SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/3730

Karar No

2025/4489

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/3730 E. , 2025/4489 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/3730
Karar No : 2025/4489

TEMYİZ EDENLER (DAVALI) : 1- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Madencilik İnşaat Nakliye Petrol Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

DİĞER MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...2- ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hatay İli, Defne İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde Hatay Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmesi planlanan "... Erişim Numaralı Sahada II-A Grubu Maden (Kalker) Ocağı, Kırma Eleme Tesisi ve Hazır Beton Üretim Santrali" projesine ilişkin olarak Hatay Valiliği tarafından verilen... tarih ve ... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; aynı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle aynı Mahkemenin E:... sayılı dosyasında açılan davada Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, proje tanıtım dosyasında proje yer alternatiflerinin değerlendirilmediği, dava konusu alanda üretim amaçlı yapılacak patlatmalar neticesinde kırıklı çatlaklı yapıya sahip neritik kireçtaşları içerisinde yeni ve zamanla daha geniş kırık ve çatlaklar oluşabileceği, oluşabilecek yeni ve geniş çatlaklar ve kırıklar nedeniyle yeraltısuyu akım yönlerinde değişimler meydana gelebileceği, bu değişimlere bağlı olarak bölge halkı tarafından açılan sulama ve içme amaçlı keson ve sondaj kuyularının olumsuz yönde etkilenebileceği, dolayısıyla proje etki alanı tespitinin, jeolojik, hidrolik ve hidrojeolojik açıdan doğru yapılmadığı, proje alanı çevresinde bulunan köylerin içme sularını proje alanına yaklaşık 1,5-2 km mesafedeki artezyen kuyularından sağlamakta olduğu, toprak tarafından yeterince filtrelenmeden kullanılan bu suyun ilerde insan sağlığı için ciddi risk durumları oluşturabileceği, proje alanının yakınında bulunan bir bölgede kurumakta olan bir içme suyu kaynağının da tespit edildiği, proje alanının toz salınımı bakımından çok yoğun etki altında olduğu, proje etki alanı içerisinde yüksek derecede toz birikimine maruz kalmış çok sayıda bitki örneklerinin tespit edildiği, proje alanına yaklaşık 1200 m mesafede bulunan endemik olmamakla beraber bölgeye has özellikler taşıyan genellikle halhalı çeşidinden oluşan zeytinliklerin, köy halkının kendi ihtiyaçları için yetiştirmiş olduğu üzümlerin ve incir ağaçlarının, söz konusu işletme kaynaklı toz emisyonlarında ciddi derecede olumsuz etkilendiklerinin tespit edildiği, kümülatif etki değerlendirmesinin eksik olarak yapıldığı, proje alanına yaklaşık 500 metre mesafede dava konusu projeye benzer bir tesisin faaliyette olduğu hususunun göz ardı edildiği, başta ... Mahallesi olmak üzere civar yerleşim alanlarını ve bölge insanının sosyal kültürel yaşamını kısa ve uzun vadede olumsuz etkileyebileceği, sonuç olarak dava konusu projenin yüzey ve yeraltısularına, çevreye, yerleşim yerlerine, ibadet alanlarına, tarım ve orman alanlarına, insan sağlığına olumsuz etkilerinin bulunduğu, projenin çevresel etkilerinin boyutu dikkate alındığında ÇED Gerekli Değildir kararı verilmesinin uygun olmadığı, kapasite itibarıyla ÇED Yönetmeliğinin Ek-2 listesine tabi olsa dahi projenin çevresel etkileri itibarıyla ÇED raporu hazırlanması, başka deyişle, dava konusu projenin, ÇED Yönetmeliği kapsamında çevresel etki değerlendirmesi sürecine tabi tutulması gerektiği, dava konusu işlemde belirtilen nedenlerle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :1-Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, ilgili idarelerden gerekli görüşlerin alındığı, üniversite öğretim üyelerinden oluşan bir heyet tarafından yerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan bilimsel mütalaanın davalı idare tarafından Mahkemeye sunulduğu, söz konusu bilimsel mütalaa ile Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitleri arasında derin çelişkiler bulunduğu, bilirkişi raporuna yapılan itirazların ve bilimsel mütalaanın Mahkemece dikkate alınmadığı, ek rapor alınarak bilimsel mütalaa ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin açığa kavuşturulması gerektiği, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen depremin ardından neredeyse tüm şehrin baştan inşa ve ihya edilmesi zorunluluğunun doğduğu, inşaat faaliyetleri nedeniyle beton hammaddesi ihtiyacının doğduğu, yapılacak üretimin piyasa şartlarının dengelenmesini sağlayacağı, dolayısıyla projenin gerçekleştirilmesinde kamu yararı bulunduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı Yanında Müdahil ... Madencilik İnşaat Nakliye Petrol Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir yeterlilikte olmadığı, üniversite öğretim üyelerinden oluşan bir heyet tarafından yerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan bilimsel mütalaanın Mahkemeye sunulduğu, söz konusu bilimsel mütalaa ile Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitleri arasında çelişkiler bulunduğu, bilirkişi raporuna yapılan itirazların ve bilimsel mütalaanın Mahkemece dikkate alınmadığı, proje tanıtım dosyasında gerekli taahhütlerin verildiği, faaliyet nedeniyle oluşacak gürültü seviyesinin en yakın yerleşim yerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağı, ilgili idarelerden gerekli görüşlerin alındığı, faaliyet kapsamında alıcı ortama atıksu deşarjı olmayacağı, Mahkemeye sunulan bilimsel mütalaada Çevre Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede arazi kullanımı, su kullanımı ve atıksu oluşumu, katı atıklar, hafriyat - pasa ve bitkisel toprak atıkları, toz ve emisyon kirleticiler, gürültü ve titreşim konularının detaylı olarak incelendiği, bilirkişi raporunda yer alan üst solunum yolu hastalıklarının arttığı, tarım ve hayvancılığı bitme noktasına geldiği tespitlerinin bilirkişilerce herhangi bir dayanağının ortaya konulmadığı, bu tespitleri doğrulayacak somut hiçbir verinin gösterilmediği, proje etki alanı içinde bulunduğu belirtilen zeytin ağaçlarına dair bilirkişi raporunda belirtilen olumsuz çevresel etkilerin dava konusu projeden kaynaklanmadığı, söz konusu etkinin depremden kaynaklı yıkım ve nakliye nedeniyle meydana gelmiş olabileceği, proje sahasının 438 metre rakımda bulunduğu, zeytinliklerin ise 489-509 metre rakımda bulunduğu, faaliyet nedeniyle oluşacak tozun daha yüksek rakıma taşınmasının söz konusu olmadığının bilimsel mütalaada da ortaya konulduğu kaldı ki hava kalitesi modellemesi sonuçlarının mevzuattaki sınır değerlerin altında kaldığı, projeye konu alanın orman vasfı niteliğinde olmadığı, projenin tatbikinin ormanlara, ağaç ve bitki türlerine zarar vermeyeceği hususlarının anılan bilimsel mütalaada ortaya konulduğu, söz konusu bilimsel mütalaa ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi giderecek yeni bir keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlığın çözümü amacıyla, dava dilekçesindeki iddialar ve proje alanının özellikleri dikkate alınmak suretiyle oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Hatay İli, Defne İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde Hatay Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmesi planlanan "... Erişim Numaralı Sahada II-A Grubu Maden (Kalker) Ocağı, Kırma Eleme Tesisi ve Hazır Beton Üretim Santrali" projesi ile ilgili olarak Hatay Valiliği tarafından ...tarih ve ... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir " kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Çevre korunması": Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü, "Sürdürülebilir çevre": Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini, "Sürdürülebilir kalkınma": Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi, "Çevresel Etki Değerlendirmesi": Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları; "Proje tanıtım dosyası": Gerçekleşmesi planlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosyayı... ifade eder.'' şeklinde tanımlanmış, "Çevresel Etki Değerlendirmesi" başlıklı 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ve 29/07/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "... h) Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir Kararı: Ek-2'deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda çevresel etki değerlendirmesi raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararını,..." şeklinde tanımlanmış, Yönetmeliğin, "Yetki" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğe tabi projeler hakkında "ÇED Olumlu", "ÇED Olumsuz", "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Ancak Bakanlık gerekli gördüğü durumlarda "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararının verilmesi konusundaki yetkisini, sınırlarını belirleyerek il müdürlüğüne devredebilir. (2) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar (ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir) tesis edilmeden önce; a) Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED süreci aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır..." düzenlemesine, "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. ... " düzenlemesine, "Çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; ... b) "ÇED Gereklidir" Kararı verilen projelere ... ÇED raporu hazırlanması zorunludur." düzenlemesine, Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir veya çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı" başlıklı 17. maddesinde; "(1) Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir... (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için ÇED başvuru dosyası hazırlanarak Bakanlığa başvuru yapılması gerekmektedir. Ancak "ÇED Gereklidir" kararına esas şartların değişmesi halinde, 15. madde hükümlerine göre yeniden başvuru yapılabilir. " düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı İdarenin temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde; özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde, aynı Kanunun 20/A maddesinin 2.fıkrasının (g) bendinde; ivedi yargılama usulünde verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği, 48/7 maddesinde; temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği ve temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı hususlarının dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca saptanması hallerinde de 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararların, dosyanın gönderildiği Danıştay'ın ilgili dairesi ve kurulunca kesin olarak verileceği hükümleri yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idareye 07/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinin 2.fıkrasının (g) bendi uyarınca 15 günlük süre içinde ve en son 22/05/2025 tarihinde temyiz isteminde bulunulması gerekirken, 30/06/2025 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Davalı Yanında Müdahilin temyiz istemi yönünden;
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, bakılan davaya konu işlemin iptali istemiyle başka bir davacı tarafından aynı Mahkemenin E:... sayılı dosyasında açılan davada Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyolog, Antropolog, Maden Mühendisi, Şehir ve Bölge Plancısı ve Çevre Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 01/11/2024 havale tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, söz konusu bilirkişi raporunda; projenin devam etmesi halinde yüzey ve yeraltısularına, çevreye, yerleşim yerlerine, ibadet alanlarına, tarım ve orman alanlarına, insan sağlığına olumsuz bir etkisinin olacağı, dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Gerekli Değildir” kararının 2872 Sayılı Çevre Kanununa, bu kanuna dayanılarak hazırlanan ÇED Yönetmeliği’ne ve üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik açısından yerinde olmadığı yolunda oybirliğiyle görüş bildirildiği, Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
A) BİLİRKİŞİ RAPORUNUN İNCELENMESİ
Şehir ve Bölge Plancısı tarafından; proje alanının, 1/100.000 Ölçekli Hatay İli Onaylı Çevre Düzeni Planında “Kısmen Orman Alanı, kısmen Mera Alanı, kısmen de Tarım alanı” sınırları içinde yer aldığı, alanda yapılacak olan her faaliyette doğal yapının koruma-kullanma dengesinin korunması, aynı zamanda ekonomik yapısı da tarım ve hayvancılığa dayanan yerleşimin hem ekonomik yapısını hem de sosyo-kültürel yapısını koruyarak sürdürülebilirliğinin sağlanmasının önemli olduğu, çevre düzeni planı planlama alanı sınırı içinde yapılacak olan her faaliyette, planın hem mekânsal hem de mekânsal olmayan hükümlerine uyulması gerektiği, çevre düzeni planı plan hükümlerinin Orman Alanları ve Mera Alanları alt başlıklarında bulunan hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden plan hükümleri 8.5.1 ve 8.5.2.'de belirtilen hususların dikkate alınmadığı tespitine yer verildiği, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi tarafından; dava konusu Kalker Ocağı, Kırma Eleme Tesisi ve Hazır Beton Üretim Santralinin planlandığı ve işletmeye açıldığı alanda Okçular Formasyonuna ait neritik kireçtaşlarının bulunduğu, bu kireçtaşlarının eklemli, çatlaklı, keskin köşeli ve kırıklı bir yapı sunduğundan yeraltısuyu açısından bol su taşıyan bir akifer özelliği taşıdığı, bölge genelinde yeraltı suyu bakımından en fazla su kapsayan birim olduğu, proje sahasının ortasından geçen ve mevsimsel olarak akış gösteren bir kuru dere yatağının gözlendiği, proje sahasının bol kırıklı çatlaklı ve yer yer karstik boşluklu iyi bir akifer özelliği gösteren Neritik kireçtaşları içerisinde yer almasından dolayı gerek hidrolojik gerekse hidrojeolojik yapı üzerindeki etkisinin maksimum seviyede olacağı, üretim amaçlı yapılacak patlatmalar neticesinde kırıklı çatlaklı yapıya sahip neritik kireçtaşları içerinde yeni ve zamanla daha geniş kırık ve çatlakların oluşacağı ve yeni ve geniş çatlaklar ve kırıklar nedeniyle yeraltısuyu akışı akım yönlerinde değişimler meydana geleceği, bölge halkı tarafından açılan sulama ve içme amaçlı keson ve sondaj kuyularının olumsuz etkileneceği tespit ve kanaatine yer verildiği, Biyolog tarafından; proje alanının yakınında bulunan bir bölgede kurumakta olan bir içme suyu kaynağı görüldüğü, proje alanı çevresinde bulunan köylerin içme sularını proje alanına yaklaşık 1.5-2 km mesafedeki artezyen kuyularından sağladığı, toprak tarafından yeterince filtrelenmeden kullanılan bu suyun ileride insan sağlığı için ciddi risk oluşturabileceği, genel olarak taş ocağı yarmalarının toprağın suyunun da buharlaşmasına neden olduğu, yarma kenarında veya yakınında bulunan ağaçlarda verim kaybı ve kurumaların görüldüğü, proje alanında bu durumda bol miktarda bitki formasyonlarına rastlandığı, proje sahasına yakın olan yerleşim alanlarındaki bölge halkı yönünden, nakliye ve işleme sırasında evlerinin içinde ve civarında biriken tozdan dolayı sağlık açısından büyük risk oluştuğu, nitekim civar köylerde son 1 yıl içerisinde üst solunum yolu hastalıklarının belirgin şekilde arttığının, patlamalar neticesinde köy halkının sıklıkla piskolojik stres yaşadığının, ayrıca oluşan tozun bölgede halkın geçim kaynağı olan hayvancılığı bitirdiğinin belirlendiği, patlatmadan kaynaklanan tozun, patlamaların uygun şekilde tasarlanması ve uygulanmasıyla kontrol edilebileceği ancak kaçak emisyonların kontrol edilmesinin iyi bakım uygulamalarını gerektirdiği fakat Türkiye’de bahsi geçen bakım uygulamalarına dikkat edilmediği, proje alanının çok yoğun toz etkisi altında olduğu, Ziraat Mühendisi tarafından; keşif sırasında proje etki alanı içerisinde yüksek derecede toz birikimine maruz kalmış çok sayıda bitkinin tespit edildiği, keşif esnasında proje alanına 1-3 km değişen mesafelerde, çok sayıda zeytinlik bulunduğunun, bu zeytinliklerin bazılarının 20-30 yaş ağaçlardan oluşurken bazılarının 50 yıldan daha yaşlı ağaçlardan oluştuğunun, dava konusunun aynı zamanda 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun” kapsamında değerlendirilebileceği kanısının oluştuğu, keşif sırasında proje etki alanı içerisindeki zeytin ağaçlarının yaprakları üzerinde önemli ölçüde toz birikimi olduğunun, zeytin ağaçlarının yıllık vejetatif gelişimlerinin oldukça kısıtlı olduğunun, generatif gelişimlerinin toz varlığından ciddi derecede etkilendiğinin ve meyve tutumunun yok denecek kadar az olduğunun belirlendiği, proje tanıtım dosyasında (sayfa 79) işletme kaynaklı tozların orman ve tarım arazilerine zarar vermesini önleyecek tedbirlerin alınacağının taahhüt edildiği, ancak keşif sırasında proje alanına yaklaşık 1200 metre mesafede bulunan endemik olmamakla beraber bölgeye has özellikler taşıyan genellikle halhalı çeşidinden oluşan zeytinliklerin, köy halkının kendi ihtiyaçları için yetiştirmiş olduğu üzümlerin ve incir ağaçlarının, söz konusu işletme kaynaklı toz emisyonlarından ciddi derecede olumsuz etkilendiklerinin görüldüğü tespit ve kanaatine yer verildiği, Çevre Mühendisi tarafından; dava konusu proje alanı içeresinde kurulacak olan hazır beton tesisinin sanayi tesisleri kapsamında olduğu, imar planında sanayi alanı olarak düzenlenen alanlarda yer alması gerektiği, dava konusu projenin yer seçiminin bu nedenle uygun olmadığı ayrıca alternatif yer değerlendirmesinin de yapılmadığı, proje alanına yaklaşık 500 metre mesafede dava konusu projeye benzer bir tesisin faaliyette olduğu dava konusu proje tanıtım dosyasında kümülatif değerlendirmede bu tesisin dikkate alınmamış olduğu tespit ve kanaatine yer verildiği, Maden Mühendisi tarafından; çevredeki yerleşim alanlarını, hayvancılık ile meyvecilik faaliyetlerini olumsuz etkileyebilen tozlanma sorununun mevcut olduğu, dava konusu tesisin kırmataş, mıcır ya da agrega ocağı faal durumda olduğu, oluşacak yoğun iş temposu ve hazır beton transmikserlerinin yol güzergahı olarak mahalle ve köy yollarını kullanacakları, bunun trafik kazalarını artıracağı, firmanın yaşam alanlarından ayrı özel yollar açmamasının bir eksikliklik olduğu, ocaktaki basamak dizaynının uygun olmadığı, patlatma ile oluşan titreşimlerin jeolojik ve jeoteknik ve zemin mekaniği açısından toprak kaymalarını ve kısmi heyelanları tetikleyeceği, basamak şev açıları ve yüksekliğinde sapma ve yanlışlıklar olduğu, ocak bitişiğine kurulması planlanan hazır beton santralinin üretimi tetikleyeceği ve kontrolsüz üretim sonrası risklerin ve iş kazalarının artabileceği kanaatine yer verildiği, Antropolog tarafından; proje sahasının yerleşim alanlarını olumsuz etkileyecek mesafede olduğu, yerleşim yerlerindeki sosyal hayatın faaliyetten olumsuz etkilendiği, proje sahasının bulunduğu bölgede temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğu, faaliyetten kaynaklanan tozun tarım ve hayvancılığı yapılamaz seviyeye getirdiğinin bölgede yaşayanlarca ifade edildiği, bu durumun bölgeden göçe ve göçe bağlı olarak bölgeye özgü kültürel ürün ve değerlerin kaybolmasına neden olabileceği, taş ocağının bulunduğu yerle inanç mekânı türbenin (Şeyh Hasan Basri Türbesi) arasının kuş uçuşu bir buçuk km kadar olduğu, dolayısıyla ocak alanına çok yakın olduğunun söylenemeyeceği, ancak uzun vadede, inanç merkezi olan ve aynı zamanda ibadet ve inanç ritüellerinin uygulandığı alan olarak kullanılan türbenin (ve yakınlardaki cami, ziyaretgâh gibi dinî mekânların), ocaktan çıkan tozlardan etkilenebileceği, proje sahasının bulunduğu bölgede, kalker ocaklarından kaynaklanan tozun civardaki inanç merkezlerini tehdit eder duruma gelebileceği, bu konuda hassasiyet duyan kişilerin bu durumdan rahatsız olmalarının doğal olduğu, bölgede yaşayanlar için önemli bir dini ziyaret, ibadet ve ritüel yeri olan türbenin projeden olumsuz etkileneceğine ve ibadetlerini yerine getiremeyeceklerine dair endişenin mevcut olduğu, sosyal/kültürel ve antropolojik açıdan değerlendirildiğinde, kalker ocağı ve kırma eleme tesisinin, başta ... Mahallesi olmak üzere civar yerleşim alanlarını ve bölge insanın sosyal/kültürel yaşamını kısa ve uzun vadede olumsuz etkileyeceği kanaatinin bildirildiği, dava konusu işlemin uygun olmadığı yolunda bildirilen kanaatlerin dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmek suretiyle hükme esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.

B) BİLİRKİŞİ TESPİTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bilirkişi raporunun, dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı yönünde kanaat içeren kısımları dosya kapsamıyla bir arada değerlendirildiğinde;
Şehir ve Bölge Planlama disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, proje alanının, 1/100.000 Ölçekli Hatay İli Onaylı Çevre Düzeni Planında “Kısmen Orman Alanı, kısmen Mera Alanı, kısmen de Tarım alanı” sınırları içinde yer aldığı, plan hükümlerinin Orman Alanları ve Mera Alanları alt başlıklarında bulunan hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden plan hükümleri 8.5.1 ve 8.5.2.'de belirtilen hususların dikkate alınmadığı tespitine yer verilmiş ise de, ÇED Gerekli Değildir kararı verildikten sonra yatırımcı tarafından, yürürlükteki yasal ve yönetsel düzenlemeler uyarınca gerekli olan ruhsat, izin, onay ve uygun görüş gibi izinlerin alınması kaydıyla projenin inşaatına başlanılabildiği ve ÇED sürecinin, projeye başlanılmadan önce projenin çevreye olabilecek tüm etkilerinin detaylı olarak araştırıldığı ve yapılacak çalışmalar ile alınacak tedbirlerin uygunluğunun değerlendirildiği bir süreç olduğu dikkate alındığında, yapılması planlanan projenin imar planına uygunluğunun ve projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı taşınmazın kullanımına ilişkin tahsis/izin vb.durumların projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınması gereken hususlar olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi tarafından, proje sahasının jeolojik yapısı itibarıyla yeraltısuyu açısından bol su taşıyan bir akifer özelliği taşıması nedeniyle faaliyetin gerek hidrolojik gerekse hidrojeolojik yapı üzerindeki etkisinin maksimum seviyede olacağı, üretim amaçlı yapılacak patlatmalar nedeniyle yeraltısuyu akışı akım yönlerinde değişimler meydana geleceği, bölge halkı tarafından açılan sulama ve içme amaçlı keson ve sondaj kuyularının olumsuz etkileneceği tespit ve kanaatine yer verilmiş ise de, proje sahası ve yakın civarında yeraltı suyu seviyesi kotunun belirlenmesine ilişkin bir çalışma yapılmadığı, faaliyet kapsamında yapılacak çalışmalarda ocak taban kotunun yeraltı suyu seviyesine ineceğine dair bir tespite yer verilmediği, proje tanıtım dosyasında verilen bilgilere uygun olarak faaliyetin gerçekleştirilmesi halinde yeraltı suyunun zarar görüp görmeyeceğinin değerlendirilmediği, proje sahasına yakın civarda gözlendiği belirtilen sondaj, keson kuyu ve kaynak sularının yeraltı suyu akım yönüne göre beslenim alanının proje sahası olduğuna dair bir tespitin de bulunmadığı, proje sahasının içinden bir kuru dere geçtiği belirtildiği ancak faaliyet nedeniyle herhangi bir yerüstü su kaynağına (çeşme, dere vs.) zarar verileceğine dair somut tespite yer verilmediği, yeraltı suyunun akış istikameti itibarıyla yeraltı suyunun beslenmesinin planlanan faaliyetten etkileneceğinin teknik ve bilimsel verilerle ortaya konulmadığı, bilirkişi kanaatinin esasen somut ve teknik tespitlere dayanmadığı anlaşılmakta olup dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden projenin bir vadi içerisinde dar ve sınırlı bir alanda gerçekleştirilmesinin planlandığı da göz önünde bulundurulduğunda söz konusu bilirkişi kanaatine itibar etmek mümkün olmamıştır.
Diğer taraftan, proje tanıtım dosyasında, proje alanı ile ilgili olarak Devlet Su İşleri 6. Bölge Müdürlüğü ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlardan faaliyet başlamadan önce gerekli tüm izinlerin/görüşlerin alınacağının proje sahibi tarafından taahhüt edildiği görülmektedir.
Biyoloji disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi tarafından, genel olarak taş ocaklarının ekolojik denge üzerindeki olumsuz etkilerinden literatürdeki bilgiler aktarılmak suretiyle bahsedildiği, proje sahası ve çevresindeki bitkilerin dar ve sınırlı yayılış gösteren bitkiler olduğuna dair bir tespitin yapılmadığı, flora ve fauna üzerinde projeden kaynaklanması muhtemel olumsuz etkilere ve bu etkilerin alınacak önlemlerle giderilip giderilemeyeceğine dair bilimsel ve somut verilere dayalı bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmektedir.
Bilirkişi tarafından, proje sahasına yakın yerleşim yerlerinde nakliye ve işleme sırasında biriken tozdan dolayı sağlık açısından büyük risk oluştuğu, civar köylerde üst solunum yolu hastalıklarının belirgin şekilde arttığı, patlamalar neticesinde köy halkının psikolojik stres yaşadığı, oluşan tozun bölgede halkın geçim kaynağı olan hayvancılığı bitirdiği kanaatine yer verilmiş ise de bu kanaatin herhangi bir bilimsel çalışma, somut bilgi ya da belgeye dayanılarak gerekçelendirilmediği, diğer taraftan söz konusu değerlendirmenin esasen anılan bilirkişinin uzmanlık alanına dahil olmadığı anlaşılmakta olup söz konusu bilirkişi kanaatine belirtilen nedenlerle itibar etmek mümkün olmamıştır.
Ziraat Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi tarafından, keşif sırasında proje etki alanı içerisinde toz birikimine maruz kalmış çok sayıda bitkinin tespit edildiği, proje tanıtım dosyasında işletme kaynaklı tozların orman ve tarım arazilerine zarar vermesini önleyecek tedbirlerin alınacağının taahhüt edildiği ancak proje alanına yaklaşık 1200 metre mesafede bulunan zeytinliklerin, köy halkının kendi ihtiyaçları için yetiştirmiş olduğu üzümlerin ve incir ağaçlarının, söz konusu işletme kaynaklı toz emisyonlarından ciddi derecede olumsuz etkilendiklerinin görüldüğü tespit ve kanaatine yer verilmiştir.
Dava konusu projeye ilişkin proje tanıtım dosyası, bilirkişi raporu, dosyada yer alan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmesinden, proje sahasının çevresi yükseltilerle kaplı bir vadi içerisinde dar ve sınırlı bir alanda bulunduğu, yaklaşık 500 metre mesafede proje sahasına göre daha yüksek kotta, dava konusu projeye benzer bir tesisin faaliyet gösterdiği, proje tanıtım dosyasında tesiste üretimde herhangi bir kimyasal işlem ve zenginleştirme işleminin uygulanmayacağı, ocaktan çıkarılacak olan malzemenin kırma- eleme tesisine taşınması sırasında kat edeceği yolun ortalama 350 metre olacağı, faaliyetten kaynaklanacak tozumayı minimuma indirgemek için nakliye yolu ve ocak içi yolların günde en az iki defa arazözle sulanacağı, arazözün ulaşamayacağı yerlerde fıskiye sistemi ile sulama yapılacağı, proje alanının etrafına 360 derece döner başlıklı fıskiyeler monte edileceği, fıskiyeler yardımıyla depolanan malzemenin üzerine sürekli su püskürtülerek malzemenin nemli kalmasının sağlanacağı, depolama alanı ve nakliye güzergahının da sürekli sulanacağı hususlarının proje sahibi tarafından taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi tarafından, zeytinliklerde, incir ağaçlarında, üzüm bağlarında ve diğer bitkilerde meydana geldiği belirtilen tozlanmanın, proje sahasına yakın başka tesislerden ya da bölgede meydana gelen depremin etkilerinden ya da depremden sonra yapılan çalışmalardan değil de keşif tarihi itibarıyla yaklaşık bir yıl süreyle faaliyet yürütülen ve tozdan etkilendiği belirtilen alanlarla konumu itibarıyla arasında doğal bariyer niteliğinde yükselti bulunan dava konusu projeden kaynaklandığı tespitinin gerekçesinin yerinde yapılmış gözlem ve incelemelere dayalı somut ve teknik tespitlerle ortaya konulmadığı, projenin konumunun ve çevresindeki yükseltilerin faaliyetten kaynaklanacak tozumanın etkisinin yakın çevreye ulaşmasını engelleyip engellemeyeceğine ilişkin değerlendirmenin yapılmadığı, proje tanıtım dosyasında belirtilen önlemlere ve taahhütlere uyulması halinde dahi kirlenme ve tozumanın kontrol altına alınamayacağına, patlayıcı madde kullanımından kaynaklanabilecek taş savrulması, yer sarsıntısı, gürültü ve hava şoku risklerinin zeytinlikler için bir tehdit oluşturabileceğine dair bir değerlendirmenin de yapılmadığı görülmektedir.
Proje sahasının konumu ve proje tanıtım dosyasında yer verilen başta düzenli sulama olmak üzere uygun önlemlerin alınması durumunda faaliyetten kaynaklanacak tozumanın olası olumsuz etkilerinin en alt seviyede tutulabileceği, tesiste kimyasal bir işlemin gerçekleştirilmediği ve önemli bir duman kaynağının söz konusu olmadığı göz önünde bulundurulduğunda bilirkişinin belirtilen kanaatine itibar etmek mümkün olmamıştır.
Çevre Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi tarafından, proje kapsamında yapılması planlanan hazır beton tesisinin sanayi tesisleri kapsamında olması nedeniyle, proje sahasının imar planında sanayi alanı olarak düzenlenen alanlarda yer alması gerekmesi nedeniyle uygun olmadığı, dava konusu tesisten kaynaklanacak toz emisyonları ve hava kirlenmesine katkı değerlerinin uluslararası kabul görmüş ... dağılım modeli aracılığı ile hesaplanarak, faaliyetin etki alanındaki dağılımlarının incelemiş ve proje tanıtım dosyasında verilmiş olduğu, proje tanıtım dosyasında Kümülatif Değerlendirmede dava konusu faaliyetin tek başına kontrollü şartlarda yürütülmesi durumunun ve proje etki alanında bulunan konutlardan kaynaklanabilecek ısınmadan kaynaklı hava kirliliğinin dikkate alındığı ancak proje alanına yaklaşık 500 metre mesafede faaliyette olan dava konusu projeye benzer tesisin proje tanıtım dosyasında kümülatif değerlendirmede dikkate alınmamış olduğu tespit ve kanaatine yer verilmiştir.
Proje tanıtım dosyasında, söz konusu alanda cevherin varlığı, 06/02/2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremler nedeni ile Hatay İline ait altyapı, üstyapı, ulaşım yolları, deprem konutları vb. unsurların yapımı, öngörülen işletme yönteminin mevcut saha şartlarında uygulanabilirliği, proje sahasında sert kayaçların varlığı nedeniyle patlatmalı açık ocak madenciliği teknolojisinin kullanılmadan cevherin alınmasının mümkün olmaması, proje alanında çalışabilmek amacıyla yasal engellerin bulunmaması, ayrıca büyük yerleşim alanlarından uzakta fakat ulaşılabilirliğinin kolay olmasının diğer alternatiflere göre bu alanı üstün kıldığı, tüm faktörler göz önünde bulundurularak kurulacak tesisin yer ve teknoloji seçiminin yapıldığının belirtildiği görülmektedir.
Diğer taraftan yukarıda Şehir ve Bölge Planlama disiplini yönünden yapılan değerlendirmeler kısmında da belirtildiği üzere, yapılması planlanan projenin imar planına uygunluğunun ve projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı taşınmazın kullanımına ilişkin tahsis/izin vb.durumların projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınması gereken hususlar olarak kabul edilemeyeceği açıktır.
Bilirkişi tarafından, dava konusu tesisten kaynaklanacak toz emisyonları ve hava kirlenmesine katkı değerlerine ilişkin olarak proje tanıtım dosyasında yer verilen modelleme ve hesaplamalar sonucu elde edilen değerlerin mevzuattaki sınır değerleri sağlamadığı yolunda bir değerlendirme yapılmadığı gibi yapılmadığı tespitine yer verilen modelleme ve değerlendirmenin yapılmamış olmasının sonuçlarının, projenin gerçekleştirilmesi planlanan alana çevresel etkilerinin bilimsel verilere dayalı açık ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulmadığı görülmektedir.
Öte yandan, planlanan proje kapsamında faaliyette bulunulabilmesi için gerekli izin ve ruhsat süreçlerinin, yetkili idarece dava konusu tesisten kaynaklanacak toz emisyonları ve hava kirlenmesine katkı değerlerine ilişkin ölçüm ve değerlendirmeler yapılarak sonuçlandırılacağı göz önünde bulundurulduğunda bilirkişi tarafından eksiklik olarak ileri sürülen hususların, proje tanıtım dosyasını sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna varılmıştır.
Maden Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, çevredeki yerleşim alanlarını, hayvancılık ile meyvecilik faaliyetlerini olumsuz etkileyebilen tozlanma sorununun mevcut olduğuna dair tespitin maden mühendisliği uzmanlık alanına dahil olmadığı, kaldı ki bilirkişi tarafından bu tespitin herhangi bir somut veriye de dayandırılmadığı, öte yandan yol güzergahı olarak mahalle ve köy yollarının kullanılmasının trafik kazalarını artıracağı tespitinin soyut bir değerlendirme niteliğinde olduğu, proje tanıtım dosyası kapsamında yer alan trafik yönetim planında projenin inşaat ve işletme aşamalarında ağır tonajlı araçlarla iş makinelerinin ve paletli araçların mahalle içi yollardan (yerleşim birimi içinden) geçmeyeceğinin ve tozuma yapabilecek araçların üzeri kapatılmadan tesis içinden sevk edilmeyeceğinin proje sahibi tarafından taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi tarafından, ocaktaki basamak dizaynının uygun olmadığı, patlatma ile oluşan titreşimlerin jeolojik ve jeoteknik ve zemin mekaniği açısından toprak kaymalarını ve kısmi heyelanları tetikleyeceği, basamak şev açıları ve yüksekliğinde sapma ve yanlışlıklar olduğu tespitine yer verilmiş ise de, söz konusu sapma ve yanlışlıkların proje tanıtım dosyasında yer verilen basamak dizaynından mı yoksa uygulamadan mı kaynaklandığının açıklanmadığı gibi proje tanıtım dosyasında belirtilen basamak genişliği, basamak yüksekliği ve şev açısı değerlerinin teknik açıdan uygulanabilir olmadığına dair bir değerlendirmenin de yapılmadığı, üretime başlanmış olduğu anlaşılan faaliyet kapsamında denetim yetkisi olan ilgili idarelerce bu hususta yapılmış olumsuz bir tespite ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ya da belgenin de bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda bilirkişinin belirtilen kanaatine itibar etmek mümkün olmamıştır.
Antropololoji disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, proje sahasının yerleşim alanlarını olumsuz etkileyecek mesafede olduğu, yerleşim yerlerindeki sosyal hayatın faaliyetten olumsuz etkilendiği, proje sahasının bulunduğu bölgede temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğu, faaliyetten kaynaklanan tozun tarım ve hayvancılığı yapılamaz seviyeye getirdiğinin bölgede yaşayanlarca ifade edildiği, bu durumun bölgeden göçe ve göçe bağlı olarak bölgeye özgü kültürel ürün ve değerlerin kaybolmasına neden olabileceği, taş ocağının bulunduğu yerle inanç mekânı türbenin (Şeyh Hasan Basri Türbesi) arasının kuş uçuşu bir buçuk km kadar olduğu, dolayısıyla ocak alanına çok yakın olduğunun söylenemeyeceği, ancak uzun vadede, inanç merkezi olan ve aynı zamanda ibadet ve inanç ritüellerinin uygulandığı alan olarak kullanılan türbenin (ve yakınlardaki cami, ziyaretgâh gibi dinî mekânların), ocaktan çıkan tozlardan etkilenebileceği, proje sahasının bulunduğu bölgede, kalker ocaklarından kaynaklanan tozun civardaki inanç merkezlerini tehdit eder duruma gelebileceği, bu konuda hassasiyet duyan kişilerin bu durumdan rahatsız olmalarının doğal olduğu, bölgede yaşayanlar için önemli bir dini ziyaret, ibadet ve ritüel yeri olan türbenin projeden olumsuz etkileneceğine ve ibadetlerini yerine getiremeyeceklerine dair endişenin mevcut olduğu, sosyal/kültürel ve antropolojik açıdan değerlendirildiğinde, kalker ocağı ve kırma eleme tesisinin, başta ... Mahallesi olmak üzere civar yerleşim alanlarını ve bölge insanın sosyal/kültürel yaşamını kısa ve uzun vadede olumsuz etkileyeceği kanaatinin bildirildiği görülmekte ise de, dava konusu proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetten kaynaklanması olası çevresel etkilerin inanç merkezini etkileyip etkilemeyeceği hususunun “antropolog” bilirkişinin uzmanlık alanının dışında kaldığı, projenin uygulanması halinde inanç merkezinin zarar görebileceğine ya da bölge sakinlerinin bu alana erişiminin engellenebileceğine dair bilirkişi raporunda ve dosya kapsamında herhangi bir tespitin de bulunmadığı, faaliyetten kaynaklanan tozun tarım ve hayvancılığı yapılamaz seviyeye getirdiğine dair beyanlar bulunduğundan bahisle projenin bölge insanın sosyal/kültürel yaşamını kısa ve uzun vadede olumsuz etkileyeceği yönünde belirtilen bilirkişi kanaatine itibar etmek mümkün olmamıştır.
Sonuç olarak; bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren bilirkişilerin görüşlerine yukarıda belirtilen nedenlerle itibar edilmemiş ve projenin gerçekleştirilmesindeki kamu yararı göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işleme dayanak proje tanıtım dosyasında projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileriyle, alınacak önlemlerin yeterli düzeyde belirlendiği, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, bakılan dava konusu işlemin iptali istemiyle aynı Mahkemenin E:... sayılı dosyasında açılan davada Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan ve işbu temyiz konusu dosyada da Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve K: ... sayılı kararın Dairemizin 26/05/2025 tarih ve E:2025/1810, K:2025/3351 sayılı kararıyla bozularak ve davanın reddine kesin olarak karar verildiği görülmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davalı idarenin TEMYİZ İSTEMİNİN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idare yanında müdahilin temyiz isteminin kabulüne,
3\. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının Üyeler ... ve ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
4.Davacılar tarafından yapılan ve vekalet harcından oluşan ...-TL yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına, davacıların adli yardım istemi İdare Mahkemesi'nce kabul edildiğinden, ilk derece aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacılardan tahsili için Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
5\. Davalı idare tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı yargılama için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine; davalı idare yanında müdahillerden ... Madencilik İnşaat Nakliye Petrol Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak anılan davalı idare yanında müdahile verilmesine, diğer davalı idare yanında müdahil Hatay Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak anılan davalı idare yanında müdahile verilmesine,
6\. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara ve müdahillere iadesine,
7\. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
8\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak,16/09/2025 tarihinde karar verildi.


(X) KARŞI OY :
Temyize konu mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim