SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/3225

Karar No

2025/4277

Karar Tarihi

7 Temmuz 2025

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/3225 E. , 2025/4277 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/3225
Karar No : 2025/4277

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bursa ili, Orhaneli ilçesi, ... Mahalleleri, İr:... ruhsat numaralı sahada yapımı planlanan "Mermer Ocağı (23,14 ha - 250.000 m3/yıl Blok + Pasa) İşletilmesi" projesi hakkında Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin Bakanlık resmi internet sitesinde 27/06/2024 tarihinde ilan edildiği, ilanın süresiz şekilde yapılması nedeniyle kararda yer verilen hususlar uyarınca belirlenen 30 günlük ilan süresinin 28/07/2024 tarihinde sona erdiği; her ne kadar davacı kurum tarafından, Şükriye Mahalle Muhtarı tarafından kendilerine hitaben düzenlenen 14/03/2025 tarihli dilekçe ile dava konusu işlemden haberdar olunduğu ileri sürülmüş ise de, yatırımcı şirket tarafından davacı kuruma hitaplı 03/04/2024 tarihli dilekçe ile kurum görüşünün talep edilmesi, buna istinaden davacı kurum tarafından yatırımcı şirkete hitaben düzenlenen 03/05/2024 - 27/05/2024 - 02/08/2024 tarihli yazılar ile yine davacı kurum tarafından DSİ 1. Bölge Müdürlüğüne hitaben düzenlenen 12/06/2024 tarihli yazı ve de DSİ 1. Bölge Müdürlüğünce davacı kuruma da dağıtımı yapılan 16/07/2024 tarihli yazı içerikleri incelendiğinde, hayatın olağan akışı gereği davacı kurumun sahadaki "mermer ocağı" işletmesi ile ilgili yürütülen çevresel etki değerlendirme sürecinden haberdar olmadığının düşünülemeyeceği dikkate alındığında, davanın bu tarihten (28/07/2024) itibaren 30 günlük dava açma süresi içinde, sürenin son gününün de çalışmaya ara verme zamanına denk gelmesi nedeniyle 2577 sayılı Kanunun 8/3. maddesi uyarınca ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün içinde ve en geç 09/09/2024 (Pazartesi) tarihinde açılmış olması gerekirken, bu tarih geçirildikten sonra 25/03/2025 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkemece, yatırımcı şirketin davacı kuruma hitaplı 03/04/2024 tarihli dilekçe ile kurum görüşünü talep ettiği dikkate alınarak, kurumun dava konusu işlemden haberdar olduğu varsayımıyla davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kurumun söz konusu işlemden Şükriye Mahalle Muhtarının verdiği 14/03/2025 tarihli dilekçeyle haberdar olduğu ve süresi içinde dava açıldığı belirtilerek, temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Bursa ili, Orhaneli ilçesi, Belenoluk ve Şükriye Mahalleleri, İr:... ruhsat numaralı sahada yapımı planlanan "Mermer Ocağı (23,14 ha - 250.000 m3/yıl Blok + Pasa) İşletilmesi" projesi hakkında Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi öngörülmüştür.
Anayasa'nın "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde; "... İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmü yer almış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin ilk fıkrasında; "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." hükmüne, "Sürelerle İlgili Genel Esaslar" başlıklı 8. maddesinde; "1. Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. 2. Tatil günleri sürelere dahildir. Şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar. 3. Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır." hükmüne, "İvedi yargılama usûlü" başlıklı 20/A maddesinde; " 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: (...) e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar. (...) 2. İvedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. (...)" hükmüne yer verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "b) Askıda ilan: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED süreci hakkında, projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, il müdürlüğü, kaymakamlık, muhtarlık binasında bulunan askı ilan yerlerinde yapılan yazılı duyuruyu, (...) ifade eder." olarak tanımlanmış, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında; "Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir. Verilen karar il müdürlüğüne, görüş alınan kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. Bu karar il müdürlüğü tarafından internet sitesinde süresiz ve askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün, ivedi yargılamaya konu uyuşmazlıklarda ise otuz gün olduğu, bu sürenin, idari işlemin tebliğ, yayın veya ilân tarihini izleyen günden başlayacağı, dava konusu işlemin niteliği gereği belli bir bölgeyi ilgilendirmesi nedeniyle, tüm ilgililerine ayrı ayrı bildirilmesi mümkün olmadığından, ilgililerin etkin ve yeterli bir şekilde dava konusu işlemden haberdar olması amacıyla ÇED kararlarının da projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, il müdürlük, kaymakamlık, muhtarlık binasında askıda ve internette ilan edilmesi gerektiği düzenlenmiş olup, buna göre, ÇED kararlarına karşı açılan davalarda, dava açma süresinin kural olarak son ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı anlaşılmaktadır. Kanunda öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacıların dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur.
Yine yukarıda yer verilen ÇED Yönetmeliğine göre usulüne uygun bir ilandan söz edilebilmesi için askıda ve internette ilan yapılması gerekmekle birlikte, ÇED kararının askıda ilanına yönelik getirilen düzenlemenin amacının, proje alanı veya etki alanında özellikle ikamet eden yöre halkının dava konusu işlemden haberdar edilmesi iken, internette ilana yönelik getirilen düzenlemenin amacının ise proje alanı veya etki alanında özellikle ikamet etmeyenlerin dava konusu işlemden haberdar edilmesi olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, dava açma süresinin hesabında askıda veya internette yer alan ilanlardan hangisinin dikkate alınacağının ise davacının öznel koşullarına (gerçek veya tüzel kişi olması gibi) göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, dava konusu işlemin ilan yolu ile süresiz olarak tebliğ edildiği durumlarda, ilgililerin sürekli dava açılma tehdidine maruz bırakıldığı görülmüştür. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, idari işlemlerin belirli bir süre sınırlaması olmaksızın, süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava konusu edilebilme olasılığının bulunmasının, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı ve idarede bulunması gereken istikrarı bozacağı, dolayısıyla, hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanabilmesi amacıyla dava açma sürelerinin, idarenin işlem ve eylemlerinin özelliklerine göre belli bir süre ile sınırlandırılabileceği, ayrıca süresiz/sınırsız dava açma tehdidinden dolayı, idareye güven ilkesi doğrultusunda alınan izinlere ve ruhsatlara dayanılarak yüksek maliyetlere katlanılmak suretiyle gerçekleştirilen yatırımlar nedeniyle maddi ve manevi zararların ortaya çıkabileceği, bu zararların tazmin edilebilmesi için adli ve idari davalar açılarak bozulan hukuk düzeninin yeniden oluşturulması yoluna gidileceği, bunun da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerini ihlal edeceği açıktır.
Niteliği gereği yargılamanın geciktirilmeden sonuçlandırılması hedeflenen 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılamaya tabi bu tür uyuşmazlıklarda, ilan yolu ile yapılan tebliğlerde, ilanın süresiz olması halinde, muhatapların her an dava tehdidi altında bulunmasının, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlaline yol açabileceği ve kamu hizmetlerinin aksamasına neden olabileceği dikkate alındığında, açılacak davalar için bir süre sınırlaması getirilmesinde kamu yararının bulunduğu, ÇED Yönetmeliğinde yer verilen askıda ilan süresine uygun olarak, ilan yolu ile yapılan tebliğlerde ilanın süresiz olması durumunda ilan süresinin 30 gün olarak belirlenmesinin kamu hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi ve muhatabın haklarını kullanmasını sağlayacak yeterli ve makul bir süre olduğu, bu nedenle davanın süresinde açılıp açılmadığının, bu süreye göre belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Olayda, yukarıda belirtilen ilgili mevzuat uyarınca, söz konusu işlemin askıda ilanın yanı sıra internette yapılan ilan ile de duyurulması gerektiğinden, Bakanlığın internet sayfası (eced-duyuru) incelendiğinde, 26/06/2024 tarihli dava konusu işlemin 27/06/2024 tarihinde ilana çıkarıldığının anlaşılması nedeniyle mevzuat gereği bu tarihten itibaren süresiz olarak internette ilanın öngörülmesine rağmen, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında, internette ilanın 30 gün süreyle sınırlandırılması gerekmekte olup, bu haliyle, (internette) ilan süresi 28/07/2024 tarihinde sona erdiğinden, dava konusu işlemden en geç bu tarih itibarıyla haberdar olunduğunun kabulü gerekmektedir.
Dava açma süresine gelince; Anayasa'nın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği, maddenin gerekçesinde belirtilmiştir.
İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı ve dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir.
Diğer yandan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 19/06/2022 tarih ve 31871 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla; "(...) idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” yönünde birleştirilmesi sonucuna ulaşılmıştır. (...) 2- Yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği doğrultusunda içtihadın birleştirilmesine (...)" karar verilmiştir.
Her ne kadar, söz konusu Kurul kararında "ilanı gereken işlemler" açısından açık bir hüküm kurulmamış olsa da, Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrası ve gerekçesi ile anılan Kurul kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ilan edilen işlemler yönünden de anılan Anayasa hükümünün uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla idari işlemlerin nitelikleri gereği genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı ve hak arama hürriyetinin gereği olarak Anayasanın 40. maddesi uyarınca idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamakta olup, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği veya askı ilan süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği açıktır.
Olayda, İdare Mahkemesince; 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ivedi işlerden kabul edilen dava konusu ''ÇED Gerekli Değildir'' kararına karşı, son ilan tarihi olan 28/07/2024 tarihinden itibaren en geç otuz (30) gün içerisinde, sürenin son gününün de çalışmaya ara verme zamanına denk gelmesi nedeniyle 2577 sayılı Kanunun 8/3. maddesi uyarınca ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün içinde ve en geç 09/09/2024 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 25/03/2025 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığına karar verilmiş ise de, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının duyurulmasına ilişkin internette yer alan ilan metninde Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca özel dava açma süresinin gösterilmediği dikkate alındığında, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararına ilişkin internette yer alan ilan süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmekte olup, bu haliyle de, davanın, işlemin internette ilan süresinin sona erdiği 28/07/2024 tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içinde ve en son 26/09/2024 tarihinde açılmadığı anlaşıldığından, 25/03/2025 tarihinde açılan işbu davanın esasının incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Temyiz isteminin reddine,
2\. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4\. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 07/07/2025 tarihinde karar verildi.


(X) KARŞI OY :
Temyize konu mahkeme kararının aynı gerekçelerle onanması gerektiği görüşüyle, kararı gerekçe değiştirerek onayan Dairemiz kararına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim