Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/3162
2025/4635
23 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/3162
Karar No : 2025/4635
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
MÜDAHİLLER(DAVALI YANINDA): 1- ... Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Mühendislik Müşavirlik Anonim Şirketi
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Eskişehir ili, Sivrihisar ilçesi, Söğütlüözü/Söğütözü mevkiilerinde ... Ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parseller ve ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parseller sınırında ... Elektirik Üretim San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan ''Sivrihisar 1 Güneş Enerji Santrali (55,688 MWm/49,50 MWe/57,82 Ha) ve Enerji Depolama Tesisi (50MWe/55,04 MWh)'' projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen 19/05/2024 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; ''...dava dosyasında yer alan bilgi, belge, görsel veriler ile bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde, davaya konu alanın bitkisel üretimde ve hayvan otlatmak suretiyle hayvansal üretimde etkin olarak kullanıldığı, tarımın yöredeki yegâne ekonomik aktivite olduğu ve süregelmekte olan tarımsal faaliyetlerin yöre halkının ekonomik refahı için oldukça önemli bir aktivite olduğu, ÇED raporunda, Proje Alanının Seçilme Gerekçeleri arasında davalı alanın ''Mera alanı kullanılmayacak olması'' ve ''Kullanılacak arazilerin tarımsal amaçlı üretim yapılacak verimli tarım arazisi niteliğinde olmaması'' gösterilmekle birlikte bu duruma ilişkin somut bilgiye yer verilmediği, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera ve otlağın benzer nitelikli yerlerden olduğu, hayvan otlatma amacı ile kullanılan otlakların da mera olarak değerlendirilmesi gerektiği, mahallindeki gözlem ve tespitlere göre davalı alanın hayvan otlatma amacı ile yoğun olarak kullanıldığının anlaşıldığı, bu nedenlerle proje alanının seçilme gerekçeleri arasında gösterilen ''Mera alanı kullanılmayacak olması'' ifadesinin ve ''verimli tarım arazisi niteliğinde olmaması'' ifadesinin yerinde olmadığı, ÇED raporunda davalı alanın toprak özelliklerinin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapılan çalışmalarda, Toprak ve Arazi Sınıflaması Standartları Teknik Talimatından yararlanılmamasının hatalı olduğu, ÇED raporunda sunulan Arazi Varlığı Haritasının 1/25.000 ölçekli olduğu, bu nedenle 1/25.000 ölçekli haritaların bu nevi projelerin planlanmasında kullanılmasının uygun olmadığı, ÇED raporunda flora ve fauna çalışmaları başlıkları altında yer alan çalışma metodolojisi incelendiğinde, metot açısından eksikliklerin olduğu, ÇED raporunda kullanılan yöntemde arazi çalışmalarının hangi periyotlarda yapıldığının ifade edilmemesi nedeni ile flora çalışmaları açısından değerlendirildiğinde teknik olarak eksik olduğu, ÇED raporunda bölgenin flora ve fauna ile ilgili bölümün çoğunlukla literatüre dayalı olarak hazırlandığı, literatüre dayalı olarak verilen bilgilere göre proje alanında ve yakın çevrede var olduğu ifade edilen türler ile ilgili GES kaynaklı oluşabilecek bazı risklerin öngürülmediği ve ÇED raporunda tedbir ve önlemlere yer verilemediği, proje alanındaki faaliyetler için gerekli önlemler tam olarak alınmadığında proje alanındaki özellikle nesli tehdit altındaki kuş popülasyonları için önemli sakıncalar doğurabileceği, davaya konu alanın güneş enerji santrali olarak kullanımının, gerekli tedbirler tam olarak alınmadığı takdirde proje alanı ve etki alanında flora ve fauna ile ekosistem üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceği, ÇED raporunda yeraltı suları hakkında verilen bilgilerin yetersiz olduğu, yapılan analizlerden proje sahasına çok yakın yerde kuyu ve yüzey suyu bulunmakta olduğunun anlaşıldığı halde kuyulara ait statik ve dinamik YAS seviyesi ölçülmediği, yeraltı suyu analiz sonuçları değerlendirmesi yapılmadığı, yapılan analizlerin hangi arazi çalışma yöntemi ve esaslarına göre yapıldığının belirtilmediği, yeraltı suyu derinliği hakkında bilgi verilmediği, projedeki haritalarda verilen hidrojeoloji haritasının eksik olduğu, haritada köy çeşmesi vb. yüzey suyu kaynakları, yeraltı suyu kuyuları ve yeraltı suyu eş seviye eğrileri ile yeraltı suyu akım doğrultu ve yönü gösterilmediği, çevrede yer alan derin kuyu bilgileri, mikro havza ve YAS potansiyeli, kaya birimlerinin geçirgenlik, iletimlilik katsayıları vb. belirtilmediği, panelleri yıkadıkça suların yere dökülmesi ve zamanla yeraltına sızma riskinin göz ardı edildiği, Yeraltı Sularının Kirlenme ve Bozulmaya Karşın Korunması Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında ÇED raporunun eksiklik içerdiği, Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği dikkate alındığında, Proje sahasının kuzey batı sınırı ile kesişen Bülbülözü Deresi ve farklı yönlerde topoğrafik haritalarda görülen civar dereler hakkında taşkın riski taşıyıp taşımadığı yönünde projede ayrıntılı bilgiye yer verilmediği, yapılan yüzey ve yeraltı suyu analiz sonuçlarının hangi ulusal ve/veya uluslararası standardın kabul edilen limit aralığına uyduğunun belirtilmediği, GES projesi bölgesi yakın çevrede ... ve ... köyü bulunmakta olup, buraların ve ekilen arazilerin su kaynakları belirtilmediği, yeraltı suyu kirliliğine karşı nasıl bir önlem alınacağı ve bir gözlem kuyusu ve bu kuyudaki yeraltı suyunun düzenli takibine yönelik raporda ayrıntılı açıklama yapılmadığı anlaşılmakla; dava konusu projeye ait nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporunun bilimsel ve teknik yönden yeterli olmadığı, çevre ve insan sağlığına yönelik olumsuz etkileri ortaya koyma konusunda yetersiz olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında, hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı...'' gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı tarafından; proje kapsamında 2 noktada yüzey suyu analizi gerçekleştirildiği, dere yataklarının mevcut durumlarının aynen muhafaza edileceği ve doğal akışları engellenmeyeceği, proje alanı ve alternatif proje alanı içerisinde herhangi bir kaynak ve kuyu bulunmadığı, faaliyetin su kaynaklarına ve yeraltı sularına olumsuz herhangi bir etkisi beklenmediği, yeraltı ve yüzeysel suların kirlenmesini önleyici bütün tedbirlerin alınacağı, proje kapsamında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından ÇED süresi içerisindeki çalışmaların yeterli bulunduğu, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün de olumsuz bir görüş vermediği, ek bilirkişi raporunda itirazlarının bilimsel ve teknik yönden karşılanmadığı, alınacak önlemlerin de dikkate alınması gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Eskişehir ili, Sivrihisar ilçesi, .../... mevkiilerinde ... Ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parseller ve ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parseller sınırında ... Elektirik Üretim San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan ''Sivrihisar 1 Güneş Enerji Santrali (55,688 MWm/49,50 MWe/57,82 Ha) ve Enerji Depolama Tesisi (50MWe/55,04 MWh)'' projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen 19/05/2024 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği'nin, "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (e) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları", (ı) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi inceleme alanı: Yapılması planlanan projenin ana ve yardımcı ünitelerinin de içerisinde bulunduğu koordinatlarla sınırlandırılan alanı", (i) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını", (r) bendinde; " Etki: Gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin; hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması olası değişiklikleri,", (t) bendinde;" Halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılımı: ÇED sürecinin başlangıcından sonuna kadar, halkı proje hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere paydaş katılım planında detayları belirlenen her türlü etkinliği, (broşür, tanıtıcı film, resmi duyuru, toplantı, bilgilendirme ofisi ve benzeri)" olarak tanımlanmış, "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde " (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/ kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." hükmüne, "Çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne, "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu veya çevresel etki değerlendirmesi olumsuz kararı" başlıklı 14. maddesinde; "(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED raporu, halkın görüş ve önerilerini almak üzere, Bakanlık ve/veya il müdürlüğü tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile 10 takvim günü görüşe açılır. Bakanlıkça proje ile ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de değerlendirilir. Bakanlık halktan gelen görüşler doğrultusunda, rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da Komisyonun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai ÇED raporu ve eklerinin proje sahibinin taahhüdü altında olduğunu belirten taahhüt yazısı ve taahhüdü imzalayan yetkilinin noter onaylı imza sirküleri ile ticari sicil gazetesi 5 iş günü içerisinde Bakanlığa sunulur. Kamu kurum/kuruluşlarından noter onaylı imza sirküleri ile ticari sicil gazetesi istenmez. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgeler, süresi içerisinde gerekçesi belirtilmeden sunulmaz ise projenin ÇED süreci sonlandırılır. (3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı verir. Verilen karar görüşü alınan komisyon üyesi kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. (4) Proje için verilen "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı, karar tarihinden itibaren Bakanlık ve il müdürlüğü internet sitesinde süresiz, askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur. (5) "ÇED Olumlu" kararı verilen proje için 5 yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda "ÇED Olumlu" kararı geçersiz sayılır. (6) Yatırıma başlanılmamış olan projeler için verilen ÇED Olumlu kararları, proje sahibinin talebi ve talebin Bakanlık tarafından uygun görülmesi halinde geçersiz sayılır. Bu şekilde geçersiz sayılan kararlar Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasında ilan edilir" düzenlemelerine yere verilmiştir.
Ayrıca aynı yönetmeliğin (dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan hali) "Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi" başlıklı ek-1 listesinin 43. maddesinde, proje alanı 20 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 10MWm ve üzerinde olan güneş enerji santrallerine yer verildiği görülmektedir.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 20.11.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda;
"...2. SİVRİHİSAR 1 GÜNEŞ ENERJİ SANTRALİ (55,688 MWM/49,50 MWE/57,82 HA) VE ENERJİ DEPOLAMA TESİSİ (50MWE/55,04 MWH)PROJESİNİN, KONUŞLANDIRILDIĞI VE MÜCAVİR ALANLARDAKİ ARAZİ VARLIĞI VE TARIMSAL FAALİYETLER ÜZERİNDEKİ MUHTEMEL OLUMSUZ ETKİLERİNİN VE ALINACAK ÖNLEMLERİN ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ RAPORUNUN MÜNDERİCATINDA SUNULAN BİLGİ VE BELGELER UYARINCA DEĞERLENDİRİLMESİ
2.1. Proje Arazisinin Tarımsal Niteliği
2.1.1. Proje Arazisinin Güncel Tapu Kayıt Bilgileri ve Konumu
...Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgulama Sistemindeki bilgilere göre davalı alanının çevresinde, tapudaki niteliği tarla olan araziler bulunmaktadır...
2.1.2. Dava konusu arazinin değerlendirilmesi
Farklı büyüklükteki ... parselden oluşan davalı arazi toprağının enine kesitte derinliğine doğru özelliklerini makroskopik olarak değerlendirmek, toprak örneği almak, etkili toprak derinliğini belirlemek ve toprakların bazı temel özelliklerini incelemek amacıyla temsili olarak farklı konumlarda 5 adet profil (kesit) açılmıştır....
Arazi fizyografisinin ve açılan profil çukurlarının makroskopik olarak değerlendirilmesinden; incelenen 5 profilde de inebilen toprak derinliğinin sırasıyla 40, 30, 50+, 50+ ve 15 cm olduğu ve tesirli toprak derinliğinin 1, 2, 3 ve 4. profil çukurlarında “sığ”, 5. profil çukurunda ise “çok sığ” olduğu anlaşılmıştır.... Davalı alanının ortalama eğiminin kuzey – güney ve doğu - batı yönlerinde sırasıyla % 0.5 ve % 1.4 olduğu “Google Pro uydu görüntüsü” üzerinden hesaplanmıştır. Mahallindeki gözlem ve incelemeler ile Şekil 13 ve 14’ de sunulan arazi kesitlerinin değerlendirilmesinden; arazi topoğrafyasının hafif dalgalı özellikte olduğu anlaşılmıştır. Nitekim, davalı arazi ortalama eğim durumu itibarıyla “düz ve düze yakın” özellikte olması ile su ve rüzgar erozyonu etkisi görülmemesi birlikte değerlendirildiğindeaçılan profil çukurlarında farklı etkili toprak derinliklerinin ölçülmesinin arazi topoğrafyasında görülen değişimin sonucu olduğu değerlendirilmektedir.
İncelenen topraklar genellikle benzer özelliklerde olmak üzere, orta ağır (Milli tın) ve orta bünye (tın) sınıflarında oldukları, 1/3 HCI ile yapılan işlem neticesinde kireç içeriklerinin yüksek belirlenmesine bağlı olarak alkalin reeaksiyonlu (pH > 7.0) olduğu anlaşılmıştır. İncelenen toprakların tuzsuz nitelikte ve organik madde içeriklerinin düşük olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim ÇED raporu içeriğindeki Tablo II.2.13.7’ de (sayfa 124) sunulan ve davalı alanın 2 farklı konumundan alınan toprakların toplam organik C konsantrasyonları, organik madde içerikleri ile ilgili değerlendirmelerimizi destekler mahiyettedir. Toprakkesitinde horizon oluşumu veya katmanlaşmaya rastlanmamıştır. Arazide sulama ile ilgili yapı veya tesise rastlanmamış, sulama olanağının bulunmadığı değerlendirilmiştir. Davalı alandaki kimi parsellerdeki anız örtüsü ve kimilerinin de işlenmesi, mevcut durumda arazilerde bitkisel üretime yönelik tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğünü ve genel olarak hububat tarımının yapıldığını göstermektedir. Nitekim,geçmişe dönük 12.07.2007, 10.09.2010, 05.07.2011, 30.06.2017, 28.09.2018 ve 04.08.2020 tarihli “Google Pro” uydu görüntülerinin incelenmesinden davalı alan ve çevresinde tarımsal aktivitelerin yürütülerek, bitkisel üretim yapıldığı görülmüştür...Arazide ıslaklık sorunu veya yüzeyde su birikintisinin olmadığı izlenmiştir. Nitekim, açılan profil çukurlarında veya kesitte pas lekeleri veya gley oluşumlarının görülmemesi, “iyi drenajlı” olduğu ve arazide drenaj ve taban suyu sorununun olmadığı şeklinde değerlendirilmiştir. Arazi yüzeyinde ve profillerde, çakıl ve taşa rastlanmış, farklı parsellerin yüzeyinde yaklaşık % 5 – 60 arasında değişen oranlarda ve farklı iriliklerde taş ve çakıl bulunduğu, kesitte ise % 5 – 40 arasında değişen oranlarda taşa rastlanmıştır. Davalı alan taş ve çakıl içeriklerine göre değerlendirildiğinde orta taşlı ve çakıllı sınıfında bulunduğu görülmüştür ...
2.2. Dava Konusu Taşınmazın Tarımsal Niteliğinin, Arazi Sınıfının Değerlendirilmesi
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, tarım arazilerinin sınıflandırılmasında kullanılacak standartlar arasında; etkili toprak derinliği, yağış ve eğim öncelikli ölçütler olarak belirtilmiştir. Davalı alanın sınırları içerisinde bulunduğu Sivrihisar ilçesinin uzun yıllar yağış ortalamasının 393.2 mm olması ve arazilerin kuzey – güney ve doğu – batı yönlerindeki eğiminin sırasıyla % 0.5 ve % 1.4 (<% 3.0) olması, eğim ve yağış kombinasyonu ve diğer özellikleri itibarıyla davalı alandaki araziler Mutlak Tarım arazisi özelliği gösterirken, etkili toprak derinliğinin 5 profil çukurundan 3’ünde <50 cm, 2’ sinde ise 50+ cm olarak belirlenmesi, davalı alanın Mutlak ve Marjinal Tarım Arazilerinden oluştuğunu göstermektedir.
... Bununla birlikte, “Tapu Kadastro Parsel Sorgulama” sisteminde yapılan tarama sonucunda davalı alanın veya davalı alandaki arazilerin çevresindeki arazilerin tamamının “Tarla” vasfında ve“Google Pro” uydu görüntülerinden bitkisel üretim yapılan arazilerden oluştuğu görülmüştür.Yukarıda sunulan mevzuat hükümleri uyarınca; davalı alandaki ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel numaralı taşınmazlar mevcut GES tesisine, ... ada ..., ..., ... ve ... parsellerise karayoluna sınırdaş olmaları nedeniyle tarımsal bütünlüklerinin olmadığı, diğer parsellerdeki arazilerin tarımsal bütünlüklerinin bulunduğu anlaşılmıştır.
...Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca davalı alanı oluşturan arazilerin niteliklerinin Mutlak Tarım Arazisi (KMT) olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
...Üstte bildirilen tanımlamalara göre davalı alanın Arazi Kullanım Yetenek Sınıflarına göre II. Sınıf Tarım Arazisi niteliğinde olduğu kanısına varılmıştır.
2.3. Planlanan Faaliyetin Tarım Alanlarına Etkisi
Davalı alandaki ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel ve ... ada ..., ..., ... ve ... parsellerde kayıtlı taşınmazların tarımsal bütünlükleri bulunmamakta, diğer parsellerde kayıtlı taşınmazların tarımsal bütünlükleri bulunmaktadır (Bk. Bölüm 2.2). Güneş Enerjisi Santrali ve Enerji Depolama Tesisinin davalı alana kurulmasıyla, üstte belirtilen yönetmelik (Madde 3/v, t) ve tamimin ilgili madde ve bendi (Madde 9/4) uyarınca tarla vasfındaki tarım arazilerini tarım dışı (endüstriyel) alan niteliğine dönüştüreceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle endüstriyel (tarım dışı) niteliğe dönüşen davalı araziye sınırdaş ve tarımsal bütünlüğü bulunan tarım arazileri, tarımsal bütünlüklerini kaybedecekleri için tarım dışına alınmalarının, mezkûr Tamimin ilgili maddesi ve bendi (Madde 9/4) uyarınca kolaylaşacağı görülmektedir .
Bu sayede değişik amaçlarla yöredeki tarım arazilerinin, ardışık olarak tarımsal faaliyetlerin dışına çıkarılmasının veya bir başka anlatımla amaç dışı kullanılmalarının olanaklı hale geleceği, yöredeki halkın yegâne geçim kaynağı ve ekonomik aktivite olan tarımsal faaliyetlerin olumsuz yönde etkileneceğinden bahisle çevresindeki tarım alanlarındaki faaliyetlerin zorlaşacağı veya ortadan kalkacağı düşünülmektedir.
...davalı alanın tarım dışı amaçla kullanılmasının anılan yönetmelik hükmüne aykırı olduğu değerlendirilmektedir.
Dava dosyası içeriğinde sunulan ve 26/09/2023 tarihinde yapılan “Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısı Tutanağında” sunulan tespitlerden, Muhtar ve yöre halkının projeye yaklaşımlarının olumsuz olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte davacı idarenin, Eskişehir İkinci İdare Mahkemesi Başkanlığına sunduğu 13/06/2024 tarihli dava dilekçesinde, (…) bölgeye daha önce tarıma elverişsiz raporu verilmediğini ve 2023 yılı itibarıyla 300 – 400 kg/da buğday hasadının yapıldığını (…) belirtmiştir. Yöre halkının beyanları, keşif esnasında mahallinde yapılan incelemeler ve geriye dönük uydu görüntülerinin birlikte değerlendirilmesiyle davalı alanın bitkisel üretimde ve hayvan otlatmak suretiyle hayvansal üretimde etkin olarak kullanıldığı, tarımın yöredeki yegâne ekonomik aktivite olduğu ve süregelmekte olan tarımsal faaliyetlerin yöre halkının ekonomik refahı için oldukça önemli bir aktivite olduğu anlaşılmaktadır.
2.4. ÇED Raporunun İçeriğinde Sunulan Davalı Alandaki Tarımsal Faaliyetler ile İlgili Bilgi ve Belgelerin Yeterliliğinin Bilimsel, Teknik ve Mevzuat Hükümleri Uyarınca Değerlendirilmesi
ÇED raporu, Bölüm 1.4’ de, Proje Alanın Seçilme Gerekçeleri (bk. sayfa 20) arasında, davalı alanın “ Mera alanı kullanılmayacak olması” ve “Kullanılacak arazilerin tarımsal amaçlı üretim yapılacak verimli tarım arazisi niteliğinde olmaması” bildirilmiştir. ÇED raporunun içeriğinin incelenmesinden anılan gerekçeleri kanıtlayan somut ve nesnel veri ve bilgiye rastlanmamıştır.
...Eskişehir ilindeki durum buğdayı ve durum hariç buğday verimlerinin Türkiye ortalamasından daha yüksek olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, 2023 yılında davalı alandan alınan buğday verimlerinin Eskişehir ili ortalamalarıyla uyumlu ve Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki verilerin değerlendirilmesinden, ÇED raporunda belirtilen ve Proje Alanının Seçilme Gerekçeleri arasında gösterilen; davalı alanın “ verimli tarım arazisi niteliğinde olmaması” ifadesinin gerçek dışı olduğu anlaşılmaktadır.
...4342 sayılı Mera Kanunu Tanımlar kenar başlığı Madde 3/d) Mera: Hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yeri, Madde 3/m) Otlak: Mera ile aynı niteliklere sahip yeri, ifade ettiği bildirilmiştir. Anılan kanunun ilgili Maddesinin (3/ d ve m) bentlerinden; mera ve otlağın benzer nitelikli yerlerden olduğu, hayvan otlatma amacı ile kullanılan otlakların da mera olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 18/09/2024 günü mahallinde yapılan keşif esnasında, davalı alan ve çevresinde çok sayıda küçükbaş hayvanın otlatıldığı izlenmiştir. Bununla birlikte, profil çukurları ile ilgili yapılan çalışmalar sırasında çevrede çok sayıda küçükbaş dışkısının olduğu görülmüştür (Şekil 15 ve 16). Mahallindeki gözlem ve tespitlere göre davalı alanın hayvan otlatma amacı ile yoğun olarak kullanıldığı anlaşıldığından, proje alanının seçilme gerekçeleri arasında gösterilen “Mera alanı kullanılmayacak olması” ifadesinin mevcut durumla ilgili olmadığı görülmüştür.
...Bu nedenle, ÇED raporu kapsamında, davalı alanda belirlenen toplam ağır metal içeriklerinin, mevcut kirlilik yükünün,ekosistem veya canlı yaşama etkilerinin değerlendirilmesinde katkısının olamayacağı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, mevcut durum itibarıyla belirlenen toplam ağır metal içeriklerinin veri ve bilgi sağlama işlevinin yetersiz olmasına rağmen, analiz sonuçlarının ÇED raporu kapsamında tartışılıp yorumlanmaması bir başka anlatımla sadece sonuçlarının verilmesi eksiklik olarak görülmüştür.
ÇED raporunda sunulan Şekil II.14.1’ de toprak örneklerinin alındığı 2 konum uydu görüntüsü üzerinde işaretlenmiştir. İlgili şeklin incelenmesinden, toprak örneklerinin proje alanı dışından ve sadece 2 konumdan alınmasının bilimsel gerekçesi anlaşılamamıştır. Toprak koruma ve arazi kullanımına yönelik 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve bu kanun gereği çıkarılan Uygulama Yönetmeliği uyarınca toprak ve arazi sınıflaması yapılmasının usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla mülga Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan “ Toprak ve Arazi Sınıflaması Standartları Teknik Talimatı” kapsamında “ (…) toprağın fiziksel, kimyasal, biyolojik ve diğer genetik özellikleri yanında, verimliliği ve kullanımı olumlu veya olumsuz yönde etkileme oranına göre iklim, hidroloji, jeoloji topoğrafya gibi diğer arazi özelliklerini incelemek amacıyla (…) izlenecek usul ve yöntemler ile yapılacak iş ve işlemler detaylı olarak belirtilmiştir. ÇED raporunun içeriğinin incelenmesinden, davalı alanın toprak özelliklerinin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapılan çalışmalarda, anılan Teknik Talimattan yararlanılmaması, üstte belirtilen eksikliklerin temel nedeni olduğu düşünülmektedir.
...Yukarıda belirtilen bilgi ve belgeler uyarınca, ÇED raporunda sunulan Arazi Varlığı Haritasının 1/25,000 ölçekli olmasının olanaklı olamayacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca 1/25,000 ölçekli haritaların bu nevi projelerin planlanmasında kullanılmasının uygun olmadığı anılan Teknik Talimatta ve üstte belirtilen bilimsel kaynaklardan anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, Arazi Varlığı Haritası üzerinden, davalı arazinin özellikleri ile ilgili ÇED raporu içeriğinde tartışma ve değerlendirme yapılmaması da önemli bir eksiklik olarak görülmüştür.
..2.6. Sonuç
Büyüyen ve gelişen ülkemizin her geçen gün artan enerji gereksinimin temiz enerji kaynaklarından sağlanması oldukça önemli ve değerli bir süreçtir. Bununla birlikte artan nüfusumuzun; yeterli ve dengeli beslenmesi, giyinme ve barınma ihtiyacının karşılanması için kendi kendine yeter koşulların sağlanarak sürdürülmesi, ülkemizin bekası ve milli güvenliğimiz açısından da son derece önemli bir konudur. Bu nedenle nitelikli ve üretken tarım arazilerinin amaç dışı kullanılmasına izin verilmemelidir. Nitekim, eldeki veri ve bilgilerden önemli miktarda tarım arazisinin çeşitli amaçlarla tarım dışı kullanıma açıldığı yaygın olarak izlenmektedir. Bununla birlikte, davalı arazinin tarımsal amaç dışında kullanımının, yöredeki diğer tarım arazilerinin de tarım dışı kullanımlarına kolaylıkla olanak sağlayacağı ve bölgesindeki bitkisel ve hayvansal üretimi olumsuz etkileyerek halkın ekonomik refahını azaltacağı değerlendirilmektedir. Uygulandığında ülkemizin menfaati ve kamu yararı olan projelerin, tarım dışı alanlarda ve arazi kullanım yetenek sınıflamasına göre V – VIII. sınıf arazilerde ve çevrelerindeki tarımsal aktiviteleri ve tarım arazilerin bütünlüklerini olumsuz etkilemeyecek şekilde planlanarak yürütülmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir. Derdest davanın konusu enerji üretimi ve projenin uygulanacağı bölgedeki tarımsal aktiviteler üzerindeki etkisi fayda-zarar bağlamında değerlendirildiğinde; davalı arazinin amaç dışı kullanımının ülkemizin ve bölgesinin menfaatlerine aykırı olmasından ve kamu yararı olmadığından bahisle, proje arazisinin tarımsal niteliğinin korunması ve yörede yaygın bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerinin davalı alanda sürdürülmesinde üstün kamu yararı olduğu düşünülmektedir.
ÇEVRESEL YÖNDEN TESPİT VE DEĞERLENDİRMELER
1\. Sonuç ve Değerlendirme
Ancak tüm GES projelerinde ÇED aşamasında Arazi Kullanımı, Yaban Hayatı Üzerindeki Etkiler, Panellerin Üretim ve Atık Süreci ve Görsel Kirlilik yönünden potansiyel olumsuz etkilerinin olabileceği dikkate alınmalıdır. Bu projede ÇED raporu ve keşif sırasındaki inceleme ve değerlendirmelere göre tüm etkiler ilgili kurum görüşleri ve yapılan bilimsel incelemelerle değerlendirilmiştir. Yapılacak GES faaliyetinin yukarıda bahsedilen potansiyel etkiler için gerekli tüm tedbirlerin alınması şartı ile uygulanabileceği değerlendirilmiştir. Örnek olarak su kaynaklarının, canlı yaşamının ve tarihi kültürel varlıkların korunması için gerekli tedbirlerin alınacağı ÇED taahhüt altına alınmıştır. Bu bağlamda, çevresel yönden GES projesinin söz konusu proje alanında gerekli tedbirlerin alınması ile hayata geçirilmesinde ÇED mevzuatı uyarınca sakınca görülmemiştir.
4\. SİVRİHİSAR 1 GÜNEŞ ENERJİ SANTRALİ (55,688 MWM/49,50 MWE/57,82 HA) VE ENERJİ DEPOLAMA TESİSİ (50MWE/55,04 MWH) PROJESİNİN, KONUŞLANDIRILDIĞI VE MÜCAVİR ALANLARDAKİ FLORAYA, FAUNAYA VE DUYARLI YÖRELERE ETKİSİ, NİHAİ ÇED RAPORUNUN YETERLİLİĞİ VE RAPORDA YER ALAN BELİRLEMELERİN ÇEVREYE VE EKOLOJİK DENGEYE ETKİSİNİN TESPİTİ VE BU KONUDA ALINMASI GEREKLİ ÖNLEMLERE YER VERİLMESİ BAKIMINDAN ÇED RAPORUNUN YETERLİ OLUP OLMADIGININ RAPORUN İÇERİĞİNDE SUNULAN BİLGİ VE BELGELER UYARINCA DEĞERLENDİRİLMESİ
...ÇED raproru incelendiğinde “proje alanı içerisinde 26 familyaya ait 107 adet bitki taksonu tespit edilmiştir” ifadesi ile literatür incelemelerine ve arazi çalışmalarına dayalı olarak bölge florasının tespit edildğine yer verildiği görülmektedir. Proje alanı ve yakın çevresinde tespit edilen bitki taksonları ve tehlike kategorileri (Tablo 7, sayfa 541-543)’ni içeren Tablo 7’de yer alan taksonlar incelendiğinde 107 taksondan yalnızca 7 tanesinin arazi çalışması sırasında tespit edildiği arta kalan 100 taksonun literatür taranarak listeye eklendiği görülmektedir. Bu durum floristik çalışmalar için yapılması gereken standart yöntemler kullanılmadan raporun ilgili bölümünün hazırlandığı kanaatini oluşturmuştur. ÇED raporunda flora ve fauna çalışmaları başlıkları altında yer alan çalışma metodolojisi incelendiğinde metot açısından bazı eksikliklerin olduğu görülmüştür.
...Proje alanı için ÇED raporunda yukarıda maddeler halinde ifade edilen durumların risk olarak ele alınmamış olması ve gerekli tedbirlere yer verilmemiş olması eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
...ÇED raporunda “inşaat faaliyetlerinin üzerinde etkisi olabilecek 1 kuş türü bulunmaktadır Bu kuş Otis tarda (Toy)‟dır. eBird verilerine göre proje alanı ve çevresinde var olduğu bilinmektedir.” şeklinde ifadesine yer verilmiştir. Ancak, literatürde kuşlar için belirtilen risklere karşı ÇED raporunda kısmen yer verilmesi ve bilimsel bir yaklaşımla bir koruma planının hazırlanmamış olması eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
...Güneş enerji santralleri çevresinde veya içinde doğal ekolojik koridorlar oluşturmak, küçük memeliler, sürüngenler ve böcekler için geçiş alanları sağlayarak biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlar (Matheus vd., 2020). Ancak, literatürde memeliler için belirtilen risklere karşı ÇED raporunda kısmen yer verilmesi ve bilimsel bir yaklaşımla bir koruma planının hazırlanmamış olması eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
4.1. Sonuç
Özellikle yer seviyesine kurulan paneller, bu alanlardaki doğal bitki örtüsünü ve toprağı örtme eğilimindedir. Bu durum, küçük memeliler, sürüngenler, kuşlar ve tozlayıcı böcekler gibi birçok türün doğal yaşam alanlarını kaybetmesine neden olur. ÇED raporunda flora ve fauna çalışmaları başlıkları altında yer alan çalışma metodolojisi incelendiğinde metot açısından eksikliklerin olduğu görülmüştür. Hazırlanan ÇED raporunda kullanılan yöntem arazi çalışmalarının hangi periyotlarda yapıdığının ifade edilmemesi nedeni ile flora çalışmaları açısından değerlendirildiğinde teknik olarak eksik bulunmuştur. Nihai ÇED raporunda bölgenin flora ve fauna ile ilgili bölümün çoğunlukla literatüre dayalı olarak hazırlandığı kanaati oluşmuştur. Literatüre dayalı olarak verilen bilgilere göre proje alanında ve yakın çevrede var olduğu ifade edilen türler ile ilgili GES kaynaklı oluşabilecek bazı risklerin öngürülmediği ve dolayısı ile ÇED raporunda tedbir ve önlemlere yer verilemediği görülmektedir. GES proje alanındaki faaliyetler gerekli önlemler tam olarak alınmadığında proje alanındaki özellikle nesli tehdit altındaki kuş popülasyonları için önemli sakıncalar içerebilir. Bu bağlamda davaya konu alanın güneş enerji santrali olarak kullanımının gerekli tedbirler tam olarak alınmadığı takdirde proje alanı ve etki alanında flora ve fauna ile ekosistem üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı değerlendirilmiştir.
5\. DAVA KONUSU ÇED RAPORUNUN ŞEHİRCİLİK İLKELERİ VE PLANLAMA ESASLARINA GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ
5.1.Sonuç
...1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planında Tarımsal Niteliği Korunacak Alanda bulunmakta olup, ÇED sürecinin başlamış olmasına ilişkin herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Ancak Tarım İl Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kamu kurumlarından uygun görüş alınmadan, mekânsal planlar yapım yönetmeliği esaslarında belirtildiği üzere 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı yapılmadan söz konusu GES projesinin yapılması uygun görülmemektedir. Ayrıca ilgili bağlantı yolunun ve D-200 Eskişehir-Ankara karayolu ile bağlantı noktası olan kavşağın rehabilitasyonu yapılmadan ve gerekli güvenlik tedbirlerini almadan proje kapsamında kullanılması uygun görülmemektedir.
6\. DAVAYA KONU SİVRİHİSAR-1 GÜNEŞ ENERJİ SANTRALİ (55,688 MWM/49,50 MWE/57,82 HA) VE ENERJİ DEPOLAMA TESİSİ (55,04 MWh) PROJESİ ÇED RAPORUNUN JEOLOJİK VE JEOTEKNİK YÖNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ
6\. Sonuç
1.Dava konusu GES projesi hakkında hazırlanan ÇED raporu içeriğindeki jeolojik veriler; Genel jeoloji, Doğal Afet Riski, Tektonik değerlendirmeleri açısından yeterli olup, yeraltı suları hakkında verilen bilgilerin yetersiz olduğu görülmüştür.
2.Rapor içeriğinde yapılan yüzey suyu değerler sonuçlarında, yüzey suyu kalite değerlendirmesi yapılmış, bu değerlendirmeye göre yüzey suyu II. Sınıf su niteliğinde (II. sınıf ise az kirlenmiş su olup içme suyu olma potansiyeli olan, mer’i mevzuat ile tespit edilmiş olan sulama suyu kalite kriterlerini sağlamak şartıyla sulama suyu) olarak değerlendirilmiştir. Yapılan bu analizlerden Proje sahasına çok yakın yerde kuyu ve yüzey suyu bulunmakta olduğu anlaşılmaktadır. Buralardaki kuyulara ait statik ve dinamik YAS seviyesi ölçülmemiştir. Yeraltı suyu analiz sonuçları değerlendirmesi yapılmamıştır. Yapılan analizlerin hangi arazi çalışma yöntemi ve esaslarına göre yapıldığı belirtilmemiş, yeraltı suyu derinliği hakkında bilgi verilmemiştir.
3.Projedeki haritalarda verilen hidrojeoloji haritası eksiktir. Haritada köy çeşmesi vb. yüzey suyu kaynakları, yeraltı suyu kuyuları ve yeraltı suyu eş seviye eğrileri ile yeraltı suyu akım doğrultu ve yönü gösterilmemiştir.
4.Devlet Su İşleri Müdürlüğünden alınması mümkün çevrede yer alan; derin kuyu bilgileri, mikro havza ve YAS potansiyeli, kaya birimlerinin geçirgenlik, iletimlilik katsayıları vb. belirtilmemiştir.
5\. Panellerin temizliği için de-iyonize su kullanılacağı belirtilmişse de ekte yer alan kimyasal formlarına bakıldığında, panelleri temizlemek için yüzey ya da yeraltı suyu ile bu kimyasalları karıştırma riski bulunmaktadır. Ayrıca panel temizlik periyodu minimum 3 ayda bir yapıldığı genel araştırmalarda ortaya çıkmaktadır. Bu süre, iklim koşulları, proje alanının anayola yakınlığı ile araçlardan kaynaklanan toz etkenleri vb. düşünüldüğünde daha da kısalabilir.
6\. Personel ihtiyacı ve panelleri temizlemek için ihtiyaç duyulan suyun nerede depolanacağı belirtilmemiştir. Tankerle taşıma hususunun reel olmadığı, ileriye dönük kuyu açma veya depolama ile kullanacağı muhtemeldir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi (Ek-2.15) yazısı “Su Tahsis Yazısı” olmayıp, su teminini Belediye karşılama taahhüttü vermemiştir. Yazıdan su tankerin temininin yüklenici firmaya ait olduğu anlaşılmaktadır.
7\. Panelleri yıkamak için “kullanılacak su buharlaşacaktır.” hususu gerçekçi bir ifade olmayıp, kirli ve kimyasal madde içeren (Ek-2.3 / Yüksek Alkali) sular panelleri yıkadıkça yere dökülmesi ve zamanla yeraltına sızma riski göz ardı edilmiştir. Yeraltı Sularının Kirlenme ve Bozulmaya Karşın Korunması Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında, ÇED raporunun eksiklik içerdiği görülmüştür.
8.GES Projesi ÇED raporunda verilen Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmelik dikkate alındığında, Proje sahasının kuzey batı sınırı ile kesişen Bülbülözü Deresi ve farklı yönlerde topoğrafik haritalarda görülen civar dereler hakkında taşkın riski taşıyıp taşımadığı yönünde projede ayrıntılı bilgi verilmemiştir. İlgili mevzuat uyarınca öncelikle bu dere yataklarının taşkın potansiyelini belirlemek için Hidrolojik Taşkın Etüdü yapılması gerekmektedir. Yapılacak etüt sonucu ne olursa olsun bu dere yatağından Devlet Su İşlerinin uygun gördüğü mesafede taşkın koruma bandı bırakması gerektiği değerlendirilmektedir.
9.Yapılan yüzey ve yeraltı suyu analiz sonuçları; hangi ulusal ve/veya uluslararası standartın kabul edilen limit aralığına uyduğu belirtilmemiştir. Ayrıca cihazlarının kalibrasyon belgeleri yerine hassasiyet değerlerini/dedeksiyon limiti tabloda belirtilmesi gerekmektedir. Numune alım noktaları izafi olup, koordinat belirtilmemiştir.
10\. GES projesi bölgesi yakın çevrede Paşakadın ve Karakaya köyü bulunmakta olup, buraların ve ekilen arazilerin su kaynakları belirtilmemiştir.
11\. Raporda yeraltı ve yüzey suyu analizi yapıldığı belirtiliyor. Anlaşılıyor ki projesahasına çok yakın yerde kuyu ve yüzey suyu bulunmaktadır. Buradaki kuyuya ait statik ve dinamik YAS seviyesi ölçümü belirtilmemesi eksiklik olarak görülmüştür.
12.İmalat aşamasında parsel bazında zemin etüt raporu hazırlanmasına yönelik işlemlerde her ne kadar Devlet Su İşleri Müdürlüğünden kurumsal görüş alınsa da bölgede tarımsal faaliyetin varlığı anlaşıldığından davaya konu ÇED Projesi kapsamında ihtiyaç duyulan suyun nereden karşılanacağına ve bölgenin ekonomik faaliyetlerinin verimliliğine olumlu veya olumsuz etkisinin projenin büyüklüğü kapsamında teknik analiz yöntemleri ile detaylı olarak belirtilmesi gereklidir. Dere yatakları için Hidrolojik Taşkın Etüdü hazırlanarak, DSİ onayı alınması gerekmektedir. Yapılan faaliyet yeraltı suyunu kirletme potansiyeline karşı YAS akım yönü, eş su seviye eğrileri, mikro havza akım potansiyeli (kuzeyindeki tepelerden), bölgedeki yüzey ve yeraltı su kaynaklarını (köy çeşmeleri, pınar, kuyu, su depoları vb.) detaylı olarak belirtilmesi ve Hidrojeoloji haritasına işlenmesi gerekmektedir. Yeraltı suyu kirliliğine karşı nasıl bir önlem alacakları ve bir gözlem kuyusu ve bu kuyudaki yeraltı suyunun düzenli takibine yönelik raporda ayrıntılı açıklama yapılmaması önemli eksiklikler olarak değerlendirilmiştir.
7\. SONUÇ
Sonuç olarak, “'Sivrihisar 1 Güneş Enerji Santrali (55,688 MWm/49,50 MWe/57,82 Ha) ve Enerji Depolama Tesisi (50MWe/55,04 MWh) projesi ile mezkûr ÇED Raporu ve yukarıdaki ilgili bölümlerde belirtilen gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde; teknik bilgi ve tecrübe gerektiren uygulamalarda bilimsel yaklaşım hataları ve içeriğinde yetersizliklerinolduğu, niteliği itibariyle korumacı yaklaşımın sergilenmesi ve olası olumsuz etkilere karşı tedbirlerin alınması konusunda ciddiyetin korunması gerektiği kanun ve yönetmeliklerde açık olduğu halde koruma tedbirlerinin nasıl gerçekleştirileceği ile belirsizliklerin olması, içeriğinde sunulan konular ile ilgili değerlendirme ve tartışmaların yeterli ve usulüne uygun yapılmadığı ve ilgili mevzuata uygunluk hususunda eksikliklerin olduğu değerlendirilmiştir..." yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği; yine Mahkemeye sunulan 06/02/2025 havale tarihli ek bilirkişi raporunda özet olarak; ''...Davaya konu olan Eskişehir ili, Sivrihisar ilçesi, .../... mevkilerinde ... Ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ... parseller ve ... ada ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parseller sınırında ... Elektrik Üretim San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan ''Sivrihisar 1 Güneş Enerji Santrali (55,688 MWm/49,50 MWe/57,82 Ha) ve Enerji Depolama Tesisi (50MWe/55,04 MWh)'' projesine yönelik davanın, asli bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin aksini ortaya koyacak veya yapılan bu tespit ve değerlendirmelerin gözden geçirilmesini gerektirecek mahiyette; mevzuatı esas alan, bilimsel, tutarlı ve akademik anlamda kabul edilebilir önermeler içermediğinden, davalı idare ve müdahiller tarafından bilirkişi raporunun anılan bölümlerine yönelik yapılan itirazlara, yukarıda açıkladığımız gerekçelerle katılmak mümkün olmamış ve 20.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen tespit ve değerlendirmelerimizin yerinde ve belirtildiği üzere geçerli olduğu kanaatine varılmıştır...'' şeklinde görüş ve tespitlere yer verildiği, temyize konu Mahkeme kararında, ''...dava dosyasında yer alan bilgi, belge, görsel veriler ile bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde; davaya konu alanın bitkisel üretimde ve hayvan otlatmak suretiyle hayvansal üretimde etkin olarak kullanıldığı, tarımın yöredeki yegâne ekonomik aktivite olduğu ve süregelmekte olan tarımsal faaliyetlerin yöre halkının ekonomik refahı için oldukça önemli bir aktivite olduğu, ÇED raporunda, Proje Alanının Seçilme Gerekçeleri arasında davalı alanın ''Mera alanı kullanılmayacak olması'' ve ''Kullanılacak arazilerin tarımsal amaçlı üretim yapılacak verimli tarım arazisi niteliğinde olmaması'' gösterilmekle birlikte bu duruma ilişkin somut bilgiye yer verilmediği, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera ve otlağın benzer nitelikli yerlerden olduğu, hayvan otlatma amacı ile kullanılan otlakların da mera olarak değerlendirilmesi gerektiği, mahallindeki gözlem ve tespitlere göre davalı alanın hayvan otlatma amacı ile yoğun olarak kullanıldığının anlaşıldığı, bu nedenlerle proje alanının seçilme gerekçeleri arasında gösterilen ''Mera alanı kullanılmayacak olması'' ifadesinin ve ''verimli tarım arazisi niteliğinde olmaması'' ifadesinin yerinde olmadığı, ÇED raporunda davalı alanın toprak özelliklerinin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapılan çalışmalarda, Toprak ve Arazi Sınıflaması Standartları Teknik Talimatından yararlanılmamasının hatalı olduğu, ÇED raporunda sunulan Arazi Varlığı Haritasının 1/25.000 ölçekli olduğu, bu nedenle 1/25.000 ölçekli haritaların bu nevi projelerin planlanmasında kullanılmasının uygun olmadığı, ÇED raporunda flora ve fauna çalışmaları başlıkları altında yer alan çalışma metodolojisi incelendiğinde metot açısından eksikliklerin olduğu, ÇED raporunda kullanılan yöntemde arazi çalışmalarının hangi periyotlarda yapıdığının ifade edilmemesi nedeni ile flora çalışmaları açısından değerlendirildiğinde teknik olarak eksik olduğu, ÇED raporunda bölgenin flora ve fauna ile ilgili bölümün çoğunlukla literatüre dayalı olarak hazırlandığı, literatüre dayalı olarak verilen bilgilere göre proje alanında ve yakın çevrede var olduğu ifade edilen türler ile ilgili GES kaynaklı oluşabilecek bazı risklerin öngürülmediği ve ÇED raporunda tedbir ve önlemlere yer verilemediği, proje alanındaki faaliyetler için gerekli önlemler tam olarak alınmadığında proje alanındaki özellikle nesli tehdit altındaki kuş populasyonları için önemli sakıncalar doğurabileceği, davaya konu alanın güneş enerji santrali olarak kullanımının, gerekli tedbirler tam olarak alınmadığı takdirde proje alanı ve etki alanında flora ve fauna ile ekosistem üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceği, ÇED raporunda yeraltı suları hakkında verilen bilgilerin yetersiz olduğu, yapılan analizlerden proje sahasına çok yakın yerde kuyu ve yüzey suyu bulunmakta olduğunun anlaşıldığı halde kuyulara ait statik ve dinamik YAS seviyesi ölçülmediği, yeraltı suyu analiz sonuçları değerlendirmesi yapılmadığı, yapılan analizlerin hangi arazi çalışma yöntemi ve esaslarına göre yapıldığının belirtilmediği, yeraltı suyu derinliği hakkında bilgi verilmediği, projedeki haritalarda verilen hidrojeoloji haritasının eksik olduğu, haritada köy çeşmesi vb. yüzey suyu kaynakları, yeraltı suyu kuyuları ve yeraltı suyu eş seviye eğrileri ile yeraltı suyu akım doğrultu ve yönü gösterilmediği, çevrede yer alan derin kuyu bilgileri, mikro havza ve YAS potansiyeli, kaya birimlerinin geçirgenlik, iletimlilik katsayıları vb. belirtilmediği, panelleri yıkadıkça suların yere dökülmesi ve zamanla yeraltına sızma riskinin göz ardı edildiği, Yeraltı Sularının Kirlenme ve Bozulmaya Karşın Korunması Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında ÇED raporunun eksiklik içerdiği, Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği dikkate alındığında, Proje sahasının kuzey batı sınırı ile kesişen Bülbülözü Deresi ve farklı yönlerde topoğrafik haritalarda görülen civar dereler hakkında taşkın riski taşıyıp taşımadığı yönünde projede ayrıntılı bilgiye yer verilmediği, yapılan yüzey ve yeraltı suyu analiz sonuçlarının hangi ulusal ve/veya uluslararası standartın kabul edilen limit aralığına uyduğunun belirtilmediği, GES projesi bölgesi yakın çevrede Paşakadın ve Karakaya köyü bulunmakta olup, buraların ve ekilen arazilerin su kaynakları belirtilmediği, Yeraltı suyu kirliliğine karşı nasıl bir önlem alınacağı ve bir gözlem kuyusu ve bu kuyudaki yeraltı suyunun düzenli takibine yönelik raporda ayrıntılı açıklama yapılmadığı anlaşılmakla; dava konusu projeye ait nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporunun bilimsel ve teknik yönden yeterli olmadığı, çevre ve insan sağlığına yönelik olumsuz etkileri ortaya koyma konusunda yetersiz olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında, hukuka uyarlık bulunmamaktadır.'' gerekçeleri ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davada; Mahkeme kararında belirtilen Ziraat Mühendisliği ile Şehir ve Bölge Plancılığı disiplinleri dışındaki iptal gerekçeleri yerinde olmakla birlikte, konu Ziraat Mühendisi ile Şehir ve Bölge Plancısı bilirkişilerin tespitleri özelinde değerlendirildiğinde, her ne kadar temyize konu kararda, davaya konu alanın bitkisel üretimde ve hayvan otlatmak suretiyle hayvansal üretimde etkin olarak kullanıldığı, tarımın yöredeki yegâne ekonomik aktivite olduğu ve süregelmekte olan tarımsal faaliyetlerin yöre halkının ekonomik refahı için oldukça önemli bir aktivite olduğu, ÇED raporunda, Proje Alanının Seçilme Gerekçeleri arasında davalı alanın ''Mera alanı kullanılmayacak olması'' ve ''Kullanılacak arazilerin tarımsal amaçlı üretim yapılacak verimli tarım arazisi niteliğinde olmaması'' gösterilmekle birlikte bu duruma ilişkin somut bilgiye yer verilmediği, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera ve otlağın benzer nitelikli yerlerden olduğu, hayvan otlatma amacı ile kullanılan otlakların da mera olarak değerlendirilmesi gerektiği, mahallindeki gözlem ve tespitlere göre davalı alanın hayvan otlatma amacı ile yoğun olarak kullanıldığının anlaşıldığı, bu nedenlerle proje alanının seçilme gerekçeleri arasında gösterilen ''Mera alanı kullanılmayacak olması'' ifadesinin ve ''verimli tarım arazisi niteliğinde olmaması'' ifadesinin yerinde olmadığı, ÇED raporunda davalı alanın toprak özelliklerinin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapılan çalışmalarda, Toprak ve Arazi Sınıflaması Standartları Teknik Talimatından yararlanılmamasının hatalı olduğu, ÇED raporunda sunulan Arazi Varlığı Haritasının 1/25.000 ölçekli olduğu, bu nedenle 1/25.000 ölçekli haritaların bu nevi projelerin planlanmasında kullanılmasının uygun olmadığı, gerekçelerine yer verilmiş ise de; bilirkişi heyeti raporları, Nihai ÇED Raporu ve ekleri ile birlikte incelendiğinde, bilirkişi heyeti raporunda proje alanının 2. sınıf tarım arazisi olduğu kanaatine varıldığının belirtildiği, Nihai ÇED Raporunda, yöreye ilişkin tarımsal toprak özellikleri ile kullanım durumlarının irdelendiği, yer ve alternatif yer seçimine ilişkin tespitlerin ayrıntılı olarak belirtildiği, proje alanının 1/25.000 ölçekli Arazi Varlığı Haritasına göre K-Kuru Tarım (Nadaslı) olarak işaretlenmiş alan içerisinde kaldığının belirtildiği ve faaliyete başlamadan önce, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca gerekli izinlerin alınacağının, yasal izinlerin alınması süreci içerisinde proje alanında herhangi bir tarım dışı faaliyette bulunulmayacağının taahhüt edildiği anlaşılmakta olup, ayrıca, ÇED sürecinin tamamlanmasından ve ilgili mevzuat uyarınca alınması zorunlu olan ruhsat, izin ve onay gibi gerekli izinler alındıktan sonra yatırımcı tarafından proje inşaatına başlanabileceği dikkate alındığında, proje alanının imar planlarına uygunluğunun, inşaata başlanabilmesi için gerekli olan ruhsat, izin ve onay gibi izinlerin verilmesi aşamasında değerlendirilmesi gereken bir husus olduğunun kabulü gerektiği de açıktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; temyize konu Mahkeme kararındaki ''... davaya konu alanın bitkisel üretimde ve hayvan otlatmak suretiyle hayvansal üretimde etkin olarak kullanıldığı, tarımın yöredeki yegâne ekonomik aktivite olduğu ve süregelmekte olan tarımsal faaliyetlerin yöre halkının ekonomik refahı için oldukça önemli bir aktivite olduğu, ÇED raporunda, Proje Alanının Seçilme Gerekçeleri arasında davalı alanın ''Mera alanı kullanılmayacak olması'' ve ''Kullanılacak arazilerin tarımsal amaçlı üretim yapılacak verimli tarım arazisi niteliğinde olmaması'' gösterilmekle birlikte bu duruma ilişkin somut bilgiye yer verilmediği, 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera ve otlağın benzer nitelikli yerlerden olduğu, hayvan otlatma amacı ile kullanılan otlakların da mera olarak değerlendirilmesi gerektiği, mahallindeki gözlem ve tespitlere göre davalı alanın hayvan otlatma amacı ile yoğun olarak kullanıldığının anlaşıldığı, bu nedenlerle proje alanının seçilme gerekçeleri arasında gösterilen ''Mera alanı kullanılmayacak olması'' ifadesinin ve ''verimli tarım arazisi niteliğinde olmaması'' ifadesinin yerinde olmadığı, ÇED raporunda davalı alanın toprak özelliklerinin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapılan çalışmalarda, Toprak ve Arazi Sınıflaması Standartları Teknik Talimatından yararlanılmamasının hatalı olduğu, ÇED raporunda sunulan Arazi Varlığı Haritasının 1/25.000 ölçekli olduğu, bu nedenle 1/25.000 ölçekli haritaların bu nevi projelerin planlanmasında kullanılmasının uygun olmadığı,...'' şeklindeki gerekçelerin, hüküm metninden çıkarılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda; yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Temyiz isteminin reddine,
2\. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla yukarıda belirtilen şekilde GEREKÇESİ DEĞİŞTİRİLEREK ONANMASINA,
3\. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4\. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/09/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davada; Eskişehir ili, Sivrihisar ilçesi, .../... mevkiilerinde ... Ada ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parseller ve ... ada ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parseller sınırında ... Elektrik Üretim San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan ''Sivrihisar 1 Güneş Enerji Santrali (55,688 MWm/49,50 MWe/57,82 Ha) ve Enerji Depolama Tesisi (50MWe/55,04 MWh)'' projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen 19/05/2024 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi heyeti raporu ve davaya konu projeye ilişkin Nihai ÇED Raporu incelendiğinde, eksik olduğu belirtilen tüm hususlara ilişkin çalışmaların yapılmış olduğu, projenin çevreye olan etkilerinin minimize edilmesi için alınması gerekli olan tüm tedbirlere yer verildiği, gerekli taahhütlerde bulunulduğu görülmektedir.
Bu durumda, temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek onanması yolunda verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.