Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/1915
2025/3952
23 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1915
Karar No : 2025/3952
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Ordu ili, Fatsa ilçesi, ... Mahallesi'nde yer alan tapuda ... ada, ... parselde kayıtlı hissedarı olduğu taşınmazın bulunduğu alanda, Fatsa sahil yolu genişletme çalışmaları kapsamında deniz dolgusu yapılması neticesinde taşınmazın sular altında kaldığı ve meydana gelen zararda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararlara karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL (ıslah neticesinde 769.540,59-TL) maddi, 49.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; uyuşmazlığın maddi tazminat istemi açısından incelenmesi neticesinde; dava konusu taşınmazın 1969 ile 2004 yılları arasında zaman içerisinde kıyı erozyonuna bağlı olarak sular altında kalarak kullanılamaz hale geldiğinin anlaşıldığı, kıyıların korunması için kıyı gerisi korunma yapılarının inşasının gerektiği, taşınmazın korunması için alınmış herhangi bir kıyı koruma yapısının bulunmadığı, dava konusu taşınmazın kıyı erozyonu neticesinde sular altında kalmasında ... İnşaatı Genel Müdürlüğü'nce kıyı tahkimat yapılarının inşa edilmemesinin etkisi olduğu, ayrıca Bolaman deresinin yatağının değiştirilerek taşınmazın batısından geçirilmesinin de dava konusu taşınmazın kıyı erozyonu neticesinde sular altında kalmasında etkisi olduğu, bu hususta DSİ Genel Müdürlüğü'nün de kusuru bulunduğu, sonuç olarak, söz konusu derelerin yıllar içerisinde getirdiği sedimana bağlı olarak varlığını sürdüren kıyı kordonlarının, Bolaman deresinin yatağının değiştirilmesiyle bu yönden gelen dere suyunun taşınmazın bulunduğu alandaki kıyı erozyonunu hızlandırması ve taşınmazın korunması için alınmış herhangi bir kıyı koruma yapısının bulunmayışından ötürü kıyı erozyonuna bağlı olarak sular altında kaldığının anlaşıldığı, taşınmazın sular altında kalmasından ... ve DSİ Genel Müdürlüklerinin eşit kusurunun olduğu, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın kıyı erozyonuna bağlı olarak sular altında kalarak kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle meydana gelen zararın olayda eşit oranda kusuru bulanan davalı idarelerce tazmini gerektiği, bilirkişi raporunun taraflara tebliğinden sonra, dava konusu taşınmaz için talep edilen 1.000,00.-TL maddi tazminat miktarı 2577 sayılı Kanun'un 16/4. maddesi kapsamında artırılarak 769.540,59-TL talep edildiği, bu itibarla, davacı tarafın maddi tazminat isteminin kabulü ile 769.540,59- TL'nin davalı idareler tarafından eşit oranda davacıya ödenmesi gerektiği, öte yandan; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/06/2020 tarih ve E:2019/53, K:2020/853 sayılı kararı çerçevesinde, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava olmadığı ve talep edilen tazminat tutarına dair yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da nazara alınarak, hükmedilen tazminatın tamamı yönünden idareye başvuru tarihi olan 26/12/2019 tarihinden itibaren ödeme gününe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, uyuşmazlığın manevi tazminat istemi açısından incelenmesi neticesinde ise, olayda, taşınmazın kıyı erozyonuna bağlı olarak sular altında kalması ve kullanılamaz hale gelmesinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu belirlenmiş ise de, Mahkemelerince yapılan değerlendirme neticesinde, olayın oluş şekli ve davacının şahıs varlığına yönelik bir zararın bulunmadığı dikkate alındığında idarelerin uyuşmazlık konusu olaydaki kusurunun davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesini gerektirmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle; maddi tazminat isteminin kabulüne, 769.540,59-TL'nin davalı idareler tarafından eşit oranda (1/2 oranında) 26/12/2019 tarihinden itibaren ödeme gününe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine; manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; olayda, Ordu İli, Fatsa İlçesi, ... Mahallesi'nde yer alan tapuda ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın, açılan tapu iptali ve tescil davasında ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen ... tarihli E:..., K... sayılı kararla diğer hissedarlarla birlikte davacı adına 22/11/2018 tarihinde tapuda tescil edildiği, anılan davada yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen 20/02/2018 tarihli fen bilirkişi raporunda parselin tamamının Karadeniz içerisinde kaldığının tespit edildiği, yine ....İdare Mahkemesi'nce yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen 06/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda da özetle; dava konusu taşınmazın, 185 metre batısında kıyı koruma yapıları yapılarak konutların korunduğu, 1986 yılında taşınmazın kadastrosu yapıldığı sırada taşınmazın karada olduğu, ancak mevcut durumda deniz altında kaldığı, taşınmazın kullanımının tamamen imkansız hale geldiği, hava fotoğraflarından anlaşıldığı üzere 2004 yılında taşınmazın büyük kısmının sular altında kaldığı, dava konusu taşınmazın sular altında kalmasındaki etkenin, 1984 ile 2004 yılları arasında Bolaman Deresi yatağının değiştirilmesi ve kıyı koruma yapıları yapılmaması olduğu" un belirtildiği, uyuşmazlıkta, tam olarak hangi yıl yapıldığı tespit edilemese de 1984 ile 2004 yılları arasında bir tarihte Bolaman Deresi yatağının değiştirilmesi ve taşınmazı koruyacak kıyı koruma yapıları yapılmaması eylemleri nedeniyle dava konusu taşınmazın 2004 yılında deniz suları altında kaldığı, davacının anılan taşınmazı sular altında kalmasından sonra açılan tapu iptali ve tescil davasıyla 22/11/2018 tarihinde kazandığı, dolayısıyla, taşınmazın sular altında kalmasına yol açan idari eylemler daha eski tarihli olsa da, davacı yönünden zararın tescil tarihi itibariyle doğduğunun anlaşıldığı, bu durumda, idari eylemlerden dolayı hak ihlaline uğrayan kişilerin açacağı tam yargı davalarının, idari eylemin ve bunun sonucu oluşan zararın öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanacak sürede açılması gerekliliği karşısında, taşınmazın sular altında kalmasına neden olan dere yatağının değiştirilmesi eyleminin ve kıyı koruma yapıları yapılmamasına dair olumsuz eyleminin en geç taşınmaz sular altında kaldığında davacı tarafından öğrenildiğinin, zararın ise, davacı yönünden taşınmazın adına tapuda kayıt gördüğü tarihte oluştuğunun kabulü ile iş bu davanın en geç zararın davacı yönünden oluştuğu 22/11/2018 tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılacak idari başvurunun reddi üzerine genel dava açma süresi içinde açılması gerekirken, bir yıllık idari başvuru süresinin geçirilmesinden sonra 26/12/2019 tarihinde yapılan idari başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davada süre aşımı bulunduğu anlaşıldığından, işin esasına geçerek davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen istinafa konu Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığından, istinaf başvurularının kabulüne, ... İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E:..., K... sayılı kararının kaldırılmasına, davanın, 2577 sayılı Kanun'un 14/3-e ve 15/1-b maddeleri uyarınca süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından davanın süresi içerisinde açıldığı, zararın devam ettiği, bölge idare mahkemesince verilen kararın mülkiyet hakkını ihlal ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Ordu ili, Fatsa ilçesi, ... Mahallesi'nde yer alan tapuda ... ada, ... parselde kayıtlı hissedarı olduğu taşınmazın bulunduğu alanda, Fatsa sahil yolu genişletme çalışmaları kapsamında deniz dolgusu yapılması neticesinde taşınmazın sular altında kaldığı ve meydana gelen zararda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararlara karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL (ıslah neticesinde 769.540,59-TL) maddi, 49.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir olayı, bir tutumu; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları anlatır. Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Dava açma süresini saptarken, bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan süreye ilişkin mevzuat kurallarının yorumlanmasında kişilerin haklarının ihlali yönünde ağır sonuçlara varan yorumdan kaçınmak gerekmektedir. Hukuki sorumluluğun koşullarının, her zaman, maddede öngörülen süreler içinde, olayın meydana geldiği anda ve bir arada ortaya çıkması mümkün olamamaktadır.
Zararın idari eylemden kaynaklandığının bu sürelerden sonra ortaya çıkması mümkün olabildiği gibi, zararın gerçek miktarı veya illiyet bağı daha sonra da ortaya çıkabilmektedir. Bütün bu olasılıklar göz önünde bulundurulduğunda, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin, yargıya başvuru hakkını ortadan kaldırmayacak, ancak maddeyi de işlevsiz bırakmayacak bir şekilde yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, Ordu İli, Fatsa İlçesi, ... Mahallesi'nde yer alan tapuda ... ada, ... parselde kayıtlı davacının hissedarı olduğu taşınmazın sular altında kaldığı ve meydana gelen zararda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlara karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00.-TL (ıslah neticesinde 769.540,59-TL) maddi, 49.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı, Ordu İli, Fatsa İlçesi, ... Mahallesi'nde yer alan tapuda ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın, açılan tapu iptali ve tescil davasında ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen... tarihli E..., K:... sayılı kararla diğer hissedarlarla birlikte davacı adına 22/11/2018 tarihinde tapuda tescil edildiği, anılan davada yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen 20/02/2018 tarihli fen bilirkişi raporunda parselin tamamının Karadeniz içerisinde kaldığının tespit edildiği, yine ...İdare Mahkemesi'nce yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen 06.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda da özetle; dava konusu taşınmazın, 185 metre batısında kıyı koruma yapıları yapılarak konutların korunduğu, 1986 yılında taşınmazın kadastrosu yapıldığı sırada taşınmazın karada olduğu, ancak mevcut durumda deniz altında kaldığı, taşınmazın kullanımının tamamen imkansız hale geldiği, hava fotoğraflarından anlaşıldığı üzere 2004 yılında taşınmazın büyük kısmının sular altında kaldığı, dava konusu taşınmazın sular altında kalmasındaki sebebin, 1984 ile 2004 yılları arasında Bolaman Deresi yatağının değiştirilmesi ve kıyı koruma yapıları yapılmaması olduğu" nun belirtildiği görülmüştür.
Uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazın 2004 yılında deniz suları altında kaldığının kabulü ile davacının anılan taşınmazı sular altında kalmasından sonra açılan tapu iptali ve tescil davasıyla 22/11/2018 tarihinde kazandığı, dolayısıyla, taşınmazın sular altında kalmasına yol açan idari eylemler daha eski tarihli olsa da, davacı yönünden zararın tescil tarihi itibariyle doğduğu ve zararın devam ettiği dikkate alındığında, bunun üzerine 26/12/2019 tarihinde davacı tarafından idareye yapılan başvuruya cevap verilmemesi üzerine davanın açıldığı görülmüş olup, bu durumda; davacı tarafından mülkiyet hakkı kapsamında yapılan başvurunun, hak arama hürriyeti bakımından mahkemeye erişim hakkını kısıtlamaması gerektiği, 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, zararın devam ettiği, davacı tarafından tapu tescil tarihi olan 22/11/2018 tarihinden itibaren beş yıl içerisinde idareye yapılan başvurunun zımmen reddi üzerine davanın açıldığı görüldüğünden, açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/06/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının aynen onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.