Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/1204
2025/2861
5 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1204
Karar No : 2025/2861
TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) :
1- ... 4- ...
2- ... Derneği
3- ... 5- ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Çimento Madencilik Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Samsun İli, Kavak İlçesi, ... Mahallesi ve ... Mahallesi sınırlarında, davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... Erişim ve ... Maden İşletme Ruhsat Numaralı II-A Grubu Maden (Kalker) Ocağı ve Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi Kapasite Artırımı" projesiyle ilgili olarak Samsun Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, orman mühendisi, inşaat mühendisi (hidrolog) ve harita mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun, uyuşmazlık konusu karara dayanak teşkil eden proje tanıtım dosyasının (PTD), hazırlanan bilirkişi raporunun, rapora karşı davacılar vekili tarafından yapılan itirazların ve dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu “... Erişim ve ... Maden İşletme Ruhsat Numaralı II-A Grubu Maden (Kalker) Ocağı ve Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi Kapasite Artırımı Projesi” için hazırlanan PTD'nin başvuru tarihi, üretim kapasitesi ve ÇED alanı dikkate alındığında, işlem tarihinde yürürlükte olan 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ÇED Yönetmeliğinin EK-II Seçme Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesinin "Madencilik Projeleri" başlıklı 49. maddesinin (a) bendi "Madenlerin çıkarılması" (Ek-1 listesinde yer almayanlar) ve (d) bendi "Kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler", (Ek-1 listesinde yer almayanlar) kapsamına dâhil olduğu, dava konusu proje sahasının 840 m batısında Karapınar Mahallesi, 1.500 m doğusunda Bekdemir Mahallesi, 1.800 m kuzeyinde Köseli Mahallesi ve 1.800 m batısında Ilıca Mahallesinin bulunduğu, faaliyet sahasının 700 m kuzeydoğusunda Kavçim Entegre Çimento Fabrikası ve Malzeme Ocakları, 100 m kuzeydoğusunda eski kireç ocağı ve güney, doğu ve batısında ormanlık alanlar bulunduğu, ÇED sahasının en yakın konut alanlarına uzaklıklarının ise Karapınar Mahallesine 241 m, Köseli Mahallesine 335 m ve Ilıca Mahallesine 1.380 m olduğu, pasa döküm alanının Kaldırım Deresi'ne mesafesinin ise 50 m olduğu, heyelan envanter haritasına göre dava konusu alan ve çevresinde aktif veya pasif bir heyelan kütlesinin bulunmadığı, ocak işletmesi sırasında proje tanıtım dosyasında (PTD) belirtilen tasarım parametrelerine uyulduğu takdirde herhangi bir kütle hareketinin yaşanmasının beklenilmediği, açık ocak işletmeciliği ile üretim yapılması planlanan dava konusu alanda, yıllık üretim miktarının 1.140.000 ton olarak planlandığı, bunun 384.000 tonluk kısmının ocak içinde kurulacak kırma-eleme-yıkama tesisinde işleneceği, geri kalan 756.000 tonluk kısmının ise tüvenan cevher olarak (ocaktan çıkarıldığı gibi) piyasaya arz edileceği, davaya konu proje kapsamında Olofsson Patlatma Tasarımı yönteminin kullanıldığı, patlatma tasarımında öngörülen (hesaplanan) gecikme başına düşen patlayıcı madde miktarına göre, patlatma kaynaklı hava şoku hafif şiddette etki mesafesinin yaklaşık 100 metreye kadar ulaşabildiği, en yakın konutun bundan etkilenmeyeceği, dava konusu faaliyet kapsamında katı-sıvı ve diğer atıkların toplama-taşıma ve uzaklaştırma işlemlerinin projede belirtilen uygulamaları sonucunda çevresel etkilerinin kabul edilebilir sınırlarda olacağı, oluşacak katı ve sıvı atıkların miktar ve kirlilik konsantrasyonları yönünden ilgili yönetmeliklerin uygulanmasıyla çevresel yönden bir sorun oluşturmayacağı, ocak sahası için yapılan toz modelleme çalışmalarında oluşacak toz miktarının yönetmelik sınır değerlerinin altında kaldığı, toz oluşumunu önlemek amacıyla mevsimsel şarta bağlı kalınmadan her dönemde tozumanın olmaması için sürekli ve düzenli olarak su ile nemlendirme çalışmalarının yapılması ve yolların sürekli nemli olması gibi kontrol tedbirlerinin uygulanması durumunda, oluşan toz emisyonunun azalmasının sağlanarak yerleşim birimleri ve tarımsal alanlarda meydana gelebilecek olumsuz etkilerin kabul edilebilir sınır değerleri içerisinde kalacağı, işletme aşaması için hesaplanan gürültü düzeyinin en yakın hassas yerleşim için (52,44 ABA) olarak hesaplandığı ve sınır değerin (68,00 dBA) altında kaldığı, proje alanında Mera Kanununda belirtilen alanlar, Tarımsal kalkınma alanları, sulanan, sulanması mümkün ve arazi kullanma kabiliyet sınıfları I, II, IlI ve IV olan alanlar, yağışa bağlı tarımda kullanılan I. ve II. sınıf ile, özel mahsul plantasyon alanlarının bulunmadığı, faaliyet kapsamında tarım alanı kullanımı söz konusu olmadığı proje sahasına en yakın tarım arazilerinin proje alanının 200-250 m kuzeyinde yer aldığı, proje sahası içinde ve yakınında (etki alanı içinde) korunan alan vb. statüye sahip alan bulunmadığı, davaya konu proje alanının tamamının orman vasıflı hazine arazisi olduğu ve orman idaresinden izin alındığı, planlanan faaliyet kapsamında ihtiyaç duyulacak orman alanlarının kullanımı ile ilgili olarak ise gerekli izinlerin alınacağının taahhüt edildiği, yüzeysel ve özellikle yeraltı su kaynaklarına fiziki yakınlığı, su temini proje elemanlarının (isale, şebeke hatları, depolar, havuzlar vb.) varlığı ve yöre halkının içme, kullanma ve hayvancılık ihtiyaçlarının karşılanması gerekliliği dikkate alındığında, PTD'de yer alan ve derelere herhangi bir müdahalede bulunulmayacağı ve atık atılmayacağı, faaliyet alanı çevresinde yer alan yerleşim yerleri içme suyu kaynaklarına, alt yapı tesislerine zarar verilmeyeceği ve oluşabilecek zararların faaliyet sahibi tarafından en kısa zamanda giderileceği, ayrıca su kaynaklarının kirlenmesine neden olabilecek her türlü atığın veya kirletici unsurların derelere, su kaynağı havzalarına gelmesinin engelleneceğinin taahhüt edildiği dava konusu projenin su kaynakları açısından olumsuz etkilerinin oluşmaması için kanun, yönetmelik ve genelge esaslı bu taahhütlere harfiyen uyulması gerektiği, ilgili kurum ve kuruluşların inşaat ve işletme aşamasında kontrol, izleme, denetim faaliyetlerini gerçekleştirmesi ile dava konusu proje faaliyetlerinin hidrolik yönden olumsuz etkilerinin kabul edilebilir sınırlarda olacağı ve Samsun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ÇED süreci boyunca izlemiş olduğu yöntemler ve ilgili kurum/kuruluş izinleriyle birlikte yürütülen sürecin yönetmelikler çerçevesinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde yer alan unsurlar yönünden, öngörülen önlemler bakımından çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olan uyuşmazlığa konu projeye ilişkin ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, PTD'de sahada hiçbir faaliyet olmamasına, yatırımın başlanılmamasına rağmen sanki işletme faaliyeteymiş gibi kapasite artırılmasının talep edildiği, proje sahasının arkeolojik açıdan zengin bir bölge olduğu, hiçbir analiz yapılmadan bitkisel toprağın 20 cm gösterildiği, fiilin durumda daha fazla olduğu, söz konusu değerin patlatmadan, ocak faaliyetlerinden, toz emisyonundan kaynaklı projenin çevresel etkilerinin doğru belirlenmesi bakımından önemli olduğu, projeyle ilgili olarak jeolojik/hidrojeolojik çalışmasının yapılmadığı, halbuki bölgenin içme ve sulama amaçlı su kaynaklarının toplanma havzası olduğu, proje kapsamında kullanılacak suyun da su rezervinin olumsuz etkilenmesine yol açacağı, proje alanının 1. derece deprem bölgesi olduğu, ancak depremsellik yönünden yeterince değerlendirme yapılmadığı, projenin yer seçiminin uygun olmadığı, kontrolsüz toz emisyonu ile kontrollü toz emisyonu arasında çok fazla fark olduğu, dolayısıyla bu hesabının gerçeği yansıtmadığı, proje sahasını etrafında çimento fabrikası, taş ocakları, kırma eleme tesislerinin bulunduğu, dolayısıyla toplam toz emisyonu, trafik yükü tüm yönleriyle kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığı, üretilecek kalkerin piyasa satışı sırasında nakliye için kullanılacak yolun yetersiz kalacağı, dolayısıyla uygun bir trafik yönetim planının bulunmadığı, proje kapsamında ormanlık alana yapılacak müdahalenin olumsuz etkisi olarak proje sahasının yakınında bulunana derelerin sel ve taşkın riskinin bulunduğu, patlatma hesaplarının hatalı olduğu, nitekim kullanılacak patlayıcı miktarına göre taş savrulma mesafesinin gerçekçi olmadığı, ayrıca bilirkişi raporunda çoğunlukla PTD'de yer alan bilgilere yer verildiği, ayrıca bir değerlendirmenin yapılmadığı, alternatif alan değerlendirmesinin yüzeysel yapıldığı, projenin 150-200 m mesafedeki yerüstü ve yeraltı su kaynakları ile bölgenin flora ve faunasına etkilerinin ortaya konulabilmesi için hidrojeolog ve biyolog olmadan değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1- Davalı idare tarafından, PTD'de projenin olumsuz etkilerine karşı gerekli taahhütlerin verildiği, taahütlerin yerine getirlip getirilmemesi hususunun her zaman denetlenebileceği, proje alanında doğal sit alanı bulunmadığına ve 2863 sayılı Kültür varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında kalmadığına ilişkin ilgili kurumların görüşlerinin bulunduğu, toz emisyon hesabının mevzuata uygun yapıldığı, PTD'de su kaynaklarının korunmasına yönelik gerekli taahhütlerin verildiği, proje kapsamında kullanılacak suyun geri döngü yaptırılarak tekrar kullanılacağı, iddia edildiği gibi su rezervinin olumsuz etkilenmeyeceği, PTD'de depremsellik hususunun değerlendirildiği, patlatmadan kaynaklı taş savrulma, hava şoku ve titreşimin yasal sınırlar içerisinde kaldığı, yerleşim yerlerine olumsuz bir etkisinin olmayacağı, PTD'de nakliye için güzergah planlamasının yapıldığı, yol için uygun olan maksimum taşıma kapasitesinin de öngörüldüğü, bitkisel toprakla ilgili verilen değerin ortalama bir değer olduğu, davacının iddiasının aksine, PTD'de tüm yönleriyle kümülatif etki değerlendirmesinin yapıldığının anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda PTD'nin yeterli bulunduğu, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, bilirkişi heyetinin uzmanlık alanlarının uyuşmazlığın çözümü için yeterli olduğu, patlatma hesabının hatalı olduğu iddiasının soyut ve yüzeysel olduğu, bilirkişi raporunda depremsellik konusunda olumsuzluk tespit edilmediği, su kaynakları başta olmak üzere, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerine karşı önlemlerin alınmasının taahhüt edildiği, taahhütlere uyulması ile çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerin kabul edilebilir seviyelere çekileceği, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Samsun İli, Kavak İlçesi, ... Mahallesi sınırları dahilinde bulunan ... erişim ve ... maden işletme ruhsat numaralı 22,25 hektarlık alanda "Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi" projesiyle ilgili ilk olarak 21/08/2006 tarihli “ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Sonrasında söz konusu projenin mevcut 100.000 ton/yıl üretim kapasitesinin kalker ocağı yıllık üretim miktarı 1.140.000 ton/yıl ve kırma-eleme-yıkama tesisinin yıllık malzeme işleme kapasitesinin 384.000 ton/yıl olacak şekilde kapasite artışının planlanması üzerine, hazırlanan PTD davalı idareye sunulmuş, ilgili kurumlardan alınan görüşler çerçevesinde, (dava konusu) ... tarih ve ... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin dayanağı olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 17. maddesinde ise; "Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda alıntısına yer verilen Yönetmeliğin EK-IV bölümünde Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1- Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2- Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek-5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen ÇED Gerekli Değildir kararlarının iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek IV'te yer alan seçme eleme kriterleri yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, davacıların; toz emisyon hesabının hatalı olduğu, bitkisel toprak kalınlığının fiili durumu yansıtmadığı ve bitkisel toprak kalınlığı olarak esas alınan değerin uygun olmadığı, nakliye için güzergah planlanmasının ve yol için taşıma kapasitesinin uygun olmadığı, dolayısıyla trafik yönetim planının yapılmadığı, alternatif alan araştırmasının yapılmadığı ve proje etki alanında bulunan diğer projelerle birlikte toz emisyonu, gürültü, trafik yükü gibi tüm yönleriyle kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığı yönündeki iddialarına karşılık, çevre mühendisi tarafından, alanını ilgilendiren konu başlıklarında PTD'de yer alan taahhütlere yer vermek suretiyle genel bir değerlendirme yapıldığı, davacıların her bir iddiası bakımından ayrı ayrı, ayrıntılı ve somut bir değerlendirmenin yapılmadığı, davacıların, proje alanının ormanlık alan olması nedeniyle olumsuz etkisinin bulunacağına yönelik iddiasına karşılık, orman mühendisi tarafından kesilecek ağaç olup olmayacağı veya ormanlık alan üzerinde projenin etkileri bakımından ayrıntılı ve somut bir değerlendirmenin yapılmadığı, davacıların proje alanında deprem riskinin bulunduğu, projenin depremsellik boyutunun PTD'de yeterince ele alınmadığı yönündeki iddiasına karşılık, jeoloji mühendisi tarafından, proje alanı ve çevresinde aktif veya pasif heyelan kütlesinin bulunmadığı gerekçesiyle yalnızca heyelan yönünden değerlendirme yapıldığı, PTD'de depremsellik konusunun yeterince incelenip incelenmediği yönünden değerlendirme yapılmadığı, davacıların proje alanının yakınında yerüstü ve yeraltı olmak üzere içme ve kullanma suyu kaynaklarının bulunduğu, projenin yapılmasından su kaynaklarının olumsuz etkileneceği ve proje kapsamında kullanılması gereken su miktarının su rezervlerini azaltacağı, orman varlığının kaldırılması ile erozyonun meydana geleceği ve alt kotlarda yer alan mahalleler için derelerin taşma riskinin bulunduğu yönündeki iddialarına karşılık olarak, inşaat mühendisi (hidrolog) tarafından çoğunlukla PTD'de yer alan taahhütlere yer verilmek suretiyle değerlendirme yapıldığı, (erozyon ve patlatma konularında orman mühendisi ve maden mühendisinin değerlendirmelerinin de olumlu olduğu gözetilerek) bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmelerin su kaynaklarına yönelik itirazları tam olarak açıklığa kavuşturmadığı, davacıların kullanılan patlayıcı madde miktarına göre hesaplanan taş savrulma mesafesinin uygun olmadığı, fiili durumda taş savrulmasından kaynaklı olumsuzlar yaşandığı yönündeki iddialarına karşılık olarak, maden mühendisi tarafından, hava şoku ve titreşim hızı bakımından değerlendirme yapıldığı, ayrıca maden mühendisi tarafından genel şev açısını düşürebilmek için öneride bulunulduğu görüldüğünden, PTD'de öngörülen açık ocak şev tasarımının uygun olup olmadığının şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, davacılar tarafından proje alanının çevresinde arkeolojik alanlar olduğu ve projenin yapılmasından olumsuz etkileneceği yönündeki iddiası ile temyiz dilekçesinde alanın flora ve faunasının olumsuz etkileneceği yönündeki iddiasının bulunduğu dikkate alındığında, söz konusu hususların da arkeolog ve biyolog bilirkişiler tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; dava dilekçesindeki iddialar ile temyiz dilekçesindeki iddiaların, yukarıda yer verilen hususlar ile varsa PTD'de eksik görülen konuların/verilerin/taahhütlerin PTD'nin tamamını kusurlandırıp kusurlandırmayacağı hususunun, tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla aralarında başta çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji/hidrojeoloji mühendisi, orman mühendisi, arkeolog ve biyolog olmak üzere, gerekirse başka dallarda da uzmanlar seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle, düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2\. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Başkan ... ile Üye ...'in karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 05/05/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının aynen onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.