SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2025/3074 E. 2025/5088 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/3074

Karar No

2025/5088

Karar Tarihi

7 Ekim 2025

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/3074 E. , 2025/5088 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/3074
Karar No : 2025/5088

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Tekirdağ İli, Saray İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... numaralı parsel, ... pafta sayılı taşınmaz üzerinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "RN:... Ruhsat ve ER:... Erişim Numaralı Gnays Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve biyologtan oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirmesinden; yapılması planlanan "RN:... Ruhsat ve ER:... Erişim Numaralı Gnays Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi" projesinin faaliyete geçtikten sonra çevreye ve insan sağlığına vereceği/verebileceği zararlara karşılık alınacak önlemlere ilişkin taahhütlerin 12/09/2024 (sunum) tarihli nihai ÇED raporunda yer aldığı, tesis kurulduktan sonraki faaliyetlerin tarım arazileri üzerindeki etkilerinin önemsiz düzeyde olacağı, faaliyetten kaynaklanacak toz emisyonunun çöken toz ve ... parametresi için mevzuatta belirlenen sınırları aşmayacağı, tarım arazileri üzerinde toza bağlı herhangi bir olumsuz etkinin ortaya çıkmayacağı, bitkisel toprak depolama alanı olarak belirlenen yerin uygun olduğu, yapılması planlanan tesisin inşaası tamamlanıp kurulduktan sonraki faaliyetlerinin çevreye (çevre ve çevre özelinde doğa, toprak, tarım arazileri, hava, su ve su kaynakları, yer altı suları ile flora ve fauna açısından) ve insan sağlığına vereceği zararların minimum düzeyde olabileceği, dava konusu alan ve yakın çevresinde bulunan orman alanlarının koruma önceliği bulunan ormanlık alanlar ve vejetasyon tipi içerisinde bulunmadığı, dava konusu alan ve çevresinde bitki örtüsü yönünden tehlike altında veya korunması gereken orman ağacı türünün bulunmadığı, çevresel gürültü açısından da kümülatif etkinin değerlendirildiği, yapılacak faaliyetin inşaat ve işletme aşamalarında ortaya çıkacak her türlü atıkların, yeraltısuyu taşıma özelliğinde olabilecek jeolojik birimlere, varsa kaynaklara ve su sondaj kuyularına olası etkileri ve bunlara ilişkin önlemler kapsamında ÇED raporunda bilimsel ve teknik açıdan yeterli düzeyde önlemlere ver verildiği, flora ve fauna üzerindeki olumsuz etkilerin önlenmesi için alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre yeterli düzeyde olduğu, madencilik faaliyeti sırasında gerçekleştirilecek deşarjlar için yönetmelikte geçen ilgili limitlere uyulacağının firma tarafından taahhüt edildiği, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi için yeterli sayıda ve branşta lisans eğitimi almış personelin görev aldığı, nihayet ÇED raporu ile taahhüt edilen önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde ve yeterli olduğu anlaşıldığından, dava konusu...... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, proje kapsamında yapılacak patlatmanın su kaynakları üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı, trafik yüküne ilişkin hesaplamalarda eksiklik bulunduğu, proje kapsamında kesilecek ağaç sayısının belli olmadığı, orman inceleme değerlendirme raporunun bulunmadığı, meşcere haritasında eksiklik bulunduğu, projenin fauna üzerindeki etkilerine yönelik taahhüt edilen önlemlerin gerçekçi olmadığı, kuraklık sorunu karşısında toz emisyonlarının önlenmesi için "sık sık sulama" taahhüdünün yetersiz kalacağı, ilgili kurumların olumsuz görüşlerinin bulunduğu, bölgede bulunan aktif ocak işletmeleri dikkate alınarak kümülatif etki değerlendirilmesinin yapılması gerektiği, başta su kaynakları ve orman olmak üzere projenin olumsuz etkilerinin bulunduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: 1- Davalı idare tarafından, usul ve hukuka uygun olan kararın bozulmasını gerektiren bir yön bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, halkın katılımı toplantısının usulüne uygun ilan edildiği, ancak halkın kendiliğinden ÇED süreci hakkında bilgilenmek istemediği, davacının iddiasının aksine baltalık ormanların yöre halkının yakacak ihtiyaçları doğrultusunda kullanılabildiği, proje kapsamında da sahanın baltalık orman vasfında olduğu, baltalık ormanların nitelikleri ve alınacak tedbirler ile maden faaliyetleri sonunda gerçekleştirilecek rehabilitasyon işlemlerinin ortaya konulduğu, nihai ÇED raporunda gerekli tüm önlem ve taahhütlere yer verildiği, arazinin topoğrafik yapısı birlikte ele alındığında, tesis kurulduktan sonraki faaliyetlerin tarım arazileri üzerindeki etkilerin önemsiz düzeyde olacağı, modelleme sonuçları faaliyetten kaynaklanacak toz emisyonunun Çöken Toz ve PM10 parametresi için SKHKKY’de belirlenen sınırları aşmadığını ortaya koyduğu, dava konusu projenin ruhsat sınırları içerisinde ve yakın çevresinde herhangi bir aktif ve/veya eski (pasif=fosil) heyelan alanlarının bulunmadığı, ekonomik ve ekolojik anlamda yüksek verimliliğe sahip orman alanı kaybı yaşanılmayacağı, 3 ve üstü kapalılığa sahip baltalık vasıftaki çevre ormanlarda deformasyon ve alan kaybına sebep olmayacağı ve ormancılık çalışmaları üzerine olumsuz etkilerinin olmayacağı, proje alanı ile etkilenme alanında tespit edilen flora ve fauna türleri ile endemik türlerin korunmasına ilişkin önlemlerin yeterli olduğu, madencilik optimizasyonunda verilerin teknik ve bilimsel olarak uyuştuğu hususlarının bilirkişi raporuyla da ortaya konulduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Tekirdağ İli, Saray İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde, RN...... ruhsat nolu ve ER:... erişim numaralı 100 hektarlık ruhsat alanının 39,75 ha’lık ÇED alanından oluşan 1.000.000 ton/yıl tüvenan kapasiteli gnays ocağı ile ocak faaliyetlerinden kaynaklı yaklaşık %5 oranında (50.000 ton/yıl) pasa çıkacak şekilde ve 950.000 ton/yıl kapasiteli kırma eleme tesisinde boyutlandırılacak şekilde projenin yapılmasının planlanması üzerine, hazırlanan ÇED raporu davalı idareye sunulmuş, ilgili kurumlardan alınan görüşler çerçevesinde ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelikte geçen; ... i) Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, ... ifade eder." olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." kuralına, 7. maddesinde; " (1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin Tanımı ve Özelikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları, Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi, tarihi çevreler ve sit bölgelerini etkileyecek su tabanı değişiklikleri (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri, Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler; Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Projenin iklim üzerindeki etkisi (sera gazı emisyonlarının niteliği ve büyüklüğü) ve projenin iklim değişikliğinden nasıl etkileneceği, c) İklim değişikliğine bağlı projeyle ilgili afet veya kaza riski, ç) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, Bölüm IV: Kümülatif Çevresel Etki Değerlendirme, Bölüm V: Çevresel ve Sosyal Eylem Planı, V-1: Çevre İzleme Planı, V-2: Sürdürülebilirlik Planı (Sıfır Atık Planı, Trafik Yönetim Planı, Sera Gazı Azaltım Planı, Çevresel ve Sosyal Yönetim Planı vb.), Bölüm VI: Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı ile Paydaş Katılım Planı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, c) Paydaş Katılım Planı, Bölüm VII: Notlar, Kaynaklar ve Ekler; 1-Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, 2-Proje için seçilen yerin koordinatları, 3-Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, 4-Faaliyet alanında yetkili müşavir firma tarafından yer incelemesi yapıldığını gösterir tutanak, 5-Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler, 6-Vekâletname, İmza Sirküleri ve Ticari Sicil Gazetesi şeklinde düzenlemeler yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, seçme eleme kriterlerine tabi bir proje nedeniyle hazırlanacak PTD'de projenin amacı, çevresel özellikleri, projenin muhtemel çevresel etkileri dikkate alınarak, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması amacıyla en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle; atıksu oluşumu, katı atıklar, ambalaj atıkları, tehlikeli-tehlikesiz atık, atık pil ve akümülatör ömrünü tamamlamış lastikler, atık yağ, hafriyat/bitkisel toprak başlıkları altında ÇED raporundaki taahhütlere yer verilmiş, proje alanına en yakın tarım parsellerinin sahanın güneydoğusu ile güneyinde yoğunlaştığı, en yakın parselin güneydoğuda yaklaşık 1,5 km uzaklıktaki Tekirdağ İli, ... İlçesi, ... Mahallesine kayıtlı ... ada, ...nolu parsel olduğu, toz yayılımını değerlendirebilmek amacıyla proje alanı ile söz konusu ... ada, ......nolu parsel arasındaki topoğrafik yapıyı ortaya koyabilmek için bu iki nokta arasındaki yükseklik profili oluşturulduğu, oluşturulan yükseklik profilinde proje alanının güneybatı sınırının kot değerinin 254 m olduğu, proje sahasından parsele doğru 498 m'de kotun 277 m'ye yükseldiği ve ... ada, ... nolu parselin kuzey sınırında ise 297 m'ye çıktığının görüldüğü, nihai ÇED raporundaki meteorolojik verilerden egemen rüzgar yönünün kuzeydoğu olduğu anlaşılmakta olup arazinin topoğrafik yapısı birlikte ele alındığında, tesis kurulduktan sonraki faaliyetlerin tarım arazileri üzerindeki etkilerinin önemsiz düzeyde olacağının değerlendirildiği, ayrıca, AERMOD ile 3 senaryoya göre yapılan modelleme sonuçları da faaliyetten kaynaklanacak toz emisyonunun çöken toz ve PM10 parametresi için SKHKKY'de belirlenen sınırları aşmadığını ortaya koyduğu, proje faaliyetleri sırasında bitkisel toprağın sıyrılarak uygun bir depolama alanında depolanması gerektiği, nihai ÇED raporunda sahada bitkisel toprağın ÇED alanının yaklaşık 23,85 ha'lık kısmında görüldüğü ve ortalama 10 cm kalınlığında olduğunun belirtildiği, üretime bağlı olarak kademeli bir biçimde sıyrılacak olan bitkisel toprağın 1,25 hektarlık bitkisel toprak depolama alanında en fazla 3 basamak ve basamak yüksekliği 3 m olacak biçimde depolanacağının belirtildiği, bu verilerin depolama alanının planlandığı bölgenin eğimine ilişkin uydu görüntüsü üzerinde yapılan analizi ile birlikte değerlendirildiğinde, bitkisel toprak depolama alanı olarak belirlenen yerin uygun olduğu, oluşacak bitkisel toprak miktarını depolamaya yetecek kapasiteye ve teknik özelliklere sahip olduğunun değerlendirildiği, jeolojik yönden proje ve proje etki alanında herhangi bir kaya düşmesi, çığ ve herhangi bir su baskını riskinin bulunmadığı, proje sahası ve mücavirindeki akar ve kuru dereler üzerinde yol geçişi sağlanması durumunda Karayolu Yolboyu Mühendislik Yapıları İçin Afet Yönetmeliği esasları doğrultusunda gerekli projelendirmenin yapılarak, DSİ 5. Bölge Müdürlüğünden hidrolik olarak uygunluk görüşü alındıktan sonra fenni usul ve esaslar doğrultusunda inşa edileceği hususu ile açık ocak işletmeciliğinin yöntemine ilişkin ÇED raporundaki taahhütlere yer verildikten sonra, dava konusu ÇED raporunda belirtilen kütle hareketleri, şev analizleri, depremsellik ve mühendislik çalışmalarına yönelik alınması gereken önlemler genel olarak değerlendirildiğinde; üretim yapılması planlanan alanda herhangi bir kütle hareketinin (aktif ve/veya pasif heyelan alanı) bulunmadığı, faaliyet sırasında oluşabilecek muhtemel kütle hareketlerine yönelik olarak alınması gereken önlemler bakımından, ÇED raporunun jeolojik yönden bilimsel ve teknik açıdan yeterli olduğu, taahhüt edilen tüm yönetmeliklere mutlak suretle uyulması gerektiği yönünde değerlendirme yapıldığı, dava konusu ÇED raporu incelendiğinde, saha hakkında faaliyetin ruhsat süresince ve faaliyet sonunda yeraltı sularına etkilerinin irdelendiği daha detaylı jeolojik-hidrojeolojik verileri (Proje etki alanında yeraltı suyu işletme sahası, kooperatifi, kuyusu; kaynak, kaptaj, çeşme vb. olup olmadığı, varsa bunların ne amaçla kullanılmakta olduğu, kaynak ve yeraltı suyunun miktar, kalite, konum, beslenim vb. parametreleri ve bilgileri, kaynaklar ile yeraltı suyunun ve beslenim sahasının proje alanı ile birlikte gösterildiği standartlara uygun, bir Jeoloji/Hidrojeoloji mühendisi tarafından imzalanmış jeolojik-hidrojeolojik harita ve üzerinde YAS seviyelerinin gösterildiği kesitler, hidrojeolojik kavramsal model, vb.) içeren tüm bilgi ve değerlendirmeleri içeren Hidrojeolojik Değerlendirme Raporu'nun bulunduğu ÇED Raporu Ek 9'da yer aldığı, nitekim, ÇED raporunda yer alan Hidrojeolojik Değerlendirme Raporu incelendiğinde; “... proje alanı ve çevresinin topografik yapısının incelendiği, bu inceleme sonucunda topoğrafya eğimi için 4 ana ve 4 ara yön olmak üzere toplam 8 adet akış yönü oluşturulduğu, oluşturulan bu yönler içerisinde proje sahasındaki akışın her yöne doğru olduğu, oluşacak herhangi bir yüzeysel kirlilik durumunda yüzey akışından kaynaklı etkilenebilecek alanların yüksek kottan düşük kota doğru olmakla birlikte, özellikle bölgenin doğu ve güney-güneybatı kesiminde kalan alanlar olacağı, DSİ 11. Bölge Müdürlüğünce uygun bulunacak emniyetli işletme taban kotu altında hiçbir şekilde faaliyet yapılmayacağının ve YAS ile karşılaşılması durumunda faaliyetin durdurularak başka bir alanda çalışılacağının proje sahibi tarafından beyan ve taahhüt edildiği, emniyetli işletme taban kotu, yeraltısuyu seviye kotu olmayıp, daha üst kotlarda olacak şekilde yeterli yeraltısuyu süzülümüne imkân sağlayacak yerel şartlara göre belirlendiği, yeraltı suyunun kirlenme potansiyelini arttırmayacağı, kirleticilere maruz bırakmayacak bir kot belirlendiği, işletme süresi tamamlandığında, nihai olarak en kritik kesitte kaç metre derinlikte kazı yapılacağı, nihai işletme taban kotu bilgileri, ve bu kotlarla kaynak/çeşme kotları ve beslenim ilişkisine yönelik değerlendirmelerin raporunda sunulduğu, proje alanı civarındaki akar ve mevsimsel/kuru derelerin ilgi raporda bulunduğu, proje alanı içerisinden herhangi bir akar dere görülmemekte olup, alana en yakın akar derenin 510 m batıda yer alan Değirmen Deresi olduğu, proje alanından geçtiği görülen mevsimsel dere kollarının ise hiçbir kaynaktan beslenmeyen, yağışlı mevsimlerde yüksek kotlardan düşük kotlara doğru süzülen drenajlar olduğu, ÇED alanı içerisinden ise mevsimsel dere kollarının geçmekte olduğunun görüldüğü, bu nedenle vaziyet planında iç alanlar hazırlanırken ÇED alanından geçen mevsimsel dere kollarının dikkate alındığı ve tüm alanların buna göre belirlendiği, proje alanı civarındaki kaynak, havuz ve çeşme gibi su yapılarının belirlendiği, ÇED alanı içerisinde herhangi bir su yapısının bulunmadığı, ÇED alanına en yakın su yapıları incelendiğinde; 1 numaralı kaynağın ÇED alanına 515 m mesafede kuzeybatıda, 2 Numaralı çeşmenin 2,2 km mesafede kuzeydoğuda, 3 numaralı kaynağın ise 1,1 km mesafede güneybatıda yer aldığı, açık ocak işletmesi sırasında bitkisel toprağın sıyrılması, patlatma faaliyeti, yükleme-boşaltma, tesis işlemleri, depolama ve nakliye aşamalarında oluşacak toz emisyonlarına ilişkin hesaplama ve modellemelerin tekniğine uygun bir biçimde yapıldığı ve AERMOD ile 3 senaryoya göre yapılan modelleme sonuçlarına göre faaliyetten kaynaklanacak toz emisyonunun çöken toz ve PM10 parametresi için SKHKKY'de belirlenen sınırları aşmadığı, bitkisel toprak depolama alanı olarak seçilen yerin dere yatağında bulunmayan uygun bir alanda yer aldığı, firma tarafından taahhüt edilen önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde ve yeterli olduğu, dava konusu alanda keşif gününde alınan drone görüntüleri ve yapılan arazi gözlemlerine göre de güncel halinde izin talep edilen alanda baltalık vasfında genç meşe ormanlarının bulunduğu, dava konusu alan ve yakın çevresinde bulunan orman alanları koruma önceliği bulunan ormanlık alanlar ve vejetasyon tipi içerisinde bulunmadığı, meşçere haritası ve arazide yapılan incelemelere göre dava konusu alan ve çevresinde bitki örtüsü yönünden tehlike altında veya korunması gereken orman ağacı türünün bulunmadığı, dava konusu projenin gerçekleştirilmesi durumunda ekonomik ve ekolojik anlamda yüksek verimliliğe sahip orman alanı kaybı yaşanılmayacağının beklenildiği, proje alanının birinci derece yangına hassas bölgede olup gerekli önlemlerin alınması halinde projeden kaynaklı yangın riski bulunmadığı, tesisin kurulacağı bölgede, tesis etki alanındaki hava kalitesi katkı değerlerini etkileyecek proje alanı olarak; güneydoğusunda ... Yapı İnş. Maden Taahhüt Tic. San. Ltd. Şti'ye ait "İR:... Nolu Metabazalt-Şist(Mıcır) Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi Kapasite Artışı” projesinin bulunduğu, faaliyetin kontrollü şartlarda yürütülmesi durumunda kümülatif kaynaklanacak toz emisyonlarının çöken toz ve PM10 parametresi için sınır değerleri aşmadığı, çevresel gürültü açısından da kümülatif etkinin değerlendirildiği ve faaliyet alanına en yakın yapının kuş uçuşu yaklaşık 1900 m mesafedeki Safaalan mahallesine bağlı konut olup, yapılan hesaplamalarda 1900 m mesafede gürültü seviyesi 47.61 dBA bulunmuş olup, ÇGDY Yönetmelik sınır değerlerinin (65 dBA) altında yer aldığı, proje alanına 3.300 m mesafede bulunan Istranca Su Dolum Tesisinde de gürültü kaynaklı olumsuz bir etkinin olmayacağı, faaliyet kapsamında kuru dere yatakları için sağlı sollu 20 m koruma mesafesinin bırakılacağı, faaliyet sırasında gerçekleştirilecek işlemlerde dere yataklarına malzeme stoklanmayacağı, pasa atıklarının dökülmeyeceği, herhangi bir sıvı veya katı atık deşarj edilmeyeceği ve derenin akışını engelleyecek herhangi bir müdahalede bulunulmayacağı, dava konusu proje kapsamında yapılacak faaliyetin inşaat ve işletme aşamalarında ortaya çıkacak her türlü atıkların, yeraltısuyu taşıma özelliğinde olabilecek jeolojik birimlere, varsa kaynaklara ve su sondaj kuyularına olası etkiler ve bunlara ilişkin önlemler kapsamında ÇED raporunda bilimsel ve teknik açıdan yeterli düzeyde önlemlere ver verildiği, ruhsat alanı, atlas.gov.tr sitesinde incelendiğinde proje alanın güneybatısında yaklaşık 7,20 km mesafede Yoncalı Barajı bulunmakta olup 28/10/2017 tarih ve 30224 sayılı Resmi Gazetede yürürlülüğe giren İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmeliğine göre uzun mesafeli koruma alanı içerisinde kaldığı, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi için yeterli sayıda ve branşta lisans eğitimi almış personelin görev aldığı, dava dilekçesi ve keşif sırasında taraflarca ileri sürülen iddiaların raporda karşılanması açısından değerlendirildiğinde, nihai ÇED raporunun flora ve fauna açısından bilimsel yöntemlere uygun olarak hazırlandığı, fauna değerlendirmelerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmemiş olup, saha çalışmalarının bilimsel yöntemlere uygun olarak gerçekleştirildiği, alınması gereken önlemlerin belirtildiği ve risk-etki matrisinin tutarlı ve gerçekçi olduğu, nihai ÇED raporunda amfibi, sürüngen, kuş ve memeli gruplarına yönelik detaylı incelemeler yapıldığı, IUCN kriterlerine göre belirlenen türler için uygulanması gereken koruma tedbirlerine yer verildiği ve fauna üzerindeki etkileri en aza indirecek önlemlerin açıkça ifade edildiği, nihai ÇED raporu flora ve fauna açısından eksiksiz olup, öngörülen önlemler yeterli düzeyde olduğu ve risk-etki matrisi bilimsel gerçeklikle uyumlu olduğu, ÇED raporunda yer alan flora ve faunaya ilişkin açıklamaların, çevreye etkilerinin ve bu
hususlara ilişkin önlemler ile proje alanı ile etkilenme alanında tespit edilen flora ve fauna
türleri ile endemik türlerin korunmasına ilişkin önlemlerin yeterli olduğu, proje sahasının, 28/10/2017 tarih ve 30224 sayılı Resmi Gazetede yürürlülüğe giren İçme-Kullanma
Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmeliğe göre; proje alanının yaklaşık 7,20 km
güneybatısında bulunan Yoncalı Barajı’nın uzun mesafeli koruma alanı içerisinde kaldığı,
24/06/2010 tarih 27621 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5595 sayılı Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesinde; “2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulunan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur.” hükmüne yer verildiği, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün... tarih ... sayılı yazısında; “Raporda proje alanının hâlihazırda Tekirdağ iline içme-kullanma suyu temin edilmesi planlanan Yoncalı Baraj Gölü Havzası Uzun Mesafeli Koruma alanı içerisinde kaldığı ifade edilmiş olup bu minvalde; ilgi (b) yazımızda belirtildiği gibi gerekli çevresel altyapı ve kirlilik önleme tedbirlerinin yerine getirilmesi ve mer'i mevzuata uyulması şartıyla bahse konu faaliyetin yürütülmesi uygun mütalaa edilmektedir.” şeklinde görüşe yer verildiği, nihai ÇED raporunda madencilik faaliyeti sırasında gerçekleştirilecek deşarjlar için yönetmelikte geçen ilgili limitlere uyulacağının ilgili firma tarafından taahhüt edildiği, gnays ocağı tüvenan kapasitesi 1.000.000 ton/yıl olarak planlanmakta olup, ocak faaliyetlerinden kaynaklı yaklaşık %5 oranında (50.000 ton/yıl) pasa çıkacağı, gnays ocağından çıkarılan cevherin, ÇED alanı içerisinde kurulacak kırma-eleme tesisinde boyutlandırılacağı, kırma-eleme tesisinin kapasitesi 950.000 ton/yıl belirlenmiş olup, kırma-eleme tesisinin çalışmasından kaynaklı yaklaşık %5 oranında (47.500 ton/yıl) by-pass oluşacağı, açık ocak üretim verileri ile kırma-eleme üretim verileri detaylıca incelendiğinde madencilik optimizasyonunda verilerin teknik ve bilimsel olarak uyuştuğunun tespit edildiği, davacının proje alanının 7,20 km batısında Yoncalı Barajının bulunduğu, genel itibarıyla çalışma alanının Meriç-Ergene Havzasında kaldığı, sulama ve içme suyu alanlarına zarar vereceği, raporda buna ilişkin hesaplamaların yanlış yapıldığı, projenin tamamının ormanlık alanda kaldığı, ne kadar ağacın kesileceğinin raporda belirtilmediği iddiaları göz önünde bulundurularak, anılan yerler ile proje sahasının aynı etkilenme alanında çevreye etkileri
yönündeki iddialar değerlendirildiğinde, kümülatif etki oluşturacak uzaklıkta yönetmeliğe bağlı projelerin kümülatif etki değerlendirmesi dikkate alınarak ÇED raporunda sunulduğu, dava dilekçesi ve keşif sırasında taraflar tarafından ileri sürülen iddialar bilirkişi sorularına verilen cevaplar kapsamında karşılandığı, yönünde tespit değerlendirmelere yer verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, Mahkemece yapılan değerlendirmede; bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alınarak, projenin çevreye ve insan sağlığına verebileceği zararlara karşılık alınacak önlemlere ilişkin taahhütlerin 12/09/2024 tarihli nihai ÇED raporunda yer aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunda davacı tarafından ileri sürülen bazı iddialar (özellikle projenin yeraltı su kaynakları ve ormanlık alan üzerindeki etkileri) bakımından ayrıntılı ve somut bir değerlendirme yapılmaksızın ÇED raporunda konuya ilişkin taahhütlere yer verilmekle yetinildiği; cevher depolama alanının yeterli olmadığı, nakliye yolu gibi emisyon kaynaklarının eksik değerlendirildiği, kamyonla ilgili kirletici miktarının hatalı hesaplandığı, patlatma nedeniyle meydana gelecek titreşim, hava şoku, taş savrulmasıyla ilgili yapılan hesaplamaların hatalı/eksik olduğu ve yeraltı ile yerüstü su kaynakları üzerindeki etkisinin dikkate alınmadığı, patlatma tasarımının projeye uygun olmadığı, yeraltı su seviyesi ile işletme taban kotu arasındaki ilişkinin belirlenmesi bakımından önemli olan açık ocak işletme taban kotunun, ÇED raporunun içeriği ile bu raporun ekindeki hiderojeolojik etüt raporu arasında farklı olduğu, gürültünün fauna üzerindeki etkilerine yönelik alınması gerekli tedbirlerin yeterli olmadığı, nakliye yolunun yapımına ilişkin planlamanın bulunmadığı, nakliye için kullanılacak kamyon sayısının hatalı olduğu ve nakliyenin trafik yükü bakımından etkilerinin değerlendirilmediği, tepe kapalılık oranı dikkate alınarak projenin ormanlık alan üzerindeki etkilerinin incelenmediği, meşcere haritasındaki eksiklikler bulunduğu ve kesilecek ağaç sayısının belli olmadığına yönelik bazı iddiaların ise açıklığa kavuşturulmadığı sonucuna varılmıştır.
Bilirkişi raporunda bir işletmenin etki alanında kaldığı dikkate alınarak kümülatif etki değerlendirmesi yapıldığı belirtilmiş ise de, etki alanının doğru belirlenip belirlenmediği, etki alanında başka işletmelerin de bulunup bulunmadığı, dolayısıyla bu yönüyle kümülatif etki değerlendirmesinin yeterli olup olmadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, bilirkişi raporunda planlama yönünden de değerlendirme yapılmış ise de, "ÇED Olumlu" kararı verildikten sonra yürürlükteki yasal ve idari düzenlemeler uyarınca gerekli olan ruhsat, izin, onay ve uygun görüş gibi izinlerin alınması kaydıyla projenin inşaatına başlanılabildiği ve ÇED sürecinin, projeye başlanılmadan önce projenin çevreye olabilecek tüm etkilerinin detaylı olarak araştırıldığı ve yapılacak çalışmalar ile alınacak tedbirlerin uygunluğunun değerlendirildiği bir süreç olduğu dikkate alındığında, yapılması planlanan projenin imar planına uygunluğunun/imar uygulamalarının, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınması zorunlu bir husus değildir.
Yukarıda yer verilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun, davacının (dava dilekçesinde, bilirkişi raporlarına itiraz dilekçesinde ve temyiz dilekçesinde) ileri sürdüğü hususları tüm yönleriyle ayrıntılı ve bilimsel olarak tereddüte mahal vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla dava dilekçesi, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, varsa eksikliklerin ÇED raporunu kusurlandırıp kusurlandırmadığının aralarında çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji/hidrojeoloji mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi ve biyolog bilirkişiler başta olmak üzere, gerekirse başka dallarda da uzmanlar seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 07/10/2025 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim