Danıştay danistay 2024/1151 E. 2025/3488 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/1151
2025/3488
29 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/1151
Karar No : 2025/3488
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Yönetimi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
3- Diyarbakır Valiliği (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. Murat Altay
DAVANIN KONUSU : 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik uyarınca yapılan davacının ... tarih ve ...sayılı hak sahipliği başvurusunun reddine dair Diyarbakır Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyonu kararı ile bu kararın dayanağı olduğu ileri sürülen 28/08/2068 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya eşine ait" ibaresinin ve aynı maddenin 2. fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Diyarbakır İli, Kayapınar İlçesi, ... Mahallesi, ... ada,... parselde ve ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde yer alan konutun ... tarihli ... merkezli depremin ardından ağır hasarlı olarak tespit edildiğini, söz konusu konutun satın alınabilmesi için kendisi tarafından kredi kullanıldığı için tapu kaydının kendi adına yapıldığını ancak aslında ailesi için alınan ve ailesinin ikamet ettiği bir konut olduğunu, kendisinin deprem tarihinden sonra 23/04/2023 tarihinde evlendiğini, anılan konut nedeniyle yaptığı ... tarih ve ... sayılı hak sahipliği başvurusunun eşi adına kayıtlı hasarsız konut bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, sırf eşinin konut sahibi olmasının hak sahipliğine engel olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, hak sahipliğinin deprem tarihinde mevcut durum dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, evlilik tarihinin de hak sahipliği değerlendirilirken dikkate alınması gerektiğini ileri sürmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
1-Çevre, şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, dava konusu işlemin tesisinde idarelerinin hiç bir dahlinin olmadığı, işlemin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ve Diyarbakır Valiliği tarafından tesis edildiği, idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılması gerektiği, meydana gelen afetlerden sonra Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında idarelerinin, hasar tespit, altyapı ve enkaz kaldırma hizmetleri ile yangın destek ve defin destek hizmetleri için Ulusal Düzey Ana Çözüm Ortağı olarak görevlendirilmiş olduğu, bu amaçla hazırlanan Türkiye Afet Müdahale Planına göre Yerel Düzey Hasar Tespit ve Enkaz Kaldırma Çalışma Grubu Ana Çözüm Ortağı olarak görevlendirilen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlükleri vasıtasıyla yürütülen hasar tespit ve enkaz kaldırma çalışmalarının AFAD adına koordine edildiği, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ile 7663 sayılı Hasar Tespit Genelgesinde ise hasar tespit çalışmalarının afet sonrasında gerçekleştirilecek olan acil yardım, hak sahipliği, kira yardımı ve yer seçimine esas teşkil eden hazırlık mahiyetinde bir işlem olduğunun belirtildiği, bu kapsamda 06/02/2023 tarihinde meydana gelen deprem neticesinde, Yapı İşleri Genel Müdürlüğü Koordinesinde, Diyarbakır İlinde hasar tespit çalışmalarının Diyarbakır Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından yapıldığı ve hasar tespit sürecinin tamamlandığı, kesinleşmiş resmi hasar tespit sonuçlarının ilgili AFAD İl Müdürlüğüne teslim edildiği ve resmi sonuçlara ilgili Valiliğinden ulaşılabildiği, hasar tespit çalışmaları sonrası yürütülen yıkım ve enkaz kaldırma çalışmalarının da 7269 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca ilgili Valilikler tarafından yapıldığı, hak sahipliği tespitinin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının uhdesinde olması nedeniyle idarelerince tesis edilmiş herhangi bir işlem bulunmadığı savunulmaktadır.
2-Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından, Usule ilişkin olarak idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılması gerektiği ileri sürülmektedir.
Esasa ilişkin olarak, "Hak sahibi"nin; Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkında Yönetmelik'in 3'üncü maddesinde tarif edilen şekliyle, afetzedelerin, yıkılan veya ağır hasar gören binalar ile olan mülkiyet ilişkilerini ve yeniden yapılacak binalardan veya verilecek inşaat kredisinden yararlanabilme durumlarını ifade etttiği, dolayısı ile hak sahibi olmanın şartlarının; Kanun uyarınca "afetzede" sayılmak, hasarlı gayrimenkul ile olan mülkiyet ilişkisini ispatlamak, talep ve taahhütname vermek ve Komisyonlarca belirlenen hak sahipleri listesinde yer almak olduğu, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun, tabii afetlere bağlı olarak "âfetzede" olup, kanuni sürede talep ve taahhütname verip müracaatta bulunarak hak sahibi olanlardan gerekli borçlandırma işlemlerini yapanlara yardımda bulunulmasını öngördüğü, 21/11/2023 tarihli ve 758731 sayılı "7269 sayılı Kanunun Geçici 27 nci Maddesi Uygulama Genelgesi" ile 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun Geçici 27. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların düzenlendiği, davacının hak sahipliği başvurusunun aynı ilçede eşine ait ... ada, ... parsel ... numaralı hasarsız konut bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle reddedildiği, 7269 sayılı Kanun ile bu Kanun uyarınca çıkarılan Yönetmeliklerin amacının, tabii afet sebebiyle konutları veya işyerleri hasara uğrayan ilgililerin afetten doğan zarar ve mağduriyetlerinin bire bir karşılanması olmayıp afete maruz kalan kimselerin barınma (konut) ve işyeri ihtiyaçlarının, normal yaşantılarını sağlayacak şekilde karşılanmasını temin etmek yönünde "sosyal hukuk devleti" ilkesi gereğince ilgililere yardımda bulunulması olduğu savunulmaktadır.
3-Diyarbakır Valiliği tarafından, hasar tespit işlemleri dikkate alınarak afetzedelerin barınma ihtiyacı karşılanmak üzere konut teslimi yapıldığı, ilgili yerleşim biriminde hasarsız konutu bulunanlara barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla birden fazla konut yapımı gerçekleştirilemeyeceği, bu nedenle iptali istenilen düzenlemenin dayanağı 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun amacına uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava Afet Sebebiyle Hak Sahibi olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik uyarınca yapılan hak sahipliği başvurusunun reddine dair Kahramanmaraş Mahalli Hak Sahipliği Komisyonu kararı ile bu kararın dayanağı 28/08/1968 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılmışır.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 29. Maddesinde – (Değişik: 31/8/1999-KHK-574/2 Md.)
"Yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarla imar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılır veya kredi verilir.
Aynı bina içinde hak sahibi ebeveyn ile birlikte oturan evli kişilerin durumu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca bu konuda hazırlanacak yönetmelik gereğince takdir ve tespit edilir.
Kendilerine ait olmayan arsa veya arazi üzerine inşaat ruhsatı almaksızın bina inşa eden yapı sahipleri ile yer kayması, su baskını, kaya düşmesi ve benzeri sebeplerle imar planında yapı yapılması sakıncalı olarak belirlenen yerlerde ruhsatsız olarak yapılan yapıların sahipleri haksahibi olarak kabul edilmez.
Kendisine veya eşine ait o yerde aynı cins müstakil hasarsız başka bir binası veya dairesi olan ailelere bina ve inşaat kredisi verilemez.
Yıkık olduğu veya ağır, orta ve az derecede hasar gördüğü belirlenen binalardan mülkiyeti tüzel kişilere ait olanlara yardım yapılmaz.
Afete uğramasıyla ekonomik ve sosyal hayatı kesintiye uğratan dükkan ve fırın gibi binalar için de sahiplerine, borçlandırma hükümleri dairesinde, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca belirlenecek esaslara göre inşaat kredisi verilebilir. O yerde kendisine veya eşine ait müstakil hasarsız başka bir işyeri bulunanlar, bu yardımdan faydalanamazlar.
(Değişik son fıkra: 29/5/2003-4864/3 md.) Hasarlı bina veya işyeri sigortalı ise yapılacak yardımdan sigorta tutarı indirilmez."hükmü yer almaktadır.
(Ek fıkra: 9/5/2012-6305/16 md.) Zorunlu deprem sigortası kapsamındaki binalar için, bu Kanundan ve ilgili diğer mevzuattan doğan Devletin konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülükleri, zorunlu deprem sigortası yaptırılmamış olmasının tespit edilmesiyle birlikte ortadan kalkar.
Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin Başka konutu olanların durumu başlıklı 9. Maddesinde " Yukarıdaki maddelere göre, afetten doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zarar gördükleri tespit edilen veya zarar görmeleri muhtemel bulunan kimselerden, kendisine veya eşine ait o yerde müstakil başka konutu veya dairesi bulunanlar hak sahibi sayılmazlar ve bu gibilere yeniden konut yapılmaz ve konut kredisi verilmez.
Bu tespitin yapılmasında, talep ve taahhütnamelerin incelenme tarihi esas alınır.
Birden fazla konutu zarar görenler veya görmesi muhtemel olanlar, sadece bir konut için hak sahibi olabilirler."kuralı yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden talep ve taahütnamelerin inceleme tarihi itibariyle davacının eşinin adına hasarsız konutu bulunduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde ve dayanağı Yönetmelik maddesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 29/05/2025 tarihinde, davacı vekil...'in, davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili Hukuk Müşaviri ...'ün, davalı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı vekilleri Av. ..., Av. ...'nın geldiği, davalı Diyarbakır Valiliği vekili Av. ...'ın gelmediği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik uyarınca yapılan davacının ... tarih ve ...sayılı hak sahipliği başvurusunun reddine dair Diyarbakır Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyonu kararı ile bu kararın dayanağı olduğu ileri sürülen 28/08/2068 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya eşine ait" ibaresinin ve aynı maddenin 2. fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmüne yer verilmiştir.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 1.maddesinde, "Deprem (Yer sarsıntısı), yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ,tasman ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirlerle yapılacak yardımlar hakkında bu kanun hükümleri uygulanır..." hükmüne, Geçici 27. maddesinde, "6/2/2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde bu Kanundan faydalanmak suretiyle inşaat kredisi verilmesini ya da bina yaptırılmasını isteyenlerin hak sahipliği başvurusunun yapılacağına dair duyuru, mahallinde mülki idare amirliğince ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı resmî internet sitesinde ilan edilir. Duyuruda, ilan tarihinden itibaren iki ay içinde mahallinde mülki idare amirliklerine veya Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca belirlenen başvuru merkezlerine yazılı olarak ya da e-Devlet Kapısı üzerinden başvuru yapılabileceği belirtilir. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı gerektiğinde başvurular için en fazla bir ay ek süre verebilir. Başvuru sonuçları, mahallinde mülki idare amirliğince, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı resmî internet sitesinde ve e-Devlet Kapısı üzerinden ilan edilir. Bu fıkra uyarınca yapılacak ilanlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Hak sahibi kabul edilmeyenler, onbeş gün içinde mahallinde mülki idare amirliklerine veya Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından belirlenen başvuru merkezlerine yazılı olarak ya da e-Devlet Kapısı üzerinden itiraz edebilirler..." hükmüne, 29.maddesinde, "Yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarla imar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılır veya kredi verilir. Aynı bina içinde hak sahibi ebeveyn ile birlikte oturan evli kişilerin durumu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca bu konuda hazırlanacak yönetmelik gereğince takdir ve tespit edilir. (...) Kendisine veya eşine ait o yerde aynı cins müstakil hasarsız başka bir binası veya dairesi olan ailelere bina ve inşaat kredisi verilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 29.maddesine dayanılarak hazırlanan 28/08/1968 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 2.maddesinde, "Afet sebebiyle, kendilerine bina yapılacak veya inşaat kredisi verilecek malik ve hissedarlarla, ebeveyni ile birlikte oturan evli kişilerin hak sahipliği yönünden tayin ve tespitleri bu Yönetmelik esaslarına göre yapılır." hükmüne, 3.maddesinde, "Bu Yönetmelikte yer alan “Hak sahibi” deyimi, afetzedelerin, yıkılan veya ağır hasar gören binalarla olan mülkiyet ilişkilerini ve yeniden yapılacak binalardan veya verilecek inşaat kredisinden yararlanabilme durumlarını ifade eder." hükmüne, 4.maddesinde,"a) Afet sebebiyle, kendilerine ait bulunan konutları yıkılan, yanan veya oturulamayacak derecede ağır hasar gören afetzede aileler (...) hak sahibi sayılırlar ve bu ailelere yeniden konut yapılır veya konut kredisi verilir." hükmüne, 9.maddesinde, "Yukarıdaki maddelere göre, afetten doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zarar gördükleri tespit edilen veya zarar görmeleri muhtemel bulunan kimselerden, kendisine veya eşine ait o yerde müstakil başka konutu veya dairesi bulunanlar hak sahibi sayılmazlar ve bu gibilere yeniden konut yapılmaz ve konut kredisi verilmez. Bu tespitin yapılmasında, talep ve taahhütnamelerin incelenme tarihi esas alınır. Birden fazla konutu zarar görenler veya görmesi muhtemel olanlar, sadece bir konut için hak sahibi olabilirler." hükmüne, 21. maddesinde, "Komisyon, talep ve taahhütnameleri en kısa zamanda inceleyip değerlendirerek hak sahipleri listesini düzenler. İnceleme sırasında, hasar tespit, jeolog ve DSİ raporlarından da yararlanılır. Hak sahipleri listesinde afetzedelerin adı, soyadı, doğum tarihi ve baba adları belirtilir..." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, Diyarbakır İli, Kayapınar İlçesi, ... Mahallesi, ...Sokak, No:...(... Apartmanı Kat:..., No:...) adresinde yer alan ... askı koduyla ağır hasarlı olarak tespit edilen yapıya yönelik olarak ... tarih ve ... sayılı "talep ve bilgilendirme formu" ile konut hak sahipliği başvurusunda bulunulduğu, başvurunun Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyon kararı ile reddedildiği, davacı tarafından anılan karara itiraz edildiği, itirazın dava konusu ... tarih ve ... sayılı İtiraz Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyonu kararı ile davacının hak sahipliği başvurusunun aynı ilçede eşine ait hasarsız konut bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine anılan kararın ve kararın dayanağı olduğu ileri sürülen 28/08/2068 tarih ve 12988 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya eşine ait" ibaresinin ve aynı maddenin 2. fıkrasının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 123. maddesinde; "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir" hükmüne, 124. maddesinde ise; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." kuralına yer verilmiştir.
Anayasa'nın anılan hükmü ve normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca, alt hukuk normlarının üst hukuk normuna aykırı hükümler içermemesi gerekmektedir.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ kılavuz gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği, yeni bir yöntem ve usul getiremeyeceği, dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümler dışında yeni bir düzenleme içeremeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin "Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanması zorunludur. Bu bağlamda kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması, ayrıca normlar hiyerarşisinde yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olması bir diğer zorunluluktur.
Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya eşine ait" ibaresi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 29. maddesinde, yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılacağı veya kredi verileceği, kendisine veya eşine ait o yerde aynı cins müstakil hasarsız başka bir binası veya dairesi olan ailelere bina ve inşaat kredisi verilemeyeceği hükme bağlanmış, dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında ise dayanağı Kanun hükmüne paralel olarak, afetten doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zarar gördükleri tespit edilen veya zarar görmeleri muhtemel bulunan kimselerden, kendisine veya eşine ait o yerde müstakil başka konutu veya dairesi bulunanların hak sahibi sayılmayacakları ve bu gibilere yeniden konut yapılamayacağı ve konut kredisi verilmeyeceği kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun ve Yönetmelik hükümleriyle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde belirtilen "millî dayanışma" ve "sosyal devlet" ilkeleri uyarınca, deprem gibi afetlere maruz kalan vatandaşların en temel ihtiyacı olan barınma ihtiyaçlarının en kısa sürede karşılanmasının ve böylece afet sebebiyle konutları oturulamayacak derecede hasar gören veya yıkılan kişilerin, bir an önce normal hayat düzenine kavuşturulmasının amaçlandığı, anılan hükümlerde öngörülen yardımın afetzedelerin tüm zararlarının karşılanmasını içermediği sonucuna varılmaktadır.
Kanun ve Yönetmelikte, afetzedelerden kendisine veya eşine ait o yerde aynı cins müstakil hasarsız başka bir binası veya dairesi olanlara bina ve inşaat kredisi verilmeyeceğinin hükme bağlanmış olması da, afet yardımlarının yukarıda belirtilen niteliğine uygun olarak ikamet edilen yerde sağlam başka bir konutu olanlara afet yardımı yapılmayacağını öngörmektedir.
Bu itibarla, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun yukarıda yer verilen amaç ve ilkelerine uygun olarak ve Kanun hükmünün uygulanması amacıyla yapılan dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrası yönünden;
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 29. maddesinde, yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarda oturan ailelere konut yaptırılmasının veya kredi verilmesinin hak sahibi olmak şartına bağlanmış, anılan Kanunun yukarıda belirtilen amacına uygun olarak, kendisine veya eşine ait o yerde aynı cins müstakil hasarsız başka bir binası veya dairesi olan ailelere bina ve inşaat kredisi verilemeyeceği kurala bağlanmış, Geçici 27.maddesinde, Kanundan faydalanmak suretiyle inşaat kredisi verilmesini ya da bina yaptırılmasını isteyenlerce yapılması gereken hak sahipliği başvurusuna ilişkin usul düzenlenmiş ancak hak sahipliği bu koşullarının mevcut olup olmadığının hangi tarih itibarıyla aranması gerektiğine dair bir belirlemeye yer verilmemiştir.
Anılan Kanun hükmüne dayanılarak hazırlanan dava konusu Yönetmeliğin 3.maddesinde “Hak sahibi” deyiminin, afetzedelerin, yıkılan veya ağır hasar gören binalarla olan mülkiyet ilişkilerini ve yeniden yapılacak binalardan veya verilecek inşaat kredisinden yararlanabilme durumlarını ifade ettiği düzenlenmiş, 4. maddesinde, afet sebebiyle, kendilerine ait bulunan konutları yıkılan, yanan veya oturulamayacak derecede ağır hasar gören afetzede ailelerin hak sahibi sayılacağı düzenlenmiş, 9. maddesinin 1. fıkrasında afetten doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zarar gördükleri tespit edilen veya zarar görmeleri muhtemel bulunan kimselerden, kendisine veya eşine ait o yerde müstakil başka konutu veya dairesi bulunanların hak sahibi sayılmayacakları düzenlendikten sonra, aynı maddenin iptali istenilen 2. fıkrasında bu tespitin yapılmasında, talep ve taahhütnamelerin incelenme tarihinin esas alınacağı düzenlenmiştir.
Diğer taraftan Yönetmeliğin 21. maddesinde ise, hak sahipliğine ilişkin talep ve taahhütnamelerin, inceleme komisyonu tarafından en kısa zamanda incelenip değerlendirerek hak sahipleri listesinin düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Yukarıda belirtildiği üzere, normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ kılavuz gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği, yeni bir yöntem ve usul getiremeyeceği, dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümler dışında yeni bir düzenleme içeremeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan Kanunun 29. maddesinde oturulamayacak derecede afete maruz kalmış bulunan binaların sahibi olan kişilere konut ya da kredi yardımı yapılacağının öngörüldüğü, dava konusu Yönetmelikte de deprem nedeniyle kendilerine ait bulunan konutları yıkılan, yanan veya oturulamayacak derecede ağır hasar gören afetzede ailelerin hak sahibi sayılacağının öngörülmüş olduğu, Kanunda hak sahibi sayılmanın koşullarının hangi tarih itibarıyla aranacağına dair bir belirlemenin yapılmadığı, meydana gelen afetin şiddeti, etki alanı, etkilediği kişi ve bina sayısı vb.hususlara göre inceleme tarihinin değişebileceği ve doğası itibarıyla belirsizlik içeren bu durumun barınma ihtiyacının karşılanmasının gecikmesine, ertelenmesine neden olabileceği, afetten etkilenenlerin başvurularının aynı tarihte değerlendirilmesi mümkün olmadığına göre uygulamada kişiler arasında eşitsizliğe de yol açabileceği, ayrıca Kanunda öngörülmeyen bir kısıtlamanın Yönetmelik ile düzenlenemeyeceği hususları göz önünde bulundurulduğunda dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davacının hak sahipliği başvurusunun reddine dair Diyarbakır Mahalli Hak Sahipliği Komisyon kararına gelince;
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafından, Diyarbakır İli, Kayapınar İlçesi, ... Mahallesi,...Sokak, No:...(... Apartmanı Kat:..., No:...) adresinde yer alan ... askı koduyla ağır hasarlı olarak tespit edilen yapıya yönelik olarak ... tarih ve ... sayılı "talep ve bilgilendirme formu" ile konut hak sahipliği başvurusunun aynı ilçede eşine ait hasarsız konut bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle reddedildiği, başvuruya konu hasarlı konutun davacı tarafından 16/11/2021 tarihinde satın alınmış olduğu, depremde hasar gören bahse konu konut dışında davacı adına kayıtlı başka bir konutun bulunmadığı, davacının deprem tarihinden yaklaşık 3 ay sonra 23/04/2023 tarihinde evlendiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, afet nedeniyle yıkılmış veya oturulamayacak derecede hasar gören konutu bulunan afetzedenin, kendisine veye eşine ait o yerde müstakil hasarsız başka bir konutunun bulunmaması koşulunun afet tarihi itibarıyla aranması gerekeceğinden, olayda, davacının hak sahibi olarak kabul edilmemesine neden olan eşine ait hasarsız konutun deprem tarihi itibarıyla mevcut olmadığı, davacının deprem tarihi olan 06/02/2023 tarihinden sonra 23/04/2023 tarihinde evlendiği görüldüğünden, aynı ilçede eşine ait hasarsız konut bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davacının hak sahipliği başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya eşine ait" ibaresi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasının İPTALİNE,
3- Davacının ... tarih ve ...sayılı hak sahipliği başvurusunun reddine dair Diyarbakır Mahalli Hak Sahipliği Komisyon Kararının İPTALİNE,
3\. Dava kısmen ret, kısmen iptal ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin haklılık oranı dikkate alınarak ...-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, ...-TL'sinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, ...-TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5\. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 29/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.