Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/1938
2025/5393
21 Ekim 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1938
Karar No : 2025/5393
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI ) ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
3- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVACI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
5- ...
VEKİLİ : Av. ...
6- ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla İli, Datça İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılması planlanan "Datça Yat Limanı" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; proje alanında aktif dere yatağının bulunmadığı, proje faaliyeti esnasında yer altı suyunun kullanılmayacağının taahhüt edildiği, dava konusu proje alanının kara bölümünün deniz dolgusu ve arsa ile taşlık çalılık vasfındaki arazilerden oluştuğu, proje alanı içinde ekili veya dikili tarım arazisinin bulunmadığı, proje alanının tümünün 5403 sayılı yasaya göre tarım dışı kullanımlara uygun marjinal arazi sınıfında olduğu, proje yakınında zeytinlik alanlarının olmadığı, diğer taraftan, bilirkişilerce proje sahasında yer alan anıt mezarın faaliyetten olumsuz etkilenme ihtimalinin bulunduğu yolunda kanaat bildirilmiş ise de ÇED raporunda anıt mezara ilişkin alınması gereken önlemlere yer verildiği ve anıt mezar hakkında Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu denetiminde kazı çalışmalarının yapılmasının öngörüldüğü, aynı zamanda, anıt mezara ilişkin olarak "Datça Yat Limanı Kaya Mezarı Koruma Sergileme Projesinin"de hazırlandığı, dolayısıyla davaya konu proje alanında bulunan anıt mezarın yapılması planlanan projeden doğrudan etkilenmeyeceği, projenin belirtilen hususlar yönünden uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, proje kapsamında boyu 30 metre olan yanaşma rıhtımına 100 araç ve 400 yolcu kapasitesine kadar feribot/ro-ro tipi arabalı vapurların ve 300 kişi kapasiteye kadar deniz otobüslerinin yanaşmasının planlandığı hususu dikkate alındığında, bahse konu taşıma kapasitesine sahip bir feribotun emsaller göz önüne alındığında yaklaşık uzunluğunun 60-70 metre eninin ise 15-18 metre olduğu kabul edildiğinde, bu tipte bir geminin marinaya giriş çıkış sırasında ihtiyaç duyduğu manevra alanı ile ilgili bir çalışmanın ÇED raporunda yer almadığı, ÇED raporunda, yüzer alanların sabitlenmesi için "ayrıca liman inşaatı sırasında yüzer dalgakıran ve yüzer iskeleler inşa edilecektir, yüzer dalgakıran zemin çivisi ve özel çapalarla sabitlenecektir, tonoz kullanılması söz konusu değildir." ifadesine yer verilmiş ise de, zemin çivisi olarak belirtilen materyalin özellikleri (madeni, çapı, uzunluğu vb) hakkında ve ne sıklıkta uygulanacağı konusunda bilgi verilmediği, söz konusu çivilerin uygulanacağı alanların şema ve kroki üzerinde belirtilmediği, özel çapalarla sabitlemenin nasıl yapılacağının detaylı olarak belirtilmediği, proje kapsamında yapılması planlanan yat limanı - marina çevresine inşa edilecek yüzer dalgakıranın boyunun 596,00 metre uzunluğa, yüz ölçümünün ise 4828 m² alana sahip olduğu, marinanın karşısında yer alan kıyıya çok yakın konumlandığı ve arasında dar bir boğazın kaldığı, marinaya giriş çıkışların bu dar alandan yapılacağı hususları dikkate alındığında, proje alanına yürüme mesafesinde bulunan Taşlık Plajına taze su geçişinin dalgakıran nedeniyle kısıtlı olacağı, marina giriş çıkışları esnasında teknelerden kaynaklı kirlenmenin plaja etkisinin olacağı, yeterli dalga alamaması nedeni ile plajın beslenememesi neticesinde plajdaki su kalitesinin düşebileceği ve bu durumdan plajın olumsuz etkileneceği, proje kapsamında yapılması planlanan yat limanı alanının deniz tabanında bol miktarda deniz çayırlarının (posidonia oceanica) bulunduğu hususu dikkate alındığında, projenin inşaatı aşamasında ve gerçekleştirilecek faaliyetler sırasında dolgu çalışmalarının ve iskele - dalgakıran için yapılacak çivileme çalışmasının dip yapısını olumsuz etkileyeceği, sonrasında da oluşacak tekne trafiği ve yapılar nedeniyle deniz çayırlarının güneş ışığından mahrum kalması sonucu zarar görebileceği ve habitat kaybı söz konusu olabileceği, davaya konu projenin yapılacağı alanın bir kısmının imar planında "otopark" kullanımına ayrıldığı, işbu plan doğrultusunda yat limanı projesi ÇED raporunda da; "bağlama kapasitesinin en az %20'si kadar otopark alanı veya otopark hizmeti"nin yer alacağının belirtildiği görülmekle birlikte, otopark alanı - otopark hizmetinin nasıl yapılacağının ÇED raporunda açıklanmadığı, niteliğinin ve büyüklüğünün de nasıl olacağı hususunda bilgi verilmediği, bu durumun davaya konu ÇED kararının hukuki denetlenebilirliğini engellediği, akaryakıt rıhtımı, istasyonu ve feribot yanaşma rıhtımı gibi alanların çevresel açıdan yüksek risk taşıdığı hususu dikkate alındığında; feribotlardan kaynaklı gaz emisyon yükünün ÇED raporunda değerlendirilmediği ve ÇED raporunun emisyon ve risklerin yönetimi için yeterli teknik bilgi içermediği, ÇED raporunun, projenin çevresel etkilerini ve etki alanı içinde oluşacak değişimi ortaya koyacak ve koruyacak yeterlilikte olmadığı, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, ÇED raporunda proje alanının çevresel açıdan ayrıntılı bir şekilde incelendiği, muhtemel etkilerin ve alınacak önlemelerin irdelendiği, proje kapsamında dip taramasının yapılmayacağı, proje kapsamında oluşacak atıklar ve bertaraf yöntemleri hakkında detaylı bilgilere, ÇED raporunda yer verildiği, yat limanında atık kabul birimi yer alacağı, oluşacak her türlü atığın sızdırmazlığı sağlanmış alanlarda-konteynerlerde depolanacağı, alıcı ortama katı-sıvı atık atılmayacağı, oluşacak atıkların yürürlükteki mevzuat hükümleri doğrultusunda bertaraf edileceği, Datça Yat Limanı projesinin Ilıca Göleti'ne olumsuz etkisi olmasının söz konusu olmadığı hususlarının ÇED raporunda belirtildiği, gürültü düzeyinin 200 metreden sonra sınır değer olan 65 dBA'in altına düşeceği, dolayısıyla faaliyet sırasında oluşacak gürültünün 215 metre mesafede bulunan otel ve işletmelerde, 260 metre batısında bulunan Atatürk Kent Parkında, 270 metre mesafede bulunan Ilıca Göleti'nde ve 320 metre mesafede bulunan Taşlık Plajı'nda herhangi bir olumsuz bir etkisi olmayacağının değerlendirildiği, projenin inşaat aşamasında herhangi bir patlayıcı madde kullanımının söz konusu olmayacağı, ilgili kurumlardan gerekli görüşlerin alındığı, çalışma alanında Posidonia oceanica'dan oluşan deniz çayırlarının gözlendiği, projenin inşaat aşamasında gerçekleştirilecek faaliyetler sırasında sadece dolgu çalışmalarının dip yapısını olumsuz etkileyeceği, ancak, proje alanında inşa edilecek olan dolgu alanları açısından yapılan değerlendirmelere göre dolgu yapılacak kıyı kesimlerin dip yapısında Posidonia oceanica topluluklarının bulunmadığı, dolayısıyla bu yapıların olduğu kesimlerde deniz çayırları açısından habitat kaybının söz konusu olmayacağı, liman inşaatı sırasında yüzer dalgakıran ve yüzer iskeleler inşa edileceği, yüzer dalgakıranın zemin çivisi ve özel çapalarla sabitleneceği, tonoz kullanılmasının söz konusu olmayacağı, bu yapılar yüzer nitelikte olacağından; deniz dip kısmına ve dolayısıyla deniz çayırlarına yönelik etkisinin yok denecek kadar az olacağı, liman içindeki su sirkülasyonunu sağlayacak nitelikte alt kısmının su geçişine izin verecek olmasının da denizel türlerin yayılış ve dolaşımları açısından sınırlayıcı bir etki yaratmayacağı ileri sürülmektedir.
2-Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından, yat bağlama kapasitesinde artış bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, posidonya çayırlarının habitatlarının etkilenmeyeceğinin ÇED raporunda ortaya konulduğu, limanın lojistik güzergâhının çevre yolundan olması nedeniyle şehir içi trafiğininin olumsuz etkilenmesinin söz konusu olmayacağı ileri sürülmektedir.
3-... Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir yeterlilikte olmadığı, ÇED raporunun 18. ve 19. sayfalarında, bedensel engellilere de hizmet verecek şekilde 270 yat bağlama bağlama kapasitesinin %10’u kadar otopark hizmeti sunulacağının, yat bağlama kapasitesinin en az %20’si kadar otopark alanı veya otopark hizmeti sunulacağının detaylı ve açık olarak belirtildiği, dolayısı ile kaç araçlık otopark yapılacağına ilişkin hesaplama yapılmadığı yönündeki bilirkişi kanaatinin gerçeği yansıtmadığı, proje kapsamında yeni yol yapılmayacağı, mevcut yolların kullanılacağı, ÇED raporunda kapsamlı bir trafik etüdünün yer aldığı, deniz işletme mühendisi bilirkişi tarafından rıhtıma yanaşacak olan gemilerin 70 metre uzunlukta olacakları kabul edilerek yapılan hesaplamanın hatalı olduğu, bilirkişinin söz konusu kabulünün yalnızca tahmine dayalı olduğu, ÇED raporunda, feribot rıhtımına 100 araç ve 400 yolcu kapasitesine kadar feribot/Ro-Ro tipi arabalı feribotlar ile 300 kişi kapasiteye kadar deniz otobüslerinin yanaşmasının planlandığı, 480 grosstona (850 DWT) kadar olan feribotların rıhtıma yanaşabilecekleri, akaryakıt rıhtımından feribot ve deniz otobüsleri ile 12 metre ile 50 metreye kadar yatların faydalanacağı hususunun belirtildiği, rıhtıma yanaşacak feribot ve diğer gemilerin azami uzunluğunun 50 metre olarak düşünüldüğü, bölgede çalışan feribotların azami uzunluğunun 40 metre civarında olduğu, ÇED raporundaki verilerle hesaplama yapılması durumunda hesap edilenden dahi büyük bir manevra alanının olduğunun görüleceği, biyolog bilirkişi tarafından projenin gerçekleştirilmesi halinde projenin kendisinden ziyade yat kapasitesinin artışına bağlı olarak mevcut floranın zarar göreceği yolunda görüş bildirildiği ancak projede yat kapasitesinin 270 olarak sabit tutulduğu, yat kapasitesinde bir artışın söz konusu olmadığı, proje kapsamında kara kullanımının artmayacağı kara alanının 45.738 m² olarak sabit tutulduğu, ÇED raporunda gürültü ölçümlerinin yapıldığı, ÇED raporu çalışma grubunda meteoroloji mühendisinin bulunmamasının düzenleyici işlemlerden kaynaklandığı, bu hususun dava konusu işlemin iptalini gerektirmeyeceği, su ürünleri mühendisi bilirkişi tarafından bildirilen kanaatin bilimsel dayanağının olmadığı, proje alanının uygulanacağı yerde ve civarında herhangi bir su ürünleri üretim (yetiştiricilik) tesisi bulunmadığı, yüzer dalgakıranın denizin dip yapısına ve su sirkülasyonuna hiçbir etkisinin olmayacağı, proje alanı ve yakın çevresinde, akdeniz foku açısından uygun nitelikte bir yuvalama yerinin olmadığının yapılan arazi çalışmasında tespit edildiği, projenin en önemli özelliğinin dip taramasının ve iskele ayaklarının olmaması ile ana dalgakıranın yüzer sistem inşa edilecek olması olduğu ancak hidrobiyolog bilirkişinin kanaatini dip taraması ve iskele ayakları yapılmasına dayandırdığı, deniz yüzeyindeki mendirek, iskele ve deniz araçlarının ışık ve oksijeni keseceği yolundaki bilirkişi kanaatinin de hiç bir bilimsel dayanağının olmadığı, çevre mühendisi bilirkişi tarafından eksik olduğu belirtilen tüm değerlendirmelerin ÇED raporunda yer aldığı, sadece feribotlardan değil tüm teknelerden kaynaklı gaz emisyon yükünün detaylı olarak açıklandığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Davacı Yanında Müdahiller tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlığın çözümü amacıyla, dava dilekçesindeki iddialar, savunma ve temyiz dilekçelerindeki iddialar ile proje alanının özellikleri dikkate alınmak suretiyle oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Muğla İli, Datça İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılması planlanan "Datça Yat Limanı" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyolog, Su Ürünleri Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Çevre Mühendisi, Hidrobiyolog, Deniz İşletme Mühendisi, Arkeolog ve Meteoroloji Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 30/09/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu” kararının raporda bilirkişi uzmanlık alanlarına ilişkin başlıklar altında belirtilen tespit ve gerekçelerle bilimsel ve teknik olarak uygun olmadığı yolunda oyçokluğuyla (Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi ve Ziraat Mühendisi, bilirkişi tarafından uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir) görüş bildirildiği, Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
A) BİLİRKİŞİ RAPORUNUN İNCELENMESİ
Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi tarafından, bölgenin Jeolojik ve Hidrojeolojik yapısına ilişkin literatürde bulunan bilgilerle dava dosyasında yer alan bilgilerin uyumlu olduğu, proje alanında aktif halde akarsu yatağı ve yer altı suyu kaynağı gözlenmediği, proje alanının bulunduğu hidrolojik mikro alt havzanın düşük drenaj alanına sahip olduğu, proje kapsamında yat limanı ve otelde konaklayanların kullanma suyu ihtiyacının şehir şebekesinden karşılanacağı, su ihtiyacının karşılanması için herhangi bir yeraltı suyu ve yüzeysel su kullanımının gerçekleştirilmeyeceği, proje faaliyeti esnasında yer altı suyunun kullanılmayacağının taahhüt edilmiş olduğu belirtilerek dava konusu işlemin uygun olduğu yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, Ziraat Mühendisi tarafından, dava konusu proje alanının kara bölümünün deniz dolgusu ve arsa ile taşlık çalılık vasfındaki arazilerden oluştuğu, proje alanı içinde ekili veya dikili tarım arazisinin bulunmadığı, proje alanının tümünün 5403 sayılı yasaya göre tarım dışı kullanımlara uygun marjinal arazi sınıfında olduğu, proje alanının yakın çevresinin maki-funda şeklinde akdeniz doğal bitki örtüsü şeklinde flora yapısında olduğu ve bu yapının tarımsal özelliğinin bulunmadığı belirtilerek dava konusu işlemin uygun olduğu yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, İnşaat Mühendisi tarafından, kara yapılarının ve denizde yapılacak yüzer mendirek ve yüzer iskelelerin inşası ile ilgili olarak herhangi bir olumsuzluk görülmediği, ihtiyaç duyulan dolgu malzemesinin taşınmasında kullanılacak kamyon sayısının hesaplandığı ve proje alanına yapılacak malzeme tedariki aşamalarında oluşacak trafiğin kara trafiğine etkisinin makul düzeyde olduğu, revize imar planı doğrultusunda “Datça Yat Limanı Projesi” kapsamında otopark yapılacağı belirtilmesine karşın ÇED raporunda yat, personel, müşteri, misafir vb. için kaç araçlık bir otopark yapılacağına dair hesaplamanın bulunmadığı, projenin işletme aşaması sırasında oluşacak ek trafik yükünün hesaplandığı ancak ek trafik yükünün etkilerinin gözlemlenebilmesi için kapsamlı bir trafik etüdünün faydalı/gerekli olacağı belirtilerek dava konusu işlemin uygun olmadığı yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, Deniz İşletme Mühendisi tarafından, yapılması planlanan marinanın mendirek girişinin kuzeybatı giriş-çıkış yönünde planlanlandığı, bu plan çerçevesinde marinanın kuzeyli rüzgârlara karşı korunaklı olduğunun söylenebileceği, mendirek kuzey ucunun bitiş noktasının karşı kıyıya olan mesafesinin coğrafi olarak yaklaşık 125-130 metre olarak hesaplandığı, proje kapsamında boyu 30 metre olan yanaşma rıhtımına yanaşması planlanan 100 araç ve 400 yolcu kapasitesine kadar feribot/ro-ro tipi arabalı vapurların ve 300 kişi kapasiteye kadar deniz otobüslerinin emsaller gözönüne alındığında yaklaşık uzunluğunun 60-70 metre, eninin ise 15-18 metre olacağının tahmin edildiği, ÇED raporunda bu tipte bir geminin marinaya giriş çıkış sırasında ihtiyaç duyduğu manevra alanı ile ilgili bir çalışmanın yapılmadığı tespit ve kanaatine yer verildiği, Biyolog tarafından, projenin gerçekleştirilmesi halinde; projenin kendisinden ziyade yat kapasitesinin artışına bağlı olarak mevcut flora ile proje alanı ve hemen açığındaki denizel ve kıyı ortamdaki mevcut faunanın zarar görmesinin muhtemel olduğu, yapılan dosya incelemesi ve bilimsel çalışmaların dava konusu bölgede doğal ekosistemin kısmen tahrip olabileceği ihtimalini düşündürdüğü, proje kapsamında yapılacak olan yat limanının gemi ya da tekneleri kontrol etme ve çapa atılması nedeniyle oluşacak zararların giderilmesi açısından olumlu olarak değerlendirilebileceği, yat limanı projesinin ekolojik açıdan artıları ve eksileri olduğu; alanın mevcut durumunun düzeltilmesi açısından, proje şartlarına uyulması koşulu ile olumlu değerlendirilebileceği ancak sonuçta çevre ekolojisini olumsuz etkileyeceği kanaatinin bildirildiği, Meteoroloji Mühendisi tarafından, meteorolojik parametrelerin ( örneğin rüzgar yönü ve şiddeti) söz konusu projenin yapımı ve işletmesi aşamalarındaki etkilerinin analizinin meteoroloji mühendisliği disiplini tarafından değerlendirilmesi gerektiği, ÇED raporunda, gürültü hesaplarında ortalama bağıl nem miktarının (%60,5) kullanıldığı, oysa, gürültü hesaplamalarının, maksimum bağıl neme göre yapılmasının gürültünün sönümlenmesinin azalarak yayıldığı alan ve mesafenin tespit edilmesini sağlayacağı, aksi durumun, proje alanında gürültünün yayılım ve etkilerinin yanlış değerlendirilmesine neden olacağı, ÇED raporunu hazırlayanlar arasında meteoroloji mühendisinin yer alması gerektiği, dava konusu işlemin belirtilen nedenlerle uygun olmadığı yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, Su Ürünleri Mühendisi tarafından, proje sahası ve civarında herhangi bir su ürünleri üretim (yetiştiricilik) tesisinin bulunmadığı, proje sahasının Tarım ve Orman Bakanlığı’nın su ürünleri yetiştiriciliği potansiyel alanları kapsamında olmayan bir bölge olduğu, proje kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan yüzer tip iskelelerin ve dalga kıranların her ne kadar balıkların geçişini engellemiyor gibi görünse de önemli bir uzunlukta denize dik bir açıyla uzanmaları nedeniyle Datça balıkçı barınağının giriş yönünde daralmasına yol açabileceği, dalgakıranın yüzeysel su akıntılarının azalmasına neden olacağı ve koyun su kalitesinin etkileneceği, keşif gününde oldukça yaygın deniz çayırlarının görüldüğü, bunların projeden etkileneceği, deniz kaplumbağaları ve fokların beslenme ya da gezinti alanlarını oluşturabilecek proje sahasında yoğun tekne trafiğinin anılan canlıların geçiş rotalarını etkileyebileceği, yüzer dalgakıranın sabitlenmesinde kullanılacağı belirtilen zemin çivisinin özelliklerinin, kullanılacağı kısımların belirtilmediği, özel çapalarla nasıl sabitleneceğinin açıklanmadığı, iskele ve dalgakıranın önemli bir daralmaya neden olacağı dolayısıyla projenin yer seçiminin hatalı olduğu kanaatinin bildirildiği, Hidrobiyolog tarafından, bölgedeki dolgu, dip taraması ve iskele ayaklarının yerleştirilmesi sırasında deniz suyunun bulanmasının, pelajik ve bentik bölgede yaşayan canlıların dağılımlarını olumsuz etkileyeceği, bulanıklığın artmasının, ışığın dip kısımlara, bentik omurgasızlar ile makro ve mikro alglere ulaşmasını engelleyeceği ve bölgede yaşayan bu canlıların zarar göreceği, mendirek, iskele ve çekek alanları için yapılacak dolgu ve iskele ayaklarının yerleştirilmesi sırasında ortamda bazı olumsuz etkilerin oluşmasının kaçınılmaz olduğu, keşif sırasında posidonia oceanica çayırlarının kıyıya yaklaşık 2-3 metrelerde (bu mesafenin ölçülemediği) oldukça sağlıklı bir şekilde dağılım gösterdiğinin görüldüğü, ÇED raporu kapsamında hazırlanan Ekolojik Değerlendirme Raporunda faaliyetin anılan tür üzerindeki etkisine ilişkin yapılan açıklamanın gerçeği yansıtmadığının ve türün olumsuz etkileneceğinin yapılan saha çalışmasında tespit edildiği, Ekolojik Değerlendirme Raporunda yer alan "liman inşaatı sırasında yüzer dalgakıran ve yüzer iskeleler inşa edileceği, yüzer dalgakıranın zemin çivisi ve özel çapalarla sabitleneceği, tonoz kullanılmayacağı; bu yapıların yüzer nitelikte olacağından; deniz dip kısmına ve dolayısıyla deniz çayırlarına yönelik etkisi yok denecek kadar az olacağı, çünkü bu yapıların inşaat tekniği açısından deniz dip kısmına zarar vermeyeceğinin bilindiği, liman içindeki su sirkülasyonunu sağlayacak nitelikte alt kısmının su geçişine izin verecek olması da denizel türlerin yayılış ve dolaşımları açısından sınırlayıcı bir etki yaratmayacağı” şeklindeki ifade de teknik olarak doğruluk payı olduğu ancak mendirek, iskele ve çekek alanı üzerlerine bağlanacak deniz araçları ile birlikte bentik bölgede yaşayan canlılar için hayati öneme sahip olan ışığın, oksijenin dağılımının kısıtlanacağı ve bu durumun bu canlılar için büyük bir tehdit oluşturacağı, yabancı tür taşınımının ÇED raporunda değerlendirilmediği, dava konusu işlemin belirtilen nedenlerle uygun olmadığı tespit ve kanaatine yer verildiği, Çevre Mühendisi tarafından, ÇED raporunda deniz suyu kirlilik izleme programı önerildiği, ancak izleme parametrelerinin ne sıklıkla kontrol edileceği ve hangi yöntemlerle denetleneceği konusunda net bir plan sunulmadığı, feribotlardan kaynaklı gaz emisyon yükünün ÇED raporunda değerlendirilmediği, deniz dolgusu esnasında suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bozulmaması için sürekli izleme yapılması gerektiği, özellikle, askıda katı madde miktarı, çözünmüş oksijen seviyeleri, pH ve tuzluluk gibi parametrelerin izlenmesi gerektiği, ÇED raporunda izlemeye değinilse de denetime açık bir izleme planlaması bulunmadığı, dava konusu işlemin uygun olmadığı tespit ve kanaatine yer verildiği, Arkeolog tarafından, dava konusu alanda mezar buluntusuna rastlanıldığı, alanda mevcutta bulunan Anıt Mezarın koruma, teşhir ve bakımına yönelik hali hazırda bilimsel kaynaklı arkeolojik metotların neler olacağından bahsedilmediği, dava konusu işlemin uygun olmadığı yolunda tespit ve kanaate yer verildiği, dava konusu işlemin uygun olmadığı yolunda bildirilen kanaatlerin dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmek suretiyle hükme esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.
B) BİLİRKİŞİ TESPİTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bilirkişi raporunun, dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı yönünde kanaat içeren kısımları dosya kapsamıyla bir arada değerlendirildiğinde;
İnşaat Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, personel, müşteri, misafir vb. için kaç araçlık bir otopark yapılacağına ilişkin olarak ÇED raporunda bir hesaplamaya yer verilmediği, ayrıca kapsamlı bir trafik etüdünün ÇED raporuna eklenmesinin gerektiği belirtilmiştir.
ÇED raporunun incelenmesinden, gerçekleştirilmesi planlanan projenin, 24/07/2009 tarih ve 27298 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Deniz Turizmi Yönetmeliğinin 9. maddesi uyarınca 4 çıpalı yat limanı olarak projelendirildiği belirtilerek Yönetmelik gereği; 4 çıpalı yat limanlarının sağlaması gereken niteliklere göre tüm ünitelerin proje alanında inşa edileceği (sayfa 3), bedensel engellilere de hizmet verecek şekilde bağlama kapasitesinin %10’u kadar otopark, bağlama kapasitesinin en az %20’si kadar otopark alanı veya otopark hizmeti sunulacağının taahhüt edildiği (sayfa 18,19), ayrıca revize imar planı doğrultusunda “Datça Yat Limanı Projesi” kapsamında deniz kısmında ve geri sahada planlanan üniteler arasında otoparkın da sayıldığı (sayfa 12), otopark alanının zemininin toprak dolgunun kotunda sıkıştırılması ile elde edileceği, sıkıştırılan toprak üzerine yalıtım ve drenaj uygulaması yapıldıktan sonra, hasır çelik donatılı vakumlu beton üzeri yüzey sertleştirici uygulaması yapılacağının belirtildiği (sayfa 33) görülmektedir.
Diğer taraftan, 24/07/2009 tarih ve 27298 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Deniz Turizmi Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde deniz turizmi tesislerinin, münhasıran deniz turizmi araçlarına emniyetli bağlama, karaya çekme, bakım, onarım hizmetleri, bu araçlarla gelen yatçılara ve yolculara yeme-içme, dinlenme, eğlence, konaklama gibi hizmetlerden birkaçını veya tamamını sunan ve bu Yönetmelikte türleri belirtilen turizm tesisleri olarak, 9. maddesinde yat limanlarının, Yönetmeliğin 5., 6. ve 7. maddelerindeki niteliklere haiz, yatların bağlanabilecekleri ve yatçıların yatlarından yürüyerek çıkabilmelerine olanak sağlayan rıhtım veya iskelelere sahip, dinlenme, konaklama ve alışveriş gibi sosyal tesisler ile yatlara bakım, onarım, karaya çekme ve teknik hizmetlerin de sunulabildiği deniz turizmi tesisleri olarak tanımlandığı, üç çıpalı yat limanları, dört çıpalı yat limanları, beş çıpalı yat limanları olarak üçe ayrılan yat limanlarının taşımaları gereken niteliklerin sayıldığı, ayrıca deniz turizmi tesislerinin işletilebilmesinin Yönetmelikte sayılan nitelikleri sağladıklarını gösteren belgelerin alınması koşuluna bağlandığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, ÇED raporu kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan yat limanının inşaat ve işletme aşamalarında mevcut trafik yüküne getireceği ek yükün hesaplandığı, bilirkişi tarafından projenin muhtemel çevresel etkilerinden olan ek trafik yükünün kabul edilebilir sınırlar kapsamında olmadığına ya da trafik yükü bakımından makul ve gerçekçi çözümlerin taahhüt edilmediğine dair bir tespite yer verilmediği, söz konusu hesaplamaların yetersizliğine ilişkin somut bir gerekçe sunulmadığı görülmektedir.
Proje kapsamında otopark yapılmasının öngörüldüğü, otoparkın anılan Yönetmelikte belirtilen kapasitede yapılacağının taahhüt edildiği, söz konusu taahhüdün gerçekçi ve makul olmadığına dair bilirkişi tarafından herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, öte yandan, planlanan proje kapsamında faaliyette bulunulabilmesi için gerekli izin ve ruhsat süreçlerinin, yetkili idarece proje kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan tesiste ilgili mevzuat kapsamında bulunması zorunlu niteliklerin sağlanıp sağlanmadığına ilişkin ölçüm ve değerlendirmeler yapılarak sonuçlandırılacağı göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişi tarafından eksiklik olarak ileri sürülen otopark ve trafik etüdüne ilişkin hususların ÇED Raporunu sakatlar mahiyette olmadığı sonucuna varılmıştır.
Deniz İşletme disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; proje kapsamında boyu 30 metre olan yanaşma rıhtımına yanaşması planlanan 100 araç ve 400 yolcu kapasitesine kadar feribot/ro-ro tipi arabalı vapurların ve 300 kişi kapasiteye kadar deniz otobüslerinin emsaller gözönüne alındığında yaklaşık uzunluğunun 60-70 metre, eninin ise 15-18 metre olacağının tahmin edildiği, ÇED raporunda bu tipte bir geminin marinaya giriş çıkış sırasında ihtiyaç duyduğu manevra alanı ile ilgili bir çalışmanın yapılmadığı tespit ve kanaatine yer verilmiştir.
Dosya kapsamından, manevra alanının limana yanaşacak gemilerin en büyüğünün ölçüleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, bilirkişi tarafından, "emsaller"in esas alındığı belirtilerek yanaşma rıhtımına yanaşması planlanan arabalı vapurların ve deniz otobüslerinin uzunluğunun 60-70 metre, eninin ise 15-18 metre olacağının tahmin edildiğinin belirtildiği, "emsal" alınan arabalı vapurların ya da deniz otobüslerinin nasıl belirlendiğinin açıklanmadığı, ülkemizde aynı amaçla kullanılan anılan araçların ortalama ölçülerinin belirtilmediği, ÇED raporunda, feribot yanaşma rıhtımı ve akaryakıt rıhtımının Simi ve Rodos adalarından gelmesi planlanan yolcu/arabalı feribotları için ve yakıt ihtiyacı olan tüm deniz taşıtlarına hizmet vermek amacıyla planlanlandığının, feribot rıhtımına 100 araç ve 400 yolcu kapasitesine kadar feribot/Ro-Ro tipi arabalı feribotlar ile 300 kişi kapasiteye kadar deniz otobüslerinin yanaşmasının planlandığının, bölgedeki deniz suyu derinliğinin ortalama 8 metre olup feribotların yanaşması için uygun olduğunun ve 480 GT (gross ton) yani yaklaşık 850 DWT (deadweight ton) kadar olan feribotların rıhtıma yanaşabileceğinin ve akaryakıt rıhtımından feribot ve deniz otobüsleri ile 12 metre ila 50 metreye kadar yatların faydalanacağının belirtildiği, davalı yanında müdahil Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, çevrede çalışan feribotlar incelendiğinde, Bodrum-Datça arasında çalışan feribotların en büyüğünün 38 metre, Bodrum-Kos arasında çalışan feribotların ise 25-30 metre boyutlarında olduğunun, gerçekleştirilmesi planlanan proje kapsamında kullanılabilecek feribotların bilirkişinin tahmin ettiğinin yarısı ölçüsünde olacağının belirtildiği anlaşılmaktadır.
ÇED raporunda akaryakıt rıhtımından faydalanacak en büyük geminin uzunluğunun 50 metre olarak öngörülmüş olduğu, çevrede çalışmakta olan feribotların boyutları, bilirkişi tarafından bu boyutlar esas alınarak yapılan bir hesaplama neticesinde manevra alanının yeterli olmadığına dair somut bir tespite dayanılarak manevra alanının yetersizliğinin ortaya konulmamış olduğu, bilirkişi tarafından anılan feribotların ya da deniz otobüslerinin ölçülerinin somut emsal belirtilmeden tahmine dayalı olarak belirlenmiş olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda söz konusu bilirkişi kanaatine belirtilen nedenlerle itibar edilmemiştir.
Biyoloji disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, yapılan dosya incelemesi ve bilimsel çalışmaların dava konusu bölgede doğal ekosistemin kısmen tahrip olabileceği ihtimalini düşündürdüğü, proje kapsamında yapılacak olan yat limanının gemi ya da tekneleri kontrol etme ve çapa atılması nedeniyle oluşacak zararların giderilmesi açısından olumlu olarak değerlendirilebileceği, yat limanı projesinin ekolojik açıdan artıları ve eksileri olduğu; alanın mevcut durumunun düzeltilmesi açısından, proje şartlarına uyulması koşulu ile olumlu değerlendirilebileceği ancak sonuçta çevre ekolojisini olumsuz etkileyeceği kanaati bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun biyolog bilirkişi tarafından oluşturulan kısmı incelendiğinde, Datça Yat Limanı Ekosistem Değerlendirme Raporunun ÇED raporu kapsamında sunulduğunu belirtildiği ve söz konusu Ekosistem Değerlendirme Raporu kapsamındaki bilgilerin aktarıldığı, projenin gerçekleştirilmesi halinde "projenin kendisinden ziyade" yat kapasitesinin artışının mevcut flora ve fauna üzerinde olumsuz etkilere yol açmasının muhtemel olduğunun, ÇED raporunun oldukça detaylı olarak hazırlandığının, gerçekleştirilmesi planlanan yat limanının gemi ya da tekneleri kontrol etme ve çapa atılması nedeniyle oluşacak zararların giderilmesi açısından olumlu olarak değerlendirilebileceğinin, ancak bölgede nesli tehlike altında olan türler ile endemik türlerin hem tür bazında korunmaya alınması hem de bulundukları bölgelerde zonlama sistemi kurulması, tampon bölgeler oluşturularak mutlak surette korunması konusuna yeterince değinilmemiş olduğu, sonuçta projenin çevre ekolojisini olumsuz etkileyeceği kanaatine yer verilmiştir.
Bilirkişi tarafından, planlanan proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetin proje sahasındaki flora elemanları ve endemik türler üzerinde oluşturabileceği muhtemel olumsuz etkinin engellenmesi ya da en aza indirilmesi için ÇED Raporunda öngörülen önlemlerin yetersiz olduğu hususunda herhangi bir bilimsel ve somut tespite yer verilmediği, esasen bilirkişi tarafından "proje şartlarına uyulması koşulu ile olumlu değerlendirilebileceği ancak sonuçta çevre ekolojisini olumsuz etkileyeceği" ifadesiyle kanaatinin de net olarak ortaya konulamadığı görülmüş olup söz konusu bilirkişi kanaatine belirtilen nedenlerle itibar edilmemiştir.
Meteoroloji Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından özetle, meteorolojik parametrelerin ( örneğin rüzgar yönü ve şiddeti) söz konusu projenin yapımı ve işletmesi aşamalarındaki etkilerinin analizinin meteoroloji mühendisliği disiplini tarafından değerlendirilmesi gerektiği, ÇED raporunda esas alınan nem miktarının proje alanında gürültünün yayılım ve etkilerinin yanlış değerlendirilmesine neden olacağı, ÇED raporunu hazırlayanlar arasında meteoroloji mühendisinin yer alması gerektiği tespit ve kanaatine yer verilmiştir.
Bilirkişi tarafından ayrıca, meteorolojik verilerin tablo ve grafiklerinin ÇED raporu ekinde (EK-24) yer aldığının görüldüğü, Meteorolojik Değerlendirme hazırlanırken kullanılan verilerin ... nolu Muğla Meteoroloji İstasyonuna değil, ... nolu Datça Meteoroloji İstasyonuna ait olduğu belirtilmiştir.
ÇED raporunda "Meteorolojik Özellikler, Bölge Özelinde Hava Koşulları, Bu Koşulların Denizciliğe ve Yapımı Planlanan Projeye Etkileri Yönünden İrdelenmesi, Rüzgar Gülü" başlığı altında meteorolojik verilere yer verildiği, deniz işletme mühendisi bilirkişi tarafından marinanın kuzeyli rüzgârlara karşı korunaklı olduğu kanaatinin bildirildiği, çevre mühendisi bilirkişi tarafından, ÇED raporunda, gürültü seviyeleri hesaplanarak en yakın yerleşim alanlarıyla karşılaştırılmış olduğu, gürültü seviyesinin Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği'nde belirtilen 65 dB(A) sınır değerinin altında kaldığı, hesaplamanın tüm makinelerin aynı anda çalıştığı en kötü senaryoya göre yapılmış olduğu, bu nedenle gerçek gürültü seviyesinin daha düşük olmasının beklendiği, ÇED raporunda, belirli periyotlarla iç ortam gürültü ölçümleri yapılacağının ve sürekli kontrol sağlanacağının taahhüt edildiği tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen hususlar ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından, Yap-İşlet-Devret modeliyle ihale edilen projenin mahiyeti de göz önüne alındığında meteoroloji mühendisi tarafından belirtilen eksikliklerin, bu haliyle ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.
Su Ürünleri Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından proje sahası ve civarında herhangi bir su ürünleri üretim (yetiştiricilik) tesisinin bulunmadığı, proje sahasının Tarım ve Orman Bakanlığı’nın su ürünleri yetiştiriciliği potansiyel alanları kapsamında olmayan bir bölge olduğu belirtildikten sonra, proje kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan yüzer tip iskelelerin ve dalga kıranın Datça balıkçı barınağının giriş yönünde daralmasına yol açabileceği, yüzeysel su akıntılarının azalmasına neden olacağı ve koyun su kalitesinin etkileneceği, deniz çayırlarının projeden etkileneceği, proje sahasında yoğun tekne trafiğinin deniz kaplumbağaları ve fokların geçiş rotalarını etkileyebileceği, yüzer dalgakıranın sabitlenmesinde kullanılacağı belirtilen zemin çivisinin özelliklerinin, kullanılacağı kısımların belirtilmediği, özel çapalarla nasıl sabitleneceğinin açıklanmadığı kanaatinin bildirildiği görülmektedir.
ÇED raporunda, proje alanının yaklaşık 130 metre kuzeyinde Datça Limanının (balıkçı barınağı) yer aldığı, proje kapsamında 1 adet yüzer dalgakıran (mendirek) ve 3 adet yüzer iskele (270 yat kapasitesi) yapılacağı, dalgakıranın oturacağı alandaki su derinliklerinin 30-35 metre olduğu, dalgakıranın deniz sınıfı paslanmaz çelik zincirler, halatlar ve çapalar kullanılarak deniz dibine sabitleneceği, yüzer dalgakıran zemin çivisi ve özel çapalarla sabitleneceği, tonoz kullanılmasının söz konusu olmadığı, yat limanının iç kısmında ise, 3’er metre genişliğinde ve 100-130 metre uzunluğunda yüzer iskeleler kullanılacağı, tüm parçalar birbirlerine, aralarına lastik silindir contalar yerleştirilmek suretiyle, zincirler ile bağlanacağı, iskelelerin yüzerliğin sağlanması için EPS ile donatılacağı, karada inşa edileceği ve vinç yardımı ile denize indirileceği, yüzer dalgakırana yat bağlanmayacağı, proje alanında inşa edilecek blokların önlerine yat bağlanmayacağı, yatların sadece yüzer iskelelere bağlanacağı, proje kapsamında dip tarama işlemi yapılmayacağı hususlarına yer verildiği görülmektedir.
Bilirkişi tarafından yüzer iskeleler ve yüzer dalgakıranın balıkların geçişine engel olacağına, teknelerin balıkçı barınağını kullanmalarının kısıtlanacağına, yüzeysel su akışının koyun su kalitesini olumsuz etkileyecek derecede azalmasına neden olacağına, deniz kaplumbağaları ile fokların deniz turizmine açık olan bölgedeki geçiş güzergahının tekne trafiği nedeniyle etkileneceğine ilişkin kanaatine dayanak olabilecek hiçbir bilimsel ve teknik veri ve hesaplamaya dayanılmadığı, dolgu ile etkilenebileceği belirtilen deniz çayırlarının dolgu yapılması planlanan alanda bulunup bulunmadığının ortaya konulmadığı, projede belirtilen iskelelerin ve dalga kıranların konumunun gösterildiği görsele bilirkişi raporunda yer verilmesine rağmen yüzer dalgakıranın sabitlenmesinde kullanılacağı belirtilen zemin çivisinin kullanılacağı kısımların belirtilmediği tespitine yer verildiği, yüzer dalgakıran ile yüzer iskelelerin sabitlenmesine ilişkin ÇED raporunda yer verilen bilgilerin yetersiz görülmesinin gerekçesinin ortaya konulmadığı, bilirkişi değerlendirmelerinin genel ve soyut nitelikte olduğu, bu haliyle ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.
Hidrobiyoloji disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, bölgedeki dolgu, dip taraması ve iskele ayaklarının yerleştirilmesi sırasında deniz suyunun bulanmasının, pelajik ve bentik bölgede yaşayan canlıların dağılımlarını olumsuz etkileyeceği, bulanıklığın artmasının, ışığın dip kısımlara, bentik omurgasızlar ile makro ve mikro alglere ulaşmasını engelleyeceği ve bölgede yaşayan bu canlıların zarar göreceği, mendirek, iskele ve çekek alanları için yapılacak dolgu ve iskele ayaklarının yerleştirilmesi sırasında ortamda bazı olumsuz etkilerin oluşmasının kaçınılmaz olduğu kanaatine yer verilmiş ise de, ÇED raporunun incelenmesinden, proje kapsamında dalgakıran ile iskelelerin yüzer sistem yapılmasının, dalgakıranın tonoz kullanılmadan deniz sınıfı paslanmaz çelik zincirler, halatlar ve çapalar kullanılarak deniz dibine sabitlenmesinin, iskelelerin yüzerliğin sağlanması için EPS ile donatılmasının planlandığı, proje kapsamında dip tarama işlemi yapılmasının planlanmadığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi tarafından, keşif sırasında posidonia oceanica çayırlarının kıyıya yaklaşık 2-3 metrelerde (bu mesafenin ölçülemediği) oldukça sağlıklı bir şekilde dağılım gösterdiğinin görüldüğü, Ekolojik Değerlendirme Raporunda yer alan "liman inşaatı sırasında yüzer dalgakıran ve yüzer iskeleler inşa edileceği, yüzer dalgakıranın zemin çivisi ve özel çapalarla sabitleneceği, tonoz kullanılmayacağı; bu yapıların yüzer nitelikte olacağından; deniz dip kısmına ve dolayısıyla deniz çayırlarına yönelik etkisi yok denecek kadar az olacağı, çünkü bu yapıların inşaat tekniği açısından deniz dip kısmına zarar vermeyeceğinin bilindiği, liman içindeki su sirkülasyonunu sağlayacak nitelikte alt kısmının su geçişine izin verecek olması da denizel türlerin yayılış ve dolaşımları açısından sınırlayıcı bir etki yaratmayacağı” şeklindeki ifade de teknik olarak doğruluk payı olduğu ancak mendirek, iskele ve çekek alanı üzerlerine bağlanacak deniz araçları ile birlikte bentik bölgede yaşayan canlılar için hayati öneme sahip olan ışığın, oksijenin dağılımının kısıtlanacağı ve bu durumun bu canlılar için büyük bir tehdit oluşturacağı, yabancı tür taşınımının ÇED raporunda değerlendirilmediği, dava konusu işlemin belirtilen nedenlerle uygun olmadığı tespit ve kanaatine yer verilmiştir.
ÇED raporu kapsamındaki Ekolojik Değerlendirme raporunda yer alan ve yukarıda belirtilen tespitlerin doğruluğunun bilirkişi tarafından da kabul edildiği, ancak deniz araçlarının mendirek, iskele ve çekek alanı üzerlerine bağlanmasının ışığın, oksijenin dağılımının kısıtlanmasına yol açacağı kabulünden hareketle bu durumun bentik bölgede yaşayan canlılar için tehdit oluşturacağı yönünde kanaat bildirildiği görülmekte ise de, ÇED raporunda, proje kapsamında yapılacak yüzer dalgakıranın oturacağı alandaki su derinliklerinin 30-35 metre olduğunun, yüzer dalgakırana ve proje alanında inşa edilecek blokların önlerine yat bağlanmayacağının, yatların sadece yüzer iskelelere bağlanacağının, çekek alanının ise mevcut dolgu alanı üzerinde yapılacağının, proje kapsamında dip tarama işlemi yapılmayacağının belirtildiği görülmekte olup, bilirkişi tarafından proje kapsamında gerçekleştirilmesi planlanmayan hususlara dayanılarak değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, proje kapsamında dolgu yapılması planlanan alanların dip yapısında deniz çayırı (Posidonia oceanica) popülasyonunun bulunduğuna, bu kısımda varsa bentik canlıların geçici ya da kalıcı olarak yer değiştiremeyeceklerine, iskelelerin çelik ya da beton iskele ayakları ile denize sabitlenmeyecekleri göz önünde bulundurulduğunda sabitleme işlemlerinin deniz dip yapısında geri dönüşü mümkün olmayan tahribata ve habitat kaybına neden olacağına, inşaat aşamasının tamamlanmasının ardından alanın belirtilen canlıların yaşamalarına uygun şartları yeniden kazanamayacağına, iskelelere bağlanacak teknelerin gölge etkisiyle ışığı canlıların yaşamsal fonksiyonlarını sürdürmelerine engel olacak derecede keseceğine ilişkin bilimsel verilere dayalı bir tespitin ortaya konulmadığı görülmüş olup bilirkişinin söz konusu kanaatine itibar edilmemiştir.
Çevre Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, ÇED raporunda deniz suyu kirlilik izleme programı önerildiği, ancak izleme parametrelerinin ne sıklıkla kontrol edileceği ve hangi yöntemlerle denetleneceği konusunda net bir plan sunulmadığı, feribotlardan kaynaklı gaz emisyon yükünün ÇED raporunda değerlendirilmediği, deniz dolgusu esnasında suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bozulmaması için sürekli izleme yapılması gerektiği, özellikle, askıda katı madde miktarı, çözünmüş oksijen seviyeleri, pH ve tuzluluk gibi parametrelerin izlenmesi gerektiği, ÇED raporunda izlemeye değinilse de denetime açık bir izleme planlaması bulunmadığı, dava konusu işlemin uygun olmadığı tespit ve kanaatine yer verilmiş ise de ÇED raporunda, inşaat ve işletme aşamasında oluşacak emisyon kaynakları ve alınacak önlemlerin belirtildiği, dolgu yapılması ve hafriyat kazısı yapılması aşamalarında oluşacak toz emisyonları ile araçlardan kaynaklanacak emisyon hesaplamalarının yapıldığı, deniz suyu izleme programının oluşturulduğu, bilirkişi tarafından belirtilen hususların büyük bölümünün ÇED raporuna getirilen eleştirel yorum ve tavsiye niteliğinde değerlendirmeler olduğu anlaşılmakta olup söz konusu değerlendirmeler ÇED raporunu kusurlandırıcı nitelikte görülmemiştir.
Arkeoloji disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak; bilirkişi tarafından, dava konusu alanda mezar buluntusuna rastlanıldığı, alanda mevcutta bulunan Anıt Mezarın koruma, teşhir ve bakımına yönelik hali hazırda bilimsel kaynaklı arkeolojik metotların neler olacağından bahsedilmediği tespit ve kanaatine yer verilmiştir.
ÇED raporunda, planlama alanı içerisinde, Datça Belediyesi Atıksu Arıtma Tesisi kuzey yönünde Mülga İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun ... gün ve ... sayılı kararı ile tescilli 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı (Anıt Mezar) bulunduğu, bu alanın Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun ... tarih ve ... No’lu kararı ile uygulama esnasında Koruma Kurulu’ndan izin almadan uygulamaya geçilmeyecek alan sınırı ile çevrildiği, ÇED raporu ekinde sunulan Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun bila tarih ve ... sayılı yazısında, Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararı ile Datça Yat Limanı ve Kaya Mezarları Koruma Sergileme Projesinin Ulaştırma ve Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğünün uygun görüşü doğrultusunda 2863 sayılı Yasa kapsamında uygun bulunduğunun belirtildiği görülmektedir.
Sonuç olarak; bilirkişi raporunda olumsuz yönde kanaat bildiren bilirkişilerin görüşleri, yukarıda belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idare ile davalı idare yanında müdahillerin temyiz istemlerinin kabulüne,
2\. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3\. Davacı tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde, davacı yanında müdahiller tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacı yanında müdahiller üzerinde bırakılmasına,
4\. Davalı idare tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı yargılama için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; davalı idare yanında müdahil Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama gideri ile davalı idare yanında müdahil ...Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idare yanında müdahillere verilmesine,
5\. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6\. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
7\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 21/10/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, proje kapsamında yanaşma rıhtımına 100 araç ve 400 yolcu kapasitesine kadar feribot/ro-ro tipi arabalı vapurların ve 300 kişi kapasiteye kadar deniz otobüslerinin marinaya giriş çıkış sırasında ihtiyaç duyduğu manevra alanı ile ilgili bir çalışmanın ÇED raporunda yer almadığı, projenin inşaatı aşamasında ve gerçekleştirilecek faaliyetler sırasında dolgu çalışmalarının ve iskele - dalgakıran için yapılacak çivileme çalışmasının dip yapısını olumsuz etkileyeceği, sonrasında da oluşacak tekne trafiği ve yapılar nedeniyle deniz çayırlarının güneş ışığından mahrum kalması sonucu zarar görebileceği ve habitat kaybı söz konusu olabileceği, ÇED raporunda "bağlama kapasitesinin en az %20'si kadar otopark alanı veya otopark hizmeti"nin yer alacağının belirtildiği görülmekle birlikte, otopark alanı - otopark hizmetinin nasıl yapılacağının ÇED raporunda açıklanmadığı, niteliğinin ve büyüklüğünün de nasıl olacağı hususunda bilgi verilmediği, feribotlardan kaynaklı gaz emisyon yükünün ÇED raporunda değerlendirilmediği tespit ve kanaatine yer verildiği görülmekte olup söz konusu tespitlerin ÇED raporunu kusurlandırıcı ve dava konusu işlemin iptalini gerektirir nitelikte eksiklikler olduğu sonucuna varılmıştır.
Mahkemece, yukarıda sayılan bilirkişi tespitlerinin yanında bilirkişinin başka tespitleri de esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olmakla birlikte, Mahkeme kararında yer alan iptal gerekçelerinden yukarıda sayılanlar dışındakilerin ÇED raporunu kusurlandırmayacağı ve dava konusu işlemin iptalini gerektirir nitelikte olmadıkları kanaatiyle yukarıda sayılan hususların dava konusu işlemin hukuka aykırılığı sonucunu doğurduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi, Mahkeme kararının gerekçesi değiştirilerek onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.