Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/220
2025/4064
25 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/220
Karar No : 2025/4064
DAVACI : ... Sendikası
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerinde COVID-19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genelgesi'nin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu düzenleyici işlemin iş yeri düzenine ve iş güvenliğine ilişkin olduğu ve netice itibariyle işçilerin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi sonucunu doğurabilecek nitelikte olduğu, düzenlemenin Anayasa'ya veya Kanuna dayanmadığı, işverene tek taraflı geniş bir takdir hakkı tanındığı, çalışma barışının bozulacağı, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nda da koronavirüsle mücadeleye ilişkin bir hükme yer verilmediği, hukuki belirlilik, hukuki kesinlik ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu gibi yetki, şekil, konu ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Çalışanların sağlığının korunmasına ilişkin hususların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın görev ve yetkileri arasında sayıldığı, çalışanların ve halk sağlığının korunması açısından haftada bir PCR testi istenmesi zorunluluğunun hasıl olduğu, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 06/11/1930 tarihinde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti eliyle yürütülen hizmetlerin günümüzde farklı Bakanlıklar eliyle yürütüldüğü, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 3. maddesinin 9. fıkrasında yer alan “mesai ve san’at hıfzıssıhhası işleri” arasında “iş sağlığı ve güvenliği”nin de yer aldığı, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yetkinin günümüzde Bakanlıklarına ait olduğu, düzenlemenin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na aykırılık teşkil etmediği, çalışanların işyerindeki biyolojik etkenlere maruziyetinden kaynaklanan veya kaynaklanabilecek sağlık ve güvenlik risklerinin önlenmesi ve bu risklerden korunmasına dair hususların Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik ile düzenlendiği, Koronavirüs hastalığı bütün toplumu maruziyet altına aldığından 6331 sayılı Kanun kapsamına giren bütün işyerlerinin anılan Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Yönetmeliğin Ek-VII kısmında Koronavirüslerin biyolojik etken sınıfında sayıldığı, çalışanın aşı olmasının işverenin yükümlülükleri arasında yer aldığı, işverenin gerekli tedbirleri alma, işçinin de bu tedbirlere uyma noktasında yükümlülüğü bulunduğu, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 86. maddesinde, "(1) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Çalışma hayatını düzenleyici, işçi - işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler almak,
b) Çalışma hayatındaki mevcut ve muhtemel meseleleri ve çözüm yollarını araştırmak, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları koruyucu ve çalışmayı destekleyici tedbirleri almak,
c) Ekonominin gerektirdiği insan gücünü sağlamak için gerekli tedbirleri araştırmak ve uygulanmasının sağlanmasına yardımcı olmak,
ç) İstihdamı ve tam çalışmayı sağlayacak, çalışanların hayat seviyesini yükseltecek tedbirleri almak,
d) Uluslararası işgücüne ilişkin politikaların belirlenmesi amacıyla gerekli çalışmaları yapmak ve belirlenen politikanın uygulanmasına ilişkin ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyette bulunmak,
e) Çalışanların meslekî eğitimlerini sağlayıcı tedbirler almak,
f) İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek,
g) Çalışma hayatını denetlemek,
ğ) Sosyal adalet ve sosyal refahın gerçekleşmesi için gerekli tedbirleri almak,
h) Çeşitli fizyolojik, ekonomik ve sosyal risklere karşı sosyal sigorta hizmetlerini uygulamak, sosyal güvenlik imkânını sağlamak, yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi için gerekli tedbirleri almak,
ı) Yabancı ülkelerde çalışan Türk işçilerinin çalışma hayatı ve sosyal güvenlikle ilgili
meselelerine çözüm yolları aramak, hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek,
i) İş istatistiklerini derlemek ve yayınlamak,
j) İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerin niteliklerini belirlemek, eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlamak,
k) Kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen diğer görevleri yapmak." hükmüne; 352. maddesinde "(1) Herkesin bedenî, zihnî ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hâli içinde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla, Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi için çalışmalar yapmak,
b) Teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yürütmek,
c) Uluslararası önemi haiz halk sağlığı risklerinin ülkeye girmesini önlemek,
(...) " hükmüne yer verilmiştir.
06/05/1930 tarih ve 1489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder:
(...)
3 - Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat.
4 - Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele..." hükmü yer almaktadır.
Nüfusun büyük çoğunluğunu etkileyebilecek bir pandemi ihtimaline karşı kamu kurum ve kuruluşlarınca alınması gerekli tedbirlerin belirtildiği 13/04/2019 tarih ve 30744 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/5 sayılı ve "Küresel Grip Salgını (Pandemi)" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin 1. maddesinde, "Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ve bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının pandemiye yönelik görev ve sorumluluklarının belirtildiği "Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı" (Plan) www.grip.gov.tr adresinde yayımlanacak, konu ile ilgili ayrıntılı bilgilendirmeler ve güncel duyurular bu adresten düzenli olarak yapılacaktır." düzenlemesine; Genelge'nin son paragrafında da "Pandemi döneminde kamu hizmetlerinde herhangi bir aksaklığa yol açmayacak şekilde gerekli tedbirler alınacak, "Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı" ve "Pandemik İnfluenza İl Hazırlık ve Faaliyet Planı"nın uygulanması ve bu kapsamdaki görevlerin yerine getirilmesi konusunda Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatınca ihtiyaç duyulacak her türlü katkı ve destek bütün kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle sağlanacaktır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini sağlamak, Devletin görevleri arasında sayılmıştır. İdare, hastalıkların tedavi edilmesi amacıyla sağlık hizmeti sunmanın yanı sıra, gerekli tedbirleri alarak kamu sağlığını da korumak zorundadır.
Kamu sağlığının korunmasında, Anayasa hükümleri ile birlikte temel mevzuat, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesidir. Nitekim, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu sari ve salgın hastalıklarla mücadeleye ilişkin detaylı hükümler barındırmakta, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de halk sağlığının korunması Sağlık Bakanlığı'nın görev ve yetkileri arasında sayılmaktadır.
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümleri incelendiğinde; salgın hastalıkların belirli bir şehir ve mahal ile sınırlı olarak gerçekleşmesi halinde gerekli tedbirleri almak ilgili Umumi Hıfzıssıhha Kurullarının görev ve yetkisi dahilinde kabul edilmiş; bu kararların icrası sırasında oluşacak tereddütlerin Sağlık Bakanlığınca giderilmesi uygun görülmüş; söz konusu hastalıkların birden çok bölgede veya yurt çapında etkili olması halinde ise, ilgili kişinin muayene edilmesi ve aşılanması dahil lüzumlu tedbirleri almaya Sağlık Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Ayrıca, bütün idari makamlar tedbirlerin uygulanmasında Sağlık Bakanlığına yardımcı olmakla yükümlü tutulmuştur. Dolayısıyla, yurt çapında etkili olan bir salgın hastalıkla mücadelede yetkili kurumun Sağlık Bakanlığı olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 13/04/2019 tarih ve 30744 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/5 sayılı ve "Küresel Grip Salgını (Pandemi)" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca ülkemizdeki tüm kişi, kurum ve kuruluşların influenza pandemisine hazırlık yapmaları ve pandemi durumunda koordinasyon içerisinde hareket etmelerine yardımcı olunması amacıyla Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan "Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı"nda, pandemi döneminde alınması gerekli önlemlerin Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanacağı düzenlenmiştir. Aynı Planda, pandemi yönetiminin planlanmasında ve pandemi durumunda sorumluluğun Sağlık Bakanlığında olduğuna, pandemi sırasında kurumlar arası koordinasyonun Ulusal Koordinasyon Kurulu tarafından sağlanmasına, valilikler tarafından Sağlık Bakanlığının direktifleri doğrultusunda karar alınması gerektiğine ve pandemi döneminde valilik ve yerel yönetimlerin koordine edilmesi konusunda İçişleri Bakanlığının yetkili olduğuna da yer verilmiştir.
İdare Hukuku'nda "yetki", idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade etmektedir. Bu yönüyle idari işlemin en temel unsurunu oluşturan "yetki", yasayla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir. İdare Hukukunda "yetkisizlik kural, yetkili olma istisna”dır. Bu istisna ise, yetkinin, yalnızca yasayla gösterilen hallerde ve yine yasayla gösterilen idari merciler tarafından kullanılmasıdır. Bu nedenle "yetki", yasanın açık izni olmadan devredilemez ve Anayasa'nın 123. maddesi uyarınca, kuruluş ve görevleri yasayla düzenlenmek durumunda olan idarenin kendi düzenleme yetkisi de yasalarla sınırlı olduğundan, yetki kuralları genişletici yoruma tâbi tutulamaz.
Dava konusu edilen Genelge ile düzenlenen zorunlu PCR testi uygulamasının, salgın hastalıkla mücadele ve genel sağlığın koruması amacını taşıdığı açıktır. Bu nedenle, genel sağlığı koruma amacı taşıyan anılan düzenlemeyi yapmaya 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve yukarıda aktarılan diğer mevzuat hükümleri uyarınca Sağlık Bakanlığının yetkili olduğu, davalı idarenin ise bu konuda görev ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Genelgenin görev ve yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte taraftan, görev ve yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu düşünülen dava konusu işlemin kanunilik ilkesine uygun olup olmadığı yönünden değerlendirime yapılmamamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerinde COVID-19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genel Yazısı'nın iptali istemiyle açılmıştır.
T.C. Anayasası'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17'nci maddesinde; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir." hükmüne, "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56'ncı maddesinde; "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu grevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun İkinci Faslında, memleket dahilinde sari ve salgın hastalıklarla mücadeleye yönelik düzenlemeler yer almış, aynı Kanun’un 72. maddesinde de, 57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde hangi tedbirlerin uygulanacağı belirlenmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından Korona virüsü kaynaklı Covid-19 hastalığı nedeniyle 11/03/2020 tarihinde pandemi ilan edildiği, aynı hastalık temelinde ülkemizde de virüs yayılımına bağlı olumsuz etkilerin devam ettiği, pandeminin salgın durumuna geçişini önlemek, salgın halinde ise yapılacakları belirlemek üzere 13.4.2019 tarihli ve 2019/5 sayılı Küresel Grip Salgını (pandemi) konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayımlandığı, devletin tüm kurumları ile salgın kapsamında mücadele başlatıldığı, Sağlık Bakanlığı tarafından da sağlık kurum ve kuruluşlarında sürdürülen hizmetin yanı sıra bilimsel olarak konunun güncel gelişmeler çerçevesinde değerlendirilmesi, alınan kararların revize edilmesi, bilimsel tavsiye ve görüşlerin alınması amacıyla Ocak 2020 tarihinde Bilimsel Danışma Kurulu oluşturulduğu, 14.7.2021 tarihli toplantının 7. maddesinde, 28.7.2021 tarihli toplantının 5. maddesinde ve 18.8.2021 tarihli toplantının 3. maddesinde zorunlu PCR testi istenmesi gerektiğinin değerlendirildiği, dava konusu düzenlemenin yayınlandığı tarih itibariyle koronavirüs hastalığının ortaya çıkmasını engellemek üzere geliştirilmiş bir ilaç bulunmadığı, hasta kişilerin Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı rehbere göre tedavi edildiği, halihazırda kesin tedavisi bilinmeyen, semptomatik ve deneysel tedavi ile sonuç alınmaya çalışılan hastalığın salgın niteliğinin engellenmesi amacıyla önleyici tedbirler alındığı, hastalığın yayılmasında “süper-yayılma olayları”nın etkisinin büyük olduğu, hastalığın yayılımının önlenmesi açısından hastalık bulgusuna sahip kişilerin tespitinin önem arz ettiği, ülkemizde bu tanının PCR testi ile konulduğu, salgınla ilgili olarak öngörülen tedbirlerin, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından salgının seyri dikkate alınarak geliştirilen önerilerin Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde görüşülerek kararlaştırılmasından sonra hayata geçirildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 72. maddesi kapsamında Covid-19 virüsünün artan bulaşıcılığıyla birlikte koronavirüs salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riski yönetmek ve hastalığın yayılım hızını kontrol amacıyla ülke genelinde tedbirler alındığı, bu salgının önlenmesinde hastalık bulgusuna sahip kişilerin tespitinin önem taşıdığı, PCR uygulamasının, semptom göstermemiş veya henüz semptom göstermemiş kişiler aracılığıyla salgının yayılmasının önlenmesini amaçladığı, bazı faaliyetler için getirilen PCR testi zorunluluğunun da bu tedbirler arasında yer aldığı, ayrıca genel sağlığı ilgilendiren iş ve işlemlerin kolluk faaliyeti kapsamında olduğu görülmektedir.
Bu itibarla, Covid-19 aşısı tamamlanmamış işçilerin işyerinde karşılaşabilecekleri söz konusu risk ve tedbirler konusunda ayrıca yazılı olarak bilgilendirilecekleri ,bu bilgilendirme sonrasında aşı olmayan işçilere kesin COVİD-19 tanısı konması durmunun iş ve sosyal güvenlik mevzuatı açısından olası sonuçlarının da ayrıca bildirileceği,COVİD-19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibariyle zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmalarının işyeri/işveren tarafından istenebileceği ,test sonuçlarının gerekli işlemler yapılmak üzere kayıt altında tutulacağı yolundaki düzenlemenin genel sağlığı ve kamu esenliğini ilgilendirdiği, kamu düzeni açısından oluşturduğu riski yönetmek ve hastalığın yayılım hızını kontrol etmek için toplumun bir bütün olarak yaşam hakkını korumayı amaçladığı dikkate alındığında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerinde COVID-19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genel Yazısı'nın üst hukuk normu niteliğindeki düzenlemelere ve hukuka aykırılık taşımadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Dairemizin 25/12/2023 tarih ve E:2023/9348, K:2023/7324 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 21/10/2024 tarih ve E:2024/1582, K:2024/2439 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
İlk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde 2019 yılının Aralık ayında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19), ülkemizde de ilk vakanın görüldüğü 11/03/2020 tarihinde, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi olarak ilan edilmiştir. PCR (Polymerase Chain Reaction- Polimeraz Zincir Reaksiyonu) ise, sözü edilen virüsün teşhisi için kullanılan bir testtir.
Öte yandan, Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu, Türkiye'de Sağlık Bakanlığı tarafından COVID-19 hastalığı ile mücadele için 10/012020 tarihinde oluşturulmuştur.
Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu risklerin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele sürecinin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra salgınla mücadelede en güçlü unsurun gönüllülük esasına göre yürütülen aşılama faaliyeti olduğu gerekçesi ile 19/08/2021 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi tarafından, salgının ülkemizdeki seyri, aşılama faaliyetinde kat edilen mesafe, yerli aşı geliştirilmesine yönelik çalışmalar ve aşılama faaliyetine yönelik toplumun bazı kesimlerinde gözlenen tereddüt konuları Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak birtakım tedbirlerin hayata geçirilmesine karar verilmiş, bu kapsamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerinde COVID-19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genelgesinin yürürlüğe konulması üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 56. maddesinde, "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir." hükmü yer akmaktadır.
06/05/1930 tarih ve 1489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder:
1 - Doğumu (......) teshil ve çocuk ölümünü tenkis edecek tedbirler.
2 - Validelerin doğumdan evvel ve doğumdan sonra sıhhatlerinin vikayesi.
3 - Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat.
4 - Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele..." hükmü, 27. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler." hükmü; 28. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclislerinin mukarreratından mahalli vazifeler ve salahiyetler arasında bulunan işler vali veya kaymakam tarafından icra olunur ve istizana muhtaç olanlar kaymakamlıkça vilayetten ve vilayetçe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden sorulur.
" hükmü; 57. maddesinde, "Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi - paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı) - bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak'ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir." hükmü; 64. maddesinde, "57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır." hükmü; 69. maddesinde, "Sari ve salgın bir hastalığın vukuu tahakkuk eylediği takdirde sıhhat memurları derakap lazımgelen tedbirlerin ittihazına ve bütün idari makamlar bu tedbirlerin tatbik ve icrası hususunda muavenete mecburdurlar." hükmü; 72. maddesinde, "57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur:
1 - Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz'ı.
2 - Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.
3 - Eşhas, eşya, elbise, çamaşır ve binaların ve fennen intana maruz olduğu tebeyyün eden sair bilcümle mevaddın fenni tathiri.
4 - Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı.
5 - Memleket dahilinde seyahat eden eşhasın icap eden mahallerde muayenesi ve eşyalarının tathiri.
6 - Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men'i.
7 - Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi.
" düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 86. maddesinde, "(1) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
(...)
f) İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek,
(...)
j) İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerin niteliklerini belirlemek, eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlamak,
k) Kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen diğer görevleri yapmak." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kamu düzeninin unsurlarından biri olan kamu sağlığının korunması amacıyla alınan tedbirler, idari kolluk tedbiri niteliğindedir. Anayasa'nın anılan 56. maddesinde, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini sağlamak, Devletin görevleri arasında sayılmıştır.
Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin, Anayasa'nın Devlete yüklediği ödev ve anılan kanunlarda belirtilen düzenlemeler gereği, Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu risklerin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele kapsamında, davalı idarenin gözetim ve sorumluluğunda bulunan işçilerin sağlığını korumak amacıyla uygulamaya konulduğu görülmektedir.
Bu durumda, 19/08/2021 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ile Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak, Koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadeleye ilişkin olan tedbirlerin uygulanması amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde yukarıda belirtilen mevzuata ve kamu yararı ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücreti ile davalı tarafından ödenen ... TL posta giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 25/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.