Danıştay danistay 2024/1176 E. 2025/4159 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/1176
2025/4159
1 Temmuz 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/1176
Karar No : 2025/4159
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kaymakamlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Mahallesi ... Sok. No:... .../... adresinde bulunan "..." adlı iş yerinin 3 (üç) ay süre ile kapatılmasına ilişkin Akdeniz Kaymakamlığı Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu’nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; her ne kadar davalı idarece yapılan tespitte davacıya ait masaj salonunun fuhuş amaçlı kullanıldığı ileri sürülmüş ise de, bu iddiaların masaj salonunda çalışanlar ve masaj salonunun mesul müdürü tarafından kabul edilmediği, davalı idarece, H.D.isimli şahsın ifadesinden başka gerçekleştirildiği ileri sürülen fuhuş eylemini kanıtlar nitelikte herhangi bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulamadığı dikkate alındığında, söz konusu işyerinin fuhuş amaçlı kullanıldığı her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı somut delillerle ortaya konulamadığından, işyerinin 90 (doksan) gün süreyle kapatılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; davacı tarafından işletilen iş yerinde, fuhuş sebebiyle bulaşan zührevi hastalıkların yayılmasını ve bu yüzden kamu düzeninin bozulmasını engellemek amacıyla yürürlüğe konulan ve yukarıda belirtilen Tüzüğe aykırı olarak faaliyet gösterilerek ücret karşılığında fuhuş yapıldığının Ahlak Büro Amirliği ekiplerince tespit edildiği, alınan ifadelerde, iş yeri işleteni ve çalışanlarının her ne kadar cinsel ilişkiye girilmediğine dair beyanları yer alsa da müşteri olarak gelen H.D. isimli kişinin aleyhe olan beyanında iş yerinde para karşılığı fuhuş yapıldığının ayrıntılı bir şekilde belirtildiği ve ilişkiye girdiğini beyan ettiği iş yeri çalışanını canlı olarak teşhis ettiği göz önünde bulundurulduğunda, Tüzük hükümleri uyarınca söz konusu iş yerinin 3 ay süre ile kapatılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup aksi yöndeki Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçeler ile davalı idarenin istinaf başvurusu kabul edilerek, istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin tesisine sebep olan olayda ifadesi alınan H.D. İsimli şahsın Ceza kovuşturması sırasında ifadesini düzelterek olayın yaşanmadığı yönünde beyanda bulunduğu, olayda adı geçen H.B. isimli kişiyi de tanımadığını beyan ettiği, dolayısıyla fuhuşa aracılık veya yer temin edildiğine ilişkin somut bir tespitin bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 12. maddesinde; herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu; temel hak ve hürriyetlerin, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiği belirtilmekte; 13.maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği; bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı düzenlemesine yer verilmektedir.
T.C Anayasası'nın 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." düzenlemesi bulunmaktadır.
T.C Anayasası'nın "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir." düzenlemesini havi 90. maddesi kapsamında kanun hükmünde olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin mülkiyet hakkını garanti altına alan 1 No’lu Ek Protokolü'nün 1. maddesi "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka harçların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." şeklindedir.
Umumi Hıfzısıhha Kanunu 128. maddesinde; "Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletleri müştereken bir yönetmelik neşrederek umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler ve bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların ve bilhassa zührevi hastalıkların sirayetine mani olacak tedbirleri tesbit ve yine müştereken tatbik ederler.Umumi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahaller bu yönetmelikte tarif ve tahdit olunacaktır." düzenlemesine yer verilmiş, bu kanuna dayanılarak çıkarılan Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğünün 95. maddesinde; ''İzin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı iddia veya ihbar edilen veyahut her ne şekilde olursa olsun muttali olunan evler hakkında ahlak zabıtası memurları tarafından önce gizli inceleme yapılır. Bu gibi evlerde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edildiği takdirde, düzenlenecek tutanaklar gizli inceleme raporları ile birlikte en büyük polis amiri tarafından komisyona sunulur. Bu yerler hakkında komisyonca 104. maddeye göre işlem yapılır." hükmüne, 96. maddesinde; "Otel, motel, pansiyon, misafirhane, hamam, plaj, bar, pavyon, çalgılı kahve, diskotek, içkili gazino, gece klübü, taverna ve benzeri isimler altında işletme ruhsatı alınan yerlerde, gerçek amaç ve anlamda uzak olarak genel kadınlara sanat icra etmek olanağının verildiği veya bu gibi yerlerin bir genelev özellik ve mahiyetinde kullanıldığı, 95. maddeye göre tespit olunursa, bu tesisler ruhsatsız açılmış birleşme yerleri sayılarak sahipleri veya işletenler hakkında komisyonca 104. madde uyarınca işlem yapılır,'' hükmüne, 104. maddesinde; ''Usulü dairesinde izin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edilen 95 ve 96. maddelerde yazılı mahaller komisyon kararıyle 3 ayı geçmemek üzere kapatılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 20/01/2023 tarihinde söz konusu işyerinde fuhuş yapıldığı yönündeki ihbar üzerine yapılan asayiş denetiminde Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekiplerince, davaya konu "..." unvanlı iş yerinde fuhuş yapıldığı tespit edildiğinden bahisle 3 (üç) ay süreyle kapatılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Akdeniz Kaymakamlığı Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
T.C. Anayasanın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği, 38. maddesinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceği düzenlenmişken, dayanak Umumi Hıfzısıhha Kanunun 128. maddesinde; "...fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların ve bilhassa zührevi hastalıkların sirayetine mani olacak tedbirleri tesbit ve yine müştereken tatbik ederler. Umumi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahaller bu yönetmelikte tarif ve tahdit olunacaktır." düzenlemesiyle fuhuş olayları nedeniyle açıkca herhangi bir cezai müeyyidenin belirlenmediği, hatta tespit ve önlenmesinin tamamen idarece çıkarılacak düzenlemelere bırakıldığı görülmektedir.
Bu kapsamda, Umumi Hıfzısıhha Kanununa dayanılarak düzenlenen Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü uyarınca tesis edilen işlemin yukarıda belirtilen Anayasa hükümlerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim; Anayasa Mahkemesinin 12/12/2024 tarih başvuru no: 2019/20273 21/05/2025 tarih ve 32906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan işyerinin Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü hükümleri uyarınca otuz gün süreyle kapatılması işlemine karşı yapılan bireysel başvuru üzerine verilen kararda da; Tüzük'ün dayanağını teşkil eden 1593 sayılı Kanun'un ''Umumi kadınlar hakkında ahkam'' kenar başlıklı 128. maddesinde; çıkarılacak tüzükle umumi kadınlar ile evlerin tabi olacakları hükümler ve bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların, bilhassa da zührevi hastalıkların sirayetine mâni olacak tedbirlerin tespit ve yine müştereken tatbik edileceği, umumi kadınlarla umumi evlerin ve bunlara benzer mahallerin bu Tüzük'le tarif ve tahdit olunacağı ifade edildiği, ancak anılan Kanun'da umumi kadınlar ve evlerin hangi hükümlere tabi olacakları, fuhuş nedeniyle meydana gelen hastalıkların yayılmasına ilişkin tedbirlerin neler olduğu, umumi kadınlarla umumi evler ile bunlara benzer mahallerin kapsamı ve nasıl tahdit olunacağının belirsiz bırakıldığı, anılan kanun hükmünde yer verilen ve ilgili tüm hususların düzenleneceği ifade edilen Tüzük'e ilişkin olarak herhangi çerçeve çizilmediği; ikincil düzenlemeler yoluyla idareye sınırı belirli olmayan şekilde tanımlama, düzenleme yapma ve sınırlandırma yetkisi tanındığı, idarenin de kapsamı 1593 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen ve Tüzük'te yer verilen hükümlere göre başvurucuya ait işyerini otuz gün süreyle faaliyetten men ettiği, mülkiyet hakkının sınırlanmasına yol açan bu düzenlemeye ilişkin olarak 1593 sayılı Kanun'da genel bir çerçevenin çizilmemiş olması ve bu hususların Tüzük'e bırakılması yürütmeye sınırsız, belirsiz, geniş bir düzenleme yetkisinin tanınmasına neden olduğu; ayrıca bu durum yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiyle de bağdaşmadığı, dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin dayanağını oluşturan 1593 sayılı Kanun'un 128. maddesinin kanunda bulunması gerekli belirlilik ve öngörülebilirlik ölçütlerini sağlamadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Bu durumda; Anayasa mahkemesinin kararı da dikkate alındığında Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü hükümleri uyarınca 3 (üç) ay süreyle verilen kapatma işleminde hukuka uyarlık, temyize konu kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın kabulü ve dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin kabulüne, istinafa konu kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Temyiz isteminin kabulüne,
2\. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 01/07/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.