinin saha gerçekleri ile uyuşmadığı, dava konusu işlemin ziraat mühendisliği yönünden uygun olmadığı kanaatine yer verildiği; İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin uygun olmadığı yolunda bildirilen kanaatlerin dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmek dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.
B) BİLİRKİŞİ TESPİTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bilirkişi raporunun, dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı yönünde kanaat içeren kısımları dosya kapsamıyla bir arada değerlendirildiğinde;
Deniz İşletme Ulaştırma Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, proje kapsamında alınan seyir emniyeti ve deniz güvenliği tedbirlerinin genel anlamda uygun bulunduğu belirtilerek esasen kendi uzmanlık alanına ilişkin olarak projenin tasarımı, öngörülen önlemler ve verilen taahhütlerin yeterli olduğu yönünde kanaat bildirildiği, ÇED raporunda belirtilen kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri ile ilgili bazı hususların yat limanı operasyonları için uygun olmadığı yönünde bildirilen kanaatin ise bu hizmetlerin çevresel etkilerinin emsal projelerde yer almamasından, alışılmadık ve gereksiz görülmesinden kaynaklandığı anlaşılmış olup ÇED raporunu kusurlandırıcı nitelikte görülmemiştir.
Biyoloji disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, ÇED raporunun kapsamında yer alan Ekosistem Değerlendirme Raporlarında, projenin inşaat ve işletme aşamasında ortaya çıkacak olası çevresel etkilere ve alınması gereken önlemlere yer verildiği, bu önlemlerin karasal ve sucul ekosistemler için ayrı ayrı detaylandırılarak verildiği, projenin olası çevresel etkileri ve bu etkilere karşı alınacak önlemlere ilişkin çalışmaların yeterli bulunduğu, proje çalışmalarının bilhassa inşaat öncesi ve inşaat aşamasında olası olumsuz etkilerinin iyi etüt edilmiş olduğu ve bu etkilere karşı alınacak önlemlerin güncel ve bilimsel olduğu belirtildikten sonra, ÇED raporunda, karasal omurgasız türlerine yer verilmediği, gündüz kelebekleri ile tozlayıcılar (arılar) hakkında hiçbir bilginin bulunmadığı, sürüngen, kuş ve memeli tür listelerinin bazı eksikliler barındırdığı tespitine yer verilmiş ise de söz konusu eksikliğin projenin gerçekleştirilmesine etki edip etmeyeceğine, ihmal edilebilir düzeyde olup olmadığına dair değerlendirme yapılmadığı, söz konusu türlerin geniş yayılımlı olmayan, endemik, hassas ve nesli tehlike altında türler olduğunun somut ve bilimsel verilerle ortaya konulmadığı, proje alanına komşu alanlarda söz konusu türlerin yaşamlarını sürdürebilecekleri habitatların bulunmadığına dair bir tespitin de yapılmadığı görülmüş olup belirtilen eksikliklerin, bu haliyle ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi tarafından, projenin gerçekleştirilmesi halinde Güllük Deltasının denize en yakın kıyısında yapılaşma olacağından hareketle sulak alanın bir kısmının taranarak çekek yerine dönüştürüleceği ve sonuçta geriye kalan sulak alanın da bundan olumsuz etkileneceği, bu kapsamda flamingo popülasyonunun ve balık stokunun azalacağı kanaatine yer verilmiş ise de, inşaat mühendisi bilirkişi tarafından, çekek yeri için denize müdahalenin küçük bir alanda olacağı ve bunun da kazıklı veya yüzer iskele şeklinde olacağı, olumsuz bir durum oluşturmayacağı, çekek yerinde herhangi bir dolgu işlemi yapılmayacağı, çekme işleminin vinçler yardımıyla yapılacağı ve karadaki teknelerin beşikler üzerinde park edeceği için bunun da olumsuz bir durum oluşturmayacağı tespitine yer verildiği, ÇED raporunda ise çekek yeri olarak kullanılması planlanan söz konusu sınırların önemli bir kısmının karasal ortam içerisinde yer alacağının, denizel alana müdahalenin koyun uç kısmında sadece küçük bir alanın kazıklı ve/veya yüzer iskele yapılması ile sınırlı olacağının, çekek yerinde mevcut gezer vinç (travel lift) kullanılarak ve temin edilecek 80 ton kapasiteli gezer vinç ile çekek hizmetlerinin verileceğinin, karaya alınan teknelerin standartlara uygun beşikler (teknelerin yerleştirildiği sistemler) üzerinde park edileceğinin belirtildiği, tüm bu hususların aksine çekek yerinin sulak alan sınırları içerisinde kalan kısmında yapılacağının, çekek yerinde faaliyet yürütülebilmesi için çekek yerinin sulak alanda kalan kısmının da kullanılmasının zorunlu olduğunun bilirkişi tarafından somut ve teknik bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı anlaşılmış olup, bilirkişinin söz konusu kanaatine itibar edilmemiştir.
Diğer taraftan, ÇED raporunda, arazi hazırlık ve inşaat çalışmaları ile işletme aşamasında yapılacak işlemler sırasında deniz suyunda meydana gelmesi muhtemel durumların ve projenin inşaat ve işletme aşamalarında izleme programlarının verildiği, izlenecek noktaların ve önlemlerin belirtildiği, işletme aşamasında limana gelecek ve limanda bulunacak deniz taşıtlarından (atıklar dışında) bahsedilmediği belirtilen olası çevresel etkilerinin somut olarak ortaya konulmadığı ve söz konusu çevresel etkilerin projenin gerçekleştirilmesine engel olacak mahiyette olduğuna dair bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmekte olup, bilirkişinin projenin olası çevresel etkileri ve bu etkilere karşı alınacak önlemlere ilişkin çalışmaların yeterli bulunduğu şeklindeki kanaati de göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu tespitlerin ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.
Hidrobiyoloji ve Su Ürünleri Mühendisliği disiplinleri yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişiler tarafından, sulak alanın biyolojik çeşitliliğinin de tüm inceleme alanı içine dahil edilmesi gerektiği, Ekosistem Değerlendirme Raporu kapsamında bölgedeki biyolojik incelemeler için seçilen 2 istasyonun yat limanının yapılacağı bölgeden seçildiği, çekek bölgesinden ise inceleme istasyonu belirlenmediği, seçilen 2 istasyonda yapılan değerlendirmelerin sulak alan için yeterli olmadığı belirtilmiş ise de biyolog bilirkişi tarafından, Ekosistem Değerlendirme Raporlarında projenin inşaat ve işletme aşamasında ortaya çıkacak olası çevresel etkilere ve alınması gereken önlemlere yer verildiği, bu önlemlerin karasal ve sucul ekosistemler için ayrı ayrı detaylandırılarak verildiği, projenin olası çevresel etkileri ve bu etkilere karşı alınacak önlemlere ilişkin çalışmaların yeterli bulunduğu, proje çalışmalarının bilhassa inşaat öncesi ve inşaat aşamasında olası olumsuz etkilerinin iyi etüt edilmiş olduğu ve bu etkilere karşı alınacak önlemlerin güncel ve bilimsel olduğu kanaatine yer verildiği, jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından, projenin yat yapımı ve çekek yeri olarak kullanılacak olan kesimi Güllük Deltası Taslak Sulak Alan Koruma Bölgeleri sınırlarına göre tampon bölge içerisinde yer almakla birlikte Güllük Deltası Sulak Alanı ekosistemine ve deltanın denize bağlantısında su sirkülasyonuna olabilecek olası hidrojeolojik, jeolojik ve hidrolojik etkilerin değerlendirildiği, jeolojik-hidrojeolojik değerlendirmelerin yeterli düzeyde bilimsel ve saha gerçekleriyle uyumlu olarak açıklanmış olduğu kanaatine yer verildiği, bilirkişinin söz konusu tespitinin somut ve bilimsel verilere dayalı olmadığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi tarafından, yat limanına bağlanacak 500 teknenin bentik bölgede yaşayan canlılar için gerekli olan ışığı engelleyeceği, Posidonia Oceanica türünün de bundan olumsuz etkileneceği belirtilmiş ise de bilirkişi kanaatine dayanak olabilecek hiçbir bilimsel ve teknik veri ve hesaplamaya dayanılmadığı, bilirkişi tarafından bölgede bulunduğu belirtilen Posidonia Oceanica türünün projenin denizel alandaki kısmının gerçekleştirilmesinin planlandığı alanda bulunup bulunmadığının ortaya konulmadığı, bu kısmın dip yapısında deniz çayırı (Posidonia oceanica) popülasyonunun bulunduğuna, bu kısımda varsa bentik canlıların geçici ya da kalıcı olarak yer değiştiremeyeceklerine, deniz dip yapısında geri dönüşü mümkün olmayan tahribata ve habitat kaybına neden olacağına, inşaat aşamasının tamamlanmasının ardından alanın belirtilen canlıların yaşamalarına uygun şartları yeniden kazanamayacağına, yat limanına bağlanacak teknelerin gölge etkisiyle ışığı canlıların yaşamsal fonksiyonlarını sürdürmelerine engel olacak derecede keseceğine ilişkin bilimsel verilere dayalı bir tespitin ortaya konulmadığı görülmekte olup, bilirkişinin söz konusu kanaatine itibar edilmemiştir.
Çevre Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, ÇED raporunda atık depolamanın hangi atık türleri için yapılacağının net olarak belirtilmediği, geçici atık depo alanında organik atıklardan kaynaklanabilecek sızıntı sularının kontrolü için alınacak önlemlerin belirtilmediği, yeşil alan sulamasında kullanılacak su miktarının arıtılmış suyu tam olarak bertaraf etmeye yetmemesi durumunda uygulanacak net bir bertaraf yönteminin belirtilmediği, “Çekek yerinde” oluşabilecek atıksuların miktarının hangi düzeyde olacağı, oluşacak atıksuların hangi düzeyde ağır metal, kalıcı organik bileşikler veya toksisiteye sahip olacağı ve bu atıksuların nasıl kontrol altına alıp bertaraf edileceği hususlarının ÇED raporunda değerlendirilmediği, atık kabul tesisine ait hiçbir teknik detayın (kapasite, konum, vb.) sunulmadığı, dip tarama projesine ait proje tanıtım dosyasının ayrı sunulmasının, projenin bütünlüğü bozduğu ve projenin kümülatif çevresel etkilerinin (çevre üzerindeki toplam etki / yükü hesaplama) tam olarak değerlendirilmemesine yol açtığı, dava konusu işlemin çevre mühendisliği yönünden uygun olmadığı kanaatine yer verildiği anlaşılmaktadır.
ÇED raporunda, proje kasamında “...”nın alt yapı ve üst yapı nitelikleri dikkate alınarak proje yerinin belirlendiği, projenin inşaat ve işletme aşamasında en son teknoloji kullanılarak dünya standartlarına uygun ve çevreye uyumlu bir yat limanı ve çekek yeri yapılmasının planlandığı belirtilmiştir.
Bilirkişi tarafından, ÇED Raporunda, proje etki alanı, doğrudan etkilerin ve dolaylı etkilerin tam ele alınarak belirlenmediği belirtilmiş olmakla birlikte, hangi çevresel etkiler dikkate alınarak hangi alanın projenin etki alanına dahil edilmesi gerektiğine ya da mevcut etki alanının uygun belirlenmemesi nedeniyle hangi alanların çevresel etkilerinin değerlendirme dışı kaldığına dair bir tespite yer verilmemiştir.
ÇED raporunda, proje için gerekli olan kullanma suyunun temini amacı ile; projenin arazi hazırlık ve inşaatına başlanmasına karar verildiği aşamada, ihtiyaç duyulan kullanma suyu için öncelikle Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne (MUSKİ) müracaat edileceğinin, kullanma suyunun MUSKİ’den temin edilememesi durumunda ise ... Çevre ve Su Yatırım Yapım İşletme A.Ş.’ye başvurularak temin edileceğinin, kullanma suyunun buradan da temin edilememesi durumunda ise piyasadan tankerlerle ücreti mukabil temin edilmesinin planlandığı, projenin işletme aşamasına geçileceği zaman ise ihtiyaç duyulan kullanma suyu temini için yine öncelikle Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne (MUSKİ) müracaat edileceği, MUSKİ’den temin edilememesi durumunda ise ... Çevre ve Su Yatırım Yapım İşletme A.Ş.’ye başvurularak temin edileceği, buradan da kullanma suyunun temin edilememesi halinde piyasadan tankerlerle ücreti mukabil temin edileceği, kullanma suyunun yine de temin edilememesi durumunda ise, deniz suyunun ters ozmos sistemi ile arıtılarak kullanma suyu elde edilmesinin planlandığı belirtilmiş, ters ozmos sisteminin konumu vaziyet planında gösterilmiş ve ÇED raporu ekinde Ters Ozmos Sistemi Teknik Dokümantasyonu sunulmuştur.
Ters ozmos sisteminin kullanma suyu temin edilmesi planlanan kaynaklar arasında öncelikli olmadığı, ihtiyaç duyulması halinde gerekli bilimsel analizler yapılıp tüm izinler alındıktan sonra kullanılmaya başlanacağı, projenin yeri ve kapasitesi itibarıyla alıcı ortamda çevresel etkileri kabul edilebilir düzeyde olacak şekilde bir ters ozmos tesisinin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı yönünde bir tespitin de bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu eksikliğin ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.
ÇED Raporu kapsamında yer alan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısından, gerçekleştirilmek istenilen projenin inşaat ve işletme aşamalarında oluşması muhtemel evsel nitelikli atıksuların proje kapsamında kurulacak olan arıtma tesisinde arıtıldıktan sonra foseptikte biriktirilerek anılan Belediyeye ait atıksu arıtma tesisinde bertaraf edilmesinde sakınca olup olmadığının sorulduğu, Belediye tarafından işletme faaliyete geçtikten sonra yapılacak denetimlerde atıksuların ilgili Yönetmelikteki limit değerleri sağladığının tespiti halinde, konuya ilişkin protokol imzalanacağı, yat limanı ve çekek yerinin inşaat aşamasında oluşacak evsel nitelikli atıksuların atıksu arıtma tesisinde bertarafına ilişkin olarak işletmenin faaliyete geçeceği tarihe kadar sınırlı süreli protokol imzalanacağı, inşaatın başlangıç ve bitiş tarihlerinin bildirilmesi halinde, gerekli işlemlerin yapılacağı şeklinde cevap verildiği, ÇED Raporunda ise inşaat aşamasında oluşacak evsel nitelikli atıksular ve işletme aşamasında oluşacak atıksular için paket atıksu arıtma tesisi kurulacağı, arıtma tesisinde arıtılan suların öncelikle liman alanı kapsamında yer alan yeşil alanların sulanmasında kullanılacağı, yeşil alanların sulanamaması durumunda ise arıtmadan çıkan suların bertarafı ile ilgili olarak; işletmenin faaliyete alınacağı tarih itibari ile Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ) görüşü doğrultusunda MUSKİ ile yapılacak protokol çerçevesinde bertarafının sağlanacağı hususlarına yer verildiği, yeşil alan sulamasında kullanılacak su miktarının arıtılmış suyu tam olarak bertaraf etmeye yetmemesi durumunda uygulanacak net bir bertaraf yönteminin belirtilmediği, bu durumda denize deşarjın uygulanabilir tek seçenek olarak göründüğü şeklindeki bilirkişi kanaatinin somut bir dayanağının olmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, ÇED Raporu içerisinde yer alan ve proje alanı ile ilgili olarak bahse konu faaliyetin ve özellikle çekek yeri olarak belirlenen bölgede yapılacak inşaat ve işletme aşamalarında Güllük Deltası Sulak Alanı ekosistemine ve deltanın denize bağlantısında su sirkülasyonuna olabilecek hidrojeolojik, jeolojik ve hidrolojik etkilerin belirlenmesi ve alınacak önlemlerin tanımlanması amacıyla ornitolog, hidrobiyolog ve hidrojeolog tarafından hazırlanan Ekosistem Değerlendirme Raporunda; proje sahasının yat limanı olarak planlanan kısmının Güllük Deltası Sulak Alanı tampon bölgesi dışında, çekek yeri olarak planlan bölgenin ise Güllük Deltası Sulak Alanı tampon bölgesi sınırları içerisinde yer aldığı, gerek yat limanı ve gerekse çekek alanı olarak planlanan alanların yüzey suyu drenajı doğrudan denize doğru olduğundan ve bu alanlardan sulak alana doğru herhangi bir yüzey suyu akışı oluşturmadığından söz konusu yat limanı ve çekek alanı inşası ve işletilmesi faaliyetinin Güllük Deltası Sulak Alanı hidrolojisi üzerine herhangi bir etki oluşturmayacağı, yeraltı suyu bütçe hesabında da çalışma alanında yüzeysel akış oluşturacak kadar yağışın olmadığı tespit ve kanaatine yer verilmiş, faaliyetinin gerek inşaat ve gerekse işletme aşamasında başta Güllük Deltası Sulak Alanı olmak üzere çevrede bulunan yüzey ve yeraltısuyu üzerine oluşturabileceği etkileri asgari seviyeye indirebilmek için alınması gereken tedbirler kapsamında çekek yerinde oluşabilecek bakım onarım kaynaklı atıkların sızdırmasız zemin üzerinde diğer atıklardan ayrı geçici olarak depolanması ve lisanslı araçlar ile çevre lisanslı bertaraf tesislerine iletilmesi gerektiği belirtilmiştir.
ÇED raporunda, çekek yerinde oluşabilecek bakım onarım kaynaklı atıkların sızdırmasız zemin üzerinde diğer atıklardan ayrı, geçici olarak depolanarak lisanslı araçlar ile çevre lisanslı bertaraf tesislerine gönderileceğinin, faaliyet kapsamında oluşması muhtemel tüm tehlikeli atıkların, sızdırmasız, yağmurdan arındırılmış alanlarda diğer atıklardan ayrı olarak depolanacağının ve Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümlerine göre bertaraf edileceğinin, bakım/yağ değişiminin yağmurdan arındırılmış ortamda, sızdırmaz zemin üzerinde yapılacağının, sızdırmaz zemin üzerine kaza sonucu dökülen atık yağların alıcı ortama ulaşmadan beton zemin üzerinden emici malzemeler ile çektirilerek Atık Yönetimi Yönetmeliğine göre bertarafının sağlanacağının, atık yağların sızdırmaz ağzı kapalı kaplarda biriktirilerek lisanslı atık yağ toplayıcılarına verileceğinin taahhüt edilmiş olduğu görülmüş olup bilirkişinin çekek yerinden kaynaklanabilecek atık sulara ilişkin kanaatinin ÇED raporunu kusurlandırıcı nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan ÇED raporunda, projenin inşaat ve işletme aşamalarında oluşması muhtemel katı atık cinslerinin evsel nitelikli katı atıklar, ambalaj atıkları, tehlikeli atıklar, atık pil ve akümülatörler, atık elektrikli ve elektronik eşyalar, tıbbi atıklar, ömrünü tamamlamış lastikler, hafriyat ve inşaat atıkları olarak sayıldığı, belirlenebilir nitelikteki katı atıkların miktarının her atık kaynağı için ayrı ayrı hesaplandığı, faaliyet kapsamında oluşması muhtemel katı atıkların bertaraf yöntemlerinin her atık kaynağı için ayrı ayrı belirtildiği, iskele ve rıhtımlar ile çekek yerinde katı atıkların toplanması amacı ile uygun ebatta paslanmayan bir malzemeden mamul, sızdırmaz ve kapaklı çöp kutularının yerleştirileceği, biriken katı atıkların depolama alanına kolaylıkla nakledilmesini sağlamak amacı ile tekerlekli konteynerler bulundurulacağı, yat limanı içerisinde Yat Turizmi Yönetmeliği ve Çevre mevzuatı hükümleri uyarınca katı atık depolama alanı tesis edileceği, projenin inşaat aşamasında oluşacak evsel nitelikli katı atıkların, kurulacak olan şantiye alanında yer alacak sızdırmasız konteynerlerde biriktirileceği, faaliyetin işletme aşamasında oluşacak olan evsel nitelikli katı atıkların da sızdırmaz konteynerlerde biriktirileceği, faaliyetin inşaat ve işletme aşamalarında oluşacak olan evsel nitelikli katı atıkların ÇED raporu ekinde (EK-3O’da) yer alan Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’nın görüşüne uygun olarak bertaraf edilmesinin sağlanacağı, bu kapsamda biriktirilecek olan evsel nitelikli katı atıkların, Milas düzenli depolama tesisine Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik 10. maddesinde belirtilen düzenli depolama tesislerine kabul edilecek atıklar sınıflandırmasına uygun olacak şekilde ... San. A.Ş. tarafından götürüleceği hususlarının belirtildiği ve ayrıca proje kapsamında 02/04/2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Atık Yönetimi Yönetmeliği”nin tüm hükümlerine uyulacağının taahhüt edildiği görülmektedir.
Meteoroloji Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, ÇED raporu kapsamında yer alan 2017 tarihli Ekosistem Değerlendirme Raporunda yapılan değerlendirmede, Milas Meteoroloji İstasyonu ve bu istasyona ait 1970-2012 verilerin, 2020 tarihli Ekosistem Değerlendirme Raporunda yapılan değerlendirmede Milas ve Bodrum Meteoroloji İstasyonuna ait 1970-2008 yıllarının verileri kullanılırken, ÇED Raporunda Muğla Meteoroloji İstasyonu verilerinin kullanılmasının nedeninin anlaşılamadığı, Muğla Meteoroloji İstasyonu verilerinin kullanılmasının ciddi riskleri de beraberinde getireceği, ÇED raporunu hazırlayan çalışma grubunda meteoroloji mühendisinin de bulunması gerektiği yönünde tespit ve kanaate yer verilmiştir.
Öncelikle, Dairemizin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12010, K:2023/5774 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere, davalı Bakanlık tarafından ÇED raporu özel formatı belirlenirken, raporu hazırlayan uzmanlar arasında meteoroloji mühendisine yer verilmesinin istenilmediği, diğer taraftan Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı ve Güllük Liman Başkanlığının 16/07/2018 tarihli, yat limanı ve çekek yeri amaçlı imar planı teklifleri hakkında görüş yazılarında, planlama alanının Güllük Körfezinde yer almasından dolayı korunaklı bir alan içinde yer alacağının ve olumsuz meteorolojik olaylardan etkilenme ihtimalinin düşük olacağının belirtildiği anlaşıldığından, ÇED raporunu hazırlayanlar arasında meteoroloji mühendisine yer verilmemesinin eksiklik olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Dairemizin 26/10/2023 tarih ve E:2023/11994, K:2023/5773 sayılı kararında yer alan "Muğla ve Milas meteoroloji istasyonlarının verilerinin proje sahasını temsil etmediği, Bodrum Havalimanı Meteoroloji verilerinin "kullanılmasının daha doğru olacağı" belirtilmiş olmakla birlikte, anılan meteoroloji istasyonlarının rakım ve proje alanına mesafeleri değerlendirilmek suretiyle söz konusu kanaate varıldığı, anılan meteoroloji istasyonları verilerinin uzun yılları temsil etmek hususunda aynı yeterlilikte olup olmadığı belirtilmediği gibi meteorolojik temsil açısından anılan istasyon verilerinin yeterli olmadığını gösteren, ÇED raporundaki bilgilerle karşılaştırmaya ve söz konusu verileri kullanarak değerlendirme yapan diğer disiplinlerin vardıkları sonuçlarda anlamlı düzeyde bir farklılık oluşturacağını göstermeye imkan sağlayacak hesap ve verilere de yer verilmediği" hususunu karşılayabilecek bir değerlendirmeye bakılan dosyadaki bilirkişi raporunda da yer verilmediği, bakılan dosyadaki bilirkişi raporunda bu hususta Muğla Meteoroloji İstasyonu verilerinin kullanılmasının, özellikle yükseklikle değişen sıcaklık ve rüzgar değerlerine dayalı diğer disiplinlerin vardıkları sonuçlarda farklılıkların oluşmasına neden olacağı, bu farklılıkların anlamlı düzeyde olup olmadığının analizi yapacak meteoroloji mühendisi tarafından, temin edilen veriler üzerinden değerlendirmesi ile anlaşılmasının mümkün olacağının belirtilmesi ile yetinildiği görülmektedir.
Diğer taraftan, planlanan proje kapsamında faaliyette bulunulabilmesi için gerekli izin ve ruhsat süreçlerinin, yetkili idare ya da idarelerce proje kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan tesiste ilgili mevzuat kapsamında bulunması zorunlu niteliklerin sağlanıp sağlanmadığına ilişkin ölçüm ve değerlendirmeler yapılarak sonuçlandırılacağı göz önünde bulundurulduğunda, meteoroloji mühendisi bilirkişi tarafından eksiklik olarak ileri sürülen hususların ÇED Raporunu sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ziraat Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; öncelikle, projenin özellikle çekek yerinde gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetlerin sulak alan üzerinde olumsuz çevresel etkilere neden olacağına dair kanaatin ziraat mühendisliği uzmanlık alanına dahil olmadığı, kaldı ki bilirkişi tarafından bu kanaatin herhangi bir somut veriye de dayandırılmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, bilirkişi tarafından, proje alanının sığ toprak yapısında ve kayalık taşlık alanlardan oluştuğu, toprağın işlemeli tarıma uygun olmadığı, proje alanının küçük bir koy yapısında ve yerleşim alanlarına uzak bir konumda olduğu, projenin koy yapısı içinde yat limanı, güneyindeki küçük koyda ise çekek yeri yapılmasının planladığı, proje alanının kara bölümü içindeki yatırımcı firmaya ait olan 7 parselin vasıflarının zeytinli tarla olduğu, proje alanı içinde ve çevresinde delice anacına aşılı zeytinlikler ve az sayıda bahçe düzeninde zeytinlikler bulunduğu, ÇED raporunda proje alanı içinde bulunan zeytin ağaçlarının taşınıp taşınmayacağına ya da kesilip kesilip kesilmeyeceğine dair bilginin bulunmadığı tespit ve kanaatine yer verilmiştir.
Dava konusu projeye ilişkin ÇED raporu, bilirkişi raporu, dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; proje sahasının küçük bir koy içinde ve yerleşim alanlarına uzak bir konumda olduğu, ÇED raporunda "zeytin alanları ile ilgili değerlendirme" başlığı altında; Yakamoz Yat Limanı alanı içerisinde zeytin ağacı ve zeytincilik faaliyetlerinin bulunmadığı, proje çalışma ve işletme alanlarının önemli bir kısmının denizel ortamda gerçekleştirileceği, karasal alanda çalışma yapılacak yerlerde ise ekonomik olarak değerlendirilebilecek bir tarımsal üretimin bulunmadığı, gerçekleştirilecek faaliyetin zeytin üretimi yapılan tarım alanlarına uzak mesafede olduğu, üstelik planlanan yat limanı projesi endüstriyel bir yatırım niteliğinde olmadığından hem inşaat hem de işletme dönemlerinde hava kalitesini ve dolayısıyla zeytincilik gibi tarım alanlarını etkileyebilecek bir kirlilik kaynağı da oluşturmayacağı, yatırım özellikleri ve yeri değerlendirildiğinde zeytin alanlarını olumsuz etkileyecek bir işletim durumunun söz konusu olmayacağı hususlarının belirtildiği; projenin inşaat çalışmaları kapsamındaki tüm aşamalarında, toz emisyonunun minimum seviyede tutulması için çalışmaların kontrollü olarak yapılacağı, inşaat aşamasında tozumayı önlemek için proje alanında ve yollarda arazözle sulama yapılacağı, projenin işletme aşamasında toz emisyonu oluşumuna sebep olabilecek herhangi bir faaliyetin bulunmadığı hususlarının proje sahibi tarafından taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.
ÇED raporu ekinde sunulan Muğla Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün Yakamoz Yat Limanı ve Yat Çekek Yeri Projesi 2. İDK Toplantısı konulu, bila tarih ve ... sayılı, projeye ilişkin görüş yazısında 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında ÇED sürecinin devam etmesinde sakınca olmadığının belirtildiği görülmektedir.
Sonuç olarak; bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren bilirkişilerin görüşleri, yukarıda belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idare ile davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2\. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ... ile Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3\. Davacılar tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4\. Davalı idare tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı yargılama için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine; davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine,
5\. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6\. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
7\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 14/10/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.