Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/1348
2025/3362
26 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1348
Karar No : 2025/3362
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI)...
VEKİLİ : Av....
2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın riskli alan olarak ilan edildiğinden bahisle, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan binaların yıkılması sonrasında yeniden yapılacak binaya ilişkin olarak üçte iki üzerinde paydaş çoğunluğu ile noterde imzalanan düzenleme şeklinde satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini imzalamayan davacının arsa payının, 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 17/01/2023 tarihinde yapılan ihalede rayiç bedelin altında 1.594.857,90-TL bedel karşılığında ...'e satıldığı; taşınmazın rayiç değerinin 5.000.000,00-TL olduğu, bu nedenle 3.405.142,10-TL bedel farkı ile davacının satış bedelinin tarafına geç ödenmiş olmasından dolayı oluştuğu ileri sürülen 2.436,00-TL faiz geliri kaybından oluşan zararın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile uyuşmazlık konusu aynı mahiyetteki taşınmazın arsa payının satılmasına dair işlemin iptali istemiyle...İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında görülen davada yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen ve işbu dava kapsamında taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; ihale tarihi itibariyle arsa m² birim bedelinin 43.287,83-TL/m2, davaya konu davacıya ait 25/5400 hisse bedelinin ise 1.593.857,90-TL olarak belirlendiği; dava konusu edilmiş taşınmazın m² birim değerinin dava konusu taşınmazın ihale tarihi olan 17/01/2023 tarihi itibariyle 55.000,00-TL/m2 olmasının hak ve nefasete uygun olacağı, davacıya ait hisse değerinin ise, 7.954,00 m² x 55.000,00-TL/m² x (25/5400) = 2.025.324,00-TL olması gerektiği yolunda görüş bildirildiği; olayda 16/01/2023 tarihli tahmin edilen bedel tespit raporu ile 1.593,857,90-TL olarak kıymet takdir edildiği, anılan kıymet üzerinden yapılan ihale neticesinde davacının hissesinin açık artırma usulü ile taşınmaz hissedarı dava dışı ...'e 1.594.857,90-TL'ye satıldığı; bu bağlamda, davacıya ait taşınmazların rayiç değerinin altında belirlenmesi nedeniyle dava konusu hisse satışı işleminde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda; davacının arsa payının, ... İdare Mahkemesinin E:... esasına kayıtlı dava kapsamında alınan ve uyuşmazlığı çözüme kavuşturabilecek teknik yeterlilikte görülen 03/10/2023 tarihli bilirkişi raporu ile 2.025.324,00-TL olarak belirlendiği, ancak 6306 sayılı Kanun kapsamında 17/01/2023 tarihinde yapılan satışta davacıya ait arsa payının 1.594.857,90-TL'ye satıldığı anlaşıldığından, davacının eksik belirlenen arsa bedeli nedeniyle 430.466,10-TL maddi zararının bulunduğu, söz konusu maddi zararın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Faiz gelirine karşılık talep edilen 2.436,00-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebi bakımından ise, davacıya ait hissenin, 17/01/2023 tarihinde açık artırma usulü satış işlemi ile satıldığı, ... tarih ve ... sayılı idare yazısı ile davacıdan satış bedelinin yatırılması için IBAN numarasının talep edildiği, yazının davacıya tebliğ edilemediği, davacının satış işlemini haricen öğrenerek 17/03/2023 tarihinde satış bedelini idareden talep ettiği ve aynı gün satış bedelinin davacının hesabına yatırıldığı, bu itibarla söz konusu pay satışı bedelinin yatırılmasına ilişkin gecikmenin idareden kaynaklandığından söz edilemeyeceği, bu nedenle satış bedelinin geç yatırılması nedeniyle yoksun kalındığı iddia edilen faiz gelirine karşılık talep edilen 2.436,00-TL maddi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 430.466,10-TL'nin dava tarihi olan 15/05/2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurularına konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Taşınmazın tam ve gerçek bedeli dikkate alınarak tüm zararının tazmin edilmesi gerektiği; riskli alan kararına konu taşınmazda riskli yapı mevzuatı ile aynı şekilde üçüncü şahısların da katılabileceği biçimde ikinci defa açık artırma ile satış yapılmasının, mevzuata aykırı olduğu, dava konusu satış işleminin yasal dayanağının bulunmadığı, adli yargıda malikler kurulu kararı hakkında açılan dava dikkate alınmadan karar verildiği, yürütülen süreçte ilgililer hakkında şikayetin işleme konulmamasına dair İçişleri Bakanı kararının Danıştay Birinci Dairesince kaldırılmasına karar verildiği, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "toplantı yapılması gerekmeksizin ve herhangi bir şekil şartına bağlı olmaksızın" ibaresi yönünden Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, satılacak hisselerin anlaşan diğer maliklerce alınmak istenilmemesi durumunda, bu hisselerin davalı idare tarafından rayiç değeri üzerinden bedeli ödenmek kaydıyla alınabileceği, idarenin bunun dışında herhangi bir yetkisinin bulunmadığı; bu nedenle davanın tamamen kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : 6306 sayılı Kanun uyarınca, açık artırma ile satış işlemi iptal edilmesi durumunda, aradaki farkın yeni malikten talep edilebileceği, bu nedenle zarardan idarelerinin sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Tarafların temyiz istemlerinin reddi ile; temyize konu İdare Dava Dairesi kararının davacının arsa payının rayiç değerinin altında satıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 3.405.142,10-TL maddi zararın tazmini istemine ilişkin kısmının onanması; satış bedelinin davacıya geç ödenmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 2.436,00-TL faiz geliri kaybına ilişkin kısmının ise, Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul ili, Bağcılar ilçesi,... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın riskli alan olarak ilan edildiğinden bahisle, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan binaların yıkılması sonrasında yeniden yapılacak binaya ilişkin olarak üçte iki üzerinde paydaş çoğunluğu ile noterde imzalanan düzenleme şeklinde satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini imzalamayan davacının arsa payı, 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 17/01/2023 tarihinde yapılan ihalede davacının arsa payı 1.594.857,90-TL bedel karşılığında ...'e satılmıştır.
Bağcılar Belediye Başkanlığı Kentsel Tasarım Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işlemi ile satış bedelinin 7 gün içinde yazı ekinde belirtilen banka hesabına yatırılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine, 30/01/2023 tarihinde ... tarafından 1.594.857,90-TL'nin yatırılmıştır.
Davacı tarafından 17/03/2023 tarihli dilekçede, (her türlü dava hakkının saklı olduğu bildirilmek kaydıyla) arsa payı bedelinin, dilekçede bildirilen banka hesabına ödenmesi talep edilmiş ve dava dilekçesi ekinde sunulan banka dekontuna göre, davacıya anılan meblağın faiz işletilerek 1.610.839,25-TL olarak 17/03/2023 tarihinde ödeme yapılmıştır.
Bunun üzerine, taşınmazın rayiç değerinin 5.000.000,00-TL olduğu, bu nedenle 3.405.142,10-TL bedel farkı ile davacının satış bedelinin tarafına geç ödenmiş olmasından dolayı oluştuğu ileri sürülen 2.436,00-TL faiz geliri kaybından oluşan zararın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının davacının arsa payının rayiç değerinin altında satıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 3.405.142,10-TL maddi zararın tazmini istemi yönünden;
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinin 1. fıkrasında, davanın taraflarının, müdahillerin ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu; 61. maddesinin 1. fıkrasında, taraflardan birinin, davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceği; 65. maddesinin 1. fıkrasında, bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği, 2. fıkrasında, asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütüleceği ve karara bağlanacağı; 66. maddesinde ise, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'î müdahil olarak davada yer alabileceği hükmü bulunmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmüne; "Bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" başlıklı 275. maddesinde "(1) Bilgisine başvurulan bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin, uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu maddi vakıaların açıklığa kavuşturulması ve tespiti için, uzman kimliği bulunan başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazeretini bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan mahkemeye bildirir. (2) Bilirkişi, incelemesini gerçekleştirebilmek için, bazı hususların önceden soruşturulması ve tespiti ile bazı kayıt ve belgelerin getirtilmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunun sağlanması için, bir hafta içinde kendisini görevlendiren mahkemeye bilgi verir ve talepte bulunur." hükmüne; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinde "(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir." hükmüne; "Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi" başlıklı 282. maddesinde ise, "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmüne yer verilmiştir.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6. maddesinde "...hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır..." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Dairemizin 10/03/2025 tarih ve E:20225/14, K:2025/1506 sayılı kararıyla "hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal satışların bilirkişiler tarafından diğer Mahkeme dosyalarından temin edildiği belirtilmekte ve anılan taşınmazların ayrıntılı bilgileri ve satış tarihlerine yer verildiği görülmekle birlikte; söz konusu taşınmazların satışına dair tapu bilgilerinin teyidinin sağlanması amacıyla dosyaya sunulmadığı; bu bağlamda, herhangi bir tereddüte mahal vermemek amacıyla öncelikle söz konusu satışlara ilişkin bilgi ve belgelerin temin edilerek Bölge İdare Mahkemesince yapılacak değerlendirme sonrasında, gerekirse ek bilirkişi raporu alınarak, buna göre uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulduğu görülmektedir.
Bu durumda; davacının arsa payının rayiç değerinin altında satıldığından bahisle 3.405.142,10-TL maddi zararın tazmini istemine ilişkin kısmı yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunun düzenlendiği dosyada verilen Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının, Dairemizin 10/03/2025 tarih ve E:20225/14, K:2025/1506 sayılı kararıyla bozulduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan; davacının arsa payının, 6306 sayılı Kanun uyarınca, paydaşlar arasında açık artırma sonucunda, paydaşlardan ...'e 1.594.857,90-TL bedel karşılığında satıldığı görülmekte olup; yapılacak yargılama sonucunda en yüksek teklifi vererek davacının arsa payını satın alan ...'in menfaatinin de etkilenebileceğinden, anılan kişiye ihbar yapılması gerektiği de tabiidir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının satış bedelinin davacıya geç ödenmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 2.436,00-TL faiz geliri kaybına ilişkin kısmına gelince;
15/12/2012 tarihli ve 28498 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin "Açık artırma ile satış" başlıklı 15/A maddesinde "...(7) Satışa katılan katılımcıların kimliği kontrol edilerek bir tutanak ile kayıt altına alınır. Katılımcı durumunu gösteren tutanağın tanziminden sonra Komisyon Başkanınca, satışa çıkarılan arsa paylarına ilişkin bilgiler satışa katılanlara bildirilir ve satış işlemi başlatılır. Komisyon Başkanı, rayiç bedelin altında olmamak üzere satışa katılan paydaşlardan, sözlü olarak pey sürmelerini ister. Sürülen peyler arttırma tutanağına yazılarak, karşılığı pey sahibi tarafından imzalanır. Arttırma işlemine devam etmeyecek katılımcıların keyfiyeti, arttırma tutanağına yazması ve imzalaması zorunludur. (8) Komisyon, yedinci fıkrada belirtilen şekilde yapılan satış işlemi sonunda, tespit edilen rayiç bedelden az olmamak üzere, en yüksek bedeli teklif eden katılımcıya satış yapılmasını karara bağlar ve bu katılımcıdan, yedi gün içerisinde satış bedelini banka nezdinde açtırılacak vadeli hesaba yatırması ve aynı süre içerisinde satın aldığı yeni hisse için salt çoğunluk ile alınan karar doğrultusunda yapılan sözleşmeyi ve diğer belgeleri şartsız ve şerhsiz olarak imzalayarak Müdürlüğe sunması istenir. Bu süre içerisinde satış bedeli yatırılmaz ve müteahhitten kaynaklanan sebeplerle sözleşme imzalanamaması hali hariç olmak üzere sözleşme imzalanmaz ise pey süren diğer katılımcılara sırasıyla bildirimde bulunulur ve satış bedelini yatırarak sözleşmeyi imzalayan katılımcıya satış yapılır..." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; davacının arsa payının, 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 17/01/2023 tarihinde yapılan ihalede rayiç bedelin altında 1.594.857,90-TL bedel karşılığında ...'e satıldığı; 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15/A maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarında belirtildiği üzere, Komisyonca en yüksek bedeli teklif eden katılımcıya satışın karara bağlanması üzerine, teklif edilen bedelin ödenmesi amacıyla Bağcılar Belediye Başkanlığı Kentsel Tasarım Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işlemi ile satış bedelinin 7 gün içinde yazı ekinde belirtilen vadeli banka hesabına yatırılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine, 30/01/2023 tarihinde ... tarafından 1.594.857,90-TL'nin yatırıldığı görülmüş olup; dava dilekçesi ekinde sunulan banka dekontuna göre, davacıya anılan meblağın faiz işletilerek toplam 1.610.839,25-TL olarak 17/03/2023 tarihinde ödeme yapıldığı; açık artırma ile yapılan ihale kapsamında Komisyonca alınan kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde teklif edilen tutarın ilgilisince banka hesabına yatırıldığı; ihale tarihi (17/01/2023) ile Komisyonunca karar alınarak anılan tutarın ilgilisince ödenmesi için bildirim yapılması tarihi (23/01/2023) arasında makul bir süre bulunduğu da gözetildiğinde; davacının satış bedelinin kendisine geç ödenmesi nedeniyle 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15/A maddesinin 8. fıkrası uyarınca 2.436,00-TL faiz geliri kaybına uğradığına yönelik iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; satış bedelinin davacıya geç ödenmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 2.436,00-TL faiz geliri kaybı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tazmini istemi yönünden davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine dair İdare Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacının arsa payının rayiç değerinin altında satıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen ...-TL maddi zararın tazmini istemine ilişkin kısmının Üye... ve Üye ...'in ayrı ayrı karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3\. Anılan İdare Dava Dairesi kararının satış bedelinin davacıya geç ödenmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen ...-TL faiz geliri kaybına ilişkin kısmının ise oybirliğiyle YUKARIDA BELİRTİLEN GEREKÇE İLE ONANMASINA,
4\. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 26/05/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, ...Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın riskli alan olarak ilan edildiğinden bahisle, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan binaların yıkılması sonrasında yeniden yapılacak binaya ilişkin olarak üçte iki üzerinde paydaş çoğunluğu ile noterde imzalanan düzenleme şeklinde satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini imzalamayan davacının arsa payının, 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 17/01/2023 tarihinde yapılan ihalede rayiç bedelin altında 1.594.857,90-TL bedel karşılığında ...'e satıldığı; taşınmazın rayiç değerinin 5.000.000,00-TL olduğu, bu nedenle 3.405.142,10-TL bedel farkı ile davacının satış bedelinin tarafına geç ödenmiş olmasından dolayı oluştuğu ileri sürülen 2.436,00-TL faiz geliri kaybından oluşan zararın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; diğer kat maliklerince alınan karara katılmayan davacı tarafın arsa payı değerinin tespiti için yetkili firma tarafından, gayrimenkulun bulunduğu yerin konumu, yakın çevresi, bölge gelişimi, alt yapısı ve ulaşım imkanları, cadde ve sokağa olan cephesi, alan ve konumu, imar durumu gibi değerine etken olabilecek tüm özellikler dikkate alınarak hazırlanan rapor dikkate alınarak davalı idare tarafından oluşturulan bedel tespit komisyonunca, davacıonın arsa payının metrekaresinin idare tarafından tüm bu etkenler ve bölgedeki gayrimenkul fiyatları ve emsal satışlar dikkate alınarak, davacının arsa payının metrekaresinin 43.287,83-TL/m2, davacının arsa payının toplam satış değerinin 1.593.857,90-TL olduğu takdir edildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu aynı mahiyetteki taşınmazın arsa payının satılmasına dair işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında görülen davada yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen ve işbu dava kapsamında taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporunda ise, idarenin değer tespitinde dikkate aldığı etkenler de gözönüne alınarak, taşınmazın metrekaresinin (55.000,00-TL/m2) olarak tespit edildiği, anılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 430.466,10-TL'nin dava tarihi olan 15/05/2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin ise davanın reddine karar verildiği ve bu karara taraflarca yapılan istinaf başvurularının ise, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla reddedildiği görülmüştür.
Bu durumda; 6306 sayılı Kanun kapsamında yıkımı yapılan taşınmazın arsa payının resmi kayıtlardaki nitelik ve özellikleri, mimari özelliği, altyapı ve ulaşım olanakları, konumu, mevkii, civardaki emsallar ve sair özellikler dikkate alınarak hazırlanan ve satışa dayanak oluşturan gayrimenkul değerleme raporunda yeterli tespit ve gerekçelere yer verildiği, ayrıca dava konusu satışın diğer bütün paydaşlara açık olduğu, bu nedenle rekabet ortamının oluştuğu, birim fiyatın belirlenmesi ve ihale sürecinde mevzuata aykırı bir sürecin işletildiğine ve rekabetin engellendiğine yönelik bir iddianın bulunmadığı hususları göz önüne alındığında, davanın reddine karar verilmesi gerekirken; davacının arsa payının düşük bedelle satıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, Dairemiz çoğunluk kararının davacının arsa payının rayiç değerinin altında satıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 3.405.142,10-TL maddi zararın tazmini istemine ilişkin kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
Temyize konu İdare Dava Dairesi kararının davacının arsa payının rayiç değerinin altında satıldığından bahisle 3.405.142,10-TL maddi zararın tazmini istemine ilişkin kısmına taraflarca temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının belirtilen kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından; temyiz istemlerinin anılan kısımlarının reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bu kısmının onanması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.