SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/2132

Karar No

2025/4479

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/2132 E. , 2025/4479 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/2132
Karar No : 2025/4479

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI)
... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)
... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1- ...
2- ...
3-... Derneği
4- ...
5- ...
6- ...
7-...
8- ...
9- ...
10- ...
11- ...
...
21-...
22- ...

VEKİLLERİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla İli, Milas İlçesi, ... ve ... Mahalleleri mevkiinde DSİ 21. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "Kemikler (Gökçeler) Barajı ve Sulaması, Malzeme Ocakları, Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi ve Beton Santrali" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu ÇED Olumlu kararının; ÇED izin alanı kazı sınırında gerçekleştirilecek patlatma uygulamaları sonucu oluşacak hava şoku seviyelerinin çevre yerleşim birimleri üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi olmayacağı, kil ocaklarındaki planlamalarda tek basamak olarak planlanan basamak açılarında ocak içinde şev stabilitesi ile ilgili olarak bir risk bulunmadığı, kalker ocaklarında da şev stabilite riskinin bulunmadığı gerekçeleri ile uygun olduğu anlaşılmakta ise de, Yardibi ve Kanlıgöl regülatörlerinin inşaatı sırasında oluşacak emisyonların hesaplamalara
dahil edilmediği, kütlesel emisyon debilerinin eksik hesaplanmış olması nedeniyle Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygunsuzluk içerdiği, malzeme ocaklarının tümünün bulunduğu Sarıçay-Değirmendere havzasında kapsamlı
hidrojeolojik değerlendirmelerin bulunmadığı, dava konusu işleme dayanak teşkil eden ÇED raporunda alternatif projelerin ve olası farklı yer seçeneklerinin yeterli düzeyde tartışılmadığı, meteorolojik ve hidrolojik parametreler açısından son yıllardaki kurak periyodun eksik olduğu ve aynı zamanda iklim değişikliği etkisinin bilimsel çerçevede kabul görmüş projeksiyonlar altında değerlendirilmediği, baraj gövdesi ve rezervuar alanının bulunduğu Koca Dere ile Yardibi ve Kanlıgöl derelerinin farklı hidrolojik havzalarda yer aldığı, dava konusu barajı besleyen su akımlarının büyük çoğunluğunun (yaklaşık % 87) Yardibi ve Kanlıgöl derelerinden olmasına karşın, bu derelerin mansap tarafında bulunan akarsuların akım verileriyle Ekinambarı Ovası ve çevresindeki alanın yeraltı suyu durumlarına ÇED raporunda yeterince değinilmediği, kümülatif etki değerlendirmesi için yalnızca barajın bulunduğu Koca Derenin dikkate alındığı, buna karşın, projede kilit önem taşıyan regülatörlerin bulunduğu Yardibi ve Kanlıgöl Derelerinin
değerlendirilmemiş olduğu, proje alanında verimli tarım alanları ve zeytinlik sahaları bulunmasına karşın 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak gerekli bilimsel veriler ışığında bu alanlara verilecek zararlar, alınacak önlemler ve alternatif alan belirleme konularında gerekli çalışmaların raporda yer almadığı, ÇED raporunun flora kısmının alandaki bazı endemik türlerin belirtilmemesi sebebiyle ayrıntılı olarak hazırlanmadığı, raporda kesilecek ağaçların ve kaldırılacak orman örtüsünün 2 kapalı Devlet ormanına isabet ettiği anlaşılmasına karşın, kızılçam ve meşe florasından oluşan orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edildiği, yine proje kapsamında kaç adet ağacın kesileceğine dair bilgi ve belge bulunmadığı, ekolojik ve biyolojik denge için rezerv ağaçların bırakılması hususunun öngörülmediği, dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-Davalı İdare tarafından, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı incelemeye dayandığı, söz konusu bilirkişi raporuna karşı sunulan itirazlarının dikkate alınmadığı, bilirkişi raporunda bildirilen olumsuz kanaatlerin varsayıma dayandığı ve yer yer çelişkiler içerdiği, ÇED sürecinin mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, proje kapsamında ağırlıklı olarak baraj aks yerinde yapılacak kazı dolgu işlemlerinden ve malzeme ocaklarından kaynaklı toz emisyonları oluşacağı, regülatör yerlerinde yapılacak inşaat faaliyetlerinde baraj aks yerine nispeten oldukça az miktarda temel kazı işlemlerinin yapılacağı ve dolgu malzemesi olarak da beton kullanılacağı için regülatör yerlerinde dolgudan kaynaklı toz emisyonu oluşmayacağı, regülatör yerlerinde yapılacak kazılar sırasında oluşacak toz emisyonlarının çok düşük seviyelerde olacağı, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinin toza ilişkin sınır değerini sağlayacağı, bu nedenle regülatör yerleri için ayrıca Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi hazırlanmadığı, regülatör yerlerinin baraj aks yerine yaklaşık 13 km mesafede, en yakın malzeme ocağına ise yaklaşık 7 km mesafede yer alması nedeniyle baraj aks yeri ve malzeme ocakları için yapılmış olan toz emisyon hesaplarına kümülatif olarak dahil edilmediği, ÇED Raporunda, jeolojik özellikler başlığı altında proje alanı ve yakın çevresinde yer alan jeolojik birimler genel jeoloji başlığı altında bölgede yer alan tüm formasyonlara ait genel bilgilerin verildiği, baraj aks yeri ve yapı yerlerinde jeoteknik etüt sondajlarının açıldığı, açılan sondajlar ışığında baraj aks yerinin jeolojik, hidrojeolojik özelliklerinin belirlendiğinin belirtildiği, proje kapsamında Yardibi ve Kanlıgöl Regülatörleri ile alınacak suların Koca Dere üzerinde kurulacak olan Kemikler (Gökçeler) Barajı rezervuarında toplanacağı, Kocadere, Yardibi ve Kanlıgöl Derelerinin mevcut kullanımlarının değerlendirilmesi için Su Hakları Raporu hazırlandığı ve ÇED Raporu ekinde verildiği, hazırlanan Su Haklari Raporunda; Gökçeler barajı aks yerinden mansaba doğru, Koca derenin mansaba doğru gezilerek çiftçiler tarafından su alımı olup olmadığının araştırıldığı, bu derenin sulama mevsiminde kuruduğunun ve bu nedenle su kullanımı olmadığının tespit edildiği, ayrıca derenin geçtiği mahallelerde bulunan çiftçiler ile yapılan görüşmede de bu derenin kuruması nedeniyle su kullanımı olmadığının teyit edildiği, Gökçeler barajı için regülatör ile su alınan Yardibi, Kanlıgöl derelerinin mansapta Bük dere ile birleşerek Kocaçay dere ve daha sonra Değirmen dere adını alan derenin mansapta denize döküldüğü yere kadar gezilerek etüt edildiği, çiftçiler tarafından su alımı yapılmadığı, membada tarımsal amaçlı su kullanımının bulunmadığı, Yardibi ve Kanlıgöl Regülatörleri ile alınacak suların depolanacağı Kemikler (Gökçeler) Barajının sulama amaçlı olduğu, Yardibi ve Kanlıgöl derelerinin mansap kısmında yer alan Ekinambarı Ovasının da bir kısmının bu sulama sahasına dahil edildiği, ÇED Raporu içerisinde yeraltı su kaynakları üzerine etkilerin değerlendirildiği ve proje ile bu sahanın da sulamaya alınması ile birlikte bu bölgede YAS kullanımlarının azalacağının ve beraberinde YAS seviyesinin yükseleceğinin belirtildiği, proje kapsamında hazırlanan Su Hakları Raporunda Gökçeler barajı için regülatör ile su alınan Yardibi, Kanlıgöl dereleri mansapta Bük dere birleşerek Kocaçay dere ve daha sonra değirmen dere adını alan derenin mansapta denize döküldüğü yere kadar gezilerek etüt edildiği, çiftçiler tarafından su alımı yapılmadığının belirtildiği, yapılacak proje ile hem barajın kurulacağı Koca Dere mansabında bulunan kısımların hem de depolanacak suyun alınacağı Yardibi, Kanlıgöl dereleri mansabında kalan Ekinambarı Ovasının sulanmasının sağlanacağı, DSİ tarafından planlanan Kemikler (Gökçeler) Barajı planlama çalışmaları kapsamında baraj yapım maliyetleri, sulama getirileri, salma sulama ve bu proje ile hayata geçirilecek basınçlı sulama arasındaki ekonomik kıyaslamaların tamamının DSİ tarafından değerlendirilerek ekonomik anlamda rantabıl çıkması halinde projenin hayata geçirildiği, proje kapsamında inşaat sürecinde kullanılacak olan malzeme ocakları için ÇED Raporunda yapılan değerlendirmede kil ve kum-çakıl ocaklarında açılan araştırma çukurlarında herhangi bir yeraltı suyuna rastlanmadığının belirtildiği, malzeme ocakları içerisinde yapılacak olan çalışmalarda oluşacak atık suların yeraltı suyunu kirletmemesi adına bertaraflarınnın ÇED Raporu içerisinde açıklandığı ve 07/04/2012 tarih ve 28257 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik" hükümlerine uyulacağının belirtildiği, proje kapsamında işletilecek olan malzeme ocaklarının tarımsal sulama amaçlı yapılacak olan Kemikler (Gökçeler) Barajının inşaatında ihtiyaç duyulacak malzemelerin temini için kullanılacağ, herhangi bir ticari amaç güdülmediği, malzeme ocaklarında yapılacak çalışmalarda yapılacak olan patlatma etkilerinin (titreşim vs.) ÇED Raporu içerisinde açıklandığı, Kemikler (Gökçeler) Barajı ve Sulaması, Malzeme Ocakları, Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi ve Beton Santrali Projesi kapsamında kalan alanların meşçeresinin Kızılçam ve Makilik olduğu, proje kapsamında kesilecek ağaç sayısına Bölge Orman Müdürlüğü ile birlikte yapılacak amenajman planları doğrultusunda karar verileceği, proje kapsamında yapılacak çalışmalardan etkilenecek canlıların belirlenmesi ve alınacak önlemlerin proje kapsamında hazırlanan Diğer Hidrolik Projeler (Baraj, Regülatör) İçin Değerlendirme Raporu (Gökçeler Barajı, Derivasyonu ve Sulaması)'nda detaylı olarak belirtildiği, ÇED raporunda Su Kalitesine Etkiler, Biotik Yaşamın Değişimi, Balık Faunası Üzerine Olası Etkiler, Ekolojik Su İhtiyacının Değerlendirilmesi, Balık Geçidi Projelerinin Değerlendirilmesi başlıkları altında projenin canlılar üzerine etkilerinin ve alınacak önlemlerin açıklandığı, planlanan Kemikler (Gökçeler) Barajı projesi kapsamında; Diğer Hidrolik Projeler (Baraj, Regülatör) İçin Değerlendirme Raporu (Gökçeler Barajı, Derivasyonu ve Sulaması) ve Gökçeler Barajı, Derivasyonu ve Sulamasının Metruk Tuzlası İle Etkileşimi Hakkında Bilimsel Rapor hazırlanarak ÇED Raporu ekinde verildiği, hazırlanan bu raporlarda barajın mansabında yer alan metruk tuzlasına olası etkilerin irdelendiği ve bırakılması gereken can suyu miktarlarının belirtildiği, ayrıca Yardibi ve Kanlıgöl Regülatörleri için de bırakılacak can suyu değerlerinin belirtildiği, konu ile ilgili olarak Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünden nihai görüş alındığı, Proje alanı ve çevresinde bulunan canlıların çeşitliliği ile ilgili olarak "Diğer Hidrolik Projeler (Baraj, Regülatör) İçin Değerlendirme Raporunun (Gökçeler Barajı, Derivasyonu ve Sulaması)" hazırlandığı, ÇED Raporu içerisinde yer alan flora fauna bilgilerinin bu rapordan yararlanılarak hazırlandığı ve konu ile ilgili olarak Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nden nihai görüş alındığı ileri sürülmektedir.
2-Davalı Yanında Müdahil tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen eksiklikler ile ilgili olarak gerekli çalışmaların yapılmamış olmasının söz konusu olmadığı, yalnızca çalışmaların ÇED raporunda yer almamasından söz edilebileceği, bilirkişi heyetince ÇED raporuna altlık teşkil eden planlama raporu dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği, DSİ 21. Bölge Müdürlüğünün Muğla İlinde gerçekleştirdiği su kaynaklarının geliştirilmesi kapsamındaki "Gökçeler (Kemikler) Barajı ve Sulaması Planlama Raporu"nun 2018 yılında hazırlanmaya başlandığı ve 2021 yılında DSİ Genel Müdürlügünce onaylandığı, rapor içeriğinde gelişme planı projeksiyonları çalışması, iklim ve su kaynakları -hidroloji raporu ve su hakları raporu, toprak kaynakları raporu, mühendislik jeolojisi - jeoloji ve doğal yapı gereçleri raporu, projenin alternatifleri ile değerlendirmesi raporu, tarımsal ekonomi ve kamulaştırma raporu, taşkınlar ve ekonomisi raporu, enerji durumu ve ekonomisi raporu, içme kullanma ve endüstri suyu durumu ve ekonomisi raporu, çevresel etki değerlendirmesi raporu, ekonomik analiz, mali analiz, alternatif yapılar ve proje alternatifleri raporu, sonuç ve öneriler başlıkları altında değerlendirmelerin yapıldığı, oldukça kapsamlı olan bu raporun ÇED Raporunun altığı olduğu, ÇED raporu formatının Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED Genel Müdürlüğünce belirlendiği ve ilgili Bakanlığın izin verdiği şekliyle planlama raporundan özetlerin ÇED raporuna ilgili bölümlere derç edilerek bir ÇED raporu oluşturulduğu, bilirkişi heyetinin bu rapora altlık teşkil eden planlama raporunu dikkate alarak inceleme yapması gerektiği, ÇED raporuna göre verilen eksik bilgilerin ve mühendislik çalışmalarının tamamının planlama raporunda tanımlandığı ve hesaplandığı, ÇED raporu içeriğinde sunulan Ekosistem değerlendirme raporunda ana dere ve regülatör kurulacak olan Yardibi ve Kanlıgöl derelerinin mevcut su akımlarının ve mansap su haklarının net olarak tanımlandığı, bu konuda daha geniş bilgi belge ve teknik tanımlama ve anlatımların Gökçeler Planlama Raporunda bölüm olarak yer aldığı, ayrıca ÇED raporunda Ekosistem Değerlendirme Raporunun ve Metruk Tuzla Sulak Alan Etkileşim Raporunun sunulduğu, DSİ tarafından planlanan Gökçeler (Kemikler) Barajı planlama çalışmaları kapsamında baraj yapım maliyetleri, sulama getirileri, salma sulama ve bu proje ile hayata geçirilecek basınçlı sulama arasındaki ekonomik kıyaslamaların tamamının DSİ tarafından değerlendirildiği ve projenin hazırlanmış olan Planlama Raporu ile kesin olarak rantabl çıktığı, gerek geçirimli geçirimsiz gerekse kaya ocağı olsun doğal yapı malzemeleri projelerinin uygulama aşamasında işletilmesinde olası bir YAS seviyesi ile karşılaşılması veya olası bir şikayet durumunda çalışmanın durdurularak 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'nun uygulayıcısı olarak DSİ Bölge Müdürlüğü ilgili şubesine haber verileceği, bu sahaların ilgili projelerde kullanılmasının ve işletilmesinin ilgili DSİ Bölge Müdürlüğü personellerinin kontrollüğünde olmasından dolayı olası zarar ve ziyanların olmasının engellendiği, Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisi bilirkişinin yapılan proje kapsamında gerçekleştirilecek inşa çalışmaları sırasında yapılacak etkinliklerin yüzey topografyasını değiştireceği, yüzey ve yeraltı sularını olumsuz etkileme potansiyeli bulunduğu kanaatinin hiç bir hesaplamaya dayanmayan öznel bir değerlendirme olduğu, hidrolojik değerlendirmenin sahada referans alınabilecek bir gözlem kuyusu ve/ veya şahıs kuyu debileri dikkate alınarak yapılmadığı, oysa maden mühendisi bilirkişi tarafından projenin gerçekleşmesinde endişeye yol açacak hiçbir durumun görülmediği, yeraltı suyu (YAS) seviyesine bakılmaksızın, bir veriye dayanmadan olumsuz etkileneceğinin bildirilmesinin anlaşılamadığı, DSİ'nin tüm Türkiye'de YAS seviyesini ve akiferini korumakla sorumlu olduğu, yapılan zemin deneylerinin de planlama raporu içeriğinde yer aldığı, Gökçeler (Kemikler) Barajı ve Sulaması Planlama Raporunun eki niteliğindeki hidroloji raporunun projenin ilerlemesi ve nihayete erdiği zaman diliminin 2015-2021 yılları olduğu, planlama raporunun ilk doneleri olan hidrolojik veri raporlarının hazırlanmasının ve kesin değerlendirmesinin bitmiş ve onaylanmış olan 2017 su yılı meterolojik ve hidrolojik değerleri ile oluşturulduğu, ardından diğer çalışmaların yürütülmesi ve planlama çalışmalarının diğer bileşenlerine bu aşamadan sonra geçildiği, bu şekilde diğer bölüm raporlarının da eklenerek bir planlama raporunun ÇED sürecine gelmesi aşamasında aradaki yılların yok sayılmasının hatalı olacağı, ÇED raporunun tüm planlama sürecinin tamamlanması sonrasında Bakanlığa sunulduğu, ÇED sürecinin yaklaşık 2 yılı kapsadığı, bilirkişi incelemesinde bu durumun sanki Hidroloji raporunun ÇED raporunun sunulduğu bir önceki yılı kapsar algısı ile veri eksikliği savında bulunulmasının hatalı olduğu, proje alternatifleri konusununda detaylı çalışmaların planlama raporunda yer aldığı, ÇED raporu içeriğininn teknik planlama raporu içeriğinden alınma bilgilerle oluşturulduğu, bu projenin adının idare kayıtlarında "Gökçeler (Kemikler) Barajı ve Sulaması Planlama Raporu" olarak geçtiği, dolayısıyla ÇED raporuna, planlama raporunun tamamının yazılarak sunulmasının mümkün olmadığı, mevzuata göre formatı oluşturulmuş ÇED raporuna planlama raporunun ilgili ve özet niteliğindeki kısımlarının dercedildiği, Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından sadece kavramsal değerlendirmeler yapılarak “Büyükova koruma politikaları”nın tanımlandığı, projenin madencilik projesi olmadığı, baraj gölü altında kalan arazilere kıyasla 12000 dekar alanın sulu tarıma kavuşturulmasınını hedeflendiği, proje kapsamında 200 dekar zeytin alanı için alternatif yere zeytin ağacı dikilerek sahanın 12000 dekar alanın sulanmasına ve tarımsal çeşitliliğin geliştirilmesine hizmet edeceği, planlama raporu içeriğinde olan toprak kaynakları bölüm raporunda sulanacak arazilerin sınıf kabiliyetleri ve projeli koşullardaki rantabilite hesaplarının da yapıldığı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından projeye olumlu görüş verildiği, proje kapsamında kesilecek ağaç sayısına Bölge Orman Müdürlüğü ile birlikte yapılacak amenajman planları doğrultusunda karar verileceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlığın çözümü amacıyla, dava dilekçesindeki iddialar, savunma ve temyiz dilekçelerindeki iddialar ile proje alanının özellikleri dikkate alınmak suretiyle oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Muğla İli, Milas İlçesi, ... ve ... Mahalleleri mevkiinde DSİ 21. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "Kemikler (Gökçeler) Barajı ve Sulaması, Malzeme Ocakları, Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi ve Beton Santrali" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyolog, Maden Mühendisi, Orman Mühendisi, İnşaat Mühendisi (Su Yapıları) ve Çevre Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 26/09/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının raporda bilirkişi uzmanlık alanlarına ilişkin başlıklar altında belirtilen tespit ve gerekçelerle bilimsel ve teknik olarak uygun olmadığı yolunda oyçokluğuyla (Maden Mühendisi bilirkişi tarafından uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir) görüş bildirildiği, Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

A) BİLİRKİŞİ RAPORUNUN İNCELENMESİ
Maden Mühendisi tarafından; Kemikler (Gökçeler) Barajı ve Sulaması Projesi kapsamında ihtiyaç duyulan malzemelerin temini amacıyla 2 adet Kalker Ocağı, 2 adet Kil Ocağı, 1 adet Kum-Çakıl Ocağı, Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi ve Beton Santrali Tesisinin işletilmesinin planlandığı, proje kapsamında işletilecek olan ocaklardan Kil Malzeme Ocağı-1 ÇED Alanı 6,01 ha, Kil Malzeme Ocağı-2 ÇED Alanı 19,15 ha, Kum-Çakıl Malzeme Ocağı ÇED Alanı 5,13 ha, Kalker Ocağı-1 ÇED Alanı 15,05 ha, Kalker Ocağı-2 ÇED Alanı 47,76 ha alan kapladığı, Kemikler (Gökçeler) Barajı için gerekli geçirimsiz malzemenin temini amacıyla işletilmesi planlanan Kil Malzeme Ocağı-1 ve Kil Malzeme Ocağı-2'de açık ocak işletme yöntemi ile üretim gerçekleştirileceği, patlatma yapılmayacağı, sadece iş makineleri ile kazı yapılacağı, ocaktan çıkarılacak kil malzemesinin tamamı değerlendirileceğinden pasa oluşmayacağı, Kil Malzeme Ocağı-1 ve Kil Malzeme Ocağı-2 açık işletme üretim yöntemi parametrelerinin ve ocak geometrisinin bu haliyle maden mühendisliği açısından uygun görüldüğü, Kemikler (Gökçeler) Barajı için filtre malzemenin temini amacıyla işletilmesi planlanan Kum-Çakıl Ocağında açık ocak işletme yöntemi ile üretim gerçekleştirileceği, patlatma yapılmayacağı, sadece iş makineleri ile kazı yapılacağı, ocaktan çıkarılacak kum-çakıl malzemesinin kamyonlara yüklenerek Kırma-Eleme-Yıkama Tesisine taşınacağı, tane boyutu ayarlanan ve yıkanıp elenen malzemenin filtre dolgu malzemesi olarak kullanılmak üzere baraj alanına taşınacağı, Kum-Çakıl Ocağı açık işletme üretim yöntemi parametrelerinin ve ocak geometrisinin bu haliyle maden mühendisliği açısından uygun görüldüğü, Kemikler (Gökçeler) Barajı için gerekli kireçtaşının temini amacıyla işletilecek Kalker Ocağı-1 ve Kalker Ocağı-2'de açık ocak işletme yöntemi ile üretimin gerçekleştirileceği, üretimin, delme-patlatma, kazı-yükleme ve nakliye aşamalarından oluşacağı, ocaktan elde edilen yıllık kalker bir kısmının kamyonlara yüklenerek proje alanı içerisinde kurulması ve işletilmesi planlanan Kırma-Eleme-Yıkama Tesisine, geri kalan kısmının ise baraj ünite alanlarında dolgu malzemesi olarak kullanılmak üzere baraj sahasına taşınacağı, patlatma çalışmalarından kaynaklanacak taş savrulması, titreşim ve hava şokunun en yakın yapı ve hassas alanlar için olumsuz bir etki oluşturmayacağı, ocak içinde şev stabilitesi ile ilgili olarak bir risk görülmediği, dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararının Maden Mühendisliği açısından bilimsel ve teknik olarak uygun olduğu yönünde tespit ve kanaate yer verildiği, Çevre Mühendisi tarafından; Yardibi ve Kanlıgöl regülatörlerinin inşaatı sırasında oluşacak emisyonların hesaplamalara dahil edilmemiş olması, kütlesel emisyon debilerinin eksik hesaplanmış olması nedeniyle Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygunsuzluk içerdiği tespitine yer verildiği, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi tarafından; ÇED Raporundaki jeolojik değerlendirmelerin ana hatlarıyla saha gerçekleriyle uyumlu olduğu, Kemikler (Gökçeler) Barajı ve rezervuar alanının bulunduğu Koca Dere ile Yardibi ve Kanlıgöl derelerinin farklı hidrolojik havzalarda yer aldığı, Koca Dere’nin mansap yönünde Metruk Tuzla Körfezi’nden, Yardibi ve Kanlıgöl derelerinin ise Güllük Körfezi’nden denize boşaldığı, dava konusu barajı besleyen su akımlarının yaklaşık % 87 gibi büyük çoğunluğunun Yardibi ve Kanlıgöl derelerinden olmasına karşın bu derelerin mansap tarafında bulunan akarsuların akım verileriyle Ekinambarı Ovası ve çevresindeki alanın yeraltı suyu durumlarına ÇED raporunda yeterince değinilmemiş olduğu, planlanan proje kapsamında akışı Ekinambarı Ovası’na doğru olan Kanlıgöl ve Yardibi derelerinin doğal akışının kesilerek derivasyon ve iletim hatlarıyla bir başka havzada bulunan Kemikler (Gökçeler) Barajı’nın doldurulması ve buradan da yapılacak sulama suyu iletim hattıyla yine Ekinambarı Ovası’nın sulanacak olmasının önemli bir çelişki oluşturduğu, doğal akışlı suların engellenerek yerine yapılması planlanan Kemikler Barajı sulama projesinin yapım maliyetlerinin çok yüksek olacağı bunun yerine suların doğal akışları kullanılarak yapılacak düzenlemelerin çok daha ekonomik olacağı, malzeme ocaklarının tümünün bulunduğu Sarıçay-Değirmendere havzasında kapsamlı hidrojeolojik değerlendirmelerin bulunmayışının ÇED Raporunun önemli bir eksikliği olarak değerlendirildiği, sahadan sıyrılma, kazılma, delme, patlatma yoluyla önemli miktarda malzeme alınarak yükleme ve taşıma etkinliklerinin yapılacağı; dağ, yamaç vb., yok edilerek çukurlar açılacağı ve malzeme depolama sahalarıyla yüzey topoğrafyasının değiştirileceği, tüm bu etkinliklerin yüzey ve yeraltı sularını olumsuz etkileme potansiyelinin bulunduğu tespit ve kanaatine yer verildiği, İnşaat Mühendisi tarafından; meteorolojik ve hidrolojik parametreler açısından son yıllardaki kurak periyodun eksik olduğu ve aynı zamanda iklim değişikliği durumunun bilimsel bir çerçevede ve kabul görmüş projeksiyonlar altında değerlendirilmemiş olduğu, alternatifler olarak yalnızca baraj aksı için farklı konumların değerlendirildiği, sulama suyu alternatifleri ya da ürün deseni değişimleri açısından alternatif projelerin değerlendirilmediği, proje bölgesi ile ilgili bilimsel yöntemlere dayanan bir yağış-akış ilişkisinin kurulmadığı, kümülatif etki değerlendirmesi için yalnızca barajın bulunduğu Koca Derenin dikkate alındığı ve projede kilit önem taşıyan regülatörlerin bulunduğu Yardibi ve Kanlıgöl Derelerinin değerlendirilmediği tespit ve kanaatine yer verildiği, Biyolog tarafından; ÇED Raporunun flora açısından yasa ve yönetmeliklere uygun ve bilimsel olarak hazırlandığı, çalışma alanında yapılacak her türlü inşaat, yıkım, toz vb. oluşumlarda flora elemanlarını korumak ya da zarar görmelerini engellemek için alınması gereken önlemler ile endemik türler için alınması önerilen önlemlerin gerçekçi, uygulanabilir ve flora türlerinin zarar görmesini engelleyebilecek bilimsel odaklı faaliyetler olduğunun ÇED raporundan anlaşıldığı, keşif alanı ve çevresinde 09/08/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından "Özel Çevre Koruma Bölgeleri" (ÖÇK) olarak tespit ve ilan edilen hassas alanların bulunmadığı; yine alanda, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’na göre koruma altına alınan alanlar ile 17/05/2005 tarihli ve 25818 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nde belirtilen sulak alan bulunmadığı; flora elemanlarını oluşturan türlerin çoğunluğunu kozmopolit türlerin oluşturduğu, CITES listesinde yer alan tür ve EN, VU gibi kritik tehlike kategorilerini içeren türlerin korunması için alınan önlemlerin bilimsel, gerçekçi ve uygulanabilir olduğu, ÇED raporunun flora kısmının yeterince ayrıntılı (alandaki bazı endemik türlerin belirtilmemesi) hazırlanmadığı, inşaat çalışmaları sırasında canlıların yaşadığı alanlara zarar vereceği, habitat kaybı nedeniyle yaşam alanlarının çok çabuk bozulacağı, proje alanının çok fazla antropojen etki altında olması nedeniyle parçalanacak ve zarar görecek habitatların onarımının mümkün olmadığı, bu durumun türlerin yok olmasına ve biyoçeşitliliğin azalmasına neden olacağı, proje alanı içerisinde bulunan derelerin suyunun tutulması sonucu bu dereler tarafından beslenen sulak alanların zarar göreceği, alan için hazırlanan ÇED raporunun omurgasızlar kısmının yetersiz olduğu yönünde tespit ve kanaate yer verildiği, Ziraat Mühendisi tarafından; projede, geniş bir tarım arazisisinin rezervuar altında kalacağı ve tarım dışı kullanıma açılacağı, alternatif alanların değerlendirildiğine dair bir çalışma yapılmadığı ve veri sunulmadığı, proje alanında yapılacak kırma-eleme tesisleri ve malzeme ocaklarının, zeytin ağaçlarının vegetatif ve generatif gelişimlerini olumsuz yönde etkileyeceği, taş ocaklarının bulunduğu tarım arazilerinde ciddi toprak bozulmalarının yanında, erozyon ve su kaynaklarına zarar verme riskinin bulunduğu, Orman Mühendisi tarafından; faaliyetin 47,8 hektarlık kısmının orman alanı içerisinde kaldığı, kaç adet ve ne kadar bir alanda ağaçların kesileceğinin ÇED Raporunda belirtilmediği, kesilecek ağaçların ve kaldırılacak orman örtüsünün 2 kapalı verimli Devlet ormanına isabet ettiği, kızılçam ve meşe florasından oluşan orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edildiği, bitkisel toprak sıyrılması ve depolanması işleminin usulünde rüzgar ve su erozyonu riski için öngörülen tedbirlerin tohum döküm ve dönemleri yönünden yeterli olmadığı, ekolojik ve biyolojik denge için rezerv ağaçların bırakılması hususunun öngörülmediği tespit ve kanaatine yer verildiği, dava konusu işlemin uygun olmadığı yolunda bildirilen kanaatlerin dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmek suretiyle hükme esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.

B) BİLİRKİŞİ TESPİTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bilirkişi raporunun, dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı yönünde kanaat içeren kısımları dosya kapsamıyla bir arada değerlendirildiğinde;
Çevre Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, Yardibi ve Kanlıgöl regülatörlerinin inşaatı sırasında oluşacak emisyonların hesaplamalara dahil edilmemiş olması, kütlesel emisyon debilerinin eksik hesaplanmış olması nedeniyle ÇED Raporu kapsamındaki hava kalitesi belirleme çalışmalarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygunsuzluk içerdiği tespit ve kanaatine yer verilmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile ÇED Raporunun birlikte değerlendirilmesinden; projenin çevresel etkileri kapsamında oluşacak emisyonun esas olarak baraj gövdesi ve diğer ünitelerin inşaatı aşamasında yapılacak kazı ve dolgu işlemleri ile malzeme ocaklarında yapılacak üretim işlemleri sırasında meydana geleceği anlaşılmakta olup ÇED Raporunda (sayfa 542) proje kapsamında kullanılacak iş makinelerinde yakıt olarak mazot kullanımı sonucu meydana gelecek gaz emisyonu ile arazi hazırlık çalışmaları, malzeme ocaklarının işletilmesi, patlatma işlemi, nakliye işlemleri, boşaltma ve depolama işlemleri, kırma-eleme-yıkama işlemlerinden kaynaklanan toz emisyonlarının inşaat aşamasında hava kalitesi üzerindeki olası olumsuz etkilerini azaltmak için ve söz konusu emisyonların azaltılması amacıyla inşaat çalışmaları, ocakların işletilmesi ve ürün nakliyesi sırasında sahalarda ve nakliye güzergâhlarında nemlendirme çalışmalarının yapılması, Kırma-Eleme-Yıkama Tesisinde toz emisyon kaynağı olan tüm ünitelerin (bunker, elek, bant) üzerinin kapatılması ve meydana gelecek toz emisyonlarının çevreye yayılmasının önlenmesi amacıyla pulvarize su sistemi kurulması, iş makinelerinden kaynaklanacak emisyonların en aza indirilmesi için kullanılacak araçların periyodik olarak bakımlarının yaptırılması gibi önlemlerin alınması öngörüldüğü ayrıca (sayfa 52) proje kapsamında oluşacak atıklar, gaz, toz emisyonu, gürültü, vibrasyon vb. etkileri ile ilgili ulusal ve uluslararası standartlara uyulacağının taahhüt edildiği görülmektedir.
Bilirkişi tarafından, inşaat aşamasında gerçekleştirilecek faaliyetlerden kaynaklanacak emisyonların olası çevresel zararlarının önlenmesi ya da en aza indirilmesi için ÇED Raporunda öngörülen önlemlerin yeterli olmayacağı, meydana gelecek toz emisyonlarının en yakın yerleşim birimleri üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı yönünde bir tespite yer verilmediği, taşıma yol mesafelerinin eksik hesaplanmasının ve ayrıca Yardibi ve Kanlıgöl regülatörlerinin inşaatı sırasında oluşacak emisyonların hesaplamalara dahil edilmemesinin kütlesel emisyon debilerinin de eksik hesaplanmasına yol açtığı belirtilerek hava kalitesi belirleme çalışmalarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğine uygun olmadığı tespit ve kanaatine yer verilmekle birlikte, anılan regülatörlerin baraj gövdesine, malzeme ocaklarına ve en yakın yerleşim yerlerine mesafesi de dikkate alınarak regülatörlerin inşası sırasında gerçekleştirilecek kazı, dolgu vs. çalışmalarının yol açacağı emisyonların kütlesel emisyon debilerinin hesaplanmasında anlamlı bir farklılığa yol açtığına dair bilimsel ve somut verilere dayalı bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmektedir.
Öte yandan, planlanan proje kapsamında faaliyette bulunulabilmesi için gerekli izin ve ruhsat süreçlerinin, yetkili idarece dava konusu tesisten kaynaklanacak toz emisyonları ve hava kirlenmesine katkı değerlerine ilişkin ölçüm ve değerlendirmeler yapılarak sonuçlandırılacağı göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişi tarafından eksiklik olarak ileri sürülen hususların, ÇED Raporunu sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna varılmıştır.
Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, ÇED Raporundaki jeolojik değerlendirmelerin ana hatlarıyla saha gerçekleriyle uyumlu olduğu belirtildikten sonra dava konusu barajı besleyen su akımlarının yaklaşık % 87 gibi büyük çoğunluğunun Yardibi ve Kanlıgöl derelerinden olmasına karşın bu derelerin mansap tarafında bulunan akarsuların akım verileriyle Ekinambarı Ovası ve çevresindeki alanın yeraltı suyu durumlarına ÇED raporunda yeterince değinilmemiş olduğu kanaati bildirilmiştir.
ÇED Raporu içeriğinde yer alan "Gökçeler Barajı, Derivasyonu ve Sulaması HES ve Diğer Hidrolik Faaliyetler İçin Değerlendirme Raporu"da, planlanan faaliyet için öngörülen alanların ve yakın etkileşim çevresinin yüzey suyu, yeraltı suyu, beslenim-boşalım ilişkileri, genel su bütçesi ve bölgesel hidrojeolojik işleyişini içeren hidrolojik-hidrojeolojik yapısının değerlendirildiği, bu kapsamda Gökçeler Barajının Koca Dere üzerinde planlandığı ancak Koca Dere akımlarının depolama için yeterli olmaması nedeniyle Karacahisar yakınından geçen Yardibi Deresi üzerinde planlanan Yardibi Regülatörü ve Kanlıgöl Deresi üzerinde planlanan Kanlıgöl Regülatörü ile barajın doldurulacağının belirtildiği ve Değerlendirme Raporu içinde Hidroloji başlığı altında, Baraj aks yeri, Kanlıgöl regülatör yeri ve Yardibi Regülatör yerine ilişkin doğal yağış alanlarına ve anılan derelerin doğal akımlarına ait verilere yer verildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, ÇED Raporu kapsamında (sayfa 524) "Yeraltı Su Kaynakları Üzerine Etkiler" başlığı altında, Hidrojeolojik açıdan baraj rezervuarında su seviyesinin yükselmesiyle birlikte baraj memba tarafında yeraltı su seviyesinin yükseleceği, Baraj sonrası mansap akışı kesilmesi ile de mansap yeraltı su seviyesinin düşeceği, bu nedenle barajda su tutulmasıyla birlikte dere yatağına can suyu bırakılacak olmasının ve işletme çalışmaları sonrasında rezervuardaki fazla gelen ve dolu savaktan savaklanacak olan suların, yeraltı suyu beslenimine önemli katkı sağlayacağı, proje ile bu sahanın da sulamaya alınması ile birlikte bu bölgede YAS kullanımlarının azalacağı ve beraberinde YAS seviyesinin yükseleceği yönünde değerlendirmelere yer verildiği, aşırı sulama ve kimyasalların (gübre) kullanımına bağlı olarak yeraltı sularının kirlenmesinin önüne geçmek amacıyla proje kapsamında bitki isteminin üzerinde sulama yapılmayacağının, sulama sistemleri (damlama, yağmurlama) kullanılacağının ve aşırı sulama yapılmayacağının belirtildiği görülmektedir.
Bilirkişi tarafından, malzeme ocaklarının tümünün bulunduğu Sarıçay-Değirmendere havzasında kapsamlı
hidrojeolojik değerlendirmelerin bulunmadığı, malzeme ocaklarının işletilmesi kapsamında yapılacak delme, patlatma, sıyırma-kazma, malzeme depolama, yığma, yükleme ve taşıma faaliyetlerinin akiferin (yeraltı suyu deposunun) doğal beslenme alanlarının, yeraltı akım kanallarının yok edilmesi dolayısıyla yeraltı sularına zarar verme potansiyelinin bulunduğu, benzer şekilde söz konusu faaliyetler kapsamında dağ, yamaç vb. yok edilerek çukurlar açılacağı ve malzeme depolama sahalarının oluşturulacağı, yüzey topoğrafyası değiştirileceği için yüzey sularının da zarar görme potansiyelinin bulunduğu kanaatine yer verilmiştir.
ÇED Raporunun malzeme ocaklarına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı kısmında, (sayfa 235-249) Kil Malzeme Ocağında ve Kum-Çakıl Malzeme Ocağında açılan araştırma çukurlarından alınan numuneler üzerinde gerekli laboratuvar deneylerinin yaptırıldığı, açılan araştırma çukurlarında yeraltı suyuna rastlanmadığı belirtilmiştir. Ayrıca ÇED Raporunda Kemikler (Gökçeler) Barajı ve diğer ünitelerin inşaatı ile malzeme ocaklarının işletilmesi aşamasında 07/04/2012 tarih ve 28257 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik” hükümlerinde belirtilen tüm hususlara uyulacağı, yapılacak çalışmalarda su kaynaklarının göz önünde bulundurulacağı, gerekli tüm önlemlerin alınacağı, su kaynaklarına herhangi bir müdahalede bulunulmayacağı ve herhangi bir atık bırakılmayacağı, malzeme ocaklarında su kaynaklarına rastlanması durumunda Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne bilgi verileceği taahhüt edilmiştir.
Bilirkişi tarafından, faaliyet kapsamında malzeme ocaklarında yapılacak çalışmalarda ocak taban kotunun yeraltı suyu seviyesine ineceğine dair bir tespite yer verilmediği, ÇED Raporunda verilen bilgilere uygun olarak faaliyetin gerçekleştirilmesi halinde yeraltı suyunun zarar görüp görmeyeceğinin değerlendirilmediği, malzeme ocaklarına yakın civarda sondaj, keson kuyu ve kaynak sularının gözlendiğine dair bir tespitin de bulunmadığı, faaliyet nedeniyle herhangi bir yerüstü su kaynağına (çeşme, dere vs.) zarar verileceğine dair somut tespite yer verilmediği, yeraltı suyunun akış istikameti itibarıyla yeraltı suyunun beslenmesinin proje kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetten etkileneceğinin teknik ve bilimsel verilerle ortaya konulmadığı, bilirkişi kanaatinin esasen somut ve teknik tespitlere de dayanmadığı anlaşılmakta olup ÇED Raporunda yer alan ve yukarıda belirtilen hususlar ve projenin ülkemizin su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve yönetilmesinden sorumlu DSİ tarafından planlandığı da göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu bilirkişi kanaatine belirtilen nedenlerle itibar edilmemiştir.
İnşaat Mühendisliği (Hidrolik, Hidroloji ve Su Kaynakları) disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Taşkın ve Kuraklık Yönetimi Daire Başkanlığının "Batı Akdeniz Havzası Kuraklık Yönetim Planı Cilt-I Havzanın Genel Tanımı ve Kuraklık Analizleri" adlı çalışmasında "Batı Akdeniz Havzasının Milas-Bodrum Alt Havzasında" yer alan akım gözlem istasyonu verilerinde negatif yönlü (azalış) kuvvetli eğilimler, aynı alt havzada yağış verilerinde kuvvetli olmasa da negatif yönlü (azalış) eğilimler ve yine aynı alt havzadaki seçilen yer altı suyu gözlem kuyularında yer yer negatif yönlü (azalış) kuvvetli eğilimler tespit edildiği belirtilerek dava konusu projenin planlanması aşamasında meteorolojik ve hidrolojik parametreler açısından son yıllardaki kurak periyodun eksik olduğu ve aynı zamanda iklim değişikliği durumunun bilimsel bir çerçevede ve kabul görmüş projeksiyonlar altında değerlendirilmemiş olduğu belirtilmiştir.
Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün bila tarih ve 11020022 sayılı projeye ilişkin görüş yazısında, ÇED Raporunun incelendiğinin ve raporun nihai olmasının uygun mütalaa edildiğinin bildirildiği görülmektedir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin ÇED Raporu ile birlikte değerlendirilmesinden; ÇED başvurusunun 2022 yılında davalı idareye sunulduğu, ÇED Raporu kapsamında Gökçeler baraj yeri, Yardibi ve Kanlıgöl Regülatör yerlerinin 1988-2017 yılları arasındaki doğal akım miktarları ile Uzun Yıllar Yıllık Ortalama Akım Miktarı Grafiklerinin verildiği, davalı idare yanında müdahil Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Gökçeler (Kemikler) Barajı ve Sulaması Planlama Raporu eki niteliğindeki hidroloji raporu projesinin ilerlemesi ve nihayete erdiği zaman diliminin 2015-2021 yılları arasında olduğu, planlama raporunun ilk doneleri olan hidrolojik veri raporlarının hazırlanması ve kesin değerlendirmesi bitmiş ve onaylanmış olan 2017 su yılı meterolojik ve hidrolojik değerleri ile oluşturulduğunun ifade edildiği, projeye ilişkin tüm hazırlık sürecinin tamamlanarak ÇED raporunun hazırlanıp Bakanlığa sunulmasının alacağı zaman dilimi de değerlendirildiğinde 2017 yılı meterolojik ve hidrolojik verilerinin ÇED Raporunda esas alınmasının olağan bir durum olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, bilirkişi raporunda, eksik olduğu belirtilen akım verileri ile iklim değişikliğine dair değerlendirmelerin yapılmamış olmasının yol açabileceği olası sonuçların, bilimsel verilere dayalı açık ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulmadığı, Tarım ve Orman Bakanlığının anılan çalışmasında yer alan tespitlerin aktarılması ile yetinildiği görülmektedir.
Muğla Valiliği Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından projeye ilişkin olarak 2023 yılında verilen görüş yazısında; ülkemizde hissedilen iklim değişikliğinin tarımsal üretimde kısıtlamalara sebebiyet verdiği, kuraklığın ilk olarak tarım alanları üzerinde etkisini gösterdiği, bu çerçevede alınacak önlemlerden birinin de toplu-cazibeli sulama yatırımları olduğu, dava konusu proje ile regüle edilen sularla Ekinambarı ovasının sulanmasının amaçlandığı, brüt 1.335 hektar, net 1.201,50 hektar alanın tarım arazisi sulamasının planlanarak tarım arazilerinin sulu tarıma açılmasının ve yetersiz sulanan sahalara yeterli sulama suyu temin edileceğinin ve Muğla İlinde su depolama alanlarına yönelik yatırımların hayati önemde olduğu belirtilerek yapılması planlanan projede idareleri yönünden sakınca olmadığının bildirildiği görülmektedir.
Proje ile tarımsal üretime yönelik su kaynaklarının geliştirilmesinin ve projenin gerçekleştirilmesi ile sulu tarıma dayalı üretim yapılmasının, üretim çeşitliliğinde ve verimlilikte artışın sağlanmasının amaçlandığı, sonuç olarak iklimin tarımsal üretim üzerindeki etkisinin azaltılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi tarafından, kümülatif etki değerlendirmesi için yalnızca barajın bulunduğu Koca Derenin dikkate alındığı ve projede kilit önem taşıyan regülatörlerin bulunduğu Yardibi ve Kanlıgöl Derelerinin değerlendirilmediği belirtilmiştir.
ÇED Raporunda, proje kapsamında Yardibi Regülatörü ile Kanlıgöl Regülatörü alanında yapılacak kazı faaliyetine (bitkisel toprak miktarı, kazılacak alanın büyüklüğü vs.) bilgilerin verildiği, Can Suyu Hesaplamaları başlığı altında Yardibi ve Kanlıgöl Regülatör yerlerine ilişkin akım ortalamaları, debileri vs. veriler ışığında can suyu değerlerinin hesaplandığı görülmektedir.
Belirtilen nedenlerle bilirkişi tarafından eksiklik olarak ileri sürülen hususların, ÇED Raporunu sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna varılmıştır.
Biyoloji disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, ÇED Raporunun flora açısından yasa ve yönetmeliklere uygun ve bilimsel olarak hazırlandığı, çalışma alanında yapılacak her türlü inşaat, yıkım, toz vb. oluşumlarda flora elemanlarını korumak ya da zarar görmelerini engellemek için alınması gereken önlemler ile endemik türler için alınması önerilen önlemlerin gerçekçi, uygulanabilir ve flora türlerinin zarar görmesini engelleyebilecek bilimsel odaklı faaliyetler olduğunun ÇED raporundan anlaşıldığı, keşif alanı ve çevresinde "Özel Çevre Koruma Bölgeleri" (ÖÇK) olarak tespit ve ilan edilen hassas alanların ve Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nde belirtilen sulak alan bulunmadığı; flora elemanlarını oluşturan türlerin çoğunluğunu kozmopolit türlerin oluşturduğu, CITES listesinde yer alan tür ve EN, VU gibi kritik tehlike kategorilerini içeren türlerin korunması için alınan önlemlerin bilimsel, gerçekçi ve uygulanabilir olduğu belirtildikten sonra, ÇED raporunun flora kısmının alandaki bazı endemik türlerin belirtilmemesi sebebiyle ayrıntılı olarak hazırlanmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi tarafından, planlanan proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetin proje sahasındaki flora elemanları ve endemik türler üzerinde oluşturabileceği muhtemel olumsuz etkinin engellenmesi ya da en aza indirilmesi için ÇED Raporunda öngörülen önlemlerin flora türlerinin korunması için yeterli düzeyde olduğu yönünde yapılan tespit, flora listesinde yer verilmediği belirtilen endemik türlerin diğer flora türlerinden farklı olarak yapılması planlanan faaliyetten olumsuz etkileneceği yönünde bir tespitin bulunmaması, projenin tarımsal faaliyetin yoğun olarak yapıldığı sınırlı bir alanda gerçekleştirilecek olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi tarafından eksiklik olarak nitelendirilen söz konusu hususun dava konusu işlemi sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan, inşaat faaliyetleri nedeniyle oluşacak habitat kaybının türlerin yok olmasına ve biyoçeşitliliğin azalmasına yol açacağı şeklindeki bilirkişi kanaatinin proje sahası ve çevresindeki canlıların dar ve sınırlı yayılış gösterdiklerine dair bir tespite dayanmadığı, alanda bulunan veya bulunması muhtemel türlerin yaygın olarak görülen türler olup olmadığının değerlendirilmediği, proje kapsamında derelerin suyunun tutulmasının bu dereler tarafından beslenen sulak alanların zarar görmesine yol açacağı (proje sahasında sulak alan bulunmadığı bilirkişi tarafından belirtilmiştir) kanaatinin somut ve teknik tespitlere dayalı bilimsel dayanağının ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, ÇED raporunda, proje alanındaki omurgasız hayvanların belirlenmemiş olmasının bir eksiklik olarak görüldüğü, dolayısıyla ÇED raporunun faunaya ilişkin kısmının biyoçeşitlilik açısından eksik olduğu tespit ve kanaatine yer verilmiş ise de, söz konusu belirlemenin yapılmamış olmasının sonuçlarının, projenin gerçekleştirilmesi planlanan alana olası çevresel etkilerinin bilimsel verilere dayalı açık ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulmadığı görülmekte olup bilirkişi tarafından eksiklik olarak nitelendirilen söz konusu hususun, dava konusu işlemi sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ziraat Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, tarım arazilerinin rezervuar altında kalacağı ve tarım dışı kullanıma açılacağı, tarım alanlarının amaç dışı kullanılmamasının sağlanmasını gözetecek alternatif alanların değerlendirildiğine dair bir çalışma yapılmadığı, daha düşük verimli tarım arazilerinin bulunduğu bölge taramasının yapılması gerektiği tespit ve kanaatine yer verilmiştir.
ÇED Raporunda (sayfa 46), baraj aks yerinin Milas İlçesi, ... Mahallesinin 2,00 km membasında Koca Dere üzerinde, Milas Bodrum Havaalanı’nın güneyinde yer aldığı, Kemikler (Gökçeler) Barajı planlama çalışmaları kapsamında teknik ve ekonomik yönden en uygun aks yerinin seçimi için çalışmalar yapıldığı, depolama koşulları da dikkate alınmak suretiyle bu kapsamda depolama maliyetleri ve proje faydası esasında aks yeri seçimi çalışmalarının yapıldığı, Kemikler (Gökçeler) Barajı aks yeri için mansapta 3 adet, membada 3 adet olmak üzere toplamda 6 adet aks çalışıldığı, aks yerinin seçiminde işletme ve yapısal çalışmaların uygunluğunun etkili olduğu, Kemikler (Gökçeler) Barajının 39,90 metre talveg kotunda yer aldığı, Kemikler (Gökçeler) Barajı’nda depolanacak Koca Dere sularıyla, Yardibi ve Kanlıgöl regülatörleri aracılığıyla Koca Dere’ye derivasyonu sağlanacak Yardibi ve Kanlıgöl Dere suları ile brüt 1.335 hektar ve net 1.201,50 hektar tarım arazisinin borulu sulama sistemi ile sulu tarıma kavuşacağı, Kemikler (Gökçeler) Barajı ve Sulaması planlama çalışmaları kapsamında incelenen malzeme ocak alanlarında araştırma açılan araştırma çukurlarından belirli sayıda numune alınarak laboratuvarlarda deneyler yapıldığı, deney sonuçlarına göre proje kapsamında önerilen malzeme ocaklarındaki malzemenin projede kullanılabilir nitelikte olduğunun anlaşıldığı, malzeme ocaklarının yer seçiminde; malzeme alanlarının yeterli rezerve sahip olmasının ve malzeme alanlarından alınan numunelerin nicelik ve niteliklerinin istenilen standartlara uygunluğunun etkili olduğu, proje kapsamında belirlenen yardımcı tesislerin (KEYT, hazır beton tesisi vb.) yerinin çevresel koşullar ve malzeme ocakları ile baraj yerine olan mesafesi dikkate alınarak belirlendiğinin ifade edildiği görülmüş olup proje kapsamında gerçekleştirilecek baraj aks yerinin alternatiflerinin değerlendirildiği, diğer ünitelerin yer seçiminin gerekçelerinin ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.
Bilirkişi tarafından, proje alanında yapılacak kırma-eleme tesisleri ve malzeme ocaklarının, zeytin ağaçlarının vegetatif ve generatif gelişimlerini olumsuz yönde etkileyeceği, taş ocaklarının bulunduğu tarım arazilerinde ciddi toprak bozulmalarının yanında, erozyon ve su kaynaklarına zarar verme riskinin bulunduğu yönünde tespit ve kanaate yer verilmiştir.
ÇED Raporunda, (sayfa 288) proje kapsamında kırma eleme tesisinde toz kaynağı olan her bir ünitenin (bunker, kırıcılar, elekler, bantlar) kapalı ortam içerisine alınacağı ve pulvarize sistem ile toz indirgeme sistemi kurulacağı, Kırma-Eleme-Yıkama Tesisinin, Kemikler (Gökçeler) Baraj Aksının yaklaşık 300 metre batısında yer aldığı ve tesis alanının tarım arazilerinden oluştuğu, (sayfa 1419) proje kapsamında yer alan tarım alanlarının tarım dışı amaçla kullanılması için 19/07/2005 tarih ve 25880 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” ve ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden gerekli izinlerin alınacağı, (sayfa 204-205) çalışmalar sırasında toz oluşumunu önlemek amacıyla ocak alanlarında üretim faaliyetleri sırasında ve nakliye güzergâhında sulama çalışmaları gerçekleştirileceği, nakliye güzergahındaki stabilize yolların sürekli nemli kalması sağlanacak şekilde arazözle sulanacağı, nakliye sırasında kamyonlardaki malzemenin üstünün nemlendirilerek branda ile kapatılacağı hususlarının proje sahibi tarafından taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi tarafından, projenin konumunun ve çevresindeki yükseltilerin faaliyetten kaynaklanacak tozumanın etkisinin yakın çevreye ulaşmasını engelleyip engellemeyeceğine ilişkin değerlendirmenin yapılmadığı, ÇED Raporunda belirtilen önlemlere ve taahhütlere uyulması halinde dahi kirlenme ve tozumanın kontrol altına alınamayacağına, patlayıcı madde kullanımından kaynaklanabilecek taş savrulması, yer sarsıntısı, gürültü ve hava şoku risklerinin zeytinlikler için bir tehdit oluşturabileceğine dair bir değerlendirmenin de yapılmadığı, malzeme ocaklarında gerçekleştirilecek çalışmaların yer altı suyuna olumsuz etkisinin olacağına dair somut bir verinin ortaya konulmadığı söz konusu değerlendirmenin esasen anılan bilirkişinin uzmanlık alanına dahil olmadığı anlaşılmakta olup söz konusu bilirkişi kanaatine belirtilen nedenlerle itibar edilmemiştir.
ÇED Raporunda yer verilen başta düzenli sulama olmak üzere uygun önlemlerin alınması durumunda faaliyetten kaynaklanacak tozumanın olası olumsuz etkilerinin en alt seviyede tutulabileceği, tesiste kimyasal bir işlemin gerçekleştirilmediği ve önemli bir duman kaynağının söz konusu olmadığı, Muğla Valiliği Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından projeye ilişkin olarak 2023 yılında verilen görüş yazısında, dava konusu proje ile regüle edilen sularla Ekinambarı ovasının sulanmasının amaçlandığı, brüt 1.335 hektar, net 1.201,50 hektar alanın tarım arazisi sulamasının planlanarak tarım arazilerinin sulu tarıma açılmasının ve yetersiz sulanan sahalara yeterli sulama suyu temin edileceğinin ve Muğla İlinde su depolama alanlarına yönelik yatırımların hayati önemde olduğu belirtilerek yapılması planlanan projede idareleri yönünden sakınca olmadığının bildirildiği göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişinin belirtilen kanaatine itibar edilmemiştir.
Orman Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, faaliyetin 47,8 hektarlık kısmının orman alanı içerisinde kaldığı, kaç adet ve ne kadar bir alanda ağaçların kesileceğinin ÇED Raporunda belirtilmediği, kesilecek ve kesilmesi muhtemel ağaçların orman ekosistemi üzerinde yaratacağı etkilerin değerlendirilmediği, kızılçam ve meşe florasından oluşan orman ekosistemine olası etkilerin göz ardı edildiği, bitkisel toprak sıyrılması ve depolanması işleminin usulünde rüzgar ve su erozyonu riski için öngörülen tedbirlerin tohum döküm ve dönemleri yönünden yeterli olmadığı, ekolojik ve biyolojik denge için rezerv ağaçların bırakılması hususunun öngörülmediği tespit ve kanaatine yer verilmiştir.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından projeye ilişkin olarak verilen bila tarih ve ... sayılı görüş yazısında, proje kapsamında 478.060,58 m2 yüzölçümlü alanın orman alanına isabet ettiğinin tespit edildiği, ÇED Raporunda orman alanının ve servet miktarının belirtilmesi halinde, ileride Orman Kanunu kapsamında yapılacak izin taleplerinde herhangi bir hak getirmemesi, izin yerine geçmemesi, izin süreçlerinde izin taleplerinin yeniden değerlendirmeye tabi tutulması kaydıyla projenin gerçekleştirilmesinde idareleri yönünden sakınca bulunmadığının belirtildiği görülmektedir.
ÇED Raporunda (sayfa 137-138), Kemikler (Gökçeler) Barajı ve Sulaması, Malzeme Ocakları, Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi ve Beton Santrali Projesi kapsamında planlanan Kemikler (Gökçeler) Barajı, Malzeme Ocakları ve diğer ünitelerde kalan orman alanlarının büyüklüklerinin verildiği, (sayfa 146) proje kapsamında yer alan alanların 478.060,58 m2’lik kısmının orman alanlarına isabet ettiğinin belirtildiği, Orman İşletme Müdürlüğünden alınan bilgiler doğrultusunda hazırlandığı belirtilen Orman Servet Miktarı Tablosunun verildiği, (sayfa 148) proje kapsamında kullanılacak orman alanları için kamulaştırma söz konusu olmadığından bu alanlarda 6831 Sayılı “Orman Kanunu”nun 16. ve 17. maddeleri gereğince izin alınacağının taahhüt edildiği görülmektedir.
ÇED Raporunda (sayfa 332-333), Kemikler (Gökçeler) Barajı ve Sulaması, Malzeme Ocakları, Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi ve Beton Santrali Projesi kapsamında kalan alanların meşçeresinin Kızılçam ve Makilik olduğu; Meşçere tiplerinin BMak, BMak-2 BçzMak, BçzMak-1, Çzc2, Çzcd1, Çzcd2, Çzcd1-2, Çzbc, OT, Ku ve Z olduğu, proje kapsamında kesilecek ağaç sayısına Bölge Orman Müdürlüğü ile birlikte yapılacak amenajman planları doğrultusunda karar verileceği, (sayfa 25-26) proje kapsamında işletilecek tesislerin saha rehabilitasyon öncesi sökülerek götürüleceği, proje kapsamında yer alan tüm tesislerin alandan çıkarılmasından sonra alanda temizlik ve düzenleme çalışması yapılacağı, rehabilitasyon işlemlerinde kullanılacak olan iş makinelerinin, sahadaki arazi düzenleme işlemleri tamamlandıktan sonra alandan çıkartılacağı, proje kapsamında 5 yıl süreli işletme ruhsatı alındığı, ocak sahasındaki rehabilite işlemlerinin; 6831 sayılı Orman Kanunu ve 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Orman Kanununun 16. Maddesinin Uygulama Yönetmeliği doğrultusunda yapılacağı, sahadaki rehabilite işlemleri kapsamında orman izni alınacak sahada izin süresi başlangıcından sona ermesine kadar geçen sürede; çevre emniyetinin sağlanması, su birikintilerinin oluşmaması amacıyla üretimi tamamlanan alanların düzenleneceği, üretim faaliyetlerinin sona ermesi ile dik eğimlerde şev uçları kırılarak eğimin yumuşatılacağı ve şevlerin emniyetinin sağlanacağı, sonrasında bitkisel toprak serilerek sahanın bitkilendirmeye uygun hale getirileceği ifade edilmiştir.
ÇED Raporunda (sayfa 363), projenin inşaatı ile birlikte özellikle baraj rezervuar alanının üst kısımlarında gerek erozyonun önlenmesi gerekse peyzaj öğeleri yaratmak amacıyla gerek duyulan yerlerde ağaçlandırma çalışması yapılacağı, ağaçlandırma ve peyzaj çalışmalarında proje alanında tespit edilen vejetasyon yapısına göre bitki türü seçileceği belirtilmiş, peyzaj fonksiyon analizlerinin; çalışma alanının peyzajını ve ekosistemini belirlemede en önemli adım olup, doğal süreçlerin birbirleri ile olan ilişkisini, doğal çevreye uyumlu bir şekilde ortaya konulduğu adım olduğu belirtilerek peyzaj onarım planında da peyzajın su fonksiyonu, erozyon fonksiyonu, habitat fonksiyonu ve görsel fonksiyonunun irdelendiği görülmüştür.
Proje kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan ünitelerin birbirinden farklı konumlarda bulunduğu, ünitelerin inşası sırasında tek bir noktada kesim yapılmayacağı, proje kapsamında kesilecek ağaç sayısına Bölge Orman Müdürlüğü ile birlikte yapılacak amenajman planları doğrultusunda karar verileceği, Orman Genel Müdürlüğü tarafından izin süreçlerinde izin taleplerinin yeniden değerlendirmeye tabi tutulması kaydıyla projenin gerçekleştirilmesinde sakınca bulunmadığının bildirilmiş olması, malzeme ocakları ile beton santrali gibi ünitelerin geçici nitelikte olduğu ve proje bitiminde sökülerek kaldırılacağı ve sahanın rehabilite edileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişinin belirtilen kanaatine itibar edilmemiştir.
Sonuç olarak; bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren bilirkişilerin görüşleri, yukarıda belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idare ile davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2\. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üyeler ... ve ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3\. Davacılar tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4\. Davalı idare tarafından yapılan...-TL yargılama giderinin ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı yargılama için belirlenen...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine; davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan toplam...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine,
5\. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6\. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
7\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 16/09/2025 tarihinde karar verildi.


(X) KARŞI OY :
Temyize konu mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyoruz.




10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim